Tur Balı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tur Balı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2009

Torbalı İsminin Kökeni II

28 Aralık 1860 İzmir - Aydın Tren Yolunun ilk etabı İzmir - Torbalı Hattının açılışı ve
Torbalı Gar'ından O tarihte çekilmiş fotoğraf Anadolu topraklarında ilk trenler bu tarihten itibaren İzmir-Torbalı arasında seferler yapmaya başladı. Açılış törenine dönemin İzmir Valisi Rıza Paşa ve demiryolu müteahhidi T.R. Crampton katıldı. Adının antik çağın Metropolis adlı kentinden alan, Tripolis bugünkü adı olan Torbalı’da yaşam halkın deyimi ile ‘’Şümendifer’’ sayesinde hemen değişime uğradı. Torbalı’nın tarımsal ürünleri İzmir’e trenler ile taşınmaya başlandığında devecilerden de ilk tepkiler gelmeye başladı. Bu arada Aydın hattının ilk şubesi yine önemli bir tarımsal merkez olan Tire’ye döşenecekti.
Torbalı İsmi Nereden Geliyor?

En son kaleme aldığımız yazmızı, “Dur Ali, Torbalı Dede ve diğer rivayetleri gelecek haftaki yazımıza bırakarak, Torbalı ilçe ismimizin nereden gelmiş olabileceği yönündeki bilgilerimizi aktarmaya çalışalım” cümlesiyle bitirmiştik. İçeriğinde ise Torbalımızın isminin nereden geldiği yönünde iki rivayete yer verdik. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html Bunlar, Tur Balı ve Deve Kervanlarının (ilk Torbalı Belediye Başkanı sayılan Murat Ağa yani II. Abdülhamit Han’ın kahyası tarafından) dikilen fidanların zarar görmemesi için ağızlarına geçirilen Torbalar...
Şimdi gelelim diğer rivayetlere;

Durap Ali
İlkokul bitmiş, Torbalı Lisesi Ortaokulu'na kayıt olacağımız yazdı. Babam, ben ve güzel arkadaşım Hayrettin Özkan’ın rahmetli atası, babadostu Nazmi abiyle Gümüldere’ye gidiyorduk. Özbey, Ahmetbeyli köyleri arasındaki yol üzerinden. Taşocaklarını geçince eskiden Uyuzdere girişine yakın çok daha fazla yörük obası vardı. Burdaki yörüklerden birisi merhum Nazmi Özkan abinin asker arkadaşıymış (ne yazıkki isim hatırlamıyorum). Hacının Dağı yönüne biraz stabilize yoldan gidip, durduk büyükler hasbihal ettiler. Epey yaşlı bir amca vardı (Rabbimin rahmeti üzerine olsun). Ben meraklıyım göçerlikle ilgili sorular soruyorum. Hayvanları nasıl suluyorsunuz? Kışın üşümüyormusunuz? Çadırlara yılan, ciyan girmiyor mu? Buralarda ayı, kurt, çakal var mı? Buraları sizin mi?
Yaşlı yörüğün, ne sorduysam büyük bir sevencenlikle cevaplamaya çalıştığını hatırlıyorum. Son sorum buralar sizin mi? İle hem Torbalı ismiyle ilgili bir rivayet hemde güncel bir olayla (Ayrancılar, hazine arazileri, göçerlik, tabusuzluk) gerçekleri anlamanız için size aktarayım. konuyu daha ili anlamak için 'Torbalı Yörükleri' isimli yazımıza bknz, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/torbal-yrkleri.htmlEskiden bizim di! Şimdi devletin” dedi Koca Yörük. Eskiden dağların nasıl onların olduğunu, Afyon, Dinar taraflarına göçmelerini, her obanın ayrı göç güzergahlarından, yaylalarından, otlaklarından bahsetti. Artık bu dağa sıkıştıklarını, göç yollarının tarım arazisi olduğunu bir bir saydı. Sonra öyle bir söz söyledi ki övünçle “Torbalı’nın ismini bile bizim dedelerimiz vermiş!”. Elbette o meraklı, afacan halimle bunun üstüne gitmemem imkansızdı! Yaşlı koca yörük anlattı, ben dinledim.
Zamanın birinde Koca Dul Dağı’ndan (Yeniköy ve Özbey’in yaslandığı dağ) çıkan bir yörük obası doğuya göçe kalkmış. Göç öyle hababam yol almak değil, hayvanları beslemek amaç olduğundan çadırlar, kurula söküle aylar süren bir yolculuk, yaşam. “Durap Ali” isimli bir yörük beyi ise obasını bir kaç gün şimdiki Tepeköy Mahallesinin bulunduğu yükseltiye kurarmış. Diğer obalar için burası “Durap Ali Obası” diye anılırken zamanla konaklanan yerin adını almış ve süreç içinde şimdiki kullanıma dönüşmüş!
Aynı mihval üzerine duyduğum bir diğer rivayet şöyle;

Dur Be Ali
Olay aynı, yine bir yörük obası beyi... Fakat bunun bir tülüsü var ve çok seviyor. İsmi ‘Ali’. İlçemizi çevreleyen arzi büyük bir bataklık ve mevsimsel dönüşümle yeni yeni batak kurumaya, sular çekilmeye başlamış. Ovada ilk batmayan yer olarak, elbette Tepeköy Mahallemizin bulunduğu alan yükseltisiyle kullanılabilir, üstünde durulabilir olmuş. Buradan geçen yörük beyi bakir otlakların olduğu alanda konaklamak ister. Daha önce burada hiç durmamışlar, çadır kurmamışlardır. Bey obanın konmasını ister ama çok sevdiği tülüsü Ali inatçıdır ve durmaya niyeti yoktur. Bey devenin ardından bağırmaya başlar, “Dur be ali, dur be ali”... Oba bu yeni yurdun adını “Durbeali” koyar ve zamanla isim Torbalı’ya dönüşür..!

Torbalı Dede
Garip Dede ve Torbalı Dede
isiminde iki dervişin uzun süre burada yaşadığı söylenir. Garip dede’yi çoğu hemşehrimiz bilir! Torbalı Belediye Meydanından Torbalı İmam Hatip Lisesine giden Erdinç Tekirli Caddesi üzerinde, şimdi Musal’ın üzerine site kondurduğu, Adalı’ların eski parselinde bir yatır vardı. İki kara ağaçın altındaydı bu yatır. Şamanizm kırıntılı, batıllıkla halkımız burada kandillerde çapıt bağlar, mum yakardı. Torbalı Dede’nin , Garip dede ile aynı dönem yaşadığını sanıyorum. Torbalı Dede ellerinde büyücek bir torba ile dervişlerle varlıklı ailelerin, kervan sahiplerinin yardımlarını, sadakalarını, fitrelerini, zekatlarını toplar, fakir – fukaraya dağıtırmış! Bir zamanlar okuduğum ve şimdi ismini tam hatırlamadığım bir kitabın konusu, ‘İzmir ve İlçelerinde yatır, türbe ve ziyeratgahlar’ üzerineydi. Bu kitapta Seferihisar ilçe sınırları içinde Torbalı Dede Yatırından bahsedildiğini okumuştum. Fakat bu rivayete göre, böyle zenginden alıp, fakire ulaştırma işlevi için insan varlığının zengini ve fakiriyle mevcudiyetini kabul etmemiz gerekir. Bunu kabul edersek. Yani ilçe isminin Torbalı Dede’den geldiğine kani olsak bile insanların yaşadığı bu yerleşimin Torbalı Dede önceside bir ismi olması gerektiği gerçeği rivayeti zayıflatır. Çünkü bildiğimiz, duyduğumuz böyle bir isim yok.

Metropolis
İlçemizde halen ayakta duran en eski antik kent. Yeniköy’de başarılı işere imza atan muhtar olarak, kayda geçmiş Turgut Buluş bey, Metropolis kazı başkanlığını başlatan ve yıllarca devam ettiren, Prof. Dr. Recep Meriç’ten bize aktardığı, dönem içinde kullanılan isimlere son halkasını biz ekleyerek yazımızı tamamlayalım;
Metropolis
Tirepolis
Tripolis
Trepoli
Torbalı
Rivayet kabul edilebilir ama ama hemen güneydoğumuzda Tire ilçemiz dururken Tirepoli neden Torbalı'ya dönüşsün ki? veya Tire ile bu isimlerinde bir akrabalığı var mıdır?


Cenk SARIGÖL

16 Mayıs 2009

"Torbalı" İsmi nereden Geliyor?

İzmir Torbalı İlçesi Tren İstasyonundan Eski Bir Foteğraf ve Görünüm
"Torbalı" İsmi nereden Geliyor?
TORBALI isminin nereden geldiği, nasıl ko-nulduğu konusunda pek yazıya ve resmi kayda rastlamadığımı, Torbalı ve Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Emin Erel Ayaydın’ın 11 Mayıs 2009 da gazetemizdeki haberini ve beyanlarını okuyunca fark ettim.

Bu konuda yazma ihtiyacı hasıl olmuştu. Ayrıca Çağrı Zorer isimli Ege Üniv. Öğrencisi okurum bana 22/02/2009 da bir e-posta ile aynı konuda bilgi istemişti.
Sayın Ayaydın’ın dile getirdiği;

Torbalı'nın İsmi ‘Tur Balı’ namından gelir!

iddialarıda bilinir. Rivayete göre “Tor” adı verilen bir bal türü var-ış. Yörükler bu balı Tur Dağındaki çam ağaç-larından toplarmış. Belki Tur Dağı’na koydukları kara kovanların ballarıydı bunlar. Daha sonra satmak için ilçemizdeki tren istas-yonlarında tezgâh açarlar veya trenin kısa süreli molasında içine girerek, yolculara ‘Tur Balı’ satmaya çalışırlarmış. Çoğunlukla seyyar bal satıcıları istikamete göre Torbalı istasyonunda bindikleri trenden Tepeköy istasyonunda iner veya tersi olurmuş. Bu yüzden bir sıfat tamam-laması olarak Tor Balından türemiş. Yani yol-cular her durakta “Tur Balı” diye bağıran satı-cılardan aklında kalanı zamanla “Torbalı” olarak kullanmaya başlamışlar.

Bence zayıf bir rivayet! Çünkü Osmanlı’nın ilk (ilk demiryolu İskenderiye ve Kahire arasında Mısırda) Demiryollarından olan İzmir – Aydın hattının açılışı 1866 yılındadır. Yapımına 1856da başlandığına göre bir kısmı yapıldı işletmeye açıldı varsaysak bile “Torbalı” isminin 1856 öncesi olmadığını kabul etmemiz durumunda bu rivayet gerçeğe yakın olur. Karye-i Kızıl Hisar tamam ama resmi kaynaklarda ilk “Torbalı” isminin kullanımı konusunda Necat Çetin hocamın ilgilerine muhtaç durumdayız..!
DEVE KERVANLARI

BİR diğer rivayet ise İpek Yolu üzerinde bulu-nan Torbalı Ovası, II. Abdülhamit Han tarafından hara olarak kullanılmaya ve büyük bölümü bataklık olan arazilerin ıslahı için ağaç fideleri dikilmiştir. Bu fidelerin yetişmesi, büyümesi esnasında heba olmasın, hayvanların ziyanına uğramasın diye geçişleri esnasında ağızlarının kapatılması emir buyurulmuş. Bu rivayet ge-nelde İpek Yolunu kullanan develer merkeze alınarak dillendirilir. Oysa devenin ağzına geçirilen ve ısırmasını, geçtiği yol ürerinde ekili alana zarar vermemesi için kullanılan torbaya verilen ad “HİCAME”dir. O dönem neredeyse develerle içiçe yaşayanların bunu bilmediğini düşünmek garip olur.

Öyleyse bu durumda ilçe ismimizin ‘Hicame’ olması gerekmez miydi? Üstelik ismin oluştuğu dönem olarak yine II. Abdülhamit dönemi işaret edildiğinden, ‘Tur Balı’ rivayetindeki şartlar geçerlidir ve Necat Hocama havalesi uygun düşer.
Eğer aynı dönemde diğer sürü hayvanlarına da bu tip bir ağızlarına torba takma mecburiyeti getirildiyse bu rivayet azıcık güçlenebilir.

Dur Ali, Torbalı Dede ve diğer rivayetleri gelecek haftaki yazımıza bırakarak, ilçe ismimizin nereden gelmiş olabileceği yönündeki bilgilerimizi aktarmaya çalışalım.


Cenk SARIGÖL