I. Bölüm'üOkumak için Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-akp-belediye-bakan-adayl-i.html
Torbalı Ak Parti Adaylığı II.
Torbalı CHP Belediye Başkan Adaylığı için iki isim var. Dr. İbrahim Öz ve mevcut başkan Ramazan İsmail Uygur. Bana gelen telefonlardan Ak Parti adaylık sürecinin çok renkli geçtiğini görmesemde anlayabiliyorum. Ak adaylar sokakta halka, seçmene, delegeye, ilçe yönetimine kendini ve projelerini anlatma telaşında...
Peki CHP? Çok cılız değil mi? Çünkü CHP adaylık süreci genel merkezin, il binasının içinde döner. Kulis yapacaksın. Halk en son. CHP genel merkezi “bu bizim adayımız” deyip, adayını dayattıktan sonra gelir halktan oy isterler. Bu adaylık süreci, halkı, partilisini dışarda tutatan, ilkel, anti demokratik bir yapıdır. Esasında asıl sorun CHP adaylıklarında yaşanıyor. Fakat halk bu kulislerin dışında olduğundan partililer az, halk ise haberdar olmaz. Oysa daha önceki bazı yazılarımızda Aziz Kocaoğlu'nun neden aday yapılmıyacağını http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/aziz-uygur-uzunbypas.html yazdık. Aynı şekilde Ramazan İsmail Uygur’un neden tekrar aday gösterilme ihtimalinin İbrahim Öz’e nazaran düşük olduğunuda http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/ismail-uygur-ve-sedat-uzunbay-kal.html açıklayarak belirtmiştik. isterseniz Uygur’un neden İbrahim Öz karşısında adaylık şansını düşük gördüğümü, adaylığını etkilkeyecek etkenleri tekrar yazalım;
-Ramazan İsmail Uygur’un sağlık durumu. (Allah geçinden versin Piriştina’nın ölümü ile sıkıntılı bir süreç yaşanmıştı)
-Ramazan İsmail Uygur ve Sedat Uzunbay’ın kazandık sandıkları Selçuk Ayhan’ın il başkanı seçilme sürecinde aslında genel merkezde gözden düşenler listesine eklenmeleri... (Hatırlayın, Sedat Uzunbay PM’den çıkarılmış, Selçuk Ayhan’a destek veren milletvekillerinden Bülent Batarılı dışındakilerin hiçbiri bırakın seçilmeyecek yeri listeye bile alınmamıştı)
-Şimdiki il başkanı Kemal Karataş, Alaattin Yüksel’in görevden alınmasından sonraki ilk il kurultayında İsmail Uygur’un desteklediği Selçuk Ayhan’ın rakibi Ekrem Bulgun’u desteklemişti.
-İsmail Uygur ve Sedat Uzunbay tamda Bülent Ersoy’un Deniz Baykal’ı “Rüşvet İstemekle” suçladığı ve mahkemelik oldukları dönemde (Baykal’ın onaylamadığını düşündüğüm eşcinsel ilişkiler) ilişkisindeki partnerine saçma desteği ile tv. Ekranlarına yansıdılar. Daha sonrasında ise İzmir – Çeşme ilçesinde nikahlarını kıydı.
-Yeni açtığı meydanda Atatürk’ün heykelinin yanına kendi ve eşinin heykelini kondurmak gibi bir ucube anlayış sergilemesi...
Bunlar ilk akla gelen ve silerinde rahatça hatırlayacağınız sebepler. Farkedileceği gibi saydıklarımızın çoğu genel merkez ve il yönetimi ilişikli sebepler. Burdanda anlaşılacağı üzere “Halk” bu işin içinde henüz yok. Yani Ak Parti adaylık süreciyle kıyas edilemeyecek, halktan uzak bir silsile...
Şunu söylemek isterim ki, İsmail Uygur cephesinin bu tip dedikoduları yaymasının sebebi, kendilerince Atilla Kaya’nın adaylığından biteviye korkmalarıdır. Bu öyle bir kaybetme korkusu ki, hayat memat meselesi olarak görüyorlar! Sanırım bu dedikoduların altında yatan zihinsel korkuları şu;
“Ak Parti Atilla Kaya ile seçime giderse zaten kaybedeceğiz. O zaman İsmail aday olsa ne olur, İbrahim olsa ne? Öyleyse birinci önceliğimiz Atilla Kaya’nın aday olmasının önüne geçmektir.”
5 yıldır ilçeyi yöneten partinin icraatlarıyla değil, dedikodularla siyaset yapması ne kadar büyük bir acz göstergesidir. Dikkat ederseniz burada kendi görüşlerimi serdetmedim. Chp ve Akp adaylık süreçlerini, Torbalı Chp deki düşünce yapısının perde gerisini analiz etmeye çalıştım. Herkes aday adaylığını doyasıya yaşasın. Ama Torbalı Chp propogandacılarına tavsiyem, Eğer Mahmut Atilla Kaya’nın aday olmasını engellemek için birşeyler yapmak istiyorsanız. Kahvede tanımadığınız biri size siyaset sorarsa Akpli gibi davranın ve Kaya dışındaki adayların şansını yüksek gördüğünüzü söyleyin. Hele karşınıza ankatör çıkarsa bunu hiç unutmayın. Sakın yüksünmeyin! Çünkü nasılsa Chp’nin böyle şeylerle işi olmaz’ gelenler muhakkak Akp yönlendirmesidir. Belki Atilla Kaya’nın adaylığını engellersinizde sonra kendi adaylığınızı düşünmeye başlarsınız...
Cenk SARIGÖL
24 Aralık 2008
Torbalı Ak Parti Adaylığı II.
23 Aralık 2008
Torbalı Akp Belediye Başkan Adaylığı I.

Okurlarımın özellikle Ak Partili olanlarından epey bir telefon aldıktan sonra bu yazıya karar verdim. Bana genelde şunları soruyorlar;
- Mahmut Atilla Kaya’nın aday olmama ihtimali var mı?
- İbrahim İbişoğlu Aday olabilir mi?
- Ak Parti bir defa seçim kaybetmiş adayı tekrar aday göstermeyecekmiş! Doğru mu?
Ankarada bulunmamız sebebiyle bu tip sorulara doğru bilgilerle cevap verebileceğimiz düşünülüyor! Bana iletilenlerden anladığım kadarı ile Torbalı CHP teşkilatı oraganize şekilde muhtemelen daha zayıf ve karşısında kazanma şansı gördükleri İbrahim İbişoğlu’nun adaylığını kamuoyunda propoganda ediyorlar. Tersten bakarsak, Mahmut Atilla Kaya’nın adaylığından korkuyor ya da aday olarak Mahmut Atilla Kaya’nın karşılarına çıkmasını kaybetmekle eşdeğer görüyorlar! Torbalı CHP işi güçü bırakmış, Ak Partinin aday adayları arasında muhtemel tercihlerini, gönüllerinden geçeni öne çıkarmak, güçlü gördüklerini gözden düşürüp, kafa karıştırmak için dedikodu yapmaya başlamış. Aslında durum Ak Partililerin kafasını karıştırmasından çok gözünün sevinçle parlamasına vesile olmalıdır. Rakibiniz işini sizin adaylarınıza endekslemişse zaten kazanma şansını az gördüğündendir.
Yukarıda saydığımız soruların cevaplarına gelince, öyle kaynak bilgim olmamakla birlikte Ak Parti aday belirleme sürecinin nasıl işlediğinden haberdarız. Torbalı CHP’nin tutumu, çok kullandığımız “Kişi Kendinden Bilir” sözüne çuk diye oturur. CHP, Ak Parti Aday belirleme sürecinin kendinde olduğu gibi anti demokratik ve halktan uzak işlediği zannıyla böyle saçma bir iddia ile ortalığı sulandırmaya, bulandırmaya çalışmaktadır. Bunu 22 Temmuz 2007 de yapılan son genel seçimler öncesi İzmir Milletvekillerinin belirlenmesinde gördük. Deniz baykal'ın görevden aldığı Alaattin Yüksel yerine Ekrem Bulgun atanmış, ve ardından yapılan ilk il kongresinde Ekrem Bulgun'un rakibi Selçuk Ayhan'ı destekleyen CHP İzmir Milletvekillerinden birisi hariç kendilerine listelerde yer dahi bulamamıştı. Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/aizi-kocaolu-tekrar-aday.html Ak Parti öyle CHP de olduğu gibi üyelerin bir gecede silinebildiği, binlerce yeni üye kaydı yapılabilen, karar alma süreçleri halk ve partilisinden uzak yürütülen bir parti değil. Hele parti tüzüğünde bu yönde genel başkanına despotik olabilme hakkı verecek madde hiç yoktur. Bu işleyiş ve yöntem tarzına en yakın parti MHP’dir.
Ak Partide day Belirleme Süreci
Aday adayları ilçe ve il yönetimlerine hiçbir kayırma ve baskı oluşmadan belirlenmesi esas alındığından, parti ana yönetim kadrosunun istifası gereklidir. Bununla da yetinilmemiş, il, ilçe başkanlarının birinci derece akrabalarının adaylıklarının önü tüzükle kesilmiştir. Amaç partinin aynı kişilerin güçünü pekiştiren, hegomanyasına giren, küçük saltanatların önüne geçmektir. Adaylık süreci Genel Merkezde oluşturulan komisyon tarafından toplanan verilerin puanlaması, Temaül yoklamaları ve aday mulakatları sonrası biter. Nedir bu veriler;
-Delegelere sorulması, en az delege sayısı kadar üyeye sorulması,
-İl / İlçe yönetimleri eğilimi,
-Varsa Belediye meclis üyelerinin görüşleri,
-İlçe ise İl ana kademe yönetim kurulu üyelerinin eğilimleri ve ilgili ilçeden sorumlu yöneticilerin görüşleri,
-İl milletvekillerinin görüş, öneri ve eğilimleri,
-En az iki ayrı kamuoyu araştırması veya anketin sonuçları (yani sokaktaki vatandaş)
-Genel Merkezde yapılan mülakatta adayların sunumları, projeleri, kendilerini ifade yetenekleri, hitabetleri, eğitim, sosyal konum ve yaşantılarının değerlendirilir. Hatta buna aday adaylarına yöneltilen “siz aday olamazsanız parti kimle seçim kazanır?” sorusu dahildir.
Tüm bu koşullara verilen puanlar toplanır ve öne çıkan aday adayı ilan edilir.
Torbalı CHP, Akp aday belirleme sürecini kendisi gibi bildiğinden böyle saçma bir dedikoduyu yayma aczine düşmüş. CHP isminden başka ‘Halk’ ilişikliği ve bırakın halka kendi üyesine güvensiz bir partidir. Bir kulis ve bürokrat partisidir. Faşist dedikleri MHP’nin tırnağı tiynetinde demokratik bir işleyişe sahip değildir!
"Torbalı Akp Belediye Başkan Adaylığı II."
Cenk SARIGÖL
13 Eylül 2008
Torbalıda Fıkra Manşet'i
Fıkra Bu ya...
Torbalının acar gazetecilerinden birisi Manşet’ine sıkıntı çekiyormuş. Çevresindekiler, ‘su sorunu devam ediyor, ilçe parti bşk.ları toplantı yaptı, İZSU sondaj yapıyormuş, Halk Müziği Konseri var, Subaşı Belediye Başkanı teslim edilmemiş bir dilekçeye dayanarak, karayollarını suçluyormuş vs.’ Diye öneri getirmişler. Muhabir,
-Onlar artık bayat, su sorunu iki yıldır devam ediyor, Torbalı Belediyeside susuz bıraktı, İZSUda, halk müziği konseri, sanat müziğide standart artık. Subaşı haberi okunmaz.
-Peki ne yapacaksın öyleyse?
-Ben bir bakayım yazarlardan ‘makale fıkrası’, ‘fıkra yazısı’, ‘yazılı fıkra köşesi’ yapan olduysa içinden bir şey bulurum artık? Madein CS
Kendi Heykelini Dikesice Adam
| İsmail Uygur kendi ve eşinin heykelini yaptırmıştı meydana |
Bundan tam 2yıl önce Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur kendi ve eşlerinin heykelciklerini yeni meydana (Atatürk Meydanı) Atatürk heykelinin sağ ve soluna kondurdu. Bu olay üzerine gazetecilere (samanyoluhaber) Uygur, “Atatürk'ün yanında bayrak tutan bir genç olmayı kim istemez ki? Atatürk’ün yanında olmak şereftir... Böyle bir düşüncem olsaydı, altına ismimi yazardım, ama başkanlığı bırakmadan önce de kendi heykelimi yapacağım ve altına İsmail Uygur diye yazacağım." Dedi.
Heykel olayının patladığı sırada İsmail Uygur “görevi kötüye kullanmak” suçundan yargı önündeydi... Böyle bir şeyi başka bir belediye başkanı yaptı diyelim ama yolsuzluk, rüşvet, zimmet ve ahlaksızlıktan yargılanıyor. Ve kendini Atatürk’ün yanına konduruyor! Devam eden mahkeme sürecinde suçu sabit görülerek, hapise düştü. Hayal edin, Atatürk Heykelinin yanında yolsuzluktan, rüşvetten, zimmetten, ahlaksızlıktan mahkum bir adamın heykeli var! İşte bu yüzden Atatürk Heykellerinin yanına yapılacak heykel yüzleri anonim denilen bir çok kişinin karması şekilde yapılır. Heykeltraş enaz 5 ayrı kişinini çeşitli perspektiflerini kullanrak heykelde anonim bir yüz ortaya çıkarmaya çalışır.Bana göre Uygur bu hareketi ile Atatürk’e hakaret etmişti. Herkes Atatürk’ün yanında heykeli olsun istebilirdi. Peki Atatürk herkesi yanında istermiydi? Bunu mizahla anlatmak, güldürmek, düşündürmek, İsmail Uygur’un kendi düştüğü komik durum ve Torbalı’ya yaşattığı utançı fıkra formatında aktardım. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/chp-izmir-suba.html
Torbalı Manşet Gazetesi bu fıkrada geçen bir kelimeden hareketle mizah yoksunu olduğunu (yada tam tersi) sandığım bir vatandaşımızın şikayetini manşetine taşımış. Hadi diyelim ki bunun haber değeri var. Yaptın. Manşetlik değeri nerden geliyor? Başka bir gazeteye saldırma, başka gazetenin yazarını eleştirme hazzından mı? Köşe yazısında “bir yazarın makalesinde yaptığı gaf yüzünden mahkemelik olduğunu okudunuz” Daha makale ile fıkra arasındaki farkın ne olduğundan habersiz! Yada haberlidirde işine gelmiyordur.
“Atatürk ‘lan’ der mi?” diye köşe yazısına başlık atmışlar. Fıkrada geçen “Eğer Gündoğdu meydanındaki heykeli konuşsa sanırım derdi!” olayı nasıl saptırdıklarınızı görün diye kurdum cümleyi. Fıkradaki hangi kelimeleri söylerdi! Hangi vali yardımcısıyla konuşurdu! İsmail Uygur’a kızarmıydı! Manşete bak be hey! Fıkra zaten güldürmek ve düşündürmek için bir kurgudur. KURGU. Manşetin sorusuna gelince Atatürk, ‘LAN’ı kelime içindede olsa muhakkak kullanmıştır! Bunu adım gibi, sizin fıkrayı gazete yazısı ve makale ile karıştırmayı bildiğiniz kadar biliyorum!
“Atatürk ‘lan’ der mi?” hayal gücünüzden bunu mu çıkarabildiniz FIKRAdan? Ben size yeni şikayet konuları bulmada yardımcı olayım;
-Atatürk Heykeli konuşur mu?
-Hele İsmail Uygur ile konuşşur muydu?
-Sabahın köründe çöpcülerin olduğu meydanda tek başına ne yapıyor? Atatürk gibi bir lider yanlız orda durur mu?
-‘Şiişşşt’ der miydi?
-‘destur’ der miydi?
- Gölgesinde oturanların dedikodularına izinsiz kulak misafiri olur muydu?
-Birgün önce ‘vali vekili’ dediğine ‘yaver’ diye hitap eder miydi? Yani unutkan mıydı? (unutkan ve bunamış olduğunu vurguladığımı iddia edersenizde şaşırmam hani!!!)
Benim yazdığım fıkradan bunlarıda çıkarıp, şikayet konusu edebilirsiniz. Fakat fıkralardan çok daha komiksiniz.
Madem araştırıyorsunuz,
-Gündoğdu Meydanındaki Atatürk heykeli konuşuyor mu?
-Hangi vali yardımcısına seslendi,
-Gölgesinde oturan vatandaşlar kimdi?
-İsmail Uygur’u sadece azarlayarak bıraktı mı?
Tekrar ediyorum o bir fıkra, gülmece ve Atatürk’e karşı yapılmış asıl hakaretin üzerinde düşünmeyi sağlamak için yazıldı. Sonra ben bir yazıyı yazarken, mahkeme aşamasını, o şikayet edermi? Bu nasıl anlar diye yazmam.Birazda hukuk dersi, birisi beni mahkemeye vermedi. Savcılığa şikayet etti. İkisi aynı şey değildir. Bu fıkra yüzünden birisi beni savcılığa verecek diye bilsem, gene yazardım. O yüzden bu talihsiz bir YAZI değil, talihli bir FIKRAdır. Talihide Manşetlerden duyurulan bir fıkra olmasından kaynaklanır. ne talihli fıkraymış, sadece yayınlanmakla kalmıyor MANŞETte kendine yer buluyor. Bende fıkrası manşetlere çekilen yazar olarak böbürleneyim bari..!
Şikayetçi beyfendi Ufuk Çakmak bana mail atmış, ilgisine hassasiyetine teşekkür ederim. Atatürk üzerinden prim yapmaya çalışıyormuşum. Böyle anlamış demek. Eh be kardeşim ben neden buna gerek duyayım? Bak sen nasıl prim yapıyorsun hem Atatürk hemde bizim üzerimizden Manşetlerdesin! Sana kolay gelsin. Yinede bir okuyucunun ‘ben buradayım ve böyle anladım’ demesi yazar için çok önemlidir. Ufuk Çakmak’a tekrar teşekkürler.
Son olarak, Fıkraları bundan sonra umarım FIKRA olarak okursunuz. Ama ben yazdığım fıkradan sonra bu kadar güleceğimi hiç sanmazdım. Özelliklede size...
Cenk SARIGÖL
28 Nisan 2008
Kafayı Değiştirmek

EXPO konusunda farklı mı oldu? Hangi Belediye Meclis Üyesi, hangi Belediye Başkanı götürülecek? Kabiliyetleri nedir? Kim, hangi ülke delegeleri veya temsilcileri ile görüşecek, kumpas kuracak? Nasıl yaklaşacaklar, ne konuşulacak? Bunların hangisi yapıldı sizce? Hiçbirisi..! Yazık. Sonra, gelsin mazeretler... Aynı kafanın Torbalı’da değişmesi gerekmiyor mu? Belediye Başkanları “İyi iş görürüm, kafamdaki projeleri daha rahat kabul ettiririm. İşleri böylece hızlı tamamlarım.” düşüncesiyle, kendilerine yönetilebilir Meclis Üyeleri belirliyorlar. Bizde Meclis Üyesinden istenen iki şey vardır:
1- Arkasından oy getirecek, marka isimler.
2- Fazla etliye sütlüye karışmayacak, Meclis Üyeliği payesi ile yetinecek, en fazla iki üç iş bağlantısına fit olacak üyeler.
Elbette vasıflı olanlar saydıklarımın yanında devede kulak. İşte o zaman Belediye Başkanı, hızlı başladığı işlerde kaplumbağalaşıp kalıyor. Çünkü arkasındaki Belediye Meclis Üyesi ‘tın’ olduğundan fikir yürütmek, proje üretmek gibi faaliyetler icra etmesi çok zor. Geriye de iş takibi kalıyor. Kendi başına iş yapamadığı için de Başkan, halkın taleplerinden çok bunların istekleriyle uğraşıyor. Sonuç: Kapris, ‘küsüyorum bak’ tavırları…
Adamın başka vasfı yok ki? Kapris yapıyorsa bu da onuru ve anlamlandıramadığı gururundandır. Diğeri daha kötü. Gurur da olmadığı için en olağan ve doğasına uygun icraatları ortaya dökülüyor “YALAKALIK”. Hani “Balık baştan kokar.” diye bir atasözümüz var. Balığımızın kokmaması için ya Başkanların başlarını değiştirmelerini bekleyeceğiz ya da en büyük vasfımız olan irademiz ile biz, “kokmayan Başkanlar” edineceğiz.
“Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.” Bu da başka bir atasözümüz. Ortada bizi Türkiye'ye rezil eden bir akılsızlığın son noktası var. Yeni meydanımıza en son heykelimiz yeni kafasıyla yerleştirildi. Ya bu hakikaten Sayın CHP'li Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İ.Uygur'a benzemiyor. Mesela bu konu hâlâ aydınlanmış değil. O heykel oraya kimin talimatı ile konuldu? Neden Başkan ve eşine benzetildi? Bu heykeltıraşın kendi iradesiyle yaptığı bir şey miydi? Başkan Uygur, bu konuda “İlle model kullanacaksanız bizi yapın işte.” diye talimat mı verdi? Meclis Üyelerinden Başkana sürpriz yapmak isteyenlerin marifeti olabilir mi? Heykeltıraşın, aldığı ihaleden başı döndü de velinimeti gördüğü Başkana jest mi yapmak istedi? Bu heykel oraya konulana kadar kimse denetlemedi mi? Heykeltıraş, Uygur değil de oraya Hitler, Lenin heykeli uygun görseydi yine aynı rezillikleri yaşayacak mıydık? Bereket kafalar değişiyor aynen bizim dediğimiz gibi! Fazla zarara kaçmadan, sadece rezillik yüklerimizle, saçma tarihi ile heykel olayını tamamına erdirdik. Kafa değişikliği bari hep böyle iyi yönde olsa. Yoksa “kafasızlık” elbette hepimiz için en kötüsü!
Bence Narsistinin son noktası olan bu olay başkan Uygur'un eşlerinin heykeli orada durdurğu sürece çok dillendirilir. Şuanki rakiplerinin siyasi ahlakı bu teşhirciliği dile dolamaktan haya etsede ilerde kötü darbeler alabilir başkan. Bana göre eğer bu olay bilinçli olarak yapıldıysa bir siyasetçinin erişebileceği en büyük ahlaksızlık ve ruhsal hastalık seviyelerinden birisidir. Devlet erkanının ve siyasi rakiplerinin kendi heykeli önünde susta durup, selam vermesini, çiçek bırakmasını izlemek isteyecek kadar bir sapık ruha sahip olmadığını düşünmek istiyorum. yoksa gerçekten gelişen bir ilçe için bu büyük bir felakettir.
ALLH(cc) Yar ve Yardımcımız Olsun!
ilgili bir başka yazımız:http://cenksarigol.blogspot.com/2007/07/add-heykel-chp-geen-hafta-gazetemizde.html
Cenk Sarıgöl
13 Temmuz 2007
Torbalı Nelerle Meşhur?

Aslında bu sorunun cevabı şu olsa gerek, “nelerle meşgulse onlarla meşhur” diyebiliriz. Son iki yıldır nelerle gündeme geldik? Başkanın yeni yaptırdığı meydana Atatürk heykelinin bir yanına kendi, diğer yanına eşlerinin fotoğrafını diktirdi. Epey bir gündem olduk! Hatta Ramazan İsmail Uygur'un yakın çevresine “Torbalı’nın reklâmını yaptım. Bilmeyen kalmadı” rivayetleri bile dolaştı ortalıkta. O dönem Torbalılı olmayan üniversiteden, askerden arkadaşlarımın arayıp dalga geçtiklerini hatırlıyorum. En çok söylenen de “sen ne zaman kendi heykelini diktirecen?” oluyordu. Cevabım hazırdı, “tamam bende ruhsal bozukluklar olabilir ama daha narsisti seviyesine çıkamadım” oluyordu. O dönem bunlarında etkisiyle Saygıdeğer, ekselansları Sayın İsmail Uygur belediye REİSimiz için epey ağır ama doğru yazılarda yazdım.
Şimdi birileri bu heykel olayı kapanmadı mı? Sorusunu soracaktır. Hayır! efendim kapanmadı. Hele memleketi dışında yaşayan Torbalılar için heran yüzlerine çarpılan kara bir lekedir. Dünyanın arama motoru google içinde “heykel, Torbalı” yazarak bir arama yapın bakalım ne çıkıyor? Hadi çıktı yazılanları yorumları okuyunca yüzünüz kızarsın. Ne yorumlar ama… Sadece kebir başkan ve eşleri ile heykeltıraş Dağdeviren muhatap olsa iyi bu küfürlere, hakaretlere, aşağılamalara. Ne yazık ki Torbalı halkı olarak bizlere de bulaşıyor yazılan yorumlar. İnternetle arası iyi olmayan okurlar için seçtiğim hafiflerinden bir kaçını paylaşayım istedim (Yazılardaki cümle bozuklukları yorumculara aittir):
“şimdi bu belediye başkanı ceza almaz, ilçe halkı gereken tepkiyi koymazsa daha vahim durumlar ortaya çıkacaktır. belli ki adam hasta, ileri derecede megoloman olması muhtemel. siz bu duruma gereken tepkiyi göstermezseniz ileride kendini Atatürk’ün atının terkisine (atın arkasında elleri Ata’nın beline dolanmış, belki omuzlarındankavramış) binmiş bir heykelinide yaptırabilir. ne berbat bir görüntü..! eğer Torbalı halkı saf değilse ve biraz haysiyetleri varsa bu duruma bir ÇÜŞŞ der. yoksa ilerideki heykellerde sadeçe DEHH demek zorunda kalacaklar. Birileri bu adice Atatürk sömürüsüne son versin artık. hasta ruhlu sandığım bu adam Atatürk sömürüsü yapıyıyor, bi de bunu halkın parasıyla yapmamış mı? insanın bir küfür savurası geliyor doğrusu…” yekeyek
“kendi heykelini dikecek kadar psikolojik rahatsız olan bu arkadaş CHP belediye başkanıdır. Torbalılılar bu yüz karası duruma nasıl tepki verecekler. bu sadece Torbalıya değil ülke insanına hakaret. düşünün resmi tören için meydana gidiyor çelenk koyuyorsunuz ve bu hasta adamın Atatürk heykeli yanında kondurduğu garabete de selam veriyorsunuz. Bi adamda! biraz utanma sıkılma olur koskoca devlet erkanı hastalıklı bir kişilik önünde selam durmaya, hazırolda dikelmeye utanmıyorsa beiz ne diyelim.” Hasan
“böyle hasta ruhlu birisini başına seçen Torbalı halkı eğer bu durumda ses çıkarmayacaklarsa hala gidip önünde saygı duruşunda bulunsunlar. madem devletin bir şey dediği yok durulabilir. ya harcanan para ne olacak? kim ödeyecek? adam pişmiş kelle gibi sırıtmış. ülkemin saloş insanlarının yoğun yaşadığını düşündüğüm bu ilçe insanıda inanabiliyormusunuz bu durumu görüyor ve törene devam ediyorlar hemde büyük bir ciddiyetle… ya ben olsam orda saygı duruşu felan kopardım ya…” Cinayet
“bir insan Atamızı ancak bu kadar istismar edebilir. din sömürüsü yapanlar ne kadar tehlikeliyse bu en az onlardan iki kat tehlikelidir. haberin devamını aradım bulamadım. bu adam görevde mi? ilçe halkı ne tepki vermiş? koyun gibi sürü halinde törenlere gitmeye devam mı etmişler. başka bir atatürk heykeli önündemi törenlerini yapmışlar. eğer öyleyse kocaman bir YUUHH ta bu ilçe halkına çekiyorum. çünkü bu adamı sonuçta onlar seçmedimi? bu saygısızlığı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.” Nilüfer.
“Atatürk’ü küçüçük siyasi emellerine alet etmeye çalışan bu adamı ve onu oraya getirenleri, tutanları şiddetle lanetliyorum. bir insan ancak bu kadar alçalabilir. Sen kimsin ki kendini Atatürk’ün yanına yakıştırıyorsun? iki asvalt döktüysen, bir pazar yeri yatıysan, birkaç hizmet binası açmakla kendin Atatürk’ün ayarında görmeye başladıysan gerçekten hasta olmalısın… Atatürk’ü ayaklar altına almaya başladılar. üstelik herifçioğlu CHPliymiş. inanamıyorum ya hadi dinci partiler yapsa tamam ama bir CHPli bunu nasıl yapar? eğer partim bu adamı ihraç etmezse bir daha oy yok. sanmayın böyle duracak takip edeceğim. görün bak.” Anonymous diyor ki: (yani isimsiz)
Doğrusu internet adresini buraya koymadım. Çünkü buraya almadığım yorumlarda ki küfürlere katıldığım düşünülerek bile dava açabilirler. Şunu belirtmek istiyorum ki, ben Torbalı halkından birisi olarak, benim şahsıma, okuyucuma, aileme, komşuma, akrabama, dostuma sıçrayacak boyutlardaki bu küfürleri “heykel krizinde” emeğe geçenlere aynen iade ediyorum. Heykel olayını hala savunanlara ise tavsiyem küfürleri okurken bir yerleri gıdıklanıyorsa Armağan – Bülent Ersoy birlikteliğine destek versinler. İyi ki yerim bitti bu konuya giremedim. Yoksa kafadan dalacaktım ve kesin gene mahkeme koridorları. O da bir Torbalılı olarak ayrı bir utanç… Babası yaşında kadınla… tövbe tövbe!
10 Temmuz 2007
ADD, Heykel, CHP

ADD Bşk. Bavuk, tarafsızlıklarını koruduklarından bahsetmiş. Ve yukarıda yazımın merkezine oturacak koyu yazılan yeri söylemiş. Ya biz başka bir gezegende, ülkede mi yaşıyoruz ne tarafsızlığı? Son yaptığınız mitingler sizin CHP ve DSP tarafı olduğunuzu şafak vaktindeki kabak çiçeği gibi göstermedi mi? Size yakıştırılanlardan kurtulmak için önce dernek başkanınızı değiştirin ya da bir şey söyleyin. ADD Gn. Bşk. Şener Eruygur kim? Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı isimli iki darbe planı ortaya çıkan emekli Paşa… Son yıllarda emekli askerlerin adının karıştığı pek çok olay ortaya çıkarılıyor. Darbe sevdalıları, cephanelikler, bombalama eylemleri, Danıştay saldırıları, adam kaçırma, vs. Son günlerde en çok ismini duyduğumuz ise Mersin de ölmeye ve öldürmeye yemin ettirerek üye kaydeden Vatansever Kuvvetler Güç Birliği. ADD ile VKGB arasında ya da ADD bşk. Eruygur arasında nasıl mı bağlantı var? Şöyle “VKGB'nin bir dönem yöneticiliğini yapan emekli albay kimdi? Silah üzerine "ölme ve öldürme yemini" yaptıran yani "saksıda eylemci" yetiştiren Fikri Karadağ! Muzaffer Tekin ve "Ümraniye Cephanelikçisi" Oktay Yıldırım'la "Gayrı Nizami Harp" hatırasında görüntülenen Fikri Karadağ'dan söz ediyoruz...
"Fikri Albay"ın bir de neyi meşhurdu? 13 bin 500 kişilik "vatan haini" listesi yani fişlemeleri!” Türkçesi: Batı Çalışma Grubu kalıntısı fişlemeler! BÇG'yi deşifre eden H.C.Güzel, hangi ünlü emekli komutanın bakan, milletvekili ve bürokratları fişlediğini ortaya çıkarmıştı? Kimdi bu kişi?
El Cevap: Cumhuriyet mitinglerinin organizatörü/ADD Genel Başkanı/Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı muhtıra girişimlerinin öncüsü Emekli Orgeneral Şener Eruygur!” Ha bir de Asker kaçağı olduğu ortaya çıkan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Öcal vardı unutmadan yazalım. Hani elinde “ordu Irak’a” yazılı döviz taşıyan şahıs! Tarafsızlık ha! Bari hiç ses etmeyin, böylece hezeyanlarınızı hatırlamayalım. Ulu Atatürk’ün büyük bir öngörü ve sertlikle mücadele ettiği “ya askerlik ya siyaset” düsturunu dahi hiçe sayanlar hem Atatürk adına konuşma yetkisini kendilerinde buluyor hem de başkalarının konuşmama yönünde telkinde bulunuyorsunuz. Siz kimsiniz ya? Bu yetkiyi nereden aldınız? Bu ülke için en büyük değerlerden biri olan Atatürk’ü tekelinize alıp, başkalarının sevgisini, saygısını, atası hakkında konuşmasını kısıtlayabilme hakkı sizin mi yani? Şimdi kahvede, bakkalda, çarşıda Türk halkı “Atatürk şimdi yaşıyor olsaydı…” türü cümleler kurmadan önce sizden zin mi alacak?
Tarafsızlıkmış! Peki organize ettiğiniz ve c.başı sayın Sezer’de alınan yüklü ödenekler kullanılarak, yazdırıldığını düşündüğüm “Gün gelecek, devran dönecek, AKP hesap verecek” yine bşk. Yrdc. Olan Nur Serter’in seslendirdiği, “milli devrim, milli hükümet” gibi en hafiflerini seçtiğim pankart ve konuşmalara ne diyeceğiz. En son Ankara Kocatepe ve Manisa da şehit cenazelerinde hükümetin bakan ve temsilcileri ile TBMM BŞK. Bülent Arınç’ı yuhalayarak, hem şehitlerin ruhunu inciten. Hem hükümet temsilcilerini yıprat için organize edilen kişiler ADD ve CHP gençlik kolları ile dilimin varmadığı bir yerlerin karışmış olması tarafsızlığını zedelemedi mi? Ya yine Bşk.nınız Eruygur DSP Gn. Bşk. Zeki Sezer’i İzmir mitingine getirmek ve Deniz Baykal ile birleşme konusunda tekrar masaya dönmesi konusunda taraf değil miydi? Üstelik PKK toplantılarında şarkılar söylediği tespit edilen Edip Akbayram’a konser verdirerek…
Peki ADD’ye görmediği birkaç Atatürk istismarını biz yazalım da belki tepki koyarlar! Geçen Ankara Kızılay da Güven Park’ın hemen yanında Çankaya Kaymakamlığı’nın da bulunduğu sokak olan Kumruklar sk. Girişinde Ata’nın kalpaklı bir fotoğrafı dört köşesinde CHP yazıları ve amblemleri ile bezenmiş şekilde asılmıştı. Hele İstanbul K.Çekmece Florya Basın Sitesi yanından anonslar yaparak geçen CHP otobüsü üzerinde “Atatürk ve Cumhuriyet kazanacak” yazıyordu. Şimdi bu istismar değil mi? Ne yani şimdi CHP baraj altında kalınca ya da ikinci, üçüncü parti olunca Atatürk kaybetmiş mi olacak? Böyle bir istismara ve Ata’yı küçük düşürücü durum karşısında hiçbir yetkilinizin açıklamasını duymadım-okumadım. Hadi bunları görmediniz! Peki bu ilçede hem de Belediye Bşk. Tarafından Atatürk’ün maneviyatına yapılanı da mı görmediniz! Şimdi tüm Türkiye’nin bildiği “heykel” skandalını duymadık demeyin sakın.
Diyelim ki belediye bşk. Uygur o zamanlar DHA için yaptığı açıklamada, “Burada olan heykel eski olduğu için yenisini yaptırdık. Arkadaşlar bana bir sürpriz yapmak istemiş, ama bana benzetememişler. Kesinlikle ben ve eşim değiliz” demişti. CHPli olduğu için doğru kabul ettiniz. İyi de o zaman heykeltıraş için ya da belediye’nin heykelin yapımını denetleyen ve meydana monte edilene kadar sorumlu olan görevliler hakkında şikayetçi olduğunuz, girişimde bulundunuz da biz mi duymadık?
