Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in RÜZGAR şiirinini Köyüm Aslanlar'ın resimleriyle yorumlayıp, okudum. Yeni doğan kızıma ithaf olunur.
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Nisan 2011
Yeni Doğan Kızıma İthaf Olunur
Etiketler:
Aslanlar Köyü,
Cenk Sarıgöl,
ceylin sarıgöl,
İzmir,
necip fazıl,
özgün eser,
rüzgar,
Şiir,
Torbalı,
video
24 Haziran 2010
Torbalı CHP ve Faruk Akpınar Yalanları
Aziz Kocaoğlu Torbalı yandaşlarını "Taşkesik Çöplüğünü ve halkı nasıl kandırırız" konusunda bilgilendirdi.
Bu doğru ve itiraf gibi... Çöpler preslenerek taşınacak. Lakin yükleme istesyonlarında preslenen çöplerden çıkan likit pis su ve çöpler nereye taşınacak? Yoksa onlarda vidanjörlerle Torbalı’ya olmasın? Zira henüz İzmir Büyükşehir’in bu likit çöp konusunda herhangibir çalışma yaptığını duymadık. Duymadığımıza göre üç yöntem zileyebilirler! Vidanjörlerle Torbalı –Teşkesik’e taşımak. Yine aynı yöntemle 10. Sınıf ilçe arıtma tesisisne boca etmek. Son ve en kötü ihtimal kanalizasyona koyvermek. Bunca yalanı yorumladıktan sonra dahada yazacak birşey kaldı mı? nasılsa yalandan kimse ölmüyor ama Torbalı’yı çöplüğe boğacak olan Torbalı CHP ve Belediye yönetimini esefle kınıyorum.
Torbalı Chp İlçe Reisi Faruk Akpunar Yalanları
Daha önce gerek Çevre ve Orman bakanlığı, gerekse İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına yazdığımız dilekçe ve her iki makamdan gelen cevapları sizlerle paylaşmıştık.
(Bknz: http://cenksarigol.blogspot.com/2010/06/torbal-chp-ilce-baskan-yalanlarna.html )
“Halkı Aptal Yerine Koymak” http://cenksarigol.blogspot.com/2010/06/halk-aptal-yerine-koymak-izmir-ili.html başlığı altında
Chp Torbalı ilçe Başkanı Faruk Akpınar’ın İzmir çöpünün Torbalı - Taşkesik Köyüne taşınması konusunda yaptığı ve içeriği yalanlarla dolu konuşmayı sizlerle paylaşmıştıktık. Açıklama oldukça uzun. Tabii uzunluk yalan beyanların çokluğunuda beraberinde getirmiş. Uzun olduğu için bu yazımızda aynı yalan beyanları tekrar yayınlayıp, yazı alanımızında ırzına geçmesine müsaade etmeden açıklamadaki (Büyük Torbalı ve Ege Haberi Gazetelerinde yayınlandı) yaşanları konu başılığı yapıp sıralayalım ve altına doğruları ekleyelim;
1- Çevre ve Orman Bakanlığı nereyi gösterirse Büyükşehir Belediyesi çöpü oraya dökmek zorundadır...
Bu çok büyük bir yalandır. Çevre Orman Bakanlığı yer belirlemez. Başvuru halimde yer tahsisi yapar ve uygunluğunu onaylar. Tıpkı Torbalı Belediyesinin durduk yere sokaktan geçen bir kız ve oğlanın kafasına göre nikahını kıyamıyacağı gibi. Siz başvurursunuz. Gerekli sağlık koşullarınız, kan tahlilleriniz neticesinde durumunuz uygunsa, yani evlenmenize mani yoksa Torbalı Belediyesi nikahınızı kıyar. Çevre Orman Bakanlığının buradaki konumu budur. Yazı içeriğindeki belge Faruk Akpınar’ı kükkiyen yalanlamaktadır.
2- Bizim elimizden bir şey gelmez. Şimdiye kadar konuşmadık, siyaset yapmak isteseydik bu işin başında çıkar konuşur, polemiğe girerdik. Siyaset bırakılır, işin hizmet tarafına yönelinirse bu iş kendiliğinden çözülür. Çöpün siyaseti olmaz.
Torbalı Chp teşkilatı Taşkesiğe ve Torbalı ilçesine çöp gelmemesi için şimdiye kadar ne yaptı ki ‘ellerinden birşey gelmiyeceğini’ söyleyebiliyorlar? Bazen sukut (sesssizlik) en büyük siyasettir. Zaten atalarımız boşuna ‘SUKUT İKRARDAN (onaydan) GELİR’ dememişler. Torbalı Belediyesi ve Chp teşkilatı ya İzmir CHP’den korktuğu veya belediye başkan adaylığı sırasında (İbrahim Öz’ün adaylığının geri çektirilmesi) konusunda Aziz Kocaoğlu’na diyet ödüyor ve çöplüğün Torbalı’ya getirilmesine sessiz kalıyor. ‘Sessiz kalanlar zulme ortaklıktır’. Dokuzuncu madde olarak sınıflandırdığımız beyanındanda anlaşılacağı üzere çöpü taşıyacak yükleme rampalarından haberleri olmasına rağmen suskun kalmışlardır.
İzmir Büyükşehir Belediyeside ciddi bir siyaset gütmektedir Torbalı - Taşkesikde çöpüne yer seçerken. Buca (250bin) ve Balçova (125bin) oy oranları düşünüldüğünde Torbalıda son yerel seçimlerde (2009) aldığı 30bin oyu feda etmek daha mantıklı olduğu gibi ciddi bir siyasi tavırdır, Torbalı’ya çöp dökmek. Demekki neymiş, ‘Çöpün siyaseti oluyormuş’. Bunun için bir delil içinde İzmir Büyükşehir Belediyesinden dilekçeyle talep ettiklerimiz ile bize gönderdikleri cevapta nasıl ve neleri saklamaya çalıştıklarına bakınız.
3- Çevre ve Orman Bakanlığı yakma maliyetinin yüksek olmasından dolayı, depolamaya daha sıcak bakıyor. Bunun için de en uygun yer olarak bakanlık, Taşkesik Köyü’nü belirledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Taşkesik Köyü’ne kurulacak olan bir tesisi istemiyor.
Birinci yalana cevap verirken çöp alanlarını bakanlığın belirlemediğine cevap verdiğimiz gibi bakanlıktan gelen belgede bu yönde kati ifadelerle Faruk Akpınar’ı yalanlamaktadır. Bakanlık İzmir Büyük Şehir’in seçtiği alanında maliyetine bakmaz. Sorumluluğu değildir. Çevreye etkilerini inceler. Faruk Akpınar siyasetten daha akıllı bir söylem sahibi olsa maliyet ile Çevre Orman Bakanlığını değil Maliye Bakanlığını işin içine sokardı. Çevre Orman Bakanlığı’nın belediyelerin mali denetimini yapmadığı gibi, maliyet hesapları üzerindede hiçbir rezervleri yoktur.
4- Torbalı AK Parti’ye düşen görev Çevre ve Orman Bakanlığı’nı ikna etmektir. Gerekli ödenekler aktarılıp Buca Kaynaklar’a yakma tesisinin kurulması sağlanmalıdır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 22 ilçenin çöpünü Taşkesik veta Torbalı’ya dökmeye öyle kararlıdır ki, Çevre Orman Bakanlığı’nın Yer Tahsisi başvurularını onaylaması üzerine daha ÇED raporları ve diğer toprak geçişkenliği, rüzgar raporlarını beklemeden İzmir’in çeşitli yerlerine Torbalı’ya taşınacak çöp için yükleme rampalarını tamamlamıştır. Torbalı Ak Parti’nin Çevre Orman Bakanlığını ikna etmeye çağırmak, sizin sevdiğiniz ama ama başkasını seven ve evlenmek için belediyeye başvurmuş kızın nikahı kıyılmasın diye sırf belediye başkanınız akrabanız sebebiyle ‘bu nikahı kıyma, bunların evlenmesine mani ol’ çağrısına benzer. Oysa mantıklı olan İzmir Büyükşehir Belediyesini Taşkesik Çöplüğü konusunda Çevre Orman Bakanlığına yaptığı başvuruyu geri çekmeye ikna etmektir. Torbalı CHP’nin bu konuda hiçbir girişimi olmadığı gibi sessiz kalarak, yıllardır yapılan çalışmaları görmezden gelmişler, Torbalı Halkından gizlemişlerdir.
5- Torbalı AK Parti, bakanlığı ikna edemezse İzmir (Chp'li) Büyükşehir Belediyesi istemeye istemeye çöpü Taşkesik Köyüne dökmek zorunda kalacak.
Siyaseten söylenen en büyük yalandır, ayıptır, ahlaki değildir. Torbalı Belediyesi ve CHP Teşkilatının yüreği varsa ve çöpün Torbalı’ya dökülmesini istemiyorlarsa İzmir Büyükşehir’in Taşkesik için Yer Tahsis başvurusunu çekmek için çalışsınlar. Veballerini ve suçlarını başkalarının üstüne atarak, yalan beyanlarla kirli siyaset yapmaktan vazgeçsinler.
6- Bakanlığın bir başka düşüncesi de, depolama sırasında çıkacak metan gazından elektrik enerjisi üretip ekonomiye katkı sağlamak.
Sadece siyasi yalan olduğunu düşünüyorum bu sözlerin. Yoksa beyan edenin zeka seviyesini sorgulamak haddimize düşmez. Bunlar siyaset kurnazlığının ürünü sözlerdir. Yoksa ortalama zekadaki her siyasetçi ‘enerji üretimi’ konusunda yetkinin Çevre ve Orman Bakanlığı değil Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkisinde olduğunu bilir. Kaldı ki çöpten enerji üretimi konusunda belediyeler kendi inisiyatiflerini kullanırlar. Ankara – Mamak’ta ülkenin en gelişmiş örneği vardır.
7- Aziz Kocaoğlu ile yaptığımız toplantıda kendisi bize kesinlikle çevreye herhangi bir kötü koku yayılmayacağını, yeraltı sularının kirlenmeyeceğinin sözünü verdi. Torbalı’yı sevdiğini ısrarla beyan etti.
Valla Aziz Kocaoğlu’nun beyanlarına güvenmek size kalmış. Ama bunu bizden bekleyemezsiniz. İzmir halkına arsenikli su yalanları söyleyen, metro ve hızlı tren yalanları arşa çıkmış bir kişidir kendisi. Bu arsenikli su yalaları yüzünden normalde ülkemizde Akdeniz Tipi Beslenme alışkanlığına en yakın mutfak kültürüne sahip olmasıyla İzmir, tam aksi olması gereken yerde kanser vakıalarının en yüksek olduğu ilk 3 ilden birisidir. Su sıkıntısı çekilirken ve az kullanımı sağlamak için zam yerine sırf üzerinde ‘bu su arsenikli ve insan sağlığı için tehlikelidir. İçme ve günlük kullanımda (banyo) tüketmeyin’ yazma zorunluğundan dolayı fiyatı dibe vurdurup fatura göndermedi İzmirli’ye... 4 ay sonra yağmur suları ile arsenik miktarı düşünce kışın suya zam yapıp 4 aylık faturayı ilgili ibareyi yazmadan abonelere gönderdi. Bu yalanların sahibine mi inanacağız. Halkının sağlığını kendi prestijinden, faturaların üzerine karizmasını sarsıcı ibare bulundurmaktan aşağı gören birine mi? hemde ‘çöplük halk sağlığına zarar vermeyecek’ sözüne mi inanalım? Madem bu kadar sağlığa zararsız, kokusuz ve yeraltı sularını kirletmeyecek bir tesis kuracaklar ne gerek var merkezden bu kadar uzak bir yere çöplük kurmaya? Çevre ve Orman Bakanlığından başvurup, yer tahsisi sağladığınız diğer 2 ve başvuracağınız sair yerler daha yakın ve taşıma maliyeti daha düşük olur. Hem böyle çevreye ve insan sağlığına bu kadar zararsız bir çöplük olacaksa Torbalı halkı size sorar ‘Kardeşim o zaman Harmandalı Çöplüğü neden etrafına pislik ve hastalık saçıyor?’
Aziz Kocaoğlu Torbalı ve Torbalılı’yı seviyorsa öncelikli projelerini tamamlasın. Mezarlık sıkıntımız var, Huzurevi, Altyapı yenilenmesi, İzsu’nun arızalara müdahalesi haftalar alıyor, Hızlı Tren, sanayi için kimyevi atık arıtma tesisi ihtiyacı (Fetrek ve Çevlik Çayından ziyade çevre artezyenler renkli, kokulu su sahibi oldu) vb.
8- Çöp konusunda CHP’den açıklama gelmedi diye konuşanlar oldu. Ancak şimdiye kadar beklememizin sebebi kamuoyunu yanlış bilgilendirmemekti.
Siz şimdiye kadar bir açıklama yapmadınız çünkü işi oldu –bittiye getirmek istediniz. Torbalı haklını bilgilendirme değil, çöpün gelişini saklamaya çalıştınız. Bildiğiniz doğruları bile sakladınız bizlerden. Mesela eğer ilk İzmir Büyükşehir’in Çevre Orman Bakanlığına 2006 yılında ve daha sonra 2007 ve 2008 ‘Yer Tahsisi Başvurusu’ konusunda neden bilgilendirmediniz halkı? Bunu yapsaydınız ne yanlış olurdu? Neden beklediniz?
9- ‘Günlük 600 araç gelecek, 3 bin 200 ton çöp dökülecek’ deniliyor. Hiçbirinin de gerçekle uzaktan yakından alakası bile yok. Eğer tesis buraya kurulursa günlük 90 ile 100 araç arasında çöp gelecek.
Epeyde bilgi varmış oysa Faruk Akpınar da..! yoksa birilerinin düdüğünü mü çalıyor demeli... Harmandalı Çöplüğüne günde 1200 civarında kamyon çöp taşıyor. Torbalı – Taşkesik daha büyük planlanıyor. Faruk Akpunar’ın Onuncu maddeye yerleştirdiğimiz, açıklamasında itiraf ettiği gibi ve İzmir Büyükşehir’in yükleme, prasleme rampalarını neredeyse tamamladığından da anlaşılacağı üzere çöpler preslenerek taşınacak. Yani bizim 700 – 800 dediğimiz kamyonlar preslenmiş çöp taşıyacak. Yükleme istasyonlarında 3 – 4 çöp kamyonu yükü preslenerek bir kamyona yüklenecek. Yani Torbaslı’ya gelecek bir kamyon bugün Harmandalıya giden 3-4 kamyonun yükünü taşıyacak... Faruk Akpunar’ın beyanını doğru kabul etsek ve 90-100 kamyon çöp taşınacaksa (hem komik hem yalan) bunu 3,5-4 ile çarparsak, 400 civarında çöp kamyonu eder. Hemde İzmir’in nüfus artış oranına göre 10 yıl sonra ne olacağını düşünmeden.
10- Bunun yanı sıra çöpler sularını akıtarak değil, daha önceden preslenmiş vaziyette gelecek.
(Bknz: http://cenksarigol.blogspot.com/2010/06/torbal-chp-ilce-baskan-yalanlarna.html )
“Halkı Aptal Yerine Koymak” http://cenksarigol.blogspot.com/2010/06/halk-aptal-yerine-koymak-izmir-ili.html başlığı altında
Chp Torbalı ilçe Başkanı Faruk Akpınar’ın İzmir çöpünün Torbalı - Taşkesik Köyüne taşınması konusunda yaptığı ve içeriği yalanlarla dolu konuşmayı sizlerle paylaşmıştıktık. Açıklama oldukça uzun. Tabii uzunluk yalan beyanların çokluğunuda beraberinde getirmiş. Uzun olduğu için bu yazımızda aynı yalan beyanları tekrar yayınlayıp, yazı alanımızında ırzına geçmesine müsaade etmeden açıklamadaki (Büyük Torbalı ve Ege Haberi Gazetelerinde yayınlandı) yaşanları konu başılığı yapıp sıralayalım ve altına doğruları ekleyelim;1- Çevre ve Orman Bakanlığı nereyi gösterirse Büyükşehir Belediyesi çöpü oraya dökmek zorundadır...
Bu çok büyük bir yalandır. Çevre Orman Bakanlığı yer belirlemez. Başvuru halimde yer tahsisi yapar ve uygunluğunu onaylar. Tıpkı Torbalı Belediyesinin durduk yere sokaktan geçen bir kız ve oğlanın kafasına göre nikahını kıyamıyacağı gibi. Siz başvurursunuz. Gerekli sağlık koşullarınız, kan tahlilleriniz neticesinde durumunuz uygunsa, yani evlenmenize mani yoksa Torbalı Belediyesi nikahınızı kıyar. Çevre Orman Bakanlığının buradaki konumu budur. Yazı içeriğindeki belge Faruk Akpınar’ı kükkiyen yalanlamaktadır.
2- Bizim elimizden bir şey gelmez. Şimdiye kadar konuşmadık, siyaset yapmak isteseydik bu işin başında çıkar konuşur, polemiğe girerdik. Siyaset bırakılır, işin hizmet tarafına yönelinirse bu iş kendiliğinden çözülür. Çöpün siyaseti olmaz.
Torbalı Chp teşkilatı Taşkesiğe ve Torbalı ilçesine çöp gelmemesi için şimdiye kadar ne yaptı ki ‘ellerinden birşey gelmiyeceğini’ söyleyebiliyorlar? Bazen sukut (sesssizlik) en büyük siyasettir. Zaten atalarımız boşuna ‘SUKUT İKRARDAN (onaydan) GELİR’ dememişler. Torbalı Belediyesi ve Chp teşkilatı ya İzmir CHP’den korktuğu veya belediye başkan adaylığı sırasında (İbrahim Öz’ün adaylığının geri çektirilmesi) konusunda Aziz Kocaoğlu’na diyet ödüyor ve çöplüğün Torbalı’ya getirilmesine sessiz kalıyor. ‘Sessiz kalanlar zulme ortaklıktır’. Dokuzuncu madde olarak sınıflandırdığımız beyanındanda anlaşılacağı üzere çöpü taşıyacak yükleme rampalarından haberleri olmasına rağmen suskun kalmışlardır.
İzmir Büyükşehir Belediyeside ciddi bir siyaset gütmektedir Torbalı - Taşkesikde çöpüne yer seçerken. Buca (250bin) ve Balçova (125bin) oy oranları düşünüldüğünde Torbalıda son yerel seçimlerde (2009) aldığı 30bin oyu feda etmek daha mantıklı olduğu gibi ciddi bir siyasi tavırdır, Torbalı’ya çöp dökmek. Demekki neymiş, ‘Çöpün siyaseti oluyormuş’. Bunun için bir delil içinde İzmir Büyükşehir Belediyesinden dilekçeyle talep ettiklerimiz ile bize gönderdikleri cevapta nasıl ve neleri saklamaya çalıştıklarına bakınız.
3- Çevre ve Orman Bakanlığı yakma maliyetinin yüksek olmasından dolayı, depolamaya daha sıcak bakıyor. Bunun için de en uygun yer olarak bakanlık, Taşkesik Köyü’nü belirledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Taşkesik Köyü’ne kurulacak olan bir tesisi istemiyor.
Birinci yalana cevap verirken çöp alanlarını bakanlığın belirlemediğine cevap verdiğimiz gibi bakanlıktan gelen belgede bu yönde kati ifadelerle Faruk Akpınar’ı yalanlamaktadır. Bakanlık İzmir Büyük Şehir’in seçtiği alanında maliyetine bakmaz. Sorumluluğu değildir. Çevreye etkilerini inceler. Faruk Akpınar siyasetten daha akıllı bir söylem sahibi olsa maliyet ile Çevre Orman Bakanlığını değil Maliye Bakanlığını işin içine sokardı. Çevre Orman Bakanlığı’nın belediyelerin mali denetimini yapmadığı gibi, maliyet hesapları üzerindede hiçbir rezervleri yoktur.
4- Torbalı AK Parti’ye düşen görev Çevre ve Orman Bakanlığı’nı ikna etmektir. Gerekli ödenekler aktarılıp Buca Kaynaklar’a yakma tesisinin kurulması sağlanmalıdır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 22 ilçenin çöpünü Taşkesik veta Torbalı’ya dökmeye öyle kararlıdır ki, Çevre Orman Bakanlığı’nın Yer Tahsisi başvurularını onaylaması üzerine daha ÇED raporları ve diğer toprak geçişkenliği, rüzgar raporlarını beklemeden İzmir’in çeşitli yerlerine Torbalı’ya taşınacak çöp için yükleme rampalarını tamamlamıştır. Torbalı Ak Parti’nin Çevre Orman Bakanlığını ikna etmeye çağırmak, sizin sevdiğiniz ama ama başkasını seven ve evlenmek için belediyeye başvurmuş kızın nikahı kıyılmasın diye sırf belediye başkanınız akrabanız sebebiyle ‘bu nikahı kıyma, bunların evlenmesine mani ol’ çağrısına benzer. Oysa mantıklı olan İzmir Büyükşehir Belediyesini Taşkesik Çöplüğü konusunda Çevre Orman Bakanlığına yaptığı başvuruyu geri çekmeye ikna etmektir. Torbalı CHP’nin bu konuda hiçbir girişimi olmadığı gibi sessiz kalarak, yıllardır yapılan çalışmaları görmezden gelmişler, Torbalı Halkından gizlemişlerdir.
5- Torbalı AK Parti, bakanlığı ikna edemezse İzmir (Chp'li) Büyükşehir Belediyesi istemeye istemeye çöpü Taşkesik Köyüne dökmek zorunda kalacak.
Siyaseten söylenen en büyük yalandır, ayıptır, ahlaki değildir. Torbalı Belediyesi ve CHP Teşkilatının yüreği varsa ve çöpün Torbalı’ya dökülmesini istemiyorlarsa İzmir Büyükşehir’in Taşkesik için Yer Tahsis başvurusunu çekmek için çalışsınlar. Veballerini ve suçlarını başkalarının üstüne atarak, yalan beyanlarla kirli siyaset yapmaktan vazgeçsinler.
6- Bakanlığın bir başka düşüncesi de, depolama sırasında çıkacak metan gazından elektrik enerjisi üretip ekonomiye katkı sağlamak.
Sadece siyasi yalan olduğunu düşünüyorum bu sözlerin. Yoksa beyan edenin zeka seviyesini sorgulamak haddimize düşmez. Bunlar siyaset kurnazlığının ürünü sözlerdir. Yoksa ortalama zekadaki her siyasetçi ‘enerji üretimi’ konusunda yetkinin Çevre ve Orman Bakanlığı değil Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkisinde olduğunu bilir. Kaldı ki çöpten enerji üretimi konusunda belediyeler kendi inisiyatiflerini kullanırlar. Ankara – Mamak’ta ülkenin en gelişmiş örneği vardır.
7- Aziz Kocaoğlu ile yaptığımız toplantıda kendisi bize kesinlikle çevreye herhangi bir kötü koku yayılmayacağını, yeraltı sularının kirlenmeyeceğinin sözünü verdi. Torbalı’yı sevdiğini ısrarla beyan etti.
Valla Aziz Kocaoğlu’nun beyanlarına güvenmek size kalmış. Ama bunu bizden bekleyemezsiniz. İzmir halkına arsenikli su yalanları söyleyen, metro ve hızlı tren yalanları arşa çıkmış bir kişidir kendisi. Bu arsenikli su yalaları yüzünden normalde ülkemizde Akdeniz Tipi Beslenme alışkanlığına en yakın mutfak kültürüne sahip olmasıyla İzmir, tam aksi olması gereken yerde kanser vakıalarının en yüksek olduğu ilk 3 ilden birisidir. Su sıkıntısı çekilirken ve az kullanımı sağlamak için zam yerine sırf üzerinde ‘bu su arsenikli ve insan sağlığı için tehlikelidir. İçme ve günlük kullanımda (banyo) tüketmeyin’ yazma zorunluğundan dolayı fiyatı dibe vurdurup fatura göndermedi İzmirli’ye... 4 ay sonra yağmur suları ile arsenik miktarı düşünce kışın suya zam yapıp 4 aylık faturayı ilgili ibareyi yazmadan abonelere gönderdi. Bu yalanların sahibine mi inanacağız. Halkının sağlığını kendi prestijinden, faturaların üzerine karizmasını sarsıcı ibare bulundurmaktan aşağı gören birine mi? hemde ‘çöplük halk sağlığına zarar vermeyecek’ sözüne mi inanalım? Madem bu kadar sağlığa zararsız, kokusuz ve yeraltı sularını kirletmeyecek bir tesis kuracaklar ne gerek var merkezden bu kadar uzak bir yere çöplük kurmaya? Çevre ve Orman Bakanlığından başvurup, yer tahsisi sağladığınız diğer 2 ve başvuracağınız sair yerler daha yakın ve taşıma maliyeti daha düşük olur. Hem böyle çevreye ve insan sağlığına bu kadar zararsız bir çöplük olacaksa Torbalı halkı size sorar ‘Kardeşim o zaman Harmandalı Çöplüğü neden etrafına pislik ve hastalık saçıyor?’
Aziz Kocaoğlu Torbalı ve Torbalılı’yı seviyorsa öncelikli projelerini tamamlasın. Mezarlık sıkıntımız var, Huzurevi, Altyapı yenilenmesi, İzsu’nun arızalara müdahalesi haftalar alıyor, Hızlı Tren, sanayi için kimyevi atık arıtma tesisi ihtiyacı (Fetrek ve Çevlik Çayından ziyade çevre artezyenler renkli, kokulu su sahibi oldu) vb.
8- Çöp konusunda CHP’den açıklama gelmedi diye konuşanlar oldu. Ancak şimdiye kadar beklememizin sebebi kamuoyunu yanlış bilgilendirmemekti.
Siz şimdiye kadar bir açıklama yapmadınız çünkü işi oldu –bittiye getirmek istediniz. Torbalı haklını bilgilendirme değil, çöpün gelişini saklamaya çalıştınız. Bildiğiniz doğruları bile sakladınız bizlerden. Mesela eğer ilk İzmir Büyükşehir’in Çevre Orman Bakanlığına 2006 yılında ve daha sonra 2007 ve 2008 ‘Yer Tahsisi Başvurusu’ konusunda neden bilgilendirmediniz halkı? Bunu yapsaydınız ne yanlış olurdu? Neden beklediniz?
9- ‘Günlük 600 araç gelecek, 3 bin 200 ton çöp dökülecek’ deniliyor. Hiçbirinin de gerçekle uzaktan yakından alakası bile yok. Eğer tesis buraya kurulursa günlük 90 ile 100 araç arasında çöp gelecek.
Epeyde bilgi varmış oysa Faruk Akpınar da..! yoksa birilerinin düdüğünü mü çalıyor demeli... Harmandalı Çöplüğüne günde 1200 civarında kamyon çöp taşıyor. Torbalı – Taşkesik daha büyük planlanıyor. Faruk Akpunar’ın Onuncu maddeye yerleştirdiğimiz, açıklamasında itiraf ettiği gibi ve İzmir Büyükşehir’in yükleme, prasleme rampalarını neredeyse tamamladığından da anlaşılacağı üzere çöpler preslenerek taşınacak. Yani bizim 700 – 800 dediğimiz kamyonlar preslenmiş çöp taşıyacak. Yükleme istasyonlarında 3 – 4 çöp kamyonu yükü preslenerek bir kamyona yüklenecek. Yani Torbaslı’ya gelecek bir kamyon bugün Harmandalıya giden 3-4 kamyonun yükünü taşıyacak... Faruk Akpunar’ın beyanını doğru kabul etsek ve 90-100 kamyon çöp taşınacaksa (hem komik hem yalan) bunu 3,5-4 ile çarparsak, 400 civarında çöp kamyonu eder. Hemde İzmir’in nüfus artış oranına göre 10 yıl sonra ne olacağını düşünmeden.
10- Bunun yanı sıra çöpler sularını akıtarak değil, daha önceden preslenmiş vaziyette gelecek.
Taşkesik, Arslanlar, Havuzbaşı ve Torbalılı Çevreciler Çöplük Alanını incelemeye gelen Kocaoğlu'nu protesto etti.
Bu doğru ve itiraf gibi... Çöpler preslenerek taşınacak. Lakin yükleme istesyonlarında preslenen çöplerden çıkan likit pis su ve çöpler nereye taşınacak? Yoksa onlarda vidanjörlerle Torbalı’ya olmasın? Zira henüz İzmir Büyükşehir’in bu likit çöp konusunda herhangibir çalışma yaptığını duymadık. Duymadığımıza göre üç yöntem zileyebilirler! Vidanjörlerle Torbalı –Teşkesik’e taşımak. Yine aynı yöntemle 10. Sınıf ilçe arıtma tesisisne boca etmek. Son ve en kötü ihtimal kanalizasyona koyvermek. Bunca yalanı yorumladıktan sonra dahada yazacak birşey kaldı mı? nasılsa yalandan kimse ölmüyor ama Torbalı’yı çöplüğe boğacak olan Torbalı CHP ve Belediye yönetimini esefle kınıyorum. Cenk SARIGÖL
14 Haziran 2010
Torbalı Chp İlçe Başkanı Yalanlarına Belgeler
Torbalı'ya İzmir'in çöpünü getirmeye azmetmiş veya işbirliği yapan ekip
Torbalı Chp İlçe Başkanı Faruk Akpunar'ın,
Yalanlarının Belgeleri
----------------------------------------------------------
Torbalı Chp İlçe Başkanı Faruk Akpunar'ın,Yalanlarının Belgeleri
Bundan önceki yazımız “Halkı Aptal Yerine Koymak” http://cenksarigol.blogspot.com/2010/06/halk-aptal-yerine-koymak-izmir-ili.html başlığı altında Chp Torbalı ilçe Başkanı Faruk Akpınar’ın İzmir çöpünün Taşkesik Köyüne taşınması konusunda yaptığı ve içeriği yalanlarla dolu konuşmayı sizlerle paylaşmıştıktık. Açıklama oldukça uzun. Tabii uzunluk yalan beyanların çokluğunuda beraberinde getirmiş. Uzun olduğu için bu yazımızda aynı yalan beyanları tekrar yayınlayıp, yazı alanımızında ırzına geçmesine müsaade etmeden açıklamadaki (Büyük Torbalı ve Ege Haberi Gazetelerinde yayınlandı) yalanları sadece afaki değil belgeleriyle yüzlerine vurmak için. uzun süredir Büyükşehir'in harmandalı Çöplüğüne yer arayışları devam ediyordu. Bu süre zarfında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur ve Torbalı Chp İlçe başkanı Faruk Akpınar bu gerçeği sakladılar. Şimdi ise faruk akpınar gazetelere verdiği yalan beyanlarla çöplüğün suçunu Çevre ve Orman bakanlığına dolayısı ile hükümete oradanda Torbalı AkParti ilçe teşkilatına yıkmaya çalışmaktadırlar. Siyasete yalan bulaştırıyorlar. Gerek Çevre ve Orman bakanlığı, gerekse İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına yazdığımız dilekçe ve her iki makamdan gelen cevapları sizlerle aşağıda paylaşıyoruz.
------------------------------------------------------------------------------------------
Konu: İzmir Büyükşehir Yeni Çöplük Alanı 17/05/2010
(Bilgi Edinme Hakkında Kanun Çerçevesinde)
(Bilgi Edinme Hakkında Kanun Çerçevesinde)
Türkiye Cumhuriyeti
Çevre ve Orman Bakanlığı,
Çevre ve Orman Bakanlığı,
Atık Yönetimi Dairesi Başkanlığı,
ANKARA
Büyükşehir Belediye Başlanlığı,
İZMİR
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Harmandalı Çöplüğünü, Torbalı ilçesi Taşkesik Köyü’ne taşıması için ihale aşamasına gelinmiştir. Sözü geçen alan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından tahsis edilmiştir. Bunun için;
- Çevre Raporu varmıdır?
- Çevre Orman Bakanlığına yer tahsisi için ne zaman başvurmuş, başvuruda talep edilen sair yerler varmıdır? hangi evrakları sunmuş ve İzmir Büyükşehir’in başvurusu ne zaman kabul edilmiştir?
- Böyle bir çöplük alanının kabulü ve onayı için hangi kurum ve kuruluşların imzaları gerekmektedir?
- Çevre Orman Bakanlığının bu yeni çöplük alanını için tahsis ettiği araziyi ve başvuruyu ret etme hakkı varmıydı?
- Büyükşehir veya sair belediyeler başvurmadanda Çevre Orman Bakanlığı “buyrun çöpünüzü buraya dökebilirsiniz” diye yer tahsisi yapar mı? bu alan veya başka bir alan için bugüne kadar böyle başvurusuz yer tahsisi yapmışmıdır?
Yukarıda belirtilen soruların cevaplarını içeren varsa evrakların bir kopyalarının tarafıma ilgili kanunda belirtilen süre dahilinde ulaştırlmasını arz ederim.
Bilgi:
1-Bimer (Başbakanlık İletişim merkezi)
2-Çevre ve Orman Bakanlığı,
(Atık Yönetimi Daire başkanlığı)
3-İzmir Büyükşehir Belediye Bşk.lığı
- Çevre Raporu varmıdır?
- Çevre Orman Bakanlığına yer tahsisi için ne zaman başvurmuş, başvuruda talep edilen sair yerler varmıdır? hangi evrakları sunmuş ve İzmir Büyükşehir’in başvurusu ne zaman kabul edilmiştir?
- Böyle bir çöplük alanının kabulü ve onayı için hangi kurum ve kuruluşların imzaları gerekmektedir?
- Çevre Orman Bakanlığının bu yeni çöplük alanını için tahsis ettiği araziyi ve başvuruyu ret etme hakkı varmıydı?
- Büyükşehir veya sair belediyeler başvurmadanda Çevre Orman Bakanlığı “buyrun çöpünüzü buraya dökebilirsiniz” diye yer tahsisi yapar mı? bu alan veya başka bir alan için bugüne kadar böyle başvurusuz yer tahsisi yapmışmıdır?
Yukarıda belirtilen soruların cevaplarını içeren varsa evrakların bir kopyalarının tarafıma ilgili kanunda belirtilen süre dahilinde ulaştırlmasını arz ederim.
Bilgi:
1-Bimer (Başbakanlık İletişim merkezi)
2-Çevre ve Orman Bakanlığı,
(Atık Yönetimi Daire başkanlığı)
3-İzmir Büyükşehir Belediye Bşk.lığı
Cenk SARIGÖL
-----------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda Çevre ve Orman Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir belediye Başkanlığı'na gönderdiğimiz dilekçe ve cevap istediğimiz soruları okudunuz. Şimdi sırasıyla cevaplara bakalım;
Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan gelen cevaptır:
--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Cevabıdır:
----------------------------------------------------------
28 Mayıs 2010
Konu; Bilgi Başvurusu
Sayın Cenk SARIGÖL,
Belediyemiz Bilgi Edinme Birimi'ne yapmış olduğunuz 17.05.2010 tarihli başvuruda, Torbalı Düzenli Atık Depolama Tesisi Projesi'ne ilişkin bilgi istenmektedir.
Harmandalı Düzenli Depolama Alanı'nın kapatılarak, yeni bir evsel atık bertaraf tesisi kurulmasına yönelik çalışmalara 2004 yılında başlanmış ve proje için birçok alan değerlendirilmiştir. Söz konusu alan için ise Çevre ve Orman Bakanlığı'na, ilk olarak Eylül 2007'de başvuruda bulunulmuştur. Başvuru için tahsise esas genel bilgileri içeren ön-rapor ile Maden Tetkik ve Arama Bölge Müdürlüğünce, zemin geçirimsizliğinin belirlenmesine ilişkin yürütülen teknik çalışmanın sonuçları sunulmuş ve işlemler 2008 yılında sonuçlandırılmıştır.
Faaliyetin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında irdelenmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Değerlendirme Raporu sonuçlarına ve tüm ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak projeye yön verilecektir. Resmi Kurum görüşleri doğrultusunda, Yönetmeliğin Ek-1 Listesinde bulunan tüm faaliyetler için karar verme yetkisi, Çevre ve Orman Bakanlığı'ndadır.
Bilgilerinizi rica ederim.
Harmandalı Düzenli Depolama Alanı'nın kapatılarak, yeni bir evsel atık bertaraf tesisi kurulmasına yönelik çalışmalara 2004 yılında başlanmış ve proje için birçok alan değerlendirilmiştir. Söz konusu alan için ise Çevre ve Orman Bakanlığı'na, ilk olarak Eylül 2007'de başvuruda bulunulmuştur. Başvuru için tahsise esas genel bilgileri içeren ön-rapor ile Maden Tetkik ve Arama Bölge Müdürlüğünce, zemin geçirimsizliğinin belirlenmesine ilişkin yürütülen teknik çalışmanın sonuçları sunulmuş ve işlemler 2008 yılında sonuçlandırılmıştır.
Faaliyetin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında irdelenmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Değerlendirme Raporu sonuçlarına ve tüm ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak projeye yön verilecektir. Resmi Kurum görüşleri doğrultusunda, Yönetmeliğin Ek-1 Listesinde bulunan tüm faaliyetler için karar verme yetkisi, Çevre ve Orman Bakanlığı'ndadır.
Bilgilerinizi rica ederim.
Işıl KONYA
İzmir Büyükşehir Belediyesi
Katı Atık İşl. Şb. Müdürlüğü
İzmir Büyükşehir Belediyesi
Katı Atık İşl. Şb. Müdürlüğü
--------------------------------------------------------------------
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının verdiği cevaba bakarmısınız? sanırsınız ki projeyi yürüten Çevre ve Orman Bakanlığı... Üstelik, ilk bakanlığa yaptıkları başuru tarihi, hangi alanlar için yer tahsisi istediklerine dair sorulara hiçbir cevap yok. işte bunların vatandaşlarına saygıları bu kadar. oysa Sosyal demokrat belediyeciliğin en önemli vasıflarını, ŞEFFAFLIK, AÇIKLIK, PAYLAŞIMCILIK, HALK KATILIMLI olarak niteleyenlerde bunlar... Yorum sizin sevgil okurlar!
Cenk SARIGÖL
21 Ocak 2010
Tekel İşçileri Çıkmazı
İzmir Tekel İşçilerinin Ankara Kızılay Sakaryada Açtığı Eylem Çadırı

Tekel ve İşçilerimiz ile İşsizlerimiz
Uzun süredir Ankarada Tekel İşçilerinin eylemleri var. Kızılay, naylon çadır kent oldu. Bu insanlar yaşam seviyelerini koruma mücadelesi veriyor. Çoluk çocuk nöbetleşe Ankara ayazında naylon çadrlara kurdukları sobalarla eylem koymaktalar. Ülkemin her yanından, neredeyse her ilden işçilerin açtığı çadırlar var. Eylemler başladığından beri her sabah oradan geçmeyi, işçilerle çoğunlukla konuşmadan bile olsa onların kalabalığının parçası gözükmek için görev edindim. Bu yazıda hiç taraf tutmadan her iki tarafında gözünden dillendirmek, okurlarımla paylaşmak ve işçiler üzerinden manevra arayışına giren muhalefetinde iktidarında yanlışlarını paylaşmak istiyorum.
Hükümetin savları şöyle; Tekel İşçilerinin
aldıkları maaşların çok olduğunu yatarak para aldıklarını söylemektedir. Üstelik “kendilerine verilen 1 yıllık süreye 1 yıl daha eklendi. Şuan çalışmadan 1,5 yıldır bankamatik işçisi oldular. Kendilerine 4C ve 4B olarak iş imkanıda sunuyoruz. İsteyende 41 bin lira tazminatını alabilir. Yetimin, vatandaşımın vergilerini havaya saçamayız” iddiasındadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti özelleştirmenin alt yapısını 90’lı yılların sonlarında hızlandırdı. Özellikle DSP + MHP + Anap eklemlemeli koalisyon hükümetinin çıkardığı TAHKİM Yasası ile hem bunun önü açılmış hemde yabancı sermaye girişine açık bilet kesilmiştir. Tekel İşçilerinin eylem koymasına kadar bu ülkede 34 bin Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) İşçisi özelleştirmelerle dışarda kaldı. Hiçbirisine de Tekel İşçilerine önerilen 4C veya 4B statüsünde iş garantisi verilmedi. Tekel İşçileri kendilerinden önceki çoğu kıdemsiz tazminatsız kapı önüne konulan 34 bin işçiden farklı çünkü 11 bin işçi ile en büyük grup...
TEKEL, devletin Petrol Ofisi, TürkTelekom gibi gelir elde ederken özelleştirme yoluna gittiği teşebbüslerinden değil. Yani geliri –giderinden küçük, ‘devletin sırtına yük’ dediğimiz kuruluşlardan. Bugüne kadar hükümetler buraları yandaş memnun edilecek arpalık görmüş ve kadro şişmiş. Yani 2000 yılı ve öncesi hükümetlerimiz veya hükümet ortakları. Ortalama giydirilmiş maaşları 3 bin liranın üzerinde...
Hükümetin savları şöyle; Tekel İşçilerinin
aldıkları maaşların çok olduğunu yatarak para aldıklarını söylemektedir. Üstelik “kendilerine verilen 1 yıllık süreye 1 yıl daha eklendi. Şuan çalışmadan 1,5 yıldır bankamatik işçisi oldular. Kendilerine 4C ve 4B olarak iş imkanıda sunuyoruz. İsteyende 41 bin lira tazminatını alabilir. Yetimin, vatandaşımın vergilerini havaya saçamayız” iddiasındadır.Türkiye Cumhuriyeti Devleti özelleştirmenin alt yapısını 90’lı yılların sonlarında hızlandırdı. Özellikle DSP + MHP + Anap eklemlemeli koalisyon hükümetinin çıkardığı TAHKİM Yasası ile hem bunun önü açılmış hemde yabancı sermaye girişine açık bilet kesilmiştir. Tekel İşçilerinin eylem koymasına kadar bu ülkede 34 bin Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) İşçisi özelleştirmelerle dışarda kaldı. Hiçbirisine de Tekel İşçilerine önerilen 4C veya 4B statüsünde iş garantisi verilmedi. Tekel İşçileri kendilerinden önceki çoğu kıdemsiz tazminatsız kapı önüne konulan 34 bin işçiden farklı çünkü 11 bin işçi ile en büyük grup...
TEKEL, devletin Petrol Ofisi, TürkTelekom gibi gelir elde ederken özelleştirme yoluna gittiği teşebbüslerinden değil. Yani geliri –giderinden küçük, ‘devletin sırtına yük’ dediğimiz kuruluşlardan. Bugüne kadar hükümetler buraları yandaş memnun edilecek arpalık görmüş ve kadro şişmiş. Yani 2000 yılı ve öncesi hükümetlerimiz veya hükümet ortakları. Ortalama giydirilmiş maaşları 3 bin liranın üzerinde...

Hükümet eleştirisi; Birkere şunu baştan soralım; ‘2 bin 3 bin arasında maaş neye göre çoktur?’ Bugün insanca bir yaşam, normal bir hayat standardı, dengeli beslenme vb. gelişmiş ülke vatandaşlarının seviyesinde bir idame için bu ücret zaten alt sınırdır. Diğer yandan ‘yetim hakkını yedirmeyiz. Vatandaşımızın vergisini haksız yedirmeyiz’ derken kendinizle çelişkiye düşüyorsunuz zira Süreyi 1 yıl uzatırken bu işçilerin çalışmadan para alacaklarını bilmiyor muydunuz? Bildiğinize göre çalışmadan maaş ödemesini bir yıl yaparak yetim hakkını, vatandaşın vergilerini Tekel İşçilerine peşkeş çektiğiniz söylene bilir mi? İşçiler bu konuda haklıdır. Niye? Siz kime, ‘hiçbir iş yapmadan 2-3 bin tl. maaşla çalışmak sitermisiniz?’ diye sorsanız, kim olsa atlar. İşçinizi çalıştıramadıysanız bu sizin beceriksizliğinizdir.
Bir devlet tüm işleyişine özel sektör mantığıylada bakamaz. Sadece gelir – gider dengesi içinde değerlendiremez. Bundan önce iş akitleri fesh olunan işçilerine vermediği hakları Tekel İşçilerine vermesi hakka uygun olur mu? Vermeyi düşündüğünüz 4C veya + 4B statüsündeki iş garantisi dışındaki ekstra ayrıcalıklar Tekel İşçilerinden önce çıkarılanlarada sağlanmalıdır. Devlet özelleştirme yapar ki biz ekonomisini kapital –liberal düzen içinde yürütüyoruz. Devletimiz Koministte değil, bazı eskileri gibi “herşey devletin olsun, devlet vatandaşa eşit dağıtsın. Parti yöneticileride emekçilerin asalağı olsun” diyemedikleri için her özelleştirmeye karşı çıkılsın. Fakat devlet özelleştirme yapıp, işçisini kapı önüne koduktan sonra ‘güle güle’ diyemez. İşçinin hakkı sosyal devlet özelleştirmesinde pazarlığın ilk sırasındadır. İşçilerin durumu özelleştirme pazarlığında dikkate alınır ve netleştirilir. İş bittikten sonra ‘bunlar ne olacak şimdi?’ şaşkınlığı, cahil devlet icraatıdır.
Tekel İşçilerine Eleştiri;
Devletin işçi için ortaya attığı eleştirileri yukarda belirttik. Bizim duyduğumuz ve tespit ettiklerimiz de var. Çalıştığınız Tekel bünyesini ve işletmelerin durumunu en iyi sizler biliyorsunuz. 1999 yılına kadar yılda 300 bin tütün işlerken bu durum sonrasında 25 bin tona kadar düştü. Yani 14 kat azaldı. Tam on yıldır 14/1 iş yaparak çalışıyorsunuz. Emek yoğun iş azalmasına rağmen maaş azalmadı. Özelleştirmeyi alan firmalar 3 yıl iş garantisi, belli oranda maaş artışı sundular. 1300’e yakın işçiye ihtiyaçları vardı. Fakat sadece 100 kadar Tekel İşçisi devlet kapısını ve az emekle çok maaş cazibesini bırakıp, özelleştirmeyi alan firmalarda işe başladı. Firmalar bu yüzden yeni emekli olmuş, Tekel İşçileriyle 3 yıllık sözleşmeler imzalayarak, kalifiye elaman sıkıntısını atlatmaya çalıştılar. Sorun 2 yıldır görülüyordu, iş akitlerinin süresinin 31/01/2010 tarihinde dolacağıda öyle... lakin harekete geçmek için son 1,5 ay beklendi. Hiç çalışmadan 1,5 yıldır alınan ücretler sırasındada bu mücadele verilebilirdi. Hatta kamuoyunu %100 sağlamak için hükümete şöyle bir çağrıda bulunsaydınız ya,
“Biz yatarak devlet parası yemek istemiyoruz. Biz işçiyiz. Evimize alnımızın terini, emeğimizin karşılığını ekmek olarak götürmek isteriz. Bize devletimiz çalışacağımız yer göstersin!” diyerek sorununuzu 1 yıl önce masaya getirebilirdiniz. Geçen 1,5 yılda tüm bu emeksiz maaş almalara karşın, Uluslararası Meslek edindirme fonlarıyla açılan ücretsiz meslek edinme kurslarına katılan Tekel İşçisi sayısı işe 146! Yani 11 bin kişiden özelleştirmeyi alan firmalara geçenleri de sayarsak gelecek endişesi taşıyarak, kendine alan açmaya, iş sahasını genişletmeye çalışanların sayısı ortalama 250...
Tekel İşçilerinden önce özelleştirmeler sonrası açıkta kalan 32 binin üzerindeki işçiden büyük çoğunluğu (21 bin işçi) iş kaybına uğramalarının önüne geçmek için çıkarılan 446 sayılı kanun ile 4C statüsünde çalışmaya başladı. Bugün ülkemizde milyonlarca işsiz var ve tamamına yakını 4C, 4B farketmez bir işe girmeye hazır bekliyor.
Sendikal Eleştiri;
Özelleştirme sonrası dönemde yapılan görüşmelerde sendika yetkilileri önerilen 4/C teklifi için, “Hemen travma olmasın, 4/c’yi sonra değerlendelim” demediler mi? 6 ay öngörülen süre 1,5 yıla çıktığında ise kulaklarının üstüne yattılar. Zira ilgili sendikanın kasasına bu işçilerin maaşlarından kesilen aylık kişi başı 10 tl. cebelloz edildi. Bu toplamda aylık 110 bin, 1,5 yılda 2 milyon lirayı buldu. Sizin sendikal anlayışınız emek üzerine değilde yatarak maaş alan işçilerin üzerineyse bilemeyiz. Süreç belli olmasına rağmen sendika ve konfederasyonlar işe netlik kazandırmak için adım atmak yerine işçilerin eyleme kalkmasını beklediler. Yani sendikaları harekete geçiren işçiler oldu ve işçi örgütleri buna sonradan dahil olmak durumunda kaldılar. Peki işçiler için getirdiğimiz eleştiri sendikalar için geçerli değil mi? Siz üye işçilerinizin emeksiz, çalışmadan devlet kasasından maaş almasını mı istiyorsunuz? İstemiyorsanız bugüne kadar geçen 1,5 yılda neden hiç sesiniz çıkmadı. En azından hükümete bu işçilerin farklı kurum ve kuruluşlara (Karayolları, Orman işletmeleri, Maden işletmeleri vb.) geçmesi için neden hiçbir çabanız olmadı? Sizin sendikal anlayışınızda çalışmadan, emek harcamadan maaş almaktan rahatsız olmak yok mu?
Muhalefet Partisi CHP;
CHP tam bir riya içinde davrandı. Tekel işçilerinin acil, aciz durumunu tekeline alıp, siyasi çıkarı için tepe tepe kullanma eğilimine girdi. Bırakın CHP’i tüm hükümet muhalifi, kesim için bulunmaz bir fırsat gibi değerlendirilmek istendi. CHP geçen 1,5 yıllık süre içinde ses etmedi. Hükümete ‘bu işçileri neden çalıştırmıyorsun?” diye hesap sormadı. Çalışmadan nasıl maaş ödüyorsun, babanın parasını mı dağıtıyorsun, işçi çalıştırmayı bilmiyorsunuz vb. eleştirileri getirmedi. Ama ne zaman Tekel İşçileri meydana indi, hop meydana çıktılar. İşi öyle bir düzeysizliğe bindirdiler ki, 2009 yerel seçimlerinden sonra CHP’li yeni belediyelerin 4500, İzmirde ise 2500 kişiyi işten çıkardığı görmezden gelindi. Tekel İşçileri Sayın Deniz Baykal tarafından genel merkezlerinde kabul edilirken, İzmirli CHP’li belediyelerin kapı dışarı koyduğu işçilere bırakın randevu vermeyi, genel merkez önünde saldırmaya kalktılar. Sadece İstanbul ve İzmirde CHP’li belediyelerin işten çıkardığı işçi sayısı 7 bin dolayında... Tekel İşçileri işçide, CHP’li belediyelerin partizanlarına yer açmak için işten çıkarttıkları bostan korkuluğu mu? Demokratlık mı, işçi ayrımcılığı mı ne bunun adı? İzmirli CHP mağduru işçilerin açtığı çadırın önü neden hep boş kaldı? Onlara alaka gösterilmedi. Yok sayıldılar.
Torbalı ve Tireden de Tekel işçisi arkadaşlarımız kendi haklı mücadeleleri için Ankara yollarını arşınladılar. İyide ettiler. Peki Torbalı belediyesine başkalarının işsizliği üzerine kapağı atanların desteklerine, gazete açıklamalarına ne diyeceğiz? Ben kocaman bir ‘YUH’ diyorum. Siz önce özürlü çocuklarıyla tazminatsız, kıdemsiz kapı önüne konan, onlara yapılan haksızla sahip olduğunuz konumunuzu sorgulayın. Mahkeme kararlarına rağmen yanı başınızda hem kapı dışarı edilen hemde tazminatları ödenmemek için takla atılan durumları kalbinize bir sorun. Burnunuzun dibinde sizinde bir köşesinden alet olduğunuz haksızlığı görün sonra 580 km ötedeki mücadeleye eylem koyma hakkını kendinizde görün. Yoksa çok komik oluyorsunuz. Tıpkı ilçesinde olan haksızlıkları görmezden gelerek, ilçe gazetesinde Tekel üzerinden muhalefet pusatı kuşananaların köşelerinde yaptığı gibi komik durumunuz!
Bir devlet tüm işleyişine özel sektör mantığıylada bakamaz. Sadece gelir – gider dengesi içinde değerlendiremez. Bundan önce iş akitleri fesh olunan işçilerine vermediği hakları Tekel İşçilerine vermesi hakka uygun olur mu? Vermeyi düşündüğünüz 4C veya + 4B statüsündeki iş garantisi dışındaki ekstra ayrıcalıklar Tekel İşçilerinden önce çıkarılanlarada sağlanmalıdır. Devlet özelleştirme yapar ki biz ekonomisini kapital –liberal düzen içinde yürütüyoruz. Devletimiz Koministte değil, bazı eskileri gibi “herşey devletin olsun, devlet vatandaşa eşit dağıtsın. Parti yöneticileride emekçilerin asalağı olsun” diyemedikleri için her özelleştirmeye karşı çıkılsın. Fakat devlet özelleştirme yapıp, işçisini kapı önüne koduktan sonra ‘güle güle’ diyemez. İşçinin hakkı sosyal devlet özelleştirmesinde pazarlığın ilk sırasındadır. İşçilerin durumu özelleştirme pazarlığında dikkate alınır ve netleştirilir. İş bittikten sonra ‘bunlar ne olacak şimdi?’ şaşkınlığı, cahil devlet icraatıdır.
Tekel İşçilerine Eleştiri;
Devletin işçi için ortaya attığı eleştirileri yukarda belirttik. Bizim duyduğumuz ve tespit ettiklerimiz de var. Çalıştığınız Tekel bünyesini ve işletmelerin durumunu en iyi sizler biliyorsunuz. 1999 yılına kadar yılda 300 bin tütün işlerken bu durum sonrasında 25 bin tona kadar düştü. Yani 14 kat azaldı. Tam on yıldır 14/1 iş yaparak çalışıyorsunuz. Emek yoğun iş azalmasına rağmen maaş azalmadı. Özelleştirmeyi alan firmalar 3 yıl iş garantisi, belli oranda maaş artışı sundular. 1300’e yakın işçiye ihtiyaçları vardı. Fakat sadece 100 kadar Tekel İşçisi devlet kapısını ve az emekle çok maaş cazibesini bırakıp, özelleştirmeyi alan firmalarda işe başladı. Firmalar bu yüzden yeni emekli olmuş, Tekel İşçileriyle 3 yıllık sözleşmeler imzalayarak, kalifiye elaman sıkıntısını atlatmaya çalıştılar. Sorun 2 yıldır görülüyordu, iş akitlerinin süresinin 31/01/2010 tarihinde dolacağıda öyle... lakin harekete geçmek için son 1,5 ay beklendi. Hiç çalışmadan 1,5 yıldır alınan ücretler sırasındada bu mücadele verilebilirdi. Hatta kamuoyunu %100 sağlamak için hükümete şöyle bir çağrıda bulunsaydınız ya,“Biz yatarak devlet parası yemek istemiyoruz. Biz işçiyiz. Evimize alnımızın terini, emeğimizin karşılığını ekmek olarak götürmek isteriz. Bize devletimiz çalışacağımız yer göstersin!” diyerek sorununuzu 1 yıl önce masaya getirebilirdiniz. Geçen 1,5 yılda tüm bu emeksiz maaş almalara karşın, Uluslararası Meslek edindirme fonlarıyla açılan ücretsiz meslek edinme kurslarına katılan Tekel İşçisi sayısı işe 146! Yani 11 bin kişiden özelleştirmeyi alan firmalara geçenleri de sayarsak gelecek endişesi taşıyarak, kendine alan açmaya, iş sahasını genişletmeye çalışanların sayısı ortalama 250...
Tekel İşçilerinden önce özelleştirmeler sonrası açıkta kalan 32 binin üzerindeki işçiden büyük çoğunluğu (21 bin işçi) iş kaybına uğramalarının önüne geçmek için çıkarılan 446 sayılı kanun ile 4C statüsünde çalışmaya başladı. Bugün ülkemizde milyonlarca işsiz var ve tamamına yakını 4C, 4B farketmez bir işe girmeye hazır bekliyor.
Sendikal Eleştiri;
Özelleştirme sonrası dönemde yapılan görüşmelerde sendika yetkilileri önerilen 4/C teklifi için, “Hemen travma olmasın, 4/c’yi sonra değerlendelim” demediler mi? 6 ay öngörülen süre 1,5 yıla çıktığında ise kulaklarının üstüne yattılar. Zira ilgili sendikanın kasasına bu işçilerin maaşlarından kesilen aylık kişi başı 10 tl. cebelloz edildi. Bu toplamda aylık 110 bin, 1,5 yılda 2 milyon lirayı buldu. Sizin sendikal anlayışınız emek üzerine değilde yatarak maaş alan işçilerin üzerineyse bilemeyiz. Süreç belli olmasına rağmen sendika ve konfederasyonlar işe netlik kazandırmak için adım atmak yerine işçilerin eyleme kalkmasını beklediler. Yani sendikaları harekete geçiren işçiler oldu ve işçi örgütleri buna sonradan dahil olmak durumunda kaldılar. Peki işçiler için getirdiğimiz eleştiri sendikalar için geçerli değil mi? Siz üye işçilerinizin emeksiz, çalışmadan devlet kasasından maaş almasını mı istiyorsunuz? İstemiyorsanız bugüne kadar geçen 1,5 yılda neden hiç sesiniz çıkmadı. En azından hükümete bu işçilerin farklı kurum ve kuruluşlara (Karayolları, Orman işletmeleri, Maden işletmeleri vb.) geçmesi için neden hiçbir çabanız olmadı? Sizin sendikal anlayışınızda çalışmadan, emek harcamadan maaş almaktan rahatsız olmak yok mu?Muhalefet Partisi CHP;
CHP tam bir riya içinde davrandı. Tekel işçilerinin acil, aciz durumunu tekeline alıp, siyasi çıkarı için tepe tepe kullanma eğilimine girdi. Bırakın CHP’i tüm hükümet muhalifi, kesim için bulunmaz bir fırsat gibi değerlendirilmek istendi. CHP geçen 1,5 yıllık süre içinde ses etmedi. Hükümete ‘bu işçileri neden çalıştırmıyorsun?” diye hesap sormadı. Çalışmadan nasıl maaş ödüyorsun, babanın parasını mı dağıtıyorsun, işçi çalıştırmayı bilmiyorsunuz vb. eleştirileri getirmedi. Ama ne zaman Tekel İşçileri meydana indi, hop meydana çıktılar. İşi öyle bir düzeysizliğe bindirdiler ki, 2009 yerel seçimlerinden sonra CHP’li yeni belediyelerin 4500, İzmirde ise 2500 kişiyi işten çıkardığı görmezden gelindi. Tekel İşçileri Sayın Deniz Baykal tarafından genel merkezlerinde kabul edilirken, İzmirli CHP’li belediyelerin kapı dışarı koyduğu işçilere bırakın randevu vermeyi, genel merkez önünde saldırmaya kalktılar. Sadece İstanbul ve İzmirde CHP’li belediyelerin işten çıkardığı işçi sayısı 7 bin dolayında... Tekel İşçileri işçide, CHP’li belediyelerin partizanlarına yer açmak için işten çıkarttıkları bostan korkuluğu mu? Demokratlık mı, işçi ayrımcılığı mı ne bunun adı? İzmirli CHP mağduru işçilerin açtığı çadırın önü neden hep boş kaldı? Onlara alaka gösterilmedi. Yok sayıldılar.Torbalı ve Tireden de Tekel işçisi arkadaşlarımız kendi haklı mücadeleleri için Ankara yollarını arşınladılar. İyide ettiler. Peki Torbalı belediyesine başkalarının işsizliği üzerine kapağı atanların desteklerine, gazete açıklamalarına ne diyeceğiz? Ben kocaman bir ‘YUH’ diyorum. Siz önce özürlü çocuklarıyla tazminatsız, kıdemsiz kapı önüne konan, onlara yapılan haksızla sahip olduğunuz konumunuzu sorgulayın. Mahkeme kararlarına rağmen yanı başınızda hem kapı dışarı edilen hemde tazminatları ödenmemek için takla atılan durumları kalbinize bir sorun. Burnunuzun dibinde sizinde bir köşesinden alet olduğunuz haksızlığı görün sonra 580 km ötedeki mücadeleye eylem koyma hakkını kendinizde görün. Yoksa çok komik oluyorsunuz. Tıpkı ilçesinde olan haksızlıkları görmezden gelerek, ilçe gazetesinde Tekel üzerinden muhalefet pusatı kuşananaların köşelerinde yaptığı gibi komik durumunuz!
Cenk SARIGÖL
Etiketler:
Akp,
Belediye İşçileri,
CHP,
İzmir,
İzmir - Tire,
KİT,
MHP,
Tekel İşçileri,
Torbalı Belediyesi
14 Aralık 2009
Hellim Peyniri Tirede Üretilecek
İzmir -Tire Organize Sanayi Bölgesi girişinden bir görünüm
Hellim Peyniri İzmir - Tirede Üretilecek
Kuzey Kıbrıslı işadamı, Reha Süt Ürünlerinin sahibi
Mustafa Kaymak, Tire Organize Sanayi Bölgesinde tamamlanmak üzere olan tesiste Kıbrıs'ın Meşhur Hellim Peynirini Üretecek...
Kıbrıstan aklımda kalan Mollohiya (Arap orjinli), Humus Çorbası, Samarella, Gabbar, Şeftali Kebabı, Kolakas, Mücendra Pilavı, Ceviz Macunu, Babutsa (hani şu ‘Yanayım’ parçasını yapan grubun ismini aldığı meyva) gibi en önemli lezzetlerden biridir Hellim Peyniri. Kıbrıs Rumlarının "halloumi" dedikleri bu peynir, geleneksel yöntemle çiğ inek, koyun ya da keçi sütüyle yapılır. Keçi sütüyle yapılanına doyum olmaz. Kaşara benzer diyebiliriz. Orta sertlikte, hafif uzayan, tuzluca bir peynir olan hellimin tavası çok güzel olur. Topaklar halinde hazırlanır ya da dikörtgen kalıplarda bol tuzla salamuralanır. Bu nedenle uzun ömürlü bir peynirdir. Kolay dağılmaz ve erimez.
Mutfakta kullanım alanı çok geniştir. Diğer bazı peynirlerin aksine sadece kahvaltılık ve katık olmaktan fazlasıdır. Hellim mutfakda et yemeklerinden kahvaltıya kadar birçok yerde kullanılır. Örneğin minik küblere doğrandıktan sonra ızgarası yapılır. Rendelenerek köftenin içine konur. Hellim peynirli köfte Kıbrıs mutfağının tipik yemeğidir. Ayrıca doğrandıktan sonra lavaşın içine yerleştirilen hellim peyniri, fırında pişirilerek börek gibi tüketilir.Rendelemeye elverişli yapısından dolayı garnitürlerde aranan bir peynir çeşidi olarak bilinir. Selçuk – Efes, Kuşadası, Pamucak, Özdere, Gümüldür gibi Turizm merkezlerine yakın olan Tire ilçesinde hellim üretimi yapılacak olması pazara yakınlığı ilede avantajlıdır. Özellikle Avrupa Mutfağında rendelenmiş peynir kullanımı çok yaygındır. Bu nedenle turizm işletmelerimizde kullanım alanı geniş olacaktır.
(Burhan Kadı hellim yaparken yeğen Erol izliyor)
Mustafa Kaymak, Tire Organize Sanayi Bölgesinde tamamlanmak üzere olan tesiste Kıbrıs'ın Meşhur Hellim Peynirini Üretecek...Kıbrıstan aklımda kalan Mollohiya (Arap orjinli), Humus Çorbası, Samarella, Gabbar, Şeftali Kebabı, Kolakas, Mücendra Pilavı, Ceviz Macunu, Babutsa (hani şu ‘Yanayım’ parçasını yapan grubun ismini aldığı meyva) gibi en önemli lezzetlerden biridir Hellim Peyniri. Kıbrıs Rumlarının "halloumi" dedikleri bu peynir, geleneksel yöntemle çiğ inek, koyun ya da keçi sütüyle yapılır. Keçi sütüyle yapılanına doyum olmaz. Kaşara benzer diyebiliriz. Orta sertlikte, hafif uzayan, tuzluca bir peynir olan hellimin tavası çok güzel olur. Topaklar halinde hazırlanır ya da dikörtgen kalıplarda bol tuzla salamuralanır. Bu nedenle uzun ömürlü bir peynirdir. Kolay dağılmaz ve erimez.
Mutfakta kullanım alanı çok geniştir. Diğer bazı peynirlerin aksine sadece kahvaltılık ve katık olmaktan fazlasıdır. Hellim mutfakda et yemeklerinden kahvaltıya kadar birçok yerde kullanılır. Örneğin minik küblere doğrandıktan sonra ızgarası yapılır. Rendelenerek köftenin içine konur. Hellim peynirli köfte Kıbrıs mutfağının tipik yemeğidir. Ayrıca doğrandıktan sonra lavaşın içine yerleştirilen hellim peyniri, fırında pişirilerek börek gibi tüketilir.Rendelemeye elverişli yapısından dolayı garnitürlerde aranan bir peynir çeşidi olarak bilinir. Selçuk – Efes, Kuşadası, Pamucak, Özdere, Gümüldür gibi Turizm merkezlerine yakın olan Tire ilçesinde hellim üretimi yapılacak olması pazara yakınlığı ilede avantajlıdır. Özellikle Avrupa Mutfağında rendelenmiş peynir kullanımı çok yaygındır. Bu nedenle turizm işletmelerimizde kullanım alanı geniş olacaktır.(Burhan Kadı hellim yaparken yeğen Erol izliyor)
Yapılışı diğer peynir çeşitleri düşünülürse orta zorluktadır. Biraz soğuduktan sonra 30 derece de mayalanır. Pıhtılaşıncaya kadar bekletilir, sonra başparmağın yarısı kadar büyüklükte parçalara ayrılır. Parçalanan pıhtı 33derece civarında ısıtılır, karıştırılır, daha sonra kalıplara alınır ve yarım saat baskıdan geçirilir, süzülür. Teleme, ortalama yarım kiloluk dilimlere kesilir. Bu arada loru alınmış olan kendi peyniraltı suyunda kaynama noktasında (95 derece civarı) 80-90 dakika haşlanır. Üste çıkan peynir kalıpları alınır ve elle hafif bir baskıdan geçirilir, yüzeyleri tuzlanır. Tuzlanmış kalıplar ikiye katlanır ve sularının iyice süzülmesi için 30-40 dakika bekletilir. Daha sonra küpte ya da tenekede salamuraya atılır. Tüketiciye vakumlanmış ambalajda sunulan sanayi tipi hellim peyniri ise tam yağlı pastörize inek sütünden yapılır. 7-10 gün dinlendirildikten sonra vakum ambalajlarda satışa sunulur.
Bu tesisin açılmasından sonra Tirede ve çevremizdeki Torbalı, Bayındır, Ödemiş, Kiraz ve Selçuk gibi ilçelerimizdeki süt üreticilerimizin süt pazarının hareketlenip, kazançlarının artacağını öngörmek zor değil. Günde 100 ton süt işleme kapasintesindeki bir tesis pazarını bulursa tam üretim ile süt sığırcılığı yapan insanımıza umut kapısı açar. Ben Hellimden bu konuda ümitvarım!
İtiraf etmem gerekirki 1995’li yıllarda böyle bir tesisi kurma fikri çok sevdiğim Hellim Mangal yüzünden hep aklımdaydı. Fakat ne maddi gücüm nede şartlar elvermedi. Kıbrıs – Vadili’nin önde gelen ailelerinden Ahmet Kadı ve oğulları ile bu fikrimi çok paylaşmıştım. Hatta geçenlerde bir akşam rastgelen kanallarda dolaşırken Kıbrıs Bayrak Radyo Televizyon (BRT) ekranlarında birden Ahmet abimizin küçük oğlu Burhan Kadı’yı kazanın başında hellim tarifi verirken gördüm. Nasip, Mustafa Kaymak Bey Tirede benim Hellim üretme fikrimi gerçeğe dönüştürüyor. Artık mangal yakmayı düşünen İzmirliler yanlarında hellim peynirinide eksik etmez sanıyorum.
Bu kadar Hellimden bahis açtıktan sonra bir tarifini vermeden bitirmeyelim yazımızı...
Hellim Kızartması
Hellim Peyniri 1cm kalınlığında dilimleyin. 5 dakika kadar içme suyunun içinde bekletin, süzün ve kağıt havlu ile kurulayın. Isıtılmış tavaya zeytinyağ koyun ve peynir dilimlerini yerleştirin. Her iki tarafınıda 2-3 dakika, nar gibi olana kadar kızartın. Servis tabağına yerleştirin. Üzerine sızma zeytinyağ gezdirin, kekik ve arzu ederseniz pul biber serpin. Tomati (Tirece) ve zeytin ile ister kahvaltıda ister yemeklere meze olarak servis yapın.
Bu tesisin açılmasından sonra Tirede ve çevremizdeki Torbalı, Bayındır, Ödemiş, Kiraz ve Selçuk gibi ilçelerimizdeki süt üreticilerimizin süt pazarının hareketlenip, kazançlarının artacağını öngörmek zor değil. Günde 100 ton süt işleme kapasintesindeki bir tesis pazarını bulursa tam üretim ile süt sığırcılığı yapan insanımıza umut kapısı açar. Ben Hellimden bu konuda ümitvarım!
İtiraf etmem gerekirki 1995’li yıllarda böyle bir tesisi kurma fikri çok sevdiğim Hellim Mangal yüzünden hep aklımdaydı. Fakat ne maddi gücüm nede şartlar elvermedi. Kıbrıs – Vadili’nin önde gelen ailelerinden Ahmet Kadı ve oğulları ile bu fikrimi çok paylaşmıştım. Hatta geçenlerde bir akşam rastgelen kanallarda dolaşırken Kıbrıs Bayrak Radyo Televizyon (BRT) ekranlarında birden Ahmet abimizin küçük oğlu Burhan Kadı’yı kazanın başında hellim tarifi verirken gördüm. Nasip, Mustafa Kaymak Bey Tirede benim Hellim üretme fikrimi gerçeğe dönüştürüyor. Artık mangal yakmayı düşünen İzmirliler yanlarında hellim peynirinide eksik etmez sanıyorum.Bu kadar Hellimden bahis açtıktan sonra bir tarifini vermeden bitirmeyelim yazımızı...
Hellim KızartmasıHellim Peyniri 1cm kalınlığında dilimleyin. 5 dakika kadar içme suyunun içinde bekletin, süzün ve kağıt havlu ile kurulayın. Isıtılmış tavaya zeytinyağ koyun ve peynir dilimlerini yerleştirin. Her iki tarafınıda 2-3 dakika, nar gibi olana kadar kızartın. Servis tabağına yerleştirin. Üzerine sızma zeytinyağ gezdirin, kekik ve arzu ederseniz pul biber serpin. Tomati (Tirece) ve zeytin ile ister kahvaltıda ister yemeklere meze olarak servis yapın.
Cenk SARIGÖL
25 Mayıs 2009
Necat Çetin Hoca'dan Serzeniş!
Necat Çetin Hoca Bayındır Ülfet Onart Lisesi Öğrencileriyle Tübitak Araştırmaları yarışmaları için İzmir Bölge birincisi olarak Ankara finallerine geldiğinde bizi ziyaret etme nezaketi göstermişlerdi.
Necat Çetin'in Torbalı'ya Serzenişi!
Geçen haftaki, yazımızda bazı bilgiler için sayın Necat Çetin Hocama ihtiyaç olduğunu dillendirerek, kimi hususları ilgisine havale etmiştik. 'Torbalı' ismi üzerine duyduğumuz, bildiğimiz rivayetleri sizlerle paylaşmaya çalışmıştık. Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html linkinde Tur Balı ve Deve Ağızlarına geçirilen Torbalardan yola çıkarak aktardıklarımız ve ikinci yazımızda ele aldığımız Torbalı Dede, Durap Ali, Dur Be Ali, Metropolis rivayet ve aktarımlarını paylaştığımız yazımız için Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html Necat Hocam 3 gündür Ankarada... Bayındır Ülfet Onart Lisesi Müdürü ve çalıştırdığı öğrenci ekibi TÜBİTAK Araştırma dalında bölge birincisi oldular ve burada Ankarada İzmir’i temsil ediyorlar. (Türkiye 4. oldular) Necat Hocam ile bir yazı yazma hakkımı saklı tutuyorum. İğneyle kuyu kazar gibi Torbalı’nın her yerinde yakın tarihin izini süren bu öğretmen / idareci Bayındır da değil, ilçemizde hizmet ediyor, yanındaki öğrencilerde bizim ilçemizden olmalıydı. Üstelik bu ilçeden çıkmış, sponsorlarla torbalı Yakın Tarihi konulu 2-3 kitabın piyasada olması gerekmez miydi? Buyrun Necat Haca’nın sitemlerini hep birlikte okuyalım;
Necat Çetin'in Torbalı'ya Serzenişi!“Sevgili arkadaşım Cenk,
Büyük Torbalı Gazetesinin bugünkü (18 Mayıs 2009) tarihli köşende 'Torbalı' adı üzerindeki yazında (Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html )benden söz etmişsin. Teşekkür ederim. Torbalı Adı tartışmasını benim ilgime havale etmişsin. Sağ olasın. Ancak ben Torbalı dosyasını kapattım. Ben bu topraklar üzerinde doğmuş, bu topraklara hizmeti aşk saymış bir yörük çocuğuyum. Ama tüm çırpınışlarım, tüm çabalarım adeta boşa çıktığı için, bende başka bir ilçe ile ilgili alan çalışmalarıma devam ettim.
Bilirsin insanlar sadece yaşlılıklarında rezil-zebil olmamak için para biriktirirler. Bu parayı kaybedip daha da fazlasını kazanabilirler. Ancak kaybedilen kültürü hiçbir şekilde geri getiremezler. Ben kültürümüzü kayıt altına almaya çalıştım. Hem de ne yazık ki tüm feryadıma rağmen destek alamadan. Kimlere gitmedim ki? Eski belediye başkanı Mehmet Hasan Karatoklu’ya. Adeta yalvardım. 'Başkan Yunan işgalini gören son tanıklar ölüyor. Bunların anlatımlarını kayda alalım’. Tınlamadı bile. Bunu sevgili Vahap (olgun) tanıktır. Tabi o insanlar tek tek bu dünyadan göçtü. Birkaçını kayıt altına aldık. Nasıl mı? Hurda bir motorsikletle demircide çalışan vefakar Ozi ile. Yıllar sonra o kayıtlar o kadar değer kazandı ki. Üç beş tane de olsa önemli. Yıllar önce Torbalı Kazımpaşa İlköğretim Okulunda öğrencileri köy araştırmalarına yönlendirdim. İlk önce aslan sosyal demokrat veliler kazan kaldırdı. 'Bu adam ne yapıyor?' diye. Ama o bilgilere ihtiyaç duyduklarında ilk önce onlar yaltaklandılar. Hem de utanmadan. Şu an bakanlık benim 7-8 yıl önce yaptırdıklarımı istiyor. Demek ki bakanlıktan 8 yıl ilerideyim.
Ramazan İsmail Uygur başkan oldu. Müdürlük yaptığım okula ummadığım desteği verdi. Araştırmalar için ise hiç. Hem de koca bir hiç. Geçen sene Kırım Tatar Türkoloji Kongresi için 20 defa kapısından döndürüldüm. Ertuğrul Mahallesi Tatarları ile ilgili kongre tebliği Kırım’a göndermişim. Yol ve kalma masrafı için destek istiyorum. Tamam diyor. Bugün git yarın gel. Sonra görüşelim. Yer ayırtıyorum. Sonuç hüsran. Bilim âlemine rezil oluyorsun. Tebliğim Kırım da ben ise ulaşılmaz beyefendinin kapısında. Git gel. Diğerlerini yazmama gerek yok. Sinirleniyorum.
Torbalı’ya tayin istiyorsun. Valilikten onay çıkıyor. Mutasarruf bey iptal ettiriyor. Bizim kağıt kaplanlar basiretsiz. Ondan sonra deli oluyorsun. Nedenini sorguluyorsun. Ben disiplinli biriymişim. Kafa koparırmışım. Birilerinin adamı olmamak bu ülkede acaba suç mu? Bizler devletten maaş alıyoruz. Ancak ve ancak devletin adamı oluruz. Ne birilerinin ne de şunun bunun.
Çanak yalamayı öğrenemedik. Ama çanak yalayıp ta daha atama başvurusu dahi olmadan ve atama başvurusu süresi bitmeden asil okul müdürü atanan basiretsiz, mesnetsiz, laf başı adalet , din, iman kelimesini dilinden düşürmeyen, sadece bilmem ne cemaatinin adamı olduğu için çanak yalayıp atanan, mahkeme kararı ile indirmeme rağmen yine aynı görevi kör topal yürütmeye çalışanlardan olamadık. Zavallı vekil müdür bozuntusu. Yüzüme dahi bakamıyor. Çünkü kendisinin ne kadar rezil ve zelil olduğunu beni görünce anlıyor. Kendisini ayrıcalıklı mollalardan sayıyor. Biliyor mu acaba ben onu Hattab’ın Ömer’e havale ettim. Adalet. Herkesin muhtaç olduğu adalet. Eğer bu dünyadan Hattab’ın Ömer geçti ise ölünceye kadar davamın arkasındayım. Eğer geçmedi ise başka söze gerek yok. Acaba mahkeme-i kübrada onu o çanak yaladıkları kurtaracak mı? Bu rüzgâr dinince seni elimden kim alacak? Hele bir Torbalı’ya atanayım, aynı ortamda, ilk toplantıda ilk işim senin ipini çekmek olacak. Gece gündüz atanmamam için dua et. Belki yararı olur.
Velhasıl sevgili arkadaşım üretim yok. Araştırma yok. Birikim yok. Al maaşını salla başını. Makbul insancıklar bunlar. Biliyor musun tam dört yıl ilçe nüfusun ücretsiz evet hiçbir ücret beklemeden ve talep etmeden yeminli Osmanlıca tercümanlığını yaptım. Bu devletime karşı olan manevi borcumdu. Devlet denince bilirsin akan sular durur. Çevirdiğim her evrağı beni tehlikeli gören mutasarruf bey imzaladı. Ama da tehlikeli adammışım be…
Evet ben sıra dışı standart dışı üretim hatasıyım. Benim gibilere deli diyorlar. Varsın desinler. Bakarsın bir gün anlayıp veli derler. Bilirsin atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
Destek konusunda eski belde Çaybaşı Belediye Başkanı sevgili Ömer Şentürk başkanın hakkını ödeyemem. Geçen sene Samsun’daki Mübadele Kongresine onun desteği ile gittim. Yerel tarihçilik iğne ile kuyu kazmaya benzer. Araştırma sahasında ha bire dolan dur. Yaz demeden kış demeden. Araştırtma zaman, emek ,bilgi ve donanım istiyor. Özellikle donanım ne yazık ki para. Bununla ben tanışamadım. Her halde bundan sonra da artık tanışamam. Tam yedi yıldır büyük bir kooparatifin yönetimindeyim. Beş yılı dolduran lise müdürüyüm.(Ben Rumelide’yim, çanakçılar karşı tarafta) Ancak üç yıldır aynı ayakkabıyı giydiğimi çok yakınlarım bilir. Hem de yamalı olarak. Torbalı Pazar yerindeki Ali usta şahittir. Ayakkabıma kaç yama vurduğunu. Yedi yıldır aynı ceketi giyiyorum. Hatta bu araştırmalar yüzünden nerede ise hanımdan da olacaktık. Hangi kadın tahammül eder sabah 8 gece 11 çalışanı. Bu yaştan sonra yüzümüze de kimse bakmazdı. Kim ne yapsın dağda bağda araştırma yapan benim gibi standart dışı ölçülerdeki adamı. Hem de maaşının nerede ise yarısı bu yola harcayana.
Şimdi Torbalı için araştırma için İstanbul Başbakanlık Arşivine gideceksin. Ankara Arşivlerine gideceksin. Orada kalman, en azından bir hafta kalman için tam 2.000 TL lazım. Kimden nasıl isteyeceksin. Ama aristokrat beyefendiler bir gecelik yemek parasını kat be kat masada bırakırlar, pardon ödetirler. Ama sen köylerde koş, emek harca eeeeeeeee.sonuç Necat hoca iyi olmuş. Ananın dini……..
Sevgili arkadaşım. Necat hoca tansiyonu şekeri olan 150 kiloluk biri. Arşivim 500 GB. olmuş. Artık biz vakıf olmuşuz. Aynı rahmetli Çağatay Uluçay, rahmetli Orhan Şaik Gökyay gibi...
Benden bu kadar. Hanıma vasiyet ettim. Ölümüm halinde arşivimi şu üniversiteden şuna ver diye. Artık bu kafasızlarla uğraşacak ömrüm kalmadı. Para ayarlarsam tarih kongrelerine tebliğ ve bildiri sunuyorum. Bu saatten sonra da kimsenin kapısına gitmem. Ben Torbalı tarihi ile ilgili temelleri atmışım. Her taşın altına bırakmışım. Benden sonra gelenler devam etsinler. Tabi gelen olursa. Artık bana Torbalı ile ilgili bir şey sormayacağına eminim. Bu satırları tüm içtenliğimle yazıyorum. Ve senin sayfanda yayınlanması için gönderiyorum. Daha yazmadıklarım , yazamadıklarım içimde. Yazmak istemiyorum. Değmez. Bunu yayınlarsan her sözümün arkasındayım. Yayınlamazsan o sana kalmış. Ne diyeyim.
Selam ve sevgilerimle.”
18 Mayıs 2009 el- hakir el-fakir Necat ÇETİN (zide ilmihu)
23 Mayıs 2009
Torbalı İsminin Kökeni II
28 Aralık 1860 İzmir - Aydın Tren Yolunun ilk etabı İzmir - Torbalı Hattının açılışı ve
Torbalı Gar'ından O tarihte çekilmiş fotoğraf Anadolu topraklarında ilk trenler bu tarihten itibaren İzmir-Torbalı arasında seferler yapmaya başladı. Açılış törenine dönemin İzmir Valisi Rıza Paşa ve demiryolu müteahhidi T.R. Crampton katıldı. Adının antik çağın Metropolis adlı kentinden alan, Tripolis bugünkü adı olan Torbalı’da yaşam halkın deyimi ile ‘’Şümendifer’’ sayesinde hemen değişime uğradı. Torbalı’nın tarımsal ürünleri İzmir’e trenler ile taşınmaya başlandığında devecilerden de ilk tepkiler gelmeye başladı. Bu arada Aydın hattının ilk şubesi yine önemli bir tarımsal merkez olan Tire’ye döşenecekti.
Torbalı Gar'ından O tarihte çekilmiş fotoğraf Anadolu topraklarında ilk trenler bu tarihten itibaren İzmir-Torbalı arasında seferler yapmaya başladı. Açılış törenine dönemin İzmir Valisi Rıza Paşa ve demiryolu müteahhidi T.R. Crampton katıldı. Adının antik çağın Metropolis adlı kentinden alan, Tripolis bugünkü adı olan Torbalı’da yaşam halkın deyimi ile ‘’Şümendifer’’ sayesinde hemen değişime uğradı. Torbalı’nın tarımsal ürünleri İzmir’e trenler ile taşınmaya başlandığında devecilerden de ilk tepkiler gelmeye başladı. Bu arada Aydın hattının ilk şubesi yine önemli bir tarımsal merkez olan Tire’ye döşenecekti.
Torbalı İsmi Nereden Geliyor?
En son kaleme aldığımız yazmızı, “Dur Ali, Torbalı Dede ve diğer rivayetleri gelecek haftaki yazımıza bırakarak, Torbalı ilçe ismimizin nereden gelmiş olabileceği yönündeki bilgilerimizi aktarmaya çalışalım” cümlesiyle bitirmiştik. İçeriğinde ise Torbalımızın isminin nereden geldiği yönünde iki rivayete yer verdik. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html Bunlar, Tur Balı ve Deve Kervanlarının (ilk Torbalı Belediye Başkanı sayılan Murat Ağa yani II. Abdülhamit Han’ın kahyası tarafından) dikilen fidanların zarar görmemesi için ağızlarına geçirilen Torbalar...
Şimdi gelelim diğer rivayetlere;
Durap Ali
İlkokul bitmiş, Torbalı Lisesi Ortaokulu'na kayıt olacağımız yazdı. Babam, ben ve güzel arkadaşım Hayrettin Özkan’ın rahmetli atası, babadostu Nazmi abiyle Gümüldere’ye gidiyorduk. Özbey, Ahmetbeyli köyleri arasındaki yol üzerinden. Taşocaklarını geçince eskiden Uyuzdere girişine yakın çok daha fazla yörük obası vardı. Burdaki yörüklerden birisi merhum Nazmi Özkan abinin asker arkadaşıymış (ne yazıkki isim hatırlamıyorum). Hacının Dağı yönüne biraz stabilize yoldan gidip, durduk büyükler hasbihal ettiler. Epey yaşlı bir amca vardı (Rabbimin rahmeti üzerine olsun). Ben meraklıyım göçerlikle ilgili sorular soruyorum. Hayvanları nasıl suluyorsunuz? Kışın üşümüyormusunuz? Çadırlara yılan, ciyan girmiyor mu? Buralarda ayı, kurt, çakal var mı? Buraları sizin mi?
Yaşlı yörüğün, ne sorduysam büyük bir sevencenlikle cevaplamaya çalıştığını hatırlıyorum. Son sorum buralar sizin mi? İle hem Torbalı ismiyle ilgili bir rivayet hemde güncel bir olayla (Ayrancılar, hazine arazileri, göçerlik, tabusuzluk) gerçekleri anlamanız için size aktarayım. konuyu daha ili anlamak için 'Torbalı Yörükleri' isimli yazımıza bknz, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/torbal-yrkleri.html “Eskiden bizim di! Şimdi devletin” dedi Koca Yörük. Eskiden dağların nasıl onların olduğunu, Afyon, Dinar taraflarına göçmelerini, her obanın ayrı göç güzergahlarından, yaylalarından, otlaklarından bahsetti. Artık bu dağa sıkıştıklarını, göç yollarının tarım arazisi olduğunu bir bir saydı. Sonra öyle bir söz söyledi ki övünçle “Torbalı’nın ismini bile bizim dedelerimiz vermiş!”. Elbette o meraklı, afacan halimle bunun üstüne gitmemem imkansızdı! Yaşlı koca yörük anlattı, ben dinledim.
Zamanın birinde Koca Dul Dağı’ndan (Yeniköy ve Özbey’in yaslandığı dağ) çıkan bir yörük obası doğuya göçe kalkmış. Göç öyle hababam yol almak değil, hayvanları beslemek amaç olduğundan çadırlar, kurula söküle aylar süren bir yolculuk, yaşam. “Durap Ali” isimli bir yörük beyi ise obasını bir kaç gün şimdiki Tepeköy Mahallesinin bulunduğu yükseltiye kurarmış. Diğer obalar için burası “Durap Ali Obası” diye anılırken zamanla konaklanan yerin adını almış ve süreç içinde şimdiki kullanıma dönüşmüş!
Aynı mihval üzerine duyduğum bir diğer rivayet şöyle;
Dur Be Ali
Olay aynı, yine bir yörük obası beyi... Fakat bunun bir tülüsü var ve çok seviyor. İsmi ‘Ali’. İlçemizi çevreleyen arzi büyük bir bataklık ve mevsimsel dönüşümle yeni yeni batak kurumaya, sular çekilmeye başlamış. Ovada ilk batmayan yer olarak, elbette Tepeköy Mahallemizin bulunduğu alan yükseltisiyle kullanılabilir, üstünde durulabilir olmuş. Buradan geçen yörük beyi bakir otlakların olduğu alanda konaklamak ister. Daha önce burada hiç durmamışlar, çadır kurmamışlardır. Bey obanın konmasını ister ama çok sevdiği tülüsü Ali inatçıdır ve durmaya niyeti yoktur. Bey devenin ardından bağırmaya başlar, “Dur be ali, dur be ali”... Oba bu yeni yurdun adını “Durbeali” koyar ve zamanla isim Torbalı’ya dönüşür..!
Torbalı Dede
Garip Dede ve Torbalı Dede isiminde iki dervişin uzun süre burada yaşadığı söylenir. Garip dede’yi çoğu hemşehrimiz bilir! Torbalı Belediye Meydanından Torbalı İmam Hatip Lisesine giden Erdinç Tekirli Caddesi üzerinde, şimdi Musal’ın üzerine site kondurduğu, Adalı’ların eski parselinde bir yatır vardı. İki kara ağaçın altındaydı bu yatır. Şamanizm kırıntılı, batıllıkla halkımız burada kandillerde çapıt bağlar, mum yakardı. Torbalı Dede’nin , Garip dede ile aynı dönem yaşadığını sanıyorum. Torbalı Dede ellerinde büyücek bir torba ile dervişlerle varlıklı ailelerin, kervan sahiplerinin yardımlarını, sadakalarını, fitrelerini, zekatlarını toplar, fakir – fukaraya dağıtırmış! Bir zamanlar okuduğum ve şimdi ismini tam hatırlamadığım bir kitabın konusu, ‘İzmir ve İlçelerinde yatır, türbe ve ziyeratgahlar’ üzerineydi. Bu kitapta Seferihisar ilçe sınırları içinde Torbalı Dede Yatırından bahsedildiğini okumuştum. Fakat bu rivayete göre, böyle zenginden alıp, fakire ulaştırma işlevi için insan varlığının zengini ve fakiriyle mevcudiyetini kabul etmemiz gerekir. Bunu kabul edersek. Yani ilçe isminin Torbalı Dede’den geldiğine kani olsak bile insanların yaşadığı bu yerleşimin Torbalı Dede önceside bir ismi olması gerektiği gerçeği rivayeti zayıflatır. Çünkü bildiğimiz, duyduğumuz böyle bir isim yok.
Metropolis
İlçemizde halen ayakta duran en eski antik kent. Yeniköy’de başarılı işere imza atan muhtar olarak, kayda geçmiş Turgut Buluş bey, Metropolis kazı başkanlığını başlatan ve yıllarca devam ettiren, Prof. Dr. Recep Meriç’ten bize aktardığı, dönem içinde kullanılan isimlere son halkasını biz ekleyerek yazımızı tamamlayalım;
Metropolis
Tirepolis
Tripolis
Trepoli
Torbalı
Rivayet kabul edilebilir ama ama hemen güneydoğumuzda Tire ilçemiz dururken Tirepoli neden Torbalı'ya dönüşsün ki? veya Tire ile bu isimlerinde bir akrabalığı var mıdır?
Cenk SARIGÖL
Etiketler:
Ayrancılar,
Hayrettin Özkan,
İzmir,
Metropolis,
Özbey,
Prof.Dr.Recep Meriç,
Tepeköy,
Tire,
Torbalı,
Torbalı Lisesi,
Torbalı Yörükleri,
Tur Balı,
Turgut Buluş,
Yeniköy,
Yörükler
5 Nisan 2009
Muhsin Yazıcıoğlu'na Veda
Muhsin Yazıcıoğlu'na Veda Geçen hafta salı günü Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Eski Ülkü Ocakları Başkanı Merhum
Muhsin Yazıcıoğlu’nu ebediyete uğurladık. Kendi yazdığı şiirinde dediği gibi ‘sonsuzluğa’ yolculadık. Ankara - Kocatepe Camiini ve çevresini bilirmisiniz? Böylesine bir kalabalığı ben ilk defa gördüm. Bilenler aynı kalabalığın Turgut Özal ve Alparslan Türkeş’in cenazelerinde toplandığını, ancak onlarla karşılaştırılabileceğini söylediler. Ağlayan, başını elleri arasında sıkan, cenazeye çiçek atmak için bekleyen, pankart, fotoğraf taşıyan yüzbinler... Kocatepeye bırakın içine, avlusuna 100 metre çevre yollara yaklaşmak mümkün değil. Bir daha yaşamam mümkün olur mu bilmem ama cenaze namazını Meşrutiyet Caddesinin Mithatpaşa Caddesi ile buluştuğu trafik ışıklarının önünde kılabildik. Yazar - düşünür Abilerim Adnan Boynukara ve Ahmet Özcan ile ki biz yinede ortada sayılırdık. Anadolu, Yazıcıoğlu’na veda için akmış. Türki Cumhuriyetlerden, Balkanlardan soydaşlar gelmiş saf saf olmuşlar.Cenaze Namazının ardından tekbir sesleri göğü inletmeye başladı. Ülkücüler dizi dizi, sıra selviler gibi durdu. Alperen Ocakları, Ülkü Ocakları mensubu ülküdaşlar kimisi şahadet parmağı havada, kimisi bozkurt işaretleri ile bildik tüm sloganları atıyordu. Bildik ama etkili, içten, sevgi ve gurur dolu ağız dolusu... Bir pankartta yazılanlar gözüme çarptı; “Seni Beklemek Güzeldi”. Türk Siyasetinde onca siyasetçi geldi geçti ama çok azına bu sevgi nasip olmuştur. Rahmetle yıkanıp, resmi törenlerin dışında milletin kucakladığı, sarıldığı, ardından ağladığı çok az politikacımız var.
Kalabalık Kocatepe’den Mithatpaşa Caddesinin Sıhhiye’ye yakın yerinde bulunan Büyük Birlik Partisi Genel Merkezine kadar doldurmuş her yanı. Cenaze kurucusu olduğu partisinin önünde Kuran okuyarak, ve salavat getirerek bekleyen kalabalığa ulaştığında gözyaşları artık duramaz olmuştu.
Büyük Birlik Partisi Genel Sekreteri Yalçın Topçu, bitkin, yorgun, çökmüş halde güzel bir ayrılık konuşması yaptı. Yaptı ama sözlerini bitirinceye kadar tuttuğu dermanı o an bitti ve bayıldı. Yoldaşı, ülküdaşı, arkadaşı, dava arkadaşı, başkanına “güle güle, rahmetle kal” demek çok kolay değildi.Tacettin Dergahı, Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşımızı yazdığı yer. Tam Muhsin Yazıcıoğlu’na yakışacak bir mekan... Anlam ve ilahi bütünlük olarak, çok iyi seçilmiş. Dev bir Türk Bayrağı gerildi, inşaallah cennet bahçesi olacak çukur üstüne... Aziz insanın naaşı, o vatan diye ömrünü harcadığı, bir avucu için ölmeye hazır olduğu kara toprakla buluştu. Üstüne yurdun dört tarafından, Mekke, Medine, Saraybosna, Kosova, Üsküp, Kerkük, Musul, Bakü, Almata, Bişkek, Gorozni, Doğu Türkistan vb. getirilen topraklar serpildi. Uğurladık Koca Reis’i... Tekbirlerle, dualarla, Fatihalarla, rahmetle...
Ben ise bir bardak çaya takıldım. Tek bardak çay! Daha kaza olmadan 8 gün önce beraberdik. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/muhsin-yazcoglu.html Fazla konuşma fırsatımız olmamıştı öğle yemeğinde ki ayrı masalarda oturmuştuk. Birazda geç gelmişti Rahmetli, Diyarbakır’dan gelecekti ve uçağı az rötarlı kalkmıştı. Morali biraz bozuktu, yüz hatlarından sezmiştim. İnsanları bekletmeyi hiç sevmezdi çünkü... Yemek bitimi ve aday, proje tanıtımlarından sonra kalkmıştım. Sessizce ayrılmayı planlıyordum. Basın Sekreteri Başak Karsak Hanfendinin Başkanı uyarması ile ayakta bir kaç lafladık. “Şu arkadaşlarla görüşeyim bir çay içelim Cenk!” dedi.
Allahım nerden bilirdim? Bunun son birlikte içtiğimiz çay olacağını, bilsem, “İşlerim var biraz başkan, başka zaman muhakkak, affet” dermiydim. Dilimi eşek arısı sokmasını, yer yarılıp içine girmeyi istemez miydim?
ÇAY! Çay neden önemli biliyormusunuz? 12 Eylül Darbesinden sonra Ülkücü ve Ülkücü Kuruluşlar Davası ile hakkında belirtilen, bariz hiçbir suçlama olmadan bu sevdalı insan 7.5 yıl zindanlarda kaldı. Türlü işkencelerle bu yılların 5 yılı tecrit hücresinde hemde... Birgün protesto, ya da onurlarının kırılmadığını göstermek için, varlıklarını bir şekilde haykırmak için günde bir bardak, bulaşık suyu gibi tencerede kaynatılan çayı içmeme kararı alırlar. Koca Reis “içilmeyecek” demiştir. Yanlız çayı çok seven, düşkün bir ülküdaşı, “Oldu mu be reis, bir çayımız vardı. Onuda yasak ettin!” diye sitem eder. Koca Reis onu, sesini yükselterek, uyarır. Sonrasında kalbini kırdığını düşündüğü arkadaşından özür diler. Fakat bunu yeterli görmez. Kendine ceza verir! Bir bardak çay’a bir gönül kırılmazdı onun kitabında... Tam 2.5 yıl. Mamak Askeri Cezaevinde tek lüks görülen günde bir bardak çayı 2,5 yıl içmez.
Ya ben? Böyle ulu gönüllü birisinin çay içmeme değil, içme davetine vakit öne sürdüm... Affet beni reisim! Özür dilerim. Hakkını helal et, yüz çevirme benden, gene nebevi bir gülümseme at ben anlarım...
Not1; Seçim ve Seçim sonuçlarının değerlendirmesini Perşembe günü yapacağım. Bu arada fena çuvalladım. Torbalıda öyle 6.500 fark felan değil, 10.000 fark! Eh! ben 3500 Mahmut Atilla Kaya farkı beklerken, 6.500 Ramazan İsmail Uygur fark atarsa, yanılmamıza 3500 dediğimiz öngörümüzüde eklememiz gerekir. Yinede İzmirde seçmen davranışlarını ve Akp karşıtı cephenin aynı sandığa yönelmesini anlamayıp, sonucu şahsi başarı görenler çıkacaktır. Ne diyelim, daha önce söylemiştik; Hayırlısı Neyse...
Not2; Seçim öncesi (26 Mart 2009 Perşembe) yazdığımız fakat merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kazası sebebiyle kaleme aldığımız yazılarımızın önceliği nedeniyle gazetede yer veremediğim yazımıza şahsi blog sayfamızdan erişebilirsiniz. “Temenni Olmayan Gerçekler” http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/temenni-olmayan-gercekler.html
Cenk SARIGÖL
1 Mart 2009
Torbalı AkParti Belediye Meclis Üyesi Adayları
- HASAN KARATOKLU
- ADNAN YAŞAR GÖRMEZ
- NURETTİN ALBAŞ
- ENDER SUBAKAN
- SÜLEYMAN AYAZ
- HAMİT ŞEN
- CEVDET KIVILCIM
- YASEMİN YILMAZ
- HÜSEYİN KARAMAN
- ŞENOL GÜLER
- MEHMET TÜRKOĞLU
- İBRAHİM TEK
- HASAN YİĞİT
- A.DAVUT KIRŞAN
- İSMAİL ÇELİK
- VELİ CEYLAN
- MEHMET KARATAŞ
- NAZIM YILDIZ
- ÜNAL DUMAN
- YÜKSEL ÖZATA
- UFUK KARAKAŞ
- MUAMMER İLGEN
- ÖZLEM YILDIZ
- BETÜL GÖL
- KAMİL SELÇUK
- AYGÜL ÇALIŞKAN
- LEVENT SOLBAŞ
Etiketler:
Aday Adaylığı,
Adaylık,
Ak Parti Torbalı,
Belediye Başkan Adayı,
İzmir,
İzmir Torbalı,
Torbalı,
Yerel Seçim
14 Ocak 2009
Mesele Olmak, Mechele Değil

Metropolis (Ana Tanrıça Kenti) harabeleri ve Selcuklu Özbey Kalesine güney doğusundan bir bakış...
Mesele Olmak, Mechele Değil
Sayın Ertan Ünver 12 Ocak 2009 tarihli son yazısında “Mesele Ol Mesele değil Cenk” http://polemikler.blogspot.com/2009/01/ertan-nver-itiraz-etti-izmir-torbal.html başlığı ile bize inceden mesaj verdi! Kimseye ne gölge olmaya nede cahilliğe sevkeden olmaya niyetim yok. Örnekse kimseden böyle bir talebim yok! Gayet samimi bir şey sordum. Halen Torbalı Ticaret Odası (TTO) yönetiminde olupta şimdi Muzaffer Sekban’a muhalefet eden meclis üyesi yada yöneticiler hangi gerekçelerle Sekban’a karşı çıkıyorlar ve bu gerekçeler içinde bizim yıllardır karşı çıktığımız Kabacakırına Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulmasıda var mı? Varsa bugüne kadar nasıl karşı çıktılar ve şerh koydular?Yok eğer karşı çıkılmadı ve suskunluğun ikrardan geldiği göz önüne alınırsa nasıl bir çıkarsama yapmalıyız? İlgili ve “Torbalı Ticaret Odası Seçimi” başlıklı http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-ticaret-odas-seimi.html yazımızda aynen şu ifadeyi kullanmışız;
“...Ben Ticaret Odasında şimdi muhalif olanların hiçbirisinden Kabacakırı OSB konusunda karşı söylem duymadım (Oldu da ben kaçırmışsam şimdiden özür dilerim). Eh Torbalı Ticaret Odasından OSB konusunda muhalif bir ses duymamışsak, hemfikir olunduğunu düşünmemiz gerekir. O takdirde en önemli soru önümüze düşer, ‘Bir ilçenin Ticaret Odası başkanı ve meclisinin ilçelerine OSB getirmesi başarı değil midir?’ elbetteki büyük bir başarıdır. Hatta muazzam bir başarıdır. Ben böyle düşünüyorum. Buraya kadar Ertan Ünver ve Mustafa Yetkil hocamın da aynı düşündüğünü sanıyorum. Bizim karşı çıktığımız OSB’nin Kabacakırı’na kurulmasıdır...”
Yazımın ana fikri bu cümledir. Biz köşelerimizden çığırır, okurlarımızdan gelenleri aktarırken yetkili ve etkili (özellikle Torbalı Belediyesi ve İktidar partisi Torbalı AKP kadro
larını hatta Yeniköy, Özbey Muhtarlarına kadar) insanlarımızı eleştirmedik mi? Şimdi Ertan bey abim, diyelimki bizlerin Kabacakırı OSB konusunda itirazımız yok! Bazılarının şimdiye kadar itiraz etmediği ama muhalif olduğu gibi... Soru basit (Torbalı Ticaret Odası (TTO) Seçimi için farklı, Torbalı kamuoyu ve ticaret erbabının bile çoğunun anlamayacağı etkenleri saymadan);“Bir Ticaret Odası başkanının ilçesine OSB kazandırması başarı mıdır?”

Eğer şimdi M.Sekban muhalifi TTO yöneticisi olanlar Kabacakırı OSB’ye karşı çıkmamışsa, bu başarı onların ve Sekban’ındır. Bana göre başarısızlık sebebi durum, itirazsız yöneticilerin ve muhaliflerin başarısı olmak zorundadır! Bana göre gene başarısızlık olarak orada çakılacak bir ucube... TTO ve Yerel Seçim öncesi en azından bunca OSB yazmışlığın hatrına defter karıştırma, hesap çıkarma hakkımız yoksa... Sen Anlatabildinde Ertan Abi, galiban ben beceremedim. baksana tekrar ediyoruz... Gölge etmeyelim ve kimseyi cahilliğe sürüklemeyelim öyle mi?
Cenk SARIGÖL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

