Çaybaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çaybaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2009

Necat Çetin Hoca'dan Serzeniş!

Necat Çetin Hoca Bayındır Ülfet Onart Lisesi Öğrencileriyle Tübitak Araştırmaları yarışmaları için İzmir Bölge birincisi olarak Ankara finallerine geldiğinde bizi ziyaret etme nezaketi göstermişlerdi. Necat Çetin'in Torbalı'ya Serzenişi!
Geçen haftaki, yazımızda bazı bilgiler için sayın Necat Çetin Hocama ihtiyaç olduğunu dillendirerek, kimi hususları ilgisine havale etmiştik. 'Torbalı' ismi üzerine duyduğumuz, bildiğimiz rivayetleri sizlerle paylaşmaya çalışmıştık. Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html linkinde Tur Balı ve Deve Ağızlarına geçirilen Torbalardan yola çıkarak aktardıklarımız ve ikinci yazımızda ele aldığımız Torbalı Dede, Durap Ali, Dur Be Ali, Metropolis rivayet ve aktarımlarını paylaştığımız yazımız için Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html Necat Hocam 3 gündür Ankarada... Bayındır Ülfet Onart Lisesi Müdürü ve çalıştırdığı öğrenci ekibi TÜBİTAK Araştırma dalında bölge birincisi oldular ve burada Ankarada İzmir’i temsil ediyorlar. (Türkiye 4. oldular) Necat Hocam ile bir yazı yazma hakkımı saklı tutuyorum. İğneyle kuyu kazar gibi Torbalı’nın her yerinde yakın tarihin izini süren bu öğretmen / idareci Bayındır da değil, ilçemizde hizmet ediyor, yanındaki öğrencilerde bizim ilçemizden olmalıydı. Üstelik bu ilçeden çıkmış, sponsorlarla torbalı Yakın Tarihi konulu 2-3 kitabın piyasada olması gerekmez miydi? Buyrun Necat Haca’nın sitemlerini hep birlikte okuyalım;

Sevgili arkadaşım Cenk,

Büyük Torbalı Gazetesinin bugünkü (18 Mayıs 2009) tarihli köşende 'Torbalı' adı üzerindeki yazında (Bknz. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-isminin-kokeni-ii.html )benden söz etmişsin. Teşekkür ederim. Torbalı Adı tartışmasını benim ilgime havale etmişsin. Sağ olasın. Ancak ben Torbalı dosyasını kapattım. Ben bu topraklar üzerinde doğmuş, bu topraklara hizmeti aşk saymış bir yörük çocuğuyum. Ama tüm çırpınışlarım, tüm çabalarım adeta boşa çıktığı için, bende başka bir ilçe ile ilgili alan çalışmalarıma devam ettim.
Bilirsin insanlar sadece yaşlılıklarında rezil-zebil olmamak için para biriktirirler. Bu parayı kaybedip daha da fazlasını kazanabilirler. Ancak kaybedilen kültürü hiçbir şekilde geri getiremezler. Ben kültürümüzü kayıt altına almaya çalıştım. Hem de ne yazık ki tüm feryadıma rağmen destek alamadan. Kimlere gitmedim ki? Eski belediye başkanı Mehmet Hasan Karatoklu’ya. Adeta yalvardım. 'Başkan Yunan işgalini gören son tanıklar ölüyor. Bunların anlatımlarını kayda alalım’. Tınlamadı bile. Bunu sevgili Vahap (olgun) tanıktır. Tabi o insanlar tek tek bu dünyadan göçtü. Birkaçını kayıt altına aldık. Nasıl mı? Hurda bir motorsikletle demircide çalışan vefakar Ozi ile. Yıllar sonra o kayıtlar o kadar değer kazandı ki. Üç beş tane de olsa önemli. Yıllar önce Torbalı Kazımpaşa İlköğretim Okulunda öğrencileri köy araştırmalarına yönlendirdim. İlk önce aslan sosyal demokrat veliler kazan kaldırdı. 'Bu adam ne yapıyor?' diye. Ama o bilgilere ihtiyaç duyduklarında ilk önce onlar yaltaklandılar. Hem de utanmadan. Şu an bakanlık benim 7-8 yıl önce yaptırdıklarımı istiyor. Demek ki bakanlıktan 8 yıl ilerideyim.
Ramazan İsmail Uygur başkan oldu. Müdürlük yaptığım okula ummadığım desteği verdi. Araştırmalar için ise hiç. Hem de koca bir hiç. Geçen sene Kırım Tatar Türkoloji Kongresi için 20 defa kapısından döndürüldüm. Ertuğrul Mahallesi Tatarları ile ilgili kongre tebliği Kırım’a göndermişim. Yol ve kalma masrafı için destek istiyorum. Tamam diyor. Bugün git yarın gel. Sonra görüşelim. Yer ayırtıyorum. Sonuç hüsran. Bilim âlemine rezil oluyorsun. Tebliğim Kırım da ben ise ulaşılmaz beyefendinin kapısında. Git gel. Diğerlerini yazmama gerek yok. Sinirleniyorum.
Torbalı’ya tayin istiyorsun. Valilikten onay çıkıyor. Mutasarruf bey iptal ettiriyor. Bizim kağıt kaplanlar basiretsiz. Ondan sonra deli oluyorsun. Nedenini sorguluyorsun. Ben disiplinli biriymişim. Kafa koparırmışım. Birilerinin adamı olmamak bu ülkede acaba suç mu? Bizler devletten maaş alıyoruz. Ancak ve ancak devletin adamı oluruz. Ne birilerinin ne de şunun bunun.
Çanak yalamayı öğrenemedik. Ama çanak yalayıp ta daha atama başvurusu dahi olmadan ve atama başvurusu süresi bitmeden asil okul müdürü atanan basiretsiz, mesnetsiz, laf başı adalet , din, iman kelimesini dilinden düşürmeyen, sadece bilmem ne cemaatinin adamı olduğu için çanak yalayıp atanan, mahkeme kararı ile indirmeme rağmen yine aynı görevi kör topal yürütmeye çalışanlardan olamadık. Zavallı vekil müdür bozuntusu. Yüzüme dahi bakamıyor. Çünkü kendisinin ne kadar rezil ve zelil olduğunu beni görünce anlıyor. Kendisini ayrıcalıklı mollalardan sayıyor. Biliyor mu acaba ben onu Hattab’ın Ömer’e havale ettim. Adalet. Herkesin muhtaç olduğu adalet. Eğer bu dünyadan Hattab’ın Ömer geçti ise ölünceye kadar davamın arkasındayım. Eğer geçmedi ise başka söze gerek yok. Acaba mahkeme-i kübrada onu o çanak yaladıkları kurtaracak mı? Bu rüzgâr dinince seni elimden kim alacak? Hele bir Torbalı’ya atanayım, aynı ortamda, ilk toplantıda ilk işim senin ipini çekmek olacak. Gece gündüz atanmamam için dua et. Belki yararı olur.
Velhasıl sevgili arkadaşım üretim yok. Araştırma yok. Birikim yok. Al maaşını salla başını. Makbul insancıklar bunlar. Biliyor musun tam dört yıl ilçe nüfusun ücretsiz evet hiçbir ücret beklemeden ve talep etmeden yeminli Osmanlıca tercümanlığını yaptım. Bu devletime karşı olan manevi borcumdu. Devlet denince bilirsin akan sular durur. Çevirdiğim her evrağı beni tehlikeli gören mutasarruf bey imzaladı. Ama da tehlikeli adammışım be…
Evet ben sıra dışı standart dışı üretim hatasıyım. Benim gibilere deli diyorlar. Varsın desinler. Bakarsın bir gün anlayıp veli derler. Bilirsin atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
Destek konusunda eski belde Çaybaşı Belediye Başkanı sevgili Ömer Şentürk başkanın hakkını ödeyemem. Geçen sene Samsun’daki Mübadele Kongresine onun desteği ile gittim. Yerel tarihçilik iğne ile kuyu kazmaya benzer. Araştırma sahasında ha bire dolan dur. Yaz demeden kış demeden. Araştırtma zaman, emek ,bilgi ve donanım istiyor. Özellikle donanım ne yazık ki para. Bununla ben tanışamadım. Her halde bundan sonra da artık tanışamam. Tam yedi yıldır büyük bir kooparatifin yönetimindeyim. Beş yılı dolduran lise müdürüyüm.(Ben Rumelide’yim, çanakçılar karşı tarafta) Ancak üç yıldır aynı ayakkabıyı giydiğimi çok yakınlarım bilir. Hem de yamalı olarak. Torbalı Pazar yerindeki Ali usta şahittir. Ayakkabıma kaç yama vurduğunu. Yedi yıldır aynı ceketi giyiyorum. Hatta bu araştırmalar yüzünden nerede ise hanımdan da olacaktık. Hangi kadın tahammül eder sabah 8 gece 11 çalışanı. Bu yaştan sonra yüzümüze de kimse bakmazdı. Kim ne yapsın dağda bağda araştırma yapan benim gibi standart dışı ölçülerdeki adamı. Hem de maaşının nerede ise yarısı bu yola harcayana.
Şimdi Torbalı için araştırma için İstanbul Başbakanlık Arşivine gideceksin. Ankara Arşivlerine gideceksin. Orada kalman, en azından bir hafta kalman için tam 2.000 TL lazım. Kimden nasıl isteyeceksin. Ama aristokrat beyefendiler bir gecelik yemek parasını kat be kat masada bırakırlar, pardon ödetirler. Ama sen köylerde koş, emek harca eeeeeeeee.sonuç Necat hoca iyi olmuş. Ananın dini……..
Sevgili arkadaşım. Necat hoca tansiyonu şekeri olan 150 kiloluk biri. Arşivim 500 GB. olmuş. Artık biz vakıf olmuşuz. Aynı rahmetli Çağatay Uluçay, rahmetli Orhan Şaik Gökyay gibi...
Benden bu kadar. Hanıma vasiyet ettim. Ölümüm halinde arşivimi şu üniversiteden şuna ver diye. Artık bu kafasızlarla uğraşacak ömrüm kalmadı. Para ayarlarsam tarih kongrelerine tebliğ ve bildiri sunuyorum. Bu saatten sonra da kimsenin kapısına gitmem. Ben Torbalı tarihi ile ilgili temelleri atmışım. Her taşın altına bırakmışım. Benden sonra gelenler devam etsinler. Tabi gelen olursa. Artık bana Torbalı ile ilgili bir şey sormayacağına eminim. Bu satırları tüm içtenliğimle yazıyorum. Ve senin sayfanda yayınlanması için gönderiyorum. Daha yazmadıklarım , yazamadıklarım içimde. Yazmak istemiyorum. Değmez. Bunu yayınlarsan her sözümün arkasındayım. Yayınlamazsan o sana kalmış. Ne diyeyim.
Selam ve sevgilerimle.


18 Mayıs 2009 el- hakir el-fakir Necat ÇETİN (zide ilmihu)

14 Mart 2009

Torbalı'ya Su Veremedik, Çöplük Verelim

Su Veremedik, Çöplük Verelim

Torbalı Yaz aylarında çektiği su sıkıntısı herkesin malumu, hırçın Torbalı Belediye Reisimiz Ramazan İsmail Uygur, sanki kendileri su işlerini İZSU’ya devrederken çeşmeler akıyormuş gibi büro bile basmıştı. Böylece kendi ve eşlerini heykelini dikmesinde olduğu gibi ulusal basına konu olmuş ve Torbalı’yı ziyadesiyle tanıtmıştı. Kendisine gösterdiği engin performans için teşekkür ederiz! Her zaman yazdım,

parasını aldığı hizmeti veremeyen Belediye en adi yönetimdir

Vatandaşına yaz aylarında su veremeyen, verdiği suda içilmeyen (arsenik) İzmir Büyükşehir Belediyemiz ilçemiz Torbalıda yeni bir hizmet atağına hazırlanıyor!

"Çöplük!"
Aslanlar, Taşkesik, Şehitler (Maşat), Eğerci (Kozluoba), Havuzbaşı ve Çaybaşı yerleşkelerini en fazla etkileyecek havzaya büyük hizmet getirilecek! UYGUNR yer burası belirlenmiş. Orman Bölge Müdürlüğünden 1500 dönüm yer tahsisi yapılmış. Çöplük sayesinde, Taşkesik ve Havuzbaşı çocukları kendilerine yeni oyun alanı bulacaklar. Tıpkı Büyükşehir’in kendisine yeni oyun alanı olarak, buraları seçmesi gibi..! Havasından, kokusundan, yeraltı ve yerüstü sularımıza katacağı minerallerle daha sağlıklı nesiller yetişecek. Üstelik ekonomik gelir seviyesinin artmasını sağlayacak bu çöplük merkezi olmamız! En az 18 ilçenin çöpü buraya her gün yüzlerce kamyonla çekilecek. Bu kamyonlar mazot alacak, yol kıyısında durup, su, bisküvi, sigara, tost alacak büfecimiz, benzincimiz kazanacak. Lastiği patlayacak, aracı bozulacak lastikçimiz, tamircimizin cebi para görecek para… Peşin parayı görünce eminim tüm bu saydığım ağzı bir karış açılmış, gevrek gevrek sırıtmaya başlamışlardır bile!

Elbette bu kamyonlar yol boyunca sızdırma yapacaklar. Üstü açık çöp kamyonları sayesinde naylon poşet zengini oluruz. Karga sayımız artar. Yaz – kış sivrisinek eksik olmaz. Hemde kafa gibi sinekler. Zaten bize gelişmişi yakışır. Biz gelişmiş, modern bir ilçeyiz nede olsa… Deri fabrikası kokusunu her denizden gelen rüzgarda yıllardır çeken Çaybaşı, Pamukyazı, Şehitler, Eğerci, Aslanlar artık kuzey rüzgarları eserken de koku zenginliğini muhafaza eder. Artık yeni Bayındır yolumuz da seyahat daha kokulu ve renkli olur. Günde 2500 çöp kamyonu esans saçarak bu yolu kullanacak! Torbakent sakinleride, Kemalpaşa kavşağı trafik ışıklarında bekleyen çöp kamyonlarından sızanlarla nasiplenir, Atatürk Organize Sanayi Sitesi esnafımızın burun direği mutlu olur. Hurdacılarımız hiç eksik olmaz (Erol Gonca olayını hatırlayınız). Çöplük güzergâhında bulunan yerler özellikle sanayi bölgesinde hurdasızlık vakaları artar! Oturanların çocuklarında ateşli hastalık oranı sobasız evlerde üşüyenleri kıskandırır.

Kara mizah, bir tarafa bir belediye ancak bu kadar beceriksiz, basiretsiz olabilir. Bu saydığımız alana İzmir'in neredeyse yarısının çöpünü yığmayı düşünüyorlar. Herkes bilir yeraltı sularının çoğu, yerüstü sularının ise tamamına yakını denizlere doğru akar. Bu bilimsel gerçekten yola çıkarsak, çöplüğümüzün gelmesiyle birlikte yakın gelecekte ilçemizin doğu, güneydoğu ve güneyi için tüm sularında kirlenme gözükecektir. Yukarda saydığımız yerleşimler dışında Subaşı ovası ve çevresi kesin kirlenmeye maruz kalacaktır. Aslanlar, Taşkesik ve Havuzbaşı’nın yaslandığı dağlardan akan suların güzergâhı bu yöndedir. Kanal, kanalet, arklar buralardan Atalan, Pamukyazı (Arapçı ya da Arapşıh) üzerinden Küçükmenderes’e uzanır. Çöplükle beraber bu yerleşimlerimizin içme sularını kullanmak uzun vadede tehlikeli olacaktır. Olsun İzmir Büyükşehir bize başka kaynaklardan su sağlar! Arsenik beklide daha kabul edilebilir görünür o zaman bize…

Torbalı’ya hangi çöplük taşınacak? “Harmandalı Çöplüğü”. Harmandalı Belediyesi tarafından toplu konut alanı ilan edilen Metin Oktay Mahallesi"nde yapılan konutlarda 2002 yılından bu yana oturduklarını söyleyen Harmandalı Çöp ve Yerel Sorunları Çözme Komitesi Dönem Sözcüsü Nevin Dabanlıoğlu, gazetelere şu açıklamayı yapmıştı:
"Sadece bizim konutlarımızda beş bin kişi yaşıyor. Her gün koku ve çöplüğün bulunduğu tepeden süzülerek mahallemize gelen pis sular nedeniyle sağlığımız risk altında. Beş yılda çöp kamyonlarının karıştığı kazalarda 10 kişi hayatını kaybetti. Çocuklarımız, ateşli hastalıklara yakalanıyor. Çünkü okula gidip gelirken bastıkları yollar, topraklar mikrop yuvası. Yazın camlarımızı, kapımızı zorunlu olarak kapalı tutuyoruz. Yollara dökülen çöp suları ziftleşmekte, bu yolda yürümek zaman zaman zorlaşmaktadır. Çünkü ayakkabılarımız dâhil ziftleşen çöp sularına yapışıyor.

Değerli Torbalılı hemşerilerim siz sakın rahat olmayın!
bana ne ya! Bizi ne ilgilendirir?” gibi Torbalı Belediyemiz triplerine sakın girmeyin. Bakın hiç sesi çıkıyor mu? Türdeş, partili, uyumlu, yoldaş, seçim bürosu açılışdaşı, CHP’li Torbalı Belediyesinin bu duruma ses çıkarmaması tuhaf değil. Âlem sersem, millet budala ya! Ver yaygarayı alttan!
Bize ne canım. Bunlar, Aslanlar, Taşkesik, Havuzbaşı Köyleri ve Çaybaşı, Subaşı Belde ve Mahallelerini ilgilendirir. Onlar düşünsün” vurdumduymazlığı seziyorum. Hani vatandaş aptal, sersem, budala, balık hafızalı ya daha bu yaz susuzluktan kavrulurken, apartman katlarına su çekerken öfkesini dindirmek için bunlar Aslanlar Köyü'nde kuyu açıp, “Gurgur Dağında su bulduk!” diye caka satmadılar.
-Nerde bulmuşlardı Torbalıya yetecek su kaynağını?
Aslanlar.
-Nereye çöp yapacaklar şimdi?
Aslanlar – Taşkesik – Havuzbaşı havzasına.
Yok yok, siz içinizi ferah tutun sevgili ilçem halkı. Ne demişti bir büyüğümüz;

Bizim küçüğümüz kuzu gibi, büyüğümüz buzağı olur!

Çöplük Deponi Alanı” sizin aklınıza hemen ne getiriyor?
Benim aklıma sırasıyla Şunları;
-Metan Gazı,
-Ümraniye Çöplüğü Patlaması,
Daha kurulmamış çöplüğü patlatarak abarttığımı düşünenler çıkacaktır. Hele İzmir Büyükşehir ile türdeş partili Torbalı fanatikleri. Sizin haberiniz yok çöplük patlamadıysa, Ramazan İsmail Uygur, Aziz Kocaoğlu ikilisi başımızda neyi patlatıyor? Çöpsüz Deponi Alanı mı? Çöp Deponi Alanı mı? Ne hizmet ama? Büyükşehir sınırlarına 'Hoşgeldin Hediyesi' gibi..!

Not; Harmandalı’nın şikâyetçilerinden biri de Hava Eğitim Komutanlığı. Askerî havaalanının Harmandalı’na oldukça yakın bir yerde olması sebebiyle, çöplüğe dadanan kuşların varlığı pilotlar için büyük tehlike arz ediyor. Jet pilotu yetiştiren 2. Ana Jet Üs Uçuş ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’ndan havalanan uçaklar, son 16 yılda yaklaşık 600 kez kuşlarla çarpışırken, motoruna kuş girmesi sebebiyle bugüne kadar düşen jet uçakları, 4 pilotun şehit olmasına, bir pilotun da yaralanmasına yol açtı. Bunun üzerine Hava Eğitim Komutanlığı, 2004 yılının sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne başvurarak, çöplüğün kaldırılmasını istemişti. Alternatif alan bulamayan belediye ise kuş kaçıran cihazlar monte ederek ara çözüm yoluna gitmişti.


Cenk SARIGÖL

29 Mart 2008

Beldeler Mahalle Olunca


Son ayların gündemi 10 yıllardır beledilik olan ve kendi yöneticilerini seçen beldelerin parçalı mahalle olarak, bağlı bulundukları ilçe belediyelerine bağlanmaları oldu. Beldelere yakın, kimi zaman oldukça uzak köylerin bile en yakın beldeye bağlanmasını üzerinden bir yerek seçim geçmeden AKP’nin beldeleride kaldırarak, yeni düzenlemeye gitmesi tam anlaşılabilmiş değil. Katıksız AKP karşıtlarına göre sebep; “iktidar partisinin yerel seçimlerde yaşayacağı bozguna mazeret üretmek yada oyunu korumak için yaptığı siyesi bir düzenleme.” Fakat bu kronik AKP karşıtları, düzenlemenin nasıl AKP hanesine oy olarak devşirileceğini açıklamakta aciz kalıyor.

Örneğin hemen hemen tarihinde ilk kez sağ bir partiye geçen İstanbul Küçükçekmece Belediyesi bölünecek, Başakşehir ayrı bir ilçe ve belediye olacak. Oysa AKP ve Milli Görüş kökenli belediyelerin kurduğu bir uydu kent olan Başakşehir sayesinde K.çekmece Belediyesi AKP’li olmuştu. Şimdi bölününce muhtemelen CHP’li olacaktır. Aynı şey Gaziemir ve Karabağlar örneğindede görülebilir. Yani bu düzenlemelerle AKP’nin daha fazla belediye kazanacağını iddia etmek gülünç olur. Belki “kaybedeceği belediye sayısına mazeret bulması için sebep oluşturdu” diyeceklere katılabilirim. Ama AKP’nin önemli oranda belediye başkanlığını kaybedeceğini gösteren hiçbir veri olmadığınıda söyleyelim.

2004 yerel seçimlerimleri öncesi bir savım vardı. O gün savunduğum bu iddaları şuan 2009 yılında olması muhtemel yerel seçimler içinde savunuyorum; “Tek başına büyük meclis çoğunluğuna sahip iktidarlar için fazla belediye almak yüktür. Yürütmeyi oyalayan, icraatları, hedefleri, planlamaları zorlayan bir yapı doğurur.” Aksi görüşü ileri süreceklerinde haklı delilleri olacaktır ama benim görüşüm bu yönde.. AKP 2004 yerel seçimlerinde kendinden korktu! Türkiye Belediyelerinin %65’ini almak en büyük korkusu oldu. Bu yüzden yerel seçimlere fazla asılmadı! Ama rüzgar ister istemez kendilerine %45’lik bir başarı getirdi. Çok belediye almak demek, muhafaza edeceğiniz, koruyacağınız, kaybetmemek için çaba harcayacağınız alanın genişlemesi demek. Partiniz menşeili belediyelerin size ulaşması daha kolay olacaktır. Size sorun ve çözüm için ulaşma kanalları fazla olacaktır. 5-10 belediye başkanı kol kola verip, kapınızda bekleyecek, türlü talepler iletecektir. Hele bu belediyelerin istekleri reel ekonomik geri dönüşü olmayacak taleplerden oluşuyorsa işiniz zor. Gelirleri bırakın yatırım yapmayı, giderlerini karşılamayan belediyeler direkt icra makamının bütçe, yatırım planlarını sekteye uğratacak yapılar olarak görülür.

AKP iktidarının aynı şekilde yerel seçimlerde oyunu arttırmaktan ziyade muhafaza ederek çıkmak amaçı olduğunu tahmin ediyorum. Düşünsenize yıllardır belediye ile yönetilen yerleşkeleri siz bir kanunla mahalleye çeviriyorsunuz. Budurum doğal olarak ciddi bir tepki doğuracaktır. Bu tepki oyların AKP dışı partilere yönelmesini getirecektir. Bir yasayı topyekün iyi yada kötü olarak değerlendirmek yanlıştır. Bu beldelerin kapatılması ile oluşacak avantajlar olduğu gibi zorluklarda olacaktır. Öncelikle insanlar psikolojik olarak kendilerini bir mahalleli olarak görmek istemeyecekler. Zaten oda tam net değil. Söz gelimi Çaybaşı bir mahallemi olacak? Yoksa varolan mahalleler mevcudiyetini koruyarak, (Şehitler, Karşıyaka, Pamukyazı, Eğerci vs.) ‘Çaybaşı’, ‘Yazıbaşı’, ‘Ayrancılar’ vs. semt adı olarak mı varlıklarını sürdürecekler? İnsanlar bilinmeyenden, kontrol edip, tanıdıklarını sandıkları yapının büyüyerek kontrolleri dışına çıkacağından korkar. Şimdi belediyeleri ortadan kalkacak olan belde sakinleride bu değişikliğin ne getireceğini bilmedikleri için korkuyor. Emlak vergisi, inşaat ruhsatı, tadilat izni, çoğu hala tarımla uğraştığı için koruma parası gibi şuan kolayca hallettikleri işlerin işleyişinin nasıl olacağını bilmemek sakinleri ürkütüyor.daha büyük ve güçlü belediyeye bağlanmanın elbette birçok avantajları olacak.

Yıllardır belde belediyelerde yapılamayan, tamamlanamayan yüksek bütçe gerektiren alt yapı sorunları kısa vadede çözülecektir. Asfaltsız, kanalizasyonsuz sokak, kaldırımsız, düzensiz (gereğinden fazla) yapılardan oluşan cadedelerde düzenleme yapılması çok kolay olacaktır. Siyasi kayırma, adam kollama, seçim kırgınlıkları azalacaktır. Buna mukabil, su patlağının onarılması, yolda oluşan çukurun kapanması, belediye mevzuatına aykırı işlerde yolunu bulmak, cezadan kurtulmak, ek bina yapmak, yeni kat çıkmak, sondaj vurmak, kapısını çalıp belediye başkanından özel yada tüzel talepte bulunmak çok zorlaşacak. Yani yaşayışı kasabalı, ama otoritenin şehirli gibi davranmasını istediği bir garabet meydana çıkacaktır.

Torbalı Belediye Başkanlığı konusunda fikir yürütmek, tahminde bulunmak artık zor. Korku insanları en iyi kanalize eden içgüdüdür. Bunu ise ülkemizde en iyi CHP yapıyor. Bakın insanların kalbine korku salmak, korku enjekte etmekten başka önerileri var mı? Yerel seçimlerde CHP bunun üzerinden yani korkular üzerinden kendisine oy devşirmeye çalışacaktır. Yerel Seçimin en güçlü partisi AKP ve adayı kesinleşti gözüyle bakılan Mahmut Atilla Kaya’ydı. Ama bu pilav daha çok su kaldırır. AKP bence bilerek ve isteyerek CHP’ye en iyi kullanacağını bildiği silahı hediye etti. “Korku ve Siyaset” üzerine iyi bir deneyime hazırlanın. Hiçbirşey eski hesaplarla olmayacak.
Allah(cc) Yar ve Yardımcımız Olsun...

Cenk SARIGÖL