Belediyecilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belediyecilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2009

Torbalı Belediye Meclis Listesi ve Görevler

Torbalı Eski Atatürk Meydanından bir Görünüm.
(Yeni Belediye Meydanı)

Torbalı Belediye Meclis Listesi ve Görevler

29 Mart yerel seçimleri ile birlikte yenilenen
Torbalı Belediye Meclisi şöyle oluştu;
19 CHP'li,
12 AK Partili üyeden oluşan 31 kişilik meclis,

Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur.

Torbalı Belediye Meclisi şu isimlerden oluşuyor:

Torbalı Cumhuriyet Halk Partisi
Ufuk Yörük,
Erkan Zeylan,
Sefer İpekli,
Önder Deveci,
Hamit Cömert,
Osman Sargın,
Mehmet Kurt,
Yalçın Efe,
Kerim Özlü,
Düzgün Yılmaz,
Sabri Girgin,
Kazım Celimli,
Emin Bardakçı,
M. Yıldız Sivrikaya,
Mithat Tekin,
Nurettin Gündoğdu,
Ömer Şentürk,
Mehmet Emirdar,
İbrahim Cinkılıç.

Torbalı Adalet ve Kalkınma Partisi
Hasan Karatoklu,
Adnan Yaşar Görmez,
Nurettin Albaş,
Ender Subakan,
Süleyman Ayaz,
Hamit Şen,
Cevdet Kıvılcım,
Yasemin Yılmaz,
Hüseyin Karaman,
Şenol Güler,
Mehmet Türkoğlu,
İbrahim Tek.


Meclisi oluşturan 19 CHP'li, AK Parti'den 12 olmak üzere toplam 31 üye,
Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur,
CHP’de Grup Başkanı ve sözcüsü Ufuk Yörük,
AK Parti’de ise Grup Başkanı Nurettin Albaş, Grup Sözcülüğü ise Ender Subakan olarak belirlendi.
Meclis katipliğine, Meclisin en genç üyeleri olan Sabri Girgin ve Osman Sargın geçti. CHP grubu Sabri Girgin ve Osman Sargın’ın seçilmesi önerisinde bulundu. Yapılan oylama meclisin en genç üyeleri katipliğe seçildi.
Gizli oylama ile yapılan seçimde 2 yıl görev yapacak
1. Başkan vekilliğine Ufuk Yörük,
2. Başkan vekilliğine Emin Bardakçı seçildi.

-Torbalı Belediyesi Daimi Encümeninde görev yapacak 3 üye seçildi. Yapılan oylama sonunda Kazım Çelimli, Emin Bardakçı ve İbrahim Cinkılıç göreve getirildi.
-Türkiye Belediyeler Birliğine Mehmet Kurt ve Hamit Cömert,
-Ege Belediyeler Birliğine Mehmet Emirdağ seçildi.

21 Mart 2009

Torbalıda Dün Değerlendirmesi ve Seçim

İzmir -Torbalı / Eylül Stadyumunda yapılan Bir !9 MAyıs Gençlik Bayramı Şöleni
Dün Değerlendirmesi ve Seçim
Torbalıda Yerel Seçimin rengi neredeyse belli oldu! Birileri çok kötü rezil olacak hırçınlıkları, taşkınlıkları zaten vardı ama bunun tabana sirayeti bu yüzden. Balkonuna Akp flaması asan Alpkentli kadını taşlama, belediye siyasi fanatik zabıtalarının komşusunun politik tercihiyle astığı flamayı yakma ve küfür etmesi, Ayrancılarda şahsi arabasını partisine kiralayan ve yevmiye ile şoförlük yapanların bakanın arkasındaki Torbalı Akpartilileri provoke çabaları her bu sebeplerde aranmalıdır.

Bir dönem için seçilmek istediğini söyleyenlere sözleri haftaya bugün yalatılmış olacaktır. 2004 seçim beyannamelerinde ortaya koymadıkları sandık şimdi halkın önüne gelmiştir. Yeni seçim beyannamelerindekilere nasıl inansın millet? Eskisini yerine getirmemişsin ki yenisini vaaz ediyorsun. Sonra rakiplerinin projelerini “olmayacak şeyler” diye nitelerlerken aklıma o klişe laf geldi, “kişi kendinden bilir

Türkiyede olduğu gibi Torbalı CHP’nin heyecanı yok! İş bu kez çok zor. Sağda bir parti (DYP - DP) erimiş, eski adayı Akp meclis üyesi (Mehmet Hasan Karatoklu) olmuş. Eski İzmir caddesi üzerindeki kafeleri yıkmışlar, sonra yenilerini istediklerine vermişler. Devlet demiryollarından 11 yıldır kira ve belediye ruhsatı ile işleten kişilerin yerleri eften püften sebeplerle başlarına yıkılmış. Çamlık içinde her büfe yıkıldı. Ama hami olduklarının yeri milletin milyonları ile tekrar yıkılıp yapılarak aynı kişiye hamsi tava edilmiş. Ya hazır yıkmışken şu hastaneyi düğünlerden, eğlencelerden, gürültü ve patırdıdan kurtarabilirlerdi. Ama o zaman nasıl Hami, Abi olunur değil mi? Öncelik sıralamasına bakmaksızın saçma sapan, gereksiz, israf, yatırım önceliğinde son sırada olması gereken Muzaffer Kebapçıgil Koruluğuna Kır Kahvesini hastanenin dibine kurmakta beis görmediler.

Eski Sanayiyi yıkmışlar, yeni meydana UYGUN ve eşlerinin heykellerini dikerek kendilerini ödüllendirmişler! Millet susuzluktan gevlerken, apartman katlarına su çekmekten fıtık olmuş. Bunlar tarlaların ortasına yüzme havuzu yaptı. Eh ancak orda yan parsel sevilen insanlara aitti… Açılışta yarım yamalak yazın son gününe (Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış derler) yetiştirdi gibi yapılıp, açıldı.

Torbalıspor final haftasında tesislerinden, “Ticaret Odası ile ortak Otel yapacağız” gerekçesiyle tesislerden çıkarıldı. Üstelik bundan Ticaret Odası yöneticilerinin haberi bile yoktu. Kulübün kullandığı eski püskü otobüsü çekip aldılar. Kulübün gelir kalemlerini (bana görede haklı gerekçeyle) kesti ama benim gerekçem kumar olurken onlarınki neydi acaba? Sonra karanlık meblağlardan bahsedilen, eşlerinin aracını kullandığı “Metropolisspor” kuruldu. Spor olarak en çok “Deve Güreşi” faaliyeti yaptı. İzmirde başarılı tüm ilçe spor takımlarına maddi destek sağlayan İzmir Büyükşehir ve Aziz Kocaoğlu şampiyon olan İzmir’in en başarılı takımı Torbalıspor'a zırnık koklatmadı. Acaba kimin telkinleriyle? Neden? Akp Torbalı ilçe başkanının kaynı kulüp başkanı! Bunların siyasi partizan ve fanatiklikleri “TORBALILIK” ruhundan çok önde gidiyor.

Popstar olma hevesiyle işi gücü bıraktılar, sms uzmanı oldular! Nikâh kıymaya başkanından CHP meclis üyelerine kadar (bana göre gayri ahlaki bir evlilik için) taa Çeşme’lere yatlara koştular. Niye? Çeşmede belediye başkanı nikah memuru yok muydu? Bildiğim kadarı ile o yat kaptanı bile kıyabilirdi nikahı… Belediye’den gelir gelmez 200’e yakın işçi çıkarıldı. Hadi onları maliyet düşündün çıkardın. O zaman yerlerine neden partizanlarını ve başka bir partinin adamının adamlarını doldurdu? 2004 seçimlerinde Torbalı CHP Subaşı Beldesi Başkan Adayı Hamit Küçük gibi Torbalı Belediyesine tescilli partililerini kadrolamaktan bile imtina etmediler. Sendikalı işçileri kapıların önüne koydular. Mahkemede haksız çıktılar. şehriçi dolmuşçularla olan davayıda kaybettiler. Her iki Mahkeme kararlarını uygulamadılar sonra bizim paramızla ceza ödediler. Koltuğa oturur oturmaz sendikalı işçileri kapının önüne koyanlar, Seçime bir yıl kala ise pişkin pişkin kendi kadroladıklarına sendikal hak verdiler.

Bitmiş işe çatı, yarı resmi oda seçimlerinde sandık bekçiliği, kamu malını personele kullandırarak, çıkar sağlamak bu dönemde bol bol görüldü. Eski çırçır fabrikaların şişe dipleri arandı. Sirozdan görev yapamaz hale geldiler. Havaalanlarında kimileri uçaklara alınmadı promil yüksekliğinden. İlçeye gelmiş sanatçılara şişe fırlatma, küfür, racon kesme, muhaliflerin yakınlarının yerlerini kamulaştırmaya kalkma, kapalı marangoz atölyesine “gürültü kirliliği” cezası kesmek. Meclis üyesi yakını bazılarının uzaktan çalışma yöntemiyle belediye çalışanı olması… Gül gibi geçinmeler. Belde Belediyesinin 3 liraya diktiği ağaçların daha küçüğünü 10 liraya ihale etmek.
Aklıma bir çırpıda gelenler bunlar ve bunun adı da Sosyal Demokrat Belediyecilik oldu! Yerseniz…

Biliyorum seçim tahminimi merak ediyorsunuz. Mailler, telefonlar… ama 27 Şubat 2009 tarihinde yazmıştık.
http://cenksarigol.blogspot.com/2009/03/torbal-ticaret-odasnda-yeni-donem.html
Bence 56 bin civarında oy kullanılır. Kazanacak parti ve adayın adı “A” harfiyle başlıyor! En az 3500 oy fark bekliyorum. Bakalım göreceğiz. Siz unutsanız bile ben size nasılsa hatırlatırım.

Bu işin profesyoneli Ertan Ünver 16 Mart 2009 tarihli köşesinde bizim öngörümüze paralel bir değerlendirme yapmış;
Onun için fazla pompalamayın, şu ara 3500- 5350 arasındaki farkın daha da artmasana sebebiyet vermeyin. Ve 1999’da baraj altında kalındığı zaman yaptığınız gibi, bu sonucu da benden bilmeyin…

Sayın Ünver ‘pompalamak’ derken hava gazı pompalamaktan bahsediyor olmalı! Bende bunca püfür püfür esinti nerden geliyor diyordum.


Cenk SARIGÖL

4 Şubat 2009

Çakallar’ı Düzeltelim

Torbalı Çakallar Köyünde Torbalı Belediyesi Amirlerince Yapılan Villa Görünümlü Köyevleri!
Çakallar’ı Düzeltelim

Dün Çamlıca (Çakallar) Köyü’nde Torbalı Belediyesi Fen İşleri Sorumlusu Yusuf Balık ve Ruhsat ve Denetim Müdürü İlyas Çimen’e ait Çifte Villaları konu alan “Balık Baştan Kokar http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/balk-batan-kokar.html isimli yazımızda kamuoyunu yanlış yönlendirdiğimiz ve Yusuf Balık ile İlyas Çimen aleyhine asılsız iddialarda bulunduğumuz iddia edilerek, Noter kanalıyla gönderilen düzeltme isteğini ve düzeltmeyi http://cenksarigol.blogspot.com/2009/02/duzeltmek-ne-mumkun.html sizlerle paylaşmıştık. Düzeltme diye gönderilen yazının girişinde,
İlyas ÇİMEN hakkında gerçeğe aykırı., suçlayıcı, rencide edici ve yasal dayanaktan yoksun iddia ve yorumlar” cümlesi kurulmuş. Oysa ben düzetmek için yola çıkılan yazıda asla açık (isim ve soy isim) olarak,
İlyas Çimen” ve “Yusuf Balık” ibaresi ve işareti kullanmadım. Burada sevgili okurlarım ve değerli Torbalı halkını engin anlayışı, kavrama ve analiz yeteneğini kutlarım.

Düzeltememe maddelerini sırayla ele alalım;

Düzeltme Madde 1)
“...Çamlıca Köyündeki konuttan yine kasıtlı olarak 'koskoca vilalar' olarak sözedilmiş ve konutta ‘Belediye malzeme ve kaynaklarının kullanıldığı’ yorumu yapılmıştır. Yanlı haberde sözü edilen yapılardan yalnızca bir tanesi müvekkilindir. Birçok eksiği bulunan tek katlı iki odalı köy evinin taşı,toprağı,işçilik dahil tüm giderleri müvekkilin öz kaynaklarıyla yapılmış olup haberdeki ‘köpek kulübesi’ kesinlikle müvekkile ait değildir. Beledive kaynakları kesinlikle kullanılmamıştır... yalnızca yetkili makamlara belgeleriyle hesap vermiştir vermeye de hazırdır. Müvekkile yöneltilen suçlamalar ile ilgili olarak bugüne dek aleyhine hiçbir idari ve adli yargı kararı çıkmamıştır.

Bizim Cevabımız;
Konu olan yazımın hiçbir yerinde Köpek Klübesinin Torbalı Belediyesi İşçilerine taşıtılması dışında, Torbalı Belediyesi Malzeme ve Kaynaklarının kullanıldığını yazmadım! Kır / Koruluk Kahvesi ile aynı cins malzeme ve aynı duvar ustalarının çalıştığını yazdım. Bu konuda bir yalanlama gelmediğine göre doğrudur!
“Tek katlı köy evi” tanımı size aittir. Burası çatı / batar katlı bir villadır. Biz kamuoyu yararına maddi bir karşılık beklemeden yıllardır ilçe halkı ve okurlarımızla düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Köpek Klübesi eğer İlyas Çimen’e ait değilse, Yusuf Balık’a aittir. Hadi siz bunu biliyorsunuz. O köpek nerden bilecek yapışık villalardan hangisini koruyacağını? Doğudaki mi İlyas Çimen’e ait yoksa batıda olan mı? sonuçta ortak fayda sağlamayacak mı size? Elbette yetkili makamlara hesap vereceksiniz. Buna mecbursunuz. Ama bizim köşemizde istediğimiz faturalarıda düzeltme zarfına koysaydınız ya? Postacı ekstra ücret mi talep etti? Bazen sizin üstünüzün hakkınızda verdiği kararlar halkın vicdanında kabul görmeye bilir.
..
Düzeltme Madde 2)
...Müvekkilimin bahçesinde ‘dalgıç’ yoktur, sondaj yapılmamıştır, müvekkil, İzsu'dan tarımsal abonelik alarak bahçesinde ‘damlama yöntemi’ ile son derece basit ve su tasarrufu sağlayan bir sistem kullanmaktadır. Haber konusu evinin ‘ruhsatının nasıl alındığı’ sorulmaktadır, gerek inşaat gerekse oturma ruhsatları mevzuata uygun olarak alınmıştır. Alınmaması mı gerekirdi?”

Bizim Cevabımız
;
Dalgıç olmadığı doğru. O konuda yanılmışım. Ama villa fotosunda ön cephedeki çimleri görünce bunların şebeke suyuyla yetiştirilmiş olabileceğine ihtimal vermedim. Bir akıl yürütme yaparak, merkezde şebeke suyuyla araba yıkayan vatandaşa, dükkanının önünü sulayan esnafa ceza keseceğini bağıran Torbalı Belediyesinin kendi personeli böyle bir hata yapmaz diye düşündüm. Hemen sonra villalara Çamlıca Köyünden su şebekesi çekildiğini öğrendim. Tahminen götürelen Torbalı Belediyesine ait komprasör, Çakallarlı hemşehrilerimizin içme suyu pompasını açmak içindir. Oldu olacak Torbalı Belediyemiz Çakallar’ı 'Örnek Köy' seçip, her yerindeki aksaklıkları, eksiklikleri düzetsin. Damlama su yöntemiyle tesisat yapılmış. Aynı yöntem birde nerde var? Torbalı Belediyemizce ihale edilen, İzmir – Aydın asfaltı orta refüjünde... Kim yapmış aynı Çifte Vilların çim sulama tesisatını? Aynı firma yada kişi... tabii parası ödenmiştir canım, aksi aklıma bile gelmez. Ruhsat konusuna gelince elbette alacaksınız. Ama o ruhsat ve eklerini görmek isterim. Batar yada çatı katı dahilmi diye...

Düzeltme Madde 3)
“Yazıda, ‘Acaba seçilmiş belediye başkanımız hasta değil görevinin başında olsaydı bu terbiyesiz , görevde suistimal içeren hareket yine cezai karşılığını bulur muydu? Hiç sanmıyorum... Zira tam tersine iktidarlarında zenginleşen bürokratların korunması yolu seçilmişti ! Benim fikrim bu ama Ramazan İsmail Uygur görevinin başında olsaydı bu belediye arsızlarının koltuklarının koltukları bile soğumazdı’ ‘...çünkü bunlar usulsüz iş yapmayı bildikleri kadar bir de gazetecilere dava açmayı ve suç duyurusunda bulundurmayı çok iyi bilirler’ şeklinde yorumlarla ‘Belediyede yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı’ iddiaları vurgulanarak siyasi rant uğruna Belediye görevlisi müvekkilime türlü hakaretler edilerek kişilik hakları zedelenmiş, kendisine yayınlarınızla tam altı kez saldırılmıştır. Yolsuzluklar ve usulsüzlüklerle mücadele etmenin ‘basın açısından da’ yolu ‘hukuku ve hakları hiçe sayarak haber yapmak’ olmamalıdır. Hakları ihlal edilen müvekkilim de hukukun üstünlüğüne inanarak haklarını elbette yasal yollardan arayacaktır. Doğruluğu araştırılmadan, yanlı yapılan haberlerle kamuoyu ve okurlarınız yanlış bilgilendirilmiş, müvekkil aleyhine aldatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Bizim Cevabımız;
Bu maddeyle gurur duyuyorum. Sanki bana “Cenk Sarıgöl yazdıkların, dediğin çıktı” demek isteniyor! Göreve iadeden felan bahsediliyor. Farklılı mı oldu ki? Dava açmayacakmısınız? Suç duyurusunda bulunmayacak mısınız? Açın öğrenelim gerçekleri, mahkeme tarafından incelensin, şahitlerimiz dinlensin, araştırma isteyelim. Ben haber yapmadım, köşe yazdım. Şaşırmayın. Her Torbalı ve ülkede ki köşe yazarı gibi haberi yorumladım ve edindiğim bilgilerle görüşlerimi okurum ve ilçe halkıyla paylaştım.

Tüm bu düzeltme diye gönderilen metinde iki yazımda aynen soruduğum aşağıdaki soruların cevabı yok. Rica etsem açıklık getirme zahmetinde bulunur musunuz?
Torbalı Belediyesince yaptırılan Koruluk Kafe / Kır Kahvesi ile aynı taşlarla cephe kaplaması yapılan, aynı taş ustalarına yaptırılan vilların sahipleri bizlere bu ustaların ve taşı aldıkları firmanın (Bayındır olması lazım) faturalarını ibraz edecekler mi? Yoksa Koruluk Kafe’nin yanında bunlarda aradan çıkarıldı mı? Belediyeye bu taşların m2’si kaç paradan, Çifte Villalara kaç paradan alındı? Ustalar işçilikleri Koruluk Kafede kaç paradan, Çifte Villarda kaç paradan işledi?http://cenksarigol.blogspot.com/2009/01/denizde-imen.html
Torbalı Belediye İşçileri tarafından Villalara Köpek Kulübesi taşındığı Sırada Çekilen Fotoğraf

Diğer yandan ortak kullanım alanları olan yapışık, avlusu ortak, iki villanın bahçesine Torbalı Belediye işçilerine getirtilen köpek külübesinin sizin olmadığınızı söylemenizi anlarımda, bunu bizden, okurlarımdan, vatandaşın anlamasını beklemeniz tuhaf doğrusu! Sizin değilse Yusuf Balık’ındır. Sonuçta ortak fayda için getirildi oraya külübe. O zaman insan ortak ev yaptırdığı komşusunu karalar mı? Nasıl yüzüne bakar sonra..!? Vilalarda kuzeyden tek katlı izlenimi versede güneş alan güneyden epey bir villa ha... eh biz ‘VİLLA’ siz, ‘KÖYEVİ’ deyip durmayalımda ortak bir noktada buluşalım. Bundan sonra buraya “VİLLA GÖRÜNÜMLÜ KÖYEVİ” diyelim! “DOĞAN GÖRÜNÜMLÜ ŞAHİN” misali, nasılsa Villa görünümlü köyevlerininde dış cephesi eskitilmiş taş kaplı değil mi ama?

Gündem: “Uygurlar mı? Onlar Çin işkencesinde inleyen müslüman kardeşlerimizdir. Allah bildiği gibi yapsın!


Cenk SARIGÖL

25 Ocak 2009

Denizde Çimen

Denizde Çimen

-Oldu mu be kardeşim? Denizde hiç çimen olur mu en fazla ‘yosun’ olur.
*Yosundan başka ne olabilir?
-Kum olur. Attığın başlığa göre bir deyim bile var; “Denizde kum, onda para” yani başlığı bence yanlış girmişsin!
*Yanlış girdiğimiz sanmıyorum. Basım hatasıda yok. Sen hele denizde başka ne olur devam et...
-Kum olur, yosun olur bide balık olur. Evet evet balık olur. Ama kesinlikle Çimen olmaz. Yani balık ve kum çağrışımı yapıyor yazına attığın başlığın.
*Balık çağrışımı yapmışsa kesinlikle doğru başlık o zaman.
-Nedenmiş o?
*Çünkü Torbalıda Balık ile Çimen yanyana gelince villa yaptırıyorda ondan!
-Şimdi anladım sen başlığı ve arkasındaki çağrışımını birlikte düşünmemizi istiyorsun.
*Evet. Aslında amaç o. Hatta alternatif olarak, ‘Çimen Baştan Kokar’ ve ‘Lütfen Balığa Basmayınız!’ gibi başlıklarda düşünmüştüm.

Resimde Gördüğünüz Malikane Düzeltme isteyen İlyas ÇİMEN'e göre bir köyeviymiş!
Yazı konusunu yukarıdaki hayali diyalogtan anlamışsınızdır. Sayın İlyas Çimen Vekili Av. H. Dicle Turan aracılığı ile gazetemize bir düzeltme yazısı göndermişti. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/01/ifte-villalar-ky-eviymi.html Bunu yazarımız köşesinde yayınladı ve bir dizi eleştirsinide sonuna ekledi. Doğrusu kıskandım. En kısa zamanda bende bir düzeltme istiyorum! Hem şimdi yazdıklarıma cevap olarak hemde daha önce yazdığımız “Balık Baştan Kokarhttp://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/balk-batan-kokar.html önce gönderilen düzeltmenin yamuk yerlerinden bahsedelim. Çifte Villalara ‘Köy Evi’ kılıfı giydirmeye çalışmışlar. Ahir ömrümün uzun bir kısmı köyde geçti ama ben son 15 yıldır böyle bir köy evi görmedim. Çürük, kesme taş kaplama, çatı katlı... Belediye işçilerine taşıtılan ‘Köpek Klübesi’ kesinlikle İlyas Çimen bey’e ait değilmiş. Bunu öğrendik. Demekki Belediye işçilerinin maaşını babalarının kesesinden öder gibi şahsi işlerinde çalıştıran Yusuf Balık! Öyle ya İlyas Çimen kendine ait olmadığını söylüyorsa...

İstermisiniz şimdi İlyas Çimen'in yaptığı gibi Yusuf Balık çıkıp, “köpek klübesi bana ait değil” desin. Olur mu olur? Böylece bizlerde Torbalı Belediyesinin yaz aylarında haftasonları kalmak için kullanılan boş ve sorumluluk sahası dışındaki köy evlerine koruma amaçlı köpek klübesi hizmeti verdiğini öğrenmiş oluruz. Fakat yineden sormadan geçmeyelim;
Bu Çifte Villaların bahçe sınırları belli mi? Belli değilse o klübeyi dolduracak köpek hangi yapışık konutu korumak için eğitildi?
Ayrıca Banka kredisi çekilerek, yapılan Çifte Villaların yapımında malzeme ve işçilik masrafları ortak mı karşılandı? Ayrı ayrı mı pazarlıklar yapıldı?

Asılsız gazete haberleriniz üzerine Belediye Başkanlığınca konu her yönüyle resmi olarak araştırılmış, incelemeler sonucunda müvekkilin ‘olaylarda hiçbir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığı’ tespit edilmiştir.
Denilmiş düzeltmede. O zaman belediye işçilerini kendi menfaati için çalıştırma kusuru Yusuf Balık’a mı kalıyor? Belki ortada böyle kusur bile yoktur. Sevgili Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur, vekili Mehmet Kurt’un görevden aldığı Yusuf Balık bey’i göreve iade ettiğine göre..! Belkide gazete muhabiri yanlış görmüştür. Yanlış görmekle kalmamış, fotomontaj yapmış ve haber uydurmuştur. Ortada köpek kulübesi olmadığı bile iddia edilebilir!Bende düzeltme istiyorum, Balık veya Çimen farketmez ama lütfen hem yukarıda yazılanlara hemde özellikle aşağıdakine cevap versin;
Koruluk Kafe ile aynı taşlarla cephe kaplaması yapılan, aynı taş ustalarına yaptırılan vilların sahipleri bizlere bu ustaların ve taşı aldıkları firmanın (Bayındır olması lazım) faturalarını ibraz edecekler mi? Yoksa Koruluk Kafe’nin yanında bunlarda aradan çıkarıldı mı? Belediyeye bu taşların m2’si kaç paradan, Çifte Villalara kaç paradan alındı? Ustalar işçilikleri Koruluk Kafede kaç paradan, Çifte Villarda kaç paradan işledi?
Son olarak Torbalı belediyesi yaptığı tahkikat sonucunda ne rapor yazmış? Belediye işçilerini kurumun üst memurları şahsi işlerinde kullanabiliyor mu? Kullanamıyorsa yaptırımı var mı? Varsa sonuç ne?


Cenk SARIGÖL

24 Ocak 2009

Çifte Villalar Köy Eviymiş!

Çifte Villalar Köy Eviymiş!
Resimde Gördüğünüz Malikane Düzeltme isteyen İlyas ÇİMEN'e göre bir köyeviymiş!

Torbalı Belediye İşçilerine taşıtılan Çamlıca Köyünde yaptırılan Çifte Villaların sahiplerinden Torbalı Belediye Amirlerinden İlyas Çimen Vekili Av. Dicle Turan aracılığı ile bir düzeltme göndermiş. Kısaca olay gazetelerde Torbalı belediye İşçilerinin bu Çifte Villalara Köpek Klübesi taşımasının fotoğraflanarak haberleştirilmesiyle ayyuka çıkmıştı. Çifte Villaların sahibi Belediye Amirleri

Yusuf Balık ve İlyas Çimen'e ait oldukları gündeme gelmişti. olayın kamuoyunda kızgınlık ve öfkeye dönmesi üzerine hasta olan CHP'li Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur'un yerine vekalet eden CHP'li Belediye Meclis Üyesi Mehmet Kurt tarafından Yusuf Balık fen işleri Amirliğinden alınmıştı.

CHP'li Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur nekahat dönemi sonucunda "0 km" taburcu olunca görevden alınan Yusuf Balık, görevinin başına geçti. Mehmet Kurt tarafından kendisininde itiraf ettiği belediye işçilerine şahsi villasına köpek klübesi taşıttığı ve görevini kötüye kullandığı hesaba katılarak görevden alınan Yusuf Balık, Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur tarafından derhal göreve iade edildi. Biz zaten yazı içinde linkini verdiğimiz köşe yazımızda Ramazan İsmail Uygur görevde olsa Yusuf Balık'ın görevine devam ediyor olacağını ve iyileşince göreve iade edileceğini tahmininde bulunmuştuk. doğrusu Ramazan İsmail Uygur bizi haklı çıkardı.

Aşağıda yayına aldığımız
İlyas Çimen vekili tarafından gönderilen düzeltme metninin bir sonraki yazmızda ele alacağız...;

Villa Değil Köy Eviymiş!

"Müvekkilim İlyas ÇİMEN hakkındaki gerçeğe aykırı, suçlayıcı, rencide edici ve yasal dayanaktan yoksun iddia ve yorumlara ilişkin haberleriniz karşısında kamuoyunun "doğru bilgilendirilmesi" amacıyla aşağıdaki düzeltmelerin yapılması zorunlu olmuştur.

Müvekkilim, görevini titizlikle yapan 22 yıllık, sicili temiz bir devlet memurudur. Düzenli şekilde mal bildiriminde bulunarak yasal yükümlülüğünü yerine getirmektedir. Kirada oturan müvekkilin asılsız habere konu iki göz odadan ibaret Çamlıca Köyündeki (banka kredisi ile yaptırdığı) evden başka malvarlığı (dairesi) yoktur. Yanlı haberde "villa -görkemli malikane" olarak geçen ikiz konutlardan yalnızca biri müvekkilindir. Birçok eksiği bulunan tek katlı köy evinin tüm giderleri müvekkilin özkaynaklarıyla yapılmış olup haberdeki "köpek kulübesi" kesinlikle müvekkile ait değildir, belediye kaynakları kesinlikle kullanılmamıştır. Aksi yöndeki haber iftiradan ibarettir. Hiç bir haksız kazancı olmayan,bedelini ödemeden kimseden mal ve hizmet almayan müvekkilim şahsıyla ve sorumluluklarıyla ilgili her konuda yetkili makamlara belgeleriyle hesap vermiştir vermeye de hazırdır. Haberde yeralan müvekkilimin "gayet fiyakalısından aracı olduğu" ifadesi de yanlıştır. Müvekkilimin... ayrıca yurt dışında çalışan iki kardeşi de kendisine destek olmaktadır. Doğruluğu araştırılmadan verilen haberlerle kamuoyu ve okurlarınız yanlış bilgilendirilmiş, müvekkil aleyhine aldatılmıştır...

* Asılsız gazete haberleriniz üzerine Torbalı Belediye Başkanlığınca konu her yönüyle resmi olarak araştırılmış, incelemeler sonucunda müvekkilin "olaylarda hiçbir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığı" tespit edilmiştir. Bu nedenle halen görevinin başındadır. Kusursuz müvekkilim aleyhine "çamur at izi kalsın" siyaseti güdülmekte, bu amaçla Basın İlkeleri ve müvekkilin kişilik hakları ağır şekilde ihlal edilmektedir. Unutulma-malıdır ki hukuk herkese gereklidir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
19.01.2009
Torbalı Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürü
İlyas Çimen
Vekili Av. H. Dicle Turan

29 Aralık 2008

Torbalıda Siyasi Algılama


Torbalıda Siyasi Algılama


İki bölüm olarak neşrettiğimiz “Torbalıda Adaylık Süreci” başlıklı yazılarımız üzerine bize telefon ve mailler ile ulaşan okurlarıma ilk önce çok teşekkür ederim. Bana ulaşanların siyasi kimlik ve taraflarına göre yazıyı algılama farklılığından hayrete gark oldum. Anladım ki Torbalı Yerel Seçim atmosferine fazlasıyla girmiş. Kişiler politize olduğundan her yazının altında siyasi mesaj arayışlarına, kelimelerden mana çıkarma telaşına düşmüşler. O yüzden ne anlatmak istediğimi açıklamak farz oldu; “Torbalıda Adaylık Süreci” yazımızın (http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-akp-belediye-bakan-adayl-i.html ) Birinci Bölümünde bize iletilen ve Mahmut Atilla Kaya’nın adaylığının zayıf olduğunu kamuoyunda yaymaya çalışan CHP’lilerin zihinzel arka planını ve AKP Adaylık sürecini anlatmaya çalıştım. Bana göre böyle bir gerçek varsa ki buna gelen CHPli tepkilerinden kanaat getirdim artık. Bunun Atilla Kaya’nın aday olmasından biteviye korktukları şeklinde okunması gerektiğini, böyle durumda kazanma şanslarının olmadığını düşünmelerine bağlamıştım.

CHP’nin anti demokratik Aday belirleme sürecini ve AKP ile MHP’nin daha demokratik bir süreç işlettiklerini aktardım. Bazı CHP’liler Benim İbrahim İbişoğlu’na şans vermediğimi yazdığım sanrısına kapılmış. (Kİ ONLARA NEYSE!!!) Hayır böyle birşey yok. Ben sadece AKP Aday belirlemede parti yöneticilerinin değerlendireceği kriterleri yazdım. Sanırım bu arkadaşlar, saydığımız Kriterleri görüp, “Bu değerlendirme yapısıyla İbrahim İbişoğlu zor aday olur” düşüncesine kapılıp, sanki bu kriterleri ben koymuşum gibi bana laf anlatmaya kalkıyorlar. Bu arada sakın CHP’liler “Biz AKP’nin iç işlerine karşmayız. Böyle şeylerin içinde olmayız” demesinler. Çünkü “Akp de Atilla Kaya dışında 6 aday daha var” açıklamasını bizzat Torbalı CHP’nin kafa yöneticidsi yani İlçe Başkanı Ertan Çelik üstüne vazife alarak, yaptı.

CHP’liler olayı böyle algılarken, yazının bizzat tarafı olan AKP’nin diğer Aday Adayı İbrahim İbişoğlu yazımızı öyle algılamamıştı. (CHP’liler kraldan fazla kralcı mı ne? AKP’nin demokratlık sorunu onlara kalmış!) Sayın İbişoğlu bizi aradı ve tam 1 saat 17 dakika telefonla görüştük. Öncelikle İbişoğlu’na nezaketinden ve bir yazarı bilgilendirme hassasiyetinden dolayı tebrik ederim. Genel hatlarıyla İbrahim Bey bize çalışmalarından, bize aktarıldığı gibi kendisinin adaylığını destekleyenlerin sadece CHP’lilerden müteşekkik olmadığını söyledi. CHP seçmeni arasında kendisine destek vereceklerin çıkabileceğini söyledi. Elbette CHP seçmenleri arasında Ramazan İsmail Uygur’un icraatlarını ve yönetim tarzını beğenmeyenlerin olması normaldir. Kendisine parti içinden destek verenlerin olduğunun gözardı edilmemesinin gerektiğini aktardı. Bazı nezaketsiz durumlardan bahsetti. Ben inanmak istemedim. Doğru olmadığını umuyorum..!

İbrahim İbişoğlu bize en çokta adaylık süreci boyunca isminin ilk kez Büyük Torbalı Gazetesinde geçmesine vesile olduğumuz için teşekkür etti. Böyle bir sansür varmı bilmiyorum! Hatta büyük bir iddiada bulundu. Ben bunları yazarsam yayınlanmayacağını söyledi! Gazetenin haber yönetimini bilmem ama bir kere bizim köşeye dokunulsun cıngar çıkarırım. Zaten böyle bir şey şimdiye kadar okurlarımdan gelenlere yapıldı ama benim yazıma yapılmadı. Okurlardan geleni ben yayınladım. Gerisi Büyük Torbalı’yı bağlar. Sonuçta ben hiçbir mahkememe Büyük Torbalı’yı muhatap kılmadım. Kendi ipimi kendim çekerim. Herkesin demokratlığı, saygınlığı kendine...İlgili yazımızın ikinci bölümünde (
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/12/torbal-ak-parti-adayl-ii.html ) Asıl adaylık süreci halktan gizli ve problemli olan partinin CHP olduğunu aktardım. CHP kulis partisidir. Halkın, CHP üyesi ve delegesinin adaylık sürecinde dahli yoktur! CHP Belediye Başkan A. Adayı İbrahim Öz bu yüzden atını demokratik teamüller içinde doğru, CHP içinde yanlış sürüyor. İsminden başka “Halk” ilişikliği kalmamış CHPde İbrahim Öz olanca sıcaklığı ve halkçılığı ile Sivil Toplum Kuruluşlarını, belde ve köy kahvelerini ziyaret ederek, halk tipi siyasetçi olduğunu gösteriyor. Lakin yaptıklarının doğru algılanabilmesi için CHP Merkezininde halk duyarlılıklarına açık olması gerekir. Bunun için kendisinin halk içinde ve sokakta yaptığı hiçbir çalışma adaylık sürecine katkı sağlamayacaktır. Çünkü CHPde aday halka sorulmaz, dayatılır!

Aday adaylığı süreci demokratik bir yarıştır. Birinci kademede Aday Adayları birbirleri ile yarışır. Proje ve fikirlerini, kendilerini, önce parti delege, üye ve yöneticilerine anlatırlar, onları ikna etmeye çalışırlar. AKPde sürece halk ve seçmende dahilken, CHPde bırakın halkı kendi üye ve delegesi bile pay sahibi değildir.Bizim yazılarımızı CHP’liler farklı, AKPliler farklı farklı İbrahim İbişoğlu farklı anlamış. Bu durum aklıma Darbaleriyle ünlü bir Latin Amerika Fıkrasını getirdi;

“Habishaneye yeni bir mahkum getirilmiştir. Hücre arkadaşı sorar,

-Hayrola niçin tutuklandın?

-Yaşasın Carlos diye sokakta bağırdığım için..!
Aradan bir süre geçer hücreye yeni birisini getirirler. Aynı soru onada sorulur ve cevabı şöyle verir,

-Kahrolsun Carlos.. diye slogan atmak..!
Bir ay kadar sonra temiz, üniformalı birisi düşer hücreye, aynı soru onada sorulur.
-Kardeş yüksek ricalden birisin galiba sen neden buradasın?
-Ben Carlos’um!

Sözün Kısası, Bu algılama şekli devam ederse galiba biz mahkum olacağız!!!



Cenk SARIGÖL

4 Eylül 2008

Subaşı Belediyesi Çıkmazı

Medyatik Yalancılık, Subaşı Belde Belediye Başkanı Erkan Zeylan var dediği dilekçe Karayollarına teslim edilmemiş.


Subaşı Belediyesine  tabiri caizse konan başkan sayın Erkan Zeylan’ın nasıl millete yalan söylediğini, oturduğu makamın hakkını veremediğini manşetlerden okudunuz. Ben bazı konularda önsezilerime güvenirim. Burada 5 kişinin ölümüne sebebiyet veren kazada Subaşı Belediyesinin hizmet kusuru olduğunu yazdık ( http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/zanl-suba-belediyesi-geen-hafta-28.html ). Tek yazan ve belediyeyi bu konuda eleştiren olmama rağmen bana cevap vermek yerine gazete manşetlerinde açıklama yapanların yalanları ortaya çıktı. Böyle bir dilekçe karayollarının hiçbir birimine teslim edilememiş. gazete açıklamaları yerine, bugüne kadar, bir kez acaba verdiğimiz dilekçenin akıbeti ne oldu diye telefonla sorma gereği duymazsanız böyle rezil olursunuz işte...

Daha garip olan ise, Ortaya çıkardığımız fiyasko sadece bunlarla sınırlı değil. Kazadan 10 gün önce CHP ve Ak Partili Subaşı belde belediye meclis üyelerinden bir kısmınında bulunduğu bir zaman Karayolları 21. Şube Şefi Adem Aydemir, Subaşı Belediye Bşk. Erkan Zeylan'ı ziyaret eder. Bir istekleri olup, olmadığını sorar ve yanıt: “sağolun şimdilik yok”. Bunun üzerine Adem Aydemir kendilerinden Subaşı merkez kahveler önüne gelişi güzel park eden araçlar için önlem almalarının yerinde olacağını söyler. Kazadan sonra tüm suçu Karayollarına atan Zeylan, bunları yalanlayamadı. Çünkü doğru. Emlakcılık ve iş tekipciliğine benzemaz yöneticilik. yanlış yaptığınızda önce başkalarının sonrada kendi canınızın yanmasını, yanacağını bilmeli, göze almalısınız.

Kaza sonrası Karayollarını suçlu ilan eden Erkan Zeylan, sık sık  “Rahmetli Başkan Osman Dirik tarafından karayollarından izin istedik, 1 yıldır olumlu yada olumsuz cevap vermediler” diyerek, Osman Dirik’i saygıyla anarak, geregi yapıldı mesajları veriyordu. Ne oldu şimdi? Ne oldu? Bu nasıl belediyeciliktir? Subaşı Belediyesi dingonun ağırı mı? Dilekçe yazılmış iş bitmiş! Ya adam toprağa karışmış ama onlar daha dilekçeye cevap bekliyor. Hiç sordunuz mu bu dilekçenin akıbetini? Yok, ama gazeteye açıklama yap, “18/10/2007 de dilekçe verilmiş!”.

Sen ne verdin? Ne yaptın? Verilmemiş işte...Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü evrak memuru Murat bey 18/10/2007 tarihinden 18/11/2007 tarihine kadar bir aylık Gelen Evrak Arşivini ve Sevk Edilen Evrak Arşivini (yapım, proje, etüt, ihale vb.) taradı. Ödemiş Karayolları 21. Şubeden Nurgül hanımda aynı şekilde ama YOK. Böyle bir dilekçe yok. Günah kimde bilemem. Ölmüşün arkasından konuşmayayım kızıyorlar! http://cenksarigol.blogspot.com/2007/12/arac-demokrat.html Ortada bir hizmet kusuru var. Bakalım kim sahiplenecek? Ben söyleyeyim; yıkın suçu Osman Dirik’in üstüne. Nasılsa belediye giden evrak dosyasında böyle bir dilekçe var!

Dilekçe varda yeterlimi? Erkan Zeylan’ın “kesikler nedeniyle vatandaşın ve öğrencilerin yürüyemediği yola yapılacak olan üst geçidin Subaşı Belediyesi tarafından yapılacağı Karayollarından sadece izin verilmesi isteniyordu. Ancak aradan geçen yaklaşık 1 yıllık süre içerisinde Karayollarından ne olumlu ne de olumsuz hiç bir cevap yazılmadı” derkende ayrıca yalan söylediği dilekçe karayollarına teslim edilmiş olsada olmasada ortaya serildi. Çünkü dilekçenin içinde hiç “kesik” lafı geçmiyor. Zaten dilekçe konusu “Üst Geçit” yazıyor.

Ben şimdi ne yazayım? Ak Partiden seçilen, CHP’ye kapaklanan Osman Dirik’in ardından kendisine gün doğan kişiye... Rezil ettin kendini, rezil ettin Subaşı’yı, beceriksizliğiniz, takipsizliğiniz, iş bilmezliğiniz, gösteriş merakınız ve beceriksizliğiniz, sorumluluktan kaçışlarınızla 5 can aldınız. Subaşı halkına hizmet kusuru işlediniz, bu Subaşılıların sorunu! Sandıkta hesabını dürerler. Ama gazetelerde yalan beyan verdiğin için, halkı ve okuyucuyu yalan söyleyerek, yanıltmaya çalıştığın için ey Erkan Zeylan seni esefle kınıyorum. Torbalı ve Subaşı halkının insafına bırakıyorum. Yüzün varsa hodri meydan çık milletin karşısına, sana bu sütunda yer vereyim. Ama tekrar yalan söyleyeceksen Allah sonunu hayreyleye...


Cenk SARIGÖL

12 Kasım 2007

Hedefin Güdüye Etkisi

Hedefin Güdüye Etkisi


Belediye ve belediyecilik konusunda sık sık temek görevleri burada yazdık. Tekrar edelim. Vasat bir belediye vatandaşının çeşmesinden su akmasını sağlar, çöpünü toplar, yollarını yapar, kanalizasyonunun tıkanmadan akmak üzere düzenler. Mücavir alanı içindeki imalathaneleri denetler, yapılaşmayı düzenler, evlilik işlemlerini yapar...


Buraya kadar herşey normak değil mi? Bunun dışında ihtiyaçına göre hizmet binaları yapar, gerekli makina ve sair alımlarını gerçekleştir. Vasatın üstündeki belediye iklime, şartlara göre öngörü sahibidir. Bir iki yıl sonrasını düşlünerek planlama yapar. Eğer abonelerini besleyen su kaynaklarında debi düşüşü varsa önlem alır, yağmurlar başlamadan yaz boyu tıkanan kanalizaston şebekesinin mazgal ve logar ağızlarını temizletir. İlçesinde çalışacak Tedaş, Telekom gibi diğer resmi hizmet kurumlarıyla koordineli çalışmalar yürütür. Söz gelimi bir mahallede Telekom iletişim hatlarını yer altına alacaksa burada kendisine ait düzenlemeleri eş güdümlü yaparki vatandaşın parası hem çarcur olmasın hemde mağdur kalmasın. Telekom koblolarını ter altına almak için kazarken, gerekliyse belediye burada kanalizasdyon ve su şebekesini yeniler, yol ve kaldırım düzenlemesini yapar. Vasatın biraz üstündeki belediyecilik, sadece koordineli çalışma ile bu farkı yakalar.


İyi bir belediye ise zaten koordinasyonu eksilsiz olandır. Şehrinin ve halkının ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların giderilmesi yönündeki çalışmalarını planlar. En az 15 yıl sonrası için üretim yapar. İlçesinin aldığı veya verdiği göç oranlarını, sanayi ve yerleşke imarın büyüme istikametlerini, bu büyüme hızına paralel olarak, kanalizasyon, su şebekesi gibi alt yapının yeterlilik durumlarını, yüksek katlı binalara göre basınça dayanıklılık dirençlerini hizmet akışı içinde planlar. Alanı içinde her yıl kaç yeni araçın yollarına çıktığını, park sorununu, oyun, spor sahası gibi aktivite alanları planlanır. Hızla sanayileşen, göç alan, tarım alanları fabrikaya dönen bir ilçede siz patates toplama makinesi alıyorsanız bu beceriksizliktir, öngörü noksanlığıdır. Artan nüfuza göre şehrinizin meydanlarını, caddelerini, kaldırım ve park alanlarını hesaplamadan yapılaşma izinleri veriyorsanız başarılı değilsiniz.


Birde çok çok ileriyi planladığı için başarısız olanlar vardır. Söz gelimi kendi döneminden 12 sonrayı planlayıp hizmet üreten adam, öngörüsü fevkalade yüksek birisidir. Ama o kişinin yapacağı iş ilçe, belde belediye başkanlığı değildir. Bu kişiler illeri, bölgeleri, ülkelerin geleceğini planlamalıdır. Yoksa küçük yerleşimlerin dar siyasetinde balçıkla kaplanırsınız. Hadi örnekta vereyim Ertan Ünver... sen kalk “Torbalı Turizm ile zengin olacak ve kalkınacak” öngörüsü üzerine bir plan üzerinde çalış. Kafasını pamuk tarlasından kaldıramayan, kanaldaki söğüt ağacından ötesini göremeyen halkın seni anlamasını, yardımcı olmasını bekle. Hem öyle uzağa bakarken önünü de göremezsin sonunda! Bunca plana-projeye rağmen Kazım Dirik Caddesi’ni 5 metre daha büyütmekten aciz kalırsın. Halkın normal mizahtan anlamazken sen Aziz Nesin gibi Kara Mizahı’ın dibini bulmuş adamları getirirsin ayağına kovalarlar. Adam tarlasını 3 kat fazla değerle satmaya çalışırken sen alacak fabrikatörün ensesine “arıtma tesisi” diye binerde 50 yıl sonrasını düşünürsen sana tarla sahibi, fabrikatör hatta oğlum çalışacaktı diye kendini avutan kahve müdavimleride seni sevmez. Hem öyle kolaymı 5 senede 50 yılı planlamak ve hayata geçirmek. Yetmez! Sonra yaptıkların boş işler diye yıllar geçer. Ne sen kimseyi anlarsın (iyilikten anlamıyorlar diye) nede kimse seni!

Örneklenecek şahsiyetlerde önemlidir. Söz gelimi Osmanlı da ne zaman Mimarlar Koca Sinan’ı taklit edip, onun mimari dehasına, Dede Efendi ve Itri’nin müzük ve bestekarlığına ulaşmayı hedefledi. Artık bu kulvarlarda gelişme durdu. Çünkü Koca Sinan’dan ötesini görmeyen mimar sadece taklitçidir. Ve artık onun mimariye katacağı yeni hiçbirşey kalmamıştır. Gelişme durur ve gerileme başlar. Bu yüzden kimse hizmet yarışında ulaşılmaz, zirve, en büyük ve efsane değildir. Olmamalıdır. Kabul edenler zaten kendi kapasite ve sınırlarını çizmişlerdir. Size verebilecekleri hedeflerinin en fazla bir parmak altıdır. Bu aynı zamanda kendine güvensizlik, öngörüsüzlük, kısırlık ve sınırlılıktır. Bilmem anlatabildim mi?