Ak Parti Torbalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ak Parti Torbalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2009

Torbalı Akparti Özeleştiri Yapmalı!

Torbalı Akparti Teşkilatı Özeleştiri Yapmalı!

BANA göre Torbalı Ak Parti, belediye başkanlığını kazanamasa bile başarısız bir yerel seçim geçirmedi. Hatta İzmir’in yerel seçimden en başarılı çıkan ilçe teşkilatlarından birisidir. Oyunu istikrarlı şekilde arttırmayı sürdürdü. %4,8’lik oy artışı bir başarı sayılabilir ama bu parti yöneticilerinin ve teşkilatının özeleştiri yapmaktan geri durmasını sağlamaz. Her ne kadar adayları ‘tüm sorumluluk benim’ diyerek, sonucu üstüne almış olsa dahi…

Torbalıda Akparti %4,8 oy artırdı doğrudur. Buna karşın CHP %23,2 gibi bir sıçrama yaptı. Elbette mazeret üretmek basit. ‘İzmir’de genel olarak diğer parti seçmenleri kendilerini Ak Parti karşısında konuşlandırdı’ diyebilirsiniz.

O zaman size şunu sorarlar, "diğer ilçe ve beldelerde partiniz oy kaybederken siz arttıra bildiyseniz 3300 oy alacak bir atraksiyon nasıl olabilirdi?" Veya bu oyu alamamamızın sebebleri nedir? Torbalıda Ak Parti oyunu 5 puan arttırmış kabul etsek ve bunun %3’ü MHP, %2’si eski DYP seçmeni olsa! Bu varsayımdan hareketle CHP’ye aynı partilerden MHP %7,8 oy, DYP’den %3,5 oranında kayma gerçekleştiği gerçeği önünüze dikilir. Size seçim almak için +%6 oy yetiyordu. Yani 3350 oy. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/04/torbal-2009-secim-degerlendirmesi.html Hadi eriyen, dibi bulan, DTP’nin yarısı kadar söz hakkı ile kısraktan düşmüşe dönen bu partilerden CHP’ye gidenin yarısını alamadınız. Peki bir önceki seçim GP’nin aldığı %7,05 oy ne oldu?

Ak Parti ve MHP tabanlarının %28’inin ülke çapında yapılan tüm araştırmalarda ortaya çıkmıştır ki, ikinci tercihi bir diğeridir. Geri kalanda kesinlikle CHP değil, BBP, Akparti, DTP, DP sıralamasından sonra ona yer ancak bulunuyor. Özeleştiriye buradan başlanmalı, ‘Biz veya partimiz nerede hata yaptık da sağ ve ortak tabandan beslendiğimiz seçmen bizim yerimize CHP’yi tercih etti? Adayda, meclislerde hata mı yapıldı?'

Bugüne kadarki Torbalıda sağ parti ve partililere yaklaşımımızdaki hatalar neydi? Onları bize oy vermektan alıkoyan etkenler nelerdir? Bizim yaklaşımımız ve tutumumuzun bundaki payı nedir? Tüm bu soruların cevapları verilmeden, bundan sonra ne yapacağız? Sorusuna doğru cevabı bulamazsınız. İcraat proğramınızı ve siyaset stratejinizi temelsiz yürütürsünüz. Unutmayın temelsiz binaya, çok kat çıkılmaz, balçık toprak temel tutmaz. Bu soruların cevaplarına göre ben inanıyorum ki, aramızda şu neden yok, bunu davet edelim, filanca gerçekten görüşlerimize yakın diye tartışmaya başlanacaktır.

Sahi koalisyon dönemi iyi işler çıkaran, Torbalı'ya bir çok hizmeti geçen bir Aydın Mimaroğlu vardı tanır / hatırlar mısınız? Eminim Torbalı Akparti yöneticilerinin böyle çok tanıdığı ve hatırladığı çıkacaktır. En azından bu hatırladıklarınızla ortak seçim değerlendirmesi yapmaya ne dersiniz?


Cenk SARIGÖL

25 Mart 2009

Muhsin Yazıcıoğlu

Allah Ekber (Büyük) Ümitvar Olmalı...
Bu yazıyı kaleme alırken, Büyük Birlik Partisi Genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu düşüen helikoptere ve kazazedelere henüz ulaşılamamıştı. Kazayı duyar duymaz şok oldum. Daha geçen hafta Salı günü (24 Mart 2009) Basının Ankara temsilcileri ve yazarlara Büyük Birlik Partisi tarafından Aktif Metropolitan Otelde verilen öğle yemeğinde bulunmuş, yemekten sonra bir süre ayaküstü konuşmuştuk. Biz Büyük Birlik Partisi Genel Bşk. Yrdc. Mustafa Destici solumda, sağımda TRT6 Genel Müdürü ve karşımda gazeteci –televizyon sunucusu Ertan Tan ile ayrı masada oturduğumuzdan ancak yemek bitimi sonrası konuşabilmiştik. Kazadan 15 dk. sonra abone olduğumuz ajanslara helikopterin düştüğü, içinde Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte Sivas Teşkilatından İl Bşk. ve 2 kişi ile İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri olduğunu haberi düştü.

Hemen aklıma Sivas’ın tek Büyük Birlik Partisi’li Belediye Meclis üyesi olan Üniversite ev arkadaşım Nedim Kangal ve İHA’da Büyük Birlik Partisi seçim çalışmaları izleme koordinatörü arkadaşım Bayram Kılınçer geldi. Nedim’i (ağa) aradım telefonu meşgul. Bayram’ı aradım ardından. Telefon açıldı. Bayram değildi helikopterdeki kişi, kendisi Büyük Birlik Partisi Genel Merkezinde kalmıştı.
“Abi 5 Dk. sonra ben seni arayayım” diyerek kapattı. Tekrar aradığında partililerin akınına uğrayan Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi içinde konuşamadığını, konuştuklarının duyulması halinde ortalığın karışmasından korkmuş.Anlattıklarıyla elimin ayağımın boşaldığını hissettim. Kazazedeler içinde bulunan Sivas İHA muhabiri İsmail Güneş, İHA haber merkezini aramış. (112 acilden sonra) Sesi çok kötü geliyormuş. Ayağının kopmak üzere enkaz altında olduğunu, çok üşüdüğünü, kendisi dışından herkesin öldüğünü söyleyebilmiş. Sonra irtibat kesilmiş. “Allah’tan ümit kesilmez...” diyerek, telefonu kapattığımı hatırlıyorum.

Ardından can dostum, Nedim Kangal aradı. Onlarda Sivas’tan il yönetiminden arkadaşlarıyla yola çıkmışlar ama nereye gişdeceklerini bile bilmiyorlar. İl Başkanının hanımı sürekli arayıp bilgi almaya çalışıyor ama ortalık bilgi kirliliğinden geçilmiyor, ajanslar, tv, internet birbirinden farklı bilgiler geçiyor. Nedim yolda olduğundan sürekli beni arayıp bilgi almaya çalışıyor. Ama ona helikopterin düştüğü yer ya da alanı kesin söylemem bile yarım saati buldu. Aramaya Sivas, Maraş, Yozgat ve Malatya’dan gelen teşkilat mensupları ve Alperenlerde katılmıştı. Hala haber yok. Allah’ım sen büyüksün...

Muhsin Yazıcıoğlu’nun yeri Ülkücü Camia için çok ayrıdır. Herkes Bağbuğun vefatına kadar MHP içinde kalsaydı, onun Genel Beşkanlığını sorgulayacak kimse çıkmayacağını bilir. Ülkücü yürek için bir meşale diyebiliriz. Siz bakmayın siyaset bölmüş gibi görünsede, hiçbir ülkücünün yüreği, Muhsin Yazıcıoğlu ismini duyduğunda kıpırdamadan, saygı duymadan çarpmaz.

22 Temmuz 2007 seçimlerinde İstanbul’dan seçilen MHP milletvekili Mehmet Cihat Özönder, yemin töreni için havaalanından Ankara merkeze gelirken trafik kazası geçirmiş ve vefat etmişti. Kocatepe Camii’ndeki cenaze namazına katılmıştım. Caminin iç avlusunda imamı dinleyerek, namazı bekleyen binlerce Ülkücü ve partili gibi sessizce oturuyorduk. O sırada Muhsin Yazıcıoğlu ve yanında 10-12 civan Alperen yan kapıdan iç avluya girdi. Ağır adımlarla, vakur, Muhsin Başkan önde, ülkücü delikanlılar ardında avlunun boş olan yerinde oturuncaya kadar, o ülkücü başların nasıl, özlemle, saygıyla, hasretle çevrilip, bu adam gibi adam lidere baktığını, gözlerindeki ışığı görmenizi isterdim. Sanki kalplerinin yarısını Yazıcıoğlu’nun sırtına yüklemiş bir kalabalık.

Ankara’ya gelene kadar bir kere elini sıkmıştım. Sonra bulunduğum sektör ve diğer bazı sebeplerle görüştük. 2007 seçimlerinde kampanyasına (Sivas Bağımsız Milletvekili Adaylığı) destek verdik. Seçimden sonra teşekür için gelme zahmetinde bulunup, mütevaziliği ile bizi utandırdı. Ropörtaj söz aldım sonra yaptık ve sizlerle paylaştım;

1.-Bölüm:
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-i-blm.html

2.-Bölüm:
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-ii.html

3.-Bölüm:
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-iii.html

İrtibatımız kopmadı. mecliste en çalışkan milletvekillerinden birisiydi. Öğrenci affı için tek başına uğraştı ve meclisi ikna edip, kabul ettirdi. Kamu Personelini, 4/B statüdeki sözleşmeliler için koordineli hazırladığımız onlarca kanun tekliflerini Millet Meclisinde dile getirdi, sundu.
Özellikle Büyük Birlik Partisi Genel İdare ve Genel Bşk. sekreteri Başak Karsak ile sağolsunlar sürekli bizi bilgilendirdi. Hatta 25 Ocak’ta Torbalı ziyareti öncesi Başak Hanım aramış ve katılmam ricasında bulunmuştu. Çok istemiştim ama o tarihte İstanbulda bir görüşmede olmam gerekiyordu ve bir kez ertelemiştik. Keşke 2. Kez erteleyip, bir yolculuk yaşasaydım kendisiyle birlikte...

Büyük Birlik Partisi Torbalı İlçe Başkanı Zülküf Güldoğan ve BBP Sivas Belediye Mec. Üyesi Nedim Kangal’ın selamlarını kendisine arz ederken, Muhsin Başkanın selamlarını onlara ilettim. Allah ülkücü camiaya sabırlar versin...

Not
; Yerel Seçim gündemi konusunda söyleyecek tek şey, proje ve planı olmayanlar, 5 yıllık çalışmalarını anlatmaları birinci turda bitenler, kendilerine başkalarının plan ve projelerini eleştirme misyonu yükleyerek, meşgale bulmuşlar. Nede olsa uzatmaları oynuyorlar. En azından top çevirme hakları var. Seyircilerin ıslık ve tam tamlarına kulak tıkayarak...


Cenk SARIGÖL

23 Mart 2009

Torbalı Yerel Seçim Anketi (BUPAR)

Yerel Seçim Anketi (BUPAR)

Kamuoyu araştırma kuruluşu BUPAR, Torbalı Belediye Başkanlığı seçimleri için bir anket yayınladı. Anket, kamuoyu araştırmalarında "en sağlıklı" yöntem olarak nitelendirilen "yüz yüze anket yöntemi" kullanılarak uygulandı.
Anket, AK Parti adayı Mahmut Atilla Kaya’nın açık ara önde olduğunu ortaya koyuyor. İşte Torbalı merkezi ve beldelerde yapılan son anketin sonucu.
2 bin kişi üzerinde yapıldı.

Araştırma Torbalı Belediyesi sınırlarında yer alan Torbalı merkez mahalleleri, Ayrancılar, Çaybaşı, Subaşı, Yazıbaşı, Pancar ve Karakuyu beldelerinde farklı sosyo–ekonomik ve sosyo–demografik gruba mensup kişilerden, yaş, cinsiyet ve mahalle kotalarına göre tesadüfi yöntemle seçilmiş 2.000 kişi ile görüşülerek gerçekleştirildi. Yapılan bu araştırmada 0,95 güvenlik sınırları içinde, hata payının +/- % 1,63 olarak görüldüğü açıklandı.

AK Parti adayı fark attı

BUPAR’ın anketinde AK Parti adayı Mahmut Atilla Kaya yüzde 44,2’lik oy oranı ile ilk sırada çıktı. Ankette CHP adayı Ramazan İsmail Uygur yüzde 33,6 ile ikinci sırada yer buldu. MHP adayı Zerrin Çalışkan Yöndem yüzde 5,8′lik oy oranı ile sıralamada üçüncü olurken, DTP adayı Celal Temel yüzde 3,9’luk bir oy oranına sahip oldu. Diğer partilerin yüzde 3,3’lük bir oy aranı aldığı ankette kararsızlar ise yüzde 9,2’lik bir oranda çıktı.


5 Mart 2009

Torbalı Zabıta Partizanlığı

Torbalı Zabıta Partizanlığı

Torbalı Belediye Zabıtalarından bir memur dün (siz okurken ‘evelsi’ olacak) akşam oturduğu apartmana asılan Ak Parti flamasını yakmaya kalktı. Fevzi Hepşenkal Caddesi üzerindeki Alpsü Konutları, Damla Apartmanında oturan Zabıta İbrahim KÖSE, gece geç saatlerde sarhoş bir halde geldiği apartmanda, çapraz dairede oturan komşusu Ferhat ÖZLÜ'nün (yani onun dairesini engelleyen veya ihlal eden bir durum yok) balkonuna astığı Akparti flamasını yakmaya kalkıyor. Ağza alınmayacak küfürlerle apartmanı ayağa kaldıran zabıta memuruna diğer komşular müdahale ederek, polis çağırıyor. Gece yarısına kadar süren münakaşa sonunda sarhoş zabıta emniyet güçleri tarafından ifadesi alınmak üzere karakola götürülüyor. Evine Akp flaması asan eski parti yöneticisi ve 2004 yerel seçimlerinde 4. sıra İl Genel Meclis adayı Ferhat Özlü, komşusunun sarhoş halde yaptığı bu gayri ahlaki hareketten şikayetçi olmadığı öğrenildi.

Buraya kadar sizinle yaşanmış bir adli olayı aktardım. Sizde merak ediyormusunuz bu zabıta kimin döneminde işe alındı? Tahmininiz var mı? Bu olay size bazıları için belediyenin nasıl partizan çiftliğine çevirildiğinin göstergesi olabilir mi? Şimdi bu partizan ve gayri ahlaki tutumla çevresine rahatsız verdiği gibi komşularının huzurunu bozup, küfürler eden zabıta niçin Akparti tahammülsüzlüğünü bu derece pervasız gösteriyor? Veya neden bu kadar Akp’nin görünür olmasından rahatsız?Acaba o kişi kendisi haksız yere işten çıkarılan belediye işçilerinin yerine geldiğii düşündüğü için olmasın? Bu durum “kişi kendinden bilir” prensibi uyarınca mevcut yönetimi ve Torbalı CHP’li Belediye yönetimini ve Başkan Ramazan İsmail Uygur'u iş garantisi olarak görmesinden kaynaklanabilir mi? Öyle ya “siyasetle gelen, siyasetle gider” diye başka bir prensip işleyebilir..!

1 Mart 2009

Torbalı AkParti Belediye Meclis Üyesi Adayları

  1. HASAN KARATOKLU
  2. ADNAN YAŞAR GÖRMEZ
  3. NURETTİN ALBAŞ
  4. ENDER SUBAKAN
  5. SÜLEYMAN AYAZ
  6. HAMİT ŞEN
  7. CEVDET KIVILCIM
  8. YASEMİN YILMAZ
  9. HÜSEYİN KARAMAN
  10. ŞENOL GÜLER
  11. MEHMET TÜRKOĞLU
  12. İBRAHİM TEK
  13. HASAN YİĞİT
  14. A.DAVUT KIRŞAN
  15. İSMAİL ÇELİK
  16. VELİ CEYLAN
  17. MEHMET KARATAŞ
  18. NAZIM YILDIZ
  19. ÜNAL DUMAN
  20. YÜKSEL ÖZATA
  21. UFUK KARAKAŞ
  22. MUAMMER İLGEN
  23. ÖZLEM YILDIZ
  24. BETÜL GÖL
  25. KAMİL SELÇUK
  26. AYGÜL ÇALIŞKAN
  27. LEVENT SOLBAŞ

13 Şubat 2009

Torbalı CHP'li Provokasyona Dikkat!

Torbalı'ya Bağlı Ayrancılar Beldesi Piknik Alanına Giriş Tak'ı (Suyun Başı)Torbalı CHP'li Provokasyona Dikkat!

Devlet Bakanı ve İzmir Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Aydın 13/02/2009 Cuma ilçemizdeydi. Bakan Mehmet Aydın entelektüelliği, bilimsel kişiliği, akademik kariyeri, kitapları ve rahmetli Bilge Kral Aliya İzetbegoviç ile dostluğu ile bildiğim bir zamane bilgesidir. Ayrancılar Beldemizde kendini bilmez bir CHP partizanı, bence büyük olaylara sebebiyet verecek bir provokasyon yapmıştır.

Artık partizanmı görevlimiydi onun cevabını CHP Torbalı ilçe başkanı Ertan Çelik versin…

Olay şöyle;
Bakan Prof. Dr. Mehmet Aydın, mülki idare amirleri başta Zeki Aslan (Kaymakam Bey) olmak üzere, Ak Parti İlçe Bşk. Hüseyin Söyler, Ayrancılar Belediye Başkanı Ahmet Özkan, Torbalı Ak Parti İlçe Yönetimi, Ayrancılar Teşkilatından Ak Partililer ve halktan katılanlarla birlikte tam Ayrancılar Belde Belediye Binasından çıkarken Serhat Özdemir (36 yaşlarında) ve Kayınpederi olduğunu öğrendiğim yanındaki Muhsin Yaman isimli kişiyle Bakan Mehmet Aydın’a yanındaki Kaymakam Bey’i bile ezerek,
“Siz ne yüzle buraya geldiniz? Memleketi sattınız..! Hiç utanmıyorsunuz… Yüzünüz kızarmıyor…”
vb. cümlelerle kalabalığı tahrike kalkmıştır. Hadi Mülki Amirlerimizden çekinmediniz, o kalabalığı, partilileri niçin tahrik etmeye kalkıyorsunuz? Torbalı ve Ayrancılar Ak Partililer olgun davranmışlar. Sükûnetlerini ve öfkelerini tutmuşlar, taşanları hemen engellemişler. Ya bu mümkün olmasaydı? Sonuçlarını düşünebiliyor musunuz? CHP Torbalı bunu bir parti politikası olarak mı yapmıştır yoksa fevri bir çıkış mıdır merak ediyorum?

Neden?
Sorusunu hemen cevaplandırayım;
Ayrancılar Misafirperverliğine ve devlet saygısına yakışmayacak şekilde bu kışkırtma olayı gerçekleştiren, Serhat Özdemir kim?
Yerel seçim sürecinde arabasını Torbalı CHP’ye kiralamış, arabası CHP Torbalı tarafından Genel Merkez talimatlarına göre giydirilmiş ve seçim arabası yapılmış, kendiside şoför olarak aracıyla seçim turları atan birisi…
Yani kendi arabasıyla CHP’ye şoförlük yapan ve muhtemelen ücretlendirilen birisi…

Şimdi sormak hakkımız,
"Ey CHP Torbalı ilçe başkanı Sayın Ertan Çelik,
1-bu şahıs bu eylem için sizinle koordinasyonlu mu hareket etti?
2-Sizden talimat almadıysa ve bunu kabul etmiyorsanız ne yapmayı düşünüyorsunuz?
3-Partilinizse ilişiğini kesecek misiniz?
4-Hala CHP giydirmeli arabasıyla iyi bir şey yapmış, sahte karton kahraman gibi kabara kabara dolaşmasına izin verecek misiniz?
5-Yoksa sizde bununla övünüyor musunuz?"

Cevaplarınız için bu köşe bekliyor!!!


Cenk SARIGÖL

31 Ocak 2009

Torbalı Başkan Adaylığı ve CHP

İzmir - Torbalı Şehir Merkezi (Belediye Meydanı)
Torbalı Belediye Başkan Adaylığı Süreci

İbrahim İbişoğlu ve Mahmut Atilla Kaya'nın yani iki avukatın yarıştığı Torbalı Ak Parti Adaylık süreci üzerine yaptığımız analiz ve verdiğimiz bilgilere en çok CHP’liler tepki göstermişti. Hatta yazının baş aktörlerinden,
Akp A.Adayı Av. İbrahim İbişoğlu beyefendiden bile daha fazla..! Tarafsız olmadığımızdan tutunda, gazeteciye, kişiliğime yakışmadığına kadar hafifinden ağırına kadar. İsimsiz, imzasız mesajlar, elektronik postalar... Başka bazı yazılarımız taraf olabilir ama bu
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-akp-belediye-bakan-adayl-i.html yazılarımız birer analiz-eleştiri üzerine bina edilmişti. O yüzden haksızlık edilmesin. Diğer yandan ben sayın Mahmut Atilla Kaya’nın tarafı olduğumu zaten yazmış, açıklamış birisiyim. Peki bunu açıklamama rağmen eleştirmedim mi? Eleştirdim. Yerdim, tenkit ettim. Ederim ve etmeyede devam edeceğim. Kaya’nın sayın mevcut Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur’dan daha iyi bir belediye başkanı olacağını düşünüyorum... herşeyden önce benim için önemli olan Torbalı.

Mahmut Atilla Kaya ile birlikte yola çıktığımız, projelerini, planlarını bildiğim için böyle düşünüyorum. Fakat bu nihayi bir destek değil. Bunu çoğu kez her yanlışında eleştirerek, ortaya döktüm...CHP iktidarı benim nazarımda ilçenin başına gelen bir kötülüktür... Özellikle Ramazan İsmail Uygur başkanlığı belki kendisinden önceye göre iyidir ama bu kocaman bir fiyasko olduğu gerçeğini değiştirmez. Megolomanik ve narsisti yapılarla Torbalı yönetilmez, yönetilmemelidir. CHP adaylık süreci bugün akşam üzeri yarın en geç öğlen açıklanacaktır. Kim mi? Bu saatten sonra hiç önemli değil! Burnu sürtülen sürtüldü.

CHP ve CHP’liler “Biat Kültürü” hangi partide kılcal damarlara kadar sirayet etmiş gördüler! Chp adaylık sürecinde halkın, partilinin, delegenin hatta ilçe ve il yönetimlerinin yok sayıdığını, görmezden gelindiğini tek belirleyicinin CHP genel merkezi ve bir iki genel bşk. yardımcısının olduğunu müşaade ettiler. Ben yaptım oldu mantığı herkesin anlayacağı şekilde ortadadır. CHP’nin açıklayacağı aday kim olursa olsun artık sonuç değişmez. Tek kriterin genel merkezin ve başkan ve yardımcılarının iki dudağının arasında olan bir parti ne kadar demokrat olabilirki? Sonrada “bu halk neden Akp’ye oy veriyor” diye etraflarına bakıp, halka kızıyorlar. Bilinçli bilinçsiz demokrasi dışı güçlerden medet umuyor, meydanlara çıkıyorlar..!

Bugün Dr. İbrahim Öz veya Ramazan İsmail Uygur’un adaylığı açıklanabilir. Hatta şaşırmayın;
"Sedat Uzunbay"
çantadan çıkabilir. Nasıl olur? demeyin sakın, adını söylediğimiz kişi eski milletvekili Sedat Uzunbay, parti ise bahsettiğimiz CHP’dir. Sonuçta atamayla aday belirlenen bir parti sözünü ettiğimiz... Bana kalırsa CHP genel merkezi bu saatten sonra kendini aday açıklamak için sıkmasın, sıkışmasın, telaşlanmasın. Aday ismi yazmadan amblemle (6 ok) girsinler seçime... Chp kazanırsa adayı değil direkt belediye başkanını belirlerler! Böyle birşey olabilir mi? Demokratik bir partide aday adaylığı başvurusu yapmamış birisinin ismi (Sedat Uzunbay) kulislerde ciddi ciddi seslendirilebilir mi? CHPde oluyor. Neden? çünkü birisi, “ben olmazsam, Uzunbay seçimeli” dediği için gündeme düşüyor..!

Dr İbrahim Öz için Şunu belirtmeliyim ki; Eğer Chp tarzı bir politkacı olsaydı bu şartlarda kesinlikle adaydı. Dr. İbrahim Öz gerçek bir Sosyal Demokrat gibi siyaset yapıyor. Halkla politika üretmeye, vatandaş referanslı çıkışlar amaçlıyor. Lakin CHP’nin böyle olmadığını öğrendi veya anlamak üzere sanırım. İbrahim Öz yapı olarak uzlaşmacı, hoşgörülü, birleştirici, yapıcı bir kişilik. Siyasi grupların, çıkar çevrelerinin aralarında kıvrılan omurgasız bir siyaseti tercih etmiyor. Fakat bu özelliği ona siyasete atıldığı partide avantaj değildir. Doğruysa bile rakibini kötülemek için görüp, hatalarını aktarmaz, genel merkez üzerinden, halkın olmadı referanslar aramaması İbrahim Öz’ü siyaseten güçsüzleştiriyor. Türkiyede olduğu gibi Torbalıda da rakibini tekmelemeden yapılan yapıcı siyasete hazır değil, seçmende öyle ama değişiyor hep hizip, kavgada istemiyor seçmen. Eleştiri istiyor, yapıcı, yolsuzluk ve usülsüzlükleri ifşa edecek bir dil.

Dr. İbrahim Öz bundan 2.5 – 3 ay önceki büyük avantajını, işte en azından kulvardaki rakiplerinin yanlışlarını (ahlaken, maddeten, söylem ve icraat olarak ispatlanabilir) bile kullanmaktan hicap duyan birisi olarak oldukça düşürmüş durumdadır. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Aziz Kocaoğlu’nun adaylığının kesinleşmesi ise aslında elini güçlendirmesi gerekirken, ismini öne çıkarması gerekirken, Chp tarzı siyaset yapmamasının tezahürü olarak, mini “Atom Karınca’ repliklerine kurban verildi.

Siz yinede umutsuz olmayın, Akp nasıl Ankarada Meliklerin! burnunu sürttüyse, Chp genel merkezide burun sürte sürte, kapı aşındırta aşındırta genel başkana biat etmeden adaylık vermez! Önce ep öpmeyi öğretirler, sonra paye verirler. Bu siyasetin ruhunda var. Torbalı kibirleri bundan kurtulamaz, kurtulamadı... Sevim Olgun gazetede “Bugün CHP Adayı açıklanacak” haberi yapmaktan en nihayeti kurtuluyor. (bu arada kaç haber oldu Sevim?) En nihayet hepimiz için hayırlısı, Torbalı için ne güzel olacaksa, kim daha başarılı olacaksa dileğimiz onun yönetime gelmesi... eğer Mahmut Atilla Kaya hayırlı olmayacaksa Rabbim onada koltuk nasip etmesin. Herkes hayırlısını dilesi! Taraf mı? Evet ben tarafım demokrasi, halk, Torbalı, İzmir, Türkiye, Müslümanlar ve insanlıktan taraf.


Cenk SARIGÖL

16 Ocak 2009

Mahmut Atilla Kaya Resmen Aday


M. A. Kaya

Resmen Aday


Ortalık bulandırmaya çalışan CHP zihniyeti ortaya neler atmıştı? Bizzat Torbalı CHP ilçe Bşk. Ertan Çelik kendi ağzından, “Akpde 6 aday var” dedi. Sonra ortalığa, “Akp seçim kaybetmiş aday adaylarını tekrar aday göstermeyecek!” Siyasetin ve seçmen davranışlarının nasıl değiştiğini okuyamayan, çağdaşlıktan uzaklaşıp, eski, köhne siyasetle varlığını devam etmeye çalışanların ilkesi gereği,“Kendi kulvarında en hızlı koşup, birinci gelmek yerine rakibini tekmelemeye çalışmak” şiarları olmuş. Sana ne rakip partinin aday adaylarından? Nasıl aday belirlediğinden? Sen önce kendi partinin tepeden inmeci aday belirleme yöntemini sorgulama demokratlığı gösterde görelim.

Chp Torbalıda sorun yok mu? O zaman Ramazan İsmail Uygur hastaneye düştüğünde neden post yarışına girip, içinizdekini dışarı çıkardınız? Uygur hastaneden ‘0 Km’ çıkınca suspus oldunuz? Türkiye demokrasisin geldiği noktada biryere gelmek için kişinin koltuktan düşmesi beklenmiyor! Düşürmek için kapalı tezgahlar yapılmaz, fırsat kollanmaz. Mertçe çıkar, ismini ortaya atar mücadele edersin...

Mahmut Atilla Kaya’nın Torbalı Ak Parti Belediye Başkan Adaylığı bugün resmen açıklanacak. Pazartesi günü sabah bizim haberimiz olmuştu. Hafta başında komisyon delege, üye, milletvekili, meclis üyeleri, il yönetimi, anket, mülakat sonuçlarını değerlendirdi ve kararını vermişti. Bugün sadece başbakan açıklayacak! Ben bunları yani Akp aday belirleme sürecini yazdığımda diğer aday adayı sayın İbrahim İbişoğlu normal karşılarken, CHPliler küplere binmişti. Çünkü onlarda biliyordu bu şartlar arandığında İbişoğlu’nun şansının zayıf olduğunu!
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-akp-belediye-bakan-adayl-i.html Akpde aday belirleme tepeden inmeci, CHP gibi “biz bunu aday yaptık, ey üyem, delegen ve halk buna oy verin” diktası gibi değildir. CHPde bırakın halkı, üyesini delegesi bile söz sahibi değildir aday belirlemede... Zaten tüzüğüne göre bir gecede genel bşk. inisiyatifi ile binlerce üyeyi silebilen ve yenisini kabul eden partiden başka birşey beklemek, doğasına aykırı olur...

NOT; Son CHP il kongresi öncesi,
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/aziz-uygur-uzunbypas.html Önder Sav’ın koordinasyonuyla İzmir merkez ve ilçelerde CHP Parti Tüzüğünün 12. maddesine dayanarak, binlerce üye düşürüldü ve yenileri eklendi. (Yılların CHP’lisi ve Deniz Baykal rahatsızı Emin Yıldız’ın üye olmadığını öğrenmesi ve gazetelere beyanat vermesi)


Cenk SARIGÖL

14 Ocak 2009

Mesele Olmak, Mechele Değil


Metropolis (Ana Tanrıça Kenti) harabeleri ve Selcuklu Özbey Kalesine güney doğusundan bir bakış...

Mesele Olmak, Mechele Değil

Sayın Ertan Ünver 12 Ocak 2009 tarihli son yazısında “Mesele Ol Mesele değil Cenk” http://polemikler.blogspot.com/2009/01/ertan-nver-itiraz-etti-izmir-torbal.html başlığı ile bize inceden mesaj verdi! Kimseye ne gölge olmaya nede cahilliğe sevkeden olmaya niyetim yok. Örnekse kimseden böyle bir talebim yok! Gayet samimi bir şey sordum. Halen Torbalı Ticaret Odası (TTO) yönetiminde olupta şimdi Muzaffer Sekban’a muhalefet eden meclis üyesi yada yöneticiler hangi gerekçelerle Sekban’a karşı çıkıyorlar ve bu gerekçeler içinde bizim yıllardır karşı çıktığımız Kabacakırına Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulmasıda var mı? Varsa bugüne kadar nasıl karşı çıktılar ve şerh koydular?
Yok eğer karşı çıkılmadı ve suskunluğun ikrardan geldiği göz önüne alınırsa nasıl bir çıkarsama yapmalıyız? İlgili ve “Torbalı Ticaret Odası Seçimi” başlıklı
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-ticaret-odas-seimi.html yazımızda aynen şu ifadeyi kullanmışız;
“...Ben Ticaret Odasında şimdi muhalif olanların hiçbirisinden Kabacakırı OSB konusunda karşı söylem duymadım (Oldu da ben kaçırmışsam şimdiden özür dilerim). Eh Torbalı Ticaret Odasından OSB konusunda muhalif bir ses duymamışsak, hemfikir olunduğunu düşünmemiz gerekir. O takdirde en önemli soru önümüze düşer, ‘Bir ilçenin Ticaret Odası başkanı ve meclisinin ilçelerine OSB getirmesi başarı değil midir?’ elbetteki büyük bir başarıdır. Hatta muazzam bir başarıdır. Ben böyle düşünüyorum. Buraya kadar Ertan Ünver ve Mustafa Yetkil hocamın da aynı düşündüğünü sanıyorum. Bizim karşı çıktığımız OSB’nin Kabacakırı’na kurulmasıdır...”

Yazımın ana fikri bu cümledir. Biz köşelerimizden çığırır, okurlarımızdan gelenleri aktarırken yetkili ve etkili (özellikle Torbalı Belediyesi ve İktidar partisi Torbalı AKP kadrolarını hatta Yeniköy, Özbey Muhtarlarına kadar) insanlarımızı eleştirmedik mi? Şimdi Ertan bey abim, diyelimki bizlerin Kabacakırı OSB konusunda itirazımız yok! Bazılarının şimdiye kadar itiraz etmediği ama muhalif olduğu gibi... Soru basit (Torbalı Ticaret Odası (TTO) Seçimi için farklı, Torbalı kamuoyu ve ticaret erbabının bile çoğunun anlamayacağı etkenleri saymadan);
“Bir Ticaret Odası başkanının ilçesine OSB kazandırması başarı mıdır?”

Eğer şimdi M.Sekban muhalifi TTO yöneticisi olanlar Kabacakırı OSB’ye karşı çıkmamışsa, bu başarı onların ve Sekban’ındır. Bana göre başarısızlık sebebi durum, itirazsız yöneticilerin ve muhaliflerin başarısı olmak zorundadır! Bana göre gene başarısızlık olarak orada çakılacak bir ucube... TTO ve Yerel Seçim öncesi en azından bunca OSB yazmışlığın hatrına defter karıştırma, hesap çıkarma hakkımız yoksa... Sen Anlatabildinde Ertan Abi, galiban ben beceremedim. baksana tekrar ediyoruz... Gölge etmeyelim ve kimseyi cahilliğe sürüklemeyelim öyle mi?


Cenk SARIGÖL




29 Ekim 2008

Torbalı Partiler Koalisyonu ve DSP


SİYASETTE birliktelik, ittifak, koalisyon gibi olu-şumlar için en gerçekçi söz sanırım “Aritmatik olarak siyasette 2+2 çoğunlukla 4 etmez.” Siyasi tarih bize bunu bol bol doğrulamıştır. O yüzden siyasette çokça 2+2=8 veya 2+2=2 gibi reel bilimin temelleriyle uyuş-mayan sonuçlar çıkar. MHP İlçe Başkanı Behçet Çı-nar'ın Torbalı'da 5'li ittifak kurulabileceğini gündeme getirdiğinde daha yerel seçimlere 2.5 yıl vardı. Çınar bu güç birliğini önce MHP+DYP olarak formüle edi-yordu. Ardından saha ve taban genişletmeyi düşünmüş olacak ki, MHP, DSP, DP, BBP, SP ve Anavatan İlçe başkanları Bröve Patiseseri'de biraraya geldiler. Behçet Çınar, Muhsin Yazar, Asuman Altınay, Zülküf Güldoğan, Ahmet Sertcan ve Ahmet Çiçek'in ittifak için biraraya gelmesi, oturup, konuşabilmesi, aynı masa etrafında vakit harcayabilmesi bile büyük güzellik.

Siz bakmayın bu oluşumu “sağ'ı bölmek istiyorlar, CHP ve İsmail Uygur'a yarayacak” diyenlere... Ben-ce başkanlar çok güzel yaptılar. En azından kimsenin oyuncağı olmadıklarını hal yoluyla ifade ettiler. Sağı bölermiş! Hangi sağ peki? MHP ile DP ilçe başkanları biraraya gelmiş, buna BBP ve SP ilçe başkanları da “merhaba” demiş. Al sana SAĞ! Arada bir tek DSP var. Olsa da olur, olmasa da olur! Cürümü ne ki zaten? Olmaması baş ağrıtsın. Hangi tabanı var? DSP bitik bir partidir! Bir seçim daha koltuk altında geçerse hazine yardımı kesilecek. O zamanda partide pek adam kalmaz zaten.

DSP Torbalı İlçe Başkanı Yazar, sessizliğini ittifak partilerine yaptığı sert uyarılarla bozmuş. İttifaka sıcak baktığını, genel merkez ve parti tabanının onaylama-sından sonra kesin kararını vereceğini belirten Yazar, “Birlikteliği kendi içimizden bozmaya başlayanlar var. Koalisyon düşüncesi ilk olarak basına yanlış lan-se edildi ve sonrasında birileri bu oluşumu sahiplene-rek entrika çevirmeye başladı. Partimiz ve kendimi kimsenin siyasi oyunlarına alet etmem” demiş. DSP ilçe başkanı hangi tabandan bahsediyor çok merak ettim. Türkiye'nin en silik genel başkanına sahip parti CHP kanatları altında 22 Temmuz seçimlerine girdi. Belli bir sinerji ortaya çıktı ve bu CHP ile Deniz Bay-kal'a yaradı. Şimdi Baykal ve CHP'liler katıldıkları toplantılarda DSP genel başkanı Zeki Sezer'i 5 dk. din-leme nezaketi göstermeden salonları terk ediyorlar. DSP'nin ZEKİ genel başkanı da dün koalisyon kur-dukları partinin genel başkanına değil de zavallı Anadolu Ajansı muhabiri önünden mikrofonu alıyor diye kızıyor. Muhsin Yazar ise hiç şansları olmayan bir yerel seçimde 1.5 tane meclis üyesi belirlemeyi beğen-miyor!

Bakın ne demiş gazeteye DSP ilçe Bşk., “Biz zaten genel seçimde CHP ile yaptığımız ittifakın cezasını fazlasıyla çektik. Bunun benzerinin Torbalı'da yaşan-masına müsaade etmem" ne cezası çektiğinizi lütfen bana ve kamuoyuna açıklayın. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde dibe oturan DSP ile koalisyonu Baykal istemedi. Deniz beye kalsa sittin sene dönüp bakmazdı tahminimce ama Gene Koncu mitimler baskı yaptı, zorladı, ittirdi ittifak oldu. Ispatula ile kazısan çıkmaz DSP, CHP lütfu ile girdiği mecliste grup bile kurdu. Bu mu ceza yani? Ne güzel ceza ama, CHP seçimde % 2 oyu bulması zor partiyi almış, meclise taşımış, sonrada ceza kesmekle suçlanıyor. Baykal'ın öyle ulu orta Zeki Sezer veya başka sol önder görünenlere yüz vermeme-sini anlaşılıyor. Çünkü bunlar yüz verince astar istiyor, astar versen yorgana pamuk isteyecekler!

“İYİLİKTEN MARAZ DOĞAR” dedikleri bu olsa ge-rek! Hani aç adama katık olmasa bile ekmeğini böler paylaşırsın. Yaptığın iyiliğin altında ezilmesin, kendini iyi hissetsin diye de uzattığı suyu içersin. Hatta kendi su mataran dolu olduğu halde sırf verdiğin ekmekler zoruna gitmesin diye bir kez daha su istersin adamdan, bahanende senin su ne tatlıymış... Sen bunca iyi, ince, lütufkar düşünürken... Sonra bir gün çıkar karşına bu ekmeğini bölüştüğün adam, hesap sorar gibi “bana yıllarca kuru ekmek yedirdin!” Burada ağzınızdan tek bir kelime dökülmek, çıkmak ister “NAN KÖRÜ”...

Bence oluşturulacak ittifakta sağlıklı bir ilerleme kay-dedilmek isteniyorsa kesinlikle DSP dahil edilmeme-lidir. Sanırım oluşturulacak ittifak ve kadroda belediye başkan adayının ve ilk 5 meclis üyesi DSP'li olmaz ise maraz çıkarmaya devam edecekler! En nihayeti gerçek şuki, hiçbir solcu DSP yada CHP'li olsun birbirlerine en ağır ithamları da yapsa, hal hakaretlerde de bulunsa, gariz lafta etse, sinkafta kullansa oylarını birbirlerin-den esirgemezler. Yani DSP'nin ortaya çıkacak olu-şuma katacağı hiç birşey yok!

Birbirlerine selam vermeyen, konuşmayan, bakış-mayan, aynı ortamı paylaşmayan siyasi önderlerin varlığına rağmen Behçet Çınar, Zülküf Güldoğan, Asuman Altınay, Ahmet Sertcan ve Ahmet Çiçek'in hatta Muhsin Yazar'ın tebrik edilmesi gerektir. Gösterdikleri bu diyaloğ ve sergiledikleri düzey için tek tek teşekkürü hak ediyorlar. DSP dışındaki saydığım isimlerin bir araya gelmesi ve ortak belirledikleri ve uzlaştıkları tertemiz bir aday ile yerel seçime gitmeleri her dengeyi değiştirebilir. Başta söyledik, siyasette tesadüf denen şey 2+2=4 edincedir. Temel matematik bilgisiyle bu partilerin oylarını yanyana toplayıp, “hepsi bir araya gelse alacakları oy şu...” diyenler yanılır. Onların siyaset cahili oldukla-rını söylemeye gerek yok sanırım. Yerel seçimde aday çok önemlidir. İyi, temiz, başarılı, sevilen bir aday öyle bir sinerji ortaya çıkarır ki, 2+2=16 eder.

Gene de benim kafam şu DSP'nin varlığına takılıyor. Bu tip unsurlar durmadan mızmızlanarak, bulunduğu özveriyi sıralayarak sinerjinin ortaya çıkmasını engeller. Heyecanı öldürür. Dışarıya değil, içsel çalışmalarla enerji kaybına yok açar. Sandıktan açıldığında ise bir bakarsınız 2+2=1 etmiş.

Cenk SARIGÖL

27 Eylül 2008

Partizane

Sendikalılar
İşsizlikten beli bükülmüş eski belediye zabıtası arkadaşına dert yanıyordu;
-“Belediyeden atılınca ne yapacağımı bilemedim. Biraz birikmişim ve aileden topladıklarımla işyeri açtım. Küçük esnaf birmiş, ben küçük esnaf olacam derken eldeki bitti.” Arkadaşı tekrar sormuş;
-“Başka bir yapsaydınya arkadaş, maaşlı bir iş.”
-“Tamamda arkadaşım. Biz zabıtaydık. Onu biliriz. Fen işlerinde olsak, tesisatcılık yapardık. Bildiğimiz mevzut serbest piyasada işletmelerde çalışmaya yetmezki!” bu sırada kapıdan Ermonun biri girer, elindeki gazeteyi masaya fırlatarak, habere bakın habere der. İsmail Uygur tarafından göreve gelmesinin ilk yılı işten çıkarılan eski zabıta, “Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur, Belediye-İş 4 yıl aradan sonra masaya oturdu. 50 işçi sendikalı oldu. İşçiler sendika sayesinde iş güvencesi, grev, toplu görüşme hakları kazandı” Ermonun biri haberin üstüne alaylı şekilde mağdur işçiye sorar;
-“Sizde sendikalı değilmiydini? Bu nasıl güvence ve iştir ki? İsmail Uygur sizi sendikalısınız diye kapının önüne koyarken, 4 yıl sonra kendisi işçilerini sendikalı yapıyor?” Canı sıkılan Eski zabıta ibretlik cevap verir;
-"Yok biz önce ve sadece sendikalıydık. Bunlar önce CHPli sonra sendikalı…" C.S(bu bir fıkradır)


Haber şöyle:
“TORBALI Belediyesi'nde çe-şitli görevlerde çalışan 50 daimi işçi dün Belediye-İş Sendikasına geçti. Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur,

CHP Torbalı İlçe Başkanı Ertan ÇELİK

CHP İlçe Başkanı Ertan Çelik ve CHP'li Belediye Meclis üyelerinin de hazır bulunduğu sözleşme töreni dün Belediye Meydanı'nda gerçekleştirildi. Torbalı Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası 2 nolu şube arasında 50 işçiyi kapsayan toplu sözleşme imza töreninde sevinç ve mutluluk hakimdi… Belediye Başkanı İsmail Uygur'a teşekkür eden işçiler, ‘Bize çok güzel bir bayram hediyesi oldu’ dedi. Önümüzdeki aylarda taşeron işçilerinin de sendikalı yapılacağı öğrenildi."


Çifte Standart
Alın size CHP güzellemesinde bir çifte standart örneği..! Sayın İsmail Uygur seçilip, 2004 seçimlerinde koltuğuna oturduğunda ilk büyük icraatlarından biri işçi kıyımları oldu. 200 civarında işçiyi gruplar halinde kapı önüne koydu. O dönem bu işçi çıkarımlarının mali gerekliliğinin olabileceğini ve başkanın bu girişiminde haklı olabileceğini düşündüğümü yazmıştım. Hatta eski başkan Sayın Hasan Karatoklu’nunda 28 Mart 2004 Yerel Seçimleri öncesi 6 ayda yüze yakın işçi alımı yaptığı sızıntılarını aktarmıştım. En büyük sloganımda şuydu;
“SİYASETLE GELEN. SİYASETLE GİDER”

H. Karatoklu

Mehmet Hasan Karatoklu’nun oy kaygıları ile şişirdiği kadroların havasının alınması bencede gerekliydi! Mademki o dönem personel maliyetinin yüksekliği ve fazlalığı ve yapılan iş karşılaştırmalı israf vardı (o dönem sayın Uygur bunları dile getirmişti). Gereğine itirazımız olamazdı.
Fakat Uygur işi sadece Karatoklu’nun son 6 ay yada 1 yılda aldığı işçileri işten çıkarmakla kalmadı. Karatoklu döneminde (10 yıl) alınanları hatta Ertan Ünver ile çalışmış personele kadar vardırdı. Tabii işin birde ilçe halkı tarafından algılanması vardı. Herkesin dilinde,
“İsmail Uygur kendisini destekleyen, CeHaPe (doğrumu yazdım? Aynı sizin gibi değil mi?) flaması sallayan, konvoyuna katılan partililerine kadro açıyor. Mevcut işçileri çıkarmalı ki tabanına yer açılsın!”
şeklinde sözler dolaşıyordu. Haberi okudunuz. Sendikalı ve yüksek ücret aldıkları için 4 yıl önce siyasi yandaşlara yer açmak için kapı önüne konulan içilerin yerine buyur edilen yenilere bizzat CHP’li belediye meclis üyelerinin katılımı ile Sendikaya üyelik töreni düzenleniyor. 4 yıl önce yerine geldikleri insanlara zehir olan yaşamlara inat “bu bize bayram oldu” diyorlar.
Peki yerel seçimlere 6 ay kala İsmail Uygur ve CHP’li Belediye Meclis üyeleri bu kulakları ağızlarına varan ve işçi yönetici birbirlerini yaplayarak neden sendikalaşma yapıyorlar?
Basit; İsmail Uygur seçimi kaybetme ihtimaline karşı kendi kadroloduğu işçilere sendikal koruma sağlıyor! En azından ben öyle algılıyorum. “eden bulur” diye bir atasözü var. Bu işçilerde şekergibi bir bayrama giriyor! Artık İsmail Uygur kaybetse bile arkalarında sendika olacak! 2004de Ak Parti adayı şimdi aday adayı Atilla Kaya defaatle o zamanda şimdide “belediye işçilerine dokunmayacağım. Biz kimsenin ekmeği ile oynamayacağız. Çok çalışacağız ve herkese iş olacak” derken. Sendikalaşmaya neden gerek duyuldu diye sormayın. Herkes kendinden bilir. Zamanında Uygur adaylığı sırasında farklı şeyler söylemiyordu..! Sorun Mahmut Atilla Kaya’nın sözünde durup, durmaması değil, kişinin (CHP Yönetiminin) karşısındakini kendi gibi bilmesidir.
Atilla Kaya arkadaşım. Sözünde durmaya özen gösterir. “Biz geldiğimizde kimse işinden olmayacak” diyorsa, işini layıki ile yapan kimse ekmeğinden olmayacaktır. Ha bana sorsanız, ben öyle yufka yürekli değilim. Adalet elbette birilerinin eliyle tecelli eder. Siyasetle geleni, siyasetle gönderir. Yerine liyakat sahibi, bilgi, beceri ve yeteneğine göre kadro kurardım.
Ben İsmail Uygur’a siyasetle gelenleri, işten çıkardığı için hiç kızmadım. Elbette her başkan güvendiği bir ana, tepe kadro kuracaktır. İşten çıkarmalar ne zamanki siyasi linç olayınıda aşar hale geldi, eleştirilerim ondan sonra başladı. Bu yaz ve geçen yaz yaşadığımız susuzluğun, CHP kadrolaşmasına kurban giden işçilerin yerine gelen çoğu ehil olmayan personelden kaynaklı olduğunu söylesem.! Bu kadar kadrolaşmadan bahsettik, bir örnek vermesek olmaz;
Hamit Küçük, 2004 yerel seçimlerinde Subaşı Beldesinde CHP’den Belediye Başkan adayıydı. (Subaşı ilginç yerdir. Vefat eden Osman Dirik Genç Partiden seçilmiş, CHP’ye transfer olmuştu. Şimdiki başkanda Ak Partiden belediye meclis üyesi seçilmiş CHP’ye geçmişti. Dirik vefat edince belediye meclisi tarafından Başkan seçildi) Hamit Küçük, Seçimi kaybedince hemen akabinde Torbalı Belediyesinde işe başladı… Yazıyı ayrıntılı okumak için http://cenksarigol.blogspot.com/ linkine bakabilirsiniz.

Not: Bizim iki yıl önce burada kaleme aldığımız Ramazan ve Şeker Bayramı yazımızın benzeri bir tartışmaya ülke gündemi yeni gelmiş. Okurlarımız normal gündemden 2 yıl öndesiniz. Farkındamısınız?

Cenk SARIGÖL

30 Ağustos 2008

Zanlı Subaşı Belediyesi

Zanlı Subaşı Belediyesi
Geçen hafta 28 Ağustos 2008 Perşembe günü yazdığımız diğer yerel gazetede okumuşsunuzdur haberi yada bize verilen cevabı. Zira bu konuda kalem oynatan ve eleştirel yazılar yazan sanırım bir tek ben varım. Öyleyse boşluğa cevap verilmiyor! Ben haberi aynen sizlere bir kez daha aktarayım. Bununla birlikte Subaşı Belediye Bşk. Erkan Zeylan’ın cevabına konu olan yazıyı tekrar okumak isterseniz http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/bamza-gelenden-korkmak.html adresinden bakabilirsiniz.
“Erkan ZEYLAN Eleştirlere Yanıt Verdi.Geçtiğimiz hafta alkollü sürücü-nün yol kenarında yürüyen aileye çarpması sonucu Ak Partili Subaşı Belediye Meclis Üyesi Osman Akpınar’ın eşi, kızı, gelini ve 2 torunu hayatını kaybetmişti. Kaza sonrası Osman Dirik Parkının ve Subaşı İlköğretim Okulu’nun bulunduğu Torbalı Tire Karayolunda Subaşı Belediyesi yolda gerekli önlemleri almadığı konusunda eleştirilmeye başladı. 4 ay önce Eski Belediye Başkanı Osman Dirik’in hayatını kaybetmesi sonucu Başkanlık görevine getirilen Erkan Zeylan eleştirilere yanıt verdi. Başvuru Dilekçesini OSMAN DİRİK Yazmıştı. Rahmetli Belediye Başkanı Osman Dirik’in ve kendisinin suçlandığını belirten Zeylan,
‘Rahmetlik Belediye Başkanı Osman Dirik 18 Ekim 2007 tarihinde öğrenciler için tehlike arz eden yola üst geçit yapılması için Karayolları 2. Bölge Müdürlüğüne dilekçe yazdı. Hatta dilekçede kesikler nedeniyle vatandaşın ve öğrencilerin yürüyemediği yola yapılacak olan üst geçidin Subaşı Belediyesi tarafından yapılacağı Karayollarından sadece izin verilmesi isteniyordu. Ancak aradan geçen yaklaşık 1 yıllık süre içerisinde Karayollarından ne olumlu ne de olumsuz hiç bir cevap yazılmadı’
dedi”

Baştan söylemek gerekirse bu cevap yetersizdir. Hemde külliyen yetersiz. Zeylan gazeteye yaptığı bundan önceki 3 açıklamada vefat eden selefi Osman Dirik’in Karayolları 2. Bölge Müdürlüğüne yazdığı bir dilekçeden bahsediyor. Hatta bu dilekçenin varlığından hareketle şöyle diyor. Erkan Zeylan;
“1 yıl önce Rahmetli Başkanımız Osman Dirik Karayolları’na dilekçe yazdı. Suçlu bu güne kadar hiç bir çalışma yapmayan Karayolları’dır”
Zeylan 3 oldu gazeteye açıklama yapıyor ama bu dilekçeyi giden evrak dosyasından çıkarıp, kopyasını gazeteye yada bize göndermeyi akıl edemiyor! Veyahut işine gelmiyor! Böyle bir dilekçe varsa bunu ortaya koymak çok mu zor? Ben bu dilekçe mahiyetini kaza sonrası yazdığımız ilk yazıda “Adam Olmayız Biz” (http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/adam-olmayz-biz.html ) ortaya sürdüğümüz sorumlulukları içermediğine inanıyorum. Madem ortada bir dilekçe yok! En azından bize ulaşmış birşey yok. Rahatlıkla iddalarımızı sürdürebiliriz...

Böyle bir dilekçenin varlığını kabul ederek, akıl yürütelim... Bu kazada belediyenin sorumluluğu sadece karayollarına dilekçe vermekle bitermi? Neden yan yollar yapılmadı. Belediyenin imar ve sorumluluk sahaları içinden alternatif güzergahlar oluşturulması gerekmezmiydi. Sadece bir dilekçeyle sorumluluk üzerinizden kalkar mı? Torbalı Belediyesinin İzmir – Aydın asfaltı üzerinde trafik ışıklandırması yapmak için harcadığı mesaiyi ve basının desteğini ne çabuk unuttuk. Peki Subaşı Belediyesi bizden böyle bir destek istedi mi? İl Genel Meclis üyelerine, iktidar partisi yöneticilerinden bu yönde bir talebi oldu mu? Örneğin Karayolları 2. Bölge Müdürlüğüne böyle bir dileççe verildiyse, Ak Parti Torbalı ilçe yöneticilerinden konunun takibi rica edildi mi?

Oysa gerek Torbalı Atatürk Mahallesi gerekse Bayındır Kavşağının ışıklandırılmasında Torbalı Belediyesi ve İktidar partisi yöneticileri güzel bir çalışma ile sonuç almıştı. Basın olarak bizlerde hem bu koordineli çalışmayı teşvik etmiş hemde karayollarının dikkatini çekmeye çalışmıştık. Subaşı Belediyesinden bu konuda destek talebi en azından bize hiç gelmedi. Ak Parti ilçe bşk. Atilla Kaya. Ona sordum “böyle bir yardım ve destek ricası size yapıldı mı?” diye. Cevabı şu oldu;
“Partimiz tüzel kişiliğine böyle bir talepte bulunulmadı. Yazılı yada sözlü bana ulaşan birşey yok. Parti yöneticilerimiz ve il genel meclis üyelerimize böyle bir taleple gidilmiş olsa, haberim olur ve bana iletirlerdi.” dedi.Torbalıda olsaydım sayın Zeylan'a bu soruları sorar cevap aradım. Olmadığım için başkası soramıyor mu?

Cenk SARIGÖL

9 Nisan 2008

Başka Nasıl Olabilirdi?

Expo 2015 seçimini kaybetmemizin ardından Torbalı Belediye Meclis üyesimiz ve Başkan Vekili Kazım Çelimli bana “ne kadar da az yazmışım” dedirten bir yazı göndermiş. Cevap demiyorum çünkü benim yazdıklarımı teğet olacak kadar yakın bile geçmesi mümkün değil. Çelimli’nin çelişkilerini ele aldığımız gazete haberi ve onun eleştirisi konusu hiç işlenmemiş. Yinede yazısını aynen yayınlıyorum. Hatta geleçek haftada yayınlayıp, masaya yatıracam ve hiçbir dalında tek zeytin kalmayacak!

Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur için rakipleri hep “iyi bir ekibi yok, oluşturamadı” eleştirisi getiriyor ya, aslında haksız değillermiş. Başkanın durumuna şimdi gerçekten üzülmedim desem yalan olur.

Kazım Çelimli’nin gönderisini okumadan önce benim eleştiri konusu ettiğim gazetedeki açıklamasını tekrar kıraat etmenizi isterim. Bakalım arada hiç bağlantı, diyalektrik, mantık silsilesi var mı? Var deyip de ispatlayanlar görüşlerini mail olarak atarsa kitap hediyem olacak...
İşte Çelimli’nin gazetede yaptığı açıklama:
“...CHP’li Belediye Bşk. Yrdc. Kâzım Çelimli, İzmir’in kaybetmesinde türban tartışmalarının, AK Parti’nin kapatılma davasının ve İtalya’nın politikalarının etkili olduğunu söyledi. ‘Deneme amaçlı yapılan oylamadan İzmir çıktı. Daha sonra aradan geçen 45 dakikada İtalya Başbakanı Romani Prodi Genel Kurulda ‘Fundamentalizm’e karşı bize oy verin.’ diye seslendi. Yani ‘Türban polemiği yaşayan ülkeye oy vermeyin.’ demek istedi. Aynı şekilde Afrika ülkelerine yardım vaadinde bulundu. Hatta borçlarının silineceğini bile söyledi. Oylama sırasında AKP’nin kapatılma davasının kabul haberinin gelmesi iyice ortamı gerdi. Eğer bizim Başbakanımız da gelseydi, belki ikna edecekti. Ama gelmedi. İtalyanlar haçlı bayraklar açıp, Müslüman ülkeye oy verilmemesi için propaganda yaptılar. Sonuçta öyle ya da böyle kaybettik. Ve bana göre en önemli sebep Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın orada olmaması idi.’ dedi.” 03 Nisan 2008 tarihli Büyük Torbalı Gazetesi (Expo'yu Neden Kaybettik?) ilgili haberi. http://www.buyuktorbali.com/index.php?option=com_content&task=view&id=3312&Itemid=5

Şimdi insanlık adına aşağıda dokunmadan köşemize aldığımız açıklamayı okuyun ve sakın bu ilçe adına üzülmeyin. Zaten kendileri de öyle diyor; onu siz seçtiniz.

“Hayal, Tahmin, Gerçek
İnsanların düşünce, yaşama ve kavrama kapasitelerinin ölçülmesini belirlemek kolay olmadığı gibi; tabii olarak bunu belirleyen etkenler arasında kişiliklerin yakinen ilgili olduğunu kabullenmek zor olmasa gerek!
Gerek Torbalı Belediyesi Meclis Üyesi, gerekse İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi olmam sıfatıyla geçtiğimiz günlerde EXPO 2015 oylaması için Paris’de bulundum, malum oylama sonucundan dolayı her Türk vatandaşı gibi ben de çok üzüldüm ve bu konuda gazeteye açıklamada bulundum.
Ancak, Bir Büyük Yazarın! samimi düşünce ve kanaatimi bir kenara bırakıp, olayı çarpıtarak şahsileştirdiğini görünce çok şaşırdım! Konunun şahsi konu olmaktan uzak İzmir’i , İzmirli’yi ve bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir konu olduğunu kavramak gerekirdi! Burada işi şahsileştirmek ve Expo konusundaki vermiş olduğum demeci bahane edip, şahsımı yetersiz gösterme gayreti, Yazarı mı, yoksa, Yazarın yazdığı yazının konusunu teşkil eden kişiyi mi küçük düşürdüğü tartışma konusu olup, takdiri beni seçen Değerli Torbalı Halkına bırakıyorum!
Ben halk tarafından seçilmiş ve bu göreve layık görülmüş biri sıfatıyla EXPO’ya gittim.
Türkiye’de seçimle iş başına gelenlerin yabancı dil bilme zorunluluğu olmuş olsaydı bugüne kadar Devleti idare eden İdarecilerimizin hiçbirinin seçilmemesi gerekirdi. Şahsıma yöneltilenleri beni seçen Halkıma saygısızlık olarak görüyorum. Unutulmamalıdır ki her göreve seçilen kişilerin yabancı dil bilme zorunluluğu bulunmamaktadır.
Ayrıca, Yazarın yabancı dil konusunu bu kadar öne çıkarmasını yazarın tecrübesizliğine ve ayrıca cehaletine vermek istiyorum. Çünkü toplantının şartlarını ve imkanlarını bilmeden yapılan bu değerlendirme ya bilgisizliğin, ya dar görüşlülüğün veya kasıtlılıktan öteye geçemeyeceği kaçınılmaz bir gerçektir. Çünkü bu gibi uluslararası toplantıların yapıldığı, oylama salonlarının dizaynına dikkat edildiğinde görüleceği üzere her katılımcıya kulaklık verilir ve konuşmacı hangi dilden konuşursa konuşsun, bu kulaklık sayesinde dinleyicinin ulusal diline tercümesi yapılır! Sanıyorum ki, sayın Yazarın bu teknolojik gelişmeden haberi yok! Ayrıca, yüce halkımın beni bu göreve layık görerek (her ne kadar yabancı dil bilmememe rağmen) seçmiş biri olmam nedeniyle Yazarın içine sindirememesine rağmen saygı duyması kaçınılmaz bir gerçektir!
Sonuç olarak, olayları ve kişileri değerlendirirken her türlü hissiyat ve art düşüncelerden uzak, objektif olarak değerlendirmek gerekir. Eksik bilgi ve belgelere dayanarak karar vermek tecrübesizlik ve cehalet örneğidir!
Atalarımızın dediği gibi söz ağızdan, yazı kalemden çıkar!
Beni bu göreve layık görerek seçen ve bu Makama getiren Yüce Halkıma saygılarımla. 07.04.2008
"
**Kazım CELİMLİ
TORBALI BELEDİYESİ VE
İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
MECLİS ÜYESİ VE
TORBALI BELEDİYESİ
BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI”

**isminin arkasına bu sıfatları büyük harflerle ben yazmadım. Bu zat-ı şahanelerinin kendi ruh hallerinin yansımasıdır.

Cenk SARIGÖL

16 Şubat 2008

Tarihe Sahip Çıkmak



Tarihe Sahip Çıkmak

Göreve geldiği günden beri Torbalı Ülkü Ocağı’nı bir kültür ve eğitim yuvasına dönüştüren, gayretkeş, çalışkan gönüldaşım Cumhur Eren Beyefendi bana bir mektup göndermiş. Tarihe sahip çıkmaktan ve öneminden bahsettiği uzun mektubunda bizden Torbalı Askerlik Şubesi bitişiğinde bulunan kimsenin meraklanmadan gelip-geçtiği izbe yeri yani Abdülhamit Han (Cennet Mekan)’ın Av Köşkü’nü n resterasyonu için imza kampanyası başlatacaklarını ve bu kampanyaya destek olmamızı rica etti. Tabii ki destek olacağız. Bu Av Köşkü yada Aşar Köşkü olarak bilinen tarihi yapı konusunda bir çok yazı yazdık. Hatta Ertan Ünver Bey bize burası ile ilgili olarak Öğretmenler Kıraathanesinde bana 3.5 saatlik bir bilgi bombardımanı da yaptı.
Ünver’in belediye başkanlığı döneminde burası belediye tarafından resterosyan izinleri alınmış, etüt çalışmaları Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından tamamlanmış ve aslına uygun projelendirilmiş. Hatta Marshall firması bu konuda sponsorluk tahaüdünde bile bulunmuş. Lakin Ünver koltuk kazası yaşayınca Av Köşkü yine kaderiyle başbaşa kalmış. Şimdi bu konuda girişim başlatmaya hazırlanan gönüldaşlarıma öncelikle Torbalılı olarak teşekkür ederim. Bu güzel düşünceleri içinde kutlarım. Torbalı gerçekten tarihe karşı duyarsız ve umarsız bir yer. Bu yapı yıllarca talan edildi üstelik askerlik şubesinin dibinde olmasına rağmen... çatı kalaslarını ısınmak için parçaladılar, kapı penceresini söktüler. Peki sadece restorasyon etmekle bitecek mi? Torbalıspor’u yersiz bırakmak için yapılan yersizlikleri hatırlarsınız! Hani yıkılan yere Ticaret Odası Oteli yada misafirhanesi yapılacağı söylenmiştide bundan Ticaret Odasının haberi yoktu... Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde böyle bir yapının yanına, bitişiğine bina dikilmez. Restore ederler ve görünür kılarlar. Biz bir yanına askerlik şubesi, diğer yanına otel yapmayı planlıyoruz. R.İ. Uygur onca yer yıktı, ah aldı ama en hayra vesile olacak yıkımı herhalde Ticaret Odasından habersiz otel yapmak için yıktığı, eski Torbalıspor lokali oldu. Böylece birgün Av Köşkü aslına uygun onarılırsa cephesi açılmış oldu.
Av Köşkü konusundaki girişimlerin tarihine duyarsız tarih zengini Torbalı için başlangıç olmasını ümit ederim. Belki duyarlılık gelişirde Kabacakırı OSB konusuna sıçrar, kim bilir?

Torbalı Ülkü Ocağı Bşk. Cumhur Eren’in bize gönderdiği mektup şöyle:

“Allah'ın rahmeti,bereketi ve mağfireti üzerine olsun sevgili kardeşim.Sözlerime başlamadan önce dünden bugüne tüm Türk büyüklerini,başta Gazi Kemal ATATÜRK ve Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ Bey'i rahmet,minnet ve şükranla anıyorum. Geçen hafta yaptığımız yönetim kurulu toplantımda 2.Abdülhamit Han'ın av köşkü olarak kullandığıAşar Çiftliği'nin restorasyon çalışmaları için bir imza kampanyası başlatmayı uygun gördük. Bu konuda '’Tarihi eserlerimize sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır’' anlayışıyla hareket ederek, sizinde bildiğiniz gibi ‘Şehirlerin ruhunu tarih oluşturur. Ruhu kaybolan şehir hedefsiz ve sahipsiz kalır ilkesiyle hareket ederek Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı statüsünde olan bizler, eğitim çalışmalarımızın yanında kültürel faaliyetlerimizi olarakta ilçemizde bu kanayan yaraya bir nebze olsun yardımcı olmayı hedefledik. Seninde bu konudaki hassasiyetini göz önünde bulundurarak, bir ülküdaşın ve kardeşin olarak bu konuyu yazı yazdığın köşelerde dillendirerek bu konudaki çalışmalarımıza destek verip yardımcı olmanı rica ediyorum.Şimdiden gösterdiğin ilgiden ve hassasiyetten dolayı teşekkür eder saygılar sunarım.Allah yar ve yardımcın olsun. Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin...”
Cumhur ErenTorbalı Ülkü Ocağı Bşk.

Aslanlar İnternet İstiyor
Daha önce analog santral kullandığı için internet vesair telekominikasyon gelişmelerinden yararlanamayan köy halkı digital santrala geçilmesine rağmen ADSL başvurularının karşılanmamasından şikayetçi. Daha önce bireysel başvuru yapmalarına rağmen cevap alamayan Arslanlarlılar tekrar toplu ADSL başvurusu yapmaya karar vermişler. Bizi arayarak gündeme getirmemizi rica eden Şenol Güçlü, kendisiyle birlikte köyünden: Şaban Tepedelen, Vahit Güven, Kadriye Hoşkan, Ayhan Işık (sakın şaşırmayın Aslanlarda Şener Şen ve Ahmet Kaya da var ve onların çok hoş bir hikayesini bir gün yazarız nasipse), Kadri Şen, Hayriye Aslan, Cemil Sarıgöl, Şakir Eren, Mehmet Candar, Bülent Savaş, İsmail Gülçiçek, Suat Kahveci, Özgür Akdağ ADSL bağlanmasını istiyorlar. Daha öncede köyden 5 kişi ferdi olarak başvuru yapmış zaten. Telekom yetkililerimize duyurulur. Kamil Koyuncu Bey’in ilgileneceğini ve bize bir açıklamada bulunacağını ümit ediyorum. Konunu ntakipcisi olmaya devam edeceğiz. Ayrıca İktidar Partisi AKP yöneticileride bu konuya umarım duyarsız kalmazlar. Başbakanın “köy ve şehir arasındaki eğitim, yaşam kalitesi farkını kaldıracağız” beyanatları var. Öyleyse İnternet köylerimizin hakkıdır.

Cenk SARIGÖL

19 Temmuz 2007

Ak Parti Torbalı da Neden Etkisiz?

Ak Parti Neden Etkisiz?
Torbalı Ak Parti teşkilatı uzun süredir etkinliğini kaybetti. Sebepleri çok... Belediye başkanlığı seçimlerinden sonra Ak Parti de ciddi kırılmalar oldu. Bunların sebeplerinden çok mevcut durumun bu partiye ve Torbalı’ya verdiği zararları irdelemek istiyorum.
Ak Parti’nin iki gruba bölünmesi onun bürokrasi ve iş bitirme konusunda etkisini yitirdi. Enerjilerini Torbalı için harcaması gereken yöneticiler, birbirlerini kollamaktan zayıf düştü. Bir grubun yerdiği ve daha iyi çalışmasını istediği bürokrat, diğer grup için bizden taraf diye değerlendirilerek korundu. Torbalı’ya hizmet getirmek, eksiklerini gidermek yerine bir iktidar mücadelesi içerisine girildi. İstifalar istifaları izledi ama değişen bir şey olmadı. İki tarafın rekabeti Torbalı’ya zarar verdi. Güçlerini yaşadıkları mekan için harcaması gerekenler siyasetin doğasını yerine getirmek için ısrarcı oldu.
Siyaset, insan yönetme ve iktidarı ele geçirme sanatıdır. Amiyane tabirle koltuğu ele geçirme, koltukta kalma mücadelesidir. iktidarı ele geçirmeye çabalayanlar kadar, iktidarını kaybetmemek için mücadele edenlerde haklıdır! Peki onlardan hizmet bekleyen vatandaşlar haksız mıdır? Gerçek haklılar onlardır ama ellerinden bu mücadeleye taraf olmaktan yada siyasete küsmekten başka bir şey gelmez! Peki Ak Parti bu duruma nasıl düştü? Her parti içerisinde belli gurup mücadeleleri olur. İktidarı ele geçirme yarışı yapılır ama bu mücadeleler çoğunlukla (kol kırılır, yen içinde kalır) ata sözü gibi ilçe binalarında yada partililer arasında kalır. İşte Ak Partililer burada kırılma yaşadı. Parti içerisinde olması gereken çekişme ve iktidar yarışı kamuya açık yapıldı. Parti içi hizipler anonim hale gelince diğer partilerin ve parti dışı gurupların da müdahalesine açık hale geldi. Bu açık erk yarışı da parti ve partililerin sözlerini etkisiz, çabalarını zayıf bıraktı. Bir yere yumruk vurmayı, istediğini almayı, iş bitiricililik derecesini düşürdü.
Yeni bir parti olmanın bunda etkisi ne olmuştur bilemem ama Ak Parti kongre sürecine girdi. İlçe başkanlık yarışı için yeni isimler dillenmeye başladı. Ben Ak Partinin Torbalı’ya çok şey vereceğini düşünüyorum ki bu yüzden tek vücut, tek yumruk olmayı başaracak bir iktidar partisinin ilçesine büyük hizmetler kazandıracağına da eminim. Ak Parti ileri gelenlerinin bu konuda artık inisiyatif koyması gerekiyor. Nedir inisiyatif koyması gereken? İki gurubu da birleştirecek, toparlayıcı bir isim etrafında hem küskünleri hemde mevcut yönetimin etkili isimlerini birleştirebilecek bir isim etrafında toparlanmaktır. Bu isimi bizim dışardan işaret etmemiz olmaz. Bu isim oturup üzerinde karar kılınacak birisi olmalıdır. Bunun içinde Ak Parti kurmaylarının öncelikle bir araya gelmesi gerekiyor. Seçim bu elit kurmaylar arasında konuşularak, ortak listeler oluşturularak partiye yeni bir ivme kazandırır. Aksi halde Ak Parti de ki kırılma, bölünmüşlük devam eder ki bu da sonuçta hizmet getirmekle yükümlü olunan halkın hakkını yemek anlamına gelir. İki grubunda eskiyi unutarak, beraberlik için buluşması gereklidir. Ben seçimde yine aynı reflekslerle hareket edeceği temayüllerini görüyorum ve üzülüyorum. Ramazan iklimi bu buluşma için bir fırsat olabilir. Çünkü her iki gurupta partisini seven, güvenen, liderine saygı duyan partililerden oluşuyor. Bu insanlar ‘bu olmasın, bu gelmesin’ gibi eski çekişmeleri gündeme getirmeden yeni bir sayfa açmalıdır. Aksi dururum da parti ANAP’ın Torbalı da ki sonundan daha kötü duruma düşecektir. Ben Ak Partiden çok şey bekleyen birisi olarak, ilçe teşkilatının daha etkili olasının ayrılıkların kenara itilmesiyle mümkün olduğunu düşünüyorum.
Ramazan bir rahmet iklimidir. Ak Partililerin bir iftar yemeğinde buluşması ve omuz omuza kılınan bir teravih namazının ardından daha abdestler taze iken halis niyetli çabaların iyi sonuçlar vereceğini umuyorum. Şuan parti içinde 5-6 isim ön plana çıkmış durumdadır. İlçe başkanı İbrahim İbişoğlu’nun da tekrar aday olmayacağı konuşuluyor. Bu durumda İbişoğlu’nun tertip edeceği bir iftar yemeğine partinin tüm ileri gelenleri katılarak uzlaşma için zemin hazırlanmalıdır. Hatta bu tertibi İl Genel Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Öztaş da düzenleyebilir! Torbalı’nın bir uzlaşmaya ihtiyacı var. Çünkü hizmet ancak bir yumruk olmakla getirilebilir.
Allah(cc) Yar ve Yardımcımız Olsun!
GÜNÜN SÖZÜ; “barışmayı bilmiyorsan, küsme”



cenk sarıgöl

10 Temmuz 2007

ADD, Heykel, CHP


ADD, Heykel, CHP


Geçen hafta gazetemizde yer alan Kubilay Kaplan haberi: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Torbalı Şubesi Başkanı Zeynel Bavuk Atatürkçü Düşünce Derneği’nin bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirterek, “Bizim dışımızda gelişen olayların derneğimize kadar lanse edilmesi bizleri çok üzüyor. ‘Sözde Atatürkçü’ şeklindeki nitelendirmelerin kendilerini yıpratamayacağını savunan Bavuk, “Çok hassas bir dönemden geçmekteyiz. Biz dernek olarak bu kritik önemde bile tarafsızlığımızı korumuş olup Atatürk ilke ve devrimlerinin önde gelen mirasçıları olarak özde Atatürkçülüğün gerektirdiği her şeyi kendimize görev bilmiş bulunuyoruz… Özellikle Türkiye’nin seçime gittiği bu dönemde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün adının geçtiği her cümlenin bin kez düşünülüp bir kez konuşulması gerekir. Ulu önderimizi seçim propagandası lehine kullanmaya çalışan herkesi kınıyor ve bu konuda başta Torbalı’da bulunan siyasi parti ilçe başkanları olmak üzere herkesi sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Türkiye’nin bu süreçte en çok sağduyu ve beraberliğe ihtiyacı var.” Şeklinde konuştu.


ADD Bşk. Bavuk, tarafsızlıklarını koruduklarından bahsetmiş. Ve yukarıda yazımın merkezine oturacak koyu yazılan yeri söylemiş. Ya biz başka bir gezegende, ülkede mi yaşıyoruz ne tarafsızlığı? Son yaptığınız mitingler sizin CHP ve DSP tarafı olduğunuzu şafak vaktindeki kabak çiçeği gibi göstermedi mi? Size yakıştırılanlardan kurtulmak için önce dernek başkanınızı değiştirin ya da bir şey söyleyin. ADD Gn. Bşk. Şener Eruygur kim? Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı isimli iki darbe planı ortaya çıkan emekli Paşa… Son yıllarda emekli askerlerin adının karıştığı pek çok olay ortaya çıkarılıyor. Darbe sevdalıları, cephanelikler, bombalama eylemleri, Danıştay saldırıları, adam kaçırma, vs. Son günlerde en çok ismini duyduğumuz ise Mersin de ölmeye ve öldürmeye yemin ettirerek üye kaydeden Vatansever Kuvvetler Güç Birliği. ADD ile VKGB arasında ya da ADD bşk. Eruygur arasında nasıl mı bağlantı var? Şöyle “VKGB'nin bir dönem yöneticiliğini yapan emekli albay kimdi? Silah üzerine "ölme ve öldürme yemini" yaptıran yani "saksıda eylemci" yetiştiren Fikri Karadağ! Muzaffer Tekin ve "Ümraniye Cephanelikçisi" Oktay Yıldırım'la "Gayrı Nizami Harp" hatırasında görüntülenen Fikri Karadağ'dan söz ediyoruz...


"Fikri Albay"ın bir de neyi meşhurdu? 13 bin 500 kişilik "vatan haini" listesi yani fişlemeleri!” Türkçesi: Batı Çalışma Grubu kalıntısı fişlemeler! BÇG'yi deşifre eden H.C.Güzel, hangi ünlü emekli komutanın bakan, milletvekili ve bürokratları fişlediğini ortaya çıkarmıştı? Kimdi bu kişi?
El Cevap: Cumhuriyet mitinglerinin organizatörü/ADD Genel Başkanı/Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı muhtıra girişimlerinin öncüsü Emekli Orgeneral Şener Eruygur!” Ha bir de Asker kaçağı olduğu ortaya çıkan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Öcal vardı unutmadan yazalım. Hani elinde “ordu Irak’a” yazılı döviz taşıyan şahıs! Tarafsızlık ha! Bari hiç ses etmeyin, böylece hezeyanlarınızı hatırlamayalım. Ulu Atatürk’ün büyük bir öngörü ve sertlikle mücadele ettiği “ya askerlik ya siyaset” düsturunu dahi hiçe sayanlar hem Atatürk adına konuşma yetkisini kendilerinde buluyor hem de başkalarının konuşmama yönünde telkinde bulunuyorsunuz. Siz kimsiniz ya? Bu yetkiyi nereden aldınız? Bu ülke için en büyük değerlerden biri olan Atatürk’ü tekelinize alıp, başkalarının sevgisini, saygısını, atası hakkında konuşmasını kısıtlayabilme hakkı sizin mi yani? Şimdi kahvede, bakkalda, çarşıda Türk halkı “Atatürk şimdi yaşıyor olsaydı…” türü cümleler kurmadan önce sizden zin mi alacak?


Tarafsızlıkmış! Peki organize ettiğiniz ve c.başı sayın Sezer’de alınan yüklü ödenekler kullanılarak, yazdırıldığını düşündüğüm “Gün gelecek, devran dönecek, AKP hesap verecek” yine bşk. Yrdc. Olan Nur Serter’in seslendirdiği, “milli devrim, milli hükümet” gibi en hafiflerini seçtiğim pankart ve konuşmalara ne diyeceğiz. En son Ankara Kocatepe ve Manisa da şehit cenazelerinde hükümetin bakan ve temsilcileri ile TBMM BŞK. Bülent Arınç’ı yuhalayarak, hem şehitlerin ruhunu inciten. Hem hükümet temsilcilerini yıprat için organize edilen kişiler ADD ve CHP gençlik kolları ile dilimin varmadığı bir yerlerin karışmış olması tarafsızlığını zedelemedi mi? Ya yine Bşk.nınız Eruygur DSP Gn. Bşk. Zeki Sezer’i İzmir mitingine getirmek ve Deniz Baykal ile birleşme konusunda tekrar masaya dönmesi konusunda taraf değil miydi? Üstelik PKK toplantılarında şarkılar söylediği tespit edilen Edip Akbayram’a konser verdirerek…


Peki ADD’ye görmediği birkaç Atatürk istismarını biz yazalım da belki tepki koyarlar! Geçen Ankara Kızılay da Güven Park’ın hemen yanında Çankaya Kaymakamlığı’nın da bulunduğu sokak olan Kumruklar sk. Girişinde Ata’nın kalpaklı bir fotoğrafı dört köşesinde CHP yazıları ve amblemleri ile bezenmiş şekilde asılmıştı. Hele İstanbul K.Çekmece Florya Basın Sitesi yanından anonslar yaparak geçen CHP otobüsü üzerinde “Atatürk ve Cumhuriyet kazanacak” yazıyordu. Şimdi bu istismar değil mi? Ne yani şimdi CHP baraj altında kalınca ya da ikinci, üçüncü parti olunca Atatürk kaybetmiş mi olacak? Böyle bir istismara ve Ata’yı küçük düşürücü durum karşısında hiçbir yetkilinizin açıklamasını duymadım-okumadım. Hadi bunları görmediniz! Peki bu ilçede hem de Belediye Bşk. Tarafından Atatürk’ün maneviyatına yapılanı da mı görmediniz! Şimdi tüm Türkiye’nin bildiği “heykel” skandalını duymadık demeyin sakın.


Diyelim ki belediye bşk. Uygur o zamanlar DHA için yaptığı açıklamada, “Burada olan heykel eski olduğu için yenisini yaptırdık. Arkadaşlar bana bir sürpriz yapmak istemiş, ama bana benzetememişler. Kesinlikle ben ve eşim değiliz” demişti. CHPli olduğu için doğru kabul ettiniz. İyi de o zaman heykeltıraş için ya da belediye’nin heykelin yapımını denetleyen ve meydana monte edilene kadar sorumlu olan görevliler hakkında şikayetçi olduğunuz, girişimde bulundunuz da biz mi duymadık?




Cenk SARIGÖL