Özbey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özbey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2009

Torbalı İsminin Kökeni II

28 Aralık 1860 İzmir - Aydın Tren Yolunun ilk etabı İzmir - Torbalı Hattının açılışı ve
Torbalı Gar'ından O tarihte çekilmiş fotoğraf Anadolu topraklarında ilk trenler bu tarihten itibaren İzmir-Torbalı arasında seferler yapmaya başladı. Açılış törenine dönemin İzmir Valisi Rıza Paşa ve demiryolu müteahhidi T.R. Crampton katıldı. Adının antik çağın Metropolis adlı kentinden alan, Tripolis bugünkü adı olan Torbalı’da yaşam halkın deyimi ile ‘’Şümendifer’’ sayesinde hemen değişime uğradı. Torbalı’nın tarımsal ürünleri İzmir’e trenler ile taşınmaya başlandığında devecilerden de ilk tepkiler gelmeye başladı. Bu arada Aydın hattının ilk şubesi yine önemli bir tarımsal merkez olan Tire’ye döşenecekti.
Torbalı İsmi Nereden Geliyor?

En son kaleme aldığımız yazmızı, “Dur Ali, Torbalı Dede ve diğer rivayetleri gelecek haftaki yazımıza bırakarak, Torbalı ilçe ismimizin nereden gelmiş olabileceği yönündeki bilgilerimizi aktarmaya çalışalım” cümlesiyle bitirmiştik. İçeriğinde ise Torbalımızın isminin nereden geldiği yönünde iki rivayete yer verdik. http://cenksarigol.blogspot.com/2009/05/torbal-ismi-nereden-geliyor.html Bunlar, Tur Balı ve Deve Kervanlarının (ilk Torbalı Belediye Başkanı sayılan Murat Ağa yani II. Abdülhamit Han’ın kahyası tarafından) dikilen fidanların zarar görmemesi için ağızlarına geçirilen Torbalar...
Şimdi gelelim diğer rivayetlere;

Durap Ali
İlkokul bitmiş, Torbalı Lisesi Ortaokulu'na kayıt olacağımız yazdı. Babam, ben ve güzel arkadaşım Hayrettin Özkan’ın rahmetli atası, babadostu Nazmi abiyle Gümüldere’ye gidiyorduk. Özbey, Ahmetbeyli köyleri arasındaki yol üzerinden. Taşocaklarını geçince eskiden Uyuzdere girişine yakın çok daha fazla yörük obası vardı. Burdaki yörüklerden birisi merhum Nazmi Özkan abinin asker arkadaşıymış (ne yazıkki isim hatırlamıyorum). Hacının Dağı yönüne biraz stabilize yoldan gidip, durduk büyükler hasbihal ettiler. Epey yaşlı bir amca vardı (Rabbimin rahmeti üzerine olsun). Ben meraklıyım göçerlikle ilgili sorular soruyorum. Hayvanları nasıl suluyorsunuz? Kışın üşümüyormusunuz? Çadırlara yılan, ciyan girmiyor mu? Buralarda ayı, kurt, çakal var mı? Buraları sizin mi?
Yaşlı yörüğün, ne sorduysam büyük bir sevencenlikle cevaplamaya çalıştığını hatırlıyorum. Son sorum buralar sizin mi? İle hem Torbalı ismiyle ilgili bir rivayet hemde güncel bir olayla (Ayrancılar, hazine arazileri, göçerlik, tabusuzluk) gerçekleri anlamanız için size aktarayım. konuyu daha ili anlamak için 'Torbalı Yörükleri' isimli yazımıza bknz, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/torbal-yrkleri.htmlEskiden bizim di! Şimdi devletin” dedi Koca Yörük. Eskiden dağların nasıl onların olduğunu, Afyon, Dinar taraflarına göçmelerini, her obanın ayrı göç güzergahlarından, yaylalarından, otlaklarından bahsetti. Artık bu dağa sıkıştıklarını, göç yollarının tarım arazisi olduğunu bir bir saydı. Sonra öyle bir söz söyledi ki övünçle “Torbalı’nın ismini bile bizim dedelerimiz vermiş!”. Elbette o meraklı, afacan halimle bunun üstüne gitmemem imkansızdı! Yaşlı koca yörük anlattı, ben dinledim.
Zamanın birinde Koca Dul Dağı’ndan (Yeniköy ve Özbey’in yaslandığı dağ) çıkan bir yörük obası doğuya göçe kalkmış. Göç öyle hababam yol almak değil, hayvanları beslemek amaç olduğundan çadırlar, kurula söküle aylar süren bir yolculuk, yaşam. “Durap Ali” isimli bir yörük beyi ise obasını bir kaç gün şimdiki Tepeköy Mahallesinin bulunduğu yükseltiye kurarmış. Diğer obalar için burası “Durap Ali Obası” diye anılırken zamanla konaklanan yerin adını almış ve süreç içinde şimdiki kullanıma dönüşmüş!
Aynı mihval üzerine duyduğum bir diğer rivayet şöyle;

Dur Be Ali
Olay aynı, yine bir yörük obası beyi... Fakat bunun bir tülüsü var ve çok seviyor. İsmi ‘Ali’. İlçemizi çevreleyen arzi büyük bir bataklık ve mevsimsel dönüşümle yeni yeni batak kurumaya, sular çekilmeye başlamış. Ovada ilk batmayan yer olarak, elbette Tepeköy Mahallemizin bulunduğu alan yükseltisiyle kullanılabilir, üstünde durulabilir olmuş. Buradan geçen yörük beyi bakir otlakların olduğu alanda konaklamak ister. Daha önce burada hiç durmamışlar, çadır kurmamışlardır. Bey obanın konmasını ister ama çok sevdiği tülüsü Ali inatçıdır ve durmaya niyeti yoktur. Bey devenin ardından bağırmaya başlar, “Dur be ali, dur be ali”... Oba bu yeni yurdun adını “Durbeali” koyar ve zamanla isim Torbalı’ya dönüşür..!

Torbalı Dede
Garip Dede ve Torbalı Dede
isiminde iki dervişin uzun süre burada yaşadığı söylenir. Garip dede’yi çoğu hemşehrimiz bilir! Torbalı Belediye Meydanından Torbalı İmam Hatip Lisesine giden Erdinç Tekirli Caddesi üzerinde, şimdi Musal’ın üzerine site kondurduğu, Adalı’ların eski parselinde bir yatır vardı. İki kara ağaçın altındaydı bu yatır. Şamanizm kırıntılı, batıllıkla halkımız burada kandillerde çapıt bağlar, mum yakardı. Torbalı Dede’nin , Garip dede ile aynı dönem yaşadığını sanıyorum. Torbalı Dede ellerinde büyücek bir torba ile dervişlerle varlıklı ailelerin, kervan sahiplerinin yardımlarını, sadakalarını, fitrelerini, zekatlarını toplar, fakir – fukaraya dağıtırmış! Bir zamanlar okuduğum ve şimdi ismini tam hatırlamadığım bir kitabın konusu, ‘İzmir ve İlçelerinde yatır, türbe ve ziyeratgahlar’ üzerineydi. Bu kitapta Seferihisar ilçe sınırları içinde Torbalı Dede Yatırından bahsedildiğini okumuştum. Fakat bu rivayete göre, böyle zenginden alıp, fakire ulaştırma işlevi için insan varlığının zengini ve fakiriyle mevcudiyetini kabul etmemiz gerekir. Bunu kabul edersek. Yani ilçe isminin Torbalı Dede’den geldiğine kani olsak bile insanların yaşadığı bu yerleşimin Torbalı Dede önceside bir ismi olması gerektiği gerçeği rivayeti zayıflatır. Çünkü bildiğimiz, duyduğumuz böyle bir isim yok.

Metropolis
İlçemizde halen ayakta duran en eski antik kent. Yeniköy’de başarılı işere imza atan muhtar olarak, kayda geçmiş Turgut Buluş bey, Metropolis kazı başkanlığını başlatan ve yıllarca devam ettiren, Prof. Dr. Recep Meriç’ten bize aktardığı, dönem içinde kullanılan isimlere son halkasını biz ekleyerek yazımızı tamamlayalım;
Metropolis
Tirepolis
Tripolis
Trepoli
Torbalı
Rivayet kabul edilebilir ama ama hemen güneydoğumuzda Tire ilçemiz dururken Tirepoli neden Torbalı'ya dönüşsün ki? veya Tire ile bu isimlerinde bir akrabalığı var mıdır?


Cenk SARIGÖL

21 Kasım 2008

Balık, Baştan Kokar

Balık, Baştan Kokar

Torbalı Belediyesinde görev değişikliklerine giden süreçte, gazetemize yansıyan Belediye İşçilerine ‘Köpek Kulübesi’ taşıtma kapak oldu. Hani ‘bardağı taşıran son bir damladır’ derler. İşte o son damla koskoca villalar yerine küçücük köpek kulübeleri oldu. Bardağı taşıran son bir damladır ama o süreci yani içini dolduran binlerce damla vardır. Bu Çifte Villalar’ı ilk gündeme getiren Torbalı Manşet Gazetesinde Kubilay Kaplan oldu. Gazetesinin etkisizliğinden mi yoksa daha bardak dolmadığından mı bilmem hiç yankı bulmamıştı. Oysa biz gazeteciler olarak, hele yerel gazeteciler ipucunu verdikten sonra arkasını siyasetçilerin takip etmesini isteriz. Doğru olan budur zaten. Konuyla ilgili fıkramız için bknz; 'Kimi Haykelini, Kimi villasını diker' http://fikralarlatorbali.blogspot.com/2008/11/torbal-belediyesinde-kimi-heykel-kimi.html
Araştırdım ama bulamadım. Fakat hafızamda bu villalar ile ilgili üstü kapalı köşe yazısı okuduğumu hatırlıyorum. Yazıyı kim kaleme almıştı bulamadım, hatırlayamadım. İçeriğinden aklımda şunlar kalmış, ‘Düverliğe yakın! İki Villa yapılıyor. Belediye personeline aitlermiş. Villaların taş işçiliğini yapanlar Muzaffer Kebapçıgil Koruluğu içinde bulunan Koruluk Kafe’yi yapan aynı Tireli ustalar. Bunlar Lokmacı Bacak’ın tanıdıkları… Kullanılan taşlar aynı, muhtemelen aynı yerden alınmışlar. Villaların yanındaki arsalarda İstimlâk Uygun’a yakın kişilerinmiş…’ bu iddialara o dönem Balıklar, Çimenler cevap vermemiş, siyasilerimiz duyarsız kalmıştı.Mızrağın çuvala sığmadığı noktada Büyük Torbalı Muhabiri son noktayı koymuş oldu. Serkan Günbay kardeşimi haberinden dolayı tebrik ederim. Benim aklıma gelen soru şu;
-
Acaba seçilmiş belediye başkanımız hasta değil, görevinin başında olsaydı, bu terbiyesiz, görevde suiistimal içeren hareket gene cezai karşılığını bulur muydu?
Hiç sanmıyorum… Zira tam tersine iktidarlarında zenginleşen bürokratlarını korunması yolu seçilmişti! Benim fikrim ama Ramazan İsmail Uygur görevinin başında olsaydı bu belediye arsızları koltuklarının koltukları bile soğumazdı. Erdemli davranışından dolayı, Torbalı CHP İlçe Örgütü ve Belediye Bşk. Vekili Mehmet Kurt’u tebrik etmek lazım…
Bütün yaz Torbalı insanı susuzluk çekti. Apartman katlarına çoluk çocuk sırtında su çekti. Arabalarıyla köylerden su taşıdı. Özbey Mahallesi hala susuzluk çekiyor ama beyler villalarının avlusuna dalgıç yaptırmış. Bugün bir dağlıç neredeyse 15 bin ytl.’ye mal ediliyor. Haydi bakalım yetkililer araştırın, o pompanın ruhsatı var mı? Akvaryum Balıklarına, villa Çimenlerine gelince su kuyusu açmaya ses etmeyenler iş karnını doğurmak, mal yetiştirmek için tarlasına kuyu açmaya ya da kuyusunu derinleştirmeye gelince çiftçiye izin yok diyenler! O Çifte Vilların ruhsatını kim verdi? Kim onayladı? Ne demişti Köpek Kulübesi savunmasında Balık, “Belediye ekiplerimiz Çamlıca köyünde çalışma yapıyordu. Köye araçla kompresör getirildi. Ben de köye gelen ekiplere yaptırdığım köpek kulübesini evime götürüp indirmelerini istedim” Çingene cinayetle suçlanınca küçük suçla yırtmak ister, “Ben o sırada falanca yerde hırsızlık yapıyordum” dermiş. Değerli belediye yetkililerimiz bir açıklama teveccüh buyururlarsa, sorum şu olacak,
-Özbey Mahallesi susuzluktan kavrulurken bu kompresör Çapak’ta hangi kuyuyu açmaya gitmişti? Şimdi kalkıp, “İçme suyu işi İZSU’nun görevidir biz karışamayız” demesinler. Çok ayıp olur. Kendi mahallesi Özbey’e karışamayan Torbalı Belediyesi mücavir alanı dışındaki Çakallar’a nasıl hizmet götürüyor ona cevap versinler…

Yinede villa sahiplerini vicdanlı buluyorum! Ya “Bir daha yapmak için uğraşmayalım Belediye Havuzunu villaların önüne yapalım, içine Balık atarız. Önünü Çimen yapmaktansa parke döşeyelim” deselerdi ne olacaktı? Ben söyleyeyim: CHP’li bir Belediye Meclis Üyesinin evinin önünden Sefere başladığı gibi Torbalı Belediyesi parke döşeme işi Çakallar – Düverlik arasından tamda sözü geçen Çifte Villalar’ın önünden başlardı… Somut iddialar dillendirelim biraz! Koruluk Kafe ile aynı taşlarla cephe kaplaması yapılan, aynı taş ustalarına yaptırılan vilların sahipleri bizlere bu ustaların ve taşı aldıkları firmanın (Bayındır olması lazım) faturalarını ibraz edecekler mi? Yoksa Koruluk Kafe’nin yanında bunlarda aradan çıkarıldı mı? Belediyeye bu taşların m2’si kaç paradan, Çifte Villalara kaç paradan alındı? Ustalar işçilikleri Koruluk Kafede kaç paradan, Çifte Villarda kaç paradan işledi?

Balık baştan kokar” diye atalar sözümüz var. Başı ihalecilerin muhasebesini tutan, ilçedeki bir emlakçının arabasına binen Balıkların kuyruğuyla neler yapabileceğini gördük… Siz onları çok iyi bilirsiniz. Çimen üstünde yürür, suda yüzen Balık gibi iz bırakmazlar. Ama onların bir hesabı varsa, Kıyamet Gününün Sahibininde bir hesabı var. Bekliyorum! Çünkü bunlar usulsüz iş yapmayı bildikleri kadar, birde gazetecilere dava açmayı ve suç duyurusunda bulundurmayı çok iyi bilirler…
Burada şunuda belirtmeden geçemeyeceğim ki Ramazan İsmail Uygur'un tekrar aday gösterileceğine dair Torbalı CHP teşkilatında bazı tereddütler var. Mehmet Kurt'un inisiyatif kullanarak, astına sormadan böyle büyük bir görevden alam veya görev değişikliğine gitmesini ben böyle yorumluyorum. Sayın İsmail Uygur'un neden tekrar aday gösterilmeyeceğini bknz.
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/ismail-uygur-ve-sedat-uzunbay-kal.html önceki yazılarımızda detaylı aktarmıştık. Bunlar bizim tespitlerimiz olmakla beraber, temennilerimiz değildir. Fakat ilçe örgütü baskısı ve vekil bıraktığı meclis üyelerinin bile Uygur'a sormadan yıllardır gözdesi konumunda toz kondurmadığı bürokratlarını tek kelimeyle görevden alması bize tespitlerimizin ne kadar haklı olduğunu güçlü şekilde hissettiriyor. bknz; http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/aziz-uygur-uzunbypas.html Önümüzdeki günlerde Torbalı CHP İlçe Örgütü içinde Ramazan İsmail Uygur muhalifleri daha gür sesle muhalefet etmeye başlayacaktır. Anlıyacağınız CHP Torbalıda hareketli günler çok yakın... Hele İsmail Uygur göreve dönünce kendisine sorulmadan yapılan tasarruftan dolayı, Balık'ları eski havuzuna koyarsa szi görün çatlağı. Eğer Uygur, Mehmet Kurt'un ilçe örgütü baskısıyla yaptığı bu görev değişikliklerini yok sayarsa ve KURT ile CHP Torbalı teşkilatından ses çıkmazsa BİAT kültürü neymiş herkes görmüş olur. Ben basılmış çimenlerin tekrar doğrulabileceğine ihtimal vermiyorum. Lakin Uygur'un boşluğundan istifayla akvaryumundan alınan BALIKları tekrar eski sunni ortamında beslemeye alacağını düşünüyorum. Akvaryumun suyunu ortak kullanmıyorlarsa başka! Sayın Ramazan İsmail Uygur 'İLYAda Destanı"nı okumasa bile, 'YUSUF Masalı"nı muhakkak okumaya devam edeceğini kestirmek için elimde tam kanıtlanmamış doneler var!


Cenk SARIGÖL

1 Kasım 2008

Torbalı, Kabaçakırı OSB


Kabaçakırı OSB ve TTO

Kabaçakırı (Yeniköy ve Ahmetli köyleri arasında kalan arazi) mevkiine Organize Sanayi yapmaya ben karşıyım. Bir çok kerede bunu dillendirdik köşemizde... http://cenksarigol.blogspot.com/2007/12/anlaamyorlar-anlatlar-anlalr.html OSB’nin Kabaçakırına kurulmaması için onlarca sebebimiz var. Ertan Ünver karşı çünkü arazi Metropolis (Ana tanrıca antik kenti) kazı alanı havzasında. Daha ilerde burada yapılacak, turizm bağlantılı rekreasyon düzenlemelerini engelleme ihtimali çok kuvvetli. Ünver’in hassasiyetine katılmamak mümkün değil. Mustafa Yetkil Hocam zengin tarım havzalarının sanayi ve konut yapımına açılmasına Küçükmenderes Ovasının her yerinde olduğu gibi buradada karşı çıkıyor. Hocama aynen katılıyorum.
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/torbal-kkmenderes.html Bizim ise karşı Ünver ve Yetkil’in sebebleride dahil olmak üzere birkaç daha farklı sebebimiz var.
Öncelikle Torbalı etrafında hızla yayılan sanayi istilası içinde tek temiz hava kaynağını güney ve batı yönlere bırakmış durumdadır. Ahmetli, Yeniköy ve Özbey’in sırtını dayadığı dağdan hava mı gelirmiş?” diyenler olabilir. O hava Pamucak sahilinden dağlara sürtüne sürtüne gelmese dağ yamacındaki köylerimizde eşsiz lezzette zerzavatı zor yetiştirirdik. Torbalı kuzeyinde Ayracılar ve Yazıbaşı, kuzeydoğusunda ve batısında Kemalpaşa yolu ve Fetrek Çayı çevresi, Güneydoğuda Çaybaşı ve Subaşı, Kuzeybatıda Pancar sanayi kuruluşları ve fabrikalarla kuşatılmış durumdadır. İlçemiz için yüzünü çevirip, nefes almasına olanak sağlayacak, güneyde Sağlık Köyü, Güneybatıda Ahmetli ve batısında Özbey ve Yeniköy kaldı. Torbalı’nın doğusundan geçen Fetrek Çayı tamamen, batısındaki Çevlik Çayı ise %60 kirlilik düzeylerinde. Siz yaz aylarında akmamasına bakmayın, dere, çay ve nehirler görünürde akmasa bile alt havzalarında 20 metre kadar derinlerde akışlarını sürdürürler...

Diğer OSB şerhim, “kurulacak sanayinin Torbalı işsizliğine merhem olacak” diyenleredir. Çevresinde bunca fabrika ve Sanayi bölgesine rağmen işsizlik olan bir ilçede yani OSB’nin işsizliği azaltacağı sadece safsatadır. Hergün çevre ilçe ve İzmir’den 12 bin işçi taşındığı söylenen bir ilçede böyle bir yalana inanmak, aklından zoru olmaktır. İnanın Kabaçakırı sanayiye değil tarıma açılsa kat ve kat fazla insanımız ekmek yer ordan.

Kabaçakırı’na OSB kurulmasına karşı çıkan insanları "sanayiye karşı” olmakla itham eden söylemler ayrı çirkinlik taşıyor. Biz sanayiye karşı insanlar değiliz. OSB’nin daha uygun yerlere kurulabileceğini düşünüyoruz. Hatta gerek biz, gerekse Ünver alternatif olarak, Killik ve Gugur dağının batısı ile Saipler Köyü, Çapak Mahallesi altı ve çevresini defaatle dillendirdik. Torbalı Belediyesi ve siyasi parti temsilcilerini Kabaçakırı’na “HAYIR” diyerek taraf olmaya davet ettik. Torbalı Belediyesi, Metropolis Kartalını simge olarak, taklarında, etiketlerinde tepe tepe kullanıyor ama bu konuda ağızlarını bıçak açmıyor. Ticaret Odası Başkanı Muzaffer SekbanOSB konusunda bilen, bilmeyen konuşuyor” diyerek bizleri töhmer altında bıraktı. Hadi diyelimki Sekban OSB için en uygun yerin Kabaçakırı olduğuna inanmış durumdalar. Sekban’a birşey demeyelim. Lakin Torbalı Ticaret Odasında geniş bir muhalefet var Sekban’a değil mi? Meclis başkanından, yönetim kurulu üyelerine kadar... Şimdi sormak hakkımız değil mi? Ya siz Muzaffer Sekban’ın neyine karşısınız? Hiçbirinizden OSB konusunda aykırı ses duymadık biz! Sekban’ın çalışmamasından yakınıyorsanız alın size işte! Adam ilçeye OSB getirdi. Madem karşı değilsiniz Kabaçakırı Osb’ye bunu başarı kabul etmek zorundasınız. Çalışmıyor diyemezsiniz?

Geriye ne kalıyor? Muzaffer Sekban’ın giyimi, konuşması, ayakkabıları, tesbihi dışında? Maaş almadan başkanlığı yürütmesine mi? Ticaret Odasının parasını kullanmadan bankada tutmasına mı? Niçin karşısınız siz Muzaffer Sekban’a? Kabaçakırı halen Ticaret Odası yönetiminde bulunup, Sekban muhalefeti yapanların turnasol kağıdı oldu.

Kabaçakırı OSB’ye karşı olanlara bakarsanız, aralarında hiçbir siyasi akrabalık ve ilisiyet olmayan kişi ve kuruluşları görürsünüz. Torbalı Baro Temsilciliği, TOGİAD ve ÇYDD açıkça karşı olduklarını deklare ettiler. Hepimizin siyasi dünya görüşleri farklı olmasına rağmen, Biz, Vahap Olgun, Ertan Ünver, Mustafa Yetkil gibi basının ayrı renkleri ortak tavır aldık. Siviller bu kadar karşıyken, hiçbir konuda anlaşamayan ilçemiz güzede yerel ve genel iktidarı, tüm muhalefet ve siyasi birlik platformlarıyla nazar değmesin OSB birifinğlerine koşuyorlar. Meğer Torbalı üzerine farklı düşünen siyasi partimiz ve siyasetçimiz bile yokmuş! Muhtarlara gelince Ahmetli Muhtarı Veli Koç haricinde ikisi bu köşede görüşlerini öğrenmek istediğimizi belirtmemize rağmen sukut kalarak ikrar ettiler. Özbeyli ve Yeniköylü köylüler bundan böyle sakın kamyonlar geçerken toz kaldırıyor, sebzelerimizi kara ballık tutuyorda heder ediyor diye yol kesmesin. Şimdi günde 50 kamyon geçiyorsa Osb’den sonra 300 araç geçecek! Bize rahat iş çıkacak diye heves edenler avuç içlerine bal veya tuz sürsünlerde boşuna yalamış olmasınlar! OSB kabaçakırına gelsin, ardından Metro gelir. Siz o zaman görün Torbalıda işsizlik neymiş.

Torbalı Belediye Başkanlığı çok sessiz kalmaktadır. Tahminimce OSB'nin Kabaçakırına kurulmasına taraftır. Oysa Torbalı belediyesi'ninde karşı çıkış hareketi sergilemesi durumunda, Kabaçakırı OSB geri dönülemez değil. Lakin destekleyen, Birlik Platformu seminerlerine halkımızın ilgi göstermemesinin sebebini ben buldum: “yok birbirinizden farkınız”. Ortaya farklı bir söylem ve öneriyle çıkmıyorsunuzki? Torbalılar size niye prim versin? OSB kurulunca Yeniköy Dağ Lokantasında çok demlenen başta İsmail Uygur ve sair etkili, yetkili, mevkili Torbalı tabakası artık, Kabaçakırı OSB’nin insanın içini açan beton çatılarına baka baka kendi kendilerini tatmin ederler..!

Cenk SARIGÖL

31 Ekim 2008

Torbalı Küçükmenderes


Torbalı Küçükmenderes

23 Ekim 2008 Perşembe günü Mustafa Yetkil Hocam çok güzel bir konu işledi. Tarımsal alanlarımızın yok olması ve kent kimliği üzerine,
“Torbalı bir tarım kenti mi? Evet 18 bin dekar tarım alanının ortasında ‘Adam diksen biter!’ Denilen bu topraklarda beton yığınları yükseliyor, kent bitiyor. Oysa bağlık, bahçelik binlerce dönüm bitek arazi imara açılmayıp tarımsal üretimde kullanılabilirdi. Kıraç yerlere; Özbey, Gurgur dağı yamaçlarına ya da Kabacakırına uydu kent-ler kurulabilir, yerel hizmetler götürülebilirdi. Belki de Çelvik ve Fetrek çayları bu kadar çabuk kirlenip kurumaz az da olsa akardı. Sularımız kirlenmezdi. Biz verimli top-rakları yok ettik. Oysa toprağın oluşumu bir milyon yıl gerektiriyor...” Toprak bulaşıklığı herkeste Adem Babamızın mayasından beri var. O(cc) insanı balçık ve kan pıltısından yarattı. Lakin Mustafa Yetkil, Ertan Ünver ve bizde sanırım bulaşıklıktan fazla olarak toprakla oynaşlığımızında olması hassasiyetimizi arttırıyor.
Zamanın başbakanı sayın Süleyman Demirel’e atfedilen bir olay duymuştum. 8 Ağustos 1990'da İzmir Torbalı'da Philip Morris - Sabancı Holding birlikteliğiyle kurulan sigara fabrikası açılışında yanındaki yabancı heyete döner ve hemen karşıdaki Opel Otomobil fabrikasınıda göstererek, “Artık patates tarlalarında araba üreten bir ülkeyiz” der. Yabancı heyet içinde bulunan Japon Mühendis Demirel’e “Yakın bir gelecekte fabrika bahçelerinde patates üretmek zorunda kalabilirsiniz” cevabını verir!
Dünyada olduğu gibi ülkemizdede Allah vergisi tarım alanları vardır. Anadoluda Çukurova ile Küçük ve Büyük Menderes Ovaları bunlardandır. En büyük özellikleri, dağların denize paralel değil, dik olarak dizilmeleri ve denizden gelen nemli ılıman havanın iç kesimlere kadar yayılması yanında ovaların zengin alüvyon taşıyan nehir ve çaylarla beslenmesidir. Torbalı Küçükmenderes Ovası ve nehrinin havzasında yer alır. Tarihe baktığımızda medeniyet hep bu verimli topraklar üzerinde gelişmiş,en büyük savaşlar bu toprakların ele geçirilmesi için yapılmıştır.
Dünyada böyle belli başlı medeniyet alanlarını incelersek bu gerçek daha çok belirginleşir. Mısır / Nil Nehri ve çevresi, Hindistanda / Ganj, İtalya / Arno (Po Ovası), Fransa / Sen, Danube/ Almanya, Balkanlarda / Tuna ve Meriç, Ortadoğuda / Fırat ve Dicle, Ortaasya / Amuderya (Ceyhun), Congo / Orta Afrika, Darling / Avustralya, Yangtze / Çin, Volga / Rusya vb. Amerika keşfedildiğindede farklı olmadığı görülmüş ve farklı olmamıştır, eski kıta sakinleri Astekler nasıl zengin nehir yatakları (Amazon ve Mississippi) ve çevresinde medeniyetlerini şekillendirdiyse, yeni gelen İspanyol, Portekiz ve Angro Saksonlarda farklı davranmamışlardır.
Özelde Torbalı ve çevresel Küçükmenderes Ovasına baktığımızda bize bahşedilen bu güzelim ve sınırlı zengi tarım alanlarını nasıl tarumar ettiğimizi görebiliriz. Ovanıza ismini veren nehir kurumadan önce onu besleyen yüzlerse çay ve küçük derenin kuruduğunu gördük. Uzak bir geçmiş değil bu... Ben yüzmeyi Aslanlar Köyü’nün İkili Deresinde, o zaman faal olan su değirmenin su havzasında öğrenip, Moskof Çayı (Çevlik Çayı)’nda pekiştirdim. Aslanlar ve Taşkesik Balık Dağı mevkii kanallarının bentlerinde hem yüzer hem balık avlardık. 20 senede herşey tarih oldu! Sebeplerini düşünmeden ve fütursuzca sanayileşme ve kentleşmeye devam edersek, sularımızı kaybettiğimiz gibi soluduğumuz havayı kaybedeceğimizde korkuyorum.
Tarımsal değerlerimizin farkına varmazsak yazık oldu ve dahada olacak. Ovamıza artık sanayi kurulmamalıdır! Tarıma dayalı sanayi dışında fabrikasyona izin verilmemeli... Onlarda tarım arazilerinden çok, tarıma elverişli olmayan dağlık alanlara kaydırılmalıdır. Hatta köy ve beldelerimizde yeni konut iznini gözden geçirmek gibi radikal kararlar alınsa yeridir. Köy ve belde yerleşimleri genişlemekten çok yükselmeli. Yani 2-3 katlı evler tercih edilmelidir. Gıda ve su geleceğin en büyük problemi olacak. Tüm bilimsel göstergeler, öngörüler bunu işaret ediyor.
Torbalı için Kabaçakırı bu yüzden bir kırılma noktasıdır. Ya bu gidişi arsızca devam ettirip, bize bahşedilenleri hoyratca tüketeceğiz yada kıymet bilen, gelecek neslini düşünen vatandaşlar olacağız. İşsizlik çok kötü. İyi bilirim. Fakat sanılmasın ki Kabaçakırına kurulacak OSB ile binlerce Torbalılı işsizlikten kurtulacak... Bunca fabrikaya rağmen nasıl işsizlik bitmediyse gene devam edecek! Yeniköy ve Özbeyden en fazla 7-8 kişi ağır işçi olarak çalışma imkanı bulabilir. Eh onunada bugüne kadar olduğu gibi bizim köylümüz razı olmaz. Ele hamal olacağına kendi tarlasına maraba olur!
Yetkili ve etkililerimiz eğer Osb’yi gerçekten işsizliğe merhem olacak, azaltacak diye istiyorsa Kabaçakırı arazisini Ahmetli, Yeniköy ve Özbeyli topraksız çiftçiye versinler veya çok düşük icarla kiralasınlar. İnanın OSB ile gelecek istihdamdan çok daha fazlası gerçekleşir.

Cenk SARIGÖL

21 Haziran 2008

Bi Durun, Başımız Döndü!

Bi Durun, Başımız Döndü!
Genel siyasettikteki sert CHP çuvallamaları ne zaman yerel sulara uğrar diye düşünüp duruyordum. Fazla beklemeden tusunami etkisi kendini gösterdi. Özbey Mahallesine bedava taşıma yapmaya başlayan Torbalı Belediyemiz başkanı Ramazan İsmail Uygur uygulamanın, “Özbey muhtarı Kerim Özlü’nün partisine (CHP) geçmesiyle alakası yok. Zaten kendisi partimize geçeli uzun zaman oldu. Köy dolmuş şoförleri ile davalık olmasının ise yakınından geçmediğini, bedava taşıma için Büyükşehir UKM’den izin aldıklarını, olayın Özbeylilerin kendilerine başvurması üzerine başladığını” açıkladı. Ardından UKM müdürü Hülya Argon Torbalı Belediyesine bedava taşıma izni vermediklerini açıkladı. Açık çok (yalan dememek için)! Bu anlama gelen kısacık bir gazete haberinin içindeki yalan ve yalan olma ihtimallerini sayalım isterseniz;
1-Kerim Özlü için daha bir kadar önce MHP İlçe başkanı Behçet Çınar "Özlü partimizin üyesidir” açıklaması yapmıştı gazeteye... Bu durumda 2 yalancı, 1 oyuncu ihtimali var! Ya Uygur yada Çınar yalan söyledi. Yada Kerim Özlü yıllardır üyesi olduğu MHP’den kaydını sildirmeden sinsice CHP’ye üye oldu!
2-Özbey’e ücretsiz taşıma için UKM’den izin aldıklarını söyleyen Uygur yalan söylemiyorsa, Hülya Argon bilemediğim bir gıcıklıktan dolayı, kendi verdikleri! İzni hiçe sayarak yalan söylüyor olabilir!
3-Ücretsiz seferlerin Özbey muhtarının CHP’li olmasıyla ilgisi yok. Diyen Başkan Uygur, bu uygulamanın mahalle halkının kendilerine başvurması üzerine başladığını belirtti. Bizde sorduk, “nasıl başvurdular? Dilekçeyle mi?" devam edelim, sözlü mü? Siz, size sözlü başvuranlardan kayıt altına girmesi için yazılı başvuru istemiyor musunuz? İstiyorsanız (ki istemelisiniz. Yoksa belediye dingonun ahırına döner) bu dilekçede kaç kişinin imzası var? Dilekçe hangi tarihi taşıyor ve gelen evrak dosyasına hangi sayı ve numara ile kaydedildi? Dilekçede imzası bulunanların gelir düzeyi göz önünde bulunduruldu mu? Bu sorular havada ve somut verilere dönmediği sürece Uygur’un yalan söylediği hissini taşımaya devam edeceğim.
4-Özellikle Özbey ve Yeniköylü dolmuşcuların başı çektiği dava ile ilgisi yoksa, neden ücretsiz sefer Özbeyden başladı? Bunun için sadece başvurmak yeteli oluyor mu? Oluyorsa Torbalı Mahallesinde oturanlar başvurursa bu hizmeti alabilir mi?

Yağhane
142 yıllık tarihi binaya nasıl yıkım ve yerine inşaat ruhsatı verildi? Cumhuriyetten önce Sultan Çiftliği olan ve merkez şehir tarihi 75 yıl anca olan bir yerleşimde 145 yıl tarihi olmak için yetmez mi? Bu mantıkla Aşar Köşkü’nü ne zaman yıkacaksınız? Metro geldiğinde olaki size devredilse Tren Garlarımızın durumu ne olur? Belediyeye yada özel sektörün olsa Torbalı Mahallesindeki eski Verem Savaş Dispanseri veya Fransızlar tarafından demiryolu inşaası sırasında yapılan yapıyıda yıkar yada yıkım izni verir misiniz? Metropolis harabeleri belediye kontrolünde olsa yıkarmıydınız? Yıkmazsanız sebepleri; Onlar çok eski, ilçe sembolü olarak kullanıyoruz, zaten yıkıklar, yıkarsak kimse mağdur olmaz vb. olabilir mi?

Tarihin en acımasız liderlerinden olan Timur (Lenk yada Aksak lakaplı) binlerce yıllık Bağdat, İskenderiye kütüpanelerini içindekilerle yaktığında kendisine sorarlar,
Bunca senelik birikimleri, kitapları yaktınız. Fetih sırasındaki hasarları onarsanız, adınız büyümezmiydi? Sizde faydalansanız, insanlıkta faydalansa olmazmıydı?” Aksak Timur tam bir ruh hastası olarak cevap verir,
Eğer onarıp, tekrar açsaydım ilk yapanın ismiyle anılmaya devam ederdi. Yıktım çünkü benden öncekilerin ismi yaşasın istemiyorum

Sanayi Girişi Sevgiyolu
Geçen Pazar günü sanayi girişi bordür ile kapatılıyor. Gazete haber yapıp, açılana kadar iki gün geçiyor. Başkan Uygur en yetkili ağız olarak olayın kendileri ile ilgisi olmadığını söylüyor. Karayollarının bilgisi yok. Karşıdaki Ecem Petrol ise görmemiş! Peki kim kapattı bu yolu? Soruşturma yapılıyor mu? Yapılmıyorsa savcılara bu yazı suç duyurusu olsun. Anayoldan bir giriş kapatılıyor, belediyenin haberi yok, karayolları habersiz, karşıdaki petrol istasyonundan kimse görmemiş. Ama bana gelen telefonlar öyle demiyor. Gayet açık söylediler kimlerin kapattığını? Bu sırada ilçe emniyet ne yapıyordu? Zabıtalar nasıllar?

Ertesi gün halkın teveccühüne mazhar olmuş, sevgili belediye bşk. Yardımcısı Kazım Çelimli’nin Karayolları ile yazışmaları ortaya dökülüverdi;
İzmir İli Torbalı İlçesi 7 Eylül Mah. 30.N.III.d pafta, 492 ada. 2 parselinde kayıtlı taşınmaza Belediyemizce Akaryakıt ve LPG istasyonu hakkında kurumu-nuzun 14.03.2007 tarih ve 10089 sayılı görüş yazısına istinaden imar planı değişikliği yapılarak kurumunuzun 15.11.2007 tarih ve 41573 sayılı yazısına göre 1/5000 ve 1/100 üzerinde imar planı değişikliği yapılmıştır.
Şimdi bu yazıdan çıkarsamalar yapalım. Karayolları 14.03.2007 tarihinde görüş bildirmiş. Bu ne demek? Karayolları durup, dururken kimseye görüş bildirmez! Görüş istenmiş kendilerinden. Yani bu tarihten önceside var anlayacağınız (belki onda Uygur imzası bile vardır!). Bu görüşte muhtemelen ve kabaca şunlar istenmiştir;
Biz belediye olarak ilgili alana Akaryakıt ruhsatı vermek istiyoruz siz ne diyorsunuz?” bu yazıya anlaşıldığı üzere Karayolları,
olur verebilmemiz içinbazı imar değişiklikleri gerektiği” yönünde bir cevap vermiş. Bunun üzerinede Belediyemiz vatandaşa hizmet babından! gerekli düzenlemeleri yaparak ve bunları bildirerek,
biz sizin istediğiniz değişiklikleri yaptık, tekrar olur istiyoruz”. İki yazışma tarihi arasındaki zamanın tam 8 ay bir gün olduğunu söyleyebiliriz. Yani Karayollarının bir dilekçeyi kabul, değerlendirme ve cevap verme periyodu olarak, 8 ay süreyi göz önüne alır ve Büyük Torbalıda yayınlanan Çelimli imzalı yazıda belirtilen Karayollarının son cevap, tarihine eklerseniz. Sizde tam 16 Haziran 2008 tarihine ulaşırsınız. Yolun kapartılma tarihi ne? 18 Haziran yani 15 haziranı takip eden ilk tatil yani Pazar günü... Şimdi soruyorum,
"siz belediye yetkililerine karayollarının son yazınıza cevabı ne? Sizden buraya ruhsat verilebilmesi için ne istediler?" Yoksa Karayolları kapattğınız yolu gerekçe göstererk gene olur vermedi mi? O takdirde buradan maddi veya manevi menfaatim olduğu / olabileceği için ben kapatmış olabilir miyim?
Sayın Muhalefet belediye meclis üyelerimize bizden selam olsun!

Cenk SARIGÖL