24 Kasım 2008

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu Röportajı III. Bölüm



BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu Röportajı III. Bölüm


II. Bölümü okumak için; http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-ii.html

Cenk Sarıgöl: Turan veya Türk Birliğinin sizdeki karşılığı ne? Bazılarının dediği gibi bir ütopya mıdır?
Muhsin Yazıcıoğlu:
AB projesi nasıl Avrupa ülkeleri için bir ütopya değil gerçeğin ta kendisiyse bizim için de Büyük Türk Birliği gerçeğin ta kendisidir. Türk Birliğine değil AB’ye inananlar asıl hayalperestlerdir.

Bugün değişen ve gelişen dünya gerçeklerine göre, şekillenen yeni dünya düzenine göre, ortak paydası olan ülkeler ve toplumlar birlikte hareket etmektedirler. Dünyada büyük şirketler birleşiyor, büyük devletler birleşiyor. Ufku dar olanlar koskoca gerçeği göremiyorlar. Bizim açımızdan Turan ne bir macera ne de hayaldir. Ortak kültür kodlarıyla ortak görüş açısı sahip ve ortak tarih değerleriyle soydaş ve dindaş olduğumuz insanlarla birlikte hareket etmekten daha doğal ne olabilir? Enerji kaynakları, insan potansiyeli ve stratejik önemiyle Büyük Türk Birliği projesi Türkiye açısından en doğru ve gerçekçi açılımdır.

Siyaseten ben kendimi hem milletime hem de tarihime sorumlu hissediyorum. Bazıları sussa da çeşitli siyasi hesaplarla gündeme getirmese de ben Büyük Türk Birliği idealini ve ortak hareket platformlarını sürekli gündemde tutmaya ve bu kutlu amaç için çalışmaya devam edeceğim. Dünlerimizde şarkılarını, marşlarını, türkülerini söylediğimiz bu kutlu davayı gerçekleştirmek için, milletimizin ve devletimizin güçlü ve mutlu geleceğini bu projede gördüğüm için, bugün ve bundan sonra da bu konuyu siyaseten en önemli ve en hassas gündem maddesi olarak görüyorum.


Cenk Sarıgöl: Bütün dünyada etkinliğini sürdüren ABD kaynaklı ekonomik krizin kısaca analizini yapar mısınız? Türkiye için çözüm önerileriniz nelerdir?
Muhsin Yazıcıoğlu: ABD kaynaklı global finansal krizin sebebi bildiğiniz gibi mortgate geri ödemelerinin gerçekleşmemesi nedeniyle bankacılık sektörünün açmaz yaşamasıdır. Çeşitli tedbirlerle bu sorun aşılmaya çalışılmaktadır. Fakat Türkiye’nin ekonomik politikasının dışa bağımlı hale getirilmesi içerde güven sarsıntısına neden olmuş ve yaklaşık bir ayda dolar lira karşısında yüzde otuz değer kazanmıştır. Bunun reel sektöre yansıması yüzde elli civarındadır. Her zamanki gibi iktidar bu olumsuz tabloyu gizlemek istemiş ve pembe tablo çizmeye çalışmıştır. Şimdi sormak lazım; kriz yoktu da IMF ile yapılan görüşmeler ne anlama geliyor? Doğalgaza, elektriğe ve doğal olarak genel tüketim mallarına yapılan anormal zamlar nereden çıktı? Ekonomiyi yönetmek zam yapmak kadar kolaysa sizin nerde kaldı Başbakanlığınız, Bakanlığınız? Maalesef bu krizin faturası da vatandaşın sırtına yüklenmiştir. Zam politikasıyla durum kotarılmaya çalışılmaktadır. Dar gelirli kesimler büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. Yazıktır, günahtır ve de ayıptır… Doğalgaza yapılan zamlar bir yıl içinde toplam % 80’lere varmıştır. Dar gelirlerin maaşlarına yapılan zamlar ise %10 civarındadır. Temel tüketim mallarındaki fiyat değişiklikleri de % 60 civarında artmıştır. Şimdi soruyorum rakamlar mı yalan söylüyor hükümet mi? Vatandaş mı hesabını bilmiyor yoksa ekonomi ve istatistik bürokratları mı çok iyi hesap yapıyor?

Ekonominiz dışa bağımlıysa kalkınmanız sürdürülebilir olmaz. Bugün bankalarıyla, borsasıyla, önemli ve stratejik şirketleriyle yabancı sermayenin kontrolüne geçmiş bir ekonomik modelin dış darbelere dayanması düşünülemez. Bunun yerine yatırım ve istihdam imkânlarıyla birlikte üretim ve ihracatı yüksek bir ekonomi olması gerekir. Milli sermayeyi küresel rekabete hazırlayan bir milli ekonomi modeli ve politikaları izlenmelidir.

Ekonomi açısından bize göre en öncelikli yapılması gereken bir diğer iş ise yolsuzlukları, usulsüzlükleri ortadan kaldırmaktır. Gelir eşitsizliğini ve işsizliği bitirmek için ve genel olarak refahı sağlamak için çözüm önerilerimiz yakında kamuoyuna açıklayacağımız GÖR projesinde ayrıntılarıyla mevcuttur.

Cenk Sarıgöl: Ergenekon yapılanması için ne düşünüyorsunuz?
Muhsin Yazıcıoğlu
:
Bu konunun çok fazla sulandırılmasını ve her türlü suçun bu yapılanmaya bağlanmasını doğru bulmuyor ve hukuki süreç açısından da sakıncalı görüyorum. Ergenekon adıyla bilinen bu yapılanma garip ilişkiler yumağı şeklinde dışarıya tezahür ediyor olsa da devlet ciddiyeti ve gizliliği içinde açılan davanın sonuçlanması ve kimseyi peşinen suçlamamak gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'de terör örgütlerini durdurmak ve dağıtmak maksadıyla da olsa devletin içerisinde bir takım unsurların bu örgütlerle çok yakın ilişki kurduğu ve onların içinde yeni yapılanmalar oluşturmaya çalıştığı anlaşılıyor. Ama bu yöntem terör bitirmeye değil terörün artmasına neden olmuştur. Buradan baktığınızda, PKK ile Ergenekon organizasyonu arasında ilişki var mı? Herhalde Ergenekon organizasyonu içerisinde çok önemli bir figür olan bir partinin genel başkanının, Bekaa Vadisi'nde kendi askerlerini denetler bir edayla yaptığı denetimler hafızamızda hala duruyor. Devlet adına kanun dışına çıkanları, hiçbir şekilde masum göremeyiz. Hukuki süreç başlatılmıştır ve hukuken ulaşılabildiği yere kadar gitmelidir. “Derin devlet mi?” adı her neyse bütün kanun dışı, vicdanları rencide eden yapılanmalar ortaya çıkarılmalı ve yok edilmelidir.

Cenk Sarıgöl: Yaklaşan yerel seçimler için BBP’nin beklentileri ve hazırlıkları nelerdir?
Muhsin Yazıcıoğlu:
BBP, güçlü ve mutlu Öncü Türkiye’yi kurarak bütün Türk İslam âleminin ihtiyacı olan ve beklenen cesur yüreği ve gür sesi olacaktır. Bu kutlu yolda ilk kilometre taşımız önümüzdeki yerel seçimlerdir. BBP, önümüzdeki süreçte siyasetin yükselen değeri olacaktır. Bunun emarelerini her geçen gün görmekteyiz. BBP, Türkiye’nin geleceğinde olacaktır. Konjonktür ve zaman partimizin lehinedir. Yerel seçimlerde göstereceğimiz adaylarda seçici davranarak, kamuoyu önderleriyle istişareler yaparak, profesyonel yöntemleri kullanarak partimizi bu seçimin en başarılı partisi yapacağız. Bu noktada partililerimiz ve genel olarak milletimizde hissettiğim inanç ve heyecan, beni de oldukça memnun etmektedir.

Bu amaçla üç kez yerel seçimler konulu kamp yaptık. Şeffaf Süreç ve Büyük Aile adını verdiğimiz projelerimizle yerel seçimlere iddialı bir şekilde hazırlanıyoruz. Yerel yönetimlerde herkesin tasarrufa, üretime ve ranta ortak olacağı şeffaf ve açık bir yönetim tarzını vaat ediyoruz. Yolsuzlukların kaynağında bilindiği gibi kapalı yönetim anlayışı vardır. Biz açık ve şeffaf yönetim anlayışıyla yerel yönetimleri büyük bir aile gibi yönetme düşüncesindeyiz.

Türkiye’nin her yerinde seçimlere katılacağız. Belediye Başkanlığı ve özellikle il genel meclisinde her ilçede seçimlere katılacağız. BBP, bu seçimin en başarılı partisi olacaktır. Proje, aday ve kadrolarıyla BBP yerel seçimlere hazırdır. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da Atatürk Spor Salonu’nda yaptığımız coşkulu kurultayımızla Türkiye geneli yerel seçimlerin startını vermiş bulunuyoruz. Partimizin yetkili kurulları, il ve ilçe teşkilatlarımız bütün mesaisini yerel seçimlere göre düzenlemiş ve çalışmalarımız tüm hızıyla sürmektedir.


Cenk Sarıgöl: Muhsin Yazıcıoğlu olarak nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?
Muhsin Yazıcıoğlu:
Fert başına düşen milli geliri 20 bin doları aşan, yasama, yürütme ve yargısıyla kaliteli demokrasiye; milli ve yerli sermayesiyle üreten ekonomiye sahip, güvenlik, özgürlük ve refahını sağlamış bir Türkiye’yi hayal ediyorum. Bölgesinde güçlü ve müreffeh bir ülke olarak öncü olup kendi medeniyetini bütün dünyaya sunan bir Türkiye’yi hayal ediyorum. Böyle bir hayali gerçek yapmak için önce Türkiye’de birlik, sonra da bölgemizde Büyük Birliği sağlamalıyız.

Cenk Sarıgöl: Sayın Genel Başkan ilginize ve samimi cevaplarınıza şahsım ve okurlarım adına çok teşekkür ederim.
Muhsin Yazıcıoğlu:
BBP’nin yükselişini ve Türkiye üzerine çözüm önerilerini görmezden gelen bazı medya organlarının aksine sesimize akis olduğunuz için size, okurlarınıza ve çalıştığınız medya kurumlarına şahsım ve teşkilatım adına ben teşekkür ederim.

8 yorum:

  1. cenk bey bizim yorumlar ne oldu? neden sildiniz?

    YanıtlaSil
  2. sayın Yaşar Alkan, yorumunuz Muhsin Yazıcıoğlu röportajının ilk bölümünde muhafaza aedilmektedir. sanırım yorum yazdığınız ilk ve son bölümü karıştırdınız.
    ilginize teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Muzafer Tanzer KAHRAMAN25 Kasım 2008 14:33

    Dünya'daki tüm Avrupalıların beraber olduğu ve bu ülkelerin beraber olmasındaki ortak paydanın ortak kültür, ortak din, ortak menfaat olduğunu düşünürsek Kavimler Göçünden bu yana Dünya'da etkin rol oynayan Türklerin birleşmesine hayal diye bakanlar, yıllardan beri kullandıkları dil ile, ya Tarihten kaçmaktadırlar, Ya da Türkler'i tarih sahnesinde görmek istememenin İz'ansızlığını sergilemektedirler. Ve bunu yaparken de kendileri dışındaki tüm ülkelerin içine soktukları nifaklarla kendilerini güçlü tutmaya çalışmaktayken Tarih'in Türklere nasıl kadirşinas davrandığından da kaçmak istemektedirler.. Küreselleşen dünyanın bir çok açmazının üstesinden gelemeyen ülkeler geçmişe olan bağlılıkları sayesinde ufak tefek sıyrıklarla atlatırken kendi dışındakilere yaşam hakkı tanımayacak kadar acımzasılaşmaktadır. Bu sebepten KAşgarlı Mahmut'tan Karamanoğlu Mehmet Bey'e kadar uzanan ORTAK DİL anlayışı süreci içersinde TÜrklerin devamlı birlikte olma arayışından korkan diğer tüm kavimler ve milletler emellerine ulaşmış gibi gözükse de Türkler'in bir arada olmasını hiç bir zaman görmek istemese de Turan idealinin Kaçınılmaz Gerçek olduğunu maalesef bizden daha iyi bildiklerinden tüm oyunlarını bizim üzerimizde oynamaya devam ediyorlar. Ama es geçtikleri bir şey var. Bu topraklarda 2.Abdülhamit'i anlamak istemeyen tüm zihniyetleri tarih kendi içinde yargılarken, "bu memleketten bir daha adam çıkmaz" diyenlere TÜRK BİRLİĞİNE olan inancı pekiştirmediğimiz müddetçe başımıza geleceklere katlanmammız kıyamete kadar sürecek sanırım... Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  4. sayın Muzafer Tanzer Kahraman herşeyi yazmış. hislerimize tercuman olmuş. Sayın Muhsin Yazıcıoğlu en azından iktidar ortağı olacak bir oy oranına gelmelidir. bu milliyetçi-ülkücü insanların boynunun borçudur. MHp maalesef iç siyaset ve iktidar hırsı içinde Türk Birliğini unutmuştur. unutmasalar şimdi Türk Dünyası Bakanlığımız olurdu. Dış Türkler Bakanlığımız olurdu. bugun Türkçe Konuşan Ülkeler Meclis Başkanları Asemplesi ilkkez toplandı. şimdi tam zamanı. Türk Birliği Kahraman Beyin belirttiği gibi dil birliğinden geçmektedir. din birliğimiz. kültür birliğimiz var. dilimiz yüzyıllardır ayrı coğrafya ve kültürlerden etkilenmiş. lehçe farkımız derinleşmiştir. bu farkı en azından lise seviyesi öğrenim görmüş türk dünyası öğrencilerinin birbirleriyle anlaşacakları düzeye getirmeliyiz. özellikle ortak kelimelerin kullanımının yaygınlaştırılmasıyla başlanabilir. ortak bir dil kurumu ve devlet medya organları vasıtasıyla bu kelimeler sık sık kullanılarak. aşinalık kazandırılır. yine acilen yeni teknolojilerle özellikle batı dillerinden gelen yeni kelimeler ortak formakta içselleştirilmelidir. teşekür ederim. saygılarımı sunarım.

    YanıtlaSil
  5. SELAMINALEYKÜM,

    BU HAZIRLAMIŞ OLDUĞUNU ÇOK DEĞERLİ RÖPORTAJLARI İÇİN SİZİ CANI GÖNÜLDEN KUTLAR,SELAM VE DUA İLE ALLAH(c.c.)'a EMANET EDERİM.. VAR OL ASLAN GARDAŞIM ....

    SAYGILARIMLA,

    TALAT BARAN

    YanıtlaSil
  6. A.Slm. ve Rahm...
    Değerli Arkadaşım ve köyümüzün yakışıklı eniştesi, güzel temennilerin için çok teşekür ederim.
    Allah (cc) Razı olsun.

    Cenk SARIGÖL

    YanıtlaSil
  7. İbrahim Akça28 Kasım 2008 11:27

    güçlü, büyük müreffeh bir devlet istiyorsak Türk Birliğine daha çok önem vermeliyiz. kimde tüm türk devletlerinin birleşek tek devlet olmasını beklemesin. daha önceki bir kaç (Mete han, cengiz han, timur) dönemlerinde kurulan ortak bir devlet değil hanlar, hanlıklar koalisyonudur. hanlar kendilerine baş seçmiştir. aynı şekilde türki devletler AB gibi üst çatı altında toplanmalıdır. gümrük birliği, ortak kur politikası, serbest dolaşım, ortak yüksek öğrenim, temek tarih ve din dersleri vs. yükseğe çıkmak için basamaklar tek tek çıkılmalıdır.

    YanıtlaSil
  8. Bayramınız Kutlu olsun büyük başkan. canım abim Cenk Sarıgöl seninde aynı şekilde

    YanıtlaSil

İnsanlık konuşma ve yazıyla yani iletişimle birlikte teknolojik gelişim sağlayabilmişlerdir. Medeniyet ise bu hasletleri hoşgörü, sevgi ve ahlaklı kullanmakla olur.