DSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2008

Çev. ve Orman Bak. Prof.Dr.V.Eroğlu Röportajı II


DSİ'nin İzmir Yatırımlarıİzmir’in içme suyunda görülen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından dile getirileren “Arsenikli Su” ve diğer su ve sulama çalışmalarını Çevre Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, Basın Danışmanı Cemal Nogay’ında hazır bulunduğu bir ropörtaj sırasında yöneltti. İZSU tarafından dağıtılan buroşürlerde üstü kapalı olarak suçlanan DSİ, Gördes Barajı konusunda ve İstanbul’a nazaran İzmir’e yatırım yapılmadığı yada savsaklandığı yönünde ithamlara maruz kalan Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili iddialara Sayın Eroğlu tarafından içtenlikle cevap verildi. Röportajın ilk bölümüne http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/evre-ve-orman-bakanmz-profdrveysel.html bakabilirsiniz.

Cenk Sarıgöl: Geçen yıl su tasarrufuna ilk başlayan belediye İzmir Büyükşehir. Bu yıl arsenikli suyun tesbitinden sonra su 13 ton'a kadar 10 ykrş.'a düşürdü. Bu durum tasarruf çağrılarıyla örtüşüyor mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Ülkemizin kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar m3tür. Bu suyun %36’sına tekabül eden 40.1 milyar m3ü kullanılmaktadır. 2007 yılı itibariyle ülkemizde kişi başına düşen su miktarı 1.600 m3 olup, gelişmiş ülke ortalamalarının altında kalan bu rakam Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı anlamına gelmektedir. Suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız. Su tasarrufuna teşfik için bazı fiyatlandırma teknikleri tüm dünyada kullanılıyor. Su zengini de su fakiri de değiliz. Bu nedenle kaynaklarımızı iyi değerlendirerek suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız.

Cenk Sarıgöl: Gerçekten iller arasında bir çifte standart var mı? Mesela yıllarca İstanbul’da görev yapmanın vermiş olduğu kayırma olabilir mi?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bir şehri susuz bırakmanın faturası su temin yatırımlarının maliyetinden çok daha fazladır. Susuzluktan dolayı binaların depo yaptırması vb. salgın hastalıklar, ilaç maliyetlerini düşünün .O halde her şehre yeterli miktarda ve iyi evsafta su verilmesi şarttır.
Ben 05 Mayıs 1994 tarihinde İSKİ Genel Müdürü olduğumda bazı mahallelere 15 günde bir su verilebiliyordu. Ancak gece gündüz çalışarak İstanbul’un su meselesini kökünden çözdük. Biz su sıkıntısını ele alırken önceliği sorunlu olan illere veriyoruz. Bu anlamda öncelik, ihtiyacın aciliyetine göre belirleniyor. Su sorununu bir bütün olarak ele alıp çözümü için eylem planı hazırladık.
2008- 2012 İçme, Kullanma ve Sanayi Suyu Eylem Planı ile Türkiye genelindeki 81 il merkezinde mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulan içme, kullanma ve sanayi suyu miktarları her il merkezi için ayrı ayrı tespit edilmiştir.
Halihazırda içme uyu ihtiyacı yeterli olarak karşılanamayan il merkezleri ile yakın gelecekte içme suyu sıkıntısı yaşayabilecek il merkezlerinde yapılması gerekli yatırımlar ve maliyetleri de belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucu 81 il merkezinde adrese dayalı nüfus kayıt sistemi 2007 nüfus sayımı neticelerine göre toplam olarak 39,8 milyon kişinin yaşadığı belirlenmiştir. İl merkezlerinde hâlihazırda ihtiyaç duyulan toplam su miktarının yıllık 3,4 milyar m3 olduğu, il merkezlerine temin edilen toplam içme, kullanma ve sanayi suyu miktarının ise yıllık 4,9 milyar m3 olduğu tespit edilmiştir.

Cenk Sarıgöl: Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınızla, İzmir kent içme suyunu karşılamaya dönük ve katkı sunacak, neler yaptınız, hangi projeleri tamamladınız veya devam ettiriyorsunuz?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir Büyükşehir alanının içme-kullanma ve endüstriyel su ihtiyaçlarını karşılayacak projeleri ortaya koymak amacıyla İzmir İçme Suyu Projesi Master Plan raporu DSİ tarafından 1971 yılında yaptırılmıştır. Bu proje kapsamında Menemen Yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajından toplam 280 hm3/yıl su kullanıma sunulmuştur. Bu proje öncesinde DSİ’ce gerçekleştirilen Halkapınar Kaynakları geliştirilmesi ve bazı yeraltı suyu kuyularından elde edilen 72 hm3/yıl su ile birlikte İzmir kentine 352 hm3/yıl su sağlanmıştır.
Halen DSİ uygulama programında bulunan İzmir İçme Suyu II. Merhale Projesi kapsamında Manisa ilinde inşaatı devam eden Gördes Barajından İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir. Proje kapsamında 114 km uzunluğunda boru hattı, 365 000 m3/gün kapasiteli arıtma tesisi ve pompa istasyonu bulunmaktadır. Gördes Barajı inşaatı 2008 yılı sonunda bitirilecek ve su tutmaya başlanacaktır. Bu nedenle Arıtma Tesisi ve İletim Hattı Uygulama Projeleri İZSU’ca acilen bitirilmesi gerekmektedir. Bu iki barajımızın dışında şu anda inşaatı devam etmekte olan ve İzmir İçme suyu II. Merhale Projesi adı altında yapımı sürdürülen Gördes Barajı inşaatında 30.11.2008 tarihinde su tutulacak olup, barajın yıl sonunda bitirilmesi planlanmaktadır.
Projenin Gördes Barajından sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajından 45 hm3/yıl, Başlamış Barajından 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajından 89 hm3/yıl suyun İzmir kentine verilmesi planlanmıştır.
Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 235 hm3/yıl daha su sağlanarak 2028 yılına kadar toplam 587 hm3/yıl su temin edilmiş olacaktır.

Cenk Sarıgöl: Ödemiş Beydağ Barajı bitti. Suyun tasarruflu kullanılması adına, Tarım Bakanlığı veya Ziraat Odaları ile çalışmalarınız nasıl?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Herkesin su kullanımına özen göstermesi, bu konuda toplumsal hassasiyetin artırılması ve tasarrufa önem verilmesi lazımdır. Çünkü kişi başına düşen yıllık 1.600 m3 su miktarı dikkate alındığında “su azlığı yaşayan” bir ülke konumundadır.

Cenk Sarıgöl: Bayındır Zeytinova (Falaka) Barajı sanırım proje aşamasını geçti, nedir son durum?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: İzmir ili Bayındır ilçesi, Zeytinova Beldesi sınırlarında Falaka çayı üzerinde yer almaktadır. Planlama raporunda Burgaz Barajı olarak adlandırılan Zeytinova Barajı sulama amaçlı olup, Bayındır merkez ilçesi, Zeytinova beldesi, Buruncuk, Ergenli, Pınarlı, Turan, Yakacık, Yusuflu ve Derebaşı köylerinde 2 559 ha tarım arazisi sulanacaktır.
DSİ Genel Müdürlüğü’nce Kati Projesinin yapım işi 02.03.2007 tarihinde ihale edilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür. 2009 yılında inşaatın başlaması öngörülmektedir.

Cenk Sarıgöl: Küçük Menderes havzasında proje aşamasında yürütülen çalışmalar mevcut mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Planlaması ve uygulama projesi tamamlanan yatırım programında bulunan projelerimiz:
-Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ Sulaması Küçükmenderes havzası içinde yer almaktadır. Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ sulaması ile 19 650 ha.lık alan, Beydağ barajından sulanacaktır. Ödemiş Beydağ Sulaması Yap İşlet Devret Modeli ile ihale edilmesi için Yüksek Planlama Kurulunun onayına sunulmuştur
-İzmir-Ödemiş Aktaş Barajı Aktaş deresi üzerinde yeralmaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, İlkurşun, Yusufdere, Bülbüldere, Sekiköy, Şirinköy, Yeniköy köyleri ve Kayaköy beldesinde 1 538 ha tarım arazisi sulanacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır. Fizibilite Raporu Devlet Planlama Teşkilatı’nın onayına sunulmuştur.
-İzmir-Ödemiş Rahmanlar Barajı İzmir ili Ödemiş ilçesi Rahmanlar deresi üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama ve içmesuyu amaçlı olup, Yeniceköy, Üzümlü, Ortaköy, Karadoğan ve Demircili köylerinde 1 494 ha tarım arazisi sulanacak ve Ödemiş ilçesine 9,36 hm³/yıl içme suyu sağlayacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır.
*Planlaması tamamlanan ve uygulama projesi devam eden projelerimiz ise;
-İzmir-Ödemiş Bademli Barajı Ödemiş ilçesi Pirinççi çayı üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, Ödemiş ilçesine bağlı Bademli, Ovakent, Pirinççi ve Kemerler köylerinde 1 048 ha tarım arazisi sulanacaktır. 27.02.2007 tarihinde kati proje yapımı ihalesi gerçekleştirilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür.
-Küçükmenderes Projesi Uladı Barajı Küçükmenderes nehrinin kolarından olan Uladı çayı üzerinde yapılması planlanan Uladı Barajı 106,0 m yüksekliğinde kum çakıl dolgu tipinde bir barajdır. Uladı barajı ile Canlı beldesi, Kızılcaavlu, Yakapınar, Çıplak, Karaveliler, Elifli, Kızılova, Çiftçigediği, Arıkbaşı, Çırpı, Hasköy, Yeniçiftlik köylerine ait brüt 4 661 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları 2007 yılı sonu itibariyle tamamlanmış olup 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
*Planlaması devam eden projelerimiz de;
-İzmir Bayındır Projesi Ergenli Barajı Ilıca deresi üzerinde yapılması planlanan Ergenli barajı sulama amaçlı olup 92 m yükseklikte, ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipinde bir barajdır. Ergenli barajı ile Bayındır Merkez İlçesi ve Yusuflu, Turan, Ergenli, Fırınlı, Karahalilli, Tokatbaşı köylerine ait brüt 3 156 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları devam etmekte olup 2008 yılı sonunda tamamlanacaktır. 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
Ayrıca Küçük Menderes Projesi ile Küçükmenderes nehri ana yatağı ve 34 adet yan derelerin taşkın ve rüsubat kontrolü ile Kiraz ilçesi ve 10 yerleşim yerinde 14 394 ha arazinin taşkından korunması amaçlanmıştır.
Proje kapsamında yer alan 1 adet derede yukarı havza ve mansap çalışmaları yapılarak ıslahı tamamlanmıştır. 10 adet derenin ıslah çalışmaları bütçe ödenekleri çerçevesinde devam etmektedir. Tüm yan derelerin ıslah çalışmaları tamamlandıktan sonra Küçükmenderes ana yatağında ıslahı çalışmaları tamamlanacaktır. Bu bağlamda hem küçük su işleri hem de büyük su işleri programında inşaat faaliyetleri devam etmektedir.

Cenk Sarıgöl: Son olarak İzmir ve İzmirlilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bede Egeliyim. Afyonluyum. Dolayısı ile ülkemizin her köşesi gibi Egemizin incisi İzmir için elimizden gelen ne ise yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda vatandaşlarımızın hiç şüphesi olmasın.

12 Kasım 2008

Çevre ve Orman Bakanımız Prof.Dr.Veysel Eroğlu Röportajı

DSİ'nin İzmir Yatırımları


İzmir’in içme suyunda görülen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından dile getirileren “Arsenikli Su” ve diğer su ve sulama çalışmalarını Çevre Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, Basın Danışmanı Cemal Nogay’ında hazır bulunduğu bir ropörtaj sırasında yöneltti. İZSU tarafından dağıtılan buroşürlerde üstü kapalı olarak suçlanan DSİ, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/deerli-izmirliler.html Gördes Barajı konusunda ve İstanbul’a nazaran İzmir’e yatırım yapılmadığı yada savsaklandığı yönünde ithamlara maruz kalan Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili iddialara Sayın Eroğlu tarafından içtenlikle cevap verildi.

Cenk Sarıgöl: İzmir’de yaşanan 'arsenikli' su skandalını Büyükşehir Belediyesi önce inkar etti, sonrasında kabul etmek zorunda kaldı. Çevre ve Orman Bakanlığının bu konuda önceden bilgisi var mıydı?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: Bakanlığımız su konusunda ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda gerekli projeleri imkanlar ölçüsünde hayata geçirmektedir. İzmir ilimizin içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacı da kurumumuz tarafından bilinmekte ve diğer bütün illerimizde olduğu gibi ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmekte ve gerekli her türlü tedbir alınmaktadır.
İzmir de yaşanan sudaki arsenik paremetrelerindeki artışlarla ilgili Bakanlığımıza önceden bir bilgi verilmemiştir. DSİ içme suyu kaynaklarının su teminine yönelik çalışmaları yürütmekte olup, su kaynaklarının kirlilik tesbiti ve kontrolleri İZSU tarafından yapılmaktadır.

Cenk Sarıgöl: Geçen yıl Ankara ve İstanbul’da su kesintileri ve susuzluk yaşanırken, bu yıl Melen Çayı ve Kızılırmak projeleriyle sorunu aşmış göründüler. Peki, geçen sene sıkıntı yaşamayan İzmir bu yıl neden bu kadar zor duruma düştü? Belediye 'küresel ısınmaya' bağladı durumu. Sizin de doğal olarak yaptığınız tespitler vardır. Geçen yıla göre bu yıl yağış oranı İzmir su havzasında ne kadar düştü?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir ilimizle alakalı olarak Kurumumuz tarafından yapılan çalışmaları özetlemek gerekirse;
İzmir Büyükşehir yerleşim alanının içme-kullanma ve endüstriyel su ihtiyaçlarını karşılayacak projeleri belirlemek için, 1971 yılında DSİ tarafından “İzmir İçme suyu Projesi Master Plan Çalışması” yapılarak bir rapor hazırlanmıştır. Bu çalışma kapsamında Menemen Yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajı’ndan toplam 280 hm3/yıl su kullanıma sunulmuştur. Bu proje öncesinde DSİ’ce gerçekleştirilen Halkapınar Kaynakları geliştirilmesi ve bazı yer altı suyu kuyularından elde edilen 72 hm3/yıl su ile birlikte İzmir şehrine DSİ tarafından yapılan tesislerden 352 hm3/yıl su sağlanmıştır.

2007 yılı itibariyle İZSU’dan alınan veriler doğrultusunda Tahtalı Barajından 67,7 hm3/yıl, Göksu ve Sarıkız kaynaklarından 81,3 hm3/yıl, Menemen kaynaklarından 0,5 hm3/yıl, Halkapınar kaynaklarından 37,8 hm3/yıl, Pınarbaşı kaynaklarından 1,1 hm3/yıl olmak üzere toplam 198,4 hm3/yıl su kullanılmıştır.
2012 yılına kadar İzmir ilinin içme suyu ihtiyacı mevcut yeraltı ve yerüstü kaynakları ile karşılanacaktır.
Halen uygulama programında bulunan İzmir İçme suyu II. Merhale Projesi kapsamında Manisa ilinde inşaatı devam eden Gördes Barajı’ndan İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir. Proje kapsamında 114 km uzunluğunda boru hattı, 365 000 m3/gün kapasiteli arıtma tesisi ve pompa istasyonu bulunmaktadır. Projenin Gördes Barajı’ndan sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajı’ndan 45 hm3/yıl, Başlamış Barajı’ndan 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajı’ndan 89 hm3/yıl suyun İzmir kentine verilmesi planlanmıştır. Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 235 hm3/yıl daha su sağlanarak 2028 yılına kadar toplam 587 hm3/yıl su temin edilmiş olacaktır.
Yiğitler Barajı ilgili olarak da; kati proje yapımı DSİ Genel Müdürlüğümüzce 20.02.2007 tarihinde ihale edilmiş olup, 19.10.2008 tarihinde tamamlanacaktır.
Yağış oranlarına baktığımızda; İzmir ilinin uzun yıllar yağış ortalaması 689.9 mm dir. DMİ İzmir Bölge Müdürlüğü verilerine göre yağış yılı kabul edilen Eylül 2006- Eylül 2007 dönemi ortalaması 335.8 mm iken Ekim 2007- Eylül 2008 yağış dönemi ortalaması 559.8 mm olup, uzun yıllar ortalamasının %30 altında olduğu görülmektedir.

Cenk Sarıgöl: İzmir Büyükşehir belediyesi dağıttığı bir broşüre de üstü örtülü olarak, Hükümeti ve özellikle Çevre Orman Bakanlığı ile size bağlı DSİ için çalışmalarını engellediğinizi ima etmişler. Çamlı Barajı için Çevre Etki Değeri (ÇED) raporu ile Orman arazisi tahsisi istenmiş bakanlığınızdan..!

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: Daha öncede ifade ettiğim gibi su konusunda gerekli projeleri imkanlar ölçüsünde, ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda il ayırımı yapmaksızın hayata geçiriyoruz.
Çamlı Barajı’nın içme suyu maksatlı planlama ve kesin proje yapımı işleri için 27.01.1997 tarihinde DSİ ile İZSU arasında bir protokol imzalanmıştır. Protokol gereğince barajın inşaat işlerinin İZSU tarafından yapılması öngörülmüştür. Ancak 21.09.1999 tarihinde İZSU Çamlı Barajı’nın inşaatını yapmaktan vazgeçtiğini belirtmiştir.
İzmir’in mevcut içme suyu durumunda bu safhada ihtiyaç duyulmayan Çamlı Barajı, DSİ iş programına alınmamıştır.
İzmir’in su ihtiyacı ile alakalı 1970 yılında başlayan çalışmalarda, şehrin uzun vadeli su ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir projeksiyon ortaya konulmuş ve baraj inşaatları buna uygun olarak sürdürülmüştür.
Bugüne kadar Menemen yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajı ile Halkapınar Kaynakları’ndan İzmir’e yılda toplam 352 hm3 su sağlanmıştır.
2012 yılına kadar İzmir ilinin içme suyu ihtiyacı mevcut yeraltı ve yerüstü kaynakları ile karşılanacaktır.
İzmir İçme Suyu II. Merhale Projesi muhtevasında Gördes Barajı’ndan İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir.
Projenin Gördes Barajı’ndan sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajı’ndan 45 hm3/yıl, Başlamış Barajı’ndan 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajından 89 hm3/yıl suyun İzmir şehrine verilmesi planlanmıştır.
Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 2028 yılına kadar yılda toplam 587 hm3 su temin edilmiş olacaktır.
Ayrıca 10.03.2008 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Çamlı Barajı ve Baraja ait koruma mesafeleri işlenmiştir.

Cenk Sarıgöl: Bostanlı ve Değirmendere Barajları içinde bir başvuru var mı aynı hususta? Ayrıca Gördes Barajı isale hattının DSİ tarafından yapılarak süratle devreye alınmasını istiyor İzmir Büyükşehir, efendim ayak mı diriyorsunuz? Ayrıca İstanbul için bin km den su isale hattı döşeyen DSİ İzmir'e gelince 36 km. hat çekmekten aciz açıklamaları duyduk. Nedir durum?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir ili Karşıyaka ilçesi Bostanlı deresi üzerinde yapılması düşünülen Bostanlı Barajının 1969-1996 yılları arasında değerlendirilen akım değerlerine göre içme suyuna verilen su potansiyeli yılda 2 970 000 m3, toplam dolgu hacmi toplam dolgu hacmi 388 100 m3 olup, 2008 yılı fiyatlarıyla keşif bedeli 49 milyon YTL dir. İzmir ili Menemen ilçesi Değirmendere üzerinde yapılması düşünülen Değirmendere Barajının 1969-1996 yılları arasında değerlendirilen akım değerlerine göre içme suyuna verilen su potansiyeli yılda 5 350 000 m3, toplam dolgu hacmi 1 200 000 m3 olup, 2008 yılı fiyatlarıyla keşif bedeli 82 milyon YTL dir. Her ikisinin de arıtma ve isale hattı keşfe dahil değildir. Baraj, arıtma ve isale hattına ait uygulama projeleri yoktur. Konu ile alakalı DSİ’e bugüne kadar herhangi bir müracaat yapılmamıştır.
Değirmendere Barajı, Bostanlı Barajı Planlama Raporu ve Kati Proje Raporu İZSU tarafından 1997 yılında TEMELSU firmasına yaptırılmıştır. Bu iki barajın da yapılabilmesi için revize planlama; revize ÇED ve uygulama projeleri yapılacaktır. Daha sonra barajların inşaatı, arıtma tesisleri ve isale hatları yapılacaktır. Bunlarda yaklaşık 8-10 yıl alacaktır. Dolayısıyla bugün için acil çözüm değildir.

Ropörtajın devamı için;

http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/evre-ve-orman-bakanmz-profdrveysel_14.html

11 Ekim 2008

Değerli İzmirliler!

Değerli İzmirliler!

Sizi bugüne kadar zehirlemiş, çoluk çocuk bile bile kansere yol açan su içirmiş birileri var. Üstelik bunu size hiç söylememişler, uyarmamışalar. Hiç alakasız, tanısanızda hazetmediğiniz birisi (Melih Gökçek) kalkmış “bunlar sizi zehirliyor naber?” demiş. ( http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/pabuumun-arseniki-halklar.html ) Ardından o güvendiğiniz. Baştacı ettiğiniz, adamlar (CHP ve Aziz Kocaoğlu) “bizim zaten bundan önceden haberimiz vardı” demiş. Nasıl bir durum bu? Dumur.

Ne yazıkki yapılan budur? İzmir halkına bile bile arsenik zehiri içirtenler “Değerli İzmirliler” başlıkları atarak buroşüre bastırmış dağıtıyor. Sağlık Bakanlığı İzmir Büyükşehir Belediyesine su faturaları üzerine “sağlığa zararlıdır. İçilemez” uyarısı yazmalarını zorunlu kılınca... Fatura utancı yaşamamak için fatura göndermemeye yol arayan büyükşehir sonunda çareyi su fiyatını 13 tona kadar 10 ykrş.‘a indirdi.  Böylece fatura tutarı fatura maliyetine yakın olacağından fatura gönderme şartı ortadan kalkacaktı. Bu arada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu,  gazete ve televizyonlara, "İzmirlilere musluklarından akan suyu! için diyemem" açıklaması yaptı. Ehbe Başkan madem böyle bir durum var neden milleti bile bile zehirledin? neden Sağlık Bakanlığı ve İzmir Valiliğinin müdahalesini bekledin?

http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/edi-ile-bd-izmir-ve-torbal.html Arıtma tesislerinin açılışına yada yağmurun geliş zamanına kadar 4 ay fatura göndermeme kararı aldılar. Yağmurların sulara karışması ile içme suyundaki arsenik miktarı düşecek, bunlarda su faturalarınınüzerine “sağlıga zararlı arsenik içermektedir, içilemez” yazmadan 4 aylık birikmiş fatura gönderecekler.

CHP bu ne yapsa doğrudur! Vardır bir bildikleri... Benimse asıl üzerinde durmak istediğim. Başında “Değerli İzmirliler!” yazan buroşür. Fatura maliyetini kurtarmadığı için abonelerine fatura göndermeyen Büyükşehir Belediyesi maaşallah çarşaf çarşaf buröşür dağıtıyor. O maliyeti kurtarıyor belliki..! içindeki yalan ve yanlış yönlendirmelere daha sonra değineceğiz. Projesiz buröşürle DSİ yardımı istemelerini, susuzluğu gene Küresel Isınma ile açıklamaya çalışmalarını. komik buluyorum. Küresel Isınma, bu yaz başlamadı ki,geçen yılda vardı. ondan önceki senede vardı. Bu savunmanın yetmeyeceğini gören İzmir büyükşehir ve İZSU bu sefer Çevre ve Orman Bakanlığını, Bakan Veysel Eroğlu ve DSİ (Veysel Eroğlu Bakanlığından önce DSİ Genel Md. idi) yönetimini suçladılar. Veysel Eroğlu'ndan ise ağır cevaplar geldi.

Bir kere DSİ, Belediye mücavir alanlarında izin almadan çalışma yapamaz. Üstelik yapılan çalışma bir protokol ile kurumlar arası anlaşmaya dönüştürülür. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, İzmir Belediye yetkililerinin DSi ve Bakanlığını suçlayan açıklamalarına cevap vermekte geçikmedi.

Bakan Veysel Eroğlu, "Biz kendisine ‘ne zaman istersen ara yardımcı olalım’ dedik. Kendisi, İZSU ve genel müdürleriyle birlikte makamıma geldi. İzmir’deki tüm barajlar DSİ tarafından yapıldı. Gördes Barajı 2011 yılında bitecekti, 2008’de su tutulmaya başlandı bizim çabalarımızla.. Bunun hemen projesinin bitirilmesi gerekiyor. Biz İstanbul’da 7 bin 500 kilometrelik isale hattı döşedik. Bu iş bizim için çocuk oyuncağı. İzmir, bizim canımız ciğerimiz. Belediye başkanı ‘yapamıyoruz, beceremiyoruz’ desin, biz yapalım. Kendisi yapamayınca başkasını suçlamak yanlış. Çamlı Barajı için de müracaat ettiler, ‘biz yapalım’ dediler. Onu da bitiremediler. Sonra ‘biz yapamıyoruz’ diye başvurdular. Dalga mı geçiyorlar. Zaten çalışma çevre düzeni planına işlenmiş. Ancak aradan yıllar geçtiği için bu planının da yenilenmesi gerekiyor. Arsenikle ilgili de gelsin söylesin yardımcı olalım. İzmir Ege’nin yıldızı, orayı susuz bırakmayız. Yapamıyorsa bize müracaat etsin. İsale hattı projesini İZSU yapıyor. Keşke biz yapsaydık. Ama buna rağmen biz yardıma hazırız. Gördes Barajı çalışmalarına bir sürü para gidiyor. DSİ, biliyorsunuz kent içi çalışmalara müdahale edemiyor. Belediyenin 1053 sayılı kanun çerçevesinde bize başvurması ve protokol yapılması gerekiyor." Demekki beceriksizlik, yeni değil...

Bazı gerzek sallama ve dallamaların bundan haberi olmadığından yalan yanlış şeyler ortaya çıkıyor. Bu kurumlar arası resmi sözleşme yada protokol ile Belediyeler DSİ’ye yaptığı çalışma ve hizmetlerin geri ödemesini takvime bağlar. Yani DSİ hiçbir belediyeye babasının hayrına kuyu açmaz, baraj yapmaz, şebeke, ana arter döşemez. Geri ödeme takvimi ve tahaüdü olmadan bir çalışmada yapmaz. İzmir Büyükşehir böyle bir protokol yapmamış, daha önceden görüşmelerde bulunup, karşılıklı mutabakat aramamış kalkıp, "DSİ biran evvel yapsın. ÇED Raporlarını onaylasın" deme hakkı var mı? Aynı şekilde DSİ, Belediye mücavir alanlarında izinsiz çalışma yapamadığı gibi, Belediyelerde kendi mücavire alanları dışındaki yerlerde yapacağı çalışmalarda (baraj, su kanalı, gölet, kuyu açma vb) DSİ veya ilgili kurumlardan izin alır protokol yapar. Bu yerine göre Köy Hizmetleri, Karayolları, Demiryolları, DSİ, Orman Müdürlüğü vb. olabilir.

Bu sebeplerden yani bürokratik işlemlerin sürüncemesini göz önüne alarak, belediye yönetimleri gerekli tedbirleri önceden alma yoluna gitmelidir. Siz bir sene önceki yağış miktarını biliyorsunuz, barajlardaki su düzeyindan haberdarsınız! Tüm verilere rağmen Şubat, Mart aylarında düşen yağış miktarının yetersizliğini tespit edemediniz mi? Neden yazın ortasını beklediniz. Sorun sadece “Arsenikli Su” değil. Gördükki, arsenik miktarı yüksek diye valilik kararı ile kapatılan kuyulardan öncede sonrada su kesintileri devam etti. Hatta kesintiler dayanılmaz hal alınca arsenikli olduğu için kapatılan kuyular valilik kararıyla duyuru şartına bağlanarak, tekrar açılmasına rağmen su kesintileri bitmedi.

Eğer yönettiğiniz şehire bigane ve 6-7 ay öncesini göremiyorsanız bu sizin çuvallamanız ve kabahatinizdir başkasının değil. Ülkemizde Van, Samsun, Niğde gibi daha başka illerdede arsenik miktarları yüksek yerler çıktı. Kuyular kapatıldı. Dolayısı ile uygulama sadece İzmir’e özel ve husumetten kaynaklanan bir durum değil. Tüm bunlara rağmen İzmir içme suyunda bulunan arsenik zehiri mikrogram olarak en yüksek oranlardadır.

Kanser Vakıalarındaki çok yüksek oranların bu sebepten kaynaklandığını öne sürenler var. İzmir kanser bakımından kendisine en yakın Ege iline (Afyon) 3.5 kat fazla illete yakalanmış. Şimdi safça “Afyon ve İzmir’in nüfuzu bir değil” yalaması yapacaklara baştan söyleyeyim; bu oran yüzdelik hesabına göre yapılmış.

Bastırdığın broşürlere "Değerli İzmirliler" yazdırmakla olmuyor. Çok değer veriyorsanız yaşadığınız şehrin musluklarından parasını aldığınız suyu akıtacaksınız. Gerçi bunun CHP zihniyeti ile başarılmasını zor ihtimal... "Sudaki arsenik miktarını AB Standartları seviyesine (10 mikrogram) indirin" çağrısı yapmak, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/07/su-zerinde-siyaset.html talepte bulunmak abesle iştigal olur! Adamlar daha çeşmeden düzenli su akıtamıyorki arseniğini düşürsünler. Arsenikli suyu şebekeye vererek bile su kesintilerini ortadan kaldıramadılar. Biz kalkmış, sudaki arsenik oranını kabul edilebilir seviyelere indirin diyebilelim. lafla peynir gemisi yürüyorsa devam edin bakalım Değerli İzmirliler göz boyacılığına... Hem zehirle, hemde değerli sıfatı ver. sanki bunların değerli olana düşmanlığı var! Daha ne diyeyim?

 

Fıkra: İzmir- Torbalı Fıkraları http://fikralarlatorbali.blogspot.com/ 

 Tedavi Merkezi


İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun evinden çıktığını gören acar gazeteci, hemen yanında biter.
-“Başkanım bir sonraki EXPO için çalışmalarınız varmı?” Kocaoğlu uzun uzun yaptıkarını anlatır. Acar muhabir ikinci sorusunu Konak Meydanı çevre düzenlemesi üzerine sorar, gene uzun uzun cevap veren Kocaoğlu iyice alışmıştır kayıt cihazına! Acar muhabirimiz kıvama geldiğini düşündüğü başkana asıl sorusunu yöneltir;
-“Sayın Başkan içme suyunda bulunan arsenik miktarını niçin İzmirlilerden sakladınız? Arseniğin zararları konusunda uyarmadınız?” Soru hoşuna gitmeyince oradan uzaklaşmayı yeğleyen Kocaoğlu,
-“Hükümet bize çamur atıyor. Bunlar iftiradır. Kusura bakma benim şimdi acil çıkmam lazım. Bir açılışa yetişmem gerekiyor” muhabirin Aziz Kocaoğlu’nun peşini bırakmaya niyeti yoktur;
-"Başkanım ben bu günkü programınıza gözatmıştım. Pöyle bir açılış göremedim Ne açılışı bu?" Biran evvel muhabirden uzaklaşmak isteyen Kocaoğlu resmi araçına binerken cevaplar;
-"Chp’li bir belediye meclis üyemizin yaptırdığı ‘Özel Kanser Tedavi Merkezi


Cenk SARIGÖL

21 Eylül 2008

Gurgur Dağında Su Gelir!

Arslanlar Köyü İçmesuyu

Torbalı Tarım İlçe ve Sağlık Grup Başkanlığı yetkilileri Arslanlar Köyü’nün içme suyunda aşırı miktarda demir ve metal olduğunu tespit eder. Kesin uyarı yapılır. Çeşme suyu kesinlikle içilmeyecek, çocuklara içirilmeyecek. Muhtara tebliğ edilir;

“köy camii hopörlerinden suyun içilmemesini sık sık vatandaşa duyurun. Bu su içindekiler yüzünden kansızlık yapar.”

Bir hafta sonra numüne almak için tekrar köye gelen görevliler camii minaresinden yayılan sesi hayretle dinlerler;

Değerli misafirlerimiz. Lütfen çeşmeden akan suyu içmeyin. Suyumuz kansızlık yapıyormuş. Arslanlarda kansızlık yok. Kan bol ve kanı bozuk olmadığından biz yıllardır içeriz bize birşey olmadı. Aman diyin siz dikkat edin ne olur ne olmaz! Dokunur hafazanallah” CS (Bu bir fıkradır)

Gurgur Dağında Yar Gelir!” diye bir türkü olsaydı onu uyarladım diyeydim. Bildiğim yok ve uymaz. SU ayrı, farklı hiç uymaz! Ben uyup uymadığına bakmadan koydum başlığı... Geçen yıl Torbalı Belediyesi kendi beceriksizliğinden veya iş bilmezliğinden milleti susuz bıraktı. Su işleri İZSU’ya devredilincede, sanki kendisi dünya beceri şampiyonuymuş gibi ahkam kesmeye başladı. Ahkam ne ya racon kesip İZSU Torbalı bürosunu bile bastılar. Yapılan komedidir. Beceriksizliği birbirine atma, iş bilmezliği, suçu diğerine yıkma yarışıdır. Bütün yaz aylarını susuzluğa nasıl çözüm bulacaklarını ve yaptıklarını dinleterek geçirdiler. Sonuçta millet susuzluktan kırıldı. Size burada bir çırpıda 10-15 aile sayarım, susuzluk yüzenden Torbalıdaki evinde kalmayıp, köydeki hısım-akrabasının yanında, uzaktaki kızı-oğlunun, bacanağının, kayınkardeşinin yazlığında 3-4 ay geçiren.

Geçen yıl İstanbul ve Ankara susuzluk çekti. İstanbul anlaşılabilir, muazzam bir nufuz var ve çok hızlı artıyor. Ama Ankara kendi beceriksizliğinden susuz bıraktı vatandaşını... Aynı dönemde İzmir pek sorun yaşamadı. Tasarruf tedbirleri aldıklarını ve uyguladıklarını açıkladılar. Kış aylarında harıl harıl çalışan İst. B.şehir Melen Çayı ve Ank. B.şehir Kızılırmaksuyu projelerini tamamladı. İşlerine geldiğinde ağızlarından “bilim, çağdaşlık, uygarlık, modernlik” kelimelerini düşürmeyenler, Allah lafsından yüz buranlar, işlerini kadere bıraktı. “gayret bizden, takdir Allah’tan” sözünü “yatmak bizden, takdir Allah’tan” şeklinde anladılar sanırım. Artık tasarrufu bile bıraktılar! 13 tona kadar 10 ykrş. düşürdükleri ücretlendirme ile suyun kullanımının sakıncalı olduğunu faturalara yazmamak için fatura göndermeyi kestiler. “Ne alakası var?” diyecekler ya hokkabazdır yada yardımcısı... İçme sularında kademeli ücretlendirme tasarruf sağlamak için yapılır.

Örneğin, tasarrufu teşfik için, 5 tona kadar düşük, sonra 10 tona kadar biraz daha fazla, 20 tonu geçen tonajda ise ilkilk kademe fiyatın en az 5 katı fiyatlandırma yapılır. siz sadece üzerinde "bu su içmeye elverişli değildir" yazan fatura göndermemek için suyu neredeyse bedavaya veriyorsunuz. Böylece "ücretlendirilen suyun fatura maliyetini kurtarmadığı" gerekçesine sığınarak, 4 ay fatura göndermeyecekler. Bu sırada umutları yağmur ve tarımsal sulama sezonunun bitmesiyle yükselecek su seviyesi sayesinde arsenik oranı (doğal yollardan) düşecektir! Böylece gönderilecek 4 aylık birikmiş faturalar üzerine 'suyumuz içmeye elverişsiz' yazmaya gerek kalmadan gönderilecektir. Bu bile kendi başına büyük bir çirkinliktir.

Kusura bakmayın ama hep söyledim ve yazdım. Parasını aldığı hizmeti yerine getirmeyen (ki bu hizmet tekel olarak emrindedir) yerel yönetim en beceriksiz ve adi yönetimdir. Hep özelleştime, özelleştirme denilir ya? İnanın ben bu içme suyununda belediyelerin elinden alınıp, özelleştirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Görün bak vatandaş! şebekesini kendi şirketinin dağıtım ağına abone etsin diye ne kapmanyalar yapılıyor. Hiç susuz kalıyor musunuz? Şaşal su akıtsalar şaşmam doğrusu!

Gurgur Dağında su bulduk” diye çığıranların çıkan suyun hala şebekeye verilmemiş olmasını nasıl açıklamadıklarını hayretle bekliyorum. Acaba suyun şebekeye verilmemesinin sebebi Arslanlar Köy suyunda tespit edilen aşırı demir ve metal yoğunluğundan sebep olmasın? Gurgur dediğin Arslanların kuzeybatısı. Aynı damar suyu olmaları muhtemeldir. Bu durumda içeriğinde yoğun metal barındıran tüm sular gibi çökelti havuzlarından geçmeden şebekeye veremezsin. Normal deposu bile (2 tane var gene canım ayaklı ve gömme) olmayan bir ilçenin bu işine gelmez. Alışmışlar direkt şebekeye bağlamaya.

Hani ben hep seneyede bu konuyu yazıyor olacağımı düşünüyorum diye yazıyorum ya. Sebepleri çok. Bu Gurgur Dağından Güldür Güldür su çıktı, şebekeye bağladıkmı sorun bitecek diyenler var. Zor canım be çok zor. Bir kere sizin şimdi var dediğiniz su seneye kesilebilir! Neden? Arslanlar Köyü Tarımsal Sulama Kooperatifi bu yaz elektrik borçlarından dolayı çalışmadı. İZSU’nun yeni kuyularının tam doğusunda 4 tane 5,6,8,10 inçlik kuyular bunlar. Çalıştıklarında şimdiki suyun çıkış hızıyla Torbalının su sorunu çözüldü diye düşünenlerin damağını kuruturlar!

Muhalefet partilerinden bir kısmıda akıllara ziyan şekilde iktidar partisi ilçe başkanını ve iktidarı (DSİ ve Çevre Orman Bakanlığını) suçluyor susuzluktan dolayı. Ağır olun beyler bayanlar! Önce öğrenin

DSİ, kent içi çalışmalara müdahale edemez. Belediyenin 1053 sayılı kanun çerçevesinde DSİ’ye başvurması ve protokol yapılması gerekir.

Ak Parti İlçe Başkanı Mahmut Atilla Kaya

Varmı böyle başvuru? YOK. Varda ret mi edilmiş? HAYIR. Ya azıcık insaflı olun. Eğer bunları cahillikten söylediyseniz öğrenirsiniz kolay! Ama bu kanundan haberiniz varda yumurtladıysanız “YALAKALIĞIN” bu kadarı ayıptır. Hoş uzun cevabında “sağcılık” tan başka bu şeyler konuşmayan Atilla Kaya ilgili kanundan haberdarmıydı? Peki olsaydı bunuda cevaplarını desteklemek için kullanmaz mıydı? Soruların uçu açık.

Ana sebep sonraki yazıya, büyük gündem değişikliği olmaz ise geleceğim. Mevcutta görünen ve demeçler veren adaylar bu sorunu çözemez. Teşhisleri yanlış ki tedavileri nasıl doğru olsun? Zaten Yetkileride yok artık...

Cenk SARIGÖL

27 Ağustos 2008

Pabuçumun Arsenikçi Halkçıları

İsminden başka “Halkçı” ve sosyal duruşu kalmadığını düşündüğüm CHP zihniyeti “KALE” dediği kent insanını zehirliyor. Kızılırmak suyunu getiren Ank. Büyükşehir Belediye Bşk. Melih Gökçek’i getirdiği suda 11 mikrogram arsenik var diye tefe koymuşlardı. Sadece CHP değil. Sosyalist olduğunu söyleyen dernek, oda ve sivil görünümlü militan solcular demediğini bırakmamıştı. Ankara halkı zehirleniyordu. Hastalıklar artmıştı. Kızılırmağın normal akış suyundan yaptırdıkları tahlilleri halkın gözüne sokuyorlardı. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/07/su-zerinde-siyaset.html Oysa DSİ’nin 10 yılda bir hatla getirmeyi planladığı suyu, 3 hat çekerek bir yılda getiren Gökçek bunu birde arıtmadan geçirerek şebekeye veriyordu. Yani arsenik oranı AB Standartlarının bile altına düşüyordu.

Sonra ne olduysa Gökçek İzmir’e ve CHP yönetimli belediyeye dikkat çekti. Kentin çeşitli yerlerinden aldırdığı örneklerde 36 ile 42 mikrogram arasında arsenik tespit edilmişti. Aziz Kocaoğlu bunu hemen yalanladı. Ardından il sağlık müdürlüğü ve İzmir valiliği açıklamalar yaptı. 9 kuyu valilik kararı ile mühürlendi. CHP yönetimi bunun bir hükümet komplosu olduğunu, kaleleri İzmir’in ellerinden alınması için yapıldığını açıkladılar. Ardından sağlık bakanlığının İzmir belediyesinin kendilerine tanınan 3 yıllık sürede sudaki arsenik değerlerini 10 mikrogram değerin altına indiremedikleri gerekçesiyle 3 yıllık ek süre istediğini gösteren başvurularını basına verdi. Yani Halkçı CHP yönetimi için 3 yıl yetmemiş, bir 3 yıl daha İzmirliyi zehirleme izni istiyormuş.

Bu gelişmelerin ardından Aziz Kocaoğlu sudaki arsenik oranlarının Gökçek’in söylediği değerlerinde üstünde (59 mikrogram) olduğunu açıkladı. Bundan daha öncesinden haberleri olduğunu söyledi. Peki bu CHP zihniyeti Gökçek açıklamasa zehirli su içirdiğini ne zaman açıklayacaktı? Madem biliyorlar ne zaman? Yine Gökçek, illere göre oran karşılaştırmalı kanser vakalarının rakamlarını verdi. Ege bölgesinde kanser oranlarında İzmir kendisne en yakın ilden 3.5 kat fazla orana sahip...

Sağlık Bakanlığı, İzmir Büyükşehir belediyesine su faturalarının üzerine “İÇİLEMEZ” ibaresinin konması talimatı verdi. Halkçı belediyemiz, su ücretlerini 0-13 metreküp arası suyun metreküpünden 190 YKr olarak düşürdü. Böylece “ALINACAK SU PARASI FATURA MALİYETİNİ KARŞILAMIYOR” gerekçesi oluşturarak, fatura göndermemenin yolunu buldular! Yaptıkları bu uyanıklıkla İZSU yetkilileri üzerinde “içilemez” ibaresi olan faturaları göndermemiş oluyorlar. Ne oldu şimdi su tasarrufu çalışmaları? Bilindiği gibi kullanıcıları tasarrufa yönlendirmede faturalandırmanın, özellikle kademeli ücretlendirmenin önemi büyüktür. Dersinizki 10 ton aylık su tüketimini geçmeyen aboneden m3 fiyatlandırma 200 ykrş., 10 ton ile 20 ton arası tüketim 1 ytl, 20 ton üzeri 1.5 ytl olarak ücretlendirilir. Vatandaşta belli sınırları geçmemek için caba harcar. http://cenksarigol.blogspot.com/2007/08/olmad-sms-ekeriz.html Zehirli suyu parayla sattıkları ortaya çıkınca utanmış olmalarıda muhtemel elbette. Kesintilerle akıtabildikleri arsenik zehirli suyu bedava vererek bir an önce bitirmeye çalışıyorda olabilirler.

CHP zihniyetinin arsenik zehirli su ayıbı sayesinde bir kez daha halkçılıktan ne kadar uzak olduklarını görmüş olduk. İşin garibi aynı zihniyet skandalı ortaya Melih Gökçek çıkardığı için oylarının %5 arttığını iddia ediyor. Yada şöyle demek istiyorlar; "İzmirli salak yada CHP fanatizminden gözü dönmüş olduğundan, onlara, çocuklarına arsenikli su içirmemize, gözlerinin içine baka baka yalan söylememize aldırmaz. Biz ne yaparsak yapalım gelir bize oy verir!

CHP İzmir milletvekili Bülent Baratalı ise “İzmir’in suyunda Gökçek’in söylediği oranda arsenik çıksın istifa ederim” demişti. Lakin kendisinden bu yönde bir hareket göremedik. Belkide arsenik oranı Gökçek’in verdiği değerlerden fazla olduğu için, aynı oranda olmadığını düşünerek istifa etmemiştir!

Bu ayıp sizde hala utanma duygusu oluşturmadıysa ben ne diyeyim zihniyet fukaraları... İstanbulda, Ankarada camlarına “müessesemiz içkisizdir” yazan restoran ve lokantalar artıyor diye serbest piyasada kendi müşterisini arayan işletmelere veryansın eden çağdaş yobazlar. Hadi bakalım cevap verin; “lokantamızda arsenikli şebeke suyu kullanılmamaktadır” yazılarıyla donanan İzmir’i nasıl bir ayıbın içine soktuğunuzun farkındamısınız? Bugün itibari ile çaresizlikten arsenik oranı 50 mikrogram oranlarına varan kuyular bile tekrar açılarak, şebekeye verilmeye başlandı. Milleti göz göre göre zehirlemeye devam. Yalan söylediğiniz ortaya çıkınca tv proğramlarından kaçar, temsil ettiğiniz halkı hırçın, agresif, tutarsız beyanlarınızla rezil edersiniz.Belediyecilik mi? Bu konu, CHP yönetimli belediyelerin beceriksizliklerine son eklenen oldu. Parasını aldıkları, halkın bedelini ödediği hizimeti vermeyi bile beceremiyorlar. Suyu çeşmeden akıtamıyorlar. Musluklardan su aktığını sandığımız zamanlarda meğer zehir akıyormuş. Şimdi en azından biliyoruz. CHP’li belediye İzmirliyi zehirliyor. Fatura göndermeyip, saklamaya çalışsalarda artık mızrak çuvala sığmıyor, ayıp saklanamayacak kadar aşikar oldu.

CHP İzmir yönetimi ve yerel yönetimi büyük bir güven kaybına uğramıştır. sanırım yerel seçimlerde tekrar Aziz beyin aday gösterilmesi çok zor. oysa Kocaoğlu, Piriştina'nın ölümünden sonra süpriz bir şekilde İzmir CHP il yönetimin adamı olarak, başkanlık koltuğuna oturmuştu. çünkü İzmirde DSP'den geçen Piriştina kendi ekibini kurmuş, merkez adayları belirlemiş, bundan rahatsız olan CHP il yönetiminin gazını almak için ise 3 ilçede aday belirlemesine göz yummuştu. Bunlardan biriside tahmin edebileceğiniz gibi Aziz Kocaoğlu'ydu. Gelinen noktada görev verirken liyakat değil, siyasi yakınlık güttüğünü düşündüğüm CHP yönetimi nasıl bir hata yaptığunı anlamıştır. tepe siyasetiylr gelen aynı yöntemle gider hesabı. Kocaoğlu'nun büyükşehir belediye başkanlığı hiç merkezi aday olmadan bitecek görülüyor.

 

Fıkra: http://fikralarlatorbali.blogspot.com/2008/10/bayii.html

Ön Bilgi: İzmirliler bilir! İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu 2004 yerel seçimleri öncesi Bornovada Arçelik Bayiiliği yapıyordu...


Bayii

Ankara’ya iş için giden izmirli’ye sormuşlar;

"İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı kim ve hangi partiden?"

İzmirli cevap vermiş;

-"CHP'den, Aziz Kocaoğlu"

-"Peki ne iş yapar Aziz Kocaoğlu?" diye tekrar sormuşlar. İzmirli cevap vermiş;

-”Valla eskiden Arçelik bayisiydi,şimde ARSENİK BAYİSİ oldu!


Cenk SARIGÖL