Hasan Karatoklu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasan Karatoklu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2009

Necat Çetin Hoca'dan Serzeniş!

Necat Çetin Hoca Bayındır Ülfet Onart Lisesi Öğrencileriyle Tübitak Araştırmaları yarışmaları için İzmir Bölge birincisi olarak Ankara finallerine geldiğinde bizi ziyaret etme nezaketi göstermişlerdi. Necat Çetin'in Torbalı'ya Serzenişi!
Geçen haftaki, yazımızda bazı bilgiler için sayın Necat Çetin Hocama ihtiyaç olduğunu dillendirerek, kimi hususları ilgisine havale etmiştik. 'Torbalı' ismi üzerine duyduğumuz, bildiğimiz rivayetleri sizlerle paylaşmaya çalışmıştık. Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html linkinde Tur Balı ve Deve Ağızlarına geçirilen Torbalardan yola çıkarak aktardıklarımız ve ikinci yazımızda ele aldığımız Torbalı Dede, Durap Ali, Dur Be Ali, Metropolis rivayet ve aktarımlarını paylaştığımız yazımız için Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html Necat Hocam 3 gündür Ankarada... Bayındır Ülfet Onart Lisesi Müdürü ve çalıştırdığı öğrenci ekibi TÜBİTAK Araştırma dalında bölge birincisi oldular ve burada Ankarada İzmir’i temsil ediyorlar. (Türkiye 4. oldular) Necat Hocam ile bir yazı yazma hakkımı saklı tutuyorum. İğneyle kuyu kazar gibi Torbalı’nın her yerinde yakın tarihin izini süren bu öğretmen / idareci Bayındır da değil, ilçemizde hizmet ediyor, yanındaki öğrencilerde bizim ilçemizden olmalıydı. Üstelik bu ilçeden çıkmış, sponsorlarla torbalı Yakın Tarihi konulu 2-3 kitabın piyasada olması gerekmez miydi? Buyrun Necat Haca’nın sitemlerini hep birlikte okuyalım;

“Sevgili arkadaşım Cenk,

Büyük Torbalı Gazetesinin bugünkü (18 Mayıs 2009) tarihli köşende 'Torbalı' adı üzerindeki yazında (Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html )benden söz etmişsin. Teşekkür ederim. Torbalı Adı tartışmasını benim ilgime havale etmişsin. Sağ olasın. Ancak ben Torbalı dosyasını kapattım. Ben bu topraklar üzerinde doğmuş, bu topraklara hizmeti aşk saymış bir yörük çocuğuyum. Ama tüm çırpınışlarım, tüm çabalarım adeta boşa çıktığı için, bende başka bir ilçe ile ilgili alan çalışmalarıma devam ettim.
Bilirsin insanlar sadece yaşlılıklarında rezil-zebil olmamak için para biriktirirler. Bu parayı kaybedip daha da fazlasını kazanabilirler. Ancak kaybedilen kültürü hiçbir şekilde geri getiremezler. Ben kültürümüzü kayıt altına almaya çalıştım. Hem de ne yazık ki tüm feryadıma rağmen destek alamadan. Kimlere gitmedim ki? Eski belediye başkanı Mehmet Hasan Karatoklu’ya. Adeta yalvardım. 'Başkan Yunan işgalini gören son tanıklar ölüyor. Bunların anlatımlarını kayda alalım’. Tınlamadı bile. Bunu sevgili Vahap (olgun) tanıktır. Tabi o insanlar tek tek bu dünyadan göçtü. Birkaçını kayıt altına aldık. Nasıl mı? Hurda bir motorsikletle demircide çalışan vefakar Ozi ile. Yıllar sonra o kayıtlar o kadar değer kazandı ki. Üç beş tane de olsa önemli. Yıllar önce Torbalı Kazımpaşa İlköğretim Okulunda öğrencileri köy araştırmalarına yönlendirdim. İlk önce aslan sosyal demokrat veliler kazan kaldırdı. 'Bu adam ne yapıyor?' diye. Ama o bilgilere ihtiyaç duyduklarında ilk önce onlar yaltaklandılar. Hem de utanmadan. Şu an bakanlık benim 7-8 yıl önce yaptırdıklarımı istiyor. Demek ki bakanlıktan 8 yıl ilerideyim.
Ramazan İsmail Uygur başkan oldu. Müdürlük yaptığım okula ummadığım desteği verdi. Araştırmalar için ise hiç. Hem de koca bir hiç. Geçen sene Kırım Tatar Türkoloji Kongresi için 20 defa kapısından döndürüldüm. Ertuğrul Mahallesi Tatarları ile ilgili kongre tebliği Kırım’a göndermişim. Yol ve kalma masrafı için destek istiyorum. Tamam diyor. Bugün git yarın gel. Sonra görüşelim. Yer ayırtıyorum. Sonuç hüsran. Bilim âlemine rezil oluyorsun. Tebliğim Kırım da ben ise ulaşılmaz beyefendinin kapısında. Git gel. Diğerlerini yazmama gerek yok. Sinirleniyorum.
Torbalı’ya tayin istiyorsun. Valilikten onay çıkıyor. Mutasarruf bey iptal ettiriyor. Bizim kağıt kaplanlar basiretsiz. Ondan sonra deli oluyorsun. Nedenini sorguluyorsun. Ben disiplinli biriymişim. Kafa koparırmışım. Birilerinin adamı olmamak bu ülkede acaba suç mu? Bizler devletten maaş alıyoruz. Ancak ve ancak devletin adamı oluruz. Ne birilerinin ne de şunun bunun.
Çanak yalamayı öğrenemedik. Ama çanak yalayıp ta daha atama başvurusu dahi olmadan ve atama başvurusu süresi bitmeden asil okul müdürü atanan basiretsiz, mesnetsiz, laf başı adalet , din, iman kelimesini dilinden düşürmeyen, sadece bilmem ne cemaatinin adamı olduğu için çanak yalayıp atanan, mahkeme kararı ile indirmeme rağmen yine aynı görevi kör topal yürütmeye çalışanlardan olamadık. Zavallı vekil müdür bozuntusu. Yüzüme dahi bakamıyor. Çünkü kendisinin ne kadar rezil ve zelil olduğunu beni görünce anlıyor. Kendisini ayrıcalıklı mollalardan sayıyor. Biliyor mu acaba ben onu Hattab’ın Ömer’e havale ettim. Adalet. Herkesin muhtaç olduğu adalet. Eğer bu dünyadan Hattab’ın Ömer geçti ise ölünceye kadar davamın arkasındayım. Eğer geçmedi ise başka söze gerek yok. Acaba mahkeme-i kübrada onu o çanak yaladıkları kurtaracak mı? Bu rüzgâr dinince seni elimden kim alacak? Hele bir Torbalı’ya atanayım, aynı ortamda, ilk toplantıda ilk işim senin ipini çekmek olacak. Gece gündüz atanmamam için dua et. Belki yararı olur.
Velhasıl sevgili arkadaşım üretim yok. Araştırma yok. Birikim yok. Al maaşını salla başını. Makbul insancıklar bunlar. Biliyor musun tam dört yıl ilçe nüfusun ücretsiz evet hiçbir ücret beklemeden ve talep etmeden yeminli Osmanlıca tercümanlığını yaptım. Bu devletime karşı olan manevi borcumdu. Devlet denince bilirsin akan sular durur. Çevirdiğim her evrağı beni tehlikeli gören mutasarruf bey imzaladı. Ama da tehlikeli adammışım be…
Evet ben sıra dışı standart dışı üretim hatasıyım. Benim gibilere deli diyorlar. Varsın desinler. Bakarsın bir gün anlayıp veli derler. Bilirsin atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
Destek konusunda eski belde Çaybaşı Belediye Başkanı sevgili Ömer Şentürk başkanın hakkını ödeyemem. Geçen sene Samsun’daki Mübadele Kongresine onun desteği ile gittim. Yerel tarihçilik iğne ile kuyu kazmaya benzer. Araştırma sahasında ha bire dolan dur. Yaz demeden kış demeden. Araştırtma zaman, emek ,bilgi ve donanım istiyor. Özellikle donanım ne yazık ki para. Bununla ben tanışamadım. Her halde bundan sonra da artık tanışamam. Tam yedi yıldır büyük bir kooparatifin yönetimindeyim. Beş yılı dolduran lise müdürüyüm.(Ben Rumelide’yim, çanakçılar karşı tarafta) Ancak üç yıldır aynı ayakkabıyı giydiğimi çok yakınlarım bilir. Hem de yamalı olarak. Torbalı Pazar yerindeki Ali usta şahittir. Ayakkabıma kaç yama vurduğunu. Yedi yıldır aynı ceketi giyiyorum. Hatta bu araştırmalar yüzünden nerede ise hanımdan da olacaktık. Hangi kadın tahammül eder sabah 8 gece 11 çalışanı. Bu yaştan sonra yüzümüze de kimse bakmazdı. Kim ne yapsın dağda bağda araştırma yapan benim gibi standart dışı ölçülerdeki adamı. Hem de maaşının nerede ise yarısı bu yola harcayana.
Şimdi Torbalı için araştırma için İstanbul Başbakanlık Arşivine gideceksin. Ankara Arşivlerine gideceksin. Orada kalman, en azından bir hafta kalman için tam 2.000 TL lazım. Kimden nasıl isteyeceksin. Ama aristokrat beyefendiler bir gecelik yemek parasını kat be kat masada bırakırlar, pardon ödetirler. Ama sen köylerde koş, emek harca eeeeeeeee.sonuç Necat hoca iyi olmuş. Ananın dini……..
Sevgili arkadaşım. Necat hoca tansiyonu şekeri olan 150 kiloluk biri. Arşivim 500 GB. olmuş. Artık biz vakıf olmuşuz. Aynı rahmetli Çağatay Uluçay, rahmetli Orhan Şaik Gökyay gibi...
Benden bu kadar. Hanıma vasiyet ettim. Ölümüm halinde arşivimi şu üniversiteden şuna ver diye. Artık bu kafasızlarla uğraşacak ömrüm kalmadı. Para ayarlarsam tarih kongrelerine tebliğ ve bildiri sunuyorum. Bu saatten sonra da kimsenin kapısına gitmem. Ben Torbalı tarihi ile ilgili temelleri atmışım. Her taşın altına bırakmışım. Benden sonra gelenler devam etsinler. Tabi gelen olursa. Artık bana Torbalı ile ilgili bir şey sormayacağına eminim. Bu satırları tüm içtenliğimle yazıyorum. Ve senin sayfanda yayınlanması için gönderiyorum. Daha yazmadıklarım , yazamadıklarım içimde. Yazmak istemiyorum. Değmez. Bunu yayınlarsan her sözümün arkasındayım. Yayınlamazsan o sana kalmış. Ne diyeyim.
Selam ve sevgilerimle.
”

18 Mayıs 2009 el- hakir el-fakir Necat ÇETİN (zide ilmihu)

6 Nisan 2009

Torbalı 2009 Yerel Seçim Sonuçları

2009 Seçim Sonuç Değerlendirmesi

Pazartesi yazımızda belirttiğimiz gibi bu seçim sonuçlarında gazetede yayınlanan değerlendirmelerim göz önüne alındığından fena çuvalladık. Öyle seçimde CHP’nin 6500 fark atması değil sadece yanılmamız. Biz seçimden bir ay önce 27 Şubatta yazdığımız 3500 ‘Atilla Kaya kazanır’ sözümüzüde eklersek, 10000 oy şaşırdık! Bir ay önceki tahmin seçim sandığına uymadı. Araya başbakanın gafları, krizin derinleşen etkileri, yanlış encümen listeleri girdi. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kazası nedeniyle seçimden 4 gün önce yazdığımız yazıyı askıya aldık ve kaza üzerine bir yazı kaleme alıp, onu sizlerle gazetede paylaştık. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/muhsin-yazcoglu.html daha sonraki gelişmelerle gazetede yayın sırası gelmeyen “Temenni Olmayan Gerçekler” isimli yazımız blog sayfamızda yayınlanmakla kaldı. Bu yazıda Hasan Karatoklu ve döneminin isimlerine listesinde önemli yer veren Atilla Kaya’nın hata yaptığını, seçim sürecinde söylemenin biteceğini... http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/temenni-olmayan-gercekler.html o yazımızda temenni etmesemde seçimin ortada bir seyir izlediğini yazmıştım.

Ramazan İsmail Uygur’un seçimi Mahmut Atilla Kaya-Ramazan İsmail Uygur rekabetinden çok Ramazan İsmail Uygur - Mehmet Hasan Karatoklu kurgusu üzerine dizayn edeceğini daha Mehmet Hasan Karatoklu ismini duyar duymaz söyledim. Kimlere mi? Aklımdaki tanınmış isimler şunlar; Alaattin Sagun, Mesut Şahin, Kasım Taşcan, Ömer Günaydın, Aydın Mimaroğlu, İbrahim Öz, Feyzullah Turan, Emre Tezcan, İbrahim Canıdar, Bekir Söyler vb. Zira 2003 yılından beri Karatoklu’nun iyi bir insan ama kötü bir yönetici olduğunu, belediyecilik anlayışını beğenmediğimi her fırsatta yazdım. Son 3 yıldır ise Ramazan İsmail Uygur’un, Mehmet Hasan Karatoklu’ya göre daha iyi ama bence Torbalı için yetersiz bir belediye başkanı olduğunu yazıyorum. Yinede bu fark öyle Mehmet Hasan Karatoklu’nun listelenme yanlışlığıyla açıklamanın yetmeyeceği bir orandır.

Aslında kaza sebebiyle tüm ilgim Torbalı üzerinden buraya yönlenmişti. Bırakın Torbalı’yı dünya duyargalarım kilitlenmişti. Kaza ile ilgili bilgi almak, acılarını paylaşmak için görüştüğüm birçok insan Akp’nin seçimi kaybettiğini söyleselerde çokta ilgilenmedim. Son yazılarım hep Muhsin Yazıcıoğlu üzerine oldu.

“Siyasette bir saatte bile çok şey değişir” sözü gerçekliğini tekrar kanıtladı. Seçimin son 5 günü benim ortada gördüğüm ve halen o saatte öyle olduğunu savunacağım sonuçlar ve seçmen eğilimi büyük bir değişim göstermiştir. Son günler ne oldu? Çok fikrim yok. Torbalıda ve İzmirde olanları gözleme, görme imkanım olmadı. Fakat bu seçim özellikle İzmir ve Batı Anadoluda kesinlikle adaylardan çok partilerin yarıştığı genel seçim havasında geçti. Zaten seçime damgasını vuran adayların değil, genel başkanların konuşmaları, polemikleri oldu.

Akp 2009 Yerel Seçimlerinin birinci ama gerileyen partisidir. Ama hala Türkiye partisidir. Ülkenin her yerinde hangi partiyle yarışırsa yarışsın ya birinci veya 2. Partidir. Fakat bu seçimi 2004 Yerel Seçimleriyle kıyaslasak dahi 3-4 puanlık bir düşüş var. Bunların değerlendirmesini sonraya bırakıp Torbalı’ya dönelim. Aşağıda İlçe seçim sonuçlarımıza dair sizler için bir tablo hazırladım.

Torbalı SonuçlarıCHPAKPMHPDYPDTPAnapGPDSPDiğer
2002 Genel Seçim2016,278,8614,278,752,1821,691,736,25
2004 Yerel Seçim26,5223,6410,5817,787,44-11,221,16-
2007 Genel Seçim25,8033,0718,296,755,02-7,05-39,90
2009 Yerel Seçim4937,953,71,26,7---2,65

Yukarıdaki tabloyu incelediyseniz, CHP ve AKP dışında 2002 seçimlerinden beri her seçim oy oranını arttıran başka parti yok. MHP, DP, GP tam bir fiyaskoyla çıktılar seçimden. Diğer hazırladığım tabloda ise bir önceki seçim ile bu seçim partilerimizin aldıkları oylar arası fark var.

Torbalı SonuçlarıCHPAKPMHPDYP
2007 Genel Seçim25,8033,0718,296,75
2009 Yerel Seçim4937,953,71,2
Son Seçimler Arası Fark+23,2+4,8-14,5-5,5
GP bu seçim yok -7,05    

Görüleceği üzere CHP %23.08, AKP %4.88, DTP %1.68 oranında oylarını (%29,76) arttırmıştır. MHP %14.59, DP %5.5, GP %7.05, DSP %1.16 (% 28,78) küçülmüş. Yani küçülen partilerin oyları başta CHP olmak üzere kısmen AKP hanesine yazılmış. İzmirde ki oy dağılımlarına bakarak yapacağımız bir değerlendirmede CHP, iktidar partisine tepki oylarını bünyesinde toplayarak, müthiş bir başarı yakalamıştır. AKP İzmir, partisinin genel düşüşünden en az etkilenen şehirken, Torbalıda oy oranını arttırırak, partisiyle aynı oyu almıştır. 2002 Genel Seçimlerinden, 2009 Yerel Seçimlerine kadar her seçimde oyunu istikrarlı şekilde arttırarak çıkmış.

 TorbalıİzmirTürkiye İl GenelTorbalı-İzmir FarkıTürkiye-İzmir Farkı
AKP37,9530,338,79+7,65-8,49
CHP4956,123,13-7,10+32,97
MHP3,76,916,05-3,20-9,15
DP1,20,73,72+0,50-2,52

Yukardaki tabloya göre AKP oyları Torbalıda İzmir’e göre %7.65, DP %0,50 oranında fazladır. Torbalı CHP ise İzmir’e göre %7.10 oy artış oranında düşük kalmıştır. Özellikle İzmir için düşündüğümüzde seçmenin AKP karşısında CHP’de toplandığını görmek mümkün. Belediyecilik, hizmet anlayışı, aday profilleri, çalışma tempoları, halkla ilişkiler, projeler geri planda kaldığını görüyoruz. İzmirde CHP oylarını bir büyüme, artış olarak görmek yanıltıcı olacaktır. Bu olsa olsa şişme, yığılma, tepkisel refleks diye tanımlanabilir. Başbakanın seçime 4-5 gün kala söylediği,
“işini bilmeyen esnaf batıyor”
“Kredi kartı borçu olanlar harcamayı bilmeyenlerdir” gibi sözleri ile daha önceden söylediği,
“İzmir ve Diyarbakır’ı istiyorum”
“İzmir hakkında ülkemizde bulunan genel kanıyı değiştireceğiz”
“Kriz bizi teğet geçecek”
söyledikleri veya serdettiği gaflara gösterilebilecek en yoğun tepki İzmir’den gelmiş, seçimin rengini belirlemiştir.Bu arada gönderdikleri isimsiz mesajlar ile bize hakaret etmeye yeltenen denyolara seslenmek istiyorum. İçinizden seçtiğim bazılarıyla mahkeme koridorlarında görüşeceğiz.

Beni tarafsız olmamakla suçlayan bazı değerli okurlarım. Öncelikle ben “tarafsız olmadığımı” sık sık yazdım. En son bunu açıkca “Başkan Adaylığı ve CHP” isimli yazımda
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/01/torbal-baskan-adaylg-ve-chp.html
“...Diğer yandan ben sayın Mahmut Atilla Kaya’nın tarafı olduğumu zaten yazmış, açıklamış birisiyim. Peki bunu açıklamama rağmen eleştirmedim mi? Eleştirdim, yerdim, tenkit ettim. Ederim ve etmeyede devam edeceğim. Kaya’nın sayın mevcut Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur’dan daha iyi bir belediye başkanı olacağını düşünüyorum... herşeyden önce benim için önemli olan Torbalı.” Cümleleriyle tekrar belirtmiştim. Halen aynı görüşteyim. Halkımın tercihine saygılıyım, hayırlı olmasını temenni ederim. Fakat Ramazan İsmail Uygur’un Torbalı’yı, Aziz Kocaoğlu’nun İzmir’i iyi yönetmediğini ve hizmet edemediğini düşünüyorum.
Diğer taraftan sadece ben değil hiç kimse tarafsız değildir. Bir yazar önce kendinden taraftır. Doğruları, dünya görüşü, kültürü, mensubiyetleriyle en azından kendi doğrularını okurlarına anlatır. Hatta hakim ve hakemler bile taraftır! Varolan kanunlar, genel kuralların tarafı olarak, davaları, karşılaşmaları yönetir, yönlendirir ve sonuçlandırırlar.


Cenk SARIGÖL

26 Mart 2009

Temenni Olmayan Gerçekler

Temenni Olmayan Gerçekler!

Ankara ve İstanbulda Akp kesinlikle kaybetmeyecektir. Hele Murat Karayalçın’ın seçim’i kazanma şansı hiç yok diyebiliriz. İstanbuda da sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun aynı şekilde… Fakat İst.da CHP il Başkanı Gürsel Tekin’in şahsından ve partisini her kesimi kucaklayıcı tavırları, siyaset anlayışından dolayı ciddi bir yükselme görülecektir.

Diğer yandan ben İstanbul ve Ankarada CHP’nin gösterdiği adayları aynı zamanda CHP iç politikasıyla birebir ilintili görüyorum. Bildiğiniz gibi aday olmadan önce Murat Karayalçın SHP’nin Genel Başkanıydı. SHP de parti tüzüğüne göre bir kişi sadece iki dönem genel başkan kalabilir. Deniz Baykal, SHP de genel başkanlık şansı kalmayan Murat Karayalçın’ın kendi CHP genel başkanlığını dışardan zorlayacak tek aday olduğunu biliyor yada seziyordu. Parti içinde ise kendisine rakip olma potansiyeli taşıyan veya partililerinin sempatisini, teveccühünü kazanabilecek tek öne çıkan isim Kılıçdaroğlu olarak sivriliyordu. Aslında her iki isim bir nevi iç politikada kendi önüne çıkmasın diye yerel seçimde kullanıldılar! Artık kazansa veya kaybetselerde CHP genel başkanlığına oynama kozları bitti!

Karayalçın için CHP Ankara Büyükşehir Başkan Adayı olmak aslında CHP’ye girmenin bir adı oldu.Ankarada çok çok az ihtimalle Karayalçın kazanırsa Deniz Baykal bir potansiyel dış rakibini elemiş olacak. Aynı şey Kılıçdaroğlu içinde geçerlidir. Aslında CHP Kemal Kılıçdaroğlu’nu Ankaradan aday gösterebilseydi kazanma oranı daha fazla olurdu. Çünkü Ankaralı her ne kadar artık Melih Gökçek’i istemese, sevmese bile Karayalçın’ı hiç sevmiyor ve hiç istemiyor. Onun dönemini hiç ama hiç hayırla yad etmiyorlar!

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu seçimin kazananı MHP olacaktır. MHP’nin 2007 genel seçimlerinde aldığı oy oranını %3-4 arası arttıracağını (%17-18) umuyorum. Küresel kriz ve ekonomik dengelerin iyi yönetilmemesinden kaynaklanan, hükümet kaynaklı sorunları sizlerle “Demokrasi için İçimizdekiler” başlığı ile 20/2007/Eylül ayında Cari Açık kaynaklı ekonomik kıskacımızı ve AKP eleştirilerimizi paylaşmıştık.
(
BKNZ: http://cenksarigol.blogspot.com/2007/09/demokrasi-iin-iimizdekiler.html )

Küresel Ekonomik Kriz ve Hükümetin dengesiz iktisat politikalarının sandığa yansıyacağına şüphe yoktur. Buda Akp’nin oy keybetmesi ve kaybettiği oyun aynı tabandan beslendikleri için en yakın parti gönen MHP saflarına yazılacağına şüphe yok gibi! Daha öncede sizlerle paylaşmıştık. Tüm kamuoyu anketleri Akp ile MHP arasında %25 gibi bir ortak tabanda gösteriyor. 2004 yılı 03 kasım yerel seçimlerinde %43 dolayında oy alan Akp’nin il genel meclisi oyu %41 civarındaydı. Bu seçim Akp için 2004 yerel seçimlerinde aldığı oyları muhafaza etmesi büyük başarı sayılacak. Yani arttırmasından ziyade koruması bile önemli bir başarı olarak hanesine kaydedilebilir.

CHP ise yine %20-22 aralığında seyreder ki arttırması durumunda bu İstanbulda (Türkiye’nin neredeyse 4/1’inin orada yaşadığını unutmayalım) Akp ile arasındaki farkı kapatmasından yani İstanbulda oylarının yükselmesi ile Türkiye Geneli oy oranı %3-4 yukarı doğru (26-27) olacaktır. İzmir’i söylemeye gerek görmüyorum çünkü kaybetme ihtimali yok diyebiliriz. İzmirde MHP %10’u göremez. Akp ise %30-32 arasında kalır. CHP’nin %46’nın üstüne çıkması doğrusu beni şaşırtmaz.
Saadet Partisi öyle Doğan Medyasının şişirdiği gibi yükselmez. En fazla alacağı %4-5 aralığındadır.
DTP’nin %5-6 aralığında oy almasını bekliyorum. Diyarbakır’ı kaybetmesi söz konusu bile değil. Diğer yandan Van’ı alabileceğini ordan görüştüğüm arkadaşlarım ısrarla belirtiyorlar. Buna karşılık 2004’de aday çıkaramadığı yada bir sebepten yetiştiremediği Batman’ı alma ihtimali var. Genel olarak DTP tabanı TRT6 gibi Kürtçe yayın yapılmasından falan etkilenmeyecektir! Bunda Nevruz’un yerel seçimden bir hafta olmasınında etkisi olacak zira siyasal bir anlam yüklenen Nevruz ile DTP tabanının kısada süreliğine en azından seçime kadar motive edip, siyasi kimlik yüklemesi yaptı.

Torbalı
Her ne kadar öngörüde bulunup, Akp’nin 3500 oy fark atacağı tehmininde bulunsak bile aslında seçim ortada seyretmektedir. Özellikle son günlerde seçim propaganda fikrini Akp’nin birinci sıra belediye meclis üyesi adayı gösterdiği Mehmet Hasan Karatoklu üzerine kuran Ramazan İsmail Uygur doğru bir yerden çalışmalarını yürütüyor. Bence Mahmut Atilla Kaya ve Akp bu konuda ciddi bir yanlış yapmıştır. Eğer Mehmet Hasan Karatoklu’nun bir getirisi olacağını düşünüyorlarsa O’nu İl genel meclis adayı olarak değerlendirmeleri gerekirdi. Oysa belediye meclisinde birinci sırayı vererek, “benim modelim, ikinci adamım, örnek aldığım belediyecilik Karatoklu ve onun dönemidir” demek istemiş şeklinde özetlenebilir. Bu bir çuvallamadır! seçime artısdımı eksisimi olacak göreceğiz.
Çaybaşı’nda mevcut DP’li Ömer Şentürk gibi sağcı bir kökten ve partiden olan isim ile aynı şekilde Pancarda DP’li Hayati Saydam Akp listesine muhakkak kazandırılmalıydılar. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Torbalıda seçimin başa baş gittiğini söylemeliyim. Torbalı seçimini Ayrancılar ve Çaybaşı’nın tavrı belirleyecektir.
Ayrancılar
seçmeni ilçe olmayı beklerken Torbalı’nın Mahallesi veya semti olmalarına nasıl bir tepki verecek bilemiyorum. 2.5 yıldır Torbalı’dan uzak olmam aslında kulis ve birebir haber akışımı önemli oranda azalttı.

Tirede Akp mevcut belediye başkanı Sıtkı İçelli kaybedecek görülüyor. Hatta 3. sırada tamamlaması beni şaşırtmaz. Tayfur Çiçek (eski Belediye Bşk.) DP adayı olarak, çok güçlü giriyor. Bir korkuda iki sağ partinin arasından CHP adayının çıkmamasıdır.

Bayındırda son aldığım duyumlara göre 3 dönemdir Anap'tan başkanlık yapan, Anap'tan seçilmesine rağmen geçen yıl CHP'ye geçen mevcut belediye başkanı Alaattin Çubuk bu seçim zorlanabilir! MHP ve Akp'nin gizli ittifat yaptığı yönünde sağlamasını yapamadığım duyumlarım var. Çubuk kaybetsede bu çok büyük bir farklla olmaz. tıpkı kazanması durumunda olmayacağı gibi...

Kısaca görüşlerim bunlar. Umarım fazla yanılmam ve gerçekte ortada gördüğüm seçimi temennilerimle en azından Torbalıda arkadaşım kazanır.


Cenk SARIGÖL

21 Mart 2009

Torbalıda Dün Değerlendirmesi ve Seçim

İzmir -Torbalı / Eylül Stadyumunda yapılan Bir !9 MAyıs Gençlik Bayramı Şöleni
Dün Değerlendirmesi ve Seçim
Torbalıda Yerel Seçimin rengi neredeyse belli oldu! Birileri çok kötü rezil olacak hırçınlıkları, taşkınlıkları zaten vardı ama bunun tabana sirayeti bu yüzden. Balkonuna Akp flaması asan Alpkentli kadını taşlama, belediye siyasi fanatik zabıtalarının komşusunun politik tercihiyle astığı flamayı yakma ve küfür etmesi, Ayrancılarda şahsi arabasını partisine kiralayan ve yevmiye ile şoförlük yapanların bakanın arkasındaki Torbalı Akpartilileri provoke çabaları her bu sebeplerde aranmalıdır.

Bir dönem için seçilmek istediğini söyleyenlere sözleri haftaya bugün yalatılmış olacaktır. 2004 seçim beyannamelerinde ortaya koymadıkları sandık şimdi halkın önüne gelmiştir. Yeni seçim beyannamelerindekilere nasıl inansın millet? Eskisini yerine getirmemişsin ki yenisini vaaz ediyorsun. Sonra rakiplerinin projelerini “olmayacak şeyler” diye nitelerlerken aklıma o klişe laf geldi, “kişi kendinden bilir”

Türkiyede olduğu gibi Torbalı CHP’nin heyecanı yok! İş bu kez çok zor. Sağda bir parti (DYP - DP) erimiş, eski adayı Akp meclis üyesi (Mehmet Hasan Karatoklu) olmuş. Eski İzmir caddesi üzerindeki kafeleri yıkmışlar, sonra yenilerini istediklerine vermişler. Devlet demiryollarından 11 yıldır kira ve belediye ruhsatı ile işleten kişilerin yerleri eften püften sebeplerle başlarına yıkılmış. Çamlık içinde her büfe yıkıldı. Ama hami olduklarının yeri milletin milyonları ile tekrar yıkılıp yapılarak aynı kişiye hamsi tava edilmiş. Ya hazır yıkmışken şu hastaneyi düğünlerden, eğlencelerden, gürültü ve patırdıdan kurtarabilirlerdi. Ama o zaman nasıl Hami, Abi olunur değil mi? Öncelik sıralamasına bakmaksızın saçma sapan, gereksiz, israf, yatırım önceliğinde son sırada olması gereken Muzaffer Kebapçıgil Koruluğuna Kır Kahvesini hastanenin dibine kurmakta beis görmediler.

Eski Sanayiyi yıkmışlar, yeni meydana UYGUN ve eşlerinin heykellerini dikerek kendilerini ödüllendirmişler! Millet susuzluktan gevlerken, apartman katlarına su çekmekten fıtık olmuş. Bunlar tarlaların ortasına yüzme havuzu yaptı. Eh ancak orda yan parsel sevilen insanlara aitti… Açılışta yarım yamalak yazın son gününe (Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış derler) yetiştirdi gibi yapılıp, açıldı.

Torbalıspor final haftasında tesislerinden, “Ticaret Odası ile ortak Otel yapacağız” gerekçesiyle tesislerden çıkarıldı. Üstelik bundan Ticaret Odası yöneticilerinin haberi bile yoktu. Kulübün kullandığı eski püskü otobüsü çekip aldılar. Kulübün gelir kalemlerini (bana görede haklı gerekçeyle) kesti ama benim gerekçem kumar olurken onlarınki neydi acaba? Sonra karanlık meblağlardan bahsedilen, eşlerinin aracını kullandığı “Metropolisspor” kuruldu. Spor olarak en çok “Deve Güreşi” faaliyeti yaptı. İzmirde başarılı tüm ilçe spor takımlarına maddi destek sağlayan İzmir Büyükşehir ve Aziz Kocaoğlu şampiyon olan İzmir’in en başarılı takımı Torbalıspor'a zırnık koklatmadı. Acaba kimin telkinleriyle? Neden? Akp Torbalı ilçe başkanının kaynı kulüp başkanı! Bunların siyasi partizan ve fanatiklikleri “TORBALILIK” ruhundan çok önde gidiyor.

Popstar olma hevesiyle işi gücü bıraktılar, sms uzmanı oldular! Nikâh kıymaya başkanından CHP meclis üyelerine kadar (bana göre gayri ahlaki bir evlilik için) taa Çeşme’lere yatlara koştular. Niye? Çeşmede belediye başkanı nikah memuru yok muydu? Bildiğim kadarı ile o yat kaptanı bile kıyabilirdi nikahı… Belediye’den gelir gelmez 200’e yakın işçi çıkarıldı. Hadi onları maliyet düşündün çıkardın. O zaman yerlerine neden partizanlarını ve başka bir partinin adamının adamlarını doldurdu? 2004 seçimlerinde Torbalı CHP Subaşı Beldesi Başkan Adayı Hamit Küçük gibi Torbalı Belediyesine tescilli partililerini kadrolamaktan bile imtina etmediler. Sendikalı işçileri kapıların önüne koydular. Mahkemede haksız çıktılar. şehriçi dolmuşçularla olan davayıda kaybettiler. Her iki Mahkeme kararlarını uygulamadılar sonra bizim paramızla ceza ödediler. Koltuğa oturur oturmaz sendikalı işçileri kapının önüne koyanlar, Seçime bir yıl kala ise pişkin pişkin kendi kadroladıklarına sendikal hak verdiler.

Bitmiş işe çatı, yarı resmi oda seçimlerinde sandık bekçiliği, kamu malını personele kullandırarak, çıkar sağlamak bu dönemde bol bol görüldü. Eski çırçır fabrikaların şişe dipleri arandı. Sirozdan görev yapamaz hale geldiler. Havaalanlarında kimileri uçaklara alınmadı promil yüksekliğinden. İlçeye gelmiş sanatçılara şişe fırlatma, küfür, racon kesme, muhaliflerin yakınlarının yerlerini kamulaştırmaya kalkma, kapalı marangoz atölyesine “gürültü kirliliği” cezası kesmek. Meclis üyesi yakını bazılarının uzaktan çalışma yöntemiyle belediye çalışanı olması… Gül gibi geçinmeler. Belde Belediyesinin 3 liraya diktiği ağaçların daha küçüğünü 10 liraya ihale etmek.
Aklıma bir çırpıda gelenler bunlar ve bunun adı da Sosyal Demokrat Belediyecilik oldu! Yerseniz…

Biliyorum seçim tahminimi merak ediyorsunuz. Mailler, telefonlar… ama 27 Şubat 2009 tarihinde yazmıştık.
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/torbal-ticaret-odasnda-yeni-donem.html
“Bence 56 bin civarında oy kullanılır. Kazanacak parti ve adayın adı “A” harfiyle başlıyor! En az 3500 oy fark bekliyorum. Bakalım göreceğiz. Siz unutsanız bile ben size nasılsa hatırlatırım.”

Bu işin profesyoneli Ertan Ünver 16 Mart 2009 tarihli köşesinde bizim öngörümüze paralel bir değerlendirme yapmış;
“Onun için fazla pompalamayın, şu ara 3500- 5350 arasındaki farkın daha da artmasana sebebiyet vermeyin. Ve 1999’da baraj altında kalındığı zaman yaptığınız gibi, bu sonucu da benden bilmeyin…”

Sayın Ünver ‘pompalamak’ derken hava gazı pompalamaktan bahsediyor olmalı! Bende bunca püfür püfür esinti nerden geliyor diyordum.


Cenk SARIGÖL

31 Aralık 2008

Torbalı Ticaret Odası Seçimi


Torbalı Ticaret Odası Seçimi

Torbalı Ticaret Odası Seçimleri konusunda mevcut başkan Muzaffer Sekban'ın bırakması yönünde yapılan söylem ve çağrılar doğrusu çok komiğime gidiyor. Ortaya atoılan en önemli ergüman olarak, "17 yıldır aynı başkanla yönetilme" gerekçelendiriliyor. Sizce bu geçerli bir değişim gerekliliği oluşturur mu? Bence oluşturmuyor! Söyle bir ilçemize bakalım, birçok parti, oda ve Sivil Toplum Kuruluşu (STK) yıllardır aynı kişiler tarafından yönetilmiyor mu? Başka zaviyeden bakarsak, yıllardır bir yerinden başında olmak başarısızlık göstergesimidir?

Muzaffer Sekban bana göre başarısız ve yanlış bir girişimle Kabacakırı’na Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması yönünde attığı adımlar benim için değişmesine yeterlidir. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/torbal-kabaakr-osb.html Kabacakırına OSB kurulmasına Ertan Ünver, Mustafa Yetkil, Abdulvahap Olgun, biz ve bir çok kişi karşı..! Fakat sebeblerimiz farklıdır. Gelgelelim benim anlamadığım “Değişim Grup” adına yapılan açıklama ve söylemlerin “17 yıldır Başkanlık koltuğunda oturan Sekban...” diye başlaması. Özellikle mevcut Torbalı Ticaret Odası yönetiminde bulunduğu halde muhalefet edip, bu tip cümlelerle söze başlayanları hiç samimi bulmadığımı özellikle belirtmek isterim. Elbette geçen seçim Muzaffer Sekban’a karşı çıkarılan listeden girenler müstesna...

“Muzaffer Sekban bu işi çok iyi yapıyor, üstüne adam tanımam, çok başarılı, mümkün olanın en iyisini yapıyor, daha iyi yapacak kimse görmüyorum” gibi iddialarım kesinlikle yok. Benim savım bu söylemler değişim için yeterli değildir. 17 yıl başkanlık yaptığı için eleştirenlerden arasında Mehmet Hasan Karatoklu dikkatimi çekti. Kendisi 10 yıl belediye başkanlığı yapmadı mı? 15 yıla tamamlamak için aday olmadı mı? Bazı seçimlerde Sekban’ın tekrar seçilmesine bizzat belediye başkanı olarak destek vermedi mi? Yıllardır oda yönetimlerinde meclis üyesi olanlar yok mu? Değişim mi evet ama bunun sadece başkanı değiştirmekle olabileceğini düşünmek fazla iyimserlik. Ben beklerdim ki, mevcut meclisten en az 4-5 üye “Hadi Muzaffer kardeş, biz bu işi yeterince yaptık, gençlere el verelim. Bayrağı teslim edelim” desinler...

"Muzaffer Sekban değişsin o çok yaptı. Biz henüz onun kadar yapmadık. Onun için O değişsin biz kalalım" manasına gelebilecek tavır ne kadar etik duruyor? Herkes muhalif. Neye Muzaffer Sekban’a... neden? 17 yıldır oda başkanlığı yapıyormuş, artık yetermiş! Başarısızmış. Neden başarısız? Sekban ilçeye Lise, bir çok okula yardım etmiyor mu? Hakkında şaibe var mı? Oda bütçesini şahsi işlerine mi kullanıyor? Varsa böyle iddiası olan ismiyle göndersin, köşem açık. Başarısız ve bence en önemli sebep; Kabacakırına OSB kurulmasına ön ayak olduğu için. Peki sizce? Ben Ticaret Odasında şimdi muhalif olanların hiçbirisinden Kabaçakırı OSB konusunda karşı söylem duymadım (Olduda ben kaçırmışsam şimdiden özür dilerim). http://cenksarigol.blogspot.com/2007/12/anlaamyorlar-anlatlar-anlalr.html

Eh! Torbalı Ticaret Odasından, meclisinden bugüne kadar OSB konusunda muhalif bir ses duymamışsak, hemfikir olunduğunu düşünmemiz gerekir. O takdirde en önemli soru önümüze düşler, “Bir ilçenin Ticaret Odası başkanı ve meclisinin ilçelerine OSB getirmesi başarı değil midir?” elbetteki büyük bir başarıdır. Hatta muazzam bir başarıdır. Ben böyle düşünüyorum. Buraya kadar Ertan Ünver ve Mustafa Yetkil hocamında aynı düşündüğünü sanıyorum. Bizim karşı çıktığımız OSB’nin Kabacakırına kurulmasıdır. Yoksa Torbalı’ya OSB gelmesi değil. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/05/turizm-ve-torbal.html

Ticaret Odası Seçimi konusunda diğer sık duyduğumuz, okuduğumuz söylem “STK seçimlerine siyaset karıştırılmasın” Ne kadar komik, ironik ve zavallı bir söylem! Çünkü bu bir kere siyasi partilerin mantığına ve varlığına terstir. Ülkeyi yönetmeye talip siyasi hareketler her yerde olmaya özen gösterir. Bu konuya yer darlığından fazla girmek istemiyorum ama yazanlar Necmettin Erbakan’ın siyasi çizgisinin nereden başladığını bilir. Bilmeyenlere tavsiyemde öğrenmeleridir... kaldı ki Esnaf, Ticaret, Sanayi Odaları yarı resmi kurumlardır ve özgün STK olarak tanımlamak zorlama olur. Birde mevcut yönetime bakarsak durumun hiçte öyle siyaset ve siyasi partileri karıştırmayacak çizgide olmadığını görürsünüz. En başta Muzaffer Sekban Akp il genel meclis üyesi, Behçet Çınar MHP ilçe başkanı, Adnan Yaşar Görmez Akp milletvekili adayı ve ilçe bşk. yardımcısı, aynı şekilde Hüseyin Karaman vb. yani bir tek BBP ilçe Başkanı Zülküf Güldoğan mı birşeyler söyleyince siyaset karıştırmış oluyor?

Muhalif “Değişim Grup” bünyesinde seçime gideceklere başarılar diliyorum. Değişime söylemlerini değiştirerek başlamaları iyi olacaktır. Aksi takdirde bu söylem ve görünen ekip için “değişim” çok iddialı bir isim olarak, en azından benim nezdimde inandırıcılığını gün be gün yitirmektedir. Abdulvahap kardeş bu söylemi daha yapıcı şekilde revize etmek, gerekiyor. Sonuçta siz geçen seçimde Sekban karşısında liste çıkardınız. Sekban’ın listesinden meclise girip, muhalefliğini 17 yıllık oda başkanlığı ve Rize Gezisine cebinden para ödeme - ödememe seviyesinden kurtarısınız.

Ticaret Odası mevcut yönetiminde bulunupta, şimdi muhalefet edenlerin bu güne kadar nelere karşı çıktıkları, mecliste neleri önerdiklerini bilmek bizim ve oda üyelerinin hakkı değilmidir? Bunları mevcut yönetimde olup, Muzaffer Sekban'a şimdi bayrak açmışlar için zorunluluk görüyorum. Böylece neden muhalif olduğunuzu ve hizmet aşkınızı öğrenmiş olacağız. Sekban nerelerde sizin hizmet önerilerinizi engellemiş, önlemiş ve sabote etmiştir? Aksi takdirde durum "o gitsin biz kalalım" işgüzarlığında tıkanıp kalacak, tüm değişim çizgisi ve muhalif etiği yitirilecektir. "Torbalı için Değişim" sloganı ile yola çıkmışsak bunu muhalefet şeklinede yansıtmanızı beklemek sanırım çok şey istemek olmaz / olmamalıdır.



Cenk SARIGÖL

27 Eylül 2008

Partizane

Sendikalılar
İşsizlikten beli bükülmüş eski belediye zabıtası arkadaşına dert yanıyordu;
-“Belediyeden atılınca ne yapacağımı bilemedim. Biraz birikmişim ve aileden topladıklarımla işyeri açtım. Küçük esnaf birmiş, ben küçük esnaf olacam derken eldeki bitti.” Arkadaşı tekrar sormuş;
-“Başka bir yapsaydınya arkadaş, maaşlı bir iş.”
-“Tamamda arkadaşım. Biz zabıtaydık. Onu biliriz. Fen işlerinde olsak, tesisatcılık yapardık. Bildiğimiz mevzut serbest piyasada işletmelerde çalışmaya yetmezki!” bu sırada kapıdan Ermonun biri girer, elindeki gazeteyi masaya fırlatarak, habere bakın habere der. İsmail Uygur tarafından göreve gelmesinin ilk yılı işten çıkarılan eski zabıta, “Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur, Belediye-İş 4 yıl aradan sonra masaya oturdu. 50 işçi sendikalı oldu. İşçiler sendika sayesinde iş güvencesi, grev, toplu görüşme hakları kazandı” Ermonun biri haberin üstüne alaylı şekilde mağdur işçiye sorar;
-“Sizde sendikalı değilmiydini? Bu nasıl güvence ve iştir ki? İsmail Uygur sizi sendikalısınız diye kapının önüne koyarken, 4 yıl sonra kendisi işçilerini sendikalı yapıyor?” Canı sıkılan Eski zabıta ibretlik cevap verir;
-"Yok biz önce ve sadece sendikalıydık. Bunlar önce CHPli sonra sendikalı…" C.S(bu bir fıkradır)


Haber şöyle:
“TORBALI Belediyesi'nde çe-şitli görevlerde çalışan 50 daimi işçi dün Belediye-İş Sendikasına geçti. Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur,

CHP Torbalı İlçe Başkanı Ertan ÇELİK

CHP İlçe Başkanı Ertan Çelik ve CHP'li Belediye Meclis üyelerinin de hazır bulunduğu sözleşme töreni dün Belediye Meydanı'nda gerçekleştirildi. Torbalı Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası 2 nolu şube arasında 50 işçiyi kapsayan toplu sözleşme imza töreninde sevinç ve mutluluk hakimdi… Belediye Başkanı İsmail Uygur'a teşekkür eden işçiler, ‘Bize çok güzel bir bayram hediyesi oldu’ dedi. Önümüzdeki aylarda taşeron işçilerinin de sendikalı yapılacağı öğrenildi."


Çifte Standart
Alın size CHP güzellemesinde bir çifte standart örneği..! Sayın İsmail Uygur seçilip, 2004 seçimlerinde koltuğuna oturduğunda ilk büyük icraatlarından biri işçi kıyımları oldu. 200 civarında işçiyi gruplar halinde kapı önüne koydu. O dönem bu işçi çıkarımlarının mali gerekliliğinin olabileceğini ve başkanın bu girişiminde haklı olabileceğini düşündüğümü yazmıştım. Hatta eski başkan Sayın Hasan Karatoklu’nunda 28 Mart 2004 Yerel Seçimleri öncesi 6 ayda yüze yakın işçi alımı yaptığı sızıntılarını aktarmıştım. En büyük sloganımda şuydu;
“SİYASETLE GELEN. SİYASETLE GİDER”

H. Karatoklu

Mehmet Hasan Karatoklu’nun oy kaygıları ile şişirdiği kadroların havasının alınması bencede gerekliydi! Mademki o dönem personel maliyetinin yüksekliği ve fazlalığı ve yapılan iş karşılaştırmalı israf vardı (o dönem sayın Uygur bunları dile getirmişti). Gereğine itirazımız olamazdı.
Fakat Uygur işi sadece Karatoklu’nun son 6 ay yada 1 yılda aldığı işçileri işten çıkarmakla kalmadı. Karatoklu döneminde (10 yıl) alınanları hatta Ertan Ünver ile çalışmış personele kadar vardırdı. Tabii işin birde ilçe halkı tarafından algılanması vardı. Herkesin dilinde,
“İsmail Uygur kendisini destekleyen, CeHaPe (doğrumu yazdım? Aynı sizin gibi değil mi?) flaması sallayan, konvoyuna katılan partililerine kadro açıyor. Mevcut işçileri çıkarmalı ki tabanına yer açılsın!”
şeklinde sözler dolaşıyordu. Haberi okudunuz. Sendikalı ve yüksek ücret aldıkları için 4 yıl önce siyasi yandaşlara yer açmak için kapı önüne konulan içilerin yerine buyur edilen yenilere bizzat CHP’li belediye meclis üyelerinin katılımı ile Sendikaya üyelik töreni düzenleniyor. 4 yıl önce yerine geldikleri insanlara zehir olan yaşamlara inat “bu bize bayram oldu” diyorlar.
Peki yerel seçimlere 6 ay kala İsmail Uygur ve CHP’li Belediye Meclis üyeleri bu kulakları ağızlarına varan ve işçi yönetici birbirlerini yaplayarak neden sendikalaşma yapıyorlar?
Basit; İsmail Uygur seçimi kaybetme ihtimaline karşı kendi kadroloduğu işçilere sendikal koruma sağlıyor! En azından ben öyle algılıyorum. “eden bulur” diye bir atasözü var. Bu işçilerde şekergibi bir bayrama giriyor! Artık İsmail Uygur kaybetse bile arkalarında sendika olacak! 2004de Ak Parti adayı şimdi aday adayı Atilla Kaya defaatle o zamanda şimdide “belediye işçilerine dokunmayacağım. Biz kimsenin ekmeği ile oynamayacağız. Çok çalışacağız ve herkese iş olacak” derken. Sendikalaşmaya neden gerek duyuldu diye sormayın. Herkes kendinden bilir. Zamanında Uygur adaylığı sırasında farklı şeyler söylemiyordu..! Sorun Mahmut Atilla Kaya’nın sözünde durup, durmaması değil, kişinin (CHP Yönetiminin) karşısındakini kendi gibi bilmesidir.
Atilla Kaya arkadaşım. Sözünde durmaya özen gösterir. “Biz geldiğimizde kimse işinden olmayacak” diyorsa, işini layıki ile yapan kimse ekmeğinden olmayacaktır. Ha bana sorsanız, ben öyle yufka yürekli değilim. Adalet elbette birilerinin eliyle tecelli eder. Siyasetle geleni, siyasetle gönderir. Yerine liyakat sahibi, bilgi, beceri ve yeteneğine göre kadro kurardım.
Ben İsmail Uygur’a siyasetle gelenleri, işten çıkardığı için hiç kızmadım. Elbette her başkan güvendiği bir ana, tepe kadro kuracaktır. İşten çıkarmalar ne zamanki siyasi linç olayınıda aşar hale geldi, eleştirilerim ondan sonra başladı. Bu yaz ve geçen yaz yaşadığımız susuzluğun, CHP kadrolaşmasına kurban giden işçilerin yerine gelen çoğu ehil olmayan personelden kaynaklı olduğunu söylesem.! Bu kadar kadrolaşmadan bahsettik, bir örnek vermesek olmaz;
Hamit Küçük, 2004 yerel seçimlerinde Subaşı Beldesinde CHP’den Belediye Başkan adayıydı. (Subaşı ilginç yerdir. Vefat eden Osman Dirik Genç Partiden seçilmiş, CHP’ye transfer olmuştu. Şimdiki başkanda Ak Partiden belediye meclis üyesi seçilmiş CHP’ye geçmişti. Dirik vefat edince belediye meclisi tarafından Başkan seçildi) Hamit Küçük, Seçimi kaybedince hemen akabinde Torbalı Belediyesinde işe başladı… Yazıyı ayrıntılı okumak için http://cenksarigol.blogspot.com/ linkine bakabilirsiniz.

Not: Bizim iki yıl önce burada kaleme aldığımız Ramazan ve Şeker Bayramı yazımızın benzeri bir tartışmaya ülke gündemi yeni gelmiş. Okurlarımız normal gündemden 2 yıl öndesiniz. Farkındamısınız?

Cenk SARIGÖL