23 Kasım 2008

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu Röportajı II. Bölüm


BBP
Genel Başkanı
Muhsin
Yazıcıoğlu
Röportajı
II. Bölüm






İlk Bölüme bakmak için linki tıklayınız;
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-i-blm.html





Cenk Sarıgöl: Güneydoğu, Pkk, Kürt sorunu gibi isimlerle adlandırılan, 25 yıldır ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biri olan kemikleşmiş hastalığımıza BBP’nin ne gibi siyasi, ekonomik ve sosyal çözüm önerileri vardır?

Muhsin Yazıcıoğlu: Öncelikle hastalığın teşhisini doğru koymak lazım. Mesele terör meselesidir ve küresel uzantıları vardır. Amaç, Türkiye’yi sürekli terör kıskacı altında tutarak, küresel isteklere boyun eğmesini sağlamaktır. Türkiye’nin birlik ve beraberlik içinde olunca önce güçlü Türkiye’nin sonra da bölgesinde ve dünyada öncü Türkiye’nin ortaya çıkacağını hesap eden iç ve dış güçler bu PKK terörünü başımıza bela etmişlerdir. Küresel güçler ile kadim düşmanlarımızın gizli izdivacının gayrimeşru çocuğudur PKK. Dolayısıyla PKK’nın Kürt kardeşlerimizle bir alakası yoktur. PKK, istismar ve çıkar üstüne kurulu bir kukla örgüt ve caniler güruhudur. PKK, Türkmeniyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Boşnağıyla, Çerkeziyle bin yıllık tarihimizin bize verdiği isim olarak Büyük Türk Milletinin ortak düşmanıdır. Mesele bundan ibarettir.

Mesele terör olunca, çözüm nettir. Terörün çözümü noktasında aklın yolu birdir. Devlet, devlet gibi yönetilir, yasalar hâkim kılınırsa terör diye bir şey kalmaz.

BBP olarak bunun nasıl yapılacağını defalarca anlattık. Olmadı, raporlar hazırlayıp Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı’na çözüm önerilerimizi ilettik. Teröre karşı her yönden yetiştirilmiş özel birimlerle mücadele edilmesi gerektiğini söyledik. Ayrıca sosyal ve ekonomik çözümlerimizi de sıraladık.

PKK’nın Meclis’teki uzantısı DTP’ye, küresel bağlantılarına ve askeri teçhizat ve askeri eğitim aldıkları odaklara karşı Türkiye Cumhuriyeti çaresiz değildir. Fakat siyasi iktidar bu konuda yetersiz kalmaktadır. Çeşitli siyasi hesaplar iç içe geçtiği için net bir tavır söz konusu değildir. Teröre karşı net tavır alınmazsa çözüm olmaz. Terör örgütüne silah ve teçhizat veren, para temin eden tüm odaklara haddini bildireceksiniz. Bunu yapmadan teröristi durduramazsınız. Terör örgütü çocukları, kadınları, yaşlıları kullanıyor, iç savaş çıkarmak için her türlü provokasyonu yapıyor fakat biz biraz itiraz edince ‘işte şahin kanat konuştu, bunlar yüzünden oluyor bütün olaylar’ şeklinde itiraz ve suçlamalarla karşılaşıyoruz.

Ben tekrar söylüyorum; Ankara ne kadar Kürt ise Diyarbakır o kadar Kürt’tür. Sivas ne kadar Türk ise Hakkâri o kadar Türk’tür. Bin yıllık mayayı bozmaya çalışanlar, mayası bozuk hainlerdir. Onların oyunlarına gelmeyeceğiz ve bu terör belasından hep birlikte el ele omuz omuza vererek kurtulacağız.

Bölgeye yönelik sosyal ve ekonomik iyileştirmeler elbette yapılmalıdır. Vatandaşlarımızı yaylasında, tarlasında tutarak göçü engellemeliyiz. Topraksız köylüye üretmek şartıyla toprak vermeliyiz. Ciddi ve samimi bir toprak reformu yapmalıyız. Fakat bunlar kadar önemli başka bir konu vardır ki o da eğitimdir. Öncelikle yıllardan beri gelen ve bölge insanını cenderesi altına almış olan şiddet kültürü ve feodal baskıdan eğitim imkânlarıyla, sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla bölge insanını kurtarıp, birey olma özgürlüğüne ve güvenliğine kavuşturmamız gerekmektedir. Bunu sağladıktan sonra bölgeye ekonomik olarak da refah gelecek ve terörün sosyal bahaneleri ortadan kalkacaktır.

BBP olarak bütün Türkiye için sunduğumuz GÖR Projesi, sosyal anlamıyla bölge için de tek kurtuluş reçetesidir. BBP iktidarında önce güvenlik, sonra özgürlük ve nihayet refah sağlanacak ve bölgenin makûs talihi değişecektir.

Türkiye’nin en büyük meselesi olarak gördüğümüz bu konuda BBP, hem özgün projeleriyle hem de bölge insanını diğer bölgelerdeki yaşayan insanlardan ayırmayan kuşatıcı anlayışıyla 30 yıllık belayı başımızdan def etmeye muktedirdir. Bunu herkes bilmelidir. Mevcut şartlar altında da bu konuda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.

Bu milli bir davadır. Milli tesanüdü bozmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz, her platformda demokratik usuller içinde mücadelemizi sürdüreceğiz.

Cenk Sarıgöl: TC. Başbakanının bu ülkeninbir iline gitmesini ‘Provakasyon’ olarak dillendirenler var. Son günlerde meydanlara çoluk çocuğu sürenlerin amaçı ne?
Muhsin Yazıcıoğlu:
Belli şehirler oluşturulmak ve belli şehirlere belli kimlikler yüklenmek isteniyor. Buna hiçbir zaman müsaade edemeyiz. Kimse buna müsaade edemez. Erzurum ne kadar Türk'se, Sivas da o kadar Türk'tür, Diyarbakır ne kadar Türk'se Trakya'da Tekirdağ da o kadar Türk'tür. Tekirdağ ne kadar Türk'se Diyarbakır da o kadar Türk'tür. Diyarbakır ne kadar Kürt'se Mersin de o kadar Kürt'tür, Sivas da o kadar Kürt'tür. Biz hep beraberiz. Kürt-Türkmen, Laz-Çerkez biz kardeşiz, aynı kıbleye dönmüşüz, aynı secdeye baş koymuşuz, aynı kitaba bağlıyız. Bir Peygamberin ümmetiyiz. Bu bayrakta hepimizin kanı var, bu ezanlar bizim ezanlarımız, bu devlet bizim kurduğumuz devletimiz. Bu tam bir ihanettir. 'Van'a gelmek demek filanın Kudüs'e gelmesi demektir' tabiri tam bir ihanettir. Onun için bunu bir strateji olarak görüyorum. PKK'nın hedefi, zorla OHAL'i çıkartmak, sonra sıkıyönetimin gelmesini sağlamak, ardından yasakların derinleşmesini sağlamak, acıları artırmak ve istikrarsızlığı yoğunlaştırmaktır.
PKK bundan besleniyor ama önümüzdekini sadece PKK olarak görürsek yanılırız. Yıllardır mücadele edilen PKK değil, PKK bir Kürt hareketi değil, PKK Kürtlerin hak ve hukukunu savunan bir örgüt değildir. PKK, emperyalizmin bölgedeki maşası, emperyalist güçlerin bölgemizde istikrarsızlık oluşturmak için kullandığı bir paçavradır ve PKK hareketi en büyük Kürt düşmanlığıdır.
Kürtlere en büyük zararı, en büyük ihaneti PKK vermiştir. Yaylasını terk ettirmiştir, toprağından koparmıştır, insanlarını aç ve sefil bırakmış, çocuklarını dağlara götürmüş, kardeşlik hukukunu bozmuş, düşmanlık tohumu ekmiştir.

Cenk Sarıgöl: Demokrasilerde devlet erkini paylaşan Yasama, Yürütme ve Yargı’nın kurumsal konumları son yıllarda çok tartışıldı. Özellikle Yasama ve Yargı arasındaki sınırın ihlal edildiği iddiaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Muhsin Yazıcıoğlu: Güçler ayrılığı prensibi bizim demokratik sistemimizin ve anayasal düzenimizin bir gereğidir. Kanun koyucu olarak TBMM yetkilendirilmiş ve 12 Eylül Anayasası’yla birlikte şekli ve konumu kuvvetlendirilen Anayasa Mahkemesi de yasaların usul ve şekil olarak Anayasaya uygunluğu açısından denetiminden sorumlu kılınmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin yasaları içerik anlamıyla sorgulama yetkisi yoktur. Fakat son yıllarda Anayasa Mahkemesi, kendisine farklı bir misyon biçmiştir. Biçilen bu misyon biraz da bazı medya ve güç odaklarının baskılarıyla oluşmuştur. Özellikle CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ni kendisiyle aynileştirme çabaları ve zorlamaları sanki netice verir gibi olmuş ve maalesef yüce mahkeme siyasi bir görüntü kazanmıştır. Bu elbette demokratik sistem için istenmeyen ve kabul edilemez bir durumdur. TBMM’nin yerine kimsenin kendini koyma yetkisi yoktur. Bazı anayasa değişikliklerinde Anayasa Mahkemesi kanun koyucu gibi davranmış ve kararlarını dayatmıştır. Bu birçok kişi tarafından yapılan bir yorumdur.

BBP olarak askeri darbe eseri, köhnemiş zihniyet ürünü 12 Eylül anayasasının değiştirilmesi gerektiğini defalarca söyledik. Kurumsal yapılar da dâhil, yani Anayasa Mahkemesi’nin konumu da dâhil milli uzlaşmayla yeni bir anayasa yapılması için üzerimize düşeni fazlasıyla yaptık. Fakat iktidar partisi bu konuda ortak akla değil nicelik olarak siyasi gücüne güvendi. Emrivaki yaparak, oluşacak suni gerginlikten nemalanma yoluna gitti. Nihayetinde başörtüsü meselesi çözümsüzlük batağına saplandı. Bunu sorumlusu bu iktidardır. En az CHP kadar suçludur AKP iktidarı. Çünkü bu konuda çok uyardık. BU meseleyi anayasa değişikliği yaparak riske ederseniz ilerisi için de sıkıntılı ve çözümsüz bir noktaya götürürsünüz olayı dedik. Fakat dinletemedik. Zaman bizi haklı çıkardı. Keşke haklı çıkmasaydık da bu mesele çözülseydi fakat öngörümüz doğru çıktı. Yine de çözüm yolu vardır. Demokratik anayasa için ve özgürlükler noktasında BBP ön şart sunmadan her türlü desteği vermeye hazırdır. Yeter ki siyasi hesapla değil samimiyetle yola çıkılsın. BBP üstüne düşeni fazlasıyla yerine getirecektir.

Cenk Sarıgöl: Avrupa Birliği sizce neyi ifade ediyor?
Muhsin Yazıcıoğlu: Bomboş ve karanlık bir tünel… Zaman kaybı, enerji kaybı, umut sömürüsü ve yalanlar dünyası… Türkiye Cumhuriyeti’nin umutsuz aşkıdır Avrupa Birliği… Bize göre ise gereksiz ve yalan ve hatta yanlış bir aşktır. Çünkü karşılıksız bir aşk ve bize uymayan bir sevdadır.

Takriben 40 yıl önce Türkiye Nato’da yer almasının gereği olarak mevcut dünya dengeleri bakımından Avrupa Ekonomik Topluluğu’na girme isteği mantıklı bir tercihti. Fakat 1990’dan sonra durum değişmiş, Türkiye açsından yepyeni alternatifler doğmuştur.

Atatürk yaşasaydı AB’nin dayatmalarına bir gün bile tahammül edemezdi. Fatih görseydi halimizi, İstanbul’u niçin fethettiğini döve döve anlatırdı bizim fanatik AB’ci aymaz siyasetçilerimize… Ne muasır medeniyettir ne de tek umuttur AB bizim için… Tek dişi kalmış canavarlık huyundan vazgeçmediklerini yakın zamanda Bosna’da göstermiştir bütün dünyaya Avrupa Medeniyeti… Bizim Avrupa medeniyetinden alacağımız hiçbir şey yoktur. Mesele teknolojiyse şayet, kimse AB karşısında kompleksle kapılmasın. Endonezya, Malezya, Hindistan AB’de değil ve pekâlâ teknolojinin kalesi oldular. Bunlar AB ülkeleri mi sanki.. Hiç böyle saçma komplekslere gerek yoktur. Fakat AB, küresel bir gerçektir. Bizim AB ile ilişkilerimiz mütekabiliyet esasları dâhilinde karşılıklı çıkara dayalı olmalıdır.

AB’ye Türkiye’nin tam üye olarak girmesine kesinlikle karşıyım. Türkiye’yi büyütecek bir proje değil, köleleştirecek ve zayıf bırakacak bir konsepttir Avrupa Birliği… Gümrük Birliği ile kaybettiklerimiz, AB’ye uyum sürecinde tarım ve sanayi olarak kaybettiklerimiz geleceğin habercisidir zaten.

AB’den bize hayır gelmez, biz kendi gerçeğimize ve kendi gücümüze bakmalıyız. AB bize muhtaçtır biz AB’ye değil…

Biz Osmanlı’nın torunuyuz. Osmanlının mirasına bakmalıyız. Bu medeniyeti yeniden ihdas etmek için çaba göstermeliyiz. AB, Osmanlıyı ve ona karşı duyduğu aşağılık kompleksini unutmuyor, üstelik barış ve hoşgörü altındaki 500 yılı unutmuyor ve bizden ellerine fırsat geçtiği için 40 yıldır 500 yılın intikamını alıyor sinsice. Mesele bu kadar basittir benim açımdan…

AB, kocaman bir yalan ve Türkiye açısından hayal tünelinden ibarettir.

3. Bölüm ve Röportajın Devamı için Bakınız;
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-iii.html



7 yorum:

  1. OH, Allah muhabbetinizi arttırsın kadeşim. neşeniz daim olsun. keşke bende orda olabilseydim. sohbetinize dail olsaydım. Türk-İslam ülküsünün güzel insanları hep neşeyle kalın. Büyük Birliğe giden yol kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  2. Avrupa ülkeleri pkk terörü besliyor. biz abye girmek için can atıyoruz. adamlar bizi bölmek istiyor. pkk en rahat avrupa ülkelerinde çalışmakta. televizyonu orda. sözde parlementosu orda. ertık bunu görelim. ülkemize sahip çıkalım. Büyük Birlikte buluşalım. birlikten kuvet doğar.

    YanıtlaSil
  3. SELAMINALEYKUM,

    BIZLER ; KURDUYLE,TURKUYLE,BOSNAGIYLA,LAZIYLA,CERKEZIYLE BIRIZ VE BIR OLUCAZ! ALEVISI-SUNNISI HEP BIR ! BU VATAN BIZIM BU BAYRAK BIZIM.. TURAN YAKIN AMA HAYAL DEGIL,BIZ BIR OLDUKCA BIZ DIRI VE DIMDIK OLDUKCA KIM BIZ YAN BAKABILIR..AVRUPA BIRLIGI KARA BIR TUNEL , BIZLER AVRUPAI BIRLIK DEGIL TURAN BIRLIGINE HAZIRIZ..ÖRFÜMÜZLE-ADETLERİMİZLE VAROLUŞ SEBEBIMIZ İSLAM ..ILA'YIKELIMETULLAH ICIN NIZAM-I ALEM DAVASINA GONUL VERMIS TUM TURK-ISLAM ULKUCULERININ TEK LIDERI VE SU DUZENE TEK DUR DIYECEK LIDER ;
    MUHSIN YAZICIOGLU'DUR..

    SAYGILARIMLA ..

    TALAT BARAN

    YanıtlaSil
  4. yargıç fazli23 Kasım 2008 17:39

    talat beye aynen katılıyorum. bize düşmanlık edenlerle büyük devlet olmamız zor. kuran rehberliğinde büyük turan ülküsüne yürümeliyiz. önce türkiye için muhsin yazıcıoğlu, öncü türkiye için bu devlere muhsin yazıcıoğlu lazım.

    YanıtlaSil
  5. işte türkün asaletini deblet yönetimine taşıyacak kişi. işte büyük türk birliğine giden yolun anahtarı. okusunda kuru muhalefet yapanlar utansın. çözüm önerilerini görsünler. muhalefet sade karşı çımaylan olmaz. çarelerini söylersen adam derim ben adama. işte size adam gibi adam.

    YanıtlaSil
  6. ülkemiz ab için türk birliği için çalışsa bugün süper devlet olma yolunda epey yol katettmiş olurduk.

    YanıtlaSil
  7. SENİN DEĞERİNİ BİLEMEDİK BE KOCA REİS. İÇİMİZ ACIYOR, ÜŞÜYOR HALA... OKUDUKÇA, FİKİRLERİNİ, SÖZLERİ NELER KAYBETTİĞİMİZİ DAHA İYİ ANLADIM. NUR İÇİNDE YAT. MEKANIN CENNET OLSUN.
    ERSİN ÇINAR

    YanıtlaSil

İnsanlık konuşma ve yazıyla yani iletişimle birlikte teknolojik gelişim sağlayabilmişlerdir. Medeniyet ise bu hasletleri hoşgörü, sevgi ve ahlaklı kullanmakla olur.