il başkanlarının sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
il başkanlarının sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

15 Haziran 2007

İzmir İl Başkanlarının Liste yeri


İl Başkanlarının Liste yeri


CHP, eski il bşk. Selçuk Ayhan’ı II. Bölge 6. sıraya koyarak kendisine olan memnuniyetini göstermiştir. 2002 Kasım Genel Seçimlerinde her iki bölgeden 8 parlamenter çıkaran CHP’nin 6. sırası garantili bir yerdir. MHP’nin barajı geçmesi durumunda en fazla 2 eksik mebus çıkarır ki, Selçuk Ayhan’ın yeri yinede garantili! Torbalı’nın CHPli Belediye başkanı İsmail Uygur ihale günü iptal edildiği açıklanan Garaj çatısı ve istinat duvarları’nın zaten bitmiş bir iş için yapıldığı yönünde soruşturma açılmıştı. Üstelik işi o dönem görevde olan Selçuk Ayhan’ın inşaat şirketi tarafından malzemeleri sağlanarak yapılmıştı. “Bitmiş İşe İhale” manşet ve başlıkları ile basına da konu olan bu olaydan CHP genel merkezi rahatsız olmamış ki Ayhan’a seçilecek bir yer verilmiş.

Torbalılı Sedat Uzunbay’ın listelerde yer bulamamsı ise Şişli Belediye bşk. Mustafa Sarıgül’ün çıkışları karşısında ortada bir davranış sergilemesi ile ilişkilendiriliyor. Daha önce CHP MYK Üyeliği gibi gözde ve tartışılmaz bir yerde bulunan Uzunbay, önce bu görevden azad edildi. Aynı şekilde AKP MYK Üyesi olan Nükhet Hotar Göksel Hanımefendiye baktığımızda I. Bölge 2. sıra ile hemen Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın altında olduğunu görürürüz. Diğer ve bence zayıf ihtimal ise Uzunbay’ın eşinden boşanarak, sekreteri ile evlenmesi öne sürülmektedir.


MHP de ise il bşk. Musavvat Dervişoğlu zaten daha listeler YSK’ya verilmeden aday olmayacağını açıklamıştı. Oysa kendisine Genel Merkezinden aday olması yönünde4 ısrarcı olunduğu da malumumuz. Dervişoğlu’nun liste kurgusunda hem bir kırgınlığa yol açmamak hem de daha tarafsız otoriter konumunu muhafaza etmek için aday olmadığı da kulağımıza gelenler arasında…


Saadet Partisi’nde ise eski il başkanını liste başında görmekteyiz. Koalisyon arayışlarından (BBP) bir sonuç alamayan SP kuvvetle muhtemeldir ki baraj engeline takılacak. Barajı geçme ihtimali olan partiler listeleri doldurmak için hiç sıkıntı çekmezler. DYP+ANAVATAN = DEMOKRAT PARTİ sürecinin akamete uğramasından sonra koca koca isimlerin, yılların Kıratçılarının nasıl partilerini terk ettiklerini gördük. 1. sıra ve seçilecek yerdeki adayların dahi baraj engelini görünce ya kaçtı (hangi birini yazayım ki?) ya da bağımsız kalmayı (Kamer Genç) tercih ettiler. Saadet Partisinde Şerafettin Kılıç bir fedakârlık yapmış görülüyor. Barajı geçemeyeceğini ve kaybedeceğini bile bile ismini başa yazdırması aslında listeleri doldurmak için bir mesaj niteliği de taşıyor. Listeleri doldurmak sorun değil, her partide bu işi dava benimsemiş ve bunu gurur gören partililer vardır. Lakin barajı geçemeyecek dahi olsanız listelerinizi mümkün mertebe flaş ve kaliteli isimlerle doldurmanız gerekir ki gelecek seçime umut vaat ettiğiniz mesajını verebilin.


AKP, İl başkanını gözden çıkarmışa benziyor! 2002 de 4 milletvekili çıkaran AKP eski il bşk. Ali Aşlık’ı 6. sıraya koyarak öteledi diyebiliriz. Oysa Aşlık’ın hakkı 5. sıraydı. Şimdi birileri “hem daha önce 4 çıkardı diyorsun hem de 5. sıraya konmalıydı. 5 ile 6 arasında ne fark var?” diyebilir. Şöyle ki eğer bir il başkanını genel merkez mecliste görmek istiyorsa zaten seçilecek bir yer verir. Hem seni parlementoda görmek istiyoruz deyip hemde seçileceği bir yer vermezse, zaten onu tavsiye ediyor demektir. Eğer il başkanı genel merkezden bir talep gelmeden vekillik yarışına girmişse durum farklı bir hal alır. O zaman genel merkez eğer bu il başkanını kaybetmek istemiyorsa onu sınıra koyar. Yani daha önce 4 milletvekili çıkardığınız bölgede 5. sıraya koyar ki verilen mesaj, “demekki sen başarılı bir il başkanlığı yaptığını düşünerek, milletvekili olma hakkını kendinde görüyorsun! O zaman seni 5. sıraya koyuyorum. Başarılı il başkanlığın süresince partimizin oy oranını arttırmış olmalısın. Bu durumda arttırdığını iddia ettiğin oylar ile senin seçilmeni istiyorum!” bu durumda Ali Aşlık eğer AKP oylarını İzmir de arttırmışsa 5. sıraya konulması hakkıydı. Çünkü il başkanlığını nasıl bıraktığı kendisini direkt etkileyecekti.


Elbette Tuğrul Yemişci’yi ikna çabalarında Aşlık bir fedakarlıkta bulunmuşta olabilir. Fakat tersi durumda eğer AKP geçen seçime göre her iki bölgeden de 5 vekil çıkarmayı başarırsa Aşlık’ın isyan etmek hakkıdır! Öyle ya siz başarılı bir il başkanlığı ve teşkilat çalışması ile partinize 2 fazla vekil kazandıracaksınız ama bunlardan birisi listede olmanıza rağmen siz olmayacaksınız. Aşlık’ın kendisine il başkanlığı yarışında en fazla oy getiren I. Bölgeden aday gösterilmesi de AKP genel merkezinin ince elediğini gösteriyor. Bilindiği üzere Aşlık Karadeniz kökenli ve İzmirdeki Karadeniz kökenliler ve eski il başkanının doğup, büyüdüğü, liseye kadar tahsilini yaptığı yer Torbalı I. Bölgededir.


AKP de diğer liste dışı kalan vekillerden birisi ise Tevfik Ensari. Meclis odasında “Mardin” adı altında işlerini takip ettiğini gösteren kocaman bir dosya bulunması ve ciddi Mardinli kadrolaşması yaptığı iddiaları bunda ne kadar etkili olmuştur bilemiyoruz. Fakat buna rağmen Ensari’nin teşkilatları en fazla gezen ve sorunları ile ilgilenen vekil olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Zekeriya Akçam’ın mecliste Avrupa Birliği konusunda yetkin isimlerden olmasına rağmen listenin alt sıralarında (5.) yer bulabilmesi kadar, teşkilatlar tarafından sürekli ilgisizlikle ve iş yapmamasıyla eleştirilen İsmail Katmercinin seçilecek sırada (2.) yer bulması kadar şaşırtıcıdır.
Not: Alperen Ocakları İzmir il 3. başkanı olan değerli dostum Talat Baran’a yeni görevinde başarılar dilerim.

13 Ocak 2009

Den(iz)okrasi Uygulamaları (Chp İzmir)

Den(iz)okrasi

Uygulamaları

(Chp İzmir)


CHP İzmir Büyükşehir Belediye bşk. Adayının AK Parti Adayının açıklanmasından sonra resmen açıklanacağını bir çok kişiyle paylaştım. Sebeplerine gelince bunu CHP Genel Merkezi’nin politikası ve Sayın Deniz Baykal’ın siyaset tarzında aramak gereklidir.
Öncelikle şunu peşinen belirtmekte yarar var;

CHP Merkezi ve D.Baykal yek vücut bir İzmir istemiyor

Tüm Türkiye’nin bildiği gibi; İzmir, CHP’nin en güçlü olduğu Büyükşehir’e sahip il. Dolayısı ile bu büyüklük tek bir ses çıkarırsa CHP Genel Merkezi üstünde Demoklesin Kılıçı olur. Dengeleri değiştirecek bir güç olarak, gerek CHP mevcut yönetimini, gerekse Deniz Baykal saltanatını yıkabilir.

Peki Deniz Baykal İzmirde ne istiyor?

Öncelikle Büyükşehir yönetimi ile arası açık bir il yönetimi, hepsiyle limoni il Genel Meclis Üyeleri..! Aynı refleks ve siyasi duruşu gösteremeyen çeşitli duruşlar taşıyan, bölünmüş İzmir CHP. Partiye ve Deniz baykal’a bağları güçlü ama birbirine gevşek bir İzmir CHP örgütü esas amaçtır. Baykal İzmir için Akp adayının açıklanmasını bekledi. Çünkü güçlü bir AKP adayı karşısında karizması sıfır, taban desteği ve il yönetimiyle sorunlu bir Aziz Kocaoğlu kaleyi muhafazada zorlanırsa başka aday çıkarmaya tetikte... Buna karşın Aziz Kocaoğlu, Baykal’ın arzuladığı CHP İzmir için biçilmiş kaftan. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/aizi-kocaolu-tekrar-aday.html Mevcut il başkanı ve yönetimiyle arası açık. Metropol ilçe belediye başkanlarının çoğu ile sorunlu... Hatırlarsanız, Toprağı bol olsun, Ahmet Piriştina’nın vefatından sonra Büyükşehir koltuğuna heveslenen DSP geçişli metropol ilçe belediye bşk.ları vardı. Daha önceki geçişleri esnasında il yönetimine Piriştina ile gol atmışlardı. Falat Alaattin Yüksel kendi inisiyatifine bırakılan sadece iki ilçeden biri olan fakülteden sınıf arkadaşı Aziz Kocaoğlu’nu büyükşehir koltuğuna taşıdı. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/aziz-uygur-uzunbypas.html

İzmir’den uzağız! Fakat eğer Deniz Baykal, Akp’nin geçen yerel seçim kaybeden adayını Kocaoğlu ile yine geride bırakacağına kanaat getirirse Aziz bey bulunmaz Hint Kumaşıdır. Hem il yönetimiyle kavgalı hemde metropol ilçe başkanlarının çoğu ile limoni... Bu durumda Kocaoğlu adaylık için Baykal’a minnet edecektir.

Diğer yandan il yönetimi az biraz mırın kırın etsede, kendi belediye başkanlarına ulaşmak için taa Ankara CHP Genel Merkezini kullanacak! İl yönetimi Kocaoğlu’na taleplerini yaptıran Deniz Baykal’a minnetini ve bağlılığını arttırırken, Kocaoğlu tüm il muhalefetine (özellikle Kemal Karataş) rağmen kendisini aday yapan Genel Merkez taleplerini sorgulamaktan imtina edecek.

Herkesin elindeki ipleri Deniz Baykal’a sunduğu bu düzen kendine has bir Den(iz)okrasidir!

Cenk SARIGÖL

23 Aralık 2008

Torbalı Akp Belediye Başkan Adaylığı I.


Ak Parti Adaylığı

Okurlarımın özellikle Ak Partili olanlarından epey bir telefon aldıktan sonra bu yazıya karar verdim. Bana genelde şunları soruyorlar;
-
Mahmut Atilla Kaya’nın aday olmama ihtimali var mı?

- İbrahim İbişoğlu Aday olabilir mi?

- Ak Parti bir defa seçim kaybetmiş adayı tekrar aday göstermeyecekmiş! Doğru mu?

Ankarada bulunmamız sebebiyle bu tip sorulara doğru bilgilerle cevap verebileceğimiz düşünülüyor! Bana iletilenlerden anladığım kadarı ile Torbalı CHP teşkilatı oraganize şekilde muhtemelen daha zayıf ve karşısında kazanma şansı gördükleri İbrahim İbişoğlu’nun adaylığını kamuoyunda propoganda ediyorlar. Tersten bakarsak, Mahmut Atilla Kaya’nın adaylığından korkuyor ya da aday olarak Mahmut Atilla Kaya’nın karşılarına çıkmasını kaybetmekle eşdeğer görüyorlar! Torbalı CHP işi güçü bırakmış, Ak Partinin aday adayları arasında muhtemel tercihlerini, gönüllerinden geçeni öne çıkarmak, güçlü gördüklerini gözden düşürüp, kafa karıştırmak için dedikodu yapmaya başlamış. Aslında durum Ak Partililerin kafasını karıştırmasından çok gözünün sevinçle parlamasına vesile olmalıdır. Rakibiniz işini sizin adaylarınıza endekslemişse zaten kazanma şansını az gördüğündendir.

Yukarıda saydığımız soruların cevaplarına gelince, öyle kaynak bilgim olmamakla birlikte Ak Parti aday belirleme sürecinin nasıl işlediğinden haberdarız. Torbalı CHP’nin tutumu, çok kullandığımız “Kişi Kendinden Bilir” sözüne çuk diye oturur. CHP, Ak Parti Aday belirleme sürecinin kendinde olduğu gibi anti demokratik ve halktan uzak işlediği zannıyla böyle saçma bir iddia ile ortalığı sulandırmaya, bulandırmaya çalışmaktadır. Bunu 22 Temmuz 2007 de yapılan son genel seçimler öncesi İzmir Milletvekillerinin belirlenmesinde gördük. Deniz baykal'ın görevden aldığı Alaattin Yüksel yerine Ekrem Bulgun atanmış, ve ardından yapılan ilk il kongresinde Ekrem Bulgun'un rakibi Selçuk Ayhan'ı destekleyen CHP İzmir Milletvekillerinden birisi hariç kendilerine listelerde yer dahi bulamamıştı. Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/aizi-kocaolu-tekrar-aday.html Ak Parti öyle CHP de olduğu gibi üyelerin bir gecede silinebildiği, binlerce yeni üye kaydı yapılabilen, karar alma süreçleri halk ve partilisinden uzak yürütülen bir parti değil. Hele parti tüzüğünde bu yönde genel başkanına despotik olabilme hakkı verecek madde hiç yoktur. Bu işleyiş ve yöntem tarzına en yakın parti MHP’dir.


Ak Partide day Belirleme Süreci

Aday adayları ilçe ve il yönetimlerine hiçbir kayırma ve baskı oluşmadan belirlenmesi esas alındığından, parti ana yönetim kadrosunun istifası gereklidir. Bununla da yetinilmemiş, il, ilçe başkanlarının birinci derece akrabalarının adaylıklarının önü tüzükle kesilmiştir. Amaç partinin aynı kişilerin güçünü pekiştiren, hegomanyasına giren, küçük saltanatların önüne geçmektir. Adaylık süreci Genel Merkezde oluşturulan komisyon tarafından toplanan verilerin puanlaması, Temaül yoklamaları ve aday mulakatları sonrası biter. Nedir bu veriler;

-Delegelere sorulması, en az delege sayısı kadar üyeye sorulması,
-İl / İlçe yönetimleri eğilimi,
-Varsa Belediye meclis üyelerinin görüşleri,
-İlçe ise İl ana kademe yönetim kurulu üyelerinin eğilimleri ve ilgili ilçeden sorumlu yöneticilerin görüşleri,
-İl milletvekillerinin görüş, öneri ve eğilimleri,
-En az iki ayrı kamuoyu araştırması veya anketin sonuçları (yani sokaktaki vatandaş)
-Genel Merkezde yapılan mülakatta adayların sunumları, projeleri, kendilerini ifade yetenekleri, hitabetleri, eğitim, sosyal konum ve yaşantılarının değerlendirilir. Hatta buna aday adaylarına yöneltilen “siz aday olamazsanız parti kimle seçim kazanır?
” sorusu dahildir.

Tüm bu koşullara verilen puanlar toplanır ve öne çıkan aday adayı ilan edilir.
Torbalı CHP, Akp aday belirleme sürecini kendisi gibi bildiğinden böyle saçma bir dedikoduyu yayma aczine düşmüş. CHP isminden başka ‘Halk’ ilişikliği ve bırakın halka kendi üyesine güvensiz bir partidir. Bir kulis ve bürokrat partisidir. Faşist dedikleri MHP’nin tırnağı tiynetinde demokratik bir işleyişe sahip değildir!


Yazının devamı için; http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-ak-parti-adayl-ii.html
"Torbalı Akp Belediye Başkan Adaylığı II."


Cenk SARIGÖL

12 Temmuz 2007

Akp ve Diğerleride


FIKRA

Bektaşinin akşam yemeğine misafiri vardı. Bu sebeple, eve gelirken karpuzcuya uğradı.
-İyi karpuzların varmı? diye sordu.
Karpuzcu cevap verdi;
-Kurabiye gibi baba, kurabiye gibi... güven bana.
-Peki, en iyisini ver bakalım.
Karpuzcu bir çok karpuzu okkaladıktan sonra:
-Alda bunu ağız tadıyla ye, dedi.
Bektaşi karpuzu ald. Yemekten sonra misafirlerinin önünde gururla kesmeye başladı. İlk bıçak darbesinden sonra etrafı bir koku kapladı. Karpuz ikiye ayrılınca, çürümüş içi, masaya yayılmış, etraf berbat olmuş, Bektaşi utancından yerin dibine geçmişti. Sabahı zor etti. Soluğu karpuzcuda alarak;
-Al şu parayı, seni tebrik ederim, dedi. Karpuzcu,
-Hayrola baba erenler neyi tebrik ediyorsun? diye sordu. Bektaşinin çürük karpuzu sağlam diye satan karpuzcuya cevabı hazırdı;
-Kesmeden, delmeden şu karpuzun içine etmeyi nasıl becerdin? Onu tebrik ediyorum.
Fıkra için Aykut Eğerci’ye teşekkürler.

Akp ve Diğerleri

(Ege Manşet Gzt. de yayınlanan köşe yazısı)
Seçimler daha bitmeden c.başı seçme keşmekeşi ile başladı bile, bence Türk siyasetinde hizipçi Baykal, kendini beğenmiş Mumcu, pokerci Yılmaz, bürokrasi mantığını üzerinden atamamış Ağar olduğu sürece bu krizden biz zor çıkarız. Dolayısıyla Allah’ın işine karışılmaz iyi yaşasın Sayın C.başımız A.N. Sezer son nefesine kadar Çankaya ikametgâhını değiştirmez. Zaten o da kendi kendinin süresini uzatarak, demokrasimize hoş katkılar sağladılar. Bu millete ve sisteme 367 garabetini hediye eden cümle âlem suçu iktidara atma telaşında… Çünkü gelinen nokta altından kalkılacak bir durum değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurumu olan TBMM yönetim yeri olmaktan, çözüm üreten konumdan alınarak bizzat sorun kaynağı haline getirilmiştir.
AKP iktidarının e muhtıra karşısındaki dik duruşu ve adayının cumhuriyet tarihindeki en yüksek oyu almasına rağmen bürokratik elitler ve siyasi tarafgirleri elbirliği ile iktidarı mazlum ve haksızlığa uğramış konuma itmiştir. Seçim sürecinde siyasi partilerimizin genel olarak AKP ve MHP dışında eskiye nazaran heyecan sorunu yaşadıkları görülüyor. Sorun gibi halka söyleyecek pek bir şeyleri de yok diyebiliriz. Garip bir şekilde iktidar partisi dışındaki partiler K.Irak’a operasyon, mazotu en ucuz ben yaparım yarışındalar. AKP dışında bütün söylemler aynı olunca eskiden Erbakan Hoca’nın dillendiği “Türkiye de iki parti var bir Milli Görüş (partilerin hangisini sayalım?) bir de diğerleri!” Hoca’nın dillendirdiği şey bugün için “AKP ve Diğerleri” şekline rahatlıkla çevrilebilir.

Mevcut siyasi partiler içinde en karizmatik lider muhakkak ki Tayip Erdoğan bünyesinde toplanıyor. Buna hatiplik gücünü de eklerseniz, meydanların gücünü kendine devşirecek partinin adı ortaya çıkar.

Akp seçim stratejisini, c.başı krizi ve ekonomik vaatler ile icraatları üzerine oturtmuş görülüyor. Milli duyguları kamçılamaktan çok, halkına gelecek adına umut veren bir seçim propagandası planlanmış. Maalesef Akp’nin yumuşak karnı görülen işsizlik, dış borç, özelleştirme vb. gibi akçalı icraatlardan ziyade muhalefet seçmenin milli duyguları kamçılayarak yada mazot 808 ykrş olacak gibi seçmene inandırıcı gelmeyen vaatlerle tavlama peşindeler. Doğrusu Akp kurmayları muhalefetin bu mecralara girmesine meydan vermeden konuyu değiştirmeyi iyi biliyorlar! Söz gelimi en son başbakan Erdoğan, “seçimden sonra c.başını seçmek için uzlaşma arayacağım. Gerekirse elime listeyi alır kapı kapı dolaşırım” dedi. Bu oltaya tüm muhalefet balıklama atladı. Baykal halka söyleyecek daha etkili sözler bulamadıklarından yada rejim elden gidiyor, bunlar irticacı idialarına artık seçmenin doygunluğundan. Ağar ve Mumcu ise hala üzerlerinde en büyük baskı unsuru olan suçluluk duygusundan kurtulabilir miyiz? telaşı ile başbakanın sözlerine sarıldılar. Baykal, “elinde listede gelsen olmaz, bu da dayatmadır. Meclis dışından bir isim üzerinde uzlaşabiliriz” bu arada başka bir açıklamalarında daha önce kabul edilebilir buldukları A.Şener’in de olamayacağını ima ettiler. Bu tavırları ile Baykal tufaya düştü! Çünkü hizipçiliğini egale ettiği gibi kaosa oynadığını gösterdi. Aslında tam olarak istediğinin, “Değil GÜL başka kimi gösterseniz biz kabul etmezdik. C.başı adayını biz önereceğiz siz seçeceksiniz” şafak vakti kabak çiçeği açıklığında görüldü.

Akp kendini eleştirmeye fırsat vermeden gündem ve konuları değiştirecek yemlemeleri çok güzel kuruyor. Buna karşılık afiş ve seçim çalışmalarında icraatlarını anlatırken en önemli argümanları önümüzdeki 3 yıl içinde kişi başına düşen gelirin 10.000ytl ve üzerinde olacağı üzerine yerleştirilmiş. MHP ise tam bir şaşkınlık içinde şehit cenazeleri ile başlayan düşüş, urgan atma ile hızlandı. %14 dolaylarında görülen parti şu sıralar baraj sınırında ve bu hızla düşmeye devam ederlerse %9.9 gibi trajik bir rakamla baraja takılabilirler! Seçim beyannamesinde “K.Irak’a operasyon” yazan bir partiye insanlar niye oy versinler ki? İnsanlar geleceğe güvenle bakmak ister, savaş ise bilinmeyene yolculuk, fedakârlık, acı, yoksulluk, yoksunluk, ölüm demek…

Sonra da çıkıp şaşırıyorlar AKP oyları nasıl yükseliyor? Diye, şaşıracak bir şey yok biri “seferberlikle seni askere alacam”, diğeri “daha fazla kazanacaksın, cebin dolacak, çok kazanıp, çok harcayacaksın” diyor. Tamam bu millet savaşkan bir millet ama aptal değil!
Sonuç olarak Akp’nin başarısını ben sadece kendi stratejilerinin ve hükümet performanslarının ürünü olarak görmüyorum. Bu birazda muhalefet partilerinin doyumsuz beceriksizliği sayesinde Akp iktidardayken oyunu 3/1 yükselten parti olarak dünya tarihine geçecek!

Not: mail adresimize Saadet Partisi eski İl Bşk. Şuan Saadet Partisi 1. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı – GİK Üyesi Şerafettin Kılıç bey oldukça uzun bir mesaj göndermişler. Kendileri gerçekten duruşu ve siyasi ahlakı ile benimde takdir ettiğim bir politikacıdır. Uzun iletiden bir parağrafı sizlerle paylaşmak istedim:

Sayın Cenk SARIGÖL, EGE MANŞET Gazetesinin 18 Haziran 2007 tarihinde yayınlanan sayısında ‘Meydan-ı Cenk’ isimli köşenizde yer alan ‘İl Başkanlarının Liste Yeri’ başlıklı yazınızla ilgili fikrimi sizinle paylaşmak istedim. Yazınızdaki ‘aday olarak fedakârlık yaptığım’ ile ilgili kısma gelince: 40 yıldır ‘Yeniden tarihteki seçkin yerini almış lider Türkiye’yi kurmak, hakkaniyete ve adalete dayalı ‘Yeni bir dünya’ ihdas etmek gibi hiçbir partide bulunmayan ulvi hedefleri olan bir görüşün temsilcisi olan Saadet Partisi’nden aday olmakla fedakârlık yapmış olmuyor, tam tersine şeref kazanıyoruz. Çünkü hak davalarda hizmet eden davasına değil, davası hizmet edene şeref ve itibar kazandırır.Şerafettin Kılıç