ER(asker)-GENE-KON etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ER(asker)-GENE-KON etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2009

Genel Güdümlü Yerel Seçim

Genel Güdümlü Yerel Seçim
Yerel Seçim önce muhalefet tarafından genel seçim havasına sokuldu. Bunun üstüne iktidar partisi balıklama (yok BALIKLAMA başka partiye aitti) atladı. Görünen o ki bu işten Akp fazlasıyla avantajlı çıkacak. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,
Akp % 52 oy almazsa, oylarını 5 puan arttırmazsa başarısız olmuş sayılır” diyerek, kendisinin ikinci parti olacağını ilan etmiştir. Bir siyasi parti liderinin böyle bir açıklama yapması acizliğinin, düşkünlüğünün, çaresizliğinin göstergesidir. Rakip siyasi partinin oy oranını ve çıtasını % 52 olarak görmek, geriye kalan partilerin % 48’i paylaşacaklarını söylemektir. Yazık çok yazık!
Düşünün ki 2009-2010 Futbol sezonu ilk idmanında Fenerbahçespor başkanı Aziz Yıldırım şöyle bir açıklama yapıyor;
Bu sezon rakibimiz Beşiktaş şampiyonluğu en az 5 puan ile kazanamazsa başarısız sayılır! Bizim ikinciliğimiz garanti..
düşünün bir spor kulübü başkanı sezon açılışında böyle açıklama yapsa şampiyonluk iddialı bir futbol takımının başında kalabilir mi? Teknik direktör olsa bonservisi eline tutuşturulmaz mı? İşte CHP’de durum budur.

Akp için kıstas 2004 yerel belediye seçimlerinde % 42, il genel meclisinde % 41 aldığı oy oranıdır. Bence bu oranı rahat rahat koruyacaktır. Bunda iktidar partisine ve liderine alternatif muhalefet geliştirilememesi kadar liderlerinin sönük kalmasının payı büyüktür. Evet, bir kesimim kafasında soru işaretleri var. Lakin Akp hükümeti özgürlükler, demokratik açılımlar, Avrupa Birliği süreci, dünya ile bütünleşme, dış politikadaki muazzam ivme sayesinde bu şüpheleri önemli bir kesim için gidermektedir. Tüm bunların aksine muhalefet daha fazla özgürlük, kamu ve anayasal reform isteklerinin karşısında durmaktadır. Statükocu, değişime kapalı, hukuk devletine nazaran kanun devletini önceleyen bir dil kullanıyorlar, eleştirilerini bu yönde serpiştirmekteler.

Elbette iktidar ve muhalefetin dili halk tarafından değerlendiriliyor. Öncelikle muhalefet eleştiri diline Türkiye gerçeklerini ciddi şekilde analiz ederek, halkla ve bu gerçekliklerle paralel ayniyet kazandırmalıdır. Bugün yasa dışı yollarla çıkanlar dâhil yurtdışında (özellikle Avrupa) 10 milyon civarında Türk vatandaşı olduğu tahmin ediliyor. Yani her 7 kişiden neredeyse biri ülke sınırlarımız dışında hayatını idame ettirmektedir. Dolayısı ile 2-3 kuşak ailesi içinde birkaç fert yurtdışında olmayan neredeyse kimse yok. Anadolu Kaplanları diye tanımlanan, TÜSİAD dışında ki orta ölçekli sanayicilerimiz geçen yıl itibari ile 180’in üzerinde ülkeye ihracat yapmış…

Dolayısı ile özellikle AB başta olmak üzere dünya ile uyumlu bir Türkiye’nin karşısındaki siyasi söylemler halkımız tarafından makul karşılanmamaktadır. En basitinden İzmir - Torbalıda ki bir susam işletmesi 3 ülkeye ihracat yapıyor, tekstil fabrikası Avrupa’ya fasonda olsa mal üretiyor. Bu fabrikada çalışan işçide, nakliyesini yapan şoförde AB sürecinin hayati önemini biliyor. Kızı, oğlu, kardeşi, yeğeni, torunları Avrupa ülkesinde çalışanlar sürecin sekteye uğraması durumunda en basitinden telefon fiyatlarının nasıl olacağını hesap edebiliyor.

Aynı şekilde etnik, mezhebi asabiyetleri hassas olan kesimlerde AB sürecinin mensubiyetlerine katkılarını görmekteler. Dinsel özgürlükler, Kürt vatandaşlarımızın dil ve kültürel kimliklerini rahatça ifadeleri bunun göstergesidir. DTP’nin bile son açılımlarla nasıl bir faşist dil tutturduğunu kısmen bunla açıklayabiliriz. Ekonomik sıkışıklık ve işsizlik elbette çok büyük sorun. Dünde sorundu, bugünde artarak devam ediyor. Fakat ‘işsizlik’ üzerinden yaptıkları eleştirilerle iktidarı yıpratacağını düşünen muhalefet oldukça yanılmaktadır. Onların halkın çoğunu cahil görür gibi işsizliğin tek müsebbibi olarak Akp’yi gösterme çabalarının seçmende çok fazla karşılığı yok! Dünyanın nasıl bir iktisadi buhran içinde olduğunu vatandaşımız zaten görüyor. Yazının başında bahsettiğimiz her ailenin yurtdışındaki yakınlarından bu bilgiler geliyor. Bankalar batmış, dünya devi (General Motors) firmalar can çekişiyor, üretimlerini durdurmuşlar, ücretli-ücretsiz işçi çıkaranlar, üretime ara verenler var.
Ülkemize baktığımızda batan banka yok. Pembe tablo çizmeyelim ama üretimin büyük kısmı devam ediyor. Dünyada ekonomik küçülme rakamları ortalama %18’lerde seyrederken bizim %7.5 dolaylarındadır. Tüketimi (869 Türkiye üretim barkrot kodu başlangıçı)
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/cihan-krizine-yerli-mal-869.html yerli üretime kaydırmayı %70 başarabilirsek, küçülmeyi % 9.5’larda durdurabiliriz. 2010 sonunda biteceğine kesin gözüyle bakılan bu dünya krizinden uluslar arası bir aktör olarak Türkiye çıkacaktır.

Bir yanda Türkiye’nin yönünün Rusya, Çin, İran eksenine çekmeye çalışan Er – Gene – Kon oluşumu dururken, tonla silah, mühimmat, ceset, suikast ve planı ortaya saçılmışken, darbecilik heveslileri kol gezerken, halkın ne yönde bir eğilimi olabilir? Akp’nin ANAPlılaşacağı yönünde söylemler pek muteber değildir. Çünkü Akp lideri Recep Tayyip Erdoğan, rahmetli Turgut Özal’ın aksine ve Süleyman Demirel’in, “her fani bu makamı kolay kolay elinin tersiyle itemez” dediği Cumhurbaşkanlığı Koltuğuna oturmayı tercih etmeyerek, aktif siyasete yön vermeyi seçmiştir. Muhakkak ki bir gün Akp düşüşe geçecek, söylemi kalmayacak, iktidarda olması halkla arasındaki kodları soğutacaktır. Bu tüm demokrasilerde siyasi oluşumların başına gelen doğal bir süreçtir. Yoksa tek parti yönetimi değil ki bu, sonuçta herkes iktidar vizesini sandıktan alıyor.

Ben bu seçimde ana muhalefet lideri her ne kadar kendilerini es geçerek, iktidarın öngörülen başarı çıtasını yükseltip, Akp’ye başarısızlık de factosu oluşturmaya kalkıyor. Oysa 36 Osmanlı Padişahının 32’sinden fazla süredir CHP yönetimine damgasını vuran Deniz Baykal, söyleminin kendisi içinde geliştirilerek, bumerang etkisi olabileceğinin farkında değil. Akpde ise kati sürükleyici ve ivme kazandırıcı etkisine rağmen Recep Tayip Erdoğan için parti genel başkan yardımcısı şöyle açıklama yapıyor; “Bu seçimde başarısız olursak, genel başkanımız dahil tüm yönetim kadrosunu tasfiye ederiz...

Peki aynı demokratik söylem ve cesaret CHP ve MHP için dillendirilebilir mi? Hayır! Öyleyse değişen bir şey yok demektir! O zaman bu seçimden taşları yerinden edecek bir sonuç beklemek gafilliktir.!


Cenk SARIGÖL

11 Temmuz 2008

Er(asker) Gene Kon ve Hukuka Güven

Güvenilmeyen Adalet ve Hukuk!

Ben zaten ‘güveniyorum’ diyemesemde son 1,5 yıldır yazan, çizen, yorum yapan, konuşan, siyasi, sivil insanlarımızın küpünden sızanlarda bunu görmek mümkün. Örneğin;
-28 Şubat postmodern darbe sürecinde çoğu yargı mensubunun kışlalara birfing almak için koşması,
-Cumhurbaşkanlığı sürecinde yaşanan skandallar, zorlama 367 salt çoğunluk kararı,
-Ak Parti ve DTP Kapatma Davaları,
-Bazı yüksek yargı üyelerinin (Tansel Çölaşan) 27 Mayıs darbesini ve Adnan Menderes ve bakanlarının asılmasını hayırla yad etmesi,
-Anayasa Mahkemesinin (AYM) kimi üyelerinin Er-Gene-Kon darbeci örgütüyle ilintili kişilerle temaslarının basında yer alması,
-Her çoğu görevdeki hukukçuların, yargı kurumlarının yıldönümünde ve basın karşısında yakalanan fırsatlarda siyasi alana nüfuz edecek açıklamaları,
-Yargıçlarımızı az yada çok tanıyan aydınların mahkeme sonuçlarını sayısal loto oynar gibi tahminler yapması, işin garibi bu tahminlerin tutması ve hemen hemen hep aynı aylama sonuçlarının açıklanması,
-Emekli olan yargı mensuplarının bile yargı sürecindeki davaları şahsi eğilimleri yönünde etkilemeye dönük beyanlarına yaptırım uygulanmaması,
-Deniz Baykal’ın “mahkemeden (AYM) 367 kararı çıkmazsa çatışma çıkar” tehditlerine bir açıklama ile bile karşı çıkılmaması,...
Bu liste öyle uzayıp, giderki sonunda ortaya çıkan duruma biz bile şaşarız! Eğer bir anket yapılsa bu ülkedeki insanların %80’inin adalet sistemine güvenmediği sonuçu çıkabilir. Kapatma davalarına muhatap olan iki partinin oylarını topladığınızda zaten %55 rakamına ulaşıyoruz.

Er-Gene-Kon davasında CHP’nin değiştirilemeyen, değiştirilmesi kurultaylarda teklif dahi edilemeyen lideri Deniz Baykal avukatlık yapmaya hazır. Kendisi siyasi yasaklı oldukları dönemde avukatlık yapmış biri olduğundan tecrübelidir. Bir davaya gönüllü, ücretsiz avukat olmanın kaba anlamı bilir:
ortada bir haksızlık var (Er-Gene-Kon) ve ben bu haksızlığın karşısında duracağım” diğer ihtimali elbette Deniz Baykal için düşünmüyoruz bile,
eğer bu soruşturma sulandırılmadan ve siyasallaştırılmadan devam ederse partime ve bazı CHP mensuplarına kadar uzanırda bana ellerler!” Eh CHP kuyruğuna yapışıp, mecliste 13 kişiyle koltuk kapan DSP’nin farklı düşünmediğini, kurucu başkan Rahşan Ecevit ve istifa etti/etmedi arafta genel başkan Zeki Sezer’in aralarındaki kavgalardan fırsat bulup, yaptıkları açıklamalarla biliyoruz.

Hukuk sistemimizin adalet dağıtmadığına inanmayanlar öngörümüze CHP+DSP’yi eklersek %75’lik bir seçmen kitlesinin varlığı peydah olur. Artık burada hukuk sistemimizin yada adamlarımızın siyasallaştığı konusunu araştırma görevlilerine bırakmak, kamuoyu araştırması yapan şirketlere devretmek gerekir. Sanıyorum sonuç burada bizim ulaştığımız rakamı egale eder! Elbette ankette şu iki soru ayrı ayrı sorulmalıdır;
1-Ak Parti ve DTP Kapatma Davaları sizce siyasi midir?
2-Er-Gene-Kon soruşturması Karşı devrimcilerin komplosu, Ulusalcı ve Atatürkçülerin İktidar tarafından sindirilmesi midir?
Bu sorulara “EVET” diyenleri toplarsanız hukuk sistemimizin durumu bakımından elzem bir sonuç çıkar ortaya... Yok ben “HAYIR” diyenleri toplayacağım diyenler için yine bir umut yok. Çünkü, birinci soruya ‘evet’ diyenler ikinciye ‘hayır’, ikinciye ‘evet’ diyenler birinci soruda ‘hayır’ şıkkını seçmiş olacaklarından bulmaca sonucu sağdan-sola yada soldan-sağa okusanız değişmeyecek ve “hukuk sistemine güvenmiyoruz” çıkacaktır.

Oysa asıl bomba soruyu en sona saklarsanız durumun vahameti susuz kalan barajların dibini andırır! Örneğin şöyle bir soruya ne dersiniz;
-“Er-Gene-Kon' soruşturması her üst mahkemeye taşındıkça sizce aydınlanır mı yoksa faso fiso mu olur?
Ben “Erbakan olur” şıkkını seçerdim. Eğer şıklarda yer alırsa “Susurluğa Benzer” seçeneği kesinlikle benliğimi kaplar.
AKP derseniz onlar zaten pazarlığa açık... ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras’ın Darbe Günlüklerinin Mecliste araştırması için iç tüzük gereği alt sınır olan 20 milletvekilini bulamamasını nasıl açıklarız sonra...
Allah (cc) Devlete, millete hukuksuzluk yaşatmasın!

Günün Sözü: “Adalet Mülkün (devletin) Temelidir

Cenk SARIGÖL

ER (asker) GENE KON İsmine Dair

 

Er (asker) – Gene – Kon

Manas, Alp Er Tunga, Oğuz Kağan, Deli Dumrul, Boğaç Han, Tepe Göz, Bamsı Beyrek, Satuk Buğra Han, Dedem Korkut destanları gibi Türk tarihinde çok önemli yeri olan Ergenekon Destanının isminin Türk milletinin iradesine ket vurmaya çalışanlara karşı yapılan bir soruşturmaya, operasyona verilmesi birçok kişide burkuntu oluşturdu! Belki, Türk demokrasisinin gelişmesine engel olan, ulusalcı safsatalarla ülkeyi içine kapalı ülke haline getirmeye çalışanların bağladıkları zincirleri kırmak ve
Ergenekon Destanında demir dağları eritip çıkan milletimizin kaderi II. Ergenekon (soruşturma) ile bu zincirleri paramparça ederek, evrensel değerlerele dünyaya açılmaktır” şeklinde değerlendirmeler yapabiliriz. Lakin burada soruşturmanın ismi olmaktan önce Ergenekon millet iradesini silah ve hileyle değiştirmeye çalışan bir örgüte verilmiştir. Yani cumhuriyeti ve Türk milletini kurtaracakları hülyası görselerde aslında ülkenin etrafını ulusalcı ağlarla örmek ve bizi gelişmemiş demokrasiler sepetine hapsetmek istiyorlar...

Edindiğimiz intibaya göre bu örgüt, çeşitli spekülatif eylemler, cinayetler, bombalamalar, mitingler vs. yoluyla bir darbe ortamı oluşturarak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyması için uygun kaosik ortamı oluşturup, ordu içinde bulunabilecek darbe heveslilerini teşfik ederek, silah zoruyla millet iradesini askıya almayı hedefliyor. Özetle “Askeri Darbe Teşvikçileri” o zaman kelimeleri bölerek kullanırsak “ER(asker)- GENE- KON” tam yerini bulmuş diyebiliriz! Daha öncede bir kaç kez vuku bulmuş olan askerin siyaseti tasfiye etmesini tekrar istemenin ismi ancak bu kadar güzel adlandırılabilirdi!

Madem bu örgütü kuranların nihayi hedefi askeriyenin yada askerin gelip yönetime konmasını amaçlıyor. O zaman askere 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat süreçlerinde ve darbelerinde yaptılan gibi "gel GENE yönetime KON" denilmektedir. yani geçmişte tecrübe ile sabit bir suçun işlenmesi için muhataba çağrı yapılmaktadır. Bu perspektiften bakılınca isim su götürmeyecek şekilde yerini bulmuş diyebiliriz!

Cenk SARIGÖL

10 Temmuz 2007

ADD, Heykel, CHP


ADD, Heykel, CHP


Geçen hafta gazetemizde yer alan Kubilay Kaplan haberi: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Torbalı Şubesi Başkanı Zeynel Bavuk Atatürkçü Düşünce Derneği’nin bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirterek, “Bizim dışımızda gelişen olayların derneğimize kadar lanse edilmesi bizleri çok üzüyor. ‘Sözde Atatürkçü’ şeklindeki nitelendirmelerin kendilerini yıpratamayacağını savunan Bavuk, “Çok hassas bir dönemden geçmekteyiz. Biz dernek olarak bu kritik önemde bile tarafsızlığımızı korumuş olup Atatürk ilke ve devrimlerinin önde gelen mirasçıları olarak özde Atatürkçülüğün gerektirdiği her şeyi kendimize görev bilmiş bulunuyoruz… Özellikle Türkiye’nin seçime gittiği bu dönemde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün adının geçtiği her cümlenin bin kez düşünülüp bir kez konuşulması gerekir. Ulu önderimizi seçim propagandası lehine kullanmaya çalışan herkesi kınıyor ve bu konuda başta Torbalı’da bulunan siyasi parti ilçe başkanları olmak üzere herkesi sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Türkiye’nin bu süreçte en çok sağduyu ve beraberliğe ihtiyacı var.” Şeklinde konuştu.


ADD Bşk. Bavuk, tarafsızlıklarını koruduklarından bahsetmiş. Ve yukarıda yazımın merkezine oturacak koyu yazılan yeri söylemiş. Ya biz başka bir gezegende, ülkede mi yaşıyoruz ne tarafsızlığı? Son yaptığınız mitingler sizin CHP ve DSP tarafı olduğunuzu şafak vaktindeki kabak çiçeği gibi göstermedi mi? Size yakıştırılanlardan kurtulmak için önce dernek başkanınızı değiştirin ya da bir şey söyleyin. ADD Gn. Bşk. Şener Eruygur kim? Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı isimli iki darbe planı ortaya çıkan emekli Paşa… Son yıllarda emekli askerlerin adının karıştığı pek çok olay ortaya çıkarılıyor. Darbe sevdalıları, cephanelikler, bombalama eylemleri, Danıştay saldırıları, adam kaçırma, vs. Son günlerde en çok ismini duyduğumuz ise Mersin de ölmeye ve öldürmeye yemin ettirerek üye kaydeden Vatansever Kuvvetler Güç Birliği. ADD ile VKGB arasında ya da ADD bşk. Eruygur arasında nasıl mı bağlantı var? Şöyle “VKGB'nin bir dönem yöneticiliğini yapan emekli albay kimdi? Silah üzerine "ölme ve öldürme yemini" yaptıran yani "saksıda eylemci" yetiştiren Fikri Karadağ! Muzaffer Tekin ve "Ümraniye Cephanelikçisi" Oktay Yıldırım'la "Gayrı Nizami Harp" hatırasında görüntülenen Fikri Karadağ'dan söz ediyoruz...


"Fikri Albay"ın bir de neyi meşhurdu? 13 bin 500 kişilik "vatan haini" listesi yani fişlemeleri!” Türkçesi: Batı Çalışma Grubu kalıntısı fişlemeler! BÇG'yi deşifre eden H.C.Güzel, hangi ünlü emekli komutanın bakan, milletvekili ve bürokratları fişlediğini ortaya çıkarmıştı? Kimdi bu kişi?
El Cevap: Cumhuriyet mitinglerinin organizatörü/ADD Genel Başkanı/Jandarma eski Genel Komutanı/ 2003-2004 sezonundaki Sarıkız-Ayışığı muhtıra girişimlerinin öncüsü Emekli Orgeneral Şener Eruygur!” Ha bir de Asker kaçağı olduğu ortaya çıkan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Öcal vardı unutmadan yazalım. Hani elinde “ordu Irak’a” yazılı döviz taşıyan şahıs! Tarafsızlık ha! Bari hiç ses etmeyin, böylece hezeyanlarınızı hatırlamayalım. Ulu Atatürk’ün büyük bir öngörü ve sertlikle mücadele ettiği “ya askerlik ya siyaset” düsturunu dahi hiçe sayanlar hem Atatürk adına konuşma yetkisini kendilerinde buluyor hem de başkalarının konuşmama yönünde telkinde bulunuyorsunuz. Siz kimsiniz ya? Bu yetkiyi nereden aldınız? Bu ülke için en büyük değerlerden biri olan Atatürk’ü tekelinize alıp, başkalarının sevgisini, saygısını, atası hakkında konuşmasını kısıtlayabilme hakkı sizin mi yani? Şimdi kahvede, bakkalda, çarşıda Türk halkı “Atatürk şimdi yaşıyor olsaydı…” türü cümleler kurmadan önce sizden zin mi alacak?


Tarafsızlıkmış! Peki organize ettiğiniz ve c.başı sayın Sezer’de alınan yüklü ödenekler kullanılarak, yazdırıldığını düşündüğüm “Gün gelecek, devran dönecek, AKP hesap verecek” yine bşk. Yrdc. Olan Nur Serter’in seslendirdiği, “milli devrim, milli hükümet” gibi en hafiflerini seçtiğim pankart ve konuşmalara ne diyeceğiz. En son Ankara Kocatepe ve Manisa da şehit cenazelerinde hükümetin bakan ve temsilcileri ile TBMM BŞK. Bülent Arınç’ı yuhalayarak, hem şehitlerin ruhunu inciten. Hem hükümet temsilcilerini yıprat için organize edilen kişiler ADD ve CHP gençlik kolları ile dilimin varmadığı bir yerlerin karışmış olması tarafsızlığını zedelemedi mi? Ya yine Bşk.nınız Eruygur DSP Gn. Bşk. Zeki Sezer’i İzmir mitingine getirmek ve Deniz Baykal ile birleşme konusunda tekrar masaya dönmesi konusunda taraf değil miydi? Üstelik PKK toplantılarında şarkılar söylediği tespit edilen Edip Akbayram’a konser verdirerek…


Peki ADD’ye görmediği birkaç Atatürk istismarını biz yazalım da belki tepki koyarlar! Geçen Ankara Kızılay da Güven Park’ın hemen yanında Çankaya Kaymakamlığı’nın da bulunduğu sokak olan Kumruklar sk. Girişinde Ata’nın kalpaklı bir fotoğrafı dört köşesinde CHP yazıları ve amblemleri ile bezenmiş şekilde asılmıştı. Hele İstanbul K.Çekmece Florya Basın Sitesi yanından anonslar yaparak geçen CHP otobüsü üzerinde “Atatürk ve Cumhuriyet kazanacak” yazıyordu. Şimdi bu istismar değil mi? Ne yani şimdi CHP baraj altında kalınca ya da ikinci, üçüncü parti olunca Atatürk kaybetmiş mi olacak? Böyle bir istismara ve Ata’yı küçük düşürücü durum karşısında hiçbir yetkilinizin açıklamasını duymadım-okumadım. Hadi bunları görmediniz! Peki bu ilçede hem de Belediye Bşk. Tarafından Atatürk’ün maneviyatına yapılanı da mı görmediniz! Şimdi tüm Türkiye’nin bildiği “heykel” skandalını duymadık demeyin sakın.


Diyelim ki belediye bşk. Uygur o zamanlar DHA için yaptığı açıklamada, “Burada olan heykel eski olduğu için yenisini yaptırdık. Arkadaşlar bana bir sürpriz yapmak istemiş, ama bana benzetememişler. Kesinlikle ben ve eşim değiliz” demişti. CHPli olduğu için doğru kabul ettiniz. İyi de o zaman heykeltıraş için ya da belediye’nin heykelin yapımını denetleyen ve meydana monte edilene kadar sorumlu olan görevliler hakkında şikayetçi olduğunuz, girişimde bulundunuz da biz mi duymadık?




Cenk SARIGÖL