Tire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2009

Hellim Peyniri Tirede Üretilecek

İzmir -Tire Organize Sanayi Bölgesi girişinden bir görünüm
Hellim Peyniri İzmir - Tirede Üretilecek
Kuzey Kıbrıslı işadamı, Reha Süt Ürünlerinin sahibi Mustafa Kaymak, Tire Organize Sanayi Bölgesinde tamamlanmak üzere olan tesiste Kıbrıs'ın Meşhur Hellim Peynirini Üretecek...

Kıbrıstan aklımda kalan Mollohiya (Arap orjinli), Humus Çorbası, Samarella, Gabbar, Şeftali Kebabı, Kolakas, Mücendra Pilavı, Ceviz Macunu, Babutsa (hani şu ‘Yanayım’ parçasını yapan grubun ismini aldığı meyva) gibi en önemli lezzetlerden biridir Hellim Peyniri. Kıbrıs Rumlarının "halloumi" dedikleri bu peynir, geleneksel yöntemle çiğ inek, koyun ya da keçi sütüyle yapılır. Keçi sütüyle yapılanına doyum olmaz. Kaşara benzer diyebiliriz. Orta sertlikte, hafif uzayan, tuzluca bir peynir olan hellimin tavası çok güzel olur. Topaklar halinde hazırlanır ya da dikörtgen kalıplarda bol tuzla salamuralanır. Bu nedenle uzun ömürlü bir peynirdir. Kolay dağılmaz ve erimez.

Mutfakta kullanım alanı çok geniştir. Diğer bazı peynirlerin aksine sadece kahvaltılık ve katık olmaktan fazlasıdır. Hellim mutfakda et yemeklerinden kahvaltıya kadar birçok yerde kullanılır. Örneğin minik küblere doğrandıktan sonra ızgarası yapılır. Rendelenerek köftenin içine konur. Hellim peynirli köfte Kıbrıs mutfağının tipik yemeğidir. Ayrıca doğrandıktan sonra lavaşın içine yerleştirilen hellim peyniri, fırında pişirilerek börek gibi tüketilir.Rendelemeye elverişli yapısından dolayı garnitürlerde aranan bir peynir çeşidi olarak bilinir. Selçuk – Efes, Kuşadası, Pamucak, Özdere, Gümüldür gibi Turizm merkezlerine yakın olan Tire ilçesinde hellim üretimi yapılacak olması pazara yakınlığı ilede avantajlıdır. Özellikle Avrupa Mutfağında rendelenmiş peynir kullanımı çok yaygındır. Bu nedenle turizm işletmelerimizde kullanım alanı geniş olacaktır.
(Burhan Kadı hellim yaparken yeğen Erol izliyor)
Yapılışı diğer peynir çeşitleri düşünülürse orta zorluktadır. Biraz soğuduktan sonra 30 derece de mayalanır. Pıhtılaşıncaya kadar bekletilir, sonra başparmağın yarısı kadar büyüklükte parçalara ayrılır. Parçalanan pıhtı 33derece civarında ısıtılır, karıştırılır, daha sonra kalıplara alınır ve yarım saat baskıdan geçirilir, süzülür. Teleme, ortalama yarım kiloluk dilimlere kesilir. Bu arada loru alınmış olan kendi peyniraltı suyunda kaynama noktasında (95 derece civarı) 80-90 dakika haşlanır. Üste çıkan peynir kalıpları alınır ve elle hafif bir baskıdan geçirilir, yüzeyleri tuzlanır. Tuzlanmış kalıplar ikiye katlanır ve sularının iyice süzülmesi için 30-40 dakika bekletilir. Daha sonra küpte ya da tenekede salamuraya atılır. Tüketiciye vakumlanmış ambalajda sunulan sanayi tipi hellim peyniri ise tam yağlı pastörize inek sütünden yapılır. 7-10 gün dinlendirildikten sonra vakum ambalajlarda satışa sunulur.

Bu tesisin açılmasından sonra Tirede ve çevremizdeki Torbalı, Bayındır, Ödemiş, Kiraz ve Selçuk gibi ilçelerimizdeki süt üreticilerimizin süt pazarının hareketlenip, kazançlarının artacağını öngörmek zor değil. Günde 100 ton süt işleme kapasintesindeki bir tesis pazarını bulursa tam üretim ile süt sığırcılığı yapan insanımıza umut kapısı açar. Ben Hellimden bu konuda ümitvarım!

İtiraf etmem gerekirki 1995’li yıllarda böyle bir tesisi kurma fikri çok sevdiğim Hellim Mangal yüzünden hep aklımdaydı. Fakat ne maddi gücüm nede şartlar elvermedi. Kıbrıs – Vadili’nin önde gelen ailelerinden Ahmet Kadı ve oğulları ile bu fikrimi çok paylaşmıştım. Hatta geçenlerde bir akşam rastgelen kanallarda dolaşırken Kıbrıs Bayrak Radyo Televizyon (BRT) ekranlarında birden Ahmet abimizin küçük oğlu Burhan Kadı’yı kazanın başında hellim tarifi verirken gördüm. Nasip, Mustafa Kaymak Bey Tirede benim Hellim üretme fikrimi gerçeğe dönüştürüyor. Artık mangal yakmayı düşünen İzmirliler yanlarında hellim peynirinide eksik etmez sanıyorum.
Bu kadar Hellimden bahis açtıktan sonra bir tarifini vermeden bitirmeyelim yazımızı...

Hellim Kızartması
Hellim Peyniri 1cm kalınlığında dilimleyin. 5 dakika kadar içme suyunun içinde bekletin, süzün ve kağıt havlu ile kurulayın. Isıtılmış tavaya zeytinyağ koyun ve peynir dilimlerini yerleştirin. Her iki tarafınıda 2-3 dakika, nar gibi olana kadar kızartın. Servis tabağına yerleştirin. Üzerine sızma zeytinyağ gezdirin, kekik ve arzu ederseniz pul biber serpin. Tomati (Tirece) ve zeytin ile ister kahvaltıda ister yemeklere meze olarak servis yapın.
Cenk SARIGÖL

23 Mayıs 2009

Torbalı İsminin Kökeni II

28 Aralık 1860 İzmir - Aydın Tren Yolunun ilk etabı İzmir - Torbalı Hattının açılışı ve
Torbalı Gar'ından O tarihte çekilmiş fotoğraf Anadolu topraklarında ilk trenler bu tarihten itibaren İzmir-Torbalı arasında seferler yapmaya başladı. Açılış törenine dönemin İzmir Valisi Rıza Paşa ve demiryolu müteahhidi T.R. Crampton katıldı. Adının antik çağın Metropolis adlı kentinden alan, Tripolis bugünkü adı olan Torbalı’da yaşam halkın deyimi ile ‘’Şümendifer’’ sayesinde hemen değişime uğradı. Torbalı’nın tarımsal ürünleri İzmir’e trenler ile taşınmaya başlandığında devecilerden de ilk tepkiler gelmeye başladı. Bu arada Aydın hattının ilk şubesi yine önemli bir tarımsal merkez olan Tire’ye döşenecekti.
Torbalı İsmi Nereden Geliyor?

En son kaleme aldığımız yazmızı, “Dur Ali, Torbalı Dede ve diğer rivayetleri gelecek haftaki yazımıza bırakarak, Torbalı ilçe ismimizin nereden gelmiş olabileceği yönündeki bilgilerimizi aktarmaya çalışalım” cümlesiyle bitirmiştik. İçeriğinde ise Torbalımızın isminin nereden geldiği yönünde iki rivayete yer verdik. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html Bunlar, Tur Balı ve Deve Kervanlarının (ilk Torbalı Belediye Başkanı sayılan Murat Ağa yani II. Abdülhamit Han’ın kahyası tarafından) dikilen fidanların zarar görmemesi için ağızlarına geçirilen Torbalar...
Şimdi gelelim diğer rivayetlere;

Durap Ali
İlkokul bitmiş, Torbalı Lisesi Ortaokulu'na kayıt olacağımız yazdı. Babam, ben ve güzel arkadaşım Hayrettin Özkan’ın rahmetli atası, babadostu Nazmi abiyle Gümüldere’ye gidiyorduk. Özbey, Ahmetbeyli köyleri arasındaki yol üzerinden. Taşocaklarını geçince eskiden Uyuzdere girişine yakın çok daha fazla yörük obası vardı. Burdaki yörüklerden birisi merhum Nazmi Özkan abinin asker arkadaşıymış (ne yazıkki isim hatırlamıyorum). Hacının Dağı yönüne biraz stabilize yoldan gidip, durduk büyükler hasbihal ettiler. Epey yaşlı bir amca vardı (Rabbimin rahmeti üzerine olsun). Ben meraklıyım göçerlikle ilgili sorular soruyorum. Hayvanları nasıl suluyorsunuz? Kışın üşümüyormusunuz? Çadırlara yılan, ciyan girmiyor mu? Buralarda ayı, kurt, çakal var mı? Buraları sizin mi?
Yaşlı yörüğün, ne sorduysam büyük bir sevencenlikle cevaplamaya çalıştığını hatırlıyorum. Son sorum buralar sizin mi? İle hem Torbalı ismiyle ilgili bir rivayet hemde güncel bir olayla (Ayrancılar, hazine arazileri, göçerlik, tabusuzluk) gerçekleri anlamanız için size aktarayım. konuyu daha ili anlamak için 'Torbalı Yörükleri' isimli yazımıza bknz, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/torbal-yrkleri.htmlEskiden bizim di! Şimdi devletin” dedi Koca Yörük. Eskiden dağların nasıl onların olduğunu, Afyon, Dinar taraflarına göçmelerini, her obanın ayrı göç güzergahlarından, yaylalarından, otlaklarından bahsetti. Artık bu dağa sıkıştıklarını, göç yollarının tarım arazisi olduğunu bir bir saydı. Sonra öyle bir söz söyledi ki övünçle “Torbalı’nın ismini bile bizim dedelerimiz vermiş!”. Elbette o meraklı, afacan halimle bunun üstüne gitmemem imkansızdı! Yaşlı koca yörük anlattı, ben dinledim.
Zamanın birinde Koca Dul Dağı’ndan (Yeniköy ve Özbey’in yaslandığı dağ) çıkan bir yörük obası doğuya göçe kalkmış. Göç öyle hababam yol almak değil, hayvanları beslemek amaç olduğundan çadırlar, kurula söküle aylar süren bir yolculuk, yaşam. “Durap Ali” isimli bir yörük beyi ise obasını bir kaç gün şimdiki Tepeköy Mahallesinin bulunduğu yükseltiye kurarmış. Diğer obalar için burası “Durap Ali Obası” diye anılırken zamanla konaklanan yerin adını almış ve süreç içinde şimdiki kullanıma dönüşmüş!
Aynı mihval üzerine duyduğum bir diğer rivayet şöyle;

Dur Be Ali
Olay aynı, yine bir yörük obası beyi... Fakat bunun bir tülüsü var ve çok seviyor. İsmi ‘Ali’. İlçemizi çevreleyen arzi büyük bir bataklık ve mevsimsel dönüşümle yeni yeni batak kurumaya, sular çekilmeye başlamış. Ovada ilk batmayan yer olarak, elbette Tepeköy Mahallemizin bulunduğu alan yükseltisiyle kullanılabilir, üstünde durulabilir olmuş. Buradan geçen yörük beyi bakir otlakların olduğu alanda konaklamak ister. Daha önce burada hiç durmamışlar, çadır kurmamışlardır. Bey obanın konmasını ister ama çok sevdiği tülüsü Ali inatçıdır ve durmaya niyeti yoktur. Bey devenin ardından bağırmaya başlar, “Dur be ali, dur be ali”... Oba bu yeni yurdun adını “Durbeali” koyar ve zamanla isim Torbalı’ya dönüşür..!

Torbalı Dede
Garip Dede ve Torbalı Dede
isiminde iki dervişin uzun süre burada yaşadığı söylenir. Garip dede’yi çoğu hemşehrimiz bilir! Torbalı Belediye Meydanından Torbalı İmam Hatip Lisesine giden Erdinç Tekirli Caddesi üzerinde, şimdi Musal’ın üzerine site kondurduğu, Adalı’ların eski parselinde bir yatır vardı. İki kara ağaçın altındaydı bu yatır. Şamanizm kırıntılı, batıllıkla halkımız burada kandillerde çapıt bağlar, mum yakardı. Torbalı Dede’nin , Garip dede ile aynı dönem yaşadığını sanıyorum. Torbalı Dede ellerinde büyücek bir torba ile dervişlerle varlıklı ailelerin, kervan sahiplerinin yardımlarını, sadakalarını, fitrelerini, zekatlarını toplar, fakir – fukaraya dağıtırmış! Bir zamanlar okuduğum ve şimdi ismini tam hatırlamadığım bir kitabın konusu, ‘İzmir ve İlçelerinde yatır, türbe ve ziyeratgahlar’ üzerineydi. Bu kitapta Seferihisar ilçe sınırları içinde Torbalı Dede Yatırından bahsedildiğini okumuştum. Fakat bu rivayete göre, böyle zenginden alıp, fakire ulaştırma işlevi için insan varlığının zengini ve fakiriyle mevcudiyetini kabul etmemiz gerekir. Bunu kabul edersek. Yani ilçe isminin Torbalı Dede’den geldiğine kani olsak bile insanların yaşadığı bu yerleşimin Torbalı Dede önceside bir ismi olması gerektiği gerçeği rivayeti zayıflatır. Çünkü bildiğimiz, duyduğumuz böyle bir isim yok.

Metropolis
İlçemizde halen ayakta duran en eski antik kent. Yeniköy’de başarılı işere imza atan muhtar olarak, kayda geçmiş Turgut Buluş bey, Metropolis kazı başkanlığını başlatan ve yıllarca devam ettiren, Prof. Dr. Recep Meriç’ten bize aktardığı, dönem içinde kullanılan isimlere son halkasını biz ekleyerek yazımızı tamamlayalım;
Metropolis
Tirepolis
Tripolis
Trepoli
Torbalı
Rivayet kabul edilebilir ama ama hemen güneydoğumuzda Tire ilçemiz dururken Tirepoli neden Torbalı'ya dönüşsün ki? veya Tire ile bu isimlerinde bir akrabalığı var mıdır?


Cenk SARIGÖL

26 Mart 2009

Temenni Olmayan Gerçekler

Temenni Olmayan Gerçekler!

Ankara ve İstanbulda Akp kesinlikle kaybetmeyecektir. Hele Murat Karayalçın’ın seçim’i kazanma şansı hiç yok diyebiliriz. İstanbuda da sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun aynı şekilde… Fakat İst.da CHP il Başkanı Gürsel Tekin’in şahsından ve partisini her kesimi kucaklayıcı tavırları, siyaset anlayışından dolayı ciddi bir yükselme görülecektir.

Diğer yandan ben İstanbul ve Ankarada CHP’nin gösterdiği adayları aynı zamanda CHP iç politikasıyla birebir ilintili görüyorum. Bildiğiniz gibi aday olmadan önce Murat Karayalçın SHP’nin Genel Başkanıydı. SHP de parti tüzüğüne göre bir kişi sadece iki dönem genel başkan kalabilir. Deniz Baykal, SHP de genel başkanlık şansı kalmayan Murat Karayalçın’ın kendi CHP genel başkanlığını dışardan zorlayacak tek aday olduğunu biliyor yada seziyordu. Parti içinde ise kendisine rakip olma potansiyeli taşıyan veya partililerinin sempatisini, teveccühünü kazanabilecek tek öne çıkan isim Kılıçdaroğlu olarak sivriliyordu. Aslında her iki isim bir nevi iç politikada kendi önüne çıkmasın diye yerel seçimde kullanıldılar! Artık kazansa veya kaybetselerde CHP genel başkanlığına oynama kozları bitti!

Karayalçın için CHP Ankara Büyükşehir Başkan Adayı olmak aslında CHP’ye girmenin bir adı oldu.Ankarada çok çok az ihtimalle Karayalçın kazanırsa Deniz Baykal bir potansiyel dış rakibini elemiş olacak. Aynı şey Kılıçdaroğlu içinde geçerlidir. Aslında CHP Kemal Kılıçdaroğlu’nu Ankaradan aday gösterebilseydi kazanma oranı daha fazla olurdu. Çünkü Ankaralı her ne kadar artık Melih Gökçek’i istemese, sevmese bile Karayalçın’ı hiç sevmiyor ve hiç istemiyor. Onun dönemini hiç ama hiç hayırla yad etmiyorlar!

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu seçimin kazananı MHP olacaktır. MHP’nin 2007 genel seçimlerinde aldığı oy oranını %3-4 arası arttıracağını (%17-18) umuyorum. Küresel kriz ve ekonomik dengelerin iyi yönetilmemesinden kaynaklanan, hükümet kaynaklı sorunları sizlerle “Demokrasi için İçimizdekiler” başlığı ile 20/2007/Eylül ayında Cari Açık kaynaklı ekonomik kıskacımızı ve AKP eleştirilerimizi paylaşmıştık.
(
BKNZ: http://cenksarigol.blogspot.com/2007/09/demokrasi-iin-iimizdekiler.html )

Küresel Ekonomik Kriz ve Hükümetin dengesiz iktisat politikalarının sandığa yansıyacağına şüphe yoktur. Buda Akp’nin oy keybetmesi ve kaybettiği oyun aynı tabandan beslendikleri için en yakın parti gönen MHP saflarına yazılacağına şüphe yok gibi! Daha öncede sizlerle paylaşmıştık. Tüm kamuoyu anketleri Akp ile MHP arasında %25 gibi bir ortak tabanda gösteriyor. 2004 yılı 03 kasım yerel seçimlerinde %43 dolayında oy alan Akp’nin il genel meclisi oyu %41 civarındaydı. Bu seçim Akp için 2004 yerel seçimlerinde aldığı oyları muhafaza etmesi büyük başarı sayılacak. Yani arttırmasından ziyade koruması bile önemli bir başarı olarak hanesine kaydedilebilir.

CHP ise yine %20-22 aralığında seyreder ki arttırması durumunda bu İstanbulda (Türkiye’nin neredeyse 4/1’inin orada yaşadığını unutmayalım) Akp ile arasındaki farkı kapatmasından yani İstanbulda oylarının yükselmesi ile Türkiye Geneli oy oranı %3-4 yukarı doğru (26-27) olacaktır. İzmir’i söylemeye gerek görmüyorum çünkü kaybetme ihtimali yok diyebiliriz. İzmirde MHP %10’u göremez. Akp ise %30-32 arasında kalır. CHP’nin %46’nın üstüne çıkması doğrusu beni şaşırtmaz.
Saadet Partisi öyle Doğan Medyasının şişirdiği gibi yükselmez. En fazla alacağı %4-5 aralığındadır.
DTP’nin %5-6 aralığında oy almasını bekliyorum. Diyarbakır’ı kaybetmesi söz konusu bile değil. Diğer yandan Van’ı alabileceğini ordan görüştüğüm arkadaşlarım ısrarla belirtiyorlar. Buna karşılık 2004’de aday çıkaramadığı yada bir sebepten yetiştiremediği Batman’ı alma ihtimali var. Genel olarak DTP tabanı TRT6 gibi Kürtçe yayın yapılmasından falan etkilenmeyecektir! Bunda Nevruz’un yerel seçimden bir hafta olmasınında etkisi olacak zira siyasal bir anlam yüklenen Nevruz ile DTP tabanının kısada süreliğine en azından seçime kadar motive edip, siyasi kimlik yüklemesi yaptı.

Torbalı
Her ne kadar öngörüde bulunup, Akp’nin 3500 oy fark atacağı tehmininde bulunsak bile aslında seçim ortada seyretmektedir. Özellikle son günlerde seçim propaganda fikrini Akp’nin birinci sıra belediye meclis üyesi adayı gösterdiği Mehmet Hasan Karatoklu üzerine kuran Ramazan İsmail Uygur doğru bir yerden çalışmalarını yürütüyor. Bence Mahmut Atilla Kaya ve Akp bu konuda ciddi bir yanlış yapmıştır. Eğer Mehmet Hasan Karatoklu’nun bir getirisi olacağını düşünüyorlarsa O’nu İl genel meclis adayı olarak değerlendirmeleri gerekirdi. Oysa belediye meclisinde birinci sırayı vererek, “benim modelim, ikinci adamım, örnek aldığım belediyecilik Karatoklu ve onun dönemidir” demek istemiş şeklinde özetlenebilir. Bu bir çuvallamadır! seçime artısdımı eksisimi olacak göreceğiz.
Çaybaşı’nda mevcut DP’li Ömer Şentürk gibi sağcı bir kökten ve partiden olan isim ile aynı şekilde Pancarda DP’li Hayati Saydam Akp listesine muhakkak kazandırılmalıydılar. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Torbalıda seçimin başa baş gittiğini söylemeliyim. Torbalı seçimini Ayrancılar ve Çaybaşı’nın tavrı belirleyecektir.
Ayrancılar
seçmeni ilçe olmayı beklerken Torbalı’nın Mahallesi veya semti olmalarına nasıl bir tepki verecek bilemiyorum. 2.5 yıldır Torbalı’dan uzak olmam aslında kulis ve birebir haber akışımı önemli oranda azalttı.

Tirede Akp mevcut belediye başkanı Sıtkı İçelli kaybedecek görülüyor. Hatta 3. sırada tamamlaması beni şaşırtmaz. Tayfur Çiçek (eski Belediye Bşk.) DP adayı olarak, çok güçlü giriyor. Bir korkuda iki sağ partinin arasından CHP adayının çıkmamasıdır.

Bayındırda son aldığım duyumlara göre 3 dönemdir Anap'tan başkanlık yapan, Anap'tan seçilmesine rağmen geçen yıl CHP'ye geçen mevcut belediye başkanı Alaattin Çubuk bu seçim zorlanabilir! MHP ve Akp'nin gizli ittifat yaptığı yönünde sağlamasını yapamadığım duyumlarım var. Çubuk kaybetsede bu çok büyük bir farklla olmaz. tıpkı kazanması durumunda olmayacağı gibi...

Kısaca görüşlerim bunlar. Umarım fazla yanılmam ve gerçekte ortada gördüğüm seçimi temennilerimle en azından Torbalıda arkadaşım kazanır.


Cenk SARIGÖL

16 Mart 2009

Çöp Torba(lı)sı

İzmir -Torbalı Aslanlar Köyü KuzeyÇöp Torba(lı)sı

İzmir Büyükşehir Belediyesinin, Torbalı ilçemize hizmet olarak, en az 18 ilçenin çöpünü yığma girişimi gündeme bomba gibi düştü. 1500 dönüm üzerine günde tahmini ortalama 2500 üzerinde kamyonla İzmir’in çöpünü ilçemize çekecekler. Orman Bölge Müdürlüğünden (Bayındır) yer tahsisi yapılmış, seçim sonunda açın torbanızı! Galiba sosyal demokrat belediyemizin gider ayak bize son hizmeti bu olacak... http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/torbalya-su-veremedik-copluk-verelim.html

Seçime çok az bir zaman kaldı. Değerli seçmenler, ayağınıza gelen tüm parti adaylarından bunu önlemeleri üzerine söz alın. Özellikle Belediye Meclis Üyesi Adaylarının ilk 5 sırasında olan kimi görürseniz yakasına yapışın. Çünkü onlar aynı zamanda İl Belediye Meclisinde bizi temsil etme potansiyeli yüksek siyasetçilerimizdir. İkinci olarak, İlgenel Meclis Üyesi Adaylarından mutlaka, seçildikleri takdirde bu pisliği temizlemek üzerine söz isteyin. Mümkünde yazılı olarak imzalayıp size versinler. Ne işe yarar demeyin... Resmi olarak bir işe yaramaz ama Çöp Torba(lı)sı olmamamız için şerefleri üzerine söz verenleri görmüş olursunuz. Aslanlar, Taşkesik ve Havuzbaşı köy statüsünde oldukları için İl Genel Meclisi Üyelerimizin çabaları etkili olur. Belediye Meclis Üyelerimiz ise bunu ilde yürütecekleri çalışmalarla ret etme yetkisine sahip olacaklardır. Elbette buna Bayındır’dan aynı şekilde seçilen ve ilde halkını temsil edecek siyasetçilerimizde dahildir. Bayındır yeni belediye kanunu ile İzmir Büyükşehire bağlanan ilçelerden. Dolayısı ile Çırpı Beldesi ve Arıkbaşı Köyü (mah.) çöplük olma durumundan çok fazla etkilenecektir.

CHPli Torbalı ve Bayındır Belediyeleri sanırım hiç seslerini çıkarmayacaklardır! Bugüne kadarki gelişmeler için itirazlarını duymadığımıza göre... Çöplük daha çok Torbalı’yı etkilemekle birlikte kısmen Bayındır’ın (Arıkbaşı, Çırpı Beldesi) ve Tire’nin Batısını (Hasköy) etkileyecektir. Selçuk zaten daha uzun vadeli Küçükmenderes Deltası'nda kurulu olduğundan, içme suyu ve yeraltı suları bakımından nasibini alacak! Kısmi ve kısa sürede etkilenecek yerler İzmir’den Torbalı ilçemize yol güzergahında kurulu olan, Ayrancılar ana yol kenarları, Kuşcuburun, Torbakent, Atatürk Sanayi Sitesi olacaktır. Doğrudan ve kısa sürede etkilenecek yerler ise Aslanlar, Taşkesik, Havuzbaşı olacaktır.

Uzun vadede TORBALI İlçemizin doğu ve güneydoğusu yeraltı ve yerüstü sularında ciddi kirlenmeler görülür. Normalde yeni çöplüğe 14 yıl günde ortalama 2500 kamyon çöp çekileceğini tahmin ediliyor. Bu durumda 14 yılda İzmir’in ne kadar kalabalıklaşacağını göz almadan, şimdiki oran üzerinden bir hesaplama yaparsak eğer, 14 yıl sonunda ilçemize 12.775.000 (onikimilyonyediyüzyetmişbeşbin) kamyon çöp yığılmış olacak! Harmandalı çöplüğünün taşınması ile hırsızlık (siz yinede ‘hurdacılık’ anlamayın) olayları artacaktır! Harmandalı İzmirde en fazla adi hızsızlık olaylarının görüldüğü yerlerdendir. Yani evden, balkondan, avludan, arabadan aşırma...şimdi tamda seçim üstü özellikle kısa sürede bu çöp pisliğinin muhatabı olcak, Torbakent, Atatürk Sanayi Esnafı, Mezarlık ve çevresinde oturanlar, Aslanlar, Şehitler, Taşkesik seçmeni çöp pisliği ile muhatap olmadan ayağınıza gelen adaylardan söz alın. Çöplüğün buraya yapılmayacağı, yapılmaması, yaptırmayacakları yönünde sizlere söz versinler. Size konuşup, atıp-tutup gitmelerine müsaade etmeden isteklerinizi sıralayın. Şeref namus sözü isteyin. CHPli hem mevcut Belediye Meclis Üyesi olup, tekrar seçilecek yerde aday olanları ya muhatap almayın ya da hem hesapta sorun, hemde kurulmaması için çalışacakları yönde söz alın.

Bu konuda Avcılar Kulübü üyelerimiz ve olmayan çevreçileimize çok iş düşüyor. Çöp alanı olarak düşünülen bölgeye Orman Bakanlığının 5 yıldır çeşitli sivil toplum kuruluşlarını hatıra ormanı konusunda yönlendiriyor. Akp Torbalı Belediye Başkan Adayı Mahmut Atilla Kaya, Eskiköyiçi mevkiine küçük baraj olarak nitelenecek büyük bir bent projesi sunuyor seçmene... Öyle bir bent ki, hem mesire alanı olarak kullanılabilecek, hemde Aslanlar, Taşkesik, Şehitler, Atalan, Pamukyazı çiftçisine sulama desteği sağlayacak bir proje.

Sosyal Demokrat! Olduğunu iddia eden Belediyeler ise el birliği yapmış! (İzmir, Torbalı, Bayındır) aynı havzaya en az 18 ilçenin çöpünü yığacaklar.

Eğer İzmir BüyükŞehir Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu planı tutarsa 2-3 yıl sonra korkarım, ilçe özelliklerimize şunuda ekleyeceğiz;

-İzmir’in en çok vergi veren ilçesi,
-Vergi tahakkukunun en yüksek olduğu ilçe,
-En fazla göç alan ilçe,
-En hızlı sanayileşen ilçe,
-En fazla II. Abdülhamit Han eserinin olduğı ilçe,
-Türkiye’nin en büyük çöplüğünü barındıran ilçe...


Cenk SARIGÖL

10 Ocak 2009

Gazze ve Celile


Gazze ve Celile

Celile, siyonist bombalarında kolu bacağı kopan bir Filistinli kız çocuğu değil! Ama kimse emin olamaz “böyle bir kız çocuğu yoktur” demek için yeterli bilgimizde yok. Celile bizim Gazze’ye verdiğimiz isimdir. O bölgenin ismidir. Daha çok Gazze’nin dayandığı Akdeniz sahiline “Celile Denizi” denilir. Bu günlerde biri bana “yeni doğan kızımıza ne isim verelim? Bir kaç isim tavsiye edermisiniz?” diye sorsa tereddütsüz “CELİLE” derdim. Belki bu bağlantıyı kurmamın sebebi babamın bana isim koyarken “Kıbrıs Barış Harekatının II. Bölümünün başladığı sıralarıda doğmam” sebebiyle, savaş manasına gelen “Cenk” de karar kılmasıdır...

Filistin 30 bin vatan evladının yattığı yerler... 1 ve 2’inci Gazze Muharebelerinde geri püskürttüğümüz İngiliz ve Şerif Hüseyin birliklerini, 3’üncü saldırılarında çevredeki siyonist köylerinden gelen yoğun katılımla durduramamışız. Aynı çatışmaya dair, İngiliz Cavuş Whatley anılarında en şiddetli çatışmaların yaşandığı Tire Köyü’ne bir kaç günde 3 bin top mermisi attıklarını yazmış... Bu öyle bir savaş ki üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen tarihi süreden başka hiçbir fark yok! İngilizin yerine sadece ABD’yi koyun yeter. Bu savaşlarda Cemal Paşa cephe komutanıdır. Mustafa Kemal buradadır. Bunu niye yazdım? Kimse “Onlar Osmanlı biz Cumhuriyetiz” gibi gerzeklik yapılmasın diye..! çünkü cephelerde Mustafa Kemal’den İsmet İnönü’ye, Rauf Orbay’dan Fevzi Çakmak’a tüm Cumhuriyet kurucu kadrosu mevcut.Atatürk, ölümüne kadar bu muharebeler sırasında tanıştığı, evlerinde kaldığı insanlarla dostluğunu sürdürür. Hatta 1930 yılların sonlarına kadar Atatürk Filistin politikasını, Türk kökenli Kudüs Müftüsü Emin Hüseyin koordineli yürütür...

Aynı muhaberelerde atalarımızında anıları var. Şehit neferlerin üzerinden toplanmış, gönderilmeyi bekleyen, kimisi bitirilememiş sevgiliye, anaya, bacıya, babaya ulaşmamış nameler, şiirler, dilekler, temenniler, teminatlar... yani sevdalar, hasretler, inançlar, burukluklar, özlemler... Bunlardan birisi Mehmet Hüseyin Çavuş not defteri. 3. Gazze Muhaberesi, Birbişa Cephesinde yazılmış;
Akşam saat altıya çeyrek kala, bir İngiliz tayyaresinden atılan bomba, Ahmed Çavuş komutasındaki topa isabet etti. Yekdiğerini takiben Kozanoğlu Mehmed, Bandırmalı Ömer, Ödemişli Kazım, Lüleburgazlı Halil şehid oldu. Marangoz Abdullah, Kilisli Musafa ağır yaralandı. Sıhhiye arabalarıyla Mesvke'deki sıhhiye bölüğüne gönderilmişlerse de birisinin şehid olduğu anlaşıldı. İşte, bugünün sabahı, sekiz aslan neferin elimden gasbedilmesiyle başladı. Şimdi her tarafta bir musalib harb var. Bakalım… İstikbal… Mehmed Hüseyin: 6/5

İstiklal Marşımızda Mehmet Akif,
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı/ Düşün altında binlerce kefensiz yatanı” derken,
Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli/Ebedi yurdumun üstünde benin inlemeli” derken,
Acaba hangi yurttan bahsediyor sanıyorsunuz? Sadece Edirne ile Kars arasından mı?

Atatürk, “Yurtta sulh, Cihanda sulh” derken aynı zamanda “Bize 100 yıl lazım” diyordu... 100 milyon olmadan maceraya atılmamamızı öğütlüyordu. Biz 1914 – 1918 yılları arasında sadece 4 yılda Yemen, Kanal (Süveyş), Filistin, Kafkasya, Çanakkale, Irak, Hicaz, Balkan cephelerinde 1.5 milyon evladını Allah’ına şerefle uğurlamış bir milletin çocuklarıyız. Unutacağımızı mı sanıyorlar? Gazzede o bombaların mechul askerlerimizin kanlarıyla suladığı aziz toprağı dövdüğünü anlamadığımızı mı düşünüyorlar? Lozan’dan sonra bize 100 yıl lazımdı, o da doluyor.

Hey yalaka, satılık, hain, işbirlikçi İngiliz, ABD uşakları! Ey gerici Arap rejimleri! Ey petrol şeyhi taslakları! Ey HAMAS’ı, Filistin’i ezsin diye Siyonist Katillere ellerini ovuşturarak, Bel’am duaları eden entarili saray mollaları, kraliyet soytarıları, kanlı diktatörler! Toprağın altı nasıl kaynayacak, toprağın üstü nasıl gürleyecek, o zaman gelince göreceksiniz. Gazze ile İstanbul’un, Diyarbakır’la Hicaz'ın’ün, Gaziantep ile Bingazi'nin, Kırım’la Yemen’in, İzmir ile Saraybosna’nın, Urfa ile Keşmir’in, Erzurum ile Cezayir’in, Konya ile Semerkant’ın, Afyon ile Kabil’in nasıl görünmez hatlarla birbirine bağlı olduğunu, bunun çelik hatlardan daha sağlam ve tek bir ruhun nasıl bedenleşeceğini o zaman anlayacaksanız..!

İnanmayanlar mı var aranızda? İhsan Hocamın tabiriyle,
Geldikleri gibi giderler” dedik birazı kurtulmadı mı?
"Aldıkları gibi verirler” var sırada.
Yıktıkları gibi yıkılırlar” var sonra...

Yazımı Mehmet Hüseyin Çavuş’un şehit olduğu gün yazdığı son cümle ile noktalayayım;
Ne bir dua, ne fatiha isterim sizden. İntikam... Ah! İntikam..!

Not 1:Tekbir küffarın suratına tokat olur” demişti bir gönül ehli... doğruymuş, İsraile gidince basketçiler “bize saldırdılar, darp ettiler” diye beyanat vermişler gazetelere... demek ne kadar içten söylenirse etkisi o kadar ağır oluyormuş, tokat değil dayak olmuş tekbirlerimiz. Kardeşlerimizi öldürürken bizimle dalga geçer gibi Ankara’ya Telekom ile maç yapmaya gelen Siyonist İsrail takımı Bnei Hasharon oyuncularını ‘Allah Büyük’ nidaları evire çevire dövmüş meğer! Herkes ordaydı; Ülkücü, Milli Görüşçü, Alperen kardeşlerim hatta Ankaragücü taraftarı bile..

Not 2: Beni Filistin konusunu yazmam için arayan ve bir saate yakın duygularını dile getiren başta Ertan Türegün, Zülküf Güldoğan ve onlarca mail atan değerli okurlarıma hassasiyetlerinden dolayı çok çok teşekür ederim. En azından Siyonist ve destekçilerinin mallarını almamak
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/cihan-krizine-yerli-mal-869.html noktasında herkesin hemfikir olması çok güzel.







Cenk SARIGÖL

14 Kasım 2008

Çev. ve Orman Bak. Prof.Dr.V.Eroğlu Röportajı II


DSİ'nin İzmir Yatırımlarıİzmir’in içme suyunda görülen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından dile getirileren “Arsenikli Su” ve diğer su ve sulama çalışmalarını Çevre Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, Basın Danışmanı Cemal Nogay’ında hazır bulunduğu bir ropörtaj sırasında yöneltti. İZSU tarafından dağıtılan buroşürlerde üstü kapalı olarak suçlanan DSİ, Gördes Barajı konusunda ve İstanbul’a nazaran İzmir’e yatırım yapılmadığı yada savsaklandığı yönünde ithamlara maruz kalan Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili iddialara Sayın Eroğlu tarafından içtenlikle cevap verildi. Röportajın ilk bölümüne http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/evre-ve-orman-bakanmz-profdrveysel.html bakabilirsiniz.

Cenk Sarıgöl: Geçen yıl su tasarrufuna ilk başlayan belediye İzmir Büyükşehir. Bu yıl arsenikli suyun tesbitinden sonra su 13 ton'a kadar 10 ykrş.'a düşürdü. Bu durum tasarruf çağrılarıyla örtüşüyor mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Ülkemizin kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar m3tür. Bu suyun %36’sına tekabül eden 40.1 milyar m3ü kullanılmaktadır. 2007 yılı itibariyle ülkemizde kişi başına düşen su miktarı 1.600 m3 olup, gelişmiş ülke ortalamalarının altında kalan bu rakam Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı anlamına gelmektedir. Suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız. Su tasarrufuna teşfik için bazı fiyatlandırma teknikleri tüm dünyada kullanılıyor. Su zengini de su fakiri de değiliz. Bu nedenle kaynaklarımızı iyi değerlendirerek suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız.

Cenk Sarıgöl: Gerçekten iller arasında bir çifte standart var mı? Mesela yıllarca İstanbul’da görev yapmanın vermiş olduğu kayırma olabilir mi?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bir şehri susuz bırakmanın faturası su temin yatırımlarının maliyetinden çok daha fazladır. Susuzluktan dolayı binaların depo yaptırması vb. salgın hastalıklar, ilaç maliyetlerini düşünün .O halde her şehre yeterli miktarda ve iyi evsafta su verilmesi şarttır.
Ben 05 Mayıs 1994 tarihinde İSKİ Genel Müdürü olduğumda bazı mahallelere 15 günde bir su verilebiliyordu. Ancak gece gündüz çalışarak İstanbul’un su meselesini kökünden çözdük. Biz su sıkıntısını ele alırken önceliği sorunlu olan illere veriyoruz. Bu anlamda öncelik, ihtiyacın aciliyetine göre belirleniyor. Su sorununu bir bütün olarak ele alıp çözümü için eylem planı hazırladık.
2008- 2012 İçme, Kullanma ve Sanayi Suyu Eylem Planı ile Türkiye genelindeki 81 il merkezinde mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulan içme, kullanma ve sanayi suyu miktarları her il merkezi için ayrı ayrı tespit edilmiştir.
Halihazırda içme uyu ihtiyacı yeterli olarak karşılanamayan il merkezleri ile yakın gelecekte içme suyu sıkıntısı yaşayabilecek il merkezlerinde yapılması gerekli yatırımlar ve maliyetleri de belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucu 81 il merkezinde adrese dayalı nüfus kayıt sistemi 2007 nüfus sayımı neticelerine göre toplam olarak 39,8 milyon kişinin yaşadığı belirlenmiştir. İl merkezlerinde hâlihazırda ihtiyaç duyulan toplam su miktarının yıllık 3,4 milyar m3 olduğu, il merkezlerine temin edilen toplam içme, kullanma ve sanayi suyu miktarının ise yıllık 4,9 milyar m3 olduğu tespit edilmiştir.

Cenk Sarıgöl: Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınızla, İzmir kent içme suyunu karşılamaya dönük ve katkı sunacak, neler yaptınız, hangi projeleri tamamladınız veya devam ettiriyorsunuz?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir Büyükşehir alanının içme-kullanma ve endüstriyel su ihtiyaçlarını karşılayacak projeleri ortaya koymak amacıyla İzmir İçme Suyu Projesi Master Plan raporu DSİ tarafından 1971 yılında yaptırılmıştır. Bu proje kapsamında Menemen Yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajından toplam 280 hm3/yıl su kullanıma sunulmuştur. Bu proje öncesinde DSİ’ce gerçekleştirilen Halkapınar Kaynakları geliştirilmesi ve bazı yeraltı suyu kuyularından elde edilen 72 hm3/yıl su ile birlikte İzmir kentine 352 hm3/yıl su sağlanmıştır.
Halen DSİ uygulama programında bulunan İzmir İçme Suyu II. Merhale Projesi kapsamında Manisa ilinde inşaatı devam eden Gördes Barajından İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir. Proje kapsamında 114 km uzunluğunda boru hattı, 365 000 m3/gün kapasiteli arıtma tesisi ve pompa istasyonu bulunmaktadır. Gördes Barajı inşaatı 2008 yılı sonunda bitirilecek ve su tutmaya başlanacaktır. Bu nedenle Arıtma Tesisi ve İletim Hattı Uygulama Projeleri İZSU’ca acilen bitirilmesi gerekmektedir. Bu iki barajımızın dışında şu anda inşaatı devam etmekte olan ve İzmir İçme suyu II. Merhale Projesi adı altında yapımı sürdürülen Gördes Barajı inşaatında 30.11.2008 tarihinde su tutulacak olup, barajın yıl sonunda bitirilmesi planlanmaktadır.
Projenin Gördes Barajından sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajından 45 hm3/yıl, Başlamış Barajından 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajından 89 hm3/yıl suyun İzmir kentine verilmesi planlanmıştır.
Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 235 hm3/yıl daha su sağlanarak 2028 yılına kadar toplam 587 hm3/yıl su temin edilmiş olacaktır.

Cenk Sarıgöl: Ödemiş Beydağ Barajı bitti. Suyun tasarruflu kullanılması adına, Tarım Bakanlığı veya Ziraat Odaları ile çalışmalarınız nasıl?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Herkesin su kullanımına özen göstermesi, bu konuda toplumsal hassasiyetin artırılması ve tasarrufa önem verilmesi lazımdır. Çünkü kişi başına düşen yıllık 1.600 m3 su miktarı dikkate alındığında “su azlığı yaşayan” bir ülke konumundadır.

Cenk Sarıgöl: Bayındır Zeytinova (Falaka) Barajı sanırım proje aşamasını geçti, nedir son durum?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: İzmir ili Bayındır ilçesi, Zeytinova Beldesi sınırlarında Falaka çayı üzerinde yer almaktadır. Planlama raporunda Burgaz Barajı olarak adlandırılan Zeytinova Barajı sulama amaçlı olup, Bayındır merkez ilçesi, Zeytinova beldesi, Buruncuk, Ergenli, Pınarlı, Turan, Yakacık, Yusuflu ve Derebaşı köylerinde 2 559 ha tarım arazisi sulanacaktır.
DSİ Genel Müdürlüğü’nce Kati Projesinin yapım işi 02.03.2007 tarihinde ihale edilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür. 2009 yılında inşaatın başlaması öngörülmektedir.

Cenk Sarıgöl: Küçük Menderes havzasında proje aşamasında yürütülen çalışmalar mevcut mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Planlaması ve uygulama projesi tamamlanan yatırım programında bulunan projelerimiz:
-Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ Sulaması Küçükmenderes havzası içinde yer almaktadır. Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ sulaması ile 19 650 ha.lık alan, Beydağ barajından sulanacaktır. Ödemiş Beydağ Sulaması Yap İşlet Devret Modeli ile ihale edilmesi için Yüksek Planlama Kurulunun onayına sunulmuştur
-İzmir-Ödemiş Aktaş Barajı Aktaş deresi üzerinde yeralmaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, İlkurşun, Yusufdere, Bülbüldere, Sekiköy, Şirinköy, Yeniköy köyleri ve Kayaköy beldesinde 1 538 ha tarım arazisi sulanacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır. Fizibilite Raporu Devlet Planlama Teşkilatı’nın onayına sunulmuştur.
-İzmir-Ödemiş Rahmanlar Barajı İzmir ili Ödemiş ilçesi Rahmanlar deresi üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama ve içmesuyu amaçlı olup, Yeniceköy, Üzümlü, Ortaköy, Karadoğan ve Demircili köylerinde 1 494 ha tarım arazisi sulanacak ve Ödemiş ilçesine 9,36 hm³/yıl içme suyu sağlayacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır.
*Planlaması tamamlanan ve uygulama projesi devam eden projelerimiz ise;
-İzmir-Ödemiş Bademli Barajı Ödemiş ilçesi Pirinççi çayı üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, Ödemiş ilçesine bağlı Bademli, Ovakent, Pirinççi ve Kemerler köylerinde 1 048 ha tarım arazisi sulanacaktır. 27.02.2007 tarihinde kati proje yapımı ihalesi gerçekleştirilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür.
-Küçükmenderes Projesi Uladı Barajı Küçükmenderes nehrinin kolarından olan Uladı çayı üzerinde yapılması planlanan Uladı Barajı 106,0 m yüksekliğinde kum çakıl dolgu tipinde bir barajdır. Uladı barajı ile Canlı beldesi, Kızılcaavlu, Yakapınar, Çıplak, Karaveliler, Elifli, Kızılova, Çiftçigediği, Arıkbaşı, Çırpı, Hasköy, Yeniçiftlik köylerine ait brüt 4 661 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları 2007 yılı sonu itibariyle tamamlanmış olup 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
*Planlaması devam eden projelerimiz de;
-İzmir Bayındır Projesi Ergenli Barajı Ilıca deresi üzerinde yapılması planlanan Ergenli barajı sulama amaçlı olup 92 m yükseklikte, ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipinde bir barajdır. Ergenli barajı ile Bayındır Merkez İlçesi ve Yusuflu, Turan, Ergenli, Fırınlı, Karahalilli, Tokatbaşı köylerine ait brüt 3 156 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları devam etmekte olup 2008 yılı sonunda tamamlanacaktır. 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
Ayrıca Küçük Menderes Projesi ile Küçükmenderes nehri ana yatağı ve 34 adet yan derelerin taşkın ve rüsubat kontrolü ile Kiraz ilçesi ve 10 yerleşim yerinde 14 394 ha arazinin taşkından korunması amaçlanmıştır.
Proje kapsamında yer alan 1 adet derede yukarı havza ve mansap çalışmaları yapılarak ıslahı tamamlanmıştır. 10 adet derenin ıslah çalışmaları bütçe ödenekleri çerçevesinde devam etmektedir. Tüm yan derelerin ıslah çalışmaları tamamlandıktan sonra Küçükmenderes ana yatağında ıslahı çalışmaları tamamlanacaktır. Bu bağlamda hem küçük su işleri hem de büyük su işleri programında inşaat faaliyetleri devam etmektedir.

Cenk Sarıgöl: Son olarak İzmir ve İzmirlilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bede Egeliyim. Afyonluyum. Dolayısı ile ülkemizin her köşesi gibi Egemizin incisi İzmir için elimizden gelen ne ise yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda vatandaşlarımızın hiç şüphesi olmasın.