Heykel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Heykel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2008

Torbalıda Fıkra Manşet'i

Fıkra Bu ya...
Torbalı
nın acar gazetecilerinden birisi Manşet’ine sıkıntı çekiyormuş. Çevresindekiler, ‘su sorunu devam ediyor, ilçe parti bşk.ları toplantı yaptı, İZSU sondaj yapıyormuş, Halk Müziği Konseri var, Subaşı Belediye Başkanı teslim edilmemiş bir dilekçeye dayanarak, karayollarını suçluyormuş vs.’ Diye öneri getirmişler. Muhabir,
-Onlar artık bayat, su sorunu iki yıldır devam ediyor, Torbalı Belediyeside susuz bıraktı, İZSUda, halk müziği konseri, sanat müziğide standart artık. Subaşı haberi okunmaz.
-Peki ne yapacaksın öyleyse?
-Ben bir bakayım yazarlardan ‘makale fıkrası’, ‘fıkra yazısı’, ‘yazılı fıkra köşesi’ yapan olduysa içinden bir şey bulurum artık? Madein CS

 

Kendi Heykelini Dikesice Adam

İsmail Uygur kendi ve eşinin heykelini yaptırmıştı meydana

Bundan tam 2yıl önce Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur kendi ve eşlerinin heykelciklerini yeni meydana (Atatürk Meydanı) Atatürk heykelinin sağ ve soluna kondurdu. Bu olay üzerine gazetecilere (samanyoluhaber) Uygur, “Atatürk'ün yanında bayrak tutan bir genç olmayı kim istemez ki? Atatürk’ün yanında olmak şereftir... Böyle bir düşüncem olsaydı, altına ismimi yazardım, ama başkanlığı bırakmadan önce de kendi heykelimi yapacağım ve altına İsmail Uygur diye yazacağım." Dedi.

Heykel olayının patladığı sırada İsmail Uygur “görevi kötüye kullanmak” suçundan yargı önündeydi... Böyle bir şeyi başka bir belediye başkanı yaptı diyelim ama yolsuzluk, rüşvet, zimmet ve ahlaksızlıktan yargılanıyor. Ve kendini Atatürk’ün yanına konduruyor! Devam eden mahkeme sürecinde suçu sabit görülerek, hapise düştü. Hayal edin, Atatürk Heykelinin yanında yolsuzluktan, rüşvetten, zimmetten, ahlaksızlıktan mahkum bir adamın heykeli var! İşte bu yüzden Atatürk Heykellerinin yanına yapılacak heykel yüzleri anonim denilen bir çok kişinin karması şekilde yapılır. Heykeltraş enaz 5 ayrı kişinini çeşitli perspektiflerini kullanrak heykelde anonim bir yüz ortaya çıkarmaya çalışır.Bana göre Uygur bu hareketi ile Atatürk’e hakaret etmişti. Herkes Atatürk’ün yanında heykeli olsun istebilirdi. Peki Atatürk herkesi yanında istermiydi? Bunu mizahla anlatmak, güldürmek, düşündürmek, İsmail Uygur’un kendi düştüğü komik durum ve Torbalı’ya yaşattığı utançı fıkra formatında aktardım. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/chp-izmir-suba.html 

Torbalı Manşet Gazetesi bu fıkrada geçen bir kelimeden hareketle mizah yoksunu olduğunu (yada tam tersi) sandığım bir vatandaşımızın şikayetini manşetine taşımış. Hadi diyelim ki bunun haber değeri var. Yaptın. Manşetlik değeri nerden geliyor? Başka bir gazeteye saldırma, başka gazetenin yazarını eleştirme hazzından mı? Köşe yazısında “bir yazarın makalesinde yaptığı gaf yüzünden mahkemelik olduğunu okudunuz” Daha makale ile fıkra arasındaki farkın ne olduğundan habersiz! Yada haberlidirde işine gelmiyordur.

Atatürk ‘lan’ der mi?” diye köşe yazısına başlık atmışlar. Fıkrada geçen “Eğer Gündoğdu meydanındaki heykeli konuşsa sanırım derdi!” olayı nasıl saptırdıklarınızı görün diye kurdum cümleyi. Fıkradaki hangi kelimeleri söylerdi! Hangi vali yardımcısıyla konuşurdu! İsmail Uygur’a kızarmıydı! Manşete bak be hey! Fıkra zaten güldürmek ve düşündürmek için bir kurgudur. KURGU. Manşetin sorusuna gelince Atatürk, ‘LAN’ı kelime içindede olsa muhakkak kullanmıştır! Bunu adım gibi, sizin fıkrayı gazete yazısı ve makale ile karıştırmayı bildiğiniz kadar biliyorum!

Atatürk ‘lan’ der mi?” hayal gücünüzden bunu mu çıkarabildiniz FIKRAdan? Ben size yeni şikayet konuları bulmada yardımcı olayım;
-Atatürk Heykeli konuşur mu?
-Hele İsmail Uygur ile konuşşur muydu?
-Sabahın köründe çöpcülerin olduğu meydanda tek başına ne yapıyor? Atatürk gibi bir lider yanlız orda durur mu?
-‘Şiişşşt’ der miydi?
-‘destur’ der miydi?
- Gölgesinde oturanların dedikodularına izinsiz kulak misafiri olur muydu?
-Birgün önce ‘vali vekili’ dediğine ‘yaver’ diye hitap eder miydi? Yani unutkan mıydı? (unutkan ve bunamış olduğunu vurguladığımı iddia edersenizde şaşırmam hani!!!)
Benim yazdığım fıkradan bunlarıda çıkarıp, şikayet konusu edebilirsiniz. Fakat fıkralardan çok daha komiksiniz.
Madem araştırıyorsunuz,
-Gündoğdu Meydanındaki Atatürk heykeli konuşuyor mu?
-Hangi vali yardımcısına seslendi,
-Gölgesinde oturan vatandaşlar kimdi?
-İsmail Uygur’u sadece azarlayarak bıraktı mı?

Tekrar ediyorum o bir fıkra, gülmece ve Atatürk’e karşı yapılmış asıl hakaretin üzerinde düşünmeyi sağlamak için yazıldı. Sonra ben bir yazıyı yazarken, mahkeme aşamasını, o şikayet edermi? Bu nasıl anlar diye yazmam.Birazda hukuk dersi, birisi beni mahkemeye vermedi. Savcılığa şikayet etti. İkisi aynı şey değildir. Bu fıkra yüzünden birisi beni savcılığa verecek diye bilsem, gene yazardım. O yüzden bu talihsiz bir YAZI değil, talihli bir FIKRAdır. Talihide Manşetlerden duyurulan bir fıkra olmasından kaynaklanır. ne talihli fıkraymış, sadece yayınlanmakla kalmıyor MANŞETte kendine yer buluyor. Bende fıkrası manşetlere çekilen yazar olarak böbürleneyim bari..!

Şikayetçi beyfendi Ufuk Çakmak bana mail atmış, ilgisine hassasiyetine teşekkür ederim. Atatürk üzerinden prim yapmaya çalışıyormuşum. Böyle anlamış demek. Eh be kardeşim ben neden buna gerek duyayım? Bak sen nasıl prim yapıyorsun hem Atatürk hemde bizim üzerimizden Manşetlerdesin! Sana kolay gelsin. Yinede bir okuyucunun ‘ben buradayım ve böyle anladım’ demesi yazar için çok önemlidir. Ufuk Çakmak’a tekrar teşekkürler.

Son olarak, Fıkraları bundan sonra umarım FIKRA olarak okursunuz. Ama ben yazdığım fıkradan sonra bu kadar güleceğimi hiç sanmazdım. Özelliklede size...

Cenk SARIGÖL

2 Ağustos 2007

Yüz Karası

Eskiden genç ve güzel kızlara hem nazar değmesin hem de güzelliklerinin başlarına iş açmasının engellemek için evden çıkarken anneleri, babaanneleri avluda her zaman kaynayan kazandan is sürermiş. Böylece kızlar ay parçası olmaktan beri kalır, hem nazardan hem de güzelliklerinin başlarına iş açmasının (kaçırılma) önüne geçilirmiş. Yüzlerine kara çalınan kızlar elbette güzelliklerinden bir şey kaybetmiyordur ama yüzlerine kara çalınıyordu işte! Güzellerin başına, güzelliklerin başına böyle şeyler geliyor demek. Hani “güzellik başa bela” dedikleri gibi…Dışarıda yaşayan Torbalıların işi ne zormuş Yarabbi! Böyle bozuk imaj mı olur? Eskiden “Torbalılıyım” desen hemen muhatabın Opel, Marlboro, Camel, Tamsa Seramik gibi dünya ve ülke çapında fabrikalarımız ve ürettiklerimiz akla gelirdi. Şimdi isle Armağan Uzun – Bülent Ersoy ilişkileri, Atatürk’ün yanına kendini yakıştırma akıl almazlığı. Oysa bundan 18 yıl önce bile bu ilçe Dünya tarihinde ilk kazı çalışması başlatan belediye (Metropolis), Güz Etkinlikleri, Üniversite eşgüdümlü şehir planlamacılığı gibi başarılarla gündeme geliyordu. Armağan Uzun olayına ben hiç girmedim bir kere okur zorlamaları ile onların görüşlerini aktardım ondada neredeyse Bülent Ersoy bizi dava edecekti ki avukatları bir şey çıkmayacağına kendisini ikna etmişler. Neden girmediğimi bu konuya anlatabildim mi? Düşünsenize Bülent Ersoy ile davalık olacağım! Aynı mahkemede davalı ve davacı olarak bile bana utanç olarak yeterdi. Ha bu arada beni başkasının onunla aynı yatağa girmesi magazin basını gibi alakadar etmez. Ne yaparlarsa yapsınlar ama bunu milletin gözüne sokmasınlar.Sayın Belediye başkanımızı da bu birlikteliğe verdikleri destekten dolayı… Eminim kendi çocukları içinde böyle bir gelecek düşünüyordur. Zira bu birlikteliği onaylamasa taa Çeşmelere gidip nikâh kıymazdı herhalde? CHP’li belediye meclis üyelerimizin bu konudaki çabaları su götürmez. Hepsini tek tek tebrik ederim. Torbalımızın tanıtımına büyük katkı sağladılar. Bu aşk evliliğine destek veren Uzun ailesi de modern bir aile olarak örnek olmalıdır. Düşünsenize anne uzun “Biz oğlumun kararına saygılıyız ve bu para için yapılmış bir evlilik değil.” Dedi. 07/07/2007 gecesi nikah sonrası çift arabaya biniyor: o da ne? Şoför baba Uzun, gelinin sağdıç’ı anne Uzun. Bu bile evliliğin para için yapılmadığını gösteriyor aslında…Artık Avrupa Birliği bizi eşcinsellere ayrımcılık yapılıyor diye suçlayamaz. İstanbul da dernek kurdular, evlenebiliyorlar daha ne olsun! Torbalı olarak AB önündeki bir engeli kaldıran sevgili, saygılı, sayın, mütedeyyin Armağan ve ailesine teşekkürü borç biliriz. Armağan ve Bülent ilişkisi – evliliğine internet sitelerinde yapılan yorumlar çok acımasız doğrusu, bunca hakareti hak ediyorlar mı? Küfrün bini bin (çok oldu yav) para! Olsun onlar mutlu bir evlilik yapıyor. Hatta Sayın Bülent eşine hiç mutfak işi yapmamasına rağmen (muhtemelen annesi bu durumu önceden görseydi öğretirdi. Babasının odun kırmasını öğretmeye çalışmasına da mani olurdu) kahvaltıda domates soslu karides yapmış! Ersoy zaten 3 öğün et yemesiyle meşhur. Et girmeyince içeri doymadığını İBO Şov da söyledi.Magazinciler Torbalı sokaklarında kol gezdi. Bir vatandaşımız çıktı ‘bu ilişkiyi onaylıyor musunuz?’ sorusuna, ‘beni annem erkek doğurdu. Yiğit doğurdu” dedi. Bir bayan ise aynı soruya ‘onaylıyorum’ dedi ama ‘sizin oğlunuz olsa?’ sorusuna ‘asla’ dedi. Ya bu millet dalga geçiyor ya!Tam yazıyı bitiriyorum. Sevgili, saygılı, yakışıklı milli damadımız daha evleneli (Bülent Ersoy’un aldığı söylenen ev değil bahsettiğim) 20 gün olmuşken, 20 yaşında bir kızla aleni yakalandı. Seviye bu işte! Eh yazıyı da baştan yazacak kadar bunlar için vaktim yok. Milletvekilinden belediye başkanına, meclis üyesinden garip vatandaşıma kadar size sesleniyorum: ben bir kampanya başlattım. Bu ilişki bitmesin diyorsanız ‘ahlak’ yazın belediye başkanımıza ve eski vekilinize cepten gönderin. Nasılsa sonuçları hizmetten başı dönmüş sayın belediye REİSimiz onlara iletir.

Cenk SARIGÖL

13 Temmuz 2007

Torbalı Nelerle Meşhur?


Torbalı Nelerle Meşhur?


Aslında bu sorunun cevabı şu olsa gerek, “nelerle meşgulse onlarla meşhur” diyebiliriz. Son iki yıldır nelerle gündeme geldik? Başkanın yeni yaptırdığı meydana Atatürk heykelinin bir yanına kendi, diğer yanına eşlerinin fotoğrafını diktirdi. Epey bir gündem olduk! Hatta Ramazan İsmail Uygur'un yakın çevresine “Torbalı’nın reklâmını yaptım. Bilmeyen kalmadı” rivayetleri bile dolaştı ortalıkta. O dönem Torbalılı olmayan üniversiteden, askerden arkadaşlarımın arayıp dalga geçtiklerini hatırlıyorum. En çok söylenen de “sen ne zaman kendi heykelini diktirecen?” oluyordu. Cevabım hazırdı, “tamam bende ruhsal bozukluklar olabilir ama daha narsisti seviyesine çıkamadım” oluyordu. O dönem bunlarında etkisiyle Saygıdeğer, ekselansları Sayın İsmail Uygur belediye REİSimiz için epey ağır ama doğru yazılarda yazdım.


Gazete yazarlarına dava açmak gibi bir eğlencesi olan yüce reis ne hikmetse bu yazılara dava açmadı. Aslında ne çok isterdim açmasını, yazdıklarımı kanıtlamaya hazırdım çünkü. Bronz kaplı polyester heykellerin yapımından, maliyetine kadar neredeyse yarım uzman olmuştum. Dokümanları hala saklarım. Heykeltıraşın ulu başkanı ve eşlerini bu kadar benzetirken, Ulu Önder Atatürk’ü hiç benzetememesi, oraya armut kafalı garabet bir heykel kondurulmasının sebebi ise kalıpmış. Garip heykeltıraşın Atatürk’ten kalıp alma imkânı olmadığından beceriksizliğini heykele yansıtmış. Benim gibi benzemeyenler, “bu Atatürk mü la?” diye soran olmasın diye olsa gerek koltuk altına bir kitap kondurup üstüne NUTUK yazmış. Dava açmayı seven büyük reis Uygur acaba kendini ve Torbalı halkını küçük düşüren heykeltıraşa dava açar mı diye bekledim ama o da olmadı. Niye? diye halen merak ederim. Hani demiryolu boyunda şimdi (adını siz koyun) birilerine ihale etmeye hazırlandığı yerlerin eskilerini yıkarken alın terlerinin yıkılmasına isyan eden insanları bir de “bana hakaret ettiler” diye dava açmıştı ya… Zaten biri var ki en kötüsü, vefasızlık, çiğlik örneği beklide ona açtığı davalardır. Dava değil bakın “davalar” lakin bunca dava açmaya meraklı başkan hazretleri ne hikmetse heykel hadisesinin faillerine dava açamadı. Ben de olsam kendime dava açmazdım zaten!


Şimdi birileri bu heykel olayı kapanmadı mı? Sorusunu soracaktır. Hayır! efendim kapanmadı. Hele memleketi dışında yaşayan Torbalılar için heran yüzlerine çarpılan kara bir lekedir. Dünyanın arama motoru google içinde “heykel, Torbalı” yazarak bir arama yapın bakalım ne çıkıyor? Hadi çıktı yazılanları yorumları okuyunca yüzünüz kızarsın. Ne yorumlar ama… Sadece kebir başkan ve eşleri ile heykeltıraş Dağdeviren muhatap olsa iyi bu küfürlere, hakaretlere, aşağılamalara. Ne yazık ki Torbalı halkı olarak bizlere de bulaşıyor yazılan yorumlar. İnternetle arası iyi olmayan okurlar için seçtiğim hafiflerinden bir kaçını paylaşayım istedim (Yazılardaki cümle bozuklukları yorumculara aittir):


şimdi bu belediye başkanı ceza almaz, ilçe halkı gereken tepkiyi koymazsa daha vahim durumlar ortaya çıkacaktır. belli ki adam hasta, ileri derecede megoloman olması muhtemel. siz bu duruma gereken tepkiyi göstermezseniz ileride kendini Atatürk’ün atının terkisine (atın arkasında elleri Ata’nın beline dolanmış, belki omuzlarındankavramış) binmiş bir heykelinide yaptırabilir. ne berbat bir görüntü..! eğer Torbalı halkı saf değilse ve biraz haysiyetleri varsa bu duruma bir ÇÜŞŞ der. yoksa ilerideki heykellerde sadeçe DEHH demek zorunda kalacaklar. Birileri bu adice Atatürk sömürüsüne son versin artık. hasta ruhlu sandığım bu adam Atatürk sömürüsü yapıyıyor, bi de bunu halkın parasıyla yapmamış mı? insanın bir küfür savurası geliyor doğrusu…yekeyek


kendi heykelini dikecek kadar psikolojik rahatsız olan bu arkadaş CHP belediye başkanıdır. Torbalılılar bu yüz karası duruma nasıl tepki verecekler. bu sadece Torbalıya değil ülke insanına hakaret. düşünün resmi tören için meydana gidiyor çelenk koyuyorsunuz ve bu hasta adamın Atatürk heykeli yanında kondurduğu garabete de selam veriyorsunuz. Bi adamda! biraz utanma sıkılma olur koskoca devlet erkanı hastalıklı bir kişilik önünde selam durmaya, hazırolda dikelmeye utanmıyorsa beiz ne diyelim.Hasan


böyle hasta ruhlu birisini başına seçen Torbalı halkı eğer bu durumda ses çıkarmayacaklarsa hala gidip önünde saygı duruşunda bulunsunlar. madem devletin bir şey dediği yok durulabilir. ya harcanan para ne olacak? kim ödeyecek? adam pişmiş kelle gibi sırıtmış. ülkemin saloş insanlarının yoğun yaşadığını düşündüğüm bu ilçe insanıda inanabiliyormusunuz bu durumu görüyor ve törene devam ediyorlar hemde büyük bir ciddiyetle… ya ben olsam orda saygı duruşu felan kopardım ya…Cinayet


bir insan Atamızı ancak bu kadar istismar edebilir. din sömürüsü yapanlar ne kadar tehlikeliyse bu en az onlardan iki kat tehlikelidir. haberin devamını aradım bulamadım. bu adam görevde mi? ilçe halkı ne tepki vermiş? koyun gibi sürü halinde törenlere gitmeye devam mı etmişler. başka bir atatürk heykeli önündemi törenlerini yapmışlar. eğer öyleyse kocaman bir YUUHH ta bu ilçe halkına çekiyorum. çünkü bu adamı sonuçta onlar seçmedimi? bu saygısızlığı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.Nilüfer.


Atatürk’ü küçüçük siyasi emellerine alet etmeye çalışan bu adamı ve onu oraya getirenleri, tutanları şiddetle lanetliyorum. bir insan ancak bu kadar alçalabilir. Sen kimsin ki kendini Atatürk’ün yanına yakıştırıyorsun? iki asvalt döktüysen, bir pazar yeri yatıysan, birkaç hizmet binası açmakla kendin Atatürk’ün ayarında görmeye başladıysan gerçekten hasta olmalısın… Atatürk’ü ayaklar altına almaya başladılar. üstelik herifçioğlu CHPliymiş. inanamıyorum ya hadi dinci partiler yapsa tamam ama bir CHPli bunu nasıl yapar? eğer partim bu adamı ihraç etmezse bir daha oy yok. sanmayın böyle duracak takip edeceğim. görün bak.” Anonymous diyor ki: (yani isimsiz)


Doğrusu internet adresini buraya koymadım. Çünkü buraya almadığım yorumlarda ki küfürlere katıldığım düşünülerek bile dava açabilirler. Şunu belirtmek istiyorum ki, ben Torbalı halkından birisi olarak, benim şahsıma, okuyucuma, aileme, komşuma, akrabama, dostuma sıçrayacak boyutlardaki bu küfürleri “heykel krizinde” emeğe geçenlere aynen iade ediyorum. Heykel olayını hala savunanlara ise tavsiyem küfürleri okurken bir yerleri gıdıklanıyorsa Armağan – Bülent Ersoy birlikteliğine destek versinler. İyi ki yerim bitti bu konuya giremedim. Yoksa kafadan dalacaktım ve kesin gene mahkeme koridorları. O da bir Torbalılı olarak ayrı bir utanç… Babası yaşında kadınla… tövbe tövbe!


Cenk SARIGÖL

10 Temmuz 2007

ADD, Heykel, CHP


ADD, Heykel, CHP


Geçen hafta gazetemizde yer alan Kubilay Kaplan haberi: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Torbalı Şubesi Başkanı Zeynel Bavuk Atatürkçü Düşünce Derneği’nin bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirterek, “Bizim dışımızda gelişen olayların derneğimize kadar lanse edilmesi bizleri çok üzüyor. ‘Sözde Atatürkçü’ şeklindeki nitelendirmelerin kendilerini yıpratamayacağını savunan Bavuk, “Çok hassas bir dönemden geçmekteyiz. Biz dernek olarak bu kritik önemde bile tarafsızlığımızı korumuş olup Atatürk ilke ve devrimlerinin önde gelen mirasçıları olarak özde Atatürkçülüğün gerektirdiği her şeyi kendimize görev bilmiş bulunuyoruz… Özellikle Türkiye’nin seçime gittiği bu dönemde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün adının geçtiği her cümlenin bin kez düşünülüp bir kez konuşulması gerekir. Ulu önderimizi seçim propagandası lehine kullanmaya çalışan herkesi kınıyor ve bu konuda başta Torbalı’da bulunan siyasi parti ilçe başkanları olmak üzere herkesi sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Türkiye’nin bu süreçte en çok sağduyu ve beraberliğe ihtiyacı var.” Şeklinde konuştu.


ADD Bşk. Bavuk, tarafsızlıklarını koruduklarından bahsetmiş. Ve yukarıda yazımın merkezine oturacak koyu yazılan yeri söylemiş. Ya biz başka bir gezegende, ülkede mi yaşıyoruz ne tarafsızlığı? Son yaptığınız mitingler sizin CHP ve DSP tarafı olduğunuzu şafak vaktindeki kabak çiçeği gibi göstermedi mi? Size yakıştırılanlardan kurtulmak için önce dernek başkanınızı değiştirin ya da bir şey söyleyin. ADD Gn. Bşk. Şener Eruygur kim? Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı isimli iki darbe planı ortaya çıkan emekli Paşa… Son yıllarda emekli askerlerin adının karıştığı pek çok olay ortaya çıkarılıyor. Darbe sevdalıları, cephanelikler, bombalama eylemleri, Danıştay saldırıları, adam kaçırma, vs. Son günlerde en çok ismini duyduğumuz ise Mersin de ölmeye ve öldürmeye yemin ettirerek üye kaydeden Vatansever Kuvvetler Güç Birliği. ADD ile VKGB arasında ya da ADD bşk. Eruygur arasında nasıl mı bağlantı var? Şöyle “VKGB'nin bir dönem yöneticiliğini yapan emekli albay kimdi? Silah üzerine "ölme ve öldürme yemini" yaptıran yani "saksıda eylemci" yetiştiren Fikri Karadağ! Muzaffer Tekin ve "Ümraniye Cephanelikçisi" Oktay Yıldırım'la "Gayrı Nizami Harp" hatırasında görüntülenen Fikri Karadağ'dan söz ediyoruz...


"Fikri Albay"ın bir de neyi meşhurdu? 13 bin 500 kişilik "vatan haini" listesi yani fişlemeleri!” Türkçesi: Batı Çalışma Grubu kalıntısı fişlemeler! BÇG'yi deşifre eden H.C.Güzel, hangi ünlü emekli komutanın bakan, milletvekili ve bürokratları fişlediğini ortaya çıkarmıştı? Kimdi bu kişi?
El Cevap: Cumhuriyet mitinglerinin organizatörü/ADD Genel Başkanı/Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı muhtıra girişimlerinin öncüsü Emekli Orgeneral Şener Eruygur!” Ha bir de Asker kaçağı olduğu ortaya çıkan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Öcal vardı unutmadan yazalım. Hani elinde “ordu Irak’a” yazılı döviz taşıyan şahıs! Tarafsızlık ha! Bari hiç ses etmeyin, böylece hezeyanlarınızı hatırlamayalım. Ulu Atatürk’ün büyük bir öngörü ve sertlikle mücadele ettiği “ya askerlik ya siyaset” düsturunu dahi hiçe sayanlar hem Atatürk adına konuşma yetkisini kendilerinde buluyor hem de başkalarının konuşmama yönünde telkinde bulunuyorsunuz. Siz kimsiniz ya? Bu yetkiyi nereden aldınız? Bu ülke için en büyük değerlerden biri olan Atatürk’ü tekelinize alıp, başkalarının sevgisini, saygısını, atası hakkında konuşmasını kısıtlayabilme hakkı sizin mi yani? Şimdi kahvede, bakkalda, çarşıda Türk halkı “Atatürk şimdi yaşıyor olsaydı…” türü cümleler kurmadan önce sizden zin mi alacak?


Tarafsızlıkmış! Peki organize ettiğiniz ve c.başı sayın Sezer’de alınan yüklü ödenekler kullanılarak, yazdırıldığını düşündüğüm “Gün gelecek, devran dönecek, AKP hesap verecek” yine bşk. Yrdc. Olan Nur Serter’in seslendirdiği, “milli devrim, milli hükümet” gibi en hafiflerini seçtiğim pankart ve konuşmalara ne diyeceğiz. En son Ankara Kocatepe ve Manisa da şehit cenazelerinde hükümetin bakan ve temsilcileri ile TBMM BŞK. Bülent Arınç’ı yuhalayarak, hem şehitlerin ruhunu inciten. Hem hükümet temsilcilerini yıprat için organize edilen kişiler ADD ve CHP gençlik kolları ile dilimin varmadığı bir yerlerin karışmış olması tarafsızlığını zedelemedi mi? Ya yine Bşk.nınız Eruygur DSP Gn. Bşk. Zeki Sezer’i İzmir mitingine getirmek ve Deniz Baykal ile birleşme konusunda tekrar masaya dönmesi konusunda taraf değil miydi? Üstelik PKK toplantılarında şarkılar söylediği tespit edilen Edip Akbayram’a konser verdirerek…


Peki ADD’ye görmediği birkaç Atatürk istismarını biz yazalım da belki tepki koyarlar! Geçen Ankara Kızılay da Güven Park’ın hemen yanında Çankaya Kaymakamlığı’nın da bulunduğu sokak olan Kumruklar sk. Girişinde Ata’nın kalpaklı bir fotoğrafı dört köşesinde CHP yazıları ve amblemleri ile bezenmiş şekilde asılmıştı. Hele İstanbul K.Çekmece Florya Basın Sitesi yanından anonslar yaparak geçen CHP otobüsü üzerinde “Atatürk ve Cumhuriyet kazanacak” yazıyordu. Şimdi bu istismar değil mi? Ne yani şimdi CHP baraj altında kalınca ya da ikinci, üçüncü parti olunca Atatürk kaybetmiş mi olacak? Böyle bir istismara ve Ata’yı küçük düşürücü durum karşısında hiçbir yetkilinizin açıklamasını duymadım-okumadım. Hadi bunları görmediniz! Peki bu ilçede hem de Belediye Bşk. Tarafından Atatürk’ün maneviyatına yapılanı da mı görmediniz! Şimdi tüm Türkiye’nin bildiği “heykel” skandalını duymadık demeyin sakın.


Diyelim ki belediye bşk. Uygur o zamanlar DHA için yaptığı açıklamada, “Burada olan heykel eski olduğu için yenisini yaptırdık. Arkadaşlar bana bir sürpriz yapmak istemiş, ama bana benzetememişler. Kesinlikle ben ve eşim değiliz” demişti. CHPli olduğu için doğru kabul ettiniz. İyi de o zaman heykeltıraş için ya da belediye’nin heykelin yapımını denetleyen ve meydana monte edilene kadar sorumlu olan görevliler hakkında şikayetçi olduğunuz, girişimde bulundunuz da biz mi duymadık?




Cenk SARIGÖL