İZSU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İZSU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2008

Balık, Baştan Kokar

Balık, Baştan Kokar

Torbalı Belediyesinde görev değişikliklerine giden süreçte, gazetemize yansıyan Belediye İşçilerine ‘Köpek Kulübesi’ taşıtma kapak oldu. Hani ‘bardağı taşıran son bir damladır’ derler. İşte o son damla koskoca villalar yerine küçücük köpek kulübeleri oldu. Bardağı taşıran son bir damladır ama o süreci yani içini dolduran binlerce damla vardır. Bu Çifte Villalar’ı ilk gündeme getiren Torbalı Manşet Gazetesinde Kubilay Kaplan oldu. Gazetesinin etkisizliğinden mi yoksa daha bardak dolmadığından mı bilmem hiç yankı bulmamıştı. Oysa biz gazeteciler olarak, hele yerel gazeteciler ipucunu verdikten sonra arkasını siyasetçilerin takip etmesini isteriz. Doğru olan budur zaten. Konuyla ilgili fıkramız için bknz; 'Kimi Haykelini, Kimi villasını diker' http://fikralarlatorbali.blogspot.com/2008/11/torbal-belediyesinde-kimi-heykel-kimi.html
Araştırdım ama bulamadım. Fakat hafızamda bu villalar ile ilgili üstü kapalı köşe yazısı okuduğumu hatırlıyorum. Yazıyı kim kaleme almıştı bulamadım, hatırlayamadım. İçeriğinden aklımda şunlar kalmış, ‘Düverliğe yakın! İki Villa yapılıyor. Belediye personeline aitlermiş. Villaların taş işçiliğini yapanlar Muzaffer Kebapçıgil Koruluğu içinde bulunan Koruluk Kafe’yi yapan aynı Tireli ustalar. Bunlar Lokmacı Bacak’ın tanıdıkları… Kullanılan taşlar aynı, muhtemelen aynı yerden alınmışlar. Villaların yanındaki arsalarda İstimlâk Uygun’a yakın kişilerinmiş…’ bu iddialara o dönem Balıklar, Çimenler cevap vermemiş, siyasilerimiz duyarsız kalmıştı.Mızrağın çuvala sığmadığı noktada Büyük Torbalı Muhabiri son noktayı koymuş oldu. Serkan Günbay kardeşimi haberinden dolayı tebrik ederim. Benim aklıma gelen soru şu;
-
Acaba seçilmiş belediye başkanımız hasta değil, görevinin başında olsaydı, bu terbiyesiz, görevde suiistimal içeren hareket gene cezai karşılığını bulur muydu?
Hiç sanmıyorum… Zira tam tersine iktidarlarında zenginleşen bürokratlarını korunması yolu seçilmişti! Benim fikrim ama Ramazan İsmail Uygur görevinin başında olsaydı bu belediye arsızları koltuklarının koltukları bile soğumazdı. Erdemli davranışından dolayı, Torbalı CHP İlçe Örgütü ve Belediye Bşk. Vekili Mehmet Kurt’u tebrik etmek lazım…
Bütün yaz Torbalı insanı susuzluk çekti. Apartman katlarına çoluk çocuk sırtında su çekti. Arabalarıyla köylerden su taşıdı. Özbey Mahallesi hala susuzluk çekiyor ama beyler villalarının avlusuna dalgıç yaptırmış. Bugün bir dağlıç neredeyse 15 bin ytl.’ye mal ediliyor. Haydi bakalım yetkililer araştırın, o pompanın ruhsatı var mı? Akvaryum Balıklarına, villa Çimenlerine gelince su kuyusu açmaya ses etmeyenler iş karnını doğurmak, mal yetiştirmek için tarlasına kuyu açmaya ya da kuyusunu derinleştirmeye gelince çiftçiye izin yok diyenler! O Çifte Vilların ruhsatını kim verdi? Kim onayladı? Ne demişti Köpek Kulübesi savunmasında Balık, “Belediye ekiplerimiz Çamlıca köyünde çalışma yapıyordu. Köye araçla kompresör getirildi. Ben de köye gelen ekiplere yaptırdığım köpek kulübesini evime götürüp indirmelerini istedim” Çingene cinayetle suçlanınca küçük suçla yırtmak ister, “Ben o sırada falanca yerde hırsızlık yapıyordum” dermiş. Değerli belediye yetkililerimiz bir açıklama teveccüh buyururlarsa, sorum şu olacak,
-Özbey Mahallesi susuzluktan kavrulurken bu kompresör Çapak’ta hangi kuyuyu açmaya gitmişti? Şimdi kalkıp, “İçme suyu işi İZSU’nun görevidir biz karışamayız” demesinler. Çok ayıp olur. Kendi mahallesi Özbey’e karışamayan Torbalı Belediyesi mücavir alanı dışındaki Çakallar’a nasıl hizmet götürüyor ona cevap versinler…

Yinede villa sahiplerini vicdanlı buluyorum! Ya “Bir daha yapmak için uğraşmayalım Belediye Havuzunu villaların önüne yapalım, içine Balık atarız. Önünü Çimen yapmaktansa parke döşeyelim” deselerdi ne olacaktı? Ben söyleyeyim: CHP’li bir Belediye Meclis Üyesinin evinin önünden Sefere başladığı gibi Torbalı Belediyesi parke döşeme işi Çakallar – Düverlik arasından tamda sözü geçen Çifte Villalar’ın önünden başlardı… Somut iddialar dillendirelim biraz! Koruluk Kafe ile aynı taşlarla cephe kaplaması yapılan, aynı taş ustalarına yaptırılan vilların sahipleri bizlere bu ustaların ve taşı aldıkları firmanın (Bayındır olması lazım) faturalarını ibraz edecekler mi? Yoksa Koruluk Kafe’nin yanında bunlarda aradan çıkarıldı mı? Belediyeye bu taşların m2’si kaç paradan, Çifte Villalara kaç paradan alındı? Ustalar işçilikleri Koruluk Kafede kaç paradan, Çifte Villarda kaç paradan işledi?

Balık baştan kokar” diye atalar sözümüz var. Başı ihalecilerin muhasebesini tutan, ilçedeki bir emlakçının arabasına binen Balıkların kuyruğuyla neler yapabileceğini gördük… Siz onları çok iyi bilirsiniz. Çimen üstünde yürür, suda yüzen Balık gibi iz bırakmazlar. Ama onların bir hesabı varsa, Kıyamet Gününün Sahibininde bir hesabı var. Bekliyorum! Çünkü bunlar usulsüz iş yapmayı bildikleri kadar, birde gazetecilere dava açmayı ve suç duyurusunda bulundurmayı çok iyi bilirler…
Burada şunuda belirtmeden geçemeyeceğim ki Ramazan İsmail Uygur'un tekrar aday gösterileceğine dair Torbalı CHP teşkilatında bazı tereddütler var. Mehmet Kurt'un inisiyatif kullanarak, astına sormadan böyle büyük bir görevden alam veya görev değişikliğine gitmesini ben böyle yorumluyorum. Sayın İsmail Uygur'un neden tekrar aday gösterilmeyeceğini bknz.
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/ismail-uygur-ve-sedat-uzunbay-kal.html önceki yazılarımızda detaylı aktarmıştık. Bunlar bizim tespitlerimiz olmakla beraber, temennilerimiz değildir. Fakat ilçe örgütü baskısı ve vekil bıraktığı meclis üyelerinin bile Uygur'a sormadan yıllardır gözdesi konumunda toz kondurmadığı bürokratlarını tek kelimeyle görevden alması bize tespitlerimizin ne kadar haklı olduğunu güçlü şekilde hissettiriyor. bknz; http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/aziz-uygur-uzunbypas.html Önümüzdeki günlerde Torbalı CHP İlçe Örgütü içinde Ramazan İsmail Uygur muhalifleri daha gür sesle muhalefet etmeye başlayacaktır. Anlıyacağınız CHP Torbalıda hareketli günler çok yakın... Hele İsmail Uygur göreve dönünce kendisine sorulmadan yapılan tasarruftan dolayı, Balık'ları eski havuzuna koyarsa szi görün çatlağı. Eğer Uygur, Mehmet Kurt'un ilçe örgütü baskısıyla yaptığı bu görev değişikliklerini yok sayarsa ve KURT ile CHP Torbalı teşkilatından ses çıkmazsa BİAT kültürü neymiş herkes görmüş olur. Ben basılmış çimenlerin tekrar doğrulabileceğine ihtimal vermiyorum. Lakin Uygur'un boşluğundan istifayla akvaryumundan alınan BALIKları tekrar eski sunni ortamında beslemeye alacağını düşünüyorum. Akvaryumun suyunu ortak kullanmıyorlarsa başka! Sayın Ramazan İsmail Uygur 'İLYAda Destanı"nı okumasa bile, 'YUSUF Masalı"nı muhakkak okumaya devam edeceğini kestirmek için elimde tam kanıtlanmamış doneler var!


Cenk SARIGÖL

14 Kasım 2008

Çev. ve Orman Bak. Prof.Dr.V.Eroğlu Röportajı II


DSİ'nin İzmir Yatırımlarıİzmir’in içme suyunda görülen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından dile getirileren “Arsenikli Su” ve diğer su ve sulama çalışmalarını Çevre Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, Basın Danışmanı Cemal Nogay’ında hazır bulunduğu bir ropörtaj sırasında yöneltti. İZSU tarafından dağıtılan buroşürlerde üstü kapalı olarak suçlanan DSİ, Gördes Barajı konusunda ve İstanbul’a nazaran İzmir’e yatırım yapılmadığı yada savsaklandığı yönünde ithamlara maruz kalan Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili iddialara Sayın Eroğlu tarafından içtenlikle cevap verildi. Röportajın ilk bölümüne http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/evre-ve-orman-bakanmz-profdrveysel.html bakabilirsiniz.

Cenk Sarıgöl: Geçen yıl su tasarrufuna ilk başlayan belediye İzmir Büyükşehir. Bu yıl arsenikli suyun tesbitinden sonra su 13 ton'a kadar 10 ykrş.'a düşürdü. Bu durum tasarruf çağrılarıyla örtüşüyor mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Ülkemizin kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar m3tür. Bu suyun %36’sına tekabül eden 40.1 milyar m3ü kullanılmaktadır. 2007 yılı itibariyle ülkemizde kişi başına düşen su miktarı 1.600 m3 olup, gelişmiş ülke ortalamalarının altında kalan bu rakam Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı anlamına gelmektedir. Suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız. Su tasarrufuna teşfik için bazı fiyatlandırma teknikleri tüm dünyada kullanılıyor. Su zengini de su fakiri de değiliz. Bu nedenle kaynaklarımızı iyi değerlendirerek suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız.

Cenk Sarıgöl: Gerçekten iller arasında bir çifte standart var mı? Mesela yıllarca İstanbul’da görev yapmanın vermiş olduğu kayırma olabilir mi?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bir şehri susuz bırakmanın faturası su temin yatırımlarının maliyetinden çok daha fazladır. Susuzluktan dolayı binaların depo yaptırması vb. salgın hastalıklar, ilaç maliyetlerini düşünün .O halde her şehre yeterli miktarda ve iyi evsafta su verilmesi şarttır.
Ben 05 Mayıs 1994 tarihinde İSKİ Genel Müdürü olduğumda bazı mahallelere 15 günde bir su verilebiliyordu. Ancak gece gündüz çalışarak İstanbul’un su meselesini kökünden çözdük. Biz su sıkıntısını ele alırken önceliği sorunlu olan illere veriyoruz. Bu anlamda öncelik, ihtiyacın aciliyetine göre belirleniyor. Su sorununu bir bütün olarak ele alıp çözümü için eylem planı hazırladık.
2008- 2012 İçme, Kullanma ve Sanayi Suyu Eylem Planı ile Türkiye genelindeki 81 il merkezinde mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulan içme, kullanma ve sanayi suyu miktarları her il merkezi için ayrı ayrı tespit edilmiştir.
Halihazırda içme uyu ihtiyacı yeterli olarak karşılanamayan il merkezleri ile yakın gelecekte içme suyu sıkıntısı yaşayabilecek il merkezlerinde yapılması gerekli yatırımlar ve maliyetleri de belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucu 81 il merkezinde adrese dayalı nüfus kayıt sistemi 2007 nüfus sayımı neticelerine göre toplam olarak 39,8 milyon kişinin yaşadığı belirlenmiştir. İl merkezlerinde hâlihazırda ihtiyaç duyulan toplam su miktarının yıllık 3,4 milyar m3 olduğu, il merkezlerine temin edilen toplam içme, kullanma ve sanayi suyu miktarının ise yıllık 4,9 milyar m3 olduğu tespit edilmiştir.

Cenk Sarıgöl: Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınızla, İzmir kent içme suyunu karşılamaya dönük ve katkı sunacak, neler yaptınız, hangi projeleri tamamladınız veya devam ettiriyorsunuz?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir Büyükşehir alanının içme-kullanma ve endüstriyel su ihtiyaçlarını karşılayacak projeleri ortaya koymak amacıyla İzmir İçme Suyu Projesi Master Plan raporu DSİ tarafından 1971 yılında yaptırılmıştır. Bu proje kapsamında Menemen Yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajından toplam 280 hm3/yıl su kullanıma sunulmuştur. Bu proje öncesinde DSİ’ce gerçekleştirilen Halkapınar Kaynakları geliştirilmesi ve bazı yeraltı suyu kuyularından elde edilen 72 hm3/yıl su ile birlikte İzmir kentine 352 hm3/yıl su sağlanmıştır.
Halen DSİ uygulama programında bulunan İzmir İçme Suyu II. Merhale Projesi kapsamında Manisa ilinde inşaatı devam eden Gördes Barajından İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir. Proje kapsamında 114 km uzunluğunda boru hattı, 365 000 m3/gün kapasiteli arıtma tesisi ve pompa istasyonu bulunmaktadır. Gördes Barajı inşaatı 2008 yılı sonunda bitirilecek ve su tutmaya başlanacaktır. Bu nedenle Arıtma Tesisi ve İletim Hattı Uygulama Projeleri İZSU’ca acilen bitirilmesi gerekmektedir. Bu iki barajımızın dışında şu anda inşaatı devam etmekte olan ve İzmir İçme suyu II. Merhale Projesi adı altında yapımı sürdürülen Gördes Barajı inşaatında 30.11.2008 tarihinde su tutulacak olup, barajın yıl sonunda bitirilmesi planlanmaktadır.
Projenin Gördes Barajından sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajından 45 hm3/yıl, Başlamış Barajından 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajından 89 hm3/yıl suyun İzmir kentine verilmesi planlanmıştır.
Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 235 hm3/yıl daha su sağlanarak 2028 yılına kadar toplam 587 hm3/yıl su temin edilmiş olacaktır.

Cenk Sarıgöl: Ödemiş Beydağ Barajı bitti. Suyun tasarruflu kullanılması adına, Tarım Bakanlığı veya Ziraat Odaları ile çalışmalarınız nasıl?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Herkesin su kullanımına özen göstermesi, bu konuda toplumsal hassasiyetin artırılması ve tasarrufa önem verilmesi lazımdır. Çünkü kişi başına düşen yıllık 1.600 m3 su miktarı dikkate alındığında “su azlığı yaşayan” bir ülke konumundadır.

Cenk Sarıgöl: Bayındır Zeytinova (Falaka) Barajı sanırım proje aşamasını geçti, nedir son durum?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: İzmir ili Bayındır ilçesi, Zeytinova Beldesi sınırlarında Falaka çayı üzerinde yer almaktadır. Planlama raporunda Burgaz Barajı olarak adlandırılan Zeytinova Barajı sulama amaçlı olup, Bayındır merkez ilçesi, Zeytinova beldesi, Buruncuk, Ergenli, Pınarlı, Turan, Yakacık, Yusuflu ve Derebaşı köylerinde 2 559 ha tarım arazisi sulanacaktır.
DSİ Genel Müdürlüğü’nce Kati Projesinin yapım işi 02.03.2007 tarihinde ihale edilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür. 2009 yılında inşaatın başlaması öngörülmektedir.

Cenk Sarıgöl: Küçük Menderes havzasında proje aşamasında yürütülen çalışmalar mevcut mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Planlaması ve uygulama projesi tamamlanan yatırım programında bulunan projelerimiz:
-Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ Sulaması Küçükmenderes havzası içinde yer almaktadır. Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ sulaması ile 19 650 ha.lık alan, Beydağ barajından sulanacaktır. Ödemiş Beydağ Sulaması Yap İşlet Devret Modeli ile ihale edilmesi için Yüksek Planlama Kurulunun onayına sunulmuştur
-İzmir-Ödemiş Aktaş Barajı Aktaş deresi üzerinde yeralmaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, İlkurşun, Yusufdere, Bülbüldere, Sekiköy, Şirinköy, Yeniköy köyleri ve Kayaköy beldesinde 1 538 ha tarım arazisi sulanacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır. Fizibilite Raporu Devlet Planlama Teşkilatı’nın onayına sunulmuştur.
-İzmir-Ödemiş Rahmanlar Barajı İzmir ili Ödemiş ilçesi Rahmanlar deresi üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama ve içmesuyu amaçlı olup, Yeniceköy, Üzümlü, Ortaköy, Karadoğan ve Demircili köylerinde 1 494 ha tarım arazisi sulanacak ve Ödemiş ilçesine 9,36 hm³/yıl içme suyu sağlayacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır.
*Planlaması tamamlanan ve uygulama projesi devam eden projelerimiz ise;
-İzmir-Ödemiş Bademli Barajı Ödemiş ilçesi Pirinççi çayı üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, Ödemiş ilçesine bağlı Bademli, Ovakent, Pirinççi ve Kemerler köylerinde 1 048 ha tarım arazisi sulanacaktır. 27.02.2007 tarihinde kati proje yapımı ihalesi gerçekleştirilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür.
-Küçükmenderes Projesi Uladı Barajı Küçükmenderes nehrinin kolarından olan Uladı çayı üzerinde yapılması planlanan Uladı Barajı 106,0 m yüksekliğinde kum çakıl dolgu tipinde bir barajdır. Uladı barajı ile Canlı beldesi, Kızılcaavlu, Yakapınar, Çıplak, Karaveliler, Elifli, Kızılova, Çiftçigediği, Arıkbaşı, Çırpı, Hasköy, Yeniçiftlik köylerine ait brüt 4 661 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları 2007 yılı sonu itibariyle tamamlanmış olup 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
*Planlaması devam eden projelerimiz de;
-İzmir Bayındır Projesi Ergenli Barajı Ilıca deresi üzerinde yapılması planlanan Ergenli barajı sulama amaçlı olup 92 m yükseklikte, ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipinde bir barajdır. Ergenli barajı ile Bayındır Merkez İlçesi ve Yusuflu, Turan, Ergenli, Fırınlı, Karahalilli, Tokatbaşı köylerine ait brüt 3 156 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları devam etmekte olup 2008 yılı sonunda tamamlanacaktır. 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
Ayrıca Küçük Menderes Projesi ile Küçükmenderes nehri ana yatağı ve 34 adet yan derelerin taşkın ve rüsubat kontrolü ile Kiraz ilçesi ve 10 yerleşim yerinde 14 394 ha arazinin taşkından korunması amaçlanmıştır.
Proje kapsamında yer alan 1 adet derede yukarı havza ve mansap çalışmaları yapılarak ıslahı tamamlanmıştır. 10 adet derenin ıslah çalışmaları bütçe ödenekleri çerçevesinde devam etmektedir. Tüm yan derelerin ıslah çalışmaları tamamlandıktan sonra Küçükmenderes ana yatağında ıslahı çalışmaları tamamlanacaktır. Bu bağlamda hem küçük su işleri hem de büyük su işleri programında inşaat faaliyetleri devam etmektedir.

Cenk Sarıgöl: Son olarak İzmir ve İzmirlilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bede Egeliyim. Afyonluyum. Dolayısı ile ülkemizin her köşesi gibi Egemizin incisi İzmir için elimizden gelen ne ise yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda vatandaşlarımızın hiç şüphesi olmasın.

12 Kasım 2008

Çevre ve Orman Bakanımız Prof.Dr.Veysel Eroğlu Röportajı

DSİ'nin İzmir Yatırımları


İzmir’in içme suyunda görülen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından dile getirileren “Arsenikli Su” ve diğer su ve sulama çalışmalarını Çevre Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, Basın Danışmanı Cemal Nogay’ında hazır bulunduğu bir ropörtaj sırasında yöneltti. İZSU tarafından dağıtılan buroşürlerde üstü kapalı olarak suçlanan DSİ, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/deerli-izmirliler.html Gördes Barajı konusunda ve İstanbul’a nazaran İzmir’e yatırım yapılmadığı yada savsaklandığı yönünde ithamlara maruz kalan Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili iddialara Sayın Eroğlu tarafından içtenlikle cevap verildi.

Cenk Sarıgöl: İzmir’de yaşanan 'arsenikli' su skandalını Büyükşehir Belediyesi önce inkar etti, sonrasında kabul etmek zorunda kaldı. Çevre ve Orman Bakanlığının bu konuda önceden bilgisi var mıydı?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: Bakanlığımız su konusunda ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda gerekli projeleri imkanlar ölçüsünde hayata geçirmektedir. İzmir ilimizin içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacı da kurumumuz tarafından bilinmekte ve diğer bütün illerimizde olduğu gibi ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmekte ve gerekli her türlü tedbir alınmaktadır.
İzmir de yaşanan sudaki arsenik paremetrelerindeki artışlarla ilgili Bakanlığımıza önceden bir bilgi verilmemiştir. DSİ içme suyu kaynaklarının su teminine yönelik çalışmaları yürütmekte olup, su kaynaklarının kirlilik tesbiti ve kontrolleri İZSU tarafından yapılmaktadır.

Cenk Sarıgöl: Geçen yıl Ankara ve İstanbul’da su kesintileri ve susuzluk yaşanırken, bu yıl Melen Çayı ve Kızılırmak projeleriyle sorunu aşmış göründüler. Peki, geçen sene sıkıntı yaşamayan İzmir bu yıl neden bu kadar zor duruma düştü? Belediye 'küresel ısınmaya' bağladı durumu. Sizin de doğal olarak yaptığınız tespitler vardır. Geçen yıla göre bu yıl yağış oranı İzmir su havzasında ne kadar düştü?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir ilimizle alakalı olarak Kurumumuz tarafından yapılan çalışmaları özetlemek gerekirse;
İzmir Büyükşehir yerleşim alanının içme-kullanma ve endüstriyel su ihtiyaçlarını karşılayacak projeleri belirlemek için, 1971 yılında DSİ tarafından “İzmir İçme suyu Projesi Master Plan Çalışması” yapılarak bir rapor hazırlanmıştır. Bu çalışma kapsamında Menemen Yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajı’ndan toplam 280 hm3/yıl su kullanıma sunulmuştur. Bu proje öncesinde DSİ’ce gerçekleştirilen Halkapınar Kaynakları geliştirilmesi ve bazı yer altı suyu kuyularından elde edilen 72 hm3/yıl su ile birlikte İzmir şehrine DSİ tarafından yapılan tesislerden 352 hm3/yıl su sağlanmıştır.

2007 yılı itibariyle İZSU’dan alınan veriler doğrultusunda Tahtalı Barajından 67,7 hm3/yıl, Göksu ve Sarıkız kaynaklarından 81,3 hm3/yıl, Menemen kaynaklarından 0,5 hm3/yıl, Halkapınar kaynaklarından 37,8 hm3/yıl, Pınarbaşı kaynaklarından 1,1 hm3/yıl olmak üzere toplam 198,4 hm3/yıl su kullanılmıştır.
2012 yılına kadar İzmir ilinin içme suyu ihtiyacı mevcut yeraltı ve yerüstü kaynakları ile karşılanacaktır.
Halen uygulama programında bulunan İzmir İçme suyu II. Merhale Projesi kapsamında Manisa ilinde inşaatı devam eden Gördes Barajı’ndan İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir. Proje kapsamında 114 km uzunluğunda boru hattı, 365 000 m3/gün kapasiteli arıtma tesisi ve pompa istasyonu bulunmaktadır. Projenin Gördes Barajı’ndan sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajı’ndan 45 hm3/yıl, Başlamış Barajı’ndan 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajı’ndan 89 hm3/yıl suyun İzmir kentine verilmesi planlanmıştır. Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 235 hm3/yıl daha su sağlanarak 2028 yılına kadar toplam 587 hm3/yıl su temin edilmiş olacaktır.
Yiğitler Barajı ilgili olarak da; kati proje yapımı DSİ Genel Müdürlüğümüzce 20.02.2007 tarihinde ihale edilmiş olup, 19.10.2008 tarihinde tamamlanacaktır.
Yağış oranlarına baktığımızda; İzmir ilinin uzun yıllar yağış ortalaması 689.9 mm dir. DMİ İzmir Bölge Müdürlüğü verilerine göre yağış yılı kabul edilen Eylül 2006- Eylül 2007 dönemi ortalaması 335.8 mm iken Ekim 2007- Eylül 2008 yağış dönemi ortalaması 559.8 mm olup, uzun yıllar ortalamasının %30 altında olduğu görülmektedir.

Cenk Sarıgöl: İzmir Büyükşehir belediyesi dağıttığı bir broşüre de üstü örtülü olarak, Hükümeti ve özellikle Çevre Orman Bakanlığı ile size bağlı DSİ için çalışmalarını engellediğinizi ima etmişler. Çamlı Barajı için Çevre Etki Değeri (ÇED) raporu ile Orman arazisi tahsisi istenmiş bakanlığınızdan..!

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: Daha öncede ifade ettiğim gibi su konusunda gerekli projeleri imkanlar ölçüsünde, ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda il ayırımı yapmaksızın hayata geçiriyoruz.
Çamlı Barajı’nın içme suyu maksatlı planlama ve kesin proje yapımı işleri için 27.01.1997 tarihinde DSİ ile İZSU arasında bir protokol imzalanmıştır. Protokol gereğince barajın inşaat işlerinin İZSU tarafından yapılması öngörülmüştür. Ancak 21.09.1999 tarihinde İZSU Çamlı Barajı’nın inşaatını yapmaktan vazgeçtiğini belirtmiştir.
İzmir’in mevcut içme suyu durumunda bu safhada ihtiyaç duyulmayan Çamlı Barajı, DSİ iş programına alınmamıştır.
İzmir’in su ihtiyacı ile alakalı 1970 yılında başlayan çalışmalarda, şehrin uzun vadeli su ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir projeksiyon ortaya konulmuş ve baraj inşaatları buna uygun olarak sürdürülmüştür.
Bugüne kadar Menemen yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajı ile Halkapınar Kaynakları’ndan İzmir’e yılda toplam 352 hm3 su sağlanmıştır.
2012 yılına kadar İzmir ilinin içme suyu ihtiyacı mevcut yeraltı ve yerüstü kaynakları ile karşılanacaktır.
İzmir İçme Suyu II. Merhale Projesi muhtevasında Gördes Barajı’ndan İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir.
Projenin Gördes Barajı’ndan sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajı’ndan 45 hm3/yıl, Başlamış Barajı’ndan 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajından 89 hm3/yıl suyun İzmir şehrine verilmesi planlanmıştır.
Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 2028 yılına kadar yılda toplam 587 hm3 su temin edilmiş olacaktır.
Ayrıca 10.03.2008 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Çamlı Barajı ve Baraja ait koruma mesafeleri işlenmiştir.

Cenk Sarıgöl: Bostanlı ve Değirmendere Barajları içinde bir başvuru var mı aynı hususta? Ayrıca Gördes Barajı isale hattının DSİ tarafından yapılarak süratle devreye alınmasını istiyor İzmir Büyükşehir, efendim ayak mı diriyorsunuz? Ayrıca İstanbul için bin km den su isale hattı döşeyen DSİ İzmir'e gelince 36 km. hat çekmekten aciz açıklamaları duyduk. Nedir durum?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir ili Karşıyaka ilçesi Bostanlı deresi üzerinde yapılması düşünülen Bostanlı Barajının 1969-1996 yılları arasında değerlendirilen akım değerlerine göre içme suyuna verilen su potansiyeli yılda 2 970 000 m3, toplam dolgu hacmi toplam dolgu hacmi 388 100 m3 olup, 2008 yılı fiyatlarıyla keşif bedeli 49 milyon YTL dir. İzmir ili Menemen ilçesi Değirmendere üzerinde yapılması düşünülen Değirmendere Barajının 1969-1996 yılları arasında değerlendirilen akım değerlerine göre içme suyuna verilen su potansiyeli yılda 5 350 000 m3, toplam dolgu hacmi 1 200 000 m3 olup, 2008 yılı fiyatlarıyla keşif bedeli 82 milyon YTL dir. Her ikisinin de arıtma ve isale hattı keşfe dahil değildir. Baraj, arıtma ve isale hattına ait uygulama projeleri yoktur. Konu ile alakalı DSİ’e bugüne kadar herhangi bir müracaat yapılmamıştır.
Değirmendere Barajı, Bostanlı Barajı Planlama Raporu ve Kati Proje Raporu İZSU tarafından 1997 yılında TEMELSU firmasına yaptırılmıştır. Bu iki barajın da yapılabilmesi için revize planlama; revize ÇED ve uygulama projeleri yapılacaktır. Daha sonra barajların inşaatı, arıtma tesisleri ve isale hatları yapılacaktır. Bunlarda yaklaşık 8-10 yıl alacaktır. Dolayısıyla bugün için acil çözüm değildir.

Ropörtajın devamı için;

http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/evre-ve-orman-bakanmz-profdrveysel_14.html

11 Ekim 2008

Değerli İzmirliler!

Değerli İzmirliler!

Sizi bugüne kadar zehirlemiş, çoluk çocuk bile bile kansere yol açan su içirmiş birileri var. Üstelik bunu size hiç söylememişler, uyarmamışalar. Hiç alakasız, tanısanızda hazetmediğiniz birisi (Melih Gökçek) kalkmış “bunlar sizi zehirliyor naber?” demiş. ( http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/pabuumun-arseniki-halklar.html ) Ardından o güvendiğiniz. Baştacı ettiğiniz, adamlar (CHP ve Aziz Kocaoğlu) “bizim zaten bundan önceden haberimiz vardı” demiş. Nasıl bir durum bu? Dumur.

Ne yazıkki yapılan budur? İzmir halkına bile bile arsenik zehiri içirtenler “Değerli İzmirliler” başlıkları atarak buroşüre bastırmış dağıtıyor. Sağlık Bakanlığı İzmir Büyükşehir Belediyesine su faturaları üzerine “sağlığa zararlıdır. İçilemez” uyarısı yazmalarını zorunlu kılınca... Fatura utancı yaşamamak için fatura göndermemeye yol arayan büyükşehir sonunda çareyi su fiyatını 13 tona kadar 10 ykrş.‘a indirdi.  Böylece fatura tutarı fatura maliyetine yakın olacağından fatura gönderme şartı ortadan kalkacaktı. Bu arada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu,  gazete ve televizyonlara, "İzmirlilere musluklarından akan suyu! için diyemem" açıklaması yaptı. Ehbe Başkan madem böyle bir durum var neden milleti bile bile zehirledin? neden Sağlık Bakanlığı ve İzmir Valiliğinin müdahalesini bekledin?

http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/edi-ile-bd-izmir-ve-torbal.html Arıtma tesislerinin açılışına yada yağmurun geliş zamanına kadar 4 ay fatura göndermeme kararı aldılar. Yağmurların sulara karışması ile içme suyundaki arsenik miktarı düşecek, bunlarda su faturalarınınüzerine “sağlıga zararlı arsenik içermektedir, içilemez” yazmadan 4 aylık birikmiş fatura gönderecekler.

CHP bu ne yapsa doğrudur! Vardır bir bildikleri... Benimse asıl üzerinde durmak istediğim. Başında “Değerli İzmirliler!” yazan buroşür. Fatura maliyetini kurtarmadığı için abonelerine fatura göndermeyen Büyükşehir Belediyesi maaşallah çarşaf çarşaf buröşür dağıtıyor. O maliyeti kurtarıyor belliki..! içindeki yalan ve yanlış yönlendirmelere daha sonra değineceğiz. Projesiz buröşürle DSİ yardımı istemelerini, susuzluğu gene Küresel Isınma ile açıklamaya çalışmalarını. komik buluyorum. Küresel Isınma, bu yaz başlamadı ki,geçen yılda vardı. ondan önceki senede vardı. Bu savunmanın yetmeyeceğini gören İzmir büyükşehir ve İZSU bu sefer Çevre ve Orman Bakanlığını, Bakan Veysel Eroğlu ve DSİ (Veysel Eroğlu Bakanlığından önce DSİ Genel Md. idi) yönetimini suçladılar. Veysel Eroğlu'ndan ise ağır cevaplar geldi.

Bir kere DSİ, Belediye mücavir alanlarında izin almadan çalışma yapamaz. Üstelik yapılan çalışma bir protokol ile kurumlar arası anlaşmaya dönüştürülür. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, İzmir Belediye yetkililerinin DSi ve Bakanlığını suçlayan açıklamalarına cevap vermekte geçikmedi.

Bakan Veysel Eroğlu, "Biz kendisine ‘ne zaman istersen ara yardımcı olalım’ dedik. Kendisi, İZSU ve genel müdürleriyle birlikte makamıma geldi. İzmir’deki tüm barajlar DSİ tarafından yapıldı. Gördes Barajı 2011 yılında bitecekti, 2008’de su tutulmaya başlandı bizim çabalarımızla.. Bunun hemen projesinin bitirilmesi gerekiyor. Biz İstanbul’da 7 bin 500 kilometrelik isale hattı döşedik. Bu iş bizim için çocuk oyuncağı. İzmir, bizim canımız ciğerimiz. Belediye başkanı ‘yapamıyoruz, beceremiyoruz’ desin, biz yapalım. Kendisi yapamayınca başkasını suçlamak yanlış. Çamlı Barajı için de müracaat ettiler, ‘biz yapalım’ dediler. Onu da bitiremediler. Sonra ‘biz yapamıyoruz’ diye başvurdular. Dalga mı geçiyorlar. Zaten çalışma çevre düzeni planına işlenmiş. Ancak aradan yıllar geçtiği için bu planının da yenilenmesi gerekiyor. Arsenikle ilgili de gelsin söylesin yardımcı olalım. İzmir Ege’nin yıldızı, orayı susuz bırakmayız. Yapamıyorsa bize müracaat etsin. İsale hattı projesini İZSU yapıyor. Keşke biz yapsaydık. Ama buna rağmen biz yardıma hazırız. Gördes Barajı çalışmalarına bir sürü para gidiyor. DSİ, biliyorsunuz kent içi çalışmalara müdahale edemiyor. Belediyenin 1053 sayılı kanun çerçevesinde bize başvurması ve protokol yapılması gerekiyor." Demekki beceriksizlik, yeni değil...

Bazı gerzek sallama ve dallamaların bundan haberi olmadığından yalan yanlış şeyler ortaya çıkıyor. Bu kurumlar arası resmi sözleşme yada protokol ile Belediyeler DSİ’ye yaptığı çalışma ve hizmetlerin geri ödemesini takvime bağlar. Yani DSİ hiçbir belediyeye babasının hayrına kuyu açmaz, baraj yapmaz, şebeke, ana arter döşemez. Geri ödeme takvimi ve tahaüdü olmadan bir çalışmada yapmaz. İzmir Büyükşehir böyle bir protokol yapmamış, daha önceden görüşmelerde bulunup, karşılıklı mutabakat aramamış kalkıp, "DSİ biran evvel yapsın. ÇED Raporlarını onaylasın" deme hakkı var mı? Aynı şekilde DSİ, Belediye mücavir alanlarında izinsiz çalışma yapamadığı gibi, Belediyelerde kendi mücavire alanları dışındaki yerlerde yapacağı çalışmalarda (baraj, su kanalı, gölet, kuyu açma vb) DSİ veya ilgili kurumlardan izin alır protokol yapar. Bu yerine göre Köy Hizmetleri, Karayolları, Demiryolları, DSİ, Orman Müdürlüğü vb. olabilir.

Bu sebeplerden yani bürokratik işlemlerin sürüncemesini göz önüne alarak, belediye yönetimleri gerekli tedbirleri önceden alma yoluna gitmelidir. Siz bir sene önceki yağış miktarını biliyorsunuz, barajlardaki su düzeyindan haberdarsınız! Tüm verilere rağmen Şubat, Mart aylarında düşen yağış miktarının yetersizliğini tespit edemediniz mi? Neden yazın ortasını beklediniz. Sorun sadece “Arsenikli Su” değil. Gördükki, arsenik miktarı yüksek diye valilik kararı ile kapatılan kuyulardan öncede sonrada su kesintileri devam etti. Hatta kesintiler dayanılmaz hal alınca arsenikli olduğu için kapatılan kuyular valilik kararıyla duyuru şartına bağlanarak, tekrar açılmasına rağmen su kesintileri bitmedi.

Eğer yönettiğiniz şehire bigane ve 6-7 ay öncesini göremiyorsanız bu sizin çuvallamanız ve kabahatinizdir başkasının değil. Ülkemizde Van, Samsun, Niğde gibi daha başka illerdede arsenik miktarları yüksek yerler çıktı. Kuyular kapatıldı. Dolayısı ile uygulama sadece İzmir’e özel ve husumetten kaynaklanan bir durum değil. Tüm bunlara rağmen İzmir içme suyunda bulunan arsenik zehiri mikrogram olarak en yüksek oranlardadır.

Kanser Vakıalarındaki çok yüksek oranların bu sebepten kaynaklandığını öne sürenler var. İzmir kanser bakımından kendisine en yakın Ege iline (Afyon) 3.5 kat fazla illete yakalanmış. Şimdi safça “Afyon ve İzmir’in nüfuzu bir değil” yalaması yapacaklara baştan söyleyeyim; bu oran yüzdelik hesabına göre yapılmış.

Bastırdığın broşürlere "Değerli İzmirliler" yazdırmakla olmuyor. Çok değer veriyorsanız yaşadığınız şehrin musluklarından parasını aldığınız suyu akıtacaksınız. Gerçi bunun CHP zihniyeti ile başarılmasını zor ihtimal... "Sudaki arsenik miktarını AB Standartları seviyesine (10 mikrogram) indirin" çağrısı yapmak, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/07/su-zerinde-siyaset.html talepte bulunmak abesle iştigal olur! Adamlar daha çeşmeden düzenli su akıtamıyorki arseniğini düşürsünler. Arsenikli suyu şebekeye vererek bile su kesintilerini ortadan kaldıramadılar. Biz kalkmış, sudaki arsenik oranını kabul edilebilir seviyelere indirin diyebilelim. lafla peynir gemisi yürüyorsa devam edin bakalım Değerli İzmirliler göz boyacılığına... Hem zehirle, hemde değerli sıfatı ver. sanki bunların değerli olana düşmanlığı var! Daha ne diyeyim?

 

Fıkra: İzmir- Torbalı Fıkraları http://fikralarlatorbali.blogspot.com/ 

 Tedavi Merkezi


İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun evinden çıktığını gören acar gazeteci, hemen yanında biter.
-“Başkanım bir sonraki EXPO için çalışmalarınız varmı?” Kocaoğlu uzun uzun yaptıkarını anlatır. Acar muhabir ikinci sorusunu Konak Meydanı çevre düzenlemesi üzerine sorar, gene uzun uzun cevap veren Kocaoğlu iyice alışmıştır kayıt cihazına! Acar muhabirimiz kıvama geldiğini düşündüğü başkana asıl sorusunu yöneltir;
-“Sayın Başkan içme suyunda bulunan arsenik miktarını niçin İzmirlilerden sakladınız? Arseniğin zararları konusunda uyarmadınız?” Soru hoşuna gitmeyince oradan uzaklaşmayı yeğleyen Kocaoğlu,
-“Hükümet bize çamur atıyor. Bunlar iftiradır. Kusura bakma benim şimdi acil çıkmam lazım. Bir açılışa yetişmem gerekiyor” muhabirin Aziz Kocaoğlu’nun peşini bırakmaya niyeti yoktur;
-"Başkanım ben bu günkü programınıza gözatmıştım. Pöyle bir açılış göremedim Ne açılışı bu?" Biran evvel muhabirden uzaklaşmak isteyen Kocaoğlu resmi araçına binerken cevaplar;
-"Chp’li bir belediye meclis üyemizin yaptırdığı ‘Özel Kanser Tedavi Merkezi


Cenk SARIGÖL

27 Eylül 2008

Cenk Sarıgöl'ün Basın Açıklaması: Karayollarına yada Bana Dava Açın!

Subaşı Belediye Başkanı Doğruları Söylemiyor

Subaşı Belediye Başkanı Erkan Zeylan ile Cenk Sarıgöl arasında Subaşı’da geçtiğimiz ay yaşanan feci kazadan sonra başlayan ‘dilekçe’ tartışması sürüyor. Gazeteci Sarıgöl, dün bir basın açıklaması yaparak Erkan Zeylan’ın kamuoyunu yanılttığını iddia etti.
SUBAŞI Beldesi’nde 5 kişinin ha-yatını kaybettiği kazadan sonra Subaşı Belediyesi’nin Karayolları’na düzenleme için başvurup başvurmadığı ile ilgili tartışmalar bitmek bilmiyor. Cenk Sarıgöl’ün “Subaşı Belediye Başkanı Erkan Zeylan Karayollarına düzenleme ile ilgili dilekçe ulaştırma” iddiasından sonra bir açıklama yapan Zeylan, Karayolları’nın kendi dilekçesi karşılık yolladığı cevap dilekçesini kamuoyu ile paylaşmıştı. Bunun üzerine dün bir basın açık-laması yapan Cenk Sarıgöl, kamuoyunun yanıltıldığını, olayın takipçisi olmaya devam edeceğini belirtti. Sarıgöl, “Zeylan bana ya da Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne dava açsın” dedi.

“SİYASET YAPMIYORUM”

İŞTE Cenk Sarıgöl'ün açıklaması:

“Subaşı Beldesinde yaşanan hepi-mizi üzen 5 canımızı götüren kaza sonrası konunun takipçisi oldum. Erkan Zeylan'ın geldi diye takla attığı Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü yazısına gelmeden önce bu konuya siyaset karıştırdığımız ve alkollü sürücüyü unuttuğumuz hezeyanlarını yanıtlamak isterim. Kaza sonrası ilk yazımda ‘Adam Olmayız Bizhttp://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/adam-olmayz-biz.html en büyük suçun şoförde olduğunu ve alkol tüketimini teşfik eden toplumsal, siyasal yapıdan kaynaklandığını belirtmiştik. Vefat eden canların da hatası vardı yolun ters şeridinden yürüyorlardı. Niye ters şeritte yürüdüklerinin sebebini düşündünüz mü? Yine Zeylan'ın açıklamasına göre ‘Kazanın meydana geldiği yerde olaydan bir gün önce kaldırım çalışması yapıldığını, alt yapı çalışmalarının ardından eğitim öğretime başlanmadan çalışmaların sona ereceğini... Cumartesi günü Tedaş gelerek çalışmanın yapılacağı yerde elektrikleri kesti ve Belediye olarak yolda bulunan ağaçları kesiyoruz...’ denildi. O gece ortalık zifiri karanlık. Görgü tanık-larına göre karşıdan karşıya geçerken vatandaşlar ışıklarından faydalanmak için jandarma karakolunun hizasını tercih ediliyorlardı.

Subaşı Belde Belediye Bşk. Erkan Zeylan

Siyaset karıştırdığımız iddiası ise Ak Parti’den meclis üyesi seçilip, CHPli belediye başkanı olan birisinin bize atacağı çamurdur. Hem neyin siyasetini yapıyoruz? Subaşı Belediyesi tasfiye oluyor, adaylığını açıklayan kimse yok (kendisi dahil), ben mi gelip aday olacağım? Sizi eleştiren sorumluluklarınızı hatırlatan gazeteci, yazar, sivil toplum yöneticileri siyaset yapıyorlar diyemezsiniz. Subaşı Osman Dirik Parkı için düğün, sünnet, nişan yapılabilecek düzenlemeler yapıp, izni kim verdi; Erkan Zeylan. Sorumlu idareciy-sen parkın bahçesine havuz yapa-cağına kazadan bir gün önce başla-dığın çalışmalarına düğün izni ver-meden başlar bitirirdin”

CEVAPSIZ SORULAR VAR

Erkan Zeylan ve Cenk Sarıgöl

ERKAN Zeylan’a gelen cevap di-lekçesi ile ilgili bir takım cevapsız soruların ve çelişkilerin olduğunu belirten Cenk Sarıgöl, söz konusu soruları şu şekilde sıraladı:

1- Karayollarına 18.10.2007 tari-hinde eski bşk. Osman Dirik tarafından verilen dilekçenin konusu “üst geçit” bizim bugüne kadar eleştirilerimiz (ki kaza karşıdan karşıya geçerken meydana gelmedi) 'halk kitlelerinini toplu olarak etkinliklere katılacağı bir yer için niçin yürüyüş yolları, ara güzergahlar, alternatif ulaşım sağlayacak düzenlemeler yapılmadı?' şeklindeydi. Oysa teslim edildiği iddia edilen dilekçe karayollarından sadece üst geçit talep etmekteydi. Yani dilekçe varsa, teslim edilmişsede eksik, yetersiz, kusurludur.

2-Yerleşim yeri içinden geçen Devlet Yollarında Karayolları Bölge Müdürlüğünün uygun görüşü alınmadan hiçbir kişi ya da kuruluş yolda çalışma yapmayı bırakın trafik işaret levhası bile dikemez.” (Şerafettin Şanlı 12 Eylül 2008 tarihli yazısından). Buna rağmen siz kazadan bir gün önce çalışma başlattığınızı gazetelere açıkladınız. Ağaç kesimi ve Tedaş'ın elektirikleri kestiğini de. Madem cevap yazısı olmadan yapabiliyordunuz neden daha önce yapmadınız? Yoksa geldi dediğiniz cevap esas bu çalışmalarla mı ilgiliydi?

3-Gelen cevap yazısında, “Subaşı Beldesi geçişinde karayolları ke-narının yayalar için kullanılamaz durumda olması nedeniyle, karayolları kenarında seyreden yayalar için gerekli tedbirlerin alınmasını ve ilköğretim okulunun bulunduğu bölgede Belediyenizce yapılacak üst geçite izin verilmesini içeren yazınız gereği konu Müdürlüğümüz yetkililerince 2008 yılı Şubat ayında yerinde incelenmiştir. Subaşı Belediye Başkanı ile bir-likte yerinde yapılan inceleme sonucunda; Belde geçişindeki söz konusu kesimde karayolu kenarında yaya kaldırımı yapılmasına, kaldırım için gerekli malzemenin (Bordür ve kilitli parke) Müdürlüğümüzce temin edilerek işçiliğinin Belediyenizce yapılması konusunda mutabık kalınmıştır” deniliyor. Bana bir yetkili çıkıp da ne zamandır devlet kurumları arasında sözlü mutabakat yapılıyor? Yapı-lan mutabakat nasıl oluyor da 8 ay yazıya dökülmeden bekleniyor?
Mutabakat yapan Osman Dirik vefat etti, mutabakat yaptık diyen K.yolları Md. Yrd. İlyas Bulut Allah geçinden versin vefat etse, tayini çıksa ne olacaktı? Erkan Zeylan'ın verdik dediği dilekçede tek kelime 'yaya, yaya yolu, kaldırım, kilit taşı, bordür' kelimesi geçmemesine rağmen gelen cevabın ilk iki parağrafının bizim yazdığımız ve sorumsuzlukla suçladığımız şeyleri içermesi tuhaf değil midir? Etüd yapılmış ve mutabakata varılmış, gazetede bir de bunu yüzü kızarmadan böbürlene böbürlene söyleyen Zeylan, o zaman ne diye kazadan sonra haksız ve sorumsuzca “Tek suçlu verdiğimiz dilekçeye rağmen bir yıldır hiçbirşey yapmayan Karayollarıdır” diye yalan söyledi kamuoyuna? Etüt yapmış adamlar işte, mutabakata varmış ve ihale aşamasına gelinmiş, tarihi belirlen-miş. Oysa bundan senin bırak Belediye Bşk. Sıfatını, meclis üyesi sıfatınla bile haberin olmamış. Bu kadar ilgili ve sorumlusun işte beldenin işleri ile...

4-Dilekçenin sonuna doğru müjde veriyorlar bize, “Geçen süreç içinde idaremizce yaya kaldırımı için gerekli olan bordür temin edilmiş olup, kilit parke temini içinde 23 Eylül 2008 tarihinde ihalesi yapılacak ve muhtemelen ekim ayında temin edilecektir. İZSU tarafından yapılacak olan Alt yapı çalışmalarının tamamlanmasından sonra; yaya kaldırımlarının ekteki projeye uygun olarak Belediyenizce yapılması...
Bakın bakın 8 gün sonra (gelen yazı tarihi 15 Eylül 2008, ihale tarihi 23 Eylül 2008) ihalesi olacak iş için Subaşı Belediyesine yeni yazı gönderiliyor. Üstelik işi Subaşı Belediyesi yapacak. Varmı personeli YOK. Oda ihale edecek. Eğer bu ihale tarihi belliyse, ihale kararı, tarihi, basın ilan kurumunda askı süresi nedir? Üstelik ihale aşamasına gelmiş bir iş Karayollarının Etüt, Proje, Plan, Tedarik aşamalarında hiç haber verilmemiş ama biz yazınca gerek duymuşlar!

5- Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir. 01.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 02.01.2003 tarihli ve 4778 sayılı Kanunla değiştirilen 7'nci madde-sinde, yapılmakta olan işlemin safahatı veya sonucu hakkında, yet-kili makamlarca dilekçe sahiplerine en geç OTUZ GÜN içinde ge-rekçeli olarak cevap verileceği ve sonucun ayrıca bildirileceği hük-müne yer verilmiştir.

“NEDEN ŞİKAYETÇİ OLMADINIZ?”

GÖRDÜĞÜ çelişkileri ve cevap-ız soruları bir bir sıralayan Sarıgöl, açıklamasında Başkan Zeylan’a sorular yöneltti. Sarıgöl,
Sayın Erkan Zeylan, 18.10.2007 tarihinde teslim ettiğiniz dilekçeye 15.09.2008 gibi bir yıl sonra cevap vererek, suç işleyen Karayolları 2. Bölge Müdürlüğüne dava açmayı, suç duyurusunda bulunmayı, görevde ihmalden şikayetçi olmayı düşünüyormusunuz? Aynı kanuna göre, 'Başvuru dilekçelerini alan idari makamlar, dilekçelerin alın-dığı tarih, kayıt numarası ve konu-sunu gösteren alındı belgesini dü-zenleyip, bu alındı belgelerini, her-hangi bir ücret talep etmeden, baş-vuru sahiplerine vereceklerdir...' Sizin var dediğiniz dilekçeye biz “YOK” dedik ve siz kayıt numa-rasını söylemek yerine karayolla-rından cevap beklediniz! Bu alındı belgesi nerede? Biz YOK deyince neden çıkarıp, önümüze atmadınız? Kayıp olduysa, bunu tutmakla yükümlü Subaşı Belediyesinde görevli personel hakkında işlem başlattınız mı?
Ey oyuncular, biz dilekçeyi sorunca 'bizde teslim edilmiş böyle bir dilekçe yok' diyenler. Sonra 'varmış görevli memur, dilekçe posta ile gönderilmiştir diye ilk 5 güne bakmamış!' diyenler. Bakmayanlar, 15.09.2008 tarihli cevap yazısını 18.09.2008 tarihli gazetelere nasıl yetiştirdi? Hemde gazetelerin bir gün önce basıldığını düşünürseniz! 2 günde... Karayollarındakilerle görüşülüp, ricacı olunup, elden alındığından olmasın? Normal Presedürüne inanmadığım bir dilekçe sebebi ile 'Tek suçlu Karayolları' nidaları atarken kendisine, 'bir yıl önce verilmiş dilekçenin takibini yapmamak sorumsuzluktur' demiştik. Gereğini yapmadığı sürecede bu Erkan Zeylan'ın kamuoyunu yanıltmak için kullandığı hokkabazlık olarak boynunda asılı kalacaktır!” şeklinde konuştu.

Konu kapanmadı

SARIGÖL açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
Sayın Erkan Zeylan gazetecilik kariyerim sizin bu kirli oyunlarınıza gelmez. Hangi bürokratik ortaklıklarla iş çevirdiğiniz önemli değil! Ama madem kendinizden bu kadar eminsiniz ya görevi ihmalden Karayollarına dava açın ya da bana. Çünkü sizin geldi dediğiniz cevap yazısı kesinlikle 18/10/2007 tarihli dilekçenize cevap olarak gelmemiştir! Gerçeği istiyorsanız bana dava açın. Çünkü bu ülkede bazı gerçeklerin ortaya çıkması ve yüzlerin kızarması için Bağımsız Türk Mahkemelerine görev düşer. Şimdi ben kriminal inceleme yaptıramayacağım ama ancak siz beni mahkemeye verirseniz buna imkânım olur. Çünkü cevap diye gazetelere uzattığınız, bizi yalanlayacağını düşündüğünüz yazı başka çirkinlikleri getirdi. Ben bu yazının ve içeriğinin sizin 18/10/2007 tarihli yazınıza cevaben yazılmadığını, anormal duruma, içeriğe ve sürece bakarak, sahtekarlık döndüğünü iddia ediyorum. O kadar eminim ki durumdan bana dava açmanızı bekliyorum. Bakalım mahkemelerde kanıtlar dökülünce ‘Bulut’lar ‘Erkan’dan dağılacak mı? Bu konu kapanmadı. Daha yeni başlıyor ve yeni olaylara gebe... Bu dilekçede veya süreçinde veya içeriğinde veya yazımında hata olduğunu yada sahtekarlık döndüğünü düşünüyorum, inanıyorum, kaniyim. Size gerçekdışı ithamlarda bulunuyorsam açın davayıda gerçekleri ortaya çıkaralım. Herhalde savcılığın yolunu biliyorsunuzdur!” dedi.

İlgili Linkler:
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/bamza-gelenden-korkmak.html
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/zanl-suba-belediyesi-geen-hafta-28.html
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/suba-belediyesi-kmaz.html
http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/chp-izmir-suba.html


Cenk SARIGÖL

21 Eylül 2008

Gurgur Dağında Su Gelir!

Arslanlar Köyü İçmesuyu

Torbalı Tarım İlçe ve Sağlık Grup Başkanlığı yetkilileri Arslanlar Köyü’nün içme suyunda aşırı miktarda demir ve metal olduğunu tespit eder. Kesin uyarı yapılır. Çeşme suyu kesinlikle içilmeyecek, çocuklara içirilmeyecek. Muhtara tebliğ edilir;

“köy camii hopörlerinden suyun içilmemesini sık sık vatandaşa duyurun. Bu su içindekiler yüzünden kansızlık yapar.”

Bir hafta sonra numüne almak için tekrar köye gelen görevliler camii minaresinden yayılan sesi hayretle dinlerler;

Değerli misafirlerimiz. Lütfen çeşmeden akan suyu içmeyin. Suyumuz kansızlık yapıyormuş. Arslanlarda kansızlık yok. Kan bol ve kanı bozuk olmadığından biz yıllardır içeriz bize birşey olmadı. Aman diyin siz dikkat edin ne olur ne olmaz! Dokunur hafazanallah” CS (Bu bir fıkradır)

Gurgur Dağında Yar Gelir!” diye bir türkü olsaydı onu uyarladım diyeydim. Bildiğim yok ve uymaz. SU ayrı, farklı hiç uymaz! Ben uyup uymadığına bakmadan koydum başlığı... Geçen yıl Torbalı Belediyesi kendi beceriksizliğinden veya iş bilmezliğinden milleti susuz bıraktı. Su işleri İZSU’ya devredilincede, sanki kendisi dünya beceri şampiyonuymuş gibi ahkam kesmeye başladı. Ahkam ne ya racon kesip İZSU Torbalı bürosunu bile bastılar. Yapılan komedidir. Beceriksizliği birbirine atma, iş bilmezliği, suçu diğerine yıkma yarışıdır. Bütün yaz aylarını susuzluğa nasıl çözüm bulacaklarını ve yaptıklarını dinleterek geçirdiler. Sonuçta millet susuzluktan kırıldı. Size burada bir çırpıda 10-15 aile sayarım, susuzluk yüzenden Torbalıdaki evinde kalmayıp, köydeki hısım-akrabasının yanında, uzaktaki kızı-oğlunun, bacanağının, kayınkardeşinin yazlığında 3-4 ay geçiren.

Geçen yıl İstanbul ve Ankara susuzluk çekti. İstanbul anlaşılabilir, muazzam bir nufuz var ve çok hızlı artıyor. Ama Ankara kendi beceriksizliğinden susuz bıraktı vatandaşını... Aynı dönemde İzmir pek sorun yaşamadı. Tasarruf tedbirleri aldıklarını ve uyguladıklarını açıkladılar. Kış aylarında harıl harıl çalışan İst. B.şehir Melen Çayı ve Ank. B.şehir Kızılırmaksuyu projelerini tamamladı. İşlerine geldiğinde ağızlarından “bilim, çağdaşlık, uygarlık, modernlik” kelimelerini düşürmeyenler, Allah lafsından yüz buranlar, işlerini kadere bıraktı. “gayret bizden, takdir Allah’tan” sözünü “yatmak bizden, takdir Allah’tan” şeklinde anladılar sanırım. Artık tasarrufu bile bıraktılar! 13 tona kadar 10 ykrş. düşürdükleri ücretlendirme ile suyun kullanımının sakıncalı olduğunu faturalara yazmamak için fatura göndermeyi kestiler. “Ne alakası var?” diyecekler ya hokkabazdır yada yardımcısı... İçme sularında kademeli ücretlendirme tasarruf sağlamak için yapılır.

Örneğin, tasarrufu teşfik için, 5 tona kadar düşük, sonra 10 tona kadar biraz daha fazla, 20 tonu geçen tonajda ise ilkilk kademe fiyatın en az 5 katı fiyatlandırma yapılır. siz sadece üzerinde "bu su içmeye elverişli değildir" yazan fatura göndermemek için suyu neredeyse bedavaya veriyorsunuz. Böylece "ücretlendirilen suyun fatura maliyetini kurtarmadığı" gerekçesine sığınarak, 4 ay fatura göndermeyecekler. Bu sırada umutları yağmur ve tarımsal sulama sezonunun bitmesiyle yükselecek su seviyesi sayesinde arsenik oranı (doğal yollardan) düşecektir! Böylece gönderilecek 4 aylık birikmiş faturalar üzerine 'suyumuz içmeye elverişsiz' yazmaya gerek kalmadan gönderilecektir. Bu bile kendi başına büyük bir çirkinliktir.

Kusura bakmayın ama hep söyledim ve yazdım. Parasını aldığı hizmeti yerine getirmeyen (ki bu hizmet tekel olarak emrindedir) yerel yönetim en beceriksiz ve adi yönetimdir. Hep özelleştime, özelleştirme denilir ya? İnanın ben bu içme suyununda belediyelerin elinden alınıp, özelleştirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Görün bak vatandaş! şebekesini kendi şirketinin dağıtım ağına abone etsin diye ne kapmanyalar yapılıyor. Hiç susuz kalıyor musunuz? Şaşal su akıtsalar şaşmam doğrusu!

Gurgur Dağında su bulduk” diye çığıranların çıkan suyun hala şebekeye verilmemiş olmasını nasıl açıklamadıklarını hayretle bekliyorum. Acaba suyun şebekeye verilmemesinin sebebi Arslanlar Köy suyunda tespit edilen aşırı demir ve metal yoğunluğundan sebep olmasın? Gurgur dediğin Arslanların kuzeybatısı. Aynı damar suyu olmaları muhtemeldir. Bu durumda içeriğinde yoğun metal barındıran tüm sular gibi çökelti havuzlarından geçmeden şebekeye veremezsin. Normal deposu bile (2 tane var gene canım ayaklı ve gömme) olmayan bir ilçenin bu işine gelmez. Alışmışlar direkt şebekeye bağlamaya.

Hani ben hep seneyede bu konuyu yazıyor olacağımı düşünüyorum diye yazıyorum ya. Sebepleri çok. Bu Gurgur Dağından Güldür Güldür su çıktı, şebekeye bağladıkmı sorun bitecek diyenler var. Zor canım be çok zor. Bir kere sizin şimdi var dediğiniz su seneye kesilebilir! Neden? Arslanlar Köyü Tarımsal Sulama Kooperatifi bu yaz elektrik borçlarından dolayı çalışmadı. İZSU’nun yeni kuyularının tam doğusunda 4 tane 5,6,8,10 inçlik kuyular bunlar. Çalıştıklarında şimdiki suyun çıkış hızıyla Torbalının su sorunu çözüldü diye düşünenlerin damağını kuruturlar!

Muhalefet partilerinden bir kısmıda akıllara ziyan şekilde iktidar partisi ilçe başkanını ve iktidarı (DSİ ve Çevre Orman Bakanlığını) suçluyor susuzluktan dolayı. Ağır olun beyler bayanlar! Önce öğrenin

DSİ, kent içi çalışmalara müdahale edemez. Belediyenin 1053 sayılı kanun çerçevesinde DSİ’ye başvurması ve protokol yapılması gerekir.

Ak Parti İlçe Başkanı Mahmut Atilla Kaya

Varmı böyle başvuru? YOK. Varda ret mi edilmiş? HAYIR. Ya azıcık insaflı olun. Eğer bunları cahillikten söylediyseniz öğrenirsiniz kolay! Ama bu kanundan haberiniz varda yumurtladıysanız “YALAKALIĞIN” bu kadarı ayıptır. Hoş uzun cevabında “sağcılık” tan başka bu şeyler konuşmayan Atilla Kaya ilgili kanundan haberdarmıydı? Peki olsaydı bunuda cevaplarını desteklemek için kullanmaz mıydı? Soruların uçu açık.

Ana sebep sonraki yazıya, büyük gündem değişikliği olmaz ise geleceğim. Mevcutta görünen ve demeçler veren adaylar bu sorunu çözemez. Teşhisleri yanlış ki tedavileri nasıl doğru olsun? Zaten Yetkileride yok artık...

Cenk SARIGÖL

13 Eylül 2008

Torbalıda Fıkra Manşet'i

Fıkra Bu ya...
Torbalı
nın acar gazetecilerinden birisi Manşet’ine sıkıntı çekiyormuş. Çevresindekiler, ‘su sorunu devam ediyor, ilçe parti bşk.ları toplantı yaptı, İZSU sondaj yapıyormuş, Halk Müziği Konseri var, Subaşı Belediye Başkanı teslim edilmemiş bir dilekçeye dayanarak, karayollarını suçluyormuş vs.’ Diye öneri getirmişler. Muhabir,
-Onlar artık bayat, su sorunu iki yıldır devam ediyor, Torbalı Belediyeside susuz bıraktı, İZSUda, halk müziği konseri, sanat müziğide standart artık. Subaşı haberi okunmaz.
-Peki ne yapacaksın öyleyse?
-Ben bir bakayım yazarlardan ‘makale fıkrası’, ‘fıkra yazısı’, ‘yazılı fıkra köşesi’ yapan olduysa içinden bir şey bulurum artık? Madein CS

 

Kendi Heykelini Dikesice Adam

İsmail Uygur kendi ve eşinin heykelini yaptırmıştı meydana

Bundan tam 2yıl önce Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur kendi ve eşlerinin heykelciklerini yeni meydana (Atatürk Meydanı) Atatürk heykelinin sağ ve soluna kondurdu. Bu olay üzerine gazetecilere (samanyoluhaber) Uygur, “Atatürk'ün yanında bayrak tutan bir genç olmayı kim istemez ki? Atatürk’ün yanında olmak şereftir... Böyle bir düşüncem olsaydı, altına ismimi yazardım, ama başkanlığı bırakmadan önce de kendi heykelimi yapacağım ve altına İsmail Uygur diye yazacağım." Dedi.

Heykel olayının patladığı sırada İsmail Uygur “görevi kötüye kullanmak” suçundan yargı önündeydi... Böyle bir şeyi başka bir belediye başkanı yaptı diyelim ama yolsuzluk, rüşvet, zimmet ve ahlaksızlıktan yargılanıyor. Ve kendini Atatürk’ün yanına konduruyor! Devam eden mahkeme sürecinde suçu sabit görülerek, hapise düştü. Hayal edin, Atatürk Heykelinin yanında yolsuzluktan, rüşvetten, zimmetten, ahlaksızlıktan mahkum bir adamın heykeli var! İşte bu yüzden Atatürk Heykellerinin yanına yapılacak heykel yüzleri anonim denilen bir çok kişinin karması şekilde yapılır. Heykeltraş enaz 5 ayrı kişinini çeşitli perspektiflerini kullanrak heykelde anonim bir yüz ortaya çıkarmaya çalışır.Bana göre Uygur bu hareketi ile Atatürk’e hakaret etmişti. Herkes Atatürk’ün yanında heykeli olsun istebilirdi. Peki Atatürk herkesi yanında istermiydi? Bunu mizahla anlatmak, güldürmek, düşündürmek, İsmail Uygur’un kendi düştüğü komik durum ve Torbalı’ya yaşattığı utançı fıkra formatında aktardım. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/chp-izmir-suba.html 

Torbalı Manşet Gazetesi bu fıkrada geçen bir kelimeden hareketle mizah yoksunu olduğunu (yada tam tersi) sandığım bir vatandaşımızın şikayetini manşetine taşımış. Hadi diyelim ki bunun haber değeri var. Yaptın. Manşetlik değeri nerden geliyor? Başka bir gazeteye saldırma, başka gazetenin yazarını eleştirme hazzından mı? Köşe yazısında “bir yazarın makalesinde yaptığı gaf yüzünden mahkemelik olduğunu okudunuz” Daha makale ile fıkra arasındaki farkın ne olduğundan habersiz! Yada haberlidirde işine gelmiyordur.

Atatürk ‘lan’ der mi?” diye köşe yazısına başlık atmışlar. Fıkrada geçen “Eğer Gündoğdu meydanındaki heykeli konuşsa sanırım derdi!” olayı nasıl saptırdıklarınızı görün diye kurdum cümleyi. Fıkradaki hangi kelimeleri söylerdi! Hangi vali yardımcısıyla konuşurdu! İsmail Uygur’a kızarmıydı! Manşete bak be hey! Fıkra zaten güldürmek ve düşündürmek için bir kurgudur. KURGU. Manşetin sorusuna gelince Atatürk, ‘LAN’ı kelime içindede olsa muhakkak kullanmıştır! Bunu adım gibi, sizin fıkrayı gazete yazısı ve makale ile karıştırmayı bildiğiniz kadar biliyorum!

Atatürk ‘lan’ der mi?” hayal gücünüzden bunu mu çıkarabildiniz FIKRAdan? Ben size yeni şikayet konuları bulmada yardımcı olayım;
-Atatürk Heykeli konuşur mu?
-Hele İsmail Uygur ile konuşşur muydu?
-Sabahın köründe çöpcülerin olduğu meydanda tek başına ne yapıyor? Atatürk gibi bir lider yanlız orda durur mu?
-‘Şiişşşt’ der miydi?
-‘destur’ der miydi?
- Gölgesinde oturanların dedikodularına izinsiz kulak misafiri olur muydu?
-Birgün önce ‘vali vekili’ dediğine ‘yaver’ diye hitap eder miydi? Yani unutkan mıydı? (unutkan ve bunamış olduğunu vurguladığımı iddia edersenizde şaşırmam hani!!!)
Benim yazdığım fıkradan bunlarıda çıkarıp, şikayet konusu edebilirsiniz. Fakat fıkralardan çok daha komiksiniz.
Madem araştırıyorsunuz,
-Gündoğdu Meydanındaki Atatürk heykeli konuşuyor mu?
-Hangi vali yardımcısına seslendi,
-Gölgesinde oturan vatandaşlar kimdi?
-İsmail Uygur’u sadece azarlayarak bıraktı mı?

Tekrar ediyorum o bir fıkra, gülmece ve Atatürk’e karşı yapılmış asıl hakaretin üzerinde düşünmeyi sağlamak için yazıldı. Sonra ben bir yazıyı yazarken, mahkeme aşamasını, o şikayet edermi? Bu nasıl anlar diye yazmam.Birazda hukuk dersi, birisi beni mahkemeye vermedi. Savcılığa şikayet etti. İkisi aynı şey değildir. Bu fıkra yüzünden birisi beni savcılığa verecek diye bilsem, gene yazardım. O yüzden bu talihsiz bir YAZI değil, talihli bir FIKRAdır. Talihide Manşetlerden duyurulan bir fıkra olmasından kaynaklanır. ne talihli fıkraymış, sadece yayınlanmakla kalmıyor MANŞETte kendine yer buluyor. Bende fıkrası manşetlere çekilen yazar olarak böbürleneyim bari..!

Şikayetçi beyfendi Ufuk Çakmak bana mail atmış, ilgisine hassasiyetine teşekkür ederim. Atatürk üzerinden prim yapmaya çalışıyormuşum. Böyle anlamış demek. Eh be kardeşim ben neden buna gerek duyayım? Bak sen nasıl prim yapıyorsun hem Atatürk hemde bizim üzerimizden Manşetlerdesin! Sana kolay gelsin. Yinede bir okuyucunun ‘ben buradayım ve böyle anladım’ demesi yazar için çok önemlidir. Ufuk Çakmak’a tekrar teşekkürler.

Son olarak, Fıkraları bundan sonra umarım FIKRA olarak okursunuz. Ama ben yazdığım fıkradan sonra bu kadar güleceğimi hiç sanmazdım. Özelliklede size...

Cenk SARIGÖL

6 Eylül 2008

Edi ile Büdü İzmir ve Torbalı

           Edi ile Büdü

İzmir Büyükşehir İZSU) ile Torbalı Belediyesi arasında yaşanan komediyi seyrediyor musunuz? Hacıvat ile Karagöz gibi mubarekler. Burada kim Edi, kim Büdü ayırmak zor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu daha sakin ve ÇelebiSayın Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur Hacıya gidip gelmiş olsa gölge oyunu karakterleri netleşirdi ama... Akmayan suyun kavgasını veriyor görünmeleri nasıl bir tiyatro oyunudur? Trajik, dram, trajikomik, macera, gerilim olabilir mi? Bu arada fatura tahsilatlarına devam. Merak ediyorum bu İzmir fiyatlandırması Torbalı için geçerli olacak mı? Gündemi takip edenler bilir! Büyükşehir belediyesine Sağlık Bakanlığı tarafından “su içilemez ve gıda üretiminde kullanılamaz” ibaresi konulmasını zorunlu kıldı. Arsenik miktarının normal değerlerin çok çok üstünde çıkmasından dolayı getirilen zorunluluktan, şark kurnazlığıyla kurtulmaz isteyen İzmir B.şehir bld. Su ücretlerini 0-13 metreküp arası suyun metreküpü 10 YKr olarak düşürdü. Böylece “ALINACAK SU PARASI FATURA MALİYETİNİ KARŞILAMIYOR” gerekçesi oluşturarak, fatura göndermemenin yolunu buldular! Ayrıntılı yazımız için http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/pabuumun-arseniki-halklar.html bakabilirsiniz.

Ağustos ayından geçerli olmak üzere konutlarda 0- 13 ton arası ton başına 1.19 YTL olan tarife 10 Yeni Kuruş'a indirildi. Ucuz tarife, arsenik arıtma sistemleri devreye girinceye kadar en az 4 ay geçerli olacak. Olacakta Torbalı’nın su işleri ve faturalandırması İZSU tarafından yapıldığına göre bizleri kapsıyacak mı acaba? Yoksa sadece arsenikli suyun fiyatını mı düşürdü bu CHP’liler? Kırmızı Örümcek zararlısı için zehir değil ki bu arsenik. İnsanlardan kendilerini zehirledikleri su için parada alınması çok ayıp olurdu zaten. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bu su işini hakkaten beceremiyor yav. Bir de millete yalan söylemedi mi CHP milletvekili Bülent Baratalı ile iğrenç bir durum doğdu. Ben asıl Ank. B.şehir Bld. Bşk. Melih Gökçek, İzmir suyundaki arsenik miktarını açıklamasa http://cenksarigol.blogspot.com/2008/07/su-zerinde-siyaset.html bunlar ne zaman açıklayacaktı onu merak ediyorum. Baştan inkar ettiler. Ardından “önceden suda arsenik miktarının yüksek olduğunu biliyorduk” dediler. Beyanı kabahatinden beter bunların. Kardeşim madem biliyordun neden bu millete sabah akşam zehirli su içirdin? Uyarmadın, hiç vicdanınız sızlamadı mı beşiktekinden, okullusuna körpeleri zehirlemeye?

Torbalı bu yazda susuzluktan kavruldu. Geçen yazda susuzdu birçok mahallemiz. Gelecek yaz gene kavrulacağını öngörmek medyumluk değil, donanım ister. Ben bu kış bile susuzluk çeken üst katlarımız olacağını tahmin ediyorum. Geçen sene belediye halkına su verememiş ve beceriksizliğini “Küresel Isınma” olgusuna atmıştı. Hatta sık sık İstanbul ve Ankara örnek gösterildi.”heryerde su sıkıntısı var” denilerek, ama ne oldu? İst. Melen Çayı Projesini tamamladı ve bu yıl kısa süreli kesintileri saymazsak, sorun yaşamadı. Ankara ise çok daha büyük bir proje tamamladı. Kızılırmak Suyu, DSİ’nin 10 yılda bir hatla getirmeyi planladığı suyu, 3 hat çekerek bir yılda getiren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bunu birde arıtmadan geçirerek şebekeye veriyordu. Ayrıca Kızılırmakta normal akışında yüksek olan arsenik oranı AB Standartlarının bile altına düşüldü. Bu yıl Ankarada susuzluk kaynaklı hiç kesinti olmadı. Siz ne yaptını bu arada? Hangi projeyi tamamladınız? İZSU’ya su işlerini devredince sorumluluğunuz kaltı mı?Torbalı Belediyemiz zabıtalarımız eşliğinde İZSU Torbalı’yı bastı. Ne kadar komik ya? Sayın Uygur açıklama yapıyor, “İZSU beceriksiz, halkımızı susuz bırakıyor, çalışmıyor” orası doğru sayın Uygur. Peki senin İZSU’ya devrettiğin belediye beceriksizde geçen yıl İZSU devrede yokken niye susuzluk çekti bu halk? Komedi filmi çevirip, Edi ile Büdü rolleri oynamanın göz boyacılık olduğunu anlamıyormuyuz biz?

Siz Torbalı Belediyesi ve Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur olarak sen zaten şarıl şarıl akan çeşmeler devretmediniz ki İZSU’ya... Diğer taraftan Torbalı’nın çektiği su sıkıntısı kesinlikle su azlığından değil. Su kaynaklarının verimli kullanılmaması ve şebeke kayıplarındandır. Linki yukarda var “Su Üstünden Siyaset” yazımızda bunu ayrıntılı yazdık. Bir daha yazmam gerektiğini anladım. Kıtlık var çünkü! Ayrıca burda biz yazdıkça bir açıklama gönderme zahmetinde bulunmayan, yazılanlarla ilgili 5-6 sene öncesinin verilerini verirken basını bilgilendirme gereği hissetmeyen Torbalı Belediyesi Basın Bürosunun ne iş yaptığını merak ediyorum. Biz halk adına çıkış arıyor, sorumlulara hesap uzatıyoruz. Okumuyormusunuz bu gazeteyi yani? Tabii ciddi işlerde yoksunuz ortada ama sulu işlere varsınız. Komediyi seviyorsunuz. Kim Edi, Kim Büdü hiç farketmez. Ortada dönen çocuk komedisini hep beraber seyrediyoruz. Keşke belediye yönetmek yerine senaryo yazıp, artizlik yapsaymışınız..!


Cenk SARIGÖL