İzmir AKP MHP CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir AKP MHP CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2009

Yerel Gazete

İzmir -Torbalı Tren İstasyonu'nun eski hali ve Torbalılılar Yerel Tahmin ve Gazete
Armağan Kars Hocamın gerek 25 Mart gerekse 06 Nisan tarihlerinde bahsettiği ve kendisine Yerel konularda yazması tavsiyesinde bulunan ‘Dost’ benim. Hocamla her ikimiz için faydalı olduğunu düşündüğüm çok uzun yazışmalarımız olur. Düşünme, değerlendirme, yazma ve okuma katsayımızın hakkını veririz. Yerel konuda yazma tavsiyesi öyle birden çıkmadı. Hocam bana Akp’nin bir Elazığ milletvekilinin seçim bölgesindeki bir ilçe başkanına ettiği küfürleri hem köşesinde yazmış hemde benim fikrimi sormuştu. Torbalı Ticaret Odası seçimleri daha yapılmamıştı. Kendisine, “Hocam Elazığ, Torbalıya nerdeyse 900 km. Siz küfür yazmak ve yorumlamak isterseniz, ilçenin tepesindeki birisinin düne kadar abi dedği şimdi rakip listede olan partilisine nasıl ana-avrat düz gittiğini, ilçenin en eski gazetecilerinden birisine eski Jandarma komutanı ve ekibi oradayken zil zurna sarhoş nasıl ağza alınmayacak küfürler savurduğunu yazın onu yorumlayayım” dedim.
(Burada küfür eden, edilenleri yer belirterek açıkladım)

Kendim yazmadım çünkü terbiyesizliği yapanı ifşa etmek için küfür edilenlerin onurunu kıramazdım. Mademki Hocam yazmış ve yorum istiyordu bunlarıda pekala yazabilirdi...

Seçim Sonuçu tahmin etme geleneği yazılı basınımızda bir gelenektir. Hiç yazmayan gazeteciler bile arkadaşları arasında bu tip tahmin notları saklar. Bende tahminde bulundum. Bulunduğum tarihte (seçimden 1 ay önce) gazeteye yazdım. Seçime 5 gün kala yazdığım yazımı ise Rahmetli Büyük Birlik Partisi merhum genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı nedeniyle gazetede sizlerle paylaşma imkanım olmadı. Sadece
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/temenni-olmayan-gercekler.html blog saygfamda yayınlama imkanım oldu. 36 kişilik arkadaş grubumuzda seçimden 2 gün önce yaptığımız tahmin çetvelinde ben sonuça en yakın tahmini yapan üçüncü kişi oldum. (bu arkadaşlar içinde hocamın başka öğrencileride var) ilgili yazımda tek yanıldığım Akp ve CHP oldu. CHPde 3-4 puan yükselme beklerken olmadı. Akp için bir düşüş beklemiyordum. Sizlere o gazetede yer bulamayan, blog yazımdan bazı bölümleri paylaşmak isterim;
“-Bu seçimin kazananı MHP olacaktır. MHP’nin 2007 genel seçimlerinde aldığı oy oranını %3-4 arası arttıracağını (%17-18) umuyorum.

-2004 yılı 03 kasım yerel seçimlerinde %43 dolayında oy alan Akp’nin il genel meclisi oyu %41 civarındaydı. Bu seçim Akp için 2004 yerel seçimlerinde aldığı oyları muhafaza etmesi büyük başarı sayılacak. Yani arttırmasından ziyade koruması bile önemli bir başarı olarak hanesine kaydedilebilir.

-CHP ise yine %20-22 aralığında seyreder ki arttırması durumunda bu İstanbulda (Türkiye’nin neredeyse 4/1’inin orada yaşadığını unutmayalım) Akp ile arasındaki farkı kapatmasından yani İstanbulda oylarının yükselmesi ile Türkiye Geneli oy oranı %3-4 yukarı doğru (26-27) olacaktır. İzmir’i söylemeye gerek görmüyorum çünkü kaybetme ihtimali yok diyebiliriz. İzmirde MHP %10’u göremez. Akp ise %30-32 arasında kalır. CHP’nin %46’nın üstüne çıkması doğrusu beni şaşırtmaz.

-Saadet Partisi öyle Doğan Medyasının şişirdiği gibi yükselmez. En fazla alacağı %4-5 aralığındadır.

-DTP’nin %5-6 aralığında oy almasını bekliyorum. Diyarbakır’ı kaybetmesi söz konusu bile değil. Diğer yandan Van’ı alabileceğini ordan görüştüğüm arkadaşlarım ısrarla belirtiyorlar. Buna karşılık 2004’de aday çıkaramadığı yada bir sebepten yetiştiremediği Batman’ı alma ihtimali var.”

Yerel Gazetede yazan yerel yazarım. Yazılarımın %90’ı 2.5 yıldır ilçe dışında olmama rağmen Torbalı konularıdır.
Hocam, “Bense Türkiye genelinin Torbalı yerelinden, özünde çok farklı olmadığından hareketle, Torbalı seçimlerine ve yalnızca buradaki adaylara takılıp kalmak yerine ülke geneline ayna tutmaya çalıştım. Burada olup biteni burada yaşayanlar zaten biliyor.” Diyor ve yazıyor. Hakkıdır. Kimsenin ne yazacağına karışma hakkımız yok. Bu konuda düşüncelerimiz farklı olsada...

Aslında yerel gazete orada olanları, orada yaşayanlara duyurmak için çıkıyor. Yani sizin bildiğinizi aslında köyde, beldede, kenar mahallede oturanlar çoğu zaman bilmiyor ve gazeteden öğreniyor. Ülkenin genel konu ve siyasetlerini ise bizden çok daha kıdemli, donanımlı, duyargaları açık ve geniş ulusal yazarlarımız, ulusal gazete ve tv.lerde yorumluyor, değerlendiriyor. Yeni Asır, Sabah vb. ilçeyle ilgili sadece bir habere geniş yer verince neden tükeniyor acaba bayilerde? Yerel gazeteler ilçeden, çevreden haber verdiği için abonesi oluyor. Yoksa ne gerek var muhabire? Ol iki ajansa abone, çek haberi, doldur sayfaları, tamam. Ulusal yazarlardanda iki köşe çek, üstelik onların yazdıklarını karar mercilerinde oturanlar okuyor ve etkileme – etkilenme şansları var. Ben Torbalıda genel siyaset üzerine özgün fikirler versemde diğeri sadece (bana göre) “maymuna bak” demektir!

Yerel yazar olarak ben yazdığım ilçenin sorunlarını aktarmalıyım ki bu ilçede onu düzeltebilecek yetkililer gereğini yapsınlar. Nitekim böyle kaç olay hatırlıyorum. Mesela özürlü bir öğrenciye yurt verilmediği için eski kaymakamın yardımını, bir sokağımızda su patlağını yazdığımda ertesi günü belediye ekiplerinin onardığını, yanlış dikilen heykeli yazınca kaldırıldığını, esnafın kaldırımları kendi malı gibi kullanmasını eleştirince belediyenin düzenleme getirdiğini... Ama kaç kere Akp’nin ekonomi polkitikaları içinde “cari açık” dengesini
http://cenksarigol.blogspot.com/2007/09/demokrasi-iin-iimizdekiler.html tutturamamasını, 869 barkrot koduytla başlayan yerli üretim malları kullanımını teşfik etmesi gerektiğini yazmama http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/cihan-krizine-yerli-mal-869.html rağmen birşey değişmedi.

Hocam birde Akp’nin Anaplaşmasından bahsediyor. Elbette birgün Akp iktidardan gidecek. Oyunun azalması onun Anaplaşmasına delil midir? Türk Siyasi tarihinde “iktidarda olmasına rağmen girdiği 3 seçimden ard arda oyunu yükselterek çıkan başka parti yok” gerçeğini acaba Akp, Anap’ı geçmiş dememize yeter mi? Yoksa çuvallamış mı oluruz? Ama siz seçimi hala bir hizmet başarısının getirdiğini savunup, görmek istiyorsanız eyvallah... Lakin bir arkadaşta bana MHP’nin Torbalıda %18 oy oranı nasıl %3.7’ye düştü, İzmirde %8’i geçemediğini izah ederse berhudar olacağım. Yerel seçimde polite seçmen davranışı, adayları değil partileri öne çıkarır. Sonuç ilk genel seçimde görülür.


Cenk SARIGÖL

29 Mart 2008

Merkez Medya ve MHP

Her ne kadar milleti büsbütün balık hafızalı zanneden DOĞAN Grubu dışı kalemşörlere ve Emin Çölaşan’a göre Aydın Doğan sahipli medya AKP iktidarına her daim ve fırsatta desteklediği yalanı söylensede durum öyle değildir. Bazı özelleştirme ihaleleri öncesi müthiş övgüler ve bazı ihaleler sonrası yersiz yermeleri saymazsak kazın ayağı öyle değil. 22 Temmuz Genel Seçimleri öncesi DYP+Anap ve CHP+DSP seçim ittifakı yada birleşmesi yönünde nasıl baskı yapıldığı, yapay gündemler oluşturulduğunu biliyoruz. Merkez sağ da umduğunu bulamayan derin medya, merkez solda en azından seçim ittifakında başarılı oldu. Merkez sağdaki yokoluş karşısında hemen devreye B planı sokuldu! “sağcıysan MHP’ye solcu isen CHP’ye oy ver” nerdeyse tüm seçmene ezberletilerek, yönlendirilmeye çalışıldı.

Erzurum’da ip atma hadisesi ve şehit cenazelerinde çıkarılan siyasi bulaşıklık olmasa MHP’nin daha fazla oy alacağını düşünüyorum. Ne yazıkki şehit cenazelerinde yapılan taşkınlıklar tamamen MHP Gençliğine yamanmaya çalışıldı. Örneğin: Manisa’da bir şehit cenazesinde protestoyu meclis başkanı Bülent Arınç’a hakarete vardıran kitlenin, polis kamera görüntüleriyle tespit edilip, mahkemeye çıkarıldıklarında görüldüki bunlar İzmir CHP Gençlik Kolları mensuplarıydı. Üstelik şehidin cenaze törenine İzmir Büyükşehir Bld. Araçları ile getirilmişlerdi. O günlerde İlhan Selçuk ve Hıncal Uluç gibi kişiler için MHP köşelerine sığmıyordu. MHP’yi medya ve köşe yazıları ile kategorize, kanileze edeceklerini sandılar. Devlet Bahçeli’yi Ortadoğu Gazetesinden takip edenler bilir, genel seçim öncesi Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tutumlarından dolayı CHP ve o zamanın merkez sağ partileri DYP ve Anap’a ağır eleştiriler yöneltmişti.

2007 Genel Seçimleri sonrası gerek Cumhurbaşkanlığı meselesinin aşılmasında, gerekse ülkenin hukuksuzluğa kaymasını önlemek adına sorumlu, devlet ahlakına yakışan bir tutumla, bence kendi hatasını (A. N. Sezer’in seçilmesi) telafi etti. Zaten siyaset aklının gereği buydu. Yapılan anketler AKP seçmeninin %25’lik kesiminin ikinci tercihinin MHP olacağı yönünde sonuçlar vermiş. Başörtüsü krizi bir turnaSOL kağıdı gibi işlevi gördü. AKP ile çatıştırılarak ortaya çıkacak durumdan nemalanmayı, umanlar yanıldı. MHP bu oyuna gelmedi. Şimdi bir iddiam var: “Bugün seçim olsa Milliyetçi Hareket Partisi ana muhalefettir.

CHP delege ve üyeleri tarafından, kendi memleketinde “Faşist Baykal” diye yuhalanan, ana muhalefet lideri ve partisinin oyunu arttırdığını düşünen varsa beri gelsin! Merhum Bülent Ecevit tarafından sık sık dile getirilen NATO hediyesi Kontra-Gerilla diğer ismi ile Gladio çökertiliyor ama ana muhalefette hiç tık yok. Varsa yoksa başörtüsü... Çankayada Türban olurmuymuş? Ya kardeşim bırakın başörtüsü, Türbanı Çankaya ve Cumhurbaşkanlığı makamında çarşaf vardı. Hemde üzerine atarak, yasaklamaya çalıştığınız Gazi Mustafa Kemal ve zevceleri ...

Hınçal Uluç ve İlhan Selçuk MHP’ye desteklerini çekmişler, şimdilerde hakaret olarak algılanabilecek şeyler yazıyorlar. Hani bizim kamyoncular karasörlerin arkalarına özlü sözler yazarlar. Geçende denk geldi aynen şöyleydi: “Duanla yaşamıyorum ki, bedduanla öleyim!Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD), üniversitelerde türbanın serbest bırakılması konusunda Ak Parti ile birlikte hareket eden MHP’yi protesto etmek için MHP Genel Merkezi’nin önüne siyah çelenk bırakıp MHP’yi kınayan bir bildiri dağıtmak isteyince partililer, emekli paşalara “Sayın komutanlarımız bu çelengin yeri burası değil, DTP ve PKK olmalıydı. Meraklanmayın biz cumhuriyete sahip çıkarız” diye tepki göstermişti. Haberde bu olay ana hatlarıyla böyle verilmiş. Ancak manşet ve haberde kullanılan fotoğraf, haberin bu anlatımından oldukça farklı ve manipüle ediciydi. İlk sayfada verilen algı, azgın ve kavgacı milliyetçilerin askerlere saldırdığı yönünde. Haberin sunum sekli, amacını da ele veriyor. Zira haberin ilk cümlesi “Türban, MHP’nin askerle arasını açtı...” şeklinde.

Haberde MHP’nin askerle çatışma psikolojisi oluşturarak, MHP’nin ordu içinde “ötelenen” bir parti konumuna düştüğü yansıtılmaya çalışılıyordu. Birkaç gün sonra TESUD bir açıklama yaptı. Fakat bu bildiri “Ülkücüler Paşa Kovaladı” yalanı kadar yankı uyandırmadı. TESUD, MHP Genel Merkezi önünde hiçbir mensuplarının sözlü ya da fiziksel saldırıya uğramadığını, sadece koydukları siyah çelengin parçalandığı belirtilmesine rağmen, kamuoyunun aklında “türban için askere bile kafa tutan saldırgan ülkücüler” imajı bırakıldı.

İşin en ilginç tarafı, olaylardan çok değil iki üç gün önce MHP lideri Bahçeli, başörtü desteğinin halka anlatılmasını ve emekli ordu mensuplarını kastederek, milliyetçiler üzerinden populizmyapmalarına müsaade edilmemesini isteyen, genelge ile uyarıda bulunmuştu. Bahçeli, adeta TESUD olayını önceden görmüş gibi provokasyonlara karşı partililerin ve kamuoyunun dikkatini çekmişti.

MHP’de Türban İstifaları”: Şok... Şok... Şok... Flaş... Flaş... Flaş... anonslarıyla verilen haberin de tümüyle yalandan müteşekkil olduğu hemen ortaya çıktı. Zira haberde MHP İzmir - Narlıdere İlçe Bşk. Ahmet Kara’nın ve bazı partililerin istifa ettiği söyleniyordu, oysa MHP İzmir il bşk. Müsavvat Dervişoğlu yaptığı açıklamadaBizim Narlıdere'de ilçe başkanımız, ilçe yönetim kurulumuz ve hatta ilçe başkanlığı binamız bile yoktur.” diyor ve ekliyordu: “Bazı merkezlerden aldıkları talimatlarla MHP’de zaafiyet yaratacaklarını düşünenlere gülmekten başka bir şey yapamayız.” Üstelik, bu haberlerin yalan olduğuna dair açıklamaların bile sümen altı edilmesi, MHP üzerinden yürütülen psikolojik harekatın boyutları hakkında bir fikir verebilir.

Cenk SARIGÖL

10 Temmuz 2007

ADD, Heykel, CHP


ADD, Heykel, CHP


Geçen hafta gazetemizde yer alan Kubilay Kaplan haberi: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Torbalı Şubesi Başkanı Zeynel Bavuk Atatürkçü Düşünce Derneği’nin bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirterek, “Bizim dışımızda gelişen olayların derneğimize kadar lanse edilmesi bizleri çok üzüyor. ‘Sözde Atatürkçü’ şeklindeki nitelendirmelerin kendilerini yıpratamayacağını savunan Bavuk, “Çok hassas bir dönemden geçmekteyiz. Biz dernek olarak bu kritik önemde bile tarafsızlığımızı korumuş olup Atatürk ilke ve devrimlerinin önde gelen mirasçıları olarak özde Atatürkçülüğün gerektirdiği her şeyi kendimize görev bilmiş bulunuyoruz… Özellikle Türkiye’nin seçime gittiği bu dönemde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün adının geçtiği her cümlenin bin kez düşünülüp bir kez konuşulması gerekir. Ulu önderimizi seçim propagandası lehine kullanmaya çalışan herkesi kınıyor ve bu konuda başta Torbalı’da bulunan siyasi parti ilçe başkanları olmak üzere herkesi sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Türkiye’nin bu süreçte en çok sağduyu ve beraberliğe ihtiyacı var.” Şeklinde konuştu.


ADD Bşk. Bavuk, tarafsızlıklarını koruduklarından bahsetmiş. Ve yukarıda yazımın merkezine oturacak koyu yazılan yeri söylemiş. Ya biz başka bir gezegende, ülkede mi yaşıyoruz ne tarafsızlığı? Son yaptığınız mitingler sizin CHP ve DSP tarafı olduğunuzu şafak vaktindeki kabak çiçeği gibi göstermedi mi? Size yakıştırılanlardan kurtulmak için önce dernek başkanınızı değiştirin ya da bir şey söyleyin. ADD Gn. Bşk. Şener Eruygur kim? Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı isimli iki darbe planı ortaya çıkan emekli Paşa… Son yıllarda emekli askerlerin adının karıştığı pek çok olay ortaya çıkarılıyor. Darbe sevdalıları, cephanelikler, bombalama eylemleri, Danıştay saldırıları, adam kaçırma, vs. Son günlerde en çok ismini duyduğumuz ise Mersin de ölmeye ve öldürmeye yemin ettirerek üye kaydeden Vatansever Kuvvetler Güç Birliği. ADD ile VKGB arasında ya da ADD bşk. Eruygur arasında nasıl mı bağlantı var? Şöyle “VKGB'nin bir dönem yöneticiliğini yapan emekli albay kimdi? Silah üzerine "ölme ve öldürme yemini" yaptıran yani "saksıda eylemci" yetiştiren Fikri Karadağ! Muzaffer Tekin ve "Ümraniye Cephanelikçisi" Oktay Yıldırım'la "Gayrı Nizami Harp" hatırasında görüntülenen Fikri Karadağ'dan söz ediyoruz...


"Fikri Albay"ın bir de neyi meşhurdu? 13 bin 500 kişilik "vatan haini" listesi yani fişlemeleri!” Türkçesi: Batı Çalışma Grubu kalıntısı fişlemeler! BÇG'yi deşifre eden H.C.Güzel, hangi ünlü emekli komutanın bakan, milletvekili ve bürokratları fişlediğini ortaya çıkarmıştı? Kimdi bu kişi?
El Cevap: Cumhuriyet mitinglerinin organizatörü/ADD Genel Başkanı/Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı muhtıra girişimlerinin öncüsü Emekli Orgeneral Şener Eruygur!” Ha bir de Asker kaçağı olduğu ortaya çıkan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Öcal vardı unutmadan yazalım. Hani elinde “ordu Irak’a” yazılı döviz taşıyan şahıs! Tarafsızlık ha! Bari hiç ses etmeyin, böylece hezeyanlarınızı hatırlamayalım. Ulu Atatürk’ün büyük bir öngörü ve sertlikle mücadele ettiği “ya askerlik ya siyaset” düsturunu dahi hiçe sayanlar hem Atatürk adına konuşma yetkisini kendilerinde buluyor hem de başkalarının konuşmama yönünde telkinde bulunuyorsunuz. Siz kimsiniz ya? Bu yetkiyi nereden aldınız? Bu ülke için en büyük değerlerden biri olan Atatürk’ü tekelinize alıp, başkalarının sevgisini, saygısını, atası hakkında konuşmasını kısıtlayabilme hakkı sizin mi yani? Şimdi kahvede, bakkalda, çarşıda Türk halkı “Atatürk şimdi yaşıyor olsaydı…” türü cümleler kurmadan önce sizden zin mi alacak?


Tarafsızlıkmış! Peki organize ettiğiniz ve c.başı sayın Sezer’de alınan yüklü ödenekler kullanılarak, yazdırıldığını düşündüğüm “Gün gelecek, devran dönecek, AKP hesap verecek” yine bşk. Yrdc. Olan Nur Serter’in seslendirdiği, “milli devrim, milli hükümet” gibi en hafiflerini seçtiğim pankart ve konuşmalara ne diyeceğiz. En son Ankara Kocatepe ve Manisa da şehit cenazelerinde hükümetin bakan ve temsilcileri ile TBMM BŞK. Bülent Arınç’ı yuhalayarak, hem şehitlerin ruhunu inciten. Hem hükümet temsilcilerini yıprat için organize edilen kişiler ADD ve CHP gençlik kolları ile dilimin varmadığı bir yerlerin karışmış olması tarafsızlığını zedelemedi mi? Ya yine Bşk.nınız Eruygur DSP Gn. Bşk. Zeki Sezer’i İzmir mitingine getirmek ve Deniz Baykal ile birleşme konusunda tekrar masaya dönmesi konusunda taraf değil miydi? Üstelik PKK toplantılarında şarkılar söylediği tespit edilen Edip Akbayram’a konser verdirerek…


Peki ADD’ye görmediği birkaç Atatürk istismarını biz yazalım da belki tepki koyarlar! Geçen Ankara Kızılay da Güven Park’ın hemen yanında Çankaya Kaymakamlığı’nın da bulunduğu sokak olan Kumruklar sk. Girişinde Ata’nın kalpaklı bir fotoğrafı dört köşesinde CHP yazıları ve amblemleri ile bezenmiş şekilde asılmıştı. Hele İstanbul K.Çekmece Florya Basın Sitesi yanından anonslar yaparak geçen CHP otobüsü üzerinde “Atatürk ve Cumhuriyet kazanacak” yazıyordu. Şimdi bu istismar değil mi? Ne yani şimdi CHP baraj altında kalınca ya da ikinci, üçüncü parti olunca Atatürk kaybetmiş mi olacak? Böyle bir istismara ve Ata’yı küçük düşürücü durum karşısında hiçbir yetkilinizin açıklamasını duymadım-okumadım. Hadi bunları görmediniz! Peki bu ilçede hem de Belediye Bşk. Tarafından Atatürk’ün maneviyatına yapılanı da mı görmediniz! Şimdi tüm Türkiye’nin bildiği “heykel” skandalını duymadık demeyin sakın.


Diyelim ki belediye bşk. Uygur o zamanlar DHA için yaptığı açıklamada, “Burada olan heykel eski olduğu için yenisini yaptırdık. Arkadaşlar bana bir sürpriz yapmak istemiş, ama bana benzetememişler. Kesinlikle ben ve eşim değiliz” demişti. CHPli olduğu için doğru kabul ettiniz. İyi de o zaman heykeltıraş için ya da belediye’nin heykelin yapımını denetleyen ve meydana monte edilene kadar sorumlu olan görevliler hakkında şikayetçi olduğunuz, girişimde bulundunuz da biz mi duymadık?




Cenk SARIGÖL

15 Haziran 2007

İzmir İl Başkanlarının Liste yeri


İl Başkanlarının Liste yeri


CHP, eski il bşk. Selçuk Ayhan’ı II. Bölge 6. sıraya koyarak kendisine olan memnuniyetini göstermiştir. 2002 Kasım Genel Seçimlerinde her iki bölgeden 8 parlamenter çıkaran CHP’nin 6. sırası garantili bir yerdir. MHP’nin barajı geçmesi durumunda en fazla 2 eksik mebus çıkarır ki, Selçuk Ayhan’ın yeri yinede garantili! Torbalı’nın CHPli Belediye başkanı İsmail Uygur ihale günü iptal edildiği açıklanan Garaj çatısı ve istinat duvarları’nın zaten bitmiş bir iş için yapıldığı yönünde soruşturma açılmıştı. Üstelik işi o dönem görevde olan Selçuk Ayhan’ın inşaat şirketi tarafından malzemeleri sağlanarak yapılmıştı. “Bitmiş İşe İhale” manşet ve başlıkları ile basına da konu olan bu olaydan CHP genel merkezi rahatsız olmamış ki Ayhan’a seçilecek bir yer verilmiş.

Torbalılı Sedat Uzunbay’ın listelerde yer bulamamsı ise Şişli Belediye bşk. Mustafa Sarıgül’ün çıkışları karşısında ortada bir davranış sergilemesi ile ilişkilendiriliyor. Daha önce CHP MYK Üyeliği gibi gözde ve tartışılmaz bir yerde bulunan Uzunbay, önce bu görevden azad edildi. Aynı şekilde AKP MYK Üyesi olan Nükhet Hotar Göksel Hanımefendiye baktığımızda I. Bölge 2. sıra ile hemen Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın altında olduğunu görürürüz. Diğer ve bence zayıf ihtimal ise Uzunbay’ın eşinden boşanarak, sekreteri ile evlenmesi öne sürülmektedir.


MHP de ise il bşk. Musavvat Dervişoğlu zaten daha listeler YSK’ya verilmeden aday olmayacağını açıklamıştı. Oysa kendisine Genel Merkezinden aday olması yönünde4 ısrarcı olunduğu da malumumuz. Dervişoğlu’nun liste kurgusunda hem bir kırgınlığa yol açmamak hem de daha tarafsız otoriter konumunu muhafaza etmek için aday olmadığı da kulağımıza gelenler arasında…


Saadet Partisi’nde ise eski il başkanını liste başında görmekteyiz. Koalisyon arayışlarından (BBP) bir sonuç alamayan SP kuvvetle muhtemeldir ki baraj engeline takılacak. Barajı geçme ihtimali olan partiler listeleri doldurmak için hiç sıkıntı çekmezler. DYP+ANAVATAN = DEMOKRAT PARTİ sürecinin akamete uğramasından sonra koca koca isimlerin, yılların Kıratçılarının nasıl partilerini terk ettiklerini gördük. 1. sıra ve seçilecek yerdeki adayların dahi baraj engelini görünce ya kaçtı (hangi birini yazayım ki?) ya da bağımsız kalmayı (Kamer Genç) tercih ettiler. Saadet Partisinde Şerafettin Kılıç bir fedakârlık yapmış görülüyor. Barajı geçemeyeceğini ve kaybedeceğini bile bile ismini başa yazdırması aslında listeleri doldurmak için bir mesaj niteliği de taşıyor. Listeleri doldurmak sorun değil, her partide bu işi dava benimsemiş ve bunu gurur gören partililer vardır. Lakin barajı geçemeyecek dahi olsanız listelerinizi mümkün mertebe flaş ve kaliteli isimlerle doldurmanız gerekir ki gelecek seçime umut vaat ettiğiniz mesajını verebilin.


AKP, İl başkanını gözden çıkarmışa benziyor! 2002 de 4 milletvekili çıkaran AKP eski il bşk. Ali Aşlık’ı 6. sıraya koyarak öteledi diyebiliriz. Oysa Aşlık’ın hakkı 5. sıraydı. Şimdi birileri “hem daha önce 4 çıkardı diyorsun hem de 5. sıraya konmalıydı. 5 ile 6 arasında ne fark var?” diyebilir. Şöyle ki eğer bir il başkanını genel merkez mecliste görmek istiyorsa zaten seçilecek bir yer verir. Hem seni parlementoda görmek istiyoruz deyip hemde seçileceği bir yer vermezse, zaten onu tavsiye ediyor demektir. Eğer il başkanı genel merkezden bir talep gelmeden vekillik yarışına girmişse durum farklı bir hal alır. O zaman genel merkez eğer bu il başkanını kaybetmek istemiyorsa onu sınıra koyar. Yani daha önce 4 milletvekili çıkardığınız bölgede 5. sıraya koyar ki verilen mesaj, “demekki sen başarılı bir il başkanlığı yaptığını düşünerek, milletvekili olma hakkını kendinde görüyorsun! O zaman seni 5. sıraya koyuyorum. Başarılı il başkanlığın süresince partimizin oy oranını arttırmış olmalısın. Bu durumda arttırdığını iddia ettiğin oylar ile senin seçilmeni istiyorum!” bu durumda Ali Aşlık eğer AKP oylarını İzmir de arttırmışsa 5. sıraya konulması hakkıydı. Çünkü il başkanlığını nasıl bıraktığı kendisini direkt etkileyecekti.


Elbette Tuğrul Yemişci’yi ikna çabalarında Aşlık bir fedakarlıkta bulunmuşta olabilir. Fakat tersi durumda eğer AKP geçen seçime göre her iki bölgeden de 5 vekil çıkarmayı başarırsa Aşlık’ın isyan etmek hakkıdır! Öyle ya siz başarılı bir il başkanlığı ve teşkilat çalışması ile partinize 2 fazla vekil kazandıracaksınız ama bunlardan birisi listede olmanıza rağmen siz olmayacaksınız. Aşlık’ın kendisine il başkanlığı yarışında en fazla oy getiren I. Bölgeden aday gösterilmesi de AKP genel merkezinin ince elediğini gösteriyor. Bilindiği üzere Aşlık Karadeniz kökenli ve İzmirdeki Karadeniz kökenliler ve eski il başkanının doğup, büyüdüğü, liseye kadar tahsilini yaptığı yer Torbalı I. Bölgededir.


AKP de diğer liste dışı kalan vekillerden birisi ise Tevfik Ensari. Meclis odasında “Mardin” adı altında işlerini takip ettiğini gösteren kocaman bir dosya bulunması ve ciddi Mardinli kadrolaşması yaptığı iddiaları bunda ne kadar etkili olmuştur bilemiyoruz. Fakat buna rağmen Ensari’nin teşkilatları en fazla gezen ve sorunları ile ilgilenen vekil olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Zekeriya Akçam’ın mecliste Avrupa Birliği konusunda yetkin isimlerden olmasına rağmen listenin alt sıralarında (5.) yer bulabilmesi kadar, teşkilatlar tarafından sürekli ilgisizlikle ve iş yapmamasıyla eleştirilen İsmail Katmercinin seçilecek sırada (2.) yer bulması kadar şaşırtıcıdır.
Not: Alperen Ocakları İzmir il 3. başkanı olan değerli dostum Talat Baran’a yeni görevinde başarılar dilerim.