Yerel Seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerel Seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2009

Anaplılaşma = İktidar mı?

1990'lı Yılların Siyasi Liderleri: S.Demirel, N.Erbakan, T.Çiller, M.Yılmaz, D.Bahçeli
Anaplılaşma, İktidardan Düşüş Süreci mi?

Oy kaybetmesi bir partinin Anaplılaşması demek midir? Türk halkının iradesi bugüne kadar kadro, ekip ve vizyona göre değişik partilerde çoğunlukla tecelli etti. 29 Mart 2009 yerel seçimleriyle ortaya çıkan sonuçları yorumlayanların büyük bir kısmı, AK Partide meydana gelen oy kaybının, süreç içinde iktidar partisinin Anaplaşmasına neden olacağını ifade etmektedirler. Yani, oy kaybını durduramayıp siyaset sahnesinden çekileceği söyleniyor. 1980 sonrası dönemin, önemli siyasal aktörlerinden birisi olan Anap’ın yaşadığı oy kaybı, oldukça trajik yol izledi. 1983 genel seçimlerinde % 45,4 oy alan Anap, 1984’de yapılan yerel seçimlerde % 41,5, 1987’de yapılan genel seçimde % 36,31 ve 1989 da yapılan yerel seçimde ise % 21,80 oy almıştı. Seçmen yoğunlaşmasına baktığımızda, Adalet Partisi, Demokrat Parti'nin devamı iddiasıyla, bunu halka yansıttı. Anap aynı şekilde Adalet Partisinin ve Demokrat Parti geleneğini sahiplendi. Akp'de DP, AP ve Anap çizgisini sahiplendi.

Halk iradesinin çoğunluğuna mazhar olmuş parti liderleri statükoya angaje olduğu oranda seçmen kaybettiler. Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz örnekleri bize bunu fazlasıyla gösteriyor. hatta bu gelenek dışında Refah Partisi ve MHP örneklemesi bile yapabiliriz. RP ve Necmettin Erbakan statükoyla mücadele etmeden iktidar olabileceğini sandı ve ortağı, derin statüko temsilcisini o koltuğa oturtabilmek için "SUSURLUK" gibi zamanında savaşması gereken, üstüne gitmesi, hesaplaşması zorunlu olan sızıntıyı, ‘Gulu Gulu Dansı' diye geçiştirmemesi gerekirken, bırakın üstüne gitmeyi örtmeye kalktı. Halk iradesini üstünden çekti.

Ardından statükonun halk vicdanı, inançı, kültürü ile rıza göstermediği Başörtüsü problemini "ERKEKÇE" çözeceğini dillendiren MHP iradenin adresi oldu. Fakat iktidara gelince bırakın halk vicdanını savunmayı, MHP kendi başörtülü vekili Nesrin Ünal Hanımın başını açmakta buldu çareyi ve statükoyla mücadele edeceğini söyleyen başka mahallenin adamlarıyla koalisyon kurdu. Kurmakla kalmadı teslim oldu. İlk seçimde her iki partide dibi buldu. Akp'nin Anaplılaşmasını bekleyenler aslında zihinsel altlarda "iktidar=Anap" retoriğini barındırıyor. Böyle olluncada iktidardan düşme eğilimi Anaplılaşma olarak tasavvur edilmektedir.

Peki aynı şey yani Anaplılaşma neden Demokratik Sol Parti için söylenmiyor? O süreç içinde erimediği, birden dibi bulduğu için mi? Ayniyete bakarsak, Anap hala tabela bile olsa varlığını koruyor. DSP de öyle... Bunlardan ayrı ve CHP ilintili DSP değerlendirilmesi yapılırsa, statükonun temsilcisi gözüyle seçmen algılamasına giren CHP, zaman zaman oy kaybetmesine, baraj altında kalmasına rağmen bu tip değerlendirmeler yapılmadı. Acaba bunun sebebi tabelasının asla inmeyeceğine olan genel kanı mıdır? Olabilir! CHP eğer sıradan, ortalama, sadece devlet yardımları ile ayakta duran ve süregiden bir parti olsaydı şuana kadar çoktan bir tabela partisi olur, adı sanı duyulmazdı! Lakin CHP, Atatürk'ün partisi olma, silsilenin devamı olduğu iddiasıyla bence demokratik siyasi partiler ve eşit rekabet ilkesine aykırı olarak öz kaynaklara, akçalı haksız gelirlere sahiptir. Düşünceme göre demokratik parti yarışları için bu haksız rekabet olduğu gibi, CHP asla Atatürk'ün kurduğu parti değildir. Bir kere Atatürk "sosyalist, sosyal demokrat” söylemde hiç olmadı. Üstelik Türkiye Cumhuriyetini kuran lider olarak, onun döneminde tek parti iktidarı vardı ve halk iradesi ister istemez bu tek partide toplanıyordu. dolayısıyla kurucusu olduğu devletin partisi doğal olarak, onun partisi olacaktır. Şimdi halk iradesinden nasip alan diğer partilerin onun partileri olmadıkları manasını çıkarabilirmiyiz? Demokrat Partiyi kuranlar aynı zamanda eski Cumhuriyet halk Fıkrası milletvekilleri değil miydi? (en başta Atatürk’ün Başbakanı Celal Bayar)

Peki Atatürk'ün miras gelirleri ve İşbankası payı olmasa sizce hala bir CHP olurmuydu? Ya da CHP iktidar olmak için daha makul çizgilere gelip, statükoculuktan halkçı çizgiye gelmezmiydi? Aynı şey DSP için geçerli, bugün halk teveccühünü neredeyse sıfırlamış olan DSP acaba kasasındaki nakit rezervi tükenincede tabela partisi olarak dahi varlığını sürdürebilir mi? Son birkaç seçimdir CHP çatısını altına girip, birleşmek yerine, üzerinden asılarak, varlığını CHP eteklerine yapışıp, eklemlenerek, sürdürmesinin sadece önce Bülent Ecevit ardından Rahşan Ecevit faktörü müdür? Böyle bir birleşmede en fazla nakit rezervli parti olarak, kasaların birleşmesiyle içindekileri kaybetme korkusu var mıdır?

Diğer yandan Anap'ın bir Turgut Özal misyonundan bahsedilirken, aynı misyonu Akp'nin taşıdığı düşünülerek mi "Anaplılaşma" dan bahsediliyor? Dolayısı ile Özal misyonunu tamamlamadan öldüğü için Akp'nin bunun devamı olduğu düşünülebilir mi? DSP de ise Bülent Ecevit misyonundan ne kadar bahsedebiliriz bilmiyorum. Bu misyon ve vizyok yokluğundan mı "DSP Anaplılaştı" söylemi hiç duyulmadı? Yoksa Bülent Ecevit'in hayatta olduğu zaman diliminde DSP dibi bulduğu için mi? DSP, Anap gibi her seçim daha az oyla iktidarı kaybettiği, gücünü yitirmediği, tek seçimde asfalta yapıştığı için mi?

Bizce Akp'ye yakıştırılan "Anaplılaşma" etiketinin birkaç sebebi var;
-Akp halk iradesinin çoğunluğunu, sürecin işleyişine olan farklı duruşundan aldı.
-Statükoyla mücadele ediyor, halkı değiştirme misyonu kadar isteklerini devlete yansıtma vizyonuna sahip,
-Devletin algılama ve uygulama yöntemleri konusunda yenilik vaad ediyor.
-Bugüne kadar halk iradesine karşı set oluşturmak için kullanılan yasa ve kanunları, modernite ekseninde değiştirme söylemleriyle yola çıktı. 2002 seçim kampanyalarında "yeni anayasa" ve Avrupa ülkelerinde yasak olmayan uygulamalarla AB'yi durak göstererek, çözümsüzlüğü ispatlanmış, süregelen metodlar dışında formuller, arayacağının modernite sinyalini verdi. Ve doğru algılandı.

Eğer seçim sonuçlarına bakarsak, yerel seçimi yerel seçimle karşılaştırmamız gerektiğinden hareket etmeliyiz. yani AKP'nin 2007 seçimlerinde aldığı %47 değil, 2004 seçimlerinde aldığı %40'ı 2009 seçim sonuçlarıyla karşılaştırmak daha doğru bir analiz yöntemi olacaktır. Zira genel seçimde partiler oy alırken yerel seçimde etken ve etmenler devasa değişir. Söz gelimi bir ilde genel seçimde partiler 8 milletvekili adayı için oy isterken, 8 kişinin halkla partisel bağlantıları dışındaki ilişikliği yüzde olarak minumumdur. Yerel seçimde ise ortalama bir ilçede oturan vatandaş için, seçilecek listelerde il belediye başkanı, encümeni, ilçe belediye başkanı ve encümeni, il genel meclis üyeleri eklendiğinde yerel seçimde ortalama seçmenin önüne en az 100 isim gelir, diğer partileride kattığınızda bu en az 500'dür. Genel seçimde ise en fazla tüm partiler 50 tane milletvekili adayı ile mi ilitiyet kurması bir seçmenle daha kolaydır, 500 kişiyle mi? Hangi seçimde komşusu, kahve arkadaşı, çocuğunun arkadaşının ebebeynleri, iş arkadaşı, akrabası, okul arkadaşı, tanıdığının aday olma ihtimali daha fazladır? elbette yerel seçimde... dolayısıyla yerel seçimlerde seçmen davranışlarını etkileyen faktörle genel seçime göre fazla ve değişkendir. dolayısı ile genel seçim aynı statüdeki bir önceki genel seçimle karşılaştırılmasını gerektirirken, yerel seçim içinde bu geçerlidir.

Akp 2004 yerel seçimlerinden 2009 yerel seçimlerine %3’e yakın oy kaybetti. sadece 2 Büyükşehir (Adana ve Şanlıurfa) belediyesindeki parti tercihleri ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatıyla duygusal oy kayması Sivas'ta kaybetmesi sonucu değiştiren ve oy kaybını (%3) izah etmemize yetecek veridir.
Tüm bunlara rağmen AKP'nin neredeyse bir büyükşehir oyuna eşit yeni seçmenlerden pek nasiplenmediği gerçeğini parti kurmaylarının ciddi şekilde değerlendirmesi gerekiyor.

Her iktidar gibi Akp de hükümet sürecinde öyle yada böyle statükoyu temsil ediyor veya kendi statükosunu oluşturuyor. Çünkü iktidar aynı zamanda halka rağmen, popilist siyaset dışında yönetimi getirir veya dayatır. Bu durumda halk ve seçmenle bağlantınız süreç içinde zayıflar veya kopma noktalarına gelir. Muhalefete göre iktidar partilerinin halkla birlikte olma süreleri arasında uçurumlar oluşur. Muhalefet eleştirir, eleştirir... Halkın söylediklerini yüksek sesle tekrarlar. Türkiyede işi halkla diyaloğ ve söylemden ibarettir. Oysa iktidar hem istek makamıdır hemde icraat. dolayısıyla her karşılanmayan seçmen isteği, tüm dünyada seçmen tarafından ilk sandıkta oyla cezalandırılır.

Sonuç olarak ‘iktidarların yıpranması’ evrensel kaidesi ile elbette AKP, birgün iktidardan düşecektir. Lakin bu muhalefet liderleri, kadroları ve söylemleriyle, dillendirildiği kadar yakın değil..!


Cenk SARIGÖL

11 Nisan 2009

Yerel Gazete

İzmir -Torbalı Tren İstasyonu'nun eski hali ve Torbalılılar Yerel Tahmin ve Gazete
Armağan Kars Hocamın gerek 25 Mart gerekse 06 Nisan tarihlerinde bahsettiği ve kendisine Yerel konularda yazması tavsiyesinde bulunan ‘Dost’ benim. Hocamla her ikimiz için faydalı olduğunu düşündüğüm çok uzun yazışmalarımız olur. Düşünme, değerlendirme, yazma ve okuma katsayımızın hakkını veririz. Yerel konuda yazma tavsiyesi öyle birden çıkmadı. Hocam bana Akp’nin bir Elazığ milletvekilinin seçim bölgesindeki bir ilçe başkanına ettiği küfürleri hem köşesinde yazmış hemde benim fikrimi sormuştu. Torbalı Ticaret Odası seçimleri daha yapılmamıştı. Kendisine, “Hocam Elazığ, Torbalıya nerdeyse 900 km. Siz küfür yazmak ve yorumlamak isterseniz, ilçenin tepesindeki birisinin düne kadar abi dedği şimdi rakip listede olan partilisine nasıl ana-avrat düz gittiğini, ilçenin en eski gazetecilerinden birisine eski Jandarma komutanı ve ekibi oradayken zil zurna sarhoş nasıl ağza alınmayacak küfürler savurduğunu yazın onu yorumlayayım” dedim.
(Burada küfür eden, edilenleri yer belirterek açıkladım)

Kendim yazmadım çünkü terbiyesizliği yapanı ifşa etmek için küfür edilenlerin onurunu kıramazdım. Mademki Hocam yazmış ve yorum istiyordu bunlarıda pekala yazabilirdi...

Seçim Sonuçu tahmin etme geleneği yazılı basınımızda bir gelenektir. Hiç yazmayan gazeteciler bile arkadaşları arasında bu tip tahmin notları saklar. Bende tahminde bulundum. Bulunduğum tarihte (seçimden 1 ay önce) gazeteye yazdım. Seçime 5 gün kala yazdığım yazımı ise Rahmetli Büyük Birlik Partisi merhum genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı nedeniyle gazetede sizlerle paylaşma imkanım olmadı. Sadece
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/temenni-olmayan-gercekler.html blog saygfamda yayınlama imkanım oldu. 36 kişilik arkadaş grubumuzda seçimden 2 gün önce yaptığımız tahmin çetvelinde ben sonuça en yakın tahmini yapan üçüncü kişi oldum. (bu arkadaşlar içinde hocamın başka öğrencileride var) ilgili yazımda tek yanıldığım Akp ve CHP oldu. CHPde 3-4 puan yükselme beklerken olmadı. Akp için bir düşüş beklemiyordum. Sizlere o gazetede yer bulamayan, blog yazımdan bazı bölümleri paylaşmak isterim;
“-Bu seçimin kazananı MHP olacaktır. MHP’nin 2007 genel seçimlerinde aldığı oy oranını %3-4 arası arttıracağını (%17-18) umuyorum.

-2004 yılı 03 kasım yerel seçimlerinde %43 dolayında oy alan Akp’nin il genel meclisi oyu %41 civarındaydı. Bu seçim Akp için 2004 yerel seçimlerinde aldığı oyları muhafaza etmesi büyük başarı sayılacak. Yani arttırmasından ziyade koruması bile önemli bir başarı olarak hanesine kaydedilebilir.

-CHP ise yine %20-22 aralığında seyreder ki arttırması durumunda bu İstanbulda (Türkiye’nin neredeyse 4/1’inin orada yaşadığını unutmayalım) Akp ile arasındaki farkı kapatmasından yani İstanbulda oylarının yükselmesi ile Türkiye Geneli oy oranı %3-4 yukarı doğru (26-27) olacaktır. İzmir’i söylemeye gerek görmüyorum çünkü kaybetme ihtimali yok diyebiliriz. İzmirde MHP %10’u göremez. Akp ise %30-32 arasında kalır. CHP’nin %46’nın üstüne çıkması doğrusu beni şaşırtmaz.

-Saadet Partisi öyle Doğan Medyasının şişirdiği gibi yükselmez. En fazla alacağı %4-5 aralığındadır.

-DTP’nin %5-6 aralığında oy almasını bekliyorum. Diyarbakır’ı kaybetmesi söz konusu bile değil. Diğer yandan Van’ı alabileceğini ordan görüştüğüm arkadaşlarım ısrarla belirtiyorlar. Buna karşılık 2004’de aday çıkaramadığı yada bir sebepten yetiştiremediği Batman’ı alma ihtimali var.”

Yerel Gazetede yazan yerel yazarım. Yazılarımın %90’ı 2.5 yıldır ilçe dışında olmama rağmen Torbalı konularıdır.
Hocam, “Bense Türkiye genelinin Torbalı yerelinden, özünde çok farklı olmadığından hareketle, Torbalı seçimlerine ve yalnızca buradaki adaylara takılıp kalmak yerine ülke geneline ayna tutmaya çalıştım. Burada olup biteni burada yaşayanlar zaten biliyor.” Diyor ve yazıyor. Hakkıdır. Kimsenin ne yazacağına karışma hakkımız yok. Bu konuda düşüncelerimiz farklı olsada...

Aslında yerel gazete orada olanları, orada yaşayanlara duyurmak için çıkıyor. Yani sizin bildiğinizi aslında köyde, beldede, kenar mahallede oturanlar çoğu zaman bilmiyor ve gazeteden öğreniyor. Ülkenin genel konu ve siyasetlerini ise bizden çok daha kıdemli, donanımlı, duyargaları açık ve geniş ulusal yazarlarımız, ulusal gazete ve tv.lerde yorumluyor, değerlendiriyor. Yeni Asır, Sabah vb. ilçeyle ilgili sadece bir habere geniş yer verince neden tükeniyor acaba bayilerde? Yerel gazeteler ilçeden, çevreden haber verdiği için abonesi oluyor. Yoksa ne gerek var muhabire? Ol iki ajansa abone, çek haberi, doldur sayfaları, tamam. Ulusal yazarlardanda iki köşe çek, üstelik onların yazdıklarını karar mercilerinde oturanlar okuyor ve etkileme – etkilenme şansları var. Ben Torbalıda genel siyaset üzerine özgün fikirler versemde diğeri sadece (bana göre) “maymuna bak” demektir!

Yerel yazar olarak ben yazdığım ilçenin sorunlarını aktarmalıyım ki bu ilçede onu düzeltebilecek yetkililer gereğini yapsınlar. Nitekim böyle kaç olay hatırlıyorum. Mesela özürlü bir öğrenciye yurt verilmediği için eski kaymakamın yardımını, bir sokağımızda su patlağını yazdığımda ertesi günü belediye ekiplerinin onardığını, yanlış dikilen heykeli yazınca kaldırıldığını, esnafın kaldırımları kendi malı gibi kullanmasını eleştirince belediyenin düzenleme getirdiğini... Ama kaç kere Akp’nin ekonomi polkitikaları içinde “cari açık” dengesini
http://cenksarigol.blogspot.com/2007/09/demokrasi-iin-iimizdekiler.html tutturamamasını, 869 barkrot koduytla başlayan yerli üretim malları kullanımını teşfik etmesi gerektiğini yazmama http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/cihan-krizine-yerli-mal-869.html rağmen birşey değişmedi.

Hocam birde Akp’nin Anaplaşmasından bahsediyor. Elbette birgün Akp iktidardan gidecek. Oyunun azalması onun Anaplaşmasına delil midir? Türk Siyasi tarihinde “iktidarda olmasına rağmen girdiği 3 seçimden ard arda oyunu yükselterek çıkan başka parti yok” gerçeğini acaba Akp, Anap’ı geçmiş dememize yeter mi? Yoksa çuvallamış mı oluruz? Ama siz seçimi hala bir hizmet başarısının getirdiğini savunup, görmek istiyorsanız eyvallah... Lakin bir arkadaşta bana MHP’nin Torbalıda %18 oy oranı nasıl %3.7’ye düştü, İzmirde %8’i geçemediğini izah ederse berhudar olacağım. Yerel seçimde polite seçmen davranışı, adayları değil partileri öne çıkarır. Sonuç ilk genel seçimde görülür.


Cenk SARIGÖL

6 Nisan 2009

Torbalı 2009 Yerel Seçim Sonuçları

2009 Seçim Sonuç Değerlendirmesi

Pazartesi yazımızda belirttiğimiz gibi bu seçim sonuçlarında gazetede yayınlanan değerlendirmelerim göz önüne alındığından fena çuvalladık. Öyle seçimde CHP’nin 6500 fark atması değil sadece yanılmamız. Biz seçimden bir ay önce 27 Şubatta yazdığımız 3500 ‘Atilla Kaya kazanır’ sözümüzüde eklersek, 10000 oy şaşırdık! Bir ay önceki tahmin seçim sandığına uymadı. Araya başbakanın gafları, krizin derinleşen etkileri, yanlış encümen listeleri girdi. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kazası nedeniyle seçimden 4 gün önce yazdığımız yazıyı askıya aldık ve kaza üzerine bir yazı kaleme alıp, onu sizlerle gazetede paylaştık. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/muhsin-yazcoglu.html daha sonraki gelişmelerle gazetede yayın sırası gelmeyen “Temenni Olmayan Gerçekler” isimli yazımız blog sayfamızda yayınlanmakla kaldı. Bu yazıda Hasan Karatoklu ve döneminin isimlerine listesinde önemli yer veren Atilla Kaya’nın hata yaptığını, seçim sürecinde söylemenin biteceğini... http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/temenni-olmayan-gercekler.html o yazımızda temenni etmesemde seçimin ortada bir seyir izlediğini yazmıştım.

Ramazan İsmail Uygur’un seçimi Mahmut Atilla Kaya-Ramazan İsmail Uygur rekabetinden çok Ramazan İsmail Uygur - Mehmet Hasan Karatoklu kurgusu üzerine dizayn edeceğini daha Mehmet Hasan Karatoklu ismini duyar duymaz söyledim. Kimlere mi? Aklımdaki tanınmış isimler şunlar; Alaattin Sagun, Mesut Şahin, Kasım Taşcan, Ömer Günaydın, Aydın Mimaroğlu, İbrahim Öz, Feyzullah Turan, Emre Tezcan, İbrahim Canıdar, Bekir Söyler vb. Zira 2003 yılından beri Karatoklu’nun iyi bir insan ama kötü bir yönetici olduğunu, belediyecilik anlayışını beğenmediğimi her fırsatta yazdım. Son 3 yıldır ise Ramazan İsmail Uygur’un, Mehmet Hasan Karatoklu’ya göre daha iyi ama bence Torbalı için yetersiz bir belediye başkanı olduğunu yazıyorum. Yinede bu fark öyle Mehmet Hasan Karatoklu’nun listelenme yanlışlığıyla açıklamanın yetmeyeceği bir orandır.

Aslında kaza sebebiyle tüm ilgim Torbalı üzerinden buraya yönlenmişti. Bırakın Torbalı’yı dünya duyargalarım kilitlenmişti. Kaza ile ilgili bilgi almak, acılarını paylaşmak için görüştüğüm birçok insan Akp’nin seçimi kaybettiğini söyleselerde çokta ilgilenmedim. Son yazılarım hep Muhsin Yazıcıoğlu üzerine oldu.

“Siyasette bir saatte bile çok şey değişir” sözü gerçekliğini tekrar kanıtladı. Seçimin son 5 günü benim ortada gördüğüm ve halen o saatte öyle olduğunu savunacağım sonuçlar ve seçmen eğilimi büyük bir değişim göstermiştir. Son günler ne oldu? Çok fikrim yok. Torbalıda ve İzmirde olanları gözleme, görme imkanım olmadı. Fakat bu seçim özellikle İzmir ve Batı Anadoluda kesinlikle adaylardan çok partilerin yarıştığı genel seçim havasında geçti. Zaten seçime damgasını vuran adayların değil, genel başkanların konuşmaları, polemikleri oldu.

Akp 2009 Yerel Seçimlerinin birinci ama gerileyen partisidir. Ama hala Türkiye partisidir. Ülkenin her yerinde hangi partiyle yarışırsa yarışsın ya birinci veya 2. Partidir. Fakat bu seçimi 2004 Yerel Seçimleriyle kıyaslasak dahi 3-4 puanlık bir düşüş var. Bunların değerlendirmesini sonraya bırakıp Torbalı’ya dönelim. Aşağıda İlçe seçim sonuçlarımıza dair sizler için bir tablo hazırladım.

Torbalı SonuçlarıCHPAKPMHPDYPDTPAnapGPDSPDiğer
2002 Genel Seçim2016,278,8614,278,752,1821,691,736,25
2004 Yerel Seçim26,5223,6410,5817,787,44-11,221,16-
2007 Genel Seçim25,8033,0718,296,755,02-7,05-39,90
2009 Yerel Seçim4937,953,71,26,7---2,65

Yukarıdaki tabloyu incelediyseniz, CHP ve AKP dışında 2002 seçimlerinden beri her seçim oy oranını arttıran başka parti yok. MHP, DP, GP tam bir fiyaskoyla çıktılar seçimden. Diğer hazırladığım tabloda ise bir önceki seçim ile bu seçim partilerimizin aldıkları oylar arası fark var.

Torbalı SonuçlarıCHPAKPMHPDYP
2007 Genel Seçim25,8033,0718,296,75
2009 Yerel Seçim4937,953,71,2
Son Seçimler Arası Fark+23,2+4,8-14,5-5,5
GP bu seçim yok -7,05    

Görüleceği üzere CHP %23.08, AKP %4.88, DTP %1.68 oranında oylarını (%29,76) arttırmıştır. MHP %14.59, DP %5.5, GP %7.05, DSP %1.16 (% 28,78) küçülmüş. Yani küçülen partilerin oyları başta CHP olmak üzere kısmen AKP hanesine yazılmış. İzmirde ki oy dağılımlarına bakarak yapacağımız bir değerlendirmede CHP, iktidar partisine tepki oylarını bünyesinde toplayarak, müthiş bir başarı yakalamıştır. AKP İzmir, partisinin genel düşüşünden en az etkilenen şehirken, Torbalıda oy oranını arttırırak, partisiyle aynı oyu almıştır. 2002 Genel Seçimlerinden, 2009 Yerel Seçimlerine kadar her seçimde oyunu istikrarlı şekilde arttırarak çıkmış.

 TorbalıİzmirTürkiye İl GenelTorbalı-İzmir FarkıTürkiye-İzmir Farkı
AKP37,9530,338,79+7,65-8,49
CHP4956,123,13-7,10+32,97
MHP3,76,916,05-3,20-9,15
DP1,20,73,72+0,50-2,52

Yukardaki tabloya göre AKP oyları Torbalıda İzmir’e göre %7.65, DP %0,50 oranında fazladır. Torbalı CHP ise İzmir’e göre %7.10 oy artış oranında düşük kalmıştır. Özellikle İzmir için düşündüğümüzde seçmenin AKP karşısında CHP’de toplandığını görmek mümkün. Belediyecilik, hizmet anlayışı, aday profilleri, çalışma tempoları, halkla ilişkiler, projeler geri planda kaldığını görüyoruz. İzmirde CHP oylarını bir büyüme, artış olarak görmek yanıltıcı olacaktır. Bu olsa olsa şişme, yığılma, tepkisel refleks diye tanımlanabilir. Başbakanın seçime 4-5 gün kala söylediği,
“işini bilmeyen esnaf batıyor”
“Kredi kartı borçu olanlar harcamayı bilmeyenlerdir” gibi sözleri ile daha önceden söylediği,
“İzmir ve Diyarbakır’ı istiyorum”
“İzmir hakkında ülkemizde bulunan genel kanıyı değiştireceğiz”
“Kriz bizi teğet geçecek”
söyledikleri veya serdettiği gaflara gösterilebilecek en yoğun tepki İzmir’den gelmiş, seçimin rengini belirlemiştir.Bu arada gönderdikleri isimsiz mesajlar ile bize hakaret etmeye yeltenen denyolara seslenmek istiyorum. İçinizden seçtiğim bazılarıyla mahkeme koridorlarında görüşeceğiz.

Beni tarafsız olmamakla suçlayan bazı değerli okurlarım. Öncelikle ben “tarafsız olmadığımı” sık sık yazdım. En son bunu açıkca “Başkan Adaylığı ve CHP” isimli yazımda
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/01/torbal-baskan-adaylg-ve-chp.html
“...Diğer yandan ben sayın Mahmut Atilla Kaya’nın tarafı olduğumu zaten yazmış, açıklamış birisiyim. Peki bunu açıklamama rağmen eleştirmedim mi? Eleştirdim, yerdim, tenkit ettim. Ederim ve etmeyede devam edeceğim. Kaya’nın sayın mevcut Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur’dan daha iyi bir belediye başkanı olacağını düşünüyorum... herşeyden önce benim için önemli olan Torbalı.” Cümleleriyle tekrar belirtmiştim. Halen aynı görüşteyim. Halkımın tercihine saygılıyım, hayırlı olmasını temenni ederim. Fakat Ramazan İsmail Uygur’un Torbalı’yı, Aziz Kocaoğlu’nun İzmir’i iyi yönetmediğini ve hizmet edemediğini düşünüyorum.
Diğer taraftan sadece ben değil hiç kimse tarafsız değildir. Bir yazar önce kendinden taraftır. Doğruları, dünya görüşü, kültürü, mensubiyetleriyle en azından kendi doğrularını okurlarına anlatır. Hatta hakim ve hakemler bile taraftır! Varolan kanunlar, genel kuralların tarafı olarak, davaları, karşılaşmaları yönetir, yönlendirir ve sonuçlandırırlar.


Cenk SARIGÖL

26 Mart 2009

Temenni Olmayan Gerçekler

Temenni Olmayan Gerçekler!

Ankara ve İstanbulda Akp kesinlikle kaybetmeyecektir. Hele Murat Karayalçın’ın seçim’i kazanma şansı hiç yok diyebiliriz. İstanbuda da sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun aynı şekilde… Fakat İst.da CHP il Başkanı Gürsel Tekin’in şahsından ve partisini her kesimi kucaklayıcı tavırları, siyaset anlayışından dolayı ciddi bir yükselme görülecektir.

Diğer yandan ben İstanbul ve Ankarada CHP’nin gösterdiği adayları aynı zamanda CHP iç politikasıyla birebir ilintili görüyorum. Bildiğiniz gibi aday olmadan önce Murat Karayalçın SHP’nin Genel Başkanıydı. SHP de parti tüzüğüne göre bir kişi sadece iki dönem genel başkan kalabilir. Deniz Baykal, SHP de genel başkanlık şansı kalmayan Murat Karayalçın’ın kendi CHP genel başkanlığını dışardan zorlayacak tek aday olduğunu biliyor yada seziyordu. Parti içinde ise kendisine rakip olma potansiyeli taşıyan veya partililerinin sempatisini, teveccühünü kazanabilecek tek öne çıkan isim Kılıçdaroğlu olarak sivriliyordu. Aslında her iki isim bir nevi iç politikada kendi önüne çıkmasın diye yerel seçimde kullanıldılar! Artık kazansa veya kaybetselerde CHP genel başkanlığına oynama kozları bitti!

Karayalçın için CHP Ankara Büyükşehir Başkan Adayı olmak aslında CHP’ye girmenin bir adı oldu.Ankarada çok çok az ihtimalle Karayalçın kazanırsa Deniz Baykal bir potansiyel dış rakibini elemiş olacak. Aynı şey Kılıçdaroğlu içinde geçerlidir. Aslında CHP Kemal Kılıçdaroğlu’nu Ankaradan aday gösterebilseydi kazanma oranı daha fazla olurdu. Çünkü Ankaralı her ne kadar artık Melih Gökçek’i istemese, sevmese bile Karayalçın’ı hiç sevmiyor ve hiç istemiyor. Onun dönemini hiç ama hiç hayırla yad etmiyorlar!

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu seçimin kazananı MHP olacaktır. MHP’nin 2007 genel seçimlerinde aldığı oy oranını %3-4 arası arttıracağını (%17-18) umuyorum. Küresel kriz ve ekonomik dengelerin iyi yönetilmemesinden kaynaklanan, hükümet kaynaklı sorunları sizlerle “Demokrasi için İçimizdekiler” başlığı ile 20/2007/Eylül ayında Cari Açık kaynaklı ekonomik kıskacımızı ve AKP eleştirilerimizi paylaşmıştık.
(
BKNZ: http://cenksarigol.blogspot.com/2007/09/demokrasi-iin-iimizdekiler.html )

Küresel Ekonomik Kriz ve Hükümetin dengesiz iktisat politikalarının sandığa yansıyacağına şüphe yoktur. Buda Akp’nin oy keybetmesi ve kaybettiği oyun aynı tabandan beslendikleri için en yakın parti gönen MHP saflarına yazılacağına şüphe yok gibi! Daha öncede sizlerle paylaşmıştık. Tüm kamuoyu anketleri Akp ile MHP arasında %25 gibi bir ortak tabanda gösteriyor. 2004 yılı 03 kasım yerel seçimlerinde %43 dolayında oy alan Akp’nin il genel meclisi oyu %41 civarındaydı. Bu seçim Akp için 2004 yerel seçimlerinde aldığı oyları muhafaza etmesi büyük başarı sayılacak. Yani arttırmasından ziyade koruması bile önemli bir başarı olarak hanesine kaydedilebilir.

CHP ise yine %20-22 aralığında seyreder ki arttırması durumunda bu İstanbulda (Türkiye’nin neredeyse 4/1’inin orada yaşadığını unutmayalım) Akp ile arasındaki farkı kapatmasından yani İstanbulda oylarının yükselmesi ile Türkiye Geneli oy oranı %3-4 yukarı doğru (26-27) olacaktır. İzmir’i söylemeye gerek görmüyorum çünkü kaybetme ihtimali yok diyebiliriz. İzmirde MHP %10’u göremez. Akp ise %30-32 arasında kalır. CHP’nin %46’nın üstüne çıkması doğrusu beni şaşırtmaz.
Saadet Partisi öyle Doğan Medyasının şişirdiği gibi yükselmez. En fazla alacağı %4-5 aralığındadır.
DTP’nin %5-6 aralığında oy almasını bekliyorum. Diyarbakır’ı kaybetmesi söz konusu bile değil. Diğer yandan Van’ı alabileceğini ordan görüştüğüm arkadaşlarım ısrarla belirtiyorlar. Buna karşılık 2004’de aday çıkaramadığı yada bir sebepten yetiştiremediği Batman’ı alma ihtimali var. Genel olarak DTP tabanı TRT6 gibi Kürtçe yayın yapılmasından falan etkilenmeyecektir! Bunda Nevruz’un yerel seçimden bir hafta olmasınında etkisi olacak zira siyasal bir anlam yüklenen Nevruz ile DTP tabanının kısada süreliğine en azından seçime kadar motive edip, siyasi kimlik yüklemesi yaptı.

Torbalı
Her ne kadar öngörüde bulunup, Akp’nin 3500 oy fark atacağı tehmininde bulunsak bile aslında seçim ortada seyretmektedir. Özellikle son günlerde seçim propaganda fikrini Akp’nin birinci sıra belediye meclis üyesi adayı gösterdiği Mehmet Hasan Karatoklu üzerine kuran Ramazan İsmail Uygur doğru bir yerden çalışmalarını yürütüyor. Bence Mahmut Atilla Kaya ve Akp bu konuda ciddi bir yanlış yapmıştır. Eğer Mehmet Hasan Karatoklu’nun bir getirisi olacağını düşünüyorlarsa O’nu İl genel meclis adayı olarak değerlendirmeleri gerekirdi. Oysa belediye meclisinde birinci sırayı vererek, “benim modelim, ikinci adamım, örnek aldığım belediyecilik Karatoklu ve onun dönemidir” demek istemiş şeklinde özetlenebilir. Bu bir çuvallamadır! seçime artısdımı eksisimi olacak göreceğiz.
Çaybaşı’nda mevcut DP’li Ömer Şentürk gibi sağcı bir kökten ve partiden olan isim ile aynı şekilde Pancarda DP’li Hayati Saydam Akp listesine muhakkak kazandırılmalıydılar. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Torbalıda seçimin başa baş gittiğini söylemeliyim. Torbalı seçimini Ayrancılar ve Çaybaşı’nın tavrı belirleyecektir.
Ayrancılar
seçmeni ilçe olmayı beklerken Torbalı’nın Mahallesi veya semti olmalarına nasıl bir tepki verecek bilemiyorum. 2.5 yıldır Torbalı’dan uzak olmam aslında kulis ve birebir haber akışımı önemli oranda azalttı.

Tirede Akp mevcut belediye başkanı Sıtkı İçelli kaybedecek görülüyor. Hatta 3. sırada tamamlaması beni şaşırtmaz. Tayfur Çiçek (eski Belediye Bşk.) DP adayı olarak, çok güçlü giriyor. Bir korkuda iki sağ partinin arasından CHP adayının çıkmamasıdır.

Bayındırda son aldığım duyumlara göre 3 dönemdir Anap'tan başkanlık yapan, Anap'tan seçilmesine rağmen geçen yıl CHP'ye geçen mevcut belediye başkanı Alaattin Çubuk bu seçim zorlanabilir! MHP ve Akp'nin gizli ittifat yaptığı yönünde sağlamasını yapamadığım duyumlarım var. Çubuk kaybetsede bu çok büyük bir farklla olmaz. tıpkı kazanması durumunda olmayacağı gibi...

Kısaca görüşlerim bunlar. Umarım fazla yanılmam ve gerçekte ortada gördüğüm seçimi temennilerimle en azından Torbalıda arkadaşım kazanır.


Cenk SARIGÖL

25 Mart 2009

Muhsin Yazıcıoğlu

Allah Ekber (Büyük) Ümitvar Olmalı...
Bu yazıyı kaleme alırken, Büyük Birlik Partisi Genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu düşüen helikoptere ve kazazedelere henüz ulaşılamamıştı. Kazayı duyar duymaz şok oldum. Daha geçen hafta Salı günü (24 Mart 2009) Basının Ankara temsilcileri ve yazarlara Büyük Birlik Partisi tarafından Aktif Metropolitan Otelde verilen öğle yemeğinde bulunmuş, yemekten sonra bir süre ayaküstü konuşmuştuk. Biz Büyük Birlik Partisi Genel Bşk. Yrdc. Mustafa Destici solumda, sağımda TRT6 Genel Müdürü ve karşımda gazeteci –televizyon sunucusu Ertan Tan ile ayrı masada oturduğumuzdan ancak yemek bitimi sonrası konuşabilmiştik. Kazadan 15 dk. sonra abone olduğumuz ajanslara helikopterin düştüğü, içinde Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte Sivas Teşkilatından İl Bşk. ve 2 kişi ile İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri olduğunu haberi düştü.

Hemen aklıma Sivas’ın tek Büyük Birlik Partisi’li Belediye Meclis üyesi olan Üniversite ev arkadaşım Nedim Kangal ve İHA’da Büyük Birlik Partisi seçim çalışmaları izleme koordinatörü arkadaşım Bayram Kılınçer geldi. Nedim’i (ağa) aradım telefonu meşgul. Bayram’ı aradım ardından. Telefon açıldı. Bayram değildi helikopterdeki kişi, kendisi Büyük Birlik Partisi Genel Merkezinde kalmıştı.
“Abi 5 Dk. sonra ben seni arayayım” diyerek kapattı. Tekrar aradığında partililerin akınına uğrayan Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi içinde konuşamadığını, konuştuklarının duyulması halinde ortalığın karışmasından korkmuş.Anlattıklarıyla elimin ayağımın boşaldığını hissettim. Kazazedeler içinde bulunan Sivas İHA muhabiri İsmail Güneş, İHA haber merkezini aramış. (112 acilden sonra) Sesi çok kötü geliyormuş. Ayağının kopmak üzere enkaz altında olduğunu, çok üşüdüğünü, kendisi dışından herkesin öldüğünü söyleyebilmiş. Sonra irtibat kesilmiş. “Allah’tan ümit kesilmez...” diyerek, telefonu kapattığımı hatırlıyorum.

Ardından can dostum, Nedim Kangal aradı. Onlarda Sivas’tan il yönetiminden arkadaşlarıyla yola çıkmışlar ama nereye gişdeceklerini bile bilmiyorlar. İl Başkanının hanımı sürekli arayıp bilgi almaya çalışıyor ama ortalık bilgi kirliliğinden geçilmiyor, ajanslar, tv, internet birbirinden farklı bilgiler geçiyor. Nedim yolda olduğundan sürekli beni arayıp bilgi almaya çalışıyor. Ama ona helikopterin düştüğü yer ya da alanı kesin söylemem bile yarım saati buldu. Aramaya Sivas, Maraş, Yozgat ve Malatya’dan gelen teşkilat mensupları ve Alperenlerde katılmıştı. Hala haber yok. Allah’ım sen büyüksün...

Muhsin Yazıcıoğlu’nun yeri Ülkücü Camia için çok ayrıdır. Herkes Bağbuğun vefatına kadar MHP içinde kalsaydı, onun Genel Beşkanlığını sorgulayacak kimse çıkmayacağını bilir. Ülkücü yürek için bir meşale diyebiliriz. Siz bakmayın siyaset bölmüş gibi görünsede, hiçbir ülkücünün yüreği, Muhsin Yazıcıoğlu ismini duyduğunda kıpırdamadan, saygı duymadan çarpmaz.

22 Temmuz 2007 seçimlerinde İstanbul’dan seçilen MHP milletvekili Mehmet Cihat Özönder, yemin töreni için havaalanından Ankara merkeze gelirken trafik kazası geçirmiş ve vefat etmişti. Kocatepe Camii’ndeki cenaze namazına katılmıştım. Caminin iç avlusunda imamı dinleyerek, namazı bekleyen binlerce Ülkücü ve partili gibi sessizce oturuyorduk. O sırada Muhsin Yazıcıoğlu ve yanında 10-12 civan Alperen yan kapıdan iç avluya girdi. Ağır adımlarla, vakur, Muhsin Başkan önde, ülkücü delikanlılar ardında avlunun boş olan yerinde oturuncaya kadar, o ülkücü başların nasıl, özlemle, saygıyla, hasretle çevrilip, bu adam gibi adam lidere baktığını, gözlerindeki ışığı görmenizi isterdim. Sanki kalplerinin yarısını Yazıcıoğlu’nun sırtına yüklemiş bir kalabalık.

Ankara’ya gelene kadar bir kere elini sıkmıştım. Sonra bulunduğum sektör ve diğer bazı sebeplerle görüştük. 2007 seçimlerinde kampanyasına (Sivas Bağımsız Milletvekili Adaylığı) destek verdik. Seçimden sonra teşekür için gelme zahmetinde bulunup, mütevaziliği ile bizi utandırdı. Ropörtaj söz aldım sonra yaptık ve sizlerle paylaştım;

1.-Bölüm:
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-i-blm.html

2.-Bölüm:
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-ii.html

3.-Bölüm:
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/bbp-lideri-muhsin-yazcolu-rportaj-iii.html

İrtibatımız kopmadı. mecliste en çalışkan milletvekillerinden birisiydi. Öğrenci affı için tek başına uğraştı ve meclisi ikna edip, kabul ettirdi. Kamu Personelini, 4/B statüdeki sözleşmeliler için koordineli hazırladığımız onlarca kanun tekliflerini Millet Meclisinde dile getirdi, sundu.
Özellikle Büyük Birlik Partisi Genel İdare ve Genel Bşk. sekreteri Başak Karsak ile sağolsunlar sürekli bizi bilgilendirdi. Hatta 25 Ocak’ta Torbalı ziyareti öncesi Başak Hanım aramış ve katılmam ricasında bulunmuştu. Çok istemiştim ama o tarihte İstanbulda bir görüşmede olmam gerekiyordu ve bir kez ertelemiştik. Keşke 2. Kez erteleyip, bir yolculuk yaşasaydım kendisiyle birlikte...

Büyük Birlik Partisi Torbalı İlçe Başkanı Zülküf Güldoğan ve BBP Sivas Belediye Mec. Üyesi Nedim Kangal’ın selamlarını kendisine arz ederken, Muhsin Başkanın selamlarını onlara ilettim. Allah ülkücü camiaya sabırlar versin...

Not
; Yerel Seçim gündemi konusunda söyleyecek tek şey, proje ve planı olmayanlar, 5 yıllık çalışmalarını anlatmaları birinci turda bitenler, kendilerine başkalarının plan ve projelerini eleştirme misyonu yükleyerek, meşgale bulmuşlar. Nede olsa uzatmaları oynuyorlar. En azından top çevirme hakları var. Seyircilerin ıslık ve tam tamlarına kulak tıkayarak...


Cenk SARIGÖL

24 Mart 2009

CHP’li Olsaydık!

İzmir - Torbalı Torbalı Mah. Tren Garı CHP’li Olsaydık!
Eğer sol düşüncede bilinçli bir seçmen olsaydım sol ve sosyalist iklimde şemsiye ile dolaşan, hiç ıslanmamış CHP’ye kesinlikle oy vermezdim. Bilinçi çıkarıp, “Babam, dedem CHP’li, (benim pek kafa basmaz! Tarla takka gibi buda bana miras genetik kaldı) bende oraya oy veririm.” diyenlerdenseniz. Sandıkta gene CHP’ye (özellikle Deniz Baykal’a) yönetim revizyonu sağlamak adına rey kullanmazdım. Bu seçim bırakın en ufak bir CHP oylarının yükselmesini yerinde saysa bile Deniz Baykal bunu yine kılıfına uydurup, başarı diye piyasaya sürecektir. Bu durumda koltuğunu terketmemek için kendince güçlü ergümanları olacaktır. Düşünün 1938 doğumlu Deniz Baykal, CHP’nin başında kalmaya devam edecek. Rakip siyasi liderler için bulunmaz hint kumaşı, en ideal rakip, yarışmaya doyamadıkları kişi olan Baykal, kendi partilileri için artık taşınamaz bir lider konumuna gelmiştir. Türk Demokrasisi için ise tam bir fiyasko olarak, özgürlüklerin, demokrasinin, sivil anayasanın karşısında durmaktadır.

CHP dışlındaki partililere sorsanız, “Deniz Baykal CHP’nin başında durmaya devam etsin mi?” sorusunu eminim ki “dursun, kalsın” diyenlerin oranı CHP’liler dışındakilerde daha yüksek olur. Biraz geleçek üzerine düşünün, 2012 yılında Genel Seçimler yapılacak. Deniz Baykal, 75 yaşındadır artık. Çok çok iyi niyetli, hayali olarak, Türk Seçmenlerin 75 yaşındaki Baykal’a oy vererek, iktidar olmasını istediler! 75 yaşındaki Deniz Baykal, 5 senede iktidarda Başbakan (hiç erişemediği makam) olacak! Kaç yaşlarında ülkeyi yönetmek istiyor? 75, 76 , 77, 78, 79, 80... Alın size ikinci Bülent Ecevit faciası! 2012 yılı geldiğinde sandığa giden seçmen bunu düşünmeden mi oy kullanacak? Düşünürse oy verme ihtimali var mı? Asla olmayacak şey değil mi?

Bu durumda gerçekten CHP’nin iktidar olmasını arzulayan partililer için Deniz Baykal’a yol vermenin en iyi yolu nedir? Üstelik bunu Yerel Seçim ile birlikte düşünürsek, nasıl bir metod, yöntem bulmalı ki seçim sonucu Baykal’ın genel kongrede düşürme hayali kurmadan istifası gelmeli? *Basit! Belediye başkan adayını beğeniyorsanız ona yine oy vereceksiniz. Ama özellikle İl Genel Meclis Adaylarını görmezden geleceksiniz! Zira yerel seçimde aday önemlidir. Projeler ömenlidir. Adayın, sempatikliği, karizması, insanlarla iletişimi, yakınlığı oy dağılımını ciddi etkiler. Bakarsınız yılların partilisi rakip partinin adayına oy vermiş. Onu kendine yakın, başarılı olacak diye öngörmüş. Buna karşın İl Genel Meclis Adaylarına verilen oylar partilere verilir. Aslında buradada bir bilinç oluşması gerekirken yapılan araştırmalarda İl Genele verilen oyların %88 oranla partilere verildiği tespiti ortadadır.

CHP seçmeni sandıkta uygun gördüğü adaya oy verirken, İl Genel Meclisinde oylarını isterlerse boş kullanarak, partisinin yönetimine olan değişim isteğini ve eleştirilerini en somut şekilde sergileyebilir. Bu durumda adayların oyu yüksek çıkarken, İl Genelde yaşanacak düşük oy, partinin başarısızlık hanesine yansıyacaktır.Aslında İl genel meclisleri önümüzde 10 yıl muazzam önemli bir konuma yükseliyor. Bütçeleri neredeyse 12 kat arttırıldı. Yerel, yerinde yönetim prensibiyle çıkan Büyükşehir Kanunu uyarınca bu bütçe 10 yıl il genel meclisleri tarafından yönetilecek. Daha sonra ise belediye yönetimlerine devredilecek.

Ben isterdim ki, Torbalıda tüm partilerin İl Genel Meclis Adaylarının en az ilk 3’ü üniversite mezunu olsunlar. Çünkü, belediyeyi almaya kilitlenen ilçe teşkilatları İl Genel Meclislerine yeterince önem vermiyor. Adayların Üniversite mezunu olması İl Genel Meclisi ve komisyonlarında önemli görevler almalarına olanak sağlıyor. Hatırlayacağınız gibi Akp İl Genel Meclis Üyesi (şimdide aday) Mahmut Öztaş, partisinin meclis çoğunluğu olmamasına rağmen komisyon başkanlığı yaptı. Aynı şekilde CHP'li Ufuk Yörük daha sonra istifa etsede hem kendisi hemde yerine gelen Faik Üstünol çok önemli görevlerde bulundu. Her ikisininde ortak özelliği üniversite mezunu olmalarıdır. Eğer ilçemizden İl Genele gönderdiğimiz yada seçileceklerin 5’ide üniversite mezunu olabilse İzmir İl Genel Meclisinde çok ciddi bir Torbalı ağırlığı ve etkinliği oluşurdu.

Bu yüzden ben şahsen değerli arkadaşım Cumhur Eren’in (MHP İL Genel Meclis Adayı) bu özellikleri taşıyan birisi olarak, İzmir İl Genel Meclisinde Torbalı’yı temsil etmesini çok isterdim. Gençliği, birikimi, eğitimi ve duruşuyla çok iyi hizmetler çıkaracağınada eminim. Aslında MHP 2004de Behçet Çınarlı İl Genel Meclis oyunu %10 arttırması durumunda 1 adayını meclise gönderebilir. Bu durumda Akp-3, CHP ve MHP birer üye çıkarmış olur.

Torbalıda Mevcut Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur ve yandaşlarının gerginlikleri artıyor. Sonuç yaklaştıkça ve belirginleşmeye başladıkça bunlar kaçınılmaz! Bunun sinyallerini, Ayrancılarda CHP giydirmeli araç şoförünün Bakan Mehmet Aydın’a Torbalı Kaymakamı Zeki Arslan’ın yanında laf atarak, kalabalığı provoke çabalşarında, komşusunun siyasi tercihi ile astığı Akp flamasını yakmaya kalkan Torbalı Belediye zabıtası, Alpkentte balkonuna Akp flaması asan kadına atılan taşlarda gördük. Bunlara gerek varmıydı? Dün olanlara gerek var mı? Seçi,mden sonrada bu insanlar birlikte yaşayıp, yüz yüze bakmayacaklar mı? Gene komşu, müşteri, esnaf olmayacaklar mı? Lütfen herkes sakin olsun bu demokratik bir yarış ve nihayetinde sandığa oy atmaktan ibaret. Kalp kırmaya, garez çıkarmaya, insan incitmeye, şiddeti seçmeye gerek yok. Bu gerginliği bende bana gelen maillerden görebiliyorum.
http://cenksarigol.blogspot.com/ adresindeki yazılarımıza gelen yorumlarda, konuştuklarımın aktardıklarından öğreniyoruz.

*CHP’nin İl Genel Meclis oyunu yani parti oyunu düşürerek, Deniz Baykal’dan kurtulma ihtimalini görerek bana aktaran bir beldemizde oturup, bana ismini yazmamam şartıyla aktaran yılların CHP’lisi abimize teşekür ederim. Ben bunun Torbalıda daha çok belirgin olacağına, İl Genel Meclis oyunun Ramazan İsmail Uygur’a verilen oyun çok altında kalacağına inanıyorum. Zaten Torbalı CHP’liler Deniz Baykal’a Ramazan İsmail Uygur’un adaylığını katanpereye getirmeye çalışmasından dolayı kızgınlarmış. Hatta Ramazan İsmail Uygur bile seçim giydirmeli araçlarına Deniz Baykal resmini neden koymadı? İstanbulda CHP’nin seçim afişlerinde ve propoganda çalışmalarında Deniz Baykal’ın kullanılmama sebebi neden?


Cenk SARIGÖL

23 Mart 2009

Torbalı Yerel Seçim Anketi (BUPAR)

Yerel Seçim Anketi (BUPAR)

Kamuoyu araştırma kuruluşu BUPAR, Torbalı Belediye Başkanlığı seçimleri için bir anket yayınladı. Anket, kamuoyu araştırmalarında "en sağlıklı" yöntem olarak nitelendirilen "yüz yüze anket yöntemi" kullanılarak uygulandı.
Anket, AK Parti adayı Mahmut Atilla Kaya’nın açık ara önde olduğunu ortaya koyuyor. İşte Torbalı merkezi ve beldelerde yapılan son anketin sonucu.
2 bin kişi üzerinde yapıldı.

Araştırma Torbalı Belediyesi sınırlarında yer alan Torbalı merkez mahalleleri, Ayrancılar, Çaybaşı, Subaşı, Yazıbaşı, Pancar ve Karakuyu beldelerinde farklı sosyo–ekonomik ve sosyo–demografik gruba mensup kişilerden, yaş, cinsiyet ve mahalle kotalarına göre tesadüfi yöntemle seçilmiş 2.000 kişi ile görüşülerek gerçekleştirildi. Yapılan bu araştırmada 0,95 güvenlik sınırları içinde, hata payının +/- % 1,63 olarak görüldüğü açıklandı.

AK Parti adayı fark attı

BUPAR’ın anketinde AK Parti adayı Mahmut Atilla Kaya yüzde 44,2’lik oy oranı ile ilk sırada çıktı. Ankette CHP adayı Ramazan İsmail Uygur yüzde 33,6 ile ikinci sırada yer buldu. MHP adayı Zerrin Çalışkan Yöndem yüzde 5,8′lik oy oranı ile sıralamada üçüncü olurken, DTP adayı Celal Temel yüzde 3,9’luk bir oy oranına sahip oldu. Diğer partilerin yüzde 3,3’lük bir oy aranı aldığı ankette kararsızlar ise yüzde 9,2’lik bir oranda çıktı.


22 Mart 2009

Genel Güdümlü Yerel Seçim

Genel Güdümlü Yerel Seçim
Yerel Seçim önce muhalefet tarafından genel seçim havasına sokuldu. Bunun üstüne iktidar partisi balıklama (yok BALIKLAMA başka partiye aitti) atladı. Görünen o ki bu işten Akp fazlasıyla avantajlı çıkacak. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,
“Akp % 52 oy almazsa, oylarını 5 puan arttırmazsa başarısız olmuş sayılır” diyerek, kendisinin ikinci parti olacağını ilan etmiştir. Bir siyasi parti liderinin böyle bir açıklama yapması acizliğinin, düşkünlüğünün, çaresizliğinin göstergesidir. Rakip siyasi partinin oy oranını ve çıtasını % 52 olarak görmek, geriye kalan partilerin % 48’i paylaşacaklarını söylemektir. Yazık çok yazık!
Düşünün ki 2009-2010 Futbol sezonu ilk idmanında Fenerbahçespor başkanı Aziz Yıldırım şöyle bir açıklama yapıyor;
“Bu sezon rakibimiz Beşiktaş şampiyonluğu en az 5 puan ile kazanamazsa başarısız sayılır! Bizim ikinciliğimiz garanti..”
düşünün bir spor kulübü başkanı sezon açılışında böyle açıklama yapsa şampiyonluk iddialı bir futbol takımının başında kalabilir mi? Teknik direktör olsa bonservisi eline tutuşturulmaz mı? İşte CHP’de durum budur.

Akp için kıstas 2004 yerel belediye seçimlerinde % 42, il genel meclisinde % 41 aldığı oy oranıdır. Bence bu oranı rahat rahat koruyacaktır. Bunda iktidar partisine ve liderine alternatif muhalefet geliştirilememesi kadar liderlerinin sönük kalmasının payı büyüktür. Evet, bir kesimim kafasında soru işaretleri var. Lakin Akp hükümeti özgürlükler, demokratik açılımlar, Avrupa Birliği süreci, dünya ile bütünleşme, dış politikadaki muazzam ivme sayesinde bu şüpheleri önemli bir kesim için gidermektedir. Tüm bunların aksine muhalefet daha fazla özgürlük, kamu ve anayasal reform isteklerinin karşısında durmaktadır. Statükocu, değişime kapalı, hukuk devletine nazaran kanun devletini önceleyen bir dil kullanıyorlar, eleştirilerini bu yönde serpiştirmekteler.

Elbette iktidar ve muhalefetin dili halk tarafından değerlendiriliyor. Öncelikle muhalefet eleştiri diline Türkiye gerçeklerini ciddi şekilde analiz ederek, halkla ve bu gerçekliklerle paralel ayniyet kazandırmalıdır. Bugün yasa dışı yollarla çıkanlar dâhil yurtdışında (özellikle Avrupa) 10 milyon civarında Türk vatandaşı olduğu tahmin ediliyor. Yani her 7 kişiden neredeyse biri ülke sınırlarımız dışında hayatını idame ettirmektedir. Dolayısı ile 2-3 kuşak ailesi içinde birkaç fert yurtdışında olmayan neredeyse kimse yok. Anadolu Kaplanları diye tanımlanan, TÜSİAD dışında ki orta ölçekli sanayicilerimiz geçen yıl itibari ile 180’in üzerinde ülkeye ihracat yapmış…

Dolayısı ile özellikle AB başta olmak üzere dünya ile uyumlu bir Türkiye’nin karşısındaki siyasi söylemler halkımız tarafından makul karşılanmamaktadır. En basitinden İzmir - Torbalıda ki bir susam işletmesi 3 ülkeye ihracat yapıyor, tekstil fabrikası Avrupa’ya fasonda olsa mal üretiyor. Bu fabrikada çalışan işçide, nakliyesini yapan şoförde AB sürecinin hayati önemini biliyor. Kızı, oğlu, kardeşi, yeğeni, torunları Avrupa ülkesinde çalışanlar sürecin sekteye uğraması durumunda en basitinden telefon fiyatlarının nasıl olacağını hesap edebiliyor.

Aynı şekilde etnik, mezhebi asabiyetleri hassas olan kesimlerde AB sürecinin mensubiyetlerine katkılarını görmekteler. Dinsel özgürlükler, Kürt vatandaşlarımızın dil ve kültürel kimliklerini rahatça ifadeleri bunun göstergesidir. DTP’nin bile son açılımlarla nasıl bir faşist dil tutturduğunu kısmen bunla açıklayabiliriz. Ekonomik sıkışıklık ve işsizlik elbette çok büyük sorun. Dünde sorundu, bugünde artarak devam ediyor. Fakat ‘işsizlik’ üzerinden yaptıkları eleştirilerle iktidarı yıpratacağını düşünen muhalefet oldukça yanılmaktadır. Onların halkın çoğunu cahil görür gibi işsizliğin tek müsebbibi olarak Akp’yi gösterme çabalarının seçmende çok fazla karşılığı yok! Dünyanın nasıl bir iktisadi buhran içinde olduğunu vatandaşımız zaten görüyor. Yazının başında bahsettiğimiz her ailenin yurtdışındaki yakınlarından bu bilgiler geliyor. Bankalar batmış, dünya devi (General Motors) firmalar can çekişiyor, üretimlerini durdurmuşlar, ücretli-ücretsiz işçi çıkaranlar, üretime ara verenler var.
Ülkemize baktığımızda batan banka yok. Pembe tablo çizmeyelim ama üretimin büyük kısmı devam ediyor. Dünyada ekonomik küçülme rakamları ortalama %18’lerde seyrederken bizim %7.5 dolaylarındadır. Tüketimi (869 Türkiye üretim barkrot kodu başlangıçı)
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/cihan-krizine-yerli-mal-869.html yerli üretime kaydırmayı %70 başarabilirsek, küçülmeyi % 9.5’larda durdurabiliriz. 2010 sonunda biteceğine kesin gözüyle bakılan bu dünya krizinden uluslar arası bir aktör olarak Türkiye çıkacaktır.

Bir yanda Türkiye’nin yönünün Rusya, Çin, İran eksenine çekmeye çalışan Er – Gene – Kon oluşumu dururken, tonla silah, mühimmat, ceset, suikast ve planı ortaya saçılmışken, darbecilik heveslileri kol gezerken, halkın ne yönde bir eğilimi olabilir? Akp’nin ANAPlılaşacağı yönünde söylemler pek muteber değildir. Çünkü Akp lideri Recep Tayyip Erdoğan, rahmetli Turgut Özal’ın aksine ve Süleyman Demirel’in, “her fani bu makamı kolay kolay elinin tersiyle itemez” dediği Cumhurbaşkanlığı Koltuğuna oturmayı tercih etmeyerek, aktif siyasete yön vermeyi seçmiştir. Muhakkak ki bir gün Akp düşüşe geçecek, söylemi kalmayacak, iktidarda olması halkla arasındaki kodları soğutacaktır. Bu tüm demokrasilerde siyasi oluşumların başına gelen doğal bir süreçtir. Yoksa tek parti yönetimi değil ki bu, sonuçta herkes iktidar vizesini sandıktan alıyor.

Ben bu seçimde ana muhalefet lideri her ne kadar kendilerini es geçerek, iktidarın öngörülen başarı çıtasını yükseltip, Akp’ye başarısızlık de factosu oluşturmaya kalkıyor. Oysa 36 Osmanlı Padişahının 32’sinden fazla süredir CHP yönetimine damgasını vuran Deniz Baykal, söyleminin kendisi içinde geliştirilerek, bumerang etkisi olabileceğinin farkında değil. Akpde ise kati sürükleyici ve ivme kazandırıcı etkisine rağmen Recep Tayip Erdoğan için parti genel başkan yardımcısı şöyle açıklama yapıyor; “Bu seçimde başarısız olursak, genel başkanımız dahil tüm yönetim kadrosunu tasfiye ederiz...”

Peki aynı demokratik söylem ve cesaret CHP ve MHP için dillendirilebilir mi? Hayır! Öyleyse değişen bir şey yok demektir! O zaman bu seçimden taşları yerinden edecek bir sonuç beklemek gafilliktir.!


Cenk SARIGÖL

21 Mart 2009

Torbalıda Dün Değerlendirmesi ve Seçim

İzmir -Torbalı / Eylül Stadyumunda yapılan Bir !9 MAyıs Gençlik Bayramı Şöleni
Dün Değerlendirmesi ve Seçim
Torbalıda Yerel Seçimin rengi neredeyse belli oldu! Birileri çok kötü rezil olacak hırçınlıkları, taşkınlıkları zaten vardı ama bunun tabana sirayeti bu yüzden. Balkonuna Akp flaması asan Alpkentli kadını taşlama, belediye siyasi fanatik zabıtalarının komşusunun politik tercihiyle astığı flamayı yakma ve küfür etmesi, Ayrancılarda şahsi arabasını partisine kiralayan ve yevmiye ile şoförlük yapanların bakanın arkasındaki Torbalı Akpartilileri provoke çabaları her bu sebeplerde aranmalıdır.

Bir dönem için seçilmek istediğini söyleyenlere sözleri haftaya bugün yalatılmış olacaktır. 2004 seçim beyannamelerinde ortaya koymadıkları sandık şimdi halkın önüne gelmiştir. Yeni seçim beyannamelerindekilere nasıl inansın millet? Eskisini yerine getirmemişsin ki yenisini vaaz ediyorsun. Sonra rakiplerinin projelerini “olmayacak şeyler” diye nitelerlerken aklıma o klişe laf geldi, “kişi kendinden bilir”

Türkiyede olduğu gibi Torbalı CHP’nin heyecanı yok! İş bu kez çok zor. Sağda bir parti (DYP - DP) erimiş, eski adayı Akp meclis üyesi (Mehmet Hasan Karatoklu) olmuş. Eski İzmir caddesi üzerindeki kafeleri yıkmışlar, sonra yenilerini istediklerine vermişler. Devlet demiryollarından 11 yıldır kira ve belediye ruhsatı ile işleten kişilerin yerleri eften püften sebeplerle başlarına yıkılmış. Çamlık içinde her büfe yıkıldı. Ama hami olduklarının yeri milletin milyonları ile tekrar yıkılıp yapılarak aynı kişiye hamsi tava edilmiş. Ya hazır yıkmışken şu hastaneyi düğünlerden, eğlencelerden, gürültü ve patırdıdan kurtarabilirlerdi. Ama o zaman nasıl Hami, Abi olunur değil mi? Öncelik sıralamasına bakmaksızın saçma sapan, gereksiz, israf, yatırım önceliğinde son sırada olması gereken Muzaffer Kebapçıgil Koruluğuna Kır Kahvesini hastanenin dibine kurmakta beis görmediler.

Eski Sanayiyi yıkmışlar, yeni meydana UYGUN ve eşlerinin heykellerini dikerek kendilerini ödüllendirmişler! Millet susuzluktan gevlerken, apartman katlarına su çekmekten fıtık olmuş. Bunlar tarlaların ortasına yüzme havuzu yaptı. Eh ancak orda yan parsel sevilen insanlara aitti… Açılışta yarım yamalak yazın son gününe (Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış derler) yetiştirdi gibi yapılıp, açıldı.

Torbalıspor final haftasında tesislerinden, “Ticaret Odası ile ortak Otel yapacağız” gerekçesiyle tesislerden çıkarıldı. Üstelik bundan Ticaret Odası yöneticilerinin haberi bile yoktu. Kulübün kullandığı eski püskü otobüsü çekip aldılar. Kulübün gelir kalemlerini (bana görede haklı gerekçeyle) kesti ama benim gerekçem kumar olurken onlarınki neydi acaba? Sonra karanlık meblağlardan bahsedilen, eşlerinin aracını kullandığı “Metropolisspor” kuruldu. Spor olarak en çok “Deve Güreşi” faaliyeti yaptı. İzmirde başarılı tüm ilçe spor takımlarına maddi destek sağlayan İzmir Büyükşehir ve Aziz Kocaoğlu şampiyon olan İzmir’in en başarılı takımı Torbalıspor'a zırnık koklatmadı. Acaba kimin telkinleriyle? Neden? Akp Torbalı ilçe başkanının kaynı kulüp başkanı! Bunların siyasi partizan ve fanatiklikleri “TORBALILIK” ruhundan çok önde gidiyor.

Popstar olma hevesiyle işi gücü bıraktılar, sms uzmanı oldular! Nikâh kıymaya başkanından CHP meclis üyelerine kadar (bana göre gayri ahlaki bir evlilik için) taa Çeşme’lere yatlara koştular. Niye? Çeşmede belediye başkanı nikah memuru yok muydu? Bildiğim kadarı ile o yat kaptanı bile kıyabilirdi nikahı… Belediye’den gelir gelmez 200’e yakın işçi çıkarıldı. Hadi onları maliyet düşündün çıkardın. O zaman yerlerine neden partizanlarını ve başka bir partinin adamının adamlarını doldurdu? 2004 seçimlerinde Torbalı CHP Subaşı Beldesi Başkan Adayı Hamit Küçük gibi Torbalı Belediyesine tescilli partililerini kadrolamaktan bile imtina etmediler. Sendikalı işçileri kapıların önüne koydular. Mahkemede haksız çıktılar. şehriçi dolmuşçularla olan davayıda kaybettiler. Her iki Mahkeme kararlarını uygulamadılar sonra bizim paramızla ceza ödediler. Koltuğa oturur oturmaz sendikalı işçileri kapının önüne koyanlar, Seçime bir yıl kala ise pişkin pişkin kendi kadroladıklarına sendikal hak verdiler.

Bitmiş işe çatı, yarı resmi oda seçimlerinde sandık bekçiliği, kamu malını personele kullandırarak, çıkar sağlamak bu dönemde bol bol görüldü. Eski çırçır fabrikaların şişe dipleri arandı. Sirozdan görev yapamaz hale geldiler. Havaalanlarında kimileri uçaklara alınmadı promil yüksekliğinden. İlçeye gelmiş sanatçılara şişe fırlatma, küfür, racon kesme, muhaliflerin yakınlarının yerlerini kamulaştırmaya kalkma, kapalı marangoz atölyesine “gürültü kirliliği” cezası kesmek. Meclis üyesi yakını bazılarının uzaktan çalışma yöntemiyle belediye çalışanı olması… Gül gibi geçinmeler. Belde Belediyesinin 3 liraya diktiği ağaçların daha küçüğünü 10 liraya ihale etmek.
Aklıma bir çırpıda gelenler bunlar ve bunun adı da Sosyal Demokrat Belediyecilik oldu! Yerseniz…

Biliyorum seçim tahminimi merak ediyorsunuz. Mailler, telefonlar… ama 27 Şubat 2009 tarihinde yazmıştık.
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/torbal-ticaret-odasnda-yeni-donem.html
“Bence 56 bin civarında oy kullanılır. Kazanacak parti ve adayın adı “A” harfiyle başlıyor! En az 3500 oy fark bekliyorum. Bakalım göreceğiz. Siz unutsanız bile ben size nasılsa hatırlatırım.”

Bu işin profesyoneli Ertan Ünver 16 Mart 2009 tarihli köşesinde bizim öngörümüze paralel bir değerlendirme yapmış;
“Onun için fazla pompalamayın, şu ara 3500- 5350 arasındaki farkın daha da artmasana sebebiyet vermeyin. Ve 1999’da baraj altında kalındığı zaman yaptığınız gibi, bu sonucu da benden bilmeyin…”

Sayın Ünver ‘pompalamak’ derken hava gazı pompalamaktan bahsediyor olmalı! Bende bunca püfür püfür esinti nerden geliyor diyordum.


Cenk SARIGÖL

16 Mart 2009

Çöp Torba(lı)sı

İzmir -Torbalı Aslanlar Köyü KuzeyÇöp Torba(lı)sı

İzmir Büyükşehir Belediyesinin, Torbalı ilçemize hizmet olarak, en az 18 ilçenin çöpünü yığma girişimi gündeme bomba gibi düştü. 1500 dönüm üzerine günde tahmini ortalama 2500 üzerinde kamyonla İzmir’in çöpünü ilçemize çekecekler. Orman Bölge Müdürlüğünden (Bayındır) yer tahsisi yapılmış, seçim sonunda açın torbanızı! Galiba sosyal demokrat belediyemizin gider ayak bize son hizmeti bu olacak... http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/torbalya-su-veremedik-copluk-verelim.html

Seçime çok az bir zaman kaldı. Değerli seçmenler, ayağınıza gelen tüm parti adaylarından bunu önlemeleri üzerine söz alın. Özellikle Belediye Meclis Üyesi Adaylarının ilk 5 sırasında olan kimi görürseniz yakasına yapışın. Çünkü onlar aynı zamanda İl Belediye Meclisinde bizi temsil etme potansiyeli yüksek siyasetçilerimizdir. İkinci olarak, İlgenel Meclis Üyesi Adaylarından mutlaka, seçildikleri takdirde bu pisliği temizlemek üzerine söz isteyin. Mümkünde yazılı olarak imzalayıp size versinler. Ne işe yarar demeyin... Resmi olarak bir işe yaramaz ama Çöp Torba(lı)sı olmamamız için şerefleri üzerine söz verenleri görmüş olursunuz. Aslanlar, Taşkesik ve Havuzbaşı köy statüsünde oldukları için İl Genel Meclisi Üyelerimizin çabaları etkili olur. Belediye Meclis Üyelerimiz ise bunu ilde yürütecekleri çalışmalarla ret etme yetkisine sahip olacaklardır. Elbette buna Bayındır’dan aynı şekilde seçilen ve ilde halkını temsil edecek siyasetçilerimizde dahildir. Bayındır yeni belediye kanunu ile İzmir Büyükşehire bağlanan ilçelerden. Dolayısı ile Çırpı Beldesi ve Arıkbaşı Köyü (mah.) çöplük olma durumundan çok fazla etkilenecektir.

CHPli Torbalı ve Bayındır Belediyeleri sanırım hiç seslerini çıkarmayacaklardır! Bugüne kadarki gelişmeler için itirazlarını duymadığımıza göre... Çöplük daha çok Torbalı’yı etkilemekle birlikte kısmen Bayındır’ın (Arıkbaşı, Çırpı Beldesi) ve Tire’nin Batısını (Hasköy) etkileyecektir. Selçuk zaten daha uzun vadeli Küçükmenderes Deltası'nda kurulu olduğundan, içme suyu ve yeraltı suları bakımından nasibini alacak! Kısmi ve kısa sürede etkilenecek yerler İzmir’den Torbalı ilçemize yol güzergahında kurulu olan, Ayrancılar ana yol kenarları, Kuşcuburun, Torbakent, Atatürk Sanayi Sitesi olacaktır. Doğrudan ve kısa sürede etkilenecek yerler ise Aslanlar, Taşkesik, Havuzbaşı olacaktır.

Uzun vadede TORBALI İlçemizin doğu ve güneydoğusu yeraltı ve yerüstü sularında ciddi kirlenmeler görülür. Normalde yeni çöplüğe 14 yıl günde ortalama 2500 kamyon çöp çekileceğini tahmin ediliyor. Bu durumda 14 yılda İzmir’in ne kadar kalabalıklaşacağını göz almadan, şimdiki oran üzerinden bir hesaplama yaparsak eğer, 14 yıl sonunda ilçemize 12.775.000 (onikimilyonyediyüzyetmişbeşbin) kamyon çöp yığılmış olacak! Harmandalı çöplüğünün taşınması ile hırsızlık (siz yinede ‘hurdacılık’ anlamayın) olayları artacaktır! Harmandalı İzmirde en fazla adi hızsızlık olaylarının görüldüğü yerlerdendir. Yani evden, balkondan, avludan, arabadan aşırma...şimdi tamda seçim üstü özellikle kısa sürede bu çöp pisliğinin muhatabı olcak, Torbakent, Atatürk Sanayi Esnafı, Mezarlık ve çevresinde oturanlar, Aslanlar, Şehitler, Taşkesik seçmeni çöp pisliği ile muhatap olmadan ayağınıza gelen adaylardan söz alın. Çöplüğün buraya yapılmayacağı, yapılmaması, yaptırmayacakları yönünde sizlere söz versinler. Size konuşup, atıp-tutup gitmelerine müsaade etmeden isteklerinizi sıralayın. Şeref namus sözü isteyin. CHPli hem mevcut Belediye Meclis Üyesi olup, tekrar seçilecek yerde aday olanları ya muhatap almayın ya da hem hesapta sorun, hemde kurulmaması için çalışacakları yönde söz alın.

Bu konuda Avcılar Kulübü üyelerimiz ve olmayan çevreçileimize çok iş düşüyor. Çöp alanı olarak düşünülen bölgeye Orman Bakanlığının 5 yıldır çeşitli sivil toplum kuruluşlarını hatıra ormanı konusunda yönlendiriyor. Akp Torbalı Belediye Başkan Adayı Mahmut Atilla Kaya, Eskiköyiçi mevkiine küçük baraj olarak nitelenecek büyük bir bent projesi sunuyor seçmene... Öyle bir bent ki, hem mesire alanı olarak kullanılabilecek, hemde Aslanlar, Taşkesik, Şehitler, Atalan, Pamukyazı çiftçisine sulama desteği sağlayacak bir proje.

Sosyal Demokrat! Olduğunu iddia eden Belediyeler ise el birliği yapmış! (İzmir, Torbalı, Bayındır) aynı havzaya en az 18 ilçenin çöpünü yığacaklar.

Eğer İzmir BüyükŞehir Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu planı tutarsa 2-3 yıl sonra korkarım, ilçe özelliklerimize şunuda ekleyeceğiz;

-İzmir’in en çok vergi veren ilçesi,
-Vergi tahakkukunun en yüksek olduğu ilçe,
-En fazla göç alan ilçe,
-En hızlı sanayileşen ilçe,
-En fazla II. Abdülhamit Han eserinin olduğı ilçe,
-Türkiye’nin en büyük çöplüğünü barındıran ilçe...


Cenk SARIGÖL

5 Mart 2009

Seçmen Tembelliği

Seçmen Tembelliği

Yerel Seçimlerin yaklaşmasıyla siyasi parti adayları ve ekipleri görücüye çıktı. Adaylar projelerini, vaadlerini sizlere anlatmaya, sunmaya çalışıyor. Elbette çok güzel, faydalı, öncelik sırasını gözeterek açıklanan planlar ve projeler var. Siyasette seçmenin durağan olması sonradan yaptığı yakınmaları etkisiz kılıyor. Sonuçta seçmene kendi hazırladığı, mücavir alan içinde gördüğü aksaklıklara göre geliştirdiği projeleri sunan adaylardır. Seçmenlerin çoğunlukla bu projelerin oluşmasında bir dahli olmadığı gibi seçmen talebi doğrıltusunda şekillendiğide söylenemez. Dolayısı ile adayların projeleri sadece kendilerini bağlayan, kendi inisiyatifleri ile vaad ettikleri hizmet planlarıdır.

Seçmen grupları daha adaylık sürecinde adayların ziyaretlerinde sadece dinlemek yerine, mahalle ve çevresi için gözlemlediği, istediği, eksik gördüğü, belki geliştirdiği projeleri adaylara sunar ve söz alabilir. Bu adaylar seçildikten sonra hem seçmen aldığı sözü takip ettiği gibi hemde seçilmişler üzerinde baskısını devamlı kılar. Aday seçilince şöyle bir düşünce doğuyor; “çok çalıştım. Her seçmenle görüştüm. Kendimi anlattım. Seçmene ulaştım ve başardım” oysa sizin önerilerinize verdiği sözler üzerine gelecek bir başarı böyle düşünmesini engellediği gibi siyasi kariyeri için verdiği sözün arkasında durması gerektiği zihinsel baskısını hep içinde taşıyacaktır.

Seçmen tembelliği yada talepsizliği adayların boşkırda! At koşturması gibi atıp-tutmasına, olmayacak vaadlerde bulunmasına sebep oluyor. Seçmenden gelmeyen, kendi geliştirdiği projeleride bir bağış, lütuf gibi algıladığından ağzından çıkanın sorumluluğunu taşıması uzun sürmüyor. Zaten adayın vaadleri için bir emeği olmayan, sözlerinde bağlayıcılığı bulunmayan seçmende işin peşine düşmüyor.
Anlatmaya çalıştığımız bayağı seçmen davranışı değil. Bayağı seçmen için umum yarar ve genel çıkar üzerine adaydan söz almak yerine şahsi menfaat ve çıkarları için adaydan söz alma çabası vardır. Bayağı seçmenin dilinde pelesenk olan söz şudur; “Benim şu kadar .... oy’um var. Bir işaretime bakıyorlar. Ben nereye gelirsem ardımdan gelirler..!” Dolayısıyla Bayağı seçmen için önemli olan bireysel çıkardır. Oğluna iş, eniştesine yardım, amcasına ihale, arsasına imar, dükkanına ruhsat, evine oturma izni, inşaatına altyapı, kızına eş! ister.

Seçmenlerin tembellikten kurtularak, özellikle yerel seçimlere dolaylı, partizan tavır yerine her adaya çevresindeki hizmet kusurlarnı, sosyal ve hayati eksiklikleri içeren dosyalarla çıkmayı bilmelidirler. Bu konuda muhtarlar veya oluşturulacak mahalle komiteleri ile gruplar kurulabilir. Bu grup temsilcileri adayları davet ederek, onların genel vaadlerini dinlemek yerine aktif seçmen olarak, kendi eksiklikleri ve hazırladıkları dosyalar için söz almaları yerinde olacaktır. Bilinçli seçmen için bu davranışı adaylar üzerinde ciddi baskı oluşturacaktır. Bu tip kendi partilileri dışında grup ve topluluk davetlerini hiçbir aday geri çeviremez. “sizi dinlemek, yakından tanımak, yerel yönetim sıkıntı ve beklentilerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz” diye gelecek, hazır topluluk davetleri adaylar için koşarak gidilecek yerlerdir. Önemli olan sizin apartman, site ve mahalle sakinlerinden en az 50 seçmeni bir araya getirebilmenizdir.

Diğer taraftan sadece siyasi partilerin hareketlerini ve adayların istekleriyle savrulan, dahleri olmayan vaadleri dinlerken elleri patlarcasına alkışlayan, her konuşma alanında hazır bulunmayı kendinize vazife bilen biriyseniz eğer korkarım siz seçmen olmaktan önce partizansınız. Toplumsal ve çevre isteklerinize söz veren adayı desteklemeniz elbette çok doğaldır. Seçmen Tembelliğinden kurtularak, adayların karşısına toplu ve toplumsal taleplerle çıkan mahalle, sivil toplum kuruluşu, site sakini, esnaf topluluğu sadece seçimde değil seçimden sonrada hem seçilmiş aday üzerinde etkinliğini sürdürür hemde istekleri üzerinden baskısını diri tutabilir.


Cenk SARIGÖL

4 Mart 2009

Torbalı MHP Belediye Meclis Listesi

Torbalı MHP Belediye Meclis Listesi

Başkan Adayı

Zerrin Çalışkan YÖNDEM

Belediye Meclisi Adayları

  1. NECDET BAŞER
  2. SEDAT BOZKURT
  3. ERKAN CAN
  4. İRFAN SEVİM
  5. MUSTAFA TERZİOĞLU
  6. MESUT ÇANKAYA
  7. SAKİN SÜMER
  8. EMEL ÖZTÜRK
  9. HAMİT SOYTÜRK
  10. FEHİM TUNCELİ
  11. ŞEREF ÇAKICIOĞLU
  12. SELMA VURAL ERYILMAZ
  13. NECİP ATEŞOĞLU
  14. ZAKİR PEHLİVAN
  15. REFİK AYGÜN
  16. RECEP GÜZEL
  17. ERKUT ÖZ
  18. SÜLEYMAN AKGÜMÜŞ
  19. HALİL TÜRKSEVER
  20. LALİZER ÇAKAR
  21. BİLGİN BALIKÇI
  22. ABDURRAHMAN HAVACI
  23. TAYFUN ÇETİN
  24. FİKRET YILDIRIM
  25. RECEP OYMAK
  26. SERDAR KAR
  27. HASAN ŞENER

    İL Genel Meclis Listesi

CUMHUR EREN
HÜSEYİN ÇIRAN
RAMADAN ŞENER
ERTAN TEK

Torbalı DEMOKRAT PARTİ (DP) Meclis Listesi

Torbalı

DEMOKRAT PARTİ

Belediye Meclis Aday Listesi


Arife Türksever
  1. ALİ KAPLAN
  2. İBRAHİM DEMİR
  3. MAHMUT KÖMÜRCÜ
  4. ERDİNÇ DİNÇER
  5. BAHAR UGUR
  6. MEMDUH ÖĞÜNÇ YILMAZ
  7. BURCU DURABAY
  8. LÜTFİ MERİÇ
  9. OSMAN ŞAHAN
  10. DURMUŞ ÇAKALOĞLU
  11. MUSTAFA DURABAY
  12. NERMİN ERGİN
  13. FATMA FİDANBOY
  14. SAADET AKBULUT
  15. SERGÜL E. GENCİMEK
  16. MAHMUT YALÇIN
  17. ABDİ POLAT
  18. EMEL KARADUMAN
  19. SELMA ÖZTÜRK
  20. GÜLÇİN DEMİR
  21. AHMET ÖZDEN
  22. ERDAL KÖSE
  23. HALİK TUNA
  24. GÜLSEREN AKŞİT
  25. EMİNE TUTAR
  26. HATİCE ÖZER
  27. NECLA MERİÇ
  28. ÖMER ANDAÇ


    KONTENJAN

    ENGİN KARACA
    SUNAY COŞKUN
    BEDRİYE YAVAŞ

    DP Torbalı İl Genel Meclis Adayları

    K. OLCAY TUFAN
    MUSTAFA AKIN
    MUSTAFA DÖNMEZ
    NEDRET ATILGAN
    ADNAN ÖNCEL

3 Mart 2009

Torbalı CHP Meclis Listesi

Torbalı CHP Belediye Meclisi Listesi

1. UFUK YÖRÜK
2. ERKAN ZEYLAN
3. SEFER İPEKLİ
4. ÖNDER DEVECİ
5. HAMİT CÖMERT
6. OSMAN SARGIN
7. MEHMET KURT
8. YALÇIN EFE
9. KERİM ÖZLÜ
10. GÜLGÜN YILMAZ
11. SABRİ GİRGİN
12. KAZIM ÇELİMLİ
13. EMİN BARDAKÇI
14. YILDIZ SİVRİKAYA
15. HALİL GÜLCÜ
16. NURETTİN GÜNDOĞDU
17. EYÜP AYATA
18. MUZAFFER YILDIRIMER
19. ŞAHİN ÇOK
20. BAHAR KARATAŞ
21. RAMAZAN ÇAKAN
22. ŞENGÜL KARAASLAN
23. DAİMİ DOĞAN
24. SERHAT ALKIN
25. ZELİHA ÇALAN
26. ONUR TOPLU
27. ALİ MEYDAN
28. TURHAN TUNCER

Kontenjanlar;

İBRAHİM CİNKILIÇ
ÖMER ŞENTÜRK
DR. MEHMET EMİRD