
MHP de ise il bşk. Musavvat Dervişoğlu zaten daha listeler YSK’ya verilmeden aday olmayacağını açıklamıştı. Oysa kendisine Genel Merkezinden aday olması yönünde4 ısrarcı olunduğu da malumumuz. Dervişoğlu’nun liste kurgusunda hem bir kırgınlığa yol açmamak hem de daha tarafsız otoriter konumunu muhafaza etmek için aday olmadığı da kulağımıza gelenler arasında…
Saadet Partisi’nde ise eski il başkanını liste başında görmekteyiz. Koalisyon arayışlarından (BBP) bir sonuç alamayan SP kuvvetle muhtemeldir ki baraj engeline takılacak. Barajı geçme ihtimali olan partiler listeleri doldurmak için hiç sıkıntı çekmezler. DYP+ANAVATAN = DEMOKRAT PARTİ sürecinin akamete uğramasından sonra koca koca isimlerin, yılların Kıratçılarının nasıl partilerini terk ettiklerini gördük. 1. sıra ve seçilecek yerdeki adayların dahi baraj engelini görünce ya kaçtı (hangi birini yazayım ki?) ya da bağımsız kalmayı (Kamer Genç) tercih ettiler. Saadet Partisinde Şerafettin Kılıç bir fedakârlık yapmış görülüyor. Barajı geçemeyeceğini ve kaybedeceğini bile bile ismini başa yazdırması aslında listeleri doldurmak için bir mesaj niteliği de taşıyor. Listeleri doldurmak sorun değil, her partide bu işi dava benimsemiş ve bunu gurur gören partililer vardır. Lakin barajı geçemeyecek dahi olsanız listelerinizi mümkün mertebe flaş ve kaliteli isimlerle doldurmanız gerekir ki gelecek seçime umut vaat ettiğiniz mesajını verebilin.
AKP, İl başkanını gözden çıkarmışa benziyor! 2002 de 4 milletvekili çıkaran AKP eski il bşk. Ali Aşlık’ı 6. sıraya koyarak öteledi diyebiliriz. Oysa Aşlık’ın hakkı 5. sıraydı. Şimdi birileri “hem daha önce 4 çıkardı diyorsun hem de 5. sıraya konmalıydı. 5 ile 6 arasında ne fark var?” diyebilir. Şöyle ki eğer bir il başkanını genel merkez mecliste görmek istiyorsa zaten seçilecek bir yer verir. Hem seni parlementoda görmek istiyoruz deyip hemde seçileceği bir yer vermezse, zaten onu tavsiye ediyor demektir. Eğer il başkanı genel merkezden bir talep gelmeden vekillik yarışına girmişse durum farklı bir hal alır. O zaman genel merkez eğer bu il başkanını kaybetmek istemiyorsa onu sınıra koyar. Yani daha önce 4 milletvekili çıkardığınız bölgede 5. sıraya koyar ki verilen mesaj, “demekki sen başarılı bir il başkanlığı yaptığını düşünerek, milletvekili olma hakkını kendinde görüyorsun! O zaman seni 5. sıraya koyuyorum. Başarılı il başkanlığın süresince partimizin oy oranını arttırmış olmalısın. Bu durumda arttırdığını iddia ettiğin oylar ile senin seçilmeni istiyorum!” bu durumda Ali Aşlık eğer AKP oylarını İzmir de arttırmışsa 5. sıraya konulması hakkıydı. Çünkü il başkanlığını nasıl bıraktığı kendisini direkt etkileyecekti.
AKP de diğer liste dışı kalan vekillerden birisi ise Tevfik Ensari. Meclis odasında “Mardin” adı altında işlerini takip ettiğini gösteren kocaman bir dosya bulunması ve ciddi Mardinli kadrolaşması yaptığı iddiaları bunda ne kadar etkili olmuştur bilemiyoruz. Fakat buna rağmen Ensari’nin teşkilatları en fazla gezen ve sorunları ile ilgilenen vekil olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Zekeriya Akçam’ın mecliste Avrupa Birliği konusunda yetkin isimlerden olmasına rağmen listenin alt sıralarında (5.) yer bulabilmesi kadar, teşkilatlar tarafından sürekli ilgisizlikle ve iş yapmamasıyla eleştirilen İsmail Katmercinin seçilecek sırada (2.) yer bulması kadar şaşırtıcıdır.
Not: Alperen Ocakları İzmir il 3. başkanı olan değerli dostum Talat Baran’a yeni görevinde başarılar dilerim.





