Torbalı Belediyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Torbalı Belediyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2010

Torbalı CHP ve Faruk Akpınar Yalanları

Aziz Kocaoğlu Torbalı yandaşlarını "Taşkesik Çöplüğünü ve halkı nasıl kandırırız" konusunda bilgilendirdi.
Torbalı Chp İlçe Reisi Faruk Akpunar Yalanları
Daha önce gerek Çevre ve Orman bakanlığı, gerekse İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına yazdığımız dilekçe ve her iki makamdan gelen cevapları sizlerle paylaşmıştık.
(Bknz:
http://cenksarigol.blogspot.com/2010/06/torbal-chp-ilce-baskan-yalanlarna.html )

Halkı Aptal Yerine Koymakhttp://cenksarigol.blogspot.com/2010/06/halk-aptal-yerine-koymak-izmir-ili.html başlığı altında Chp Torbalı ilçe Başkanı Faruk Akpınar’ın İzmir çöpünün Torbalı - Taşkesik Köyüne taşınması konusunda yaptığı ve içeriği yalanlarla dolu konuşmayı sizlerle paylaşmıştıktık. Açıklama oldukça uzun. Tabii uzunluk yalan beyanların çokluğunuda beraberinde getirmiş. Uzun olduğu için bu yazımızda aynı yalan beyanları tekrar yayınlayıp, yazı alanımızında ırzına geçmesine müsaade etmeden açıklamadaki (Büyük Torbalı ve Ege Haberi Gazetelerinde yayınlandı) yaşanları konu başılığı yapıp sıralayalım ve altına doğruları ekleyelim;
1- Çevre ve Orman Bakanlığı nereyi gösterirse Büyükşehir Belediyesi çöpü oraya dökmek zorundadır...
Bu çok büyük bir yalandır. Çevre Orman Bakanlığı yer belirlemez. Başvuru halimde yer tahsisi yapar ve uygunluğunu onaylar. Tıpkı Torbalı Belediyesinin durduk yere sokaktan geçen bir kız ve oğlanın kafasına göre nikahını kıyamıyacağı gibi. Siz başvurursunuz. Gerekli sağlık koşullarınız, kan tahlilleriniz neticesinde durumunuz uygunsa, yani evlenmenize mani yoksa Torbalı Belediyesi nikahınızı kıyar. Çevre Orman Bakanlığının buradaki konumu budur. Yazı içeriğindeki belge Faruk Akpınar’ı kükkiyen yalanlamaktadır.
2- Bizim elimizden bir şey gelmez. Şimdiye kadar konuşmadık, siyaset yapmak isteseydik bu işin başında çıkar konuşur, polemiğe girerdik. Siyaset bırakılır, işin hizmet tarafına yönelinirse bu iş kendiliğinden çözülür. Çöpün siyaseti olmaz.
Torbalı Chp teşkilatı Taşkesiğe ve Torbalı ilçesine çöp gelmemesi için şimdiye kadar ne yaptı ki ‘ellerinden birşey gelmiyeceğini’ söyleyebiliyorlar? Bazen sukut (sesssizlik) en büyük siyasettir. Zaten atalarımız boşuna ‘SUKUT İKRARDAN (onaydan) GELİR’ dememişler. Torbalı Belediyesi ve Chp teşkilatı ya İzmir CHP’den korktuğu veya belediye başkan adaylığı sırasında (İbrahim Öz’ün adaylığının geri çektirilmesi) konusunda Aziz Kocaoğlu’na diyet ödüyor ve çöplüğün Torbalı’ya getirilmesine sessiz kalıyor. ‘Sessiz kalanlar zulme ortaklıktır’. Dokuzuncu madde olarak sınıflandırdığımız beyanındanda anlaşılacağı üzere çöpü taşıyacak yükleme rampalarından haberleri olmasına rağmen suskun kalmışlardır.
İzmir Büyükşehir Belediyeside ciddi bir siyaset gütmektedir Torbalı - Taşkesikde çöpüne yer seçerken. Buca (250bin) ve Balçova (125bin) oy oranları düşünüldüğünde Torbalıda son yerel seçimlerde (2009) aldığı 30bin oyu feda etmek daha mantıklı olduğu gibi ciddi bir siyasi tavırdır, Torbalı’ya çöp dökmek. Demekki neymiş, ‘Çöpün siyaseti oluyormuş’. Bunun için bir delil içinde İzmir Büyükşehir Belediyesinden dilekçeyle talep ettiklerimiz ile bize gönderdikleri cevapta nasıl ve neleri saklamaya çalıştıklarına bakınız.
3- Çevre ve Orman Bakanlığı yakma maliyetinin yüksek olmasından dolayı, depolamaya daha sıcak bakıyor. Bunun için de en uygun yer olarak bakanlık, Taşkesik Köyü’nü belirledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Taşkesik Köyü’ne kurulacak olan bir tesisi istemiyor.
Birinci yalana cevap verirken çöp alanlarını bakanlığın belirlemediğine cevap verdiğimiz gibi bakanlıktan gelen belgede bu yönde kati ifadelerle Faruk Akpınar’ı yalanlamaktadır. Bakanlık İzmir Büyük Şehir’in seçtiği alanında maliyetine bakmaz. Sorumluluğu değildir. Çevreye etkilerini inceler. Faruk Akpınar siyasetten daha akıllı bir söylem sahibi olsa maliyet ile Çevre Orman Bakanlığını değil Maliye Bakanlığını işin içine sokardı. Çevre Orman Bakanlığı’nın belediyelerin mali denetimini yapmadığı gibi, maliyet hesapları üzerindede hiçbir rezervleri yoktur.
4- Torbalı AK Parti’ye düşen görev Çevre ve Orman Bakanlığı’nı ikna etmektir. Gerekli ödenekler aktarılıp Buca Kaynaklar’a yakma tesisinin kurulması sağlanmalıdır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 22 ilçenin çöpünü Taşkesik veta Torbalı’ya dökmeye öyle kararlıdır ki, Çevre Orman Bakanlığı’nın Yer Tahsisi başvurularını onaylaması üzerine daha ÇED raporları ve diğer toprak geçişkenliği, rüzgar raporlarını beklemeden İzmir’in çeşitli yerlerine Torbalı’ya taşınacak çöp için yükleme rampalarını tamamlamıştır. Torbalı Ak Parti’nin Çevre Orman Bakanlığını ikna etmeye çağırmak, sizin sevdiğiniz ama ama başkasını seven ve evlenmek için belediyeye başvurmuş kızın nikahı kıyılmasın diye sırf belediye başkanınız akrabanız sebebiyle ‘bu nikahı kıyma, bunların evlenmesine mani ol’ çağrısına benzer. Oysa mantıklı olan İzmir Büyükşehir Belediyesini Taşkesik Çöplüğü konusunda Çevre Orman Bakanlığına yaptığı başvuruyu geri çekmeye ikna etmektir. Torbalı CHP’nin bu konuda hiçbir girişimi olmadığı gibi sessiz kalarak, yıllardır yapılan çalışmaları görmezden gelmişler, Torbalı Halkından gizlemişlerdir.
5- Torbalı AK Parti, bakanlığı ikna edemezse İzmir (Chp'li) Büyükşehir Belediyesi istemeye istemeye çöpü Taşkesik Köyüne dökmek zorunda kalacak.
Siyaseten söylenen en büyük yalandır, ayıptır, ahlaki değildir. Torbalı Belediyesi ve CHP Teşkilatının yüreği varsa ve çöpün Torbalı’ya dökülmesini istemiyorlarsa İzmir Büyükşehir’in Taşkesik için Yer Tahsis başvurusunu çekmek için çalışsınlar. Veballerini ve suçlarını başkalarının üstüne atarak, yalan beyanlarla kirli siyaset yapmaktan vazgeçsinler.
6- Bakanlığın bir başka düşüncesi de, depolama sırasında çıkacak metan gazından elektrik enerjisi üretip ekonomiye katkı sağlamak.
Sadece siyasi yalan olduğunu düşünüyorum bu sözlerin. Yoksa beyan edenin zeka seviyesini sorgulamak haddimize düşmez. Bunlar siyaset kurnazlığının ürünü sözlerdir. Yoksa ortalama zekadaki her siyasetçi ‘enerji üretimi’ konusunda yetkinin Çevre ve Orman Bakanlığı değil Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkisinde olduğunu bilir. Kaldı ki çöpten enerji üretimi konusunda belediyeler kendi inisiyatiflerini kullanırlar. Ankara – Mamak’ta ülkenin en gelişmiş örneği vardır.
7- Aziz Kocaoğlu ile yaptığımız toplantıda kendisi bize kesinlikle çevreye herhangi bir kötü koku yayılmayacağını, yeraltı sularının kirlenmeyeceğinin sözünü verdi. Torbalı’yı sevdiğini ısrarla beyan etti.
Valla Aziz Kocaoğlu’nun beyanlarına güvenmek size kalmış. Ama bunu bizden bekleyemezsiniz. İzmir halkına arsenikli su yalanları söyleyen, metro ve hızlı tren yalanları arşa çıkmış bir kişidir kendisi. Bu arsenikli su yalaları yüzünden normalde ülkemizde Akdeniz Tipi Beslenme alışkanlığına en yakın mutfak kültürüne sahip olmasıyla İzmir, tam aksi olması gereken yerde kanser vakıalarının en yüksek olduğu ilk 3 ilden birisidir. Su sıkıntısı çekilirken ve az kullanımı sağlamak için zam yerine sırf üzerinde ‘bu su arsenikli ve insan sağlığı için tehlikelidir. İçme ve günlük kullanımda (banyo) tüketmeyin’ yazma zorunluğundan dolayı fiyatı dibe vurdurup fatura göndermedi İzmirli’ye... 4 ay sonra yağmur suları ile arsenik miktarı düşünce kışın suya zam yapıp 4 aylık faturayı ilgili ibareyi yazmadan abonelere gönderdi. Bu yalanların sahibine mi inanacağız. Halkının sağlığını kendi prestijinden, faturaların üzerine karizmasını sarsıcı ibare bulundurmaktan aşağı gören birine mi? hemde ‘çöplük halk sağlığına zarar vermeyecek’ sözüne mi inanalım? Madem bu kadar sağlığa zararsız, kokusuz ve yeraltı sularını kirletmeyecek bir tesis kuracaklar ne gerek var merkezden bu kadar uzak bir yere çöplük kurmaya? Çevre ve Orman Bakanlığından başvurup, yer tahsisi sağladığınız diğer 2 ve başvuracağınız sair yerler daha yakın ve taşıma maliyeti daha düşük olur. Hem böyle çevreye ve insan sağlığına bu kadar zararsız bir çöplük olacaksa Torbalı halkı size sorar ‘Kardeşim o zaman Harmandalı Çöplüğü neden etrafına pislik ve hastalık saçıyor?
Aziz Kocaoğlu Torbalı ve Torbalılı’yı seviyorsa öncelikli projelerini tamamlasın. Mezarlık sıkıntımız var, Huzurevi, Altyapı yenilenmesi, İzsu’nun arızalara müdahalesi haftalar alıyor, Hızlı Tren, sanayi için kimyevi atık arıtma tesisi ihtiyacı (Fetrek ve Çevlik Çayından ziyade çevre artezyenler renkli, kokulu su sahibi oldu) vb.
8- Çöp konusunda CHP’den açıklama gelmedi diye konuşanlar oldu. Ancak şimdiye kadar beklememizin sebebi kamuoyunu yanlış bilgilendirmemekti.
Siz şimdiye kadar bir açıklama yapmadınız çünkü işi oldu –bittiye getirmek istediniz. Torbalı haklını bilgilendirme değil, çöpün gelişini saklamaya çalıştınız. Bildiğiniz doğruları bile sakladınız bizlerden. Mesela eğer ilk İzmir Büyükşehir’in Çevre Orman Bakanlığına 2006 yılında ve daha sonra 2007 ve 2008 ‘Yer Tahsisi Başvurusu’ konusunda neden bilgilendirmediniz halkı? Bunu yapsaydınız ne yanlış olurdu? Neden beklediniz?
9- ‘Günlük 600 araç gelecek, 3 bin 200 ton çöp dökülecek’ deniliyor. Hiçbirinin de gerçekle uzaktan yakından alakası bile yok. Eğer tesis buraya kurulursa günlük 90 ile 100 araç arasında çöp gelecek.
Epeyde bilgi varmış oysa Faruk Akpınar da..! yoksa birilerinin düdüğünü mü çalıyor demeli... Harmandalı Çöplüğüne günde 1200 civarında kamyon çöp taşıyor. Torbalı – Taşkesik daha büyük planlanıyor. Faruk Akpunar’ın Onuncu maddeye yerleştirdiğimiz, açıklamasında itiraf ettiği gibi ve İzmir Büyükşehir’in yükleme, prasleme rampalarını neredeyse tamamladığından da anlaşılacağı üzere çöpler preslenerek taşınacak. Yani bizim 700 – 800 dediğimiz kamyonlar preslenmiş çöp taşıyacak. Yükleme istasyonlarında 3 – 4 çöp kamyonu yükü preslenerek bir kamyona yüklenecek. Yani Torbaslı’ya gelecek bir kamyon bugün Harmandalıya giden 3-4 kamyonun yükünü taşıyacak... Faruk Akpunar’ın beyanını doğru kabul etsek ve 90-100 kamyon çöp taşınacaksa (hem komik hem yalan) bunu 3,5-4 ile çarparsak, 400 civarında çöp kamyonu eder. Hemde İzmir’in nüfus artış oranına göre 10 yıl sonra ne olacağını düşünmeden.
10- Bunun yanı sıra çöpler sularını akıtarak değil, daha önceden preslenmiş vaziyette gelecek.
Taşkesik, Arslanlar, Havuzbaşı ve Torbalılı Çevreciler Çöplük Alanını incelemeye gelen Kocaoğlu'nu protesto etti.
Bu doğru ve itiraf gibi... Çöpler preslenerek taşınacak. Lakin yükleme istesyonlarında preslenen çöplerden çıkan likit pis su ve çöpler nereye taşınacak? Yoksa onlarda vidanjörlerle Torbalı’ya olmasın? Zira henüz İzmir Büyükşehir’in bu likit çöp konusunda herhangibir çalışma yaptığını duymadık. Duymadığımıza göre üç yöntem zileyebilirler! Vidanjörlerle Torbalı –Teşkesik’e taşımak. Yine aynı yöntemle 10. Sınıf ilçe arıtma tesisisne boca etmek. Son ve en kötü ihtimal kanalizasyona koyvermek. Bunca yalanı yorumladıktan sonra dahada yazacak birşey kaldı mı? nasılsa yalandan kimse ölmüyor ama Torbalı’yı çöplüğe boğacak olan Torbalı CHP ve Belediye yönetimini esefle kınıyorum.
Cenk SARIGÖL

11 Şubat 2010

Soruları Mahkeme Tescilledi İlyas Çimen

Sorularımızı Mahkeme Tescilledi İlyas Çimen
Gazetecinin görevi gerçeği aramak, araştırmak, ortaya çıkarmak ve bunun için sorurlar sorarak, kamuoyu gücünüde kullanarak bu sorulara cevap aramaktır. Gerçeği bulmak için soru sormasından daha tabii ne olabilir ki değil mi?
Bir davadan daha suçsuz olduğumuz, isnadsız suçlamalara muhatap olduğumuz mahkemece karara bağlandı. Bir bakıma basının yasal yollarla korkutulup, sindirilmeye çalışıldığının delili bu karar.
Olayı 24 Ocak 2009 tarihli ‘Çifte Villalar Köy Eviymiş!’ başlıklı yazımızın girişiyle kısaca hatırlatalım;
Torbalı Belediye İşçilerine taşıtılan (Köpek Klübesi) Çamlıca Köyünde yaptırılan Çifte Villaların sahiplerinden Torbalı Belediye Amirlerinden İlyas Çimen Vekili Av. Dicle Turan aracılığı ile bir düzeltme göndermiş. Kısaca olay gazetelerde Torbalı belediye İşçilerinin bu Çifte Villalara Köpek Klübesi taşımasının fotoğraflanarak haberleştirilmesiyle ayyuka çıkmıştı. Çifte Villaların sahibi Belediye Amirleri
Yusuf Balık ve İlyas Çimen'e ait oldukları gündeme gelmişti. olayın kamuoyunda kızgınlık ve öfkeye dönmesi üzerine hasta olan CHP'li Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur'un yerine vekalet eden CHP'li Belediye Meclis Üyesi Mehmet Kurt tarafından Yusuf Balık fen işleri Amirliğinden alınmıştı. CHP'li Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur nekahat dönemi sonucunda "0 km" taburcu olunca görevden alınan Yusuf Balık, görevinin başına geçti. Mehmet Kurt tarafından kendisininde itiraf ettiği belediye işçilerine şahsi villasına köpek klübesi taşıttığı ve görevini kötüye kullandığı hesaba katılarak görevden alınan Yusuf Balık, Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur tarafından derhal göreve iade edildi. Biz zaten yazı içinde linkini verdiğimiz köşe yazımızda Ramazan İsmail Uygur görevde olsa Yusuf Balık'ın görevine devam ediyor olacağını ve iyileşince göreve iade edileceğini tahmininde bulunmuştuk. doğrusu Ramazan İsmail Uygur bizi haklı çıkardı.
” (
yazının tamamı Bknz: http://cenksarigol.blogspot.com/2009/01/ifte-villalar-ky-eviymi.html )

Bu konuda tam 2 köşe yazısı yazdık ve ana fikiri oluşturan sorular şunlardı;
Koruluk Kafe ile aynı taşlarla cephe kaplaması yapılan, aynı taş ustalarına yaptırılan
Çifte Vilların sahipleri bizlere bu ustaların ve taşı aldıkları firmanın (Bayındır olması lazım) faturalarını ibraz edecekler mi? Yoksa Koruluk Kafe’nin yanında bunlarda aradan çıkarıldı mı? Belediyeye bu taşların m2’si kaç paradan, Çifte Villalara kaç paradan alındı? Ustalar işçilikleri Koruluk Kafede kaç paradan, Çifte Villarda kaç paradan işledi?”Son olarak Torbalı belediyesi yaptığı tahkikat sonucunda ne rapor yazmış? Belediye işçilerini kurumun üst memurları şahsi işlerinde kullanabiliyor mu? Kullanamıyorsa yaptırımı var mı? Varsa sonuç ne” (Bknz. Denizde Çimen isimli yazımız http://cenksarigol.blogspot.com/2009/01/denizde-imen.html )
Yazılarda ismi hiç geçmemesine rağmen neden



Yusuf Balık değilde İlyas Çimen bize dava açtı yada birlikte dava açmadılar diye düşünenlere olacaktır. Şöyle; Yusuf Balık belediye işçisiyken, İlyas Çimen devlet memurudur. Yani Yusuf Balık Bey isimsiz yazılardaki köpek klübesinin kendisine ait olarak açıklayarak, İlyas Çimen’i oyun dışında tutmaya ve onun bize “devlet memururna ve görevli memura hakaretten” dava açarak, mahkum edebileceğini sanarak elini güçlendirmek istedi. Gayet makul, olması gereken, basın ve gazeteci görevi olan durumu mahkemeye taşıyarak hem mahkeme süresince bu konunun üzerine hukuken gitmemizi zorlaştırdı (başarılıda oldu) hemde yasa cenderesi ile basını sindirmek isteyerek sorulara cevap vermekten kaçtılar.
Sayın okurlarım sizlerle mahkeme kararının bir kısmını paylaşmak istiyorum;
“...Sanığın (Cenk Sarıgöl) yazısında belediye (Torbalı) tarafından yapılan Koruluk Kafe ile özel şahıslara yapılan villaların taş ve taş ustalarının aynı olabileceği imasını uyandırarak taşların faturalarının belediyeden sorulduğu, taşların metrekaresinin kaç paradan alındığının sorulduğu belediye tarafından yapılan villalarda taş ustalarının kaç paradan çalıştığının sorulduğu yazı içerisinde somut bir eylem atfedilerek, hakarette bulunulmadığı gibi her bir suçtan isnad edilmediği benzerlikler dikkate alınarak, basının araştırma görevi ile birlikte belediye (Torbalı) ihtarla bir takım sorular sorduğu yazının içerisinde hakaret kastı bulunmadığı anlaşıldığından ilgili tarihli yazısı nedeniyle hakaret suçundan cezalandırılması istenen sanığın suçun unsurları bulunmadığından beraatine karar verilmesi kamu adına... Yazılı eylemle ilgili olarak unsurları itibariyle oluşmayan hakaret suçundan sanığın BERAATİNE,...

Umarım artık Torbalıda ki sorumlu ve sorumsuz yöneticiler basının görevleri konusunda bu mahkeme kararı ile ilgili küçükte olsa bir bilgi edinmiştir! Zira Sayın Hakim Abdurrahman Yılmaz Beyfendi bu kararla bilmeyenlere hatırlattı.

Yukarda belirttiğimiz yazılarımızda olduğu gibi Balık Baştan Kokar başlıklı yazımızda (
Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/balk-batan-kokar.html )sorduğumuz sorular halen havadadır. Mahkeme bizim görevimizi yaptığımıza hükmettiğine göre bizim sorularımıza cevap vermeyenler en azından 4982 sayılı ‘Bilgi edinme Hakkında Kanun’ çerçevesinde sorularımıza Torbalı Belediyesi görevlisi olarak cevap vermeye zorunludur. Heralde hakkında dava açtıkları yazıları görmedim, duymadım, bilmiyorum’ deme komikliğine vaya çamuruna yatmazlar. Savcıların suç duyurursu kabul edebildiği yazıları aynı zamanda bir dilekçe veya belediye basın bürosu cevaplama zahmetine katlanır. Hiç sanmıyorum ama...

İşin enteresan yanı, bu haberle ilgili yazı yazan herkese gönderdikleri cevabi yazıda şöyle demelerine rağmen;
“...Kirada oturan müvekkilin asılsız habere konu iki göz odadan ibaret Çamlıca Köyündeki (banka kredisi ile yaptırdığı) evden başka malvarlığı (dairesi) yoktur. Yanlı haberde "villa -görkemli malikane" olarak geçen ikiz konutlardan yalnızca biri müvekkilindir. Birçok eksiği bulunan tek katlı köy evinin tüm giderleri müvekkilin özkaynaklarıyla yapılmış olup haberdeki "köpek kulübesi" kesinlikle müvekkile ait değildir, belediye kaynakları kesinlikle kullanılmamıştır...” yukarıda ilginizi sundurum son duruşma tutanağında ne deniliyor; “...Koruluk Kafe ile özel şahıslara yapılan villaların taş ve taş ustalarının aynı olabileceği imasını uyandırarak taşların faturalarının belediyeden sorulduğu, taşların metrekaresinin kaç paradan alındığının sorulduğu belediye tarafından yapılan villalarda taş ustalarının kaç paradan çalıştığının sorulduğu yazı içerisinde somut bir eylem atfedilerek, hakarette bulunulmadığı...
Çifte Villaları köy evi statüsüne sokmaya çalışmak çok ayıp. Bakın sonuç ne oldu? Tüm Torbalı’nın gözünün içine baka baka, fotoğraflara rağmen bunlara “Köyevi” deyip, birde bize noterden cevap gönderdiniz. İşten anlayanlar nasılki ilk bakışta Doğan görünümlü Şahin marka arabayı anlarsa, az çok köy görmüş herkes bunların ne olduğunu biliyordu. Mahkemece tutanağa geçirtmeye gerek yoktu ki inanmanız için Çifte Villalarınıza!

Sonuç ne oldu? Bizim sorularımız gazetecilik ilkeleri ve basın kanunu çerçevesinde gayet kanunha uygun ve görev sınırları içinde ortaya atılmıştır. Siz ne yaptınız? Gayet açık şekilde cevap vermek ve faturaları ibraz etmek yerine hakaretamiz noter tastikli cevap göndermeye ve bizi şikayet yolunu seçtiniz. Ey Çifte Villa ve köpek klübesi sahibi... ve mesai arkadaşı, komşusu sorularımız hala ortada. Yazı yazmamızı 1 yıl bir ay mahkeme süresince erteleme başarısı gösterdiniz. Peki şimdi ne olacak? Mahkeme kayıtlarına girmiş sorular ortada duruyor.
Cenk SARIGÖL

21 Ocak 2010

Tekel İşçileri Çıkmazı

İzmir Tekel İşçilerinin Ankara Kızılay Sakaryada Açtığı Eylem Çadırı
Tekel ve İşçilerimiz ile İşsizlerimiz
Uzun süredir Ankarada Tekel İşçilerinin eylemleri var. Kızılay, naylon çadır kent oldu. Bu insanlar yaşam seviyelerini koruma mücadelesi veriyor. Çoluk çocuk nöbetleşe Ankara ayazında naylon çadrlara kurdukları sobalarla eylem koymaktalar. Ülkemin her yanından, neredeyse her ilden işçilerin açtığı çadırlar var. Eylemler başladığından beri her sabah oradan geçmeyi, işçilerle çoğunlukla konuşmadan bile olsa onların kalabalığının parçası gözükmek için görev edindim. Bu yazıda hiç taraf tutmadan her iki tarafında gözünden dillendirmek, okurlarımla paylaşmak ve işçiler üzerinden manevra arayışına giren muhalefetinde iktidarında yanlışlarını paylaşmak istiyorum.

Hükümetin savları şöyle; Tekel İşçilerinin aldıkları maaşların çok olduğunu yatarak para aldıklarını söylemektedir. Üstelik “kendilerine verilen 1 yıllık süreye 1 yıl daha eklendi. Şuan çalışmadan 1,5 yıldır bankamatik işçisi oldular. Kendilerine 4C ve 4B olarak iş imkanıda sunuyoruz. İsteyende 41 bin lira tazminatını alabilir. Yetimin, vatandaşımın vergilerini havaya saçamayız” iddiasındadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti özelleştirmenin alt yapısını 90’lı yılların sonlarında hızlandırdı. Özellikle DSP + MHP + Anap eklemlemeli koalisyon hükümetinin çıkardığı TAHKİM Yasası ile hem bunun önü açılmış hemde yabancı sermaye girişine açık bilet kesilmiştir. Tekel İşçilerinin eylem koymasına kadar bu ülkede 34 bin Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) İşçisi özelleştirmelerle dışarda kaldı. Hiçbirisine de Tekel İşçilerine önerilen 4C veya 4B statüsünde iş garantisi verilmedi. Tekel İşçileri kendilerinden önceki çoğu kıdemsiz tazminatsız kapı önüne konulan 34 bin işçiden farklı çünkü 11 bin işçi ile en büyük grup...
TEKEL, devletin Petrol Ofisi, TürkTelekom gibi gelir elde ederken özelleştirme yoluna gittiği teşebbüslerinden değil. Yani geliri –giderinden küçük, ‘devletin sırtına yük’ dediğimiz kuruluşlardan. Bugüne kadar hükümetler buraları yandaş memnun edilecek arpalık görmüş ve kadro şişmiş. Yani 2000 yılı ve öncesi hükümetlerimiz veya hükümet ortakları. Ortalama giydirilmiş maaşları 3 bin liranın üzerinde...
Hükümet eleştirisi; Birkere şunu baştan soralım; ‘2 bin 3 bin arasında maaş neye göre çoktur?’ Bugün insanca bir yaşam, normal bir hayat standardı, dengeli beslenme vb. gelişmiş ülke vatandaşlarının seviyesinde bir idame için bu ücret zaten alt sınırdır. Diğer yandan ‘yetim hakkını yedirmeyiz. Vatandaşımızın vergisini haksız yedirmeyiz’ derken kendinizle çelişkiye düşüyorsunuz zira Süreyi 1 yıl uzatırken bu işçilerin çalışmadan para alacaklarını bilmiyor muydunuz? Bildiğinize göre çalışmadan maaş ödemesini bir yıl yaparak yetim hakkını, vatandaşın vergilerini Tekel İşçilerine peşkeş çektiğiniz söylene bilir mi? İşçiler bu konuda haklıdır. Niye? Siz kime, ‘hiçbir iş yapmadan 2-3 bin tl. maaşla çalışmak sitermisiniz?’ diye sorsanız, kim olsa atlar. İşçinizi çalıştıramadıysanız bu sizin beceriksizliğinizdir.
Bir devlet tüm işleyişine özel sektör mantığıylada bakamaz. Sadece gelir – gider dengesi içinde değerlendiremez. Bundan önce iş akitleri fesh olunan işçilerine vermediği hakları Tekel İşçilerine vermesi hakka uygun olur mu? Vermeyi düşündüğünüz 4C veya + 4B statüsündeki iş garantisi dışındaki ekstra ayrıcalıklar Tekel İşçilerinden önce çıkarılanlarada sağlanmalıdır. Devlet özelleştirme yapar ki biz ekonomisini kapital –liberal düzen içinde yürütüyoruz. Devletimiz Koministte değil, bazı eskileri gibi “herşey devletin olsun, devlet vatandaşa eşit dağıtsın. Parti yöneticileride emekçilerin asalağı olsun” diyemedikleri için her özelleştirmeye karşı çıkılsın. Fakat devlet özelleştirme yapıp, işçisini kapı önüne koduktan sonra ‘güle güle’ diyemez. İşçinin hakkı sosyal devlet özelleştirmesinde pazarlığın ilk sırasındadır. İşçilerin durumu özelleştirme pazarlığında dikkate alınır ve netleştirilir. İş bittikten sonra ‘bunlar ne olacak şimdi?’ şaşkınlığı, cahil devlet icraatıdır.

Tekel İşçilerine Eleştiri;
Devletin işçi için ortaya attığı eleştirileri yukarda belirttik. Bizim duyduğumuz ve tespit ettiklerimiz de var. Çalıştığınız Tekel bünyesini ve işletmelerin durumunu en iyi sizler biliyorsunuz. 1999 yılına kadar yılda 300 bin tütün işlerken bu durum sonrasında 25 bin tona kadar düştü. Yani 14 kat azaldı. Tam on yıldır 14/1 iş yaparak çalışıyorsunuz. Emek yoğun iş azalmasına rağmen maaş azalmadı. Özelleştirmeyi alan firmalar 3 yıl iş garantisi, belli oranda maaş artışı sundular. 1300’e yakın işçiye ihtiyaçları vardı. Fakat sadece 100 kadar Tekel İşçisi devlet kapısını ve az emekle çok maaş cazibesini bırakıp, özelleştirmeyi alan firmalarda işe başladı. Firmalar bu yüzden yeni emekli olmuş, Tekel İşçileriyle 3 yıllık sözleşmeler imzalayarak, kalifiye elaman sıkıntısını atlatmaya çalıştılar. Sorun 2 yıldır görülüyordu, iş akitlerinin süresinin 31/01/2010 tarihinde dolacağıda öyle... lakin harekete geçmek için son 1,5 ay beklendi. Hiç çalışmadan 1,5 yıldır alınan ücretler sırasındada bu mücadele verilebilirdi. Hatta kamuoyunu %100 sağlamak için hükümete şöyle bir çağrıda bulunsaydınız ya,
Biz yatarak devlet parası yemek istemiyoruz. Biz işçiyiz. Evimize alnımızın terini, emeğimizin karşılığını ekmek olarak götürmek isteriz. Bize devletimiz çalışacağımız yer göstersin!” diyerek sorununuzu 1 yıl önce masaya getirebilirdiniz. Geçen 1,5 yılda tüm bu emeksiz maaş almalara karşın, Uluslararası Meslek edindirme fonlarıyla açılan ücretsiz meslek edinme kurslarına katılan Tekel İşçisi sayısı işe 146! Yani 11 bin kişiden özelleştirmeyi alan firmalara geçenleri de sayarsak gelecek endişesi taşıyarak, kendine alan açmaya, iş sahasını genişletmeye çalışanların sayısı ortalama 250...
Tekel İşçilerinden önce özelleştirmeler sonrası açıkta kalan 32 binin üzerindeki işçiden büyük çoğunluğu (21 bin işçi) iş kaybına uğramalarının önüne geçmek için çıkarılan 446 sayılı kanun ile 4C statüsünde çalışmaya başladı. Bugün ülkemizde milyonlarca işsiz var ve tamamına yakını 4C, 4B farketmez bir işe girmeye hazır bekliyor.

Sendikal Eleştiri;
Özelleştirme sonrası dönemde yapılan görüşmelerde sendika yetkilileri önerilen 4/C teklifi için, “Hemen travma olmasın, 4/c’yi sonra değerlendelim” demediler mi? 6 ay öngörülen süre 1,5 yıla çıktığında ise kulaklarının üstüne yattılar. Zira ilgili sendikanın kasasına bu işçilerin maaşlarından kesilen aylık kişi başı 10 tl. cebelloz edildi. Bu toplamda aylık 110 bin, 1,5 yılda 2 milyon lirayı buldu. Sizin sendikal anlayışınız emek üzerine değilde yatarak maaş alan işçilerin üzerineyse bilemeyiz. Süreç belli olmasına rağmen sendika ve konfederasyonlar işe netlik kazandırmak için adım atmak yerine işçilerin eyleme kalkmasını beklediler. Yani sendikaları harekete geçiren işçiler oldu ve işçi örgütleri buna sonradan dahil olmak durumunda kaldılar. Peki işçiler için getirdiğimiz eleştiri sendikalar için geçerli değil mi? Siz üye işçilerinizin emeksiz, çalışmadan devlet kasasından maaş almasını mı istiyorsunuz? İstemiyorsanız bugüne kadar geçen 1,5 yılda neden hiç sesiniz çıkmadı. En azından hükümete bu işçilerin farklı kurum ve kuruluşlara (Karayolları, Orman işletmeleri, Maden işletmeleri vb.) geçmesi için neden hiçbir çabanız olmadı? Sizin sendikal anlayışınızda çalışmadan, emek harcamadan maaş almaktan rahatsız olmak yok mu?

Muhalefet Partisi CHP;
CHP tam bir riya içinde davrandı. Tekel işçilerinin acil, aciz durumunu tekeline alıp, siyasi çıkarı için tepe tepe kullanma eğilimine girdi. Bırakın CHP’i tüm hükümet muhalifi, kesim için bulunmaz bir fırsat gibi değerlendirilmek istendi. CHP geçen 1,5 yıllık süre içinde ses etmedi. Hükümete ‘bu işçileri neden çalıştırmıyorsun?” diye hesap sormadı. Çalışmadan nasıl maaş ödüyorsun, babanın parasını mı dağıtıyorsun, işçi çalıştırmayı bilmiyorsunuz vb. eleştirileri getirmedi. Ama ne zaman Tekel İşçileri meydana indi, hop meydana çıktılar. İşi öyle bir düzeysizliğe bindirdiler ki, 2009 yerel seçimlerinden sonra CHP’li yeni belediyelerin 4500, İzmirde ise 2500 kişiyi işten çıkardığı görmezden gelindi. Tekel İşçileri Sayın Deniz Baykal tarafından genel merkezlerinde kabul edilirken, İzmirli CHP’li belediyelerin kapı dışarı koyduğu işçilere bırakın randevu vermeyi, genel merkez önünde saldırmaya kalktılar. Sadece İstanbul ve İzmirde CHP’li belediyelerin işten çıkardığı işçi sayısı 7 bin dolayında... Tekel İşçileri işçide, CHP’li belediyelerin partizanlarına yer açmak için işten çıkarttıkları bostan korkuluğu mu? Demokratlık mı, işçi ayrımcılığı mı ne bunun adı? İzmirli CHP mağduru işçilerin açtığı çadırın önü neden hep boş kaldı? Onlara alaka gösterilmedi. Yok sayıldılar.
Torbalı ve Tireden de Tekel işçisi arkadaşlarımız kendi haklı mücadeleleri için Ankara yollarını arşınladılar. İyide ettiler. Peki Torbalı belediyesine başkalarının işsizliği üzerine kapağı atanların desteklerine, gazete açıklamalarına ne diyeceğiz? Ben kocaman bir ‘YUH’ diyorum. Siz önce özürlü çocuklarıyla tazminatsız, kıdemsiz kapı önüne konan, onlara yapılan haksızla sahip olduğunuz konumunuzu sorgulayın. Mahkeme kararlarına rağmen yanı başınızda hem kapı dışarı edilen hemde tazminatları ödenmemek için takla atılan durumları kalbinize bir sorun. Burnunuzun dibinde sizinde bir köşesinden alet olduğunuz haksızlığı görün sonra 580 km ötedeki mücadeleye eylem koyma hakkını kendinizde görün. Yoksa çok komik oluyorsunuz. Tıpkı ilçesinde olan haksızlıkları görmezden gelerek, ilçe gazetesinde Tekel üzerinden muhalefet pusatı kuşananaların köşelerinde yaptığı gibi komik durumunuz!

Cenk SARIGÖL

1 Kasım 2009

Aklınız Nerdeydi?

Uluslarası kuva-yı milliyenin 90. yılı sempozuyumuna katılan Necat Çetin Hocamızın bir Fotoğrafı

İlçemizin yetiştirdiği değerli eğitimcilerinden ve yerel tarih araştırmalarıyla ülke dışında bile kendinden söz ettirmeyi başarmış sevgili Necat Çetin Hocam İzmir - Torbalı Belediye Başkanlığı tarafından kurulacağı ilan edilen "Torbalı Kent Arşivi" konusuna olan çekincelerini ve bugüne kadar görmezden gelinen emeklerini, takdir edilmeyişini, tutulmayan sözleri bizlerle sitemkar bir mektupla paylaştı. Aşağıda sizlere aynen aktardığım Necat Çetin Hocamızın gönderisi;
Bugüne Kadar Aklınız Nerdeydi?
Bu günlerde bir yerel gazetede boy boy tam sayfa ilan veriyor bizim şehir eminliği. Yani belediye başkanlığı. Baş tarafta 1950 yılından kalma bir fotoğraf. Altında kent arşivi kurulacakmış. Belge fotoğraf isteniyor. Yahu kardeşim siz daha önce neredeydiniz.
Biz yıllarca ben ve Yasin Kayış hocam bangır bangır bağırdık. Yazdık çizdik. Aklınız nerdeydi? Tüm yönetici efendiler sağır ve dilsiz ve amayı oynamadı mı?. Şimdimi aklınız başınıza geldi? Bizler destek istedik. Dirsek aldık. Yazılı başvurduk. "Bizi destekleyin. Başbakanlık arşivinden belgeleri getirelim. Bunları çevirelim. Bunlar belediye de bir birim oluşturulsun" Duyuramadık. Şimdi anons üzerine anons, ilan üzerine ilan. Bey efendiler lordlar kamarasından sesleniyor. Torbalı’da yerel tarih araştırmalarını kim yapıyor? Necat Hoca ile Yasin Kayış Hoca. Çalmadıkları kapı kalmadı. Sonuç koca bir sıfır oldu. Eeee şimdi. İnanın ne beni ne de Yasin’i arayan dahi olmadı bu konuda. Arayacak yüzleri yok ki. Nasıl arasınlar. Belge ve bilgiler kimde var. Bu iki Torbalı sevdalısı öğretmende. Hangi yüzle arayacaklar ki!

Ses sanatçısı hanıma bir gece için 55 milyarı ödendiği söyleniyor.. Parayı bulursun. Araştırma için bir lira dahi yok. Yalan mı? Kaç defa sponsor olmaları için belediye başkanına gittim. Hiçbir zaman hayır demedi. Ama sonuç koca bir sıfır. Ne telefona çıkar. Ne de seni makamda kabul eder. Bugün git yarın gel. Bey efendi lord, ben avam. Başkan benim lise ve fakülte arkadaşım. Lise müdürü olarak okuluma müthiş destek aldım. "Belediye arar Bende şu tv kanalı gelmiş.. Koş gel. Belge ver, bilgi ver." Ama Torbalı araştırmaları için. Nanay.

Ha bu arada Çaybaşı eski belediye başkanı Ömer Şentürk’ün hakkını vermek lazım. Sağ olasın sevgili Ömer Şentürk. Aslında ben yazı yazmayı bıraktım. Kongre ve sempozyumlara katılıyorum sadece. Daha birkaç gün önce 'Uluslararası Multidisipliner Kadın Kongresi"nde tebliğ sundum. Ama bu kent arşivi için nafile ilanları okuyunca acıdım.
Arşiv No : 2612 Başlık : Torbalı Muhtelit (karışık) Mektebi Tarih : 25.03.1926 Arşivdeki Yeri :T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk Eğitim Müzesi; T.C. Maarif Vekaleti Mekteb Müzesi, İzmir Albümü-1, D-221, No-125Boyutlar : 14 cm X 9 cm
Alın size beş fotoğraf. Hemde 1926 yılından kalma. Ama dikkat edin nerden alındığı altında yazılı. İlandaki Torbalı Tren İstasyonunda ve benim daha önce yayınladığım bir fotoğraf. Rum kasap Stelyo’nun ziyareti ile ilgili çekilmiş fotoğraftaki gibi değil. Bilim açıklık netlik ister. Kimden neyi aldınsa yazacaksın. Aşırma yapmayacaksın. Altına benim arşivimden olduğunu yazamayacak kadar bilime ve bilimsel araştırma yapanlara saygınız dahi yok mu?

Nasıl olsun? Bundan 3 yıl önce Çanakkale ile ilgili tam 195 fotoğrafı başkanla görüştüm. Çerçeveletelim dedim. Önce Torbalıda sergi açalım. Sonra ben okuluma götürürüm çevrede de sergi açarız dedim. Çerçevelendi. Her fotoğrafa okulumun logosunu ve belediyenin logosu kondu. Sonra ne mi oldu? İnanmıyacaksınız. Tam iki yıl halkla ilişkiler müdürü Serkan Tekin’den bunları istedim durdum. Yok estek köstek. Sonra ona buna peşkeş çekildi. Bir tanesini dahi alamadım. Serkan Tekin’e söylemediğimi bırakmadım. Belki de bu yazıyı okuyanlarda bu yağmadan elinde Çanakkale sergisi için hazırlanan fotoğraflardan paylarını almıştır. Serkan Tekin bey bana ben bu 195 fotoyu yeniden bulacakmışım. Yeniden çerçeveletip bana iade edeceklermiş. Kafaya bakın. Varmı böyle bir yaklaşım? Sen önce emanet aldığın 30 X 40 cm ebatındaki 195 fotoğrafı ona buna peşkeş çekmişsin, oraya buraya atmışsın. Ben tekrar bunları edinme yoluna gidip tekrar çerçeveletip bana iade edeceklermiş. Buna tavuklar değil kuşlar bile güler.

Evet bende hiç tahmin edemediğiniz kadar belge ve fotoğraf ve kamera çekimleri var. Hatta bunları yayınlasam belki yer yerinden oynar. Nasıl mı? Rahmetli İbrahim Kesici’nin anlatımları o kadar ağır ve suçlayıcı ki? Dayının, berberin, papazın çevirdiği entrikaları bir bir anlattı rahmetli Kesici. Kesici’nin ne kadar dürüst biri olduğunu sanırım hatırlatmama gerek yok. Hanımıma vasiyet ettim; "Ben ölürsem bir nüshasını Yasin hocaya, bir nüshasını İzmir Kent Arşivine, bir nüshasını da Atatürk İlkeleri ve İnkılap tarihi Enstitüsüne vereceksin" dedim.
2722 Başlık : Torbalı nahiyesi Tepe Köyü Kız Mektebi dikiş ve nakış esnasında alınan fotoğrafları. Tarih : 09.03.1926 Arşivdeki Yeri : T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk Eğitim Müzesi; T.C. Maarif Vekaleti Mekteb Müzesi, İzmir Albümü-1, D-221, No-234
Bunlar aklıma geldikçe sinirleniyorum. Ve bunları kamuoyunun bilgisine sunmak için yazmak istedim. Destek isteyişlerim yalan mı sayın Ufuk bey? Yalan mı Torbalı Ticaret Odası Başkanı sayın Behçet Çınar Bey? Bir Bayındır Ticaret Odası kadar olamadınız. Bayındır’ın eti ne budu ne ki? Öyle olduğu halde adamlar son kongrede bana destek verdiler. Bende yazdım. Bu kafayla giderseniz askere belki alırsınız tezkere. Aslında yazacağım söyleyeceğim o kadar çok şey var ki? Doluyum. Kültürünü kaybedenler bir süre sonra kimliklerini, benliklerini ve nihayet namuslarını kaybederler. Sayın Torbalı Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürü bir daha benim arşivimden yayınlayacağız her ne olursa olsun eğer kaynağını yazmazsanız size dava edecek değilim henüz. Sadece bilime bilim adamına saygıyı hatırlatmak isterim.

Arşiv No :2724 Başlık : Torbalı Nahiyesi Tepeköy Kız Mektebi bahçede idman yaparken alınan fotoğrafı. Tarih : 19.04.1926 Yer :İzmir, Torbalı Arşivdeki Yeri : T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk Eğitim Müzesi; T.C. Maarif Vekaleti Mekteb Müzesi, İzmir Albümü-1, D-221, No-236 Boyutlar : 14 cm X 9 cm

Buradan Torbalı kamu oyuna açıkça ilan ediyorum;
Benim adımla bu güne kadar her nerde olursa olsun yayınlanmış ne olursa olsun yazımı araştırmalarımı benden yazılı izin almadan kaynak dahi gösterseniz dahi kullanma hakkını size tanımıyorum.İzin vermiyorum. Bunu böyle bilesiniz. Beni en sonunda böyle yazı yazma neden oldunuz. Bu yazıdan sonra hiç destek alacağımı da sanmıyorum. Cevabımdır…. Daha bu başlangıç. Adamı elle döversin acısı çabuk geçer, dille döversin deler geçer, kalemle döversin tarihe geçer. Siz bu kafayla devam edin. Ben de sizi tarihe geçirmeye devam edeceğim.

Arşiv No : 2728 Başlık : Torbalı Muhtelit (Karma) Mektebi. Tarih : 25.04.1926 Yer : İzmir, Torbalı Arşivdeki Yeri :T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk Eğitim Müzesi; T.C. Maarif Vekaleti Mekteb Müzesi, İzmir Albümü-1, D-221, No-240Boyutlar : 14 cm X 9 cm
Gelelim fotoğraflara:
Fotoğraflar aslında çok şeyi anlatır. Bunlarda öyle. Fazla söze hacet yok. Dönemi çok iyi tasvir etmiş. Giyimden duruşa bakışa kadar. Hele öğretmen dahi adeta esas duruşta. Sanırım bakanlık her taraftan böyle okul fotoğrafları istemiş. Eh bizimkilerde çektirip göndermiş. Bakın yıllar sonra kent arşivi için alın size bir parmak bal. Hem yalayın hem de yalanın. Belki bu tür fotoları bir daha ya bulursunuz yada bulamazsınız.

Necat Çetin
Yerel Tarihçi
ve
Bayındır Ülfet Onart Lisesi Md.

17 Haziran 2009

Büyük Torbalı Gazetesi ve Ara


Allah’a Emanet



Büyük Torbalı Gazetesinde yazmaya başlayalı 5 yıldan fazla olmuş... Uzun bir süre! Büyük Torbalı’nın haberde tarafsız, köşe yazılarında bağımsız olmasına karar verdiğimiz, benim aklımdan geçen gazeteyi, Vahap Bey’in zaten kurguladığını söylemesiyle yeni bir vizyon ve misyonla yayın hayatına farklı bir solukla besmele çektik. Haberler ne kadar bağımsızsa, köşe yazarı o kadar bağımsız olmalıydı. Öylede oldu. Haftada 5-6 gün yazdığım yazılarıma 2,5 yıl önce Ankara’ya gidişimle haftalık 1-2 yazıya düşürdük. Zaman bizi doğal olarak, ilçeye ait duyargalarımızdan, kulis bilgilerinden, birebir irtibatlardan, taze bilgilerden ıraklaştırdı. Gözden uzak olan, gönülden düşmesede sözden, muhabbetten düşüyor. Haber kanalları azalınca yazmanın niteliği, yerelliği, güncelliği düşmeye başladı. Defaatle yazdığım gibi “yerel gazetede yerel konular yazmak gerek” benim şiarımdır. Genel konulara elbette değinebilirsin ama bunun kesinlikle % 35 gibi bir oranı geçmesi benim şablonumun ayarları dışındadır.

Artık gerek iş yoğunluğum, gerekse yukarda saydığım sebeplerden dolayı yazma işinde aksatmalar, yoğunlaşma sıkıntıları, gündemi takip edememe gibi sorunlar yaşıyorum. Bazen 3-4 gün sonra ancak bakabiliyorum ilçe web. sitelerine. Konu gelmişken, Büyük Torbalı Gazetesinin YENİ! İnternet sayfasını eleştirmeden geçemeyeceğim. Bir kere ‘YENİeskiden güzel, kaliteli, sağlam, kullanışlı, konforlu, estetik vb. özellikleri taşıdığı için YENİ sıfatını alır. Bu özellikle teknoloji ve elektronik özellikler varsa kesin öyle olmalıdır. İnternet bilgi paylaşımı ve depolamasında insanoğluna muhteşem olanaklar sundu.
Gelgelelim bizim Yeni Büyük Torbalı! İnternet sayfamız berbat. Bir kere arşiv kaybını ikinci kez yaşıyoruz. Affedilemeyecek bir hata bence... Bunca haber, yapan muhabir, köşe yazarının emekleri zayi olmuş... Oysa toplumsal hafızamızın oluşmasına ve hatırlatmasına yardımcı olacak bir işlevsellikte muhafaza edilmeleri ve ulaşılabilir olarak yeni! Sayfalara eklenmeliydiler. Eskiye oranla sayfa açılma ve değiştirme hızı çok yavaş. Sanırım sebebi sayfa detaylarında bile çıkması sağlanan görsellerden kaynaklanıyor. Yazıların ve haberlerin tarihi yok. Köşe yazarının eski yazısını okurken veya yayındakini ne zaman yazdığını göremiyorsunuz. Oysa yazmak, gazete tarihe kayıt düşmek değilmidir? Tarihsiz kayıt düşmek bu çağda büyük ilkelliktir.
Diğer aksaklıklar ve sebeplerini kısıtlı bilgimle maddelemeye çalıştım;
· Manşet Alanı çalışmıyor. Resimler gözükmüyor. Veya çok beklemek gerekiyor.
· Sayfalarda javascript hataları var. Bu da site ile kullanıcı etkileşimini olumsuz etkiliyor.
· Anamenü de yer alan bazı butonlar düzgün çalışmıyor.
· E-Posta ya basınca harici bir pencere açılıyor ve “feedburner.google.com” adresi açılıyor.
· Haberler e basınca yine “feeds2.feedburner.google.com” adresi açılıyor.
· Site çok yavaş çalışıyor. Arşiv kaydına ulaşmak zor.
· Site arayüzünde çok fazla resim bulunuyor. Tasarımda yapılan hatalar nedeni ile sayfalar gezildikçe her sayfada tüm resimler tekrar tekrar yükleniyor.
· Sitede en altta bulunan 11 dilde translator “google” üzerinden çalışıyor. Google translator hizmeti türkçe ile diğer diller arasında çevirim yaparken kelime anlamlarında ve cümle kurulumunda çok fazla hatalar yapmaktadır. Bu da çevirilerin çok devrik ve yer yer anlaşılmaz olmasına yol açmaktadır. Zaten hem verimsiz hemde gereksiz bir uygulamadır.
İnternet Sitesine bence daha çok önem verilmelidir. Zira Torbalıda oturanlar zaten gazetelerini alıp, sanala aktarılandan çok daha bilgiyi okuma imkanına sahipler. Fakat bizim gibi uzak diyarlardaki okuyucu memleket haberlerini site üzerinden okuyor ve bilgi sahibi oluyor. Pratik olarak hergün gazeteye ulaşabilenbler için pek büyük sorun görünmeyen durum, bizlerin takibi için önemlidir.
Bugüne kadar bana bir çok mail atan okur, “YORUM” butonu olmamasından yakındılar. Bunları yetkililere sık sık aktardım. YEN! Sitemizde bu uygulama yine yok. 7 senedir Torbalıda köşe yazıyorum. Yerel basının çoğu ayağında yazılarım çıktı. Okuyucumla güzel bir frekansta yakaladığımı düşünüyorum. Sanırım bunda samimiyetim ve yüreğimden geçen doğru ile kalemim arasına bariyer koymamam etkili oldu. Şahsi çıkar ve kazanım için yazmadığım gibi kimseye haksız eleştiri getirmedim. Bir çok isabetli tespitlerimiz çok sonraları kendini kanıtladı. Bazısı günler - aylar, (Ramazan İsmail Uygur’un Adaylığı vb) bazısı yıllar (Danıştay saldırısı) sonra...
En sinir olduğum durmadan yakınmaktır. Bir konuyu eleştirirken eğer önerim varsa onları muhakkak sıraladım. Çözüm yolları konusunda fikirlerimi paylaştım. “Torbalıda Sosyal Hayat Yok” diye belediyeyi eleştirenlere hep kızdım. Sosyalleşmenin ana etmeni insandır. Belediye, tiyatro getiriyor, konser düzenliyor, sanat etkinliği oluyor, Torbalı Türk Sanat Müziği Derneğimiz muhteşem güzellikte sunular gerçekleştiriyor katılım cılız. Sonra birileri çıkıp, “Torbalıda sosyal hayat yok” Torbalı Belediyesi bu konuda çalışmıyor. Sanıyorlar ki sosyal hayat sadece sinemadan ibaret! Oysa “sosyalleşme” derneklere üye olmak, okul aile birliklerinde aktif görev almak, hobilerin, vakıf çalışmaların, çevre duyarllılığı olanlarla bir araya gelmen vb. etkinliklere katılımla olur. Sinema sosyalleşmede en kısır alanlardan birisidir.

Torbalı Ticaret Odası Meclis Başkanı
Abdulvahap Olgun Bey’e ‘Kabacakırı OSB’ konusunda köşemizden bir çağrı yaparak, son gelişmeler sormuştuk. Bana telefonla dönerek, en kısa sürede döneceğini söylemesine rağmen 4 hafta geçti. Dolayısı ile böyle bir cevap için kullanacağımız misafir köşemizin hazır beklediğini düşünüyorum.
Bu yazıyı yazarken internette haberlere bakıyordum. “Darbeyi Konuşmak Demokrasiye Hakarettir” başlıklı haber içinde 
DSP Torbalı İlçe Başkanı Sayın Muhsin Yazar fena çuvallamış. Hatta “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş” dedirtecek bir açıklama yapmış. Son yazım olduğu için ele almadım. (TÜRKİYE’NİN hiçbir dönem bu kadar gergin günler yaşamadığını söyleyen DSP İlçe Başkanı Muhsin Yazar AK Parti hükümetinin kasıtlı olarak darbeyi gündeme getirdiğini savundu.Yazar, “Ben, uzun yıllardır siyaseti takip eden ve içinde olan bir kişi olarak hiç bu kadar spekülâsyon yapıldığına şahit olmamıştım. Korku imparatorluğu yaratmaya çalışan AK Parti hükümeti bu yolla iktidarını sağlama almak istiyor. İnsanların kafası çok karıştırılıyor. Denizlerden, toprak altından silahlar fışkırıyormuş gibi gösteriliyor. Bu kadar önemli bir albayın evinde bu kadar önemli olduğu iddia edilen bir belgeyi sakladığını hiçbir mantık kabul edemez. Türkiye’nin önemli fikir adamları, ilim adamları sebepsiz yere cezaevindeler. Şimdi de durmadan gerçekliği kanıtlanmayan bir belgeyi konuşuyoruz. Tüm bunların üzerine bir de darbe ihtimalinin sürekli gündemde tutulmasını bir ayıp olarak nitelendiriyorum” şeklinde konuştu.)
İşte bu yazıda isimlerini açıklayacağım ve bana DSP Torbalı İlçe Başkanı Muhsin Yazar’ın ilgili açıklamasında belirttiğim hezeyanı bana mail atan ilk 5 okura kitap hediye edeceğim.
Bir Vakit Görüşmek üzere, Allah(cc) Yar ve Yardımcımız Olsun.

Cenk SARIGÖL

25 Mayıs 2009

Necat Çetin Hoca'dan Serzeniş!

Necat Çetin Hoca Bayındır Ülfet Onart Lisesi Öğrencileriyle Tübitak Araştırmaları yarışmaları için İzmir Bölge birincisi olarak Ankara finallerine geldiğinde bizi ziyaret etme nezaketi göstermişlerdi. Necat Çetin'in Torbalı'ya Serzenişi!
Geçen haftaki, yazımızda bazı bilgiler için sayın Necat Çetin Hocama ihtiyaç olduğunu dillendirerek, kimi hususları ilgisine havale etmiştik. 'Torbalı' ismi üzerine duyduğumuz, bildiğimiz rivayetleri sizlerle paylaşmaya çalışmıştık. Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html linkinde Tur Balı ve Deve Ağızlarına geçirilen Torbalardan yola çıkarak aktardıklarımız ve ikinci yazımızda ele aldığımız Torbalı Dede, Durap Ali, Dur Be Ali, Metropolis rivayet ve aktarımlarını paylaştığımız yazımız için Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html Necat Hocam 3 gündür Ankarada... Bayındır Ülfet Onart Lisesi Müdürü ve çalıştırdığı öğrenci ekibi TÜBİTAK Araştırma dalında bölge birincisi oldular ve burada Ankarada İzmir’i temsil ediyorlar. (Türkiye 4. oldular) Necat Hocam ile bir yazı yazma hakkımı saklı tutuyorum. İğneyle kuyu kazar gibi Torbalı’nın her yerinde yakın tarihin izini süren bu öğretmen / idareci Bayındır da değil, ilçemizde hizmet ediyor, yanındaki öğrencilerde bizim ilçemizden olmalıydı. Üstelik bu ilçeden çıkmış, sponsorlarla torbalı Yakın Tarihi konulu 2-3 kitabın piyasada olması gerekmez miydi? Buyrun Necat Haca’nın sitemlerini hep birlikte okuyalım;

Sevgili arkadaşım Cenk,

Büyük Torbalı Gazetesinin bugünkü (18 Mayıs 2009) tarihli köşende 'Torbalı' adı üzerindeki yazında (Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html )benden söz etmişsin. Teşekkür ederim. Torbalı Adı tartışmasını benim ilgime havale etmişsin. Sağ olasın. Ancak ben Torbalı dosyasını kapattım. Ben bu topraklar üzerinde doğmuş, bu topraklara hizmeti aşk saymış bir yörük çocuğuyum. Ama tüm çırpınışlarım, tüm çabalarım adeta boşa çıktığı için, bende başka bir ilçe ile ilgili alan çalışmalarıma devam ettim.
Bilirsin insanlar sadece yaşlılıklarında rezil-zebil olmamak için para biriktirirler. Bu parayı kaybedip daha da fazlasını kazanabilirler. Ancak kaybedilen kültürü hiçbir şekilde geri getiremezler. Ben kültürümüzü kayıt altına almaya çalıştım. Hem de ne yazık ki tüm feryadıma rağmen destek alamadan. Kimlere gitmedim ki? Eski belediye başkanı Mehmet Hasan Karatoklu’ya. Adeta yalvardım. 'Başkan Yunan işgalini gören son tanıklar ölüyor. Bunların anlatımlarını kayda alalım’. Tınlamadı bile. Bunu sevgili Vahap (olgun) tanıktır. Tabi o insanlar tek tek bu dünyadan göçtü. Birkaçını kayıt altına aldık. Nasıl mı? Hurda bir motorsikletle demircide çalışan vefakar Ozi ile. Yıllar sonra o kayıtlar o kadar değer kazandı ki. Üç beş tane de olsa önemli. Yıllar önce Torbalı Kazımpaşa İlköğretim Okulunda öğrencileri köy araştırmalarına yönlendirdim. İlk önce aslan sosyal demokrat veliler kazan kaldırdı. 'Bu adam ne yapıyor?' diye. Ama o bilgilere ihtiyaç duyduklarında ilk önce onlar yaltaklandılar. Hem de utanmadan. Şu an bakanlık benim 7-8 yıl önce yaptırdıklarımı istiyor. Demek ki bakanlıktan 8 yıl ilerideyim.
Ramazan İsmail Uygur başkan oldu. Müdürlük yaptığım okula ummadığım desteği verdi. Araştırmalar için ise hiç. Hem de koca bir hiç. Geçen sene Kırım Tatar Türkoloji Kongresi için 20 defa kapısından döndürüldüm. Ertuğrul Mahallesi Tatarları ile ilgili kongre tebliği Kırım’a göndermişim. Yol ve kalma masrafı için destek istiyorum. Tamam diyor. Bugün git yarın gel. Sonra görüşelim. Yer ayırtıyorum. Sonuç hüsran. Bilim âlemine rezil oluyorsun. Tebliğim Kırım da ben ise ulaşılmaz beyefendinin kapısında. Git gel. Diğerlerini yazmama gerek yok. Sinirleniyorum.
Torbalı’ya tayin istiyorsun. Valilikten onay çıkıyor. Mutasarruf bey iptal ettiriyor. Bizim kağıt kaplanlar basiretsiz. Ondan sonra deli oluyorsun. Nedenini sorguluyorsun. Ben disiplinli biriymişim. Kafa koparırmışım. Birilerinin adamı olmamak bu ülkede acaba suç mu? Bizler devletten maaş alıyoruz. Ancak ve ancak devletin adamı oluruz. Ne birilerinin ne de şunun bunun.
Çanak yalamayı öğrenemedik. Ama çanak yalayıp ta daha atama başvurusu dahi olmadan ve atama başvurusu süresi bitmeden asil okul müdürü atanan basiretsiz, mesnetsiz, laf başı adalet , din, iman kelimesini dilinden düşürmeyen, sadece bilmem ne cemaatinin adamı olduğu için çanak yalayıp atanan, mahkeme kararı ile indirmeme rağmen yine aynı görevi kör topal yürütmeye çalışanlardan olamadık. Zavallı vekil müdür bozuntusu. Yüzüme dahi bakamıyor. Çünkü kendisinin ne kadar rezil ve zelil olduğunu beni görünce anlıyor. Kendisini ayrıcalıklı mollalardan sayıyor. Biliyor mu acaba ben onu Hattab’ın Ömer’e havale ettim. Adalet. Herkesin muhtaç olduğu adalet. Eğer bu dünyadan Hattab’ın Ömer geçti ise ölünceye kadar davamın arkasındayım. Eğer geçmedi ise başka söze gerek yok. Acaba mahkeme-i kübrada onu o çanak yaladıkları kurtaracak mı? Bu rüzgâr dinince seni elimden kim alacak? Hele bir Torbalı’ya atanayım, aynı ortamda, ilk toplantıda ilk işim senin ipini çekmek olacak. Gece gündüz atanmamam için dua et. Belki yararı olur.
Velhasıl sevgili arkadaşım üretim yok. Araştırma yok. Birikim yok. Al maaşını salla başını. Makbul insancıklar bunlar. Biliyor musun tam dört yıl ilçe nüfusun ücretsiz evet hiçbir ücret beklemeden ve talep etmeden yeminli Osmanlıca tercümanlığını yaptım. Bu devletime karşı olan manevi borcumdu. Devlet denince bilirsin akan sular durur. Çevirdiğim her evrağı beni tehlikeli gören mutasarruf bey imzaladı. Ama da tehlikeli adammışım be…
Evet ben sıra dışı standart dışı üretim hatasıyım. Benim gibilere deli diyorlar. Varsın desinler. Bakarsın bir gün anlayıp veli derler. Bilirsin atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
Destek konusunda eski belde Çaybaşı Belediye Başkanı sevgili Ömer Şentürk başkanın hakkını ödeyemem. Geçen sene Samsun’daki Mübadele Kongresine onun desteği ile gittim. Yerel tarihçilik iğne ile kuyu kazmaya benzer. Araştırma sahasında ha bire dolan dur. Yaz demeden kış demeden. Araştırtma zaman, emek ,bilgi ve donanım istiyor. Özellikle donanım ne yazık ki para. Bununla ben tanışamadım. Her halde bundan sonra da artık tanışamam. Tam yedi yıldır büyük bir kooparatifin yönetimindeyim. Beş yılı dolduran lise müdürüyüm.(Ben Rumelide’yim, çanakçılar karşı tarafta) Ancak üç yıldır aynı ayakkabıyı giydiğimi çok yakınlarım bilir. Hem de yamalı olarak. Torbalı Pazar yerindeki Ali usta şahittir. Ayakkabıma kaç yama vurduğunu. Yedi yıldır aynı ceketi giyiyorum. Hatta bu araştırmalar yüzünden nerede ise hanımdan da olacaktık. Hangi kadın tahammül eder sabah 8 gece 11 çalışanı. Bu yaştan sonra yüzümüze de kimse bakmazdı. Kim ne yapsın dağda bağda araştırma yapan benim gibi standart dışı ölçülerdeki adamı. Hem de maaşının nerede ise yarısı bu yola harcayana.
Şimdi Torbalı için araştırma için İstanbul Başbakanlık Arşivine gideceksin. Ankara Arşivlerine gideceksin. Orada kalman, en azından bir hafta kalman için tam 2.000 TL lazım. Kimden nasıl isteyeceksin. Ama aristokrat beyefendiler bir gecelik yemek parasını kat be kat masada bırakırlar, pardon ödetirler. Ama sen köylerde koş, emek harca eeeeeeeee.sonuç Necat hoca iyi olmuş. Ananın dini……..
Sevgili arkadaşım. Necat hoca tansiyonu şekeri olan 150 kiloluk biri. Arşivim 500 GB. olmuş. Artık biz vakıf olmuşuz. Aynı rahmetli Çağatay Uluçay, rahmetli Orhan Şaik Gökyay gibi...
Benden bu kadar. Hanıma vasiyet ettim. Ölümüm halinde arşivimi şu üniversiteden şuna ver diye. Artık bu kafasızlarla uğraşacak ömrüm kalmadı. Para ayarlarsam tarih kongrelerine tebliğ ve bildiri sunuyorum. Bu saatten sonra da kimsenin kapısına gitmem. Ben Torbalı tarihi ile ilgili temelleri atmışım. Her taşın altına bırakmışım. Benden sonra gelenler devam etsinler. Tabi gelen olursa. Artık bana Torbalı ile ilgili bir şey sormayacağına eminim. Bu satırları tüm içtenliğimle yazıyorum. Ve senin sayfanda yayınlanması için gönderiyorum. Daha yazmadıklarım , yazamadıklarım içimde. Yazmak istemiyorum. Değmez. Bunu yayınlarsan her sözümün arkasındayım. Yayınlamazsan o sana kalmış. Ne diyeyim.
Selam ve sevgilerimle.


18 Mayıs 2009 el- hakir el-fakir Necat ÇETİN (zide ilmihu)

8 Nisan 2009

Torbalı Belediye Meclis Listesi ve Görevler

Torbalı Eski Atatürk Meydanından bir Görünüm.
(Yeni Belediye Meydanı)

Torbalı Belediye Meclis Listesi ve Görevler

29 Mart yerel seçimleri ile birlikte yenilenen
Torbalı Belediye Meclisi şöyle oluştu;
19 CHP'li,
12 AK Partili üyeden oluşan 31 kişilik meclis,

Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur.

Torbalı Belediye Meclisi şu isimlerden oluşuyor:

Torbalı Cumhuriyet Halk Partisi
Ufuk Yörük,
Erkan Zeylan,
Sefer İpekli,
Önder Deveci,
Hamit Cömert,
Osman Sargın,
Mehmet Kurt,
Yalçın Efe,
Kerim Özlü,
Düzgün Yılmaz,
Sabri Girgin,
Kazım Celimli,
Emin Bardakçı,
M. Yıldız Sivrikaya,
Mithat Tekin,
Nurettin Gündoğdu,
Ömer Şentürk,
Mehmet Emirdar,
İbrahim Cinkılıç.

Torbalı Adalet ve Kalkınma Partisi
Hasan Karatoklu,
Adnan Yaşar Görmez,
Nurettin Albaş,
Ender Subakan,
Süleyman Ayaz,
Hamit Şen,
Cevdet Kıvılcım,
Yasemin Yılmaz,
Hüseyin Karaman,
Şenol Güler,
Mehmet Türkoğlu,
İbrahim Tek.


Meclisi oluşturan 19 CHP'li, AK Parti'den 12 olmak üzere toplam 31 üye,
Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur,
CHP’de Grup Başkanı ve sözcüsü Ufuk Yörük,
AK Parti’de ise Grup Başkanı Nurettin Albaş, Grup Sözcülüğü ise Ender Subakan olarak belirlendi.
Meclis katipliğine, Meclisin en genç üyeleri olan Sabri Girgin ve Osman Sargın geçti. CHP grubu Sabri Girgin ve Osman Sargın’ın seçilmesi önerisinde bulundu. Yapılan oylama meclisin en genç üyeleri katipliğe seçildi.
Gizli oylama ile yapılan seçimde 2 yıl görev yapacak
1. Başkan vekilliğine Ufuk Yörük,
2. Başkan vekilliğine Emin Bardakçı seçildi.

-Torbalı Belediyesi Daimi Encümeninde görev yapacak 3 üye seçildi. Yapılan oylama sonunda Kazım Çelimli, Emin Bardakçı ve İbrahim Cinkılıç göreve getirildi.
-Türkiye Belediyeler Birliğine Mehmet Kurt ve Hamit Cömert,
-Ege Belediyeler Birliğine Mehmet Emirdağ seçildi.

24 Mart 2009

CHP’li Olsaydık!

İzmir - Torbalı Torbalı Mah. Tren Garı CHP’li Olsaydık!
Eğer sol düşüncede bilinçli bir seçmen olsaydım sol ve sosyalist iklimde şemsiye ile dolaşan, hiç ıslanmamış CHP’ye kesinlikle oy vermezdim. Bilinçi çıkarıp, “Babam, dedem CHP’li, (benim pek kafa basmaz! Tarla takka gibi buda bana miras genetik kaldı) bende oraya oy veririm.” diyenlerdenseniz. Sandıkta gene CHP’ye (özellikle Deniz Baykal’a) yönetim revizyonu sağlamak adına rey kullanmazdım. Bu seçim bırakın en ufak bir CHP oylarının yükselmesini yerinde saysa bile Deniz Baykal bunu yine kılıfına uydurup, başarı diye piyasaya sürecektir. Bu durumda koltuğunu terketmemek için kendince güçlü ergümanları olacaktır. Düşünün 1938 doğumlu Deniz Baykal, CHP’nin başında kalmaya devam edecek. Rakip siyasi liderler için bulunmaz hint kumaşı, en ideal rakip, yarışmaya doyamadıkları kişi olan Baykal, kendi partilileri için artık taşınamaz bir lider konumuna gelmiştir. Türk Demokrasisi için ise tam bir fiyasko olarak, özgürlüklerin, demokrasinin, sivil anayasanın karşısında durmaktadır.

CHP dışlındaki partililere sorsanız, “Deniz Baykal CHP’nin başında durmaya devam etsin mi?” sorusunu eminim ki “dursun, kalsın” diyenlerin oranı CHP’liler dışındakilerde daha yüksek olur. Biraz geleçek üzerine düşünün, 2012 yılında Genel Seçimler yapılacak. Deniz Baykal, 75 yaşındadır artık. Çok çok iyi niyetli, hayali olarak, Türk Seçmenlerin 75 yaşındaki Baykal’a oy vererek, iktidar olmasını istediler! 75 yaşındaki Deniz Baykal, 5 senede iktidarda Başbakan (hiç erişemediği makam) olacak! Kaç yaşlarında ülkeyi yönetmek istiyor? 75, 76 , 77, 78, 79, 80... Alın size ikinci Bülent Ecevit faciası! 2012 yılı geldiğinde sandığa giden seçmen bunu düşünmeden mi oy kullanacak? Düşünürse oy verme ihtimali var mı? Asla olmayacak şey değil mi?

Bu durumda gerçekten CHP’nin iktidar olmasını arzulayan partililer için Deniz Baykal’a yol vermenin en iyi yolu nedir? Üstelik bunu Yerel Seçim ile birlikte düşünürsek, nasıl bir metod, yöntem bulmalı ki seçim sonucu Baykal’ın genel kongrede düşürme hayali kurmadan istifası gelmeli? *Basit! Belediye başkan adayını beğeniyorsanız ona yine oy vereceksiniz. Ama özellikle İl Genel Meclis Adaylarını görmezden geleceksiniz! Zira yerel seçimde aday önemlidir. Projeler ömenlidir. Adayın, sempatikliği, karizması, insanlarla iletişimi, yakınlığı oy dağılımını ciddi etkiler. Bakarsınız yılların partilisi rakip partinin adayına oy vermiş. Onu kendine yakın, başarılı olacak diye öngörmüş. Buna karşın İl Genel Meclis Adaylarına verilen oylar partilere verilir. Aslında buradada bir bilinç oluşması gerekirken yapılan araştırmalarda İl Genele verilen oyların %88 oranla partilere verildiği tespiti ortadadır.

CHP seçmeni sandıkta uygun gördüğü adaya oy verirken, İl Genel Meclisinde oylarını isterlerse boş kullanarak, partisinin yönetimine olan değişim isteğini ve eleştirilerini en somut şekilde sergileyebilir. Bu durumda adayların oyu yüksek çıkarken, İl Genelde yaşanacak düşük oy, partinin başarısızlık hanesine yansıyacaktır.Aslında İl genel meclisleri önümüzde 10 yıl muazzam önemli bir konuma yükseliyor. Bütçeleri neredeyse 12 kat arttırıldı. Yerel, yerinde yönetim prensibiyle çıkan Büyükşehir Kanunu uyarınca bu bütçe 10 yıl il genel meclisleri tarafından yönetilecek. Daha sonra ise belediye yönetimlerine devredilecek.

Ben isterdim ki, Torbalıda tüm partilerin İl Genel Meclis Adaylarının en az ilk 3’ü üniversite mezunu olsunlar. Çünkü, belediyeyi almaya kilitlenen ilçe teşkilatları İl Genel Meclislerine yeterince önem vermiyor. Adayların Üniversite mezunu olması İl Genel Meclisi ve komisyonlarında önemli görevler almalarına olanak sağlıyor. Hatırlayacağınız gibi Akp İl Genel Meclis Üyesi (şimdide aday) Mahmut Öztaş, partisinin meclis çoğunluğu olmamasına rağmen komisyon başkanlığı yaptı. Aynı şekilde CHP'li Ufuk Yörük daha sonra istifa etsede hem kendisi hemde yerine gelen Faik Üstünol çok önemli görevlerde bulundu. Her ikisininde ortak özelliği üniversite mezunu olmalarıdır. Eğer ilçemizden İl Genele gönderdiğimiz yada seçileceklerin 5’ide üniversite mezunu olabilse İzmir İl Genel Meclisinde çok ciddi bir Torbalı ağırlığı ve etkinliği oluşurdu.

Bu yüzden ben şahsen değerli arkadaşım Cumhur Eren’in (MHP İL Genel Meclis Adayı) bu özellikleri taşıyan birisi olarak, İzmir İl Genel Meclisinde Torbalı’yı temsil etmesini çok isterdim. Gençliği, birikimi, eğitimi ve duruşuyla çok iyi hizmetler çıkaracağınada eminim. Aslında MHP 2004de Behçet Çınarlı İl Genel Meclis oyunu %10 arttırması durumunda 1 adayını meclise gönderebilir. Bu durumda Akp-3, CHP ve MHP birer üye çıkarmış olur.

Torbalıda Mevcut Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur ve yandaşlarının gerginlikleri artıyor. Sonuç yaklaştıkça ve belirginleşmeye başladıkça bunlar kaçınılmaz! Bunun sinyallerini, Ayrancılarda CHP giydirmeli araç şoförünün Bakan Mehmet Aydın’a Torbalı Kaymakamı Zeki Arslan’ın yanında laf atarak, kalabalığı provoke çabalşarında, komşusunun siyasi tercihi ile astığı Akp flamasını yakmaya kalkan Torbalı Belediye zabıtası, Alpkentte balkonuna Akp flaması asan kadına atılan taşlarda gördük. Bunlara gerek varmıydı? Dün olanlara gerek var mı? Seçi,mden sonrada bu insanlar birlikte yaşayıp, yüz yüze bakmayacaklar mı? Gene komşu, müşteri, esnaf olmayacaklar mı? Lütfen herkes sakin olsun bu demokratik bir yarış ve nihayetinde sandığa oy atmaktan ibaret. Kalp kırmaya, garez çıkarmaya, insan incitmeye, şiddeti seçmeye gerek yok. Bu gerginliği bende bana gelen maillerden görebiliyorum.
http://cenksarigol.blogspot.com/ adresindeki yazılarımıza gelen yorumlarda, konuştuklarımın aktardıklarından öğreniyoruz.

*CHP’nin İl Genel Meclis oyunu yani parti oyunu düşürerek, Deniz Baykal’dan kurtulma ihtimalini görerek bana aktaran bir beldemizde oturup, bana ismini yazmamam şartıyla aktaran yılların CHP’lisi abimize teşekür ederim. Ben bunun Torbalıda daha çok belirgin olacağına, İl Genel Meclis oyunun Ramazan İsmail Uygur’a verilen oyun çok altında kalacağına inanıyorum. Zaten Torbalı CHP’liler Deniz Baykal’a Ramazan İsmail Uygur’un adaylığını katanpereye getirmeye çalışmasından dolayı kızgınlarmış. Hatta Ramazan İsmail Uygur bile seçim giydirmeli araçlarına Deniz Baykal resmini neden koymadı? İstanbulda CHP’nin seçim afişlerinde ve propoganda çalışmalarında Deniz Baykal’ın kullanılmama sebebi neden?


Cenk SARIGÖL

23 Mart 2009

Torbalı Yerel Seçim Anketi (BUPAR)

Yerel Seçim Anketi (BUPAR)

Kamuoyu araştırma kuruluşu BUPAR, Torbalı Belediye Başkanlığı seçimleri için bir anket yayınladı. Anket, kamuoyu araştırmalarında "en sağlıklı" yöntem olarak nitelendirilen "yüz yüze anket yöntemi" kullanılarak uygulandı.
Anket, AK Parti adayı Mahmut Atilla Kaya’nın açık ara önde olduğunu ortaya koyuyor. İşte Torbalı merkezi ve beldelerde yapılan son anketin sonucu.
2 bin kişi üzerinde yapıldı.

Araştırma Torbalı Belediyesi sınırlarında yer alan Torbalı merkez mahalleleri, Ayrancılar, Çaybaşı, Subaşı, Yazıbaşı, Pancar ve Karakuyu beldelerinde farklı sosyo–ekonomik ve sosyo–demografik gruba mensup kişilerden, yaş, cinsiyet ve mahalle kotalarına göre tesadüfi yöntemle seçilmiş 2.000 kişi ile görüşülerek gerçekleştirildi. Yapılan bu araştırmada 0,95 güvenlik sınırları içinde, hata payının +/- % 1,63 olarak görüldüğü açıklandı.

AK Parti adayı fark attı

BUPAR’ın anketinde AK Parti adayı Mahmut Atilla Kaya yüzde 44,2’lik oy oranı ile ilk sırada çıktı. Ankette CHP adayı Ramazan İsmail Uygur yüzde 33,6 ile ikinci sırada yer buldu. MHP adayı Zerrin Çalışkan Yöndem yüzde 5,8′lik oy oranı ile sıralamada üçüncü olurken, DTP adayı Celal Temel yüzde 3,9’luk bir oy oranına sahip oldu. Diğer partilerin yüzde 3,3’lük bir oy aranı aldığı ankette kararsızlar ise yüzde 9,2’lik bir oranda çıktı.


21 Mart 2009

Torbalıda Dün Değerlendirmesi ve Seçim

İzmir -Torbalı / Eylül Stadyumunda yapılan Bir !9 MAyıs Gençlik Bayramı Şöleni
Dün Değerlendirmesi ve Seçim
Torbalıda Yerel Seçimin rengi neredeyse belli oldu! Birileri çok kötü rezil olacak hırçınlıkları, taşkınlıkları zaten vardı ama bunun tabana sirayeti bu yüzden. Balkonuna Akp flaması asan Alpkentli kadını taşlama, belediye siyasi fanatik zabıtalarının komşusunun politik tercihiyle astığı flamayı yakma ve küfür etmesi, Ayrancılarda şahsi arabasını partisine kiralayan ve yevmiye ile şoförlük yapanların bakanın arkasındaki Torbalı Akpartilileri provoke çabaları her bu sebeplerde aranmalıdır.

Bir dönem için seçilmek istediğini söyleyenlere sözleri haftaya bugün yalatılmış olacaktır. 2004 seçim beyannamelerinde ortaya koymadıkları sandık şimdi halkın önüne gelmiştir. Yeni seçim beyannamelerindekilere nasıl inansın millet? Eskisini yerine getirmemişsin ki yenisini vaaz ediyorsun. Sonra rakiplerinin projelerini “olmayacak şeyler” diye nitelerlerken aklıma o klişe laf geldi, “kişi kendinden bilir

Türkiyede olduğu gibi Torbalı CHP’nin heyecanı yok! İş bu kez çok zor. Sağda bir parti (DYP - DP) erimiş, eski adayı Akp meclis üyesi (Mehmet Hasan Karatoklu) olmuş. Eski İzmir caddesi üzerindeki kafeleri yıkmışlar, sonra yenilerini istediklerine vermişler. Devlet demiryollarından 11 yıldır kira ve belediye ruhsatı ile işleten kişilerin yerleri eften püften sebeplerle başlarına yıkılmış. Çamlık içinde her büfe yıkıldı. Ama hami olduklarının yeri milletin milyonları ile tekrar yıkılıp yapılarak aynı kişiye hamsi tava edilmiş. Ya hazır yıkmışken şu hastaneyi düğünlerden, eğlencelerden, gürültü ve patırdıdan kurtarabilirlerdi. Ama o zaman nasıl Hami, Abi olunur değil mi? Öncelik sıralamasına bakmaksızın saçma sapan, gereksiz, israf, yatırım önceliğinde son sırada olması gereken Muzaffer Kebapçıgil Koruluğuna Kır Kahvesini hastanenin dibine kurmakta beis görmediler.

Eski Sanayiyi yıkmışlar, yeni meydana UYGUN ve eşlerinin heykellerini dikerek kendilerini ödüllendirmişler! Millet susuzluktan gevlerken, apartman katlarına su çekmekten fıtık olmuş. Bunlar tarlaların ortasına yüzme havuzu yaptı. Eh ancak orda yan parsel sevilen insanlara aitti… Açılışta yarım yamalak yazın son gününe (Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış derler) yetiştirdi gibi yapılıp, açıldı.

Torbalıspor final haftasında tesislerinden, “Ticaret Odası ile ortak Otel yapacağız” gerekçesiyle tesislerden çıkarıldı. Üstelik bundan Ticaret Odası yöneticilerinin haberi bile yoktu. Kulübün kullandığı eski püskü otobüsü çekip aldılar. Kulübün gelir kalemlerini (bana görede haklı gerekçeyle) kesti ama benim gerekçem kumar olurken onlarınki neydi acaba? Sonra karanlık meblağlardan bahsedilen, eşlerinin aracını kullandığı “Metropolisspor” kuruldu. Spor olarak en çok “Deve Güreşi” faaliyeti yaptı. İzmirde başarılı tüm ilçe spor takımlarına maddi destek sağlayan İzmir Büyükşehir ve Aziz Kocaoğlu şampiyon olan İzmir’in en başarılı takımı Torbalıspor'a zırnık koklatmadı. Acaba kimin telkinleriyle? Neden? Akp Torbalı ilçe başkanının kaynı kulüp başkanı! Bunların siyasi partizan ve fanatiklikleri “TORBALILIK” ruhundan çok önde gidiyor.

Popstar olma hevesiyle işi gücü bıraktılar, sms uzmanı oldular! Nikâh kıymaya başkanından CHP meclis üyelerine kadar (bana göre gayri ahlaki bir evlilik için) taa Çeşme’lere yatlara koştular. Niye? Çeşmede belediye başkanı nikah memuru yok muydu? Bildiğim kadarı ile o yat kaptanı bile kıyabilirdi nikahı… Belediye’den gelir gelmez 200’e yakın işçi çıkarıldı. Hadi onları maliyet düşündün çıkardın. O zaman yerlerine neden partizanlarını ve başka bir partinin adamının adamlarını doldurdu? 2004 seçimlerinde Torbalı CHP Subaşı Beldesi Başkan Adayı Hamit Küçük gibi Torbalı Belediyesine tescilli partililerini kadrolamaktan bile imtina etmediler. Sendikalı işçileri kapıların önüne koydular. Mahkemede haksız çıktılar. şehriçi dolmuşçularla olan davayıda kaybettiler. Her iki Mahkeme kararlarını uygulamadılar sonra bizim paramızla ceza ödediler. Koltuğa oturur oturmaz sendikalı işçileri kapının önüne koyanlar, Seçime bir yıl kala ise pişkin pişkin kendi kadroladıklarına sendikal hak verdiler.

Bitmiş işe çatı, yarı resmi oda seçimlerinde sandık bekçiliği, kamu malını personele kullandırarak, çıkar sağlamak bu dönemde bol bol görüldü. Eski çırçır fabrikaların şişe dipleri arandı. Sirozdan görev yapamaz hale geldiler. Havaalanlarında kimileri uçaklara alınmadı promil yüksekliğinden. İlçeye gelmiş sanatçılara şişe fırlatma, küfür, racon kesme, muhaliflerin yakınlarının yerlerini kamulaştırmaya kalkma, kapalı marangoz atölyesine “gürültü kirliliği” cezası kesmek. Meclis üyesi yakını bazılarının uzaktan çalışma yöntemiyle belediye çalışanı olması… Gül gibi geçinmeler. Belde Belediyesinin 3 liraya diktiği ağaçların daha küçüğünü 10 liraya ihale etmek.
Aklıma bir çırpıda gelenler bunlar ve bunun adı da Sosyal Demokrat Belediyecilik oldu! Yerseniz…

Biliyorum seçim tahminimi merak ediyorsunuz. Mailler, telefonlar… ama 27 Şubat 2009 tarihinde yazmıştık.
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/torbal-ticaret-odasnda-yeni-donem.html
Bence 56 bin civarında oy kullanılır. Kazanacak parti ve adayın adı “A” harfiyle başlıyor! En az 3500 oy fark bekliyorum. Bakalım göreceğiz. Siz unutsanız bile ben size nasılsa hatırlatırım.

Bu işin profesyoneli Ertan Ünver 16 Mart 2009 tarihli köşesinde bizim öngörümüze paralel bir değerlendirme yapmış;
Onun için fazla pompalamayın, şu ara 3500- 5350 arasındaki farkın daha da artmasana sebebiyet vermeyin. Ve 1999’da baraj altında kalındığı zaman yaptığınız gibi, bu sonucu da benden bilmeyin…

Sayın Ünver ‘pompalamak’ derken hava gazı pompalamaktan bahsediyor olmalı! Bende bunca püfür püfür esinti nerden geliyor diyordum.


Cenk SARIGÖL