Hüseyin Günaydın ve bana dava açma nezaketini gösterdi. Nezaket çünkü ben “bana dava açın” diye özellikle istemiştim. Torbalı patenti CHP’li, Belediyeler kazandıkları yerel yönetimleri baba malı ve hükümranlık sahalarında padişah olarak görüyor olmalılar diye düşünmeden edemiyorum. Öyle olmasa belediye işçisini, makinasını, araçını özel işlerinde kullanmıyacakları gibi bitmiş işe ihale örnekleri, mahkeme kararlarını uygulamamak (şehiriçi dolmuşlar ve çıkarılan işçilere ödenmeyen tazminatlar - Ramazan İsmail Uygur) gibi pervasızlıklarda bulunmazlardı.Padişahlık daha genel başkandan geliyor, 28 Nisan 2008 P.tesi günü “Kongren Gelmiş Neyime...” başlıklı yazımızda http://cenksarigol.blogspot.com/2008/04/kongren-gelmi-neyime.html aynen şu ifadeleri kullanmışız;
“Chp kurulduğundan beri 85 yılda 45 kurultay (13’ü olağanüstü kurultaydır) yaparak adeta ‘kurultay parrtisi’ olduğunu tescillemiştir. Son 34 yılda ise 23 kurultay yaparak dünya çapında kırılması zor bir rekora koşmaktadır. Deniz Baykal bu kurultayların yapıldığı son 34 yılda yönetici olarak vardı. CHP’nin 32. Kurultayına kendisinin genel başkan yada adayı olarak katıldığı 10’nuncu kurultaylarDALAR. 22. CHP Kurultay’ında Genel Sekreter Yardımcısı olarak başladı işe ve o gün bugündür dur durak bildiği yok! Seçim sandıkları konusunda olmasada kurultay sandıklarından hep başarıyla çıkmasını bilmiştir. Fakat 58 yıldır tek başına iktidar yüzü görmemiş CHP’nin 34 yılında bulunmak kendisi adına büyük bir başarı sayılsa bile parti başarısızlığındaki emekleri inkar edilemez! Deniz Baykal’ın Chp’nin başında geçirdiği süre 36 Osmanlı padişahının 32’sinin saltanat süresinden uzundur. Ama baksanız kendileri ‘saltanatı kaldıran...’ partinin başında olmaktan gurur duyduğunu sık sık dile getirir.”
Deniz Baykal hangi siyasi başarısından dolayı hala CHP Genel Başkanıdır. Modern demokrasilerde başarısızlığa rağmen parti başkanlığı, siyasi önderliği devam eden kaç tane siyasetçi biliyorsunuz? Tüm başarısızlıklarına rağmen koltuklarından kıpırdamayan, devrilemeyen, lidere muhalefet edenlerin (Mustafa Sarıgül, Alaattin Yüksel vb.) anında ihraç edildiği bir yapılanmada en üst yönetici ‘Baş’ mıdır yoksa ‘Şah’ mıdır? Ölene kadar koltuğu bırakmıyacağı anlaşıldığına göre Pay-i Şah mıdır?CHP Genel Başkanı koltuğu ve partiyi tüm başarısızlıklarına rağmen kendisi için biçilmiş kaftan ve at koşturulacak, istemediğini kapı dışarı edecek bir yapı görürse ne olur? Bu partinin yerel yönetim belediye ve belediyecikleride kendilerini mücavir alanlarının tek hakimleri görmezler mi? Torbalıda bunu mahkeme kararlarını dinlememek, millet susuzluktan kavrulurken yüzme havuzu doldurmak, sezon ortasında ipe-sapa gelmez gerekçelerle ilçe futbol takımını final haftaları tesislerini yıkmak, bitmiş işlere ihale açmak, büro basmak, her türlü yarı resmi sivil toplum seçiminde sandık beklemek, Subaşı Beldesinde plansız proğramsız, çevre düzenlemesiz sosyal tesis açılışları, ölüme sebebiyet.
CHP İlçe Başkanı Ertan Çelik elinde makbuzlarla poz vermiş gazetelere, “Evet biz partimizin açılışı için belediye araçlarını kullandık ama parasını da ödedik” diyor.En son Torbalı - Yazıbaşı Belde Belediyesi Belediye Başkanı sayın İbrahim Cinkılıç’ı gördük. Belediye İş makinası Operatörü Mehmet Karadana, eski köy şimdi mahalle olan Çapak’ta ‘kaçak kazı’ ihbarıyla şikayet edilince, Yazıbaşı Belediyesine ait iş makinasını kullanarak, kendi tarım arazisini düzelttiği ortaya çıktı. (Karadana hangi Filiz dönemi işe alındı öğrenemedim!) Belediye araçını kendi özel işinde kullandığı ortaya çıkınca ortalık karışmış tabii... Vatandaşlar tepkili. Belediye işçisi Mehmet Karadana'nın imdadına, Yazıbaşı Belde Belediye Başkanı İbrahim Cinkılıç yetişmiş!
“Belediye’ye ait kepçeyi Mehmet Karadana’ya kullanması için kendisinin verdiğini, Belediye işçisinin kullandığı kadar mazot koyduğunu” söylemiş ve işçisinin suçuna ortak olmuş! Ne güzel bu cevabı ve Cin gibi kurnazlığı Çakallar’a belediye traktörü ve işçisiyle villa görünümlü köyevlerine köpek klübesi taşıtan düşünebilseydi ne güzel olurdu! Mesela, bu mantıkla Çakallara giden Torbalı Belediyesi ekibini gönderen sorumsuz, “traktörünün mazotunu koyduk, belediye işçilerininde 2 saatlik mesai ücretini ödedim” deseydi ortada ahlaksız durum kalmazdı!Torbalı CHP mantığı işte, mücavir alan diktatörlüğü, saltanatı, padişahlığı her ne derseniz deyin... Aynı mantığı geliştirerek diğer CHP’li belediyelerimiz ve başkanlarımız neler yapabilir diye düşünerek, akıl yürüterek, hayali örnekler çoğaltalım;
-Sayın CİN Başkanım, kaynımın düğünü var. Mazotunu koysamda belediye otobüsünü alsam, Denizli – Tavas’a gidip-gelsem olur mu?
(ne demek canım sorman kabahat!)
-Sayın Başkanım RAMAZAN geldi. Şu belediyenin boş dükkanlarından birisini 1.5 ay kullansam, hanım öte-beri satsa?
(lafı mı olur. Elektrik, su parasını ödeyin yeter!)
-Sayın Başkanım benim büyük halamın evin çatısı akıyor. UYGUN olursa belediyedeki boş işçilere çatıyı aktarta bilir miyim?
(sormana gerek yok. Kiremitleri, çimentoyu aldıktan sonra sorun değil!)
-Sayın Başkanım köyevimize köpek klübesi taşıtacam. Belediye kamyonunu kullanabilir miyim?
(köpeği ve klübeyi siz aldıktan sonra soruşturması bile olmaz!)
-Sayın Başkan eltimin kızının nişanı var. Belediye Düğün salonu boşsa o gece kullansak olur mu?
(Pastayı ve gazozları siz alacaksanız dert değil, kullanın!)
-Sayın Reis, belediyede çalışıyorum ama babadan 100 dekar arazi var. Traktör bozuldu. Belediyemizin traktörüyle şu 100 dekarı sürsem olur mu? Mazotunu atarım ben?
(Bizede 10 ayar buğday getirisin artık! Traktörü al ama pulluğu başka belediyemizden iste, sonra pulluk uçları eriyor)
-Sayın Başkanım kızım Çanakkale’de okuyor. Otobüsle gitmesi zor olacak! Makam araçlarından birisini alsamda onunla bırakıp, gelsem. Hanım, kardeşleri, bir kaç arkadaşıda gelecekmiş. Böyle ucuz olur bana...
(Benzin aldığınız yerlerden fatura almayı unutmazsanız sorun yok. Tepe tepe kullanın. Yanlız arabanın içinde kabuklu yemiş yemeyin yeter!)
-Sayın Başkan, evi boyayacamda şimdi dış cepheye iskele kur, merdiven daya, düzenek yap... hem iş uzayaçak hemde masraflı olacak, şu itfaye araçlarından birisini 3-5 gün kullansakta hemen bitirsek bizim boya işini. Böylece evimiz boyalı olursa modern kent görünümü kazanırız değil mi?
(Elbette, elbette ama ben boyaya karışmam. Sonra yangın felan çıkarsa maazzallah. hemen itfaye araçını gönderin. iş bitsin diye belklemeyin. yangından sonra devamn edersiniz boyanıza!
Şaşırmaca yok. Aynı mantık silsilesiyle devam eder gider bu böyle. Olaylar ekseri ÇAkallar ve ÇApak’ta geçiyor. Bunun adı Torbalı - CHP saltanatı değil, 'ÇA-ÇA Dansı' olabilir mi? Ehh, bana ne ya Kim Çaça’ysa, Çaça benim o taraklarda bezim olmaz.
Cenk SARIGÖL


















Genel Merkezinden İzmir'e oradan Torbalı İlçesi ve Subaşı Beldesine varıncaya kadar, CHP Zihniyeti Hep aynı; Tek Adam
Tipik CHP mantığı işte bundan sonra ortaya çıkıyor. Lider sultası ve iç demokrasiye kapalı, otoriter, tek parti dönemlerini yansıtan tavır. Fikret Akyüz gayet medeni ve demokrat ahlakın gereği olarak, kendini verimli görmüyor ve Torbalı Belediyesinde yürütülen yönetim anlayışının kendi çalışma prensipleriyle uyuşmadığı, vatandaşlardan gelen istek ve baskıları karşılayamadığını söyleyerek, ardılı partilisine bayrağı devretmek istediğini açıklıyor. Benim tahminim bu yönde daha önce girişimleri olmuş ama yürürlüğe konulmamış..! partisine sadakatini yinelerek, sadece belediye meclis üyeliğinden istifa etmek istiyor. Fakat CHP yönetim anlayışı devreye giriyor. “sen istifa edemezsin biz seni atarız”
CHP Torbalı ilçe Başkanı Ertan Çelik, “Sayın Fikret Akyüz 6 aydır istifa etmek istediğini söylüyordu ve biz sürekli kendisine kararını değiştirmesi için telkin de bulunuyorduk. Ama Akyüz istifa edeceğini açıkladığı gibi, 'Belediyede MHP kadrolaşması var' gibi beyanlarda bulunarak partimize zarar da vermiştir. Böyle CHP'lilik olmaz. Bu tür açıklamalar seçim öncesi partimize zarar veriyor. Bu arkadaşımızın üyeliğini bu akşam görüşeceğiz. Disipline sevk edilecek. Yönetmeliğin hangi maddesine göre değerlendirileceğine yönetim kurulumuz karar verecek” şeklinde açıklama yaptı. Açıklamaya bak, “biz bu arkadaşın biletini keseceğiz, defterini düreceğiz o kesin. Toplanıp, bunu nasıl kitabına uyduracağız (Yönetmeliğin hangi maddesine göre değerlendirileceğine) onun kararını vereceğiz.” der gibi. İdam etmeye karar verilmiş zaten şimdi yargılayacaklar! Asıp sonra mahkeme edecekler gibi bir şey. Akıllara ziyan bir mantık... Parti içi demokrasi, lider sultası daha ilçede başlıyor. Bırak Deniz Baykal’ı…
Aynı mantık, Menemende 2005`teki Kubilay’ı Anma Törenlerinde düzenlenen kortej yürüyüşünü, CHP lideri Deniz Baykal gelmeden başlatmak ve aslında gerçek sebebi genel başkanlık yarışında Şişli Belediye Bşk. Mustafa Sarıgül’e yakın durduğundan CHP’li Menemen Bld. Bşk. Tahir Şahin, CHP Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmişti. Düşünsenize Kubilay'ı anma törenleri sanki muhterem CHp Genel Başkanının yüzü suyu hürmetine yapılıyormuş gibi kasılıyorda kasılıyor. Tören sanki, Deniz Baykal olmazsa yapılmayacak, yapılmamalı. ne diyebiliriz ki... Kurulda Şahin’in, partiden ihraç edilmesine karar vermişti. Ama bu ihraç hukuka uygun değildi ve mahkemeden döndü…
Aynı şey Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e yapılmadı mı? Kaç kez mahkeme kararı ile geri dönmedi mi Sarıgül? Suçu ne peki? Mustafa Bey Türkiye’de en tanınmış ve başarılı bulunan CHP’li ender Belediye Başkanlarından birisi olmasına rağmen. Onun suçu neydi? Menemen Olayını anlatırken bir üst paragrafta yazdık zaten. CHP Genel Başkanlığına aday olmak. gayet terbiyeli ve demokratik şekilde BAYKAL'ı eleştirmek ve rakibi olmak.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın hacca gitmek isteyen bir partiliye “Araplara paranı kaptırma, bakarsın Muhammed seni bırakmaz” sözlerine tepki gösteren babasının isteği üzerine partiden istifa ettiğini açıklayan Ümraniye CHP ilçe Bşk. Erdoğan Mert'e parti yönetiminden bir mektup geldi. CHP yönetimi Mert'e istifa dilekçesinin kabul edilmediğini, ihraç istemiyle disiplin kuruluna verilmişti. Erdoğan Mert,
Erdoğan Mert, “Disiplin kuruluna sevk kararının tarihi olarak 3 Nisan 2008 gösteriliyor. Dosyaya eski bir tarih atılarak, 'Seni partiden, son tartışmalar yüzünden atmıyoruz. Daha önceden alınmış bir karar' görünümü vermek istiyorlar. Gariptir ki istifa bile edemiyorum. Belli ki kendilerini tatmin edene kadar buna izin vermeyecekler” diye konuşmuş o tarihli gazetelere…