Su Faturaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Su Faturaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2008

Değerli İzmirliler!

Değerli İzmirliler!

Sizi bugüne kadar zehirlemiş, çoluk çocuk bile bile kansere yol açan su içirmiş birileri var. Üstelik bunu size hiç söylememişler, uyarmamışalar. Hiç alakasız, tanısanızda hazetmediğiniz birisi (Melih Gökçek) kalkmış “bunlar sizi zehirliyor naber?” demiş. ( http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/pabuumun-arseniki-halklar.html ) Ardından o güvendiğiniz. Baştacı ettiğiniz, adamlar (CHP ve Aziz Kocaoğlu) “bizim zaten bundan önceden haberimiz vardı” demiş. Nasıl bir durum bu? Dumur.

Ne yazıkki yapılan budur? İzmir halkına bile bile arsenik zehiri içirtenler “Değerli İzmirliler” başlıkları atarak buroşüre bastırmış dağıtıyor. Sağlık Bakanlığı İzmir Büyükşehir Belediyesine su faturaları üzerine “sağlığa zararlıdır. İçilemez” uyarısı yazmalarını zorunlu kılınca... Fatura utancı yaşamamak için fatura göndermemeye yol arayan büyükşehir sonunda çareyi su fiyatını 13 tona kadar 10 ykrş.‘a indirdi.  Böylece fatura tutarı fatura maliyetine yakın olacağından fatura gönderme şartı ortadan kalkacaktı. Bu arada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu,  gazete ve televizyonlara, "İzmirlilere musluklarından akan suyu! için diyemem" açıklaması yaptı. Ehbe Başkan madem böyle bir durum var neden milleti bile bile zehirledin? neden Sağlık Bakanlığı ve İzmir Valiliğinin müdahalesini bekledin?

http://cenksarigol.blogspot.com/2008/09/edi-ile-bd-izmir-ve-torbal.html Arıtma tesislerinin açılışına yada yağmurun geliş zamanına kadar 4 ay fatura göndermeme kararı aldılar. Yağmurların sulara karışması ile içme suyundaki arsenik miktarı düşecek, bunlarda su faturalarınınüzerine “sağlıga zararlı arsenik içermektedir, içilemez” yazmadan 4 aylık birikmiş fatura gönderecekler.

CHP bu ne yapsa doğrudur! Vardır bir bildikleri... Benimse asıl üzerinde durmak istediğim. Başında “Değerli İzmirliler!” yazan buroşür. Fatura maliyetini kurtarmadığı için abonelerine fatura göndermeyen Büyükşehir Belediyesi maaşallah çarşaf çarşaf buröşür dağıtıyor. O maliyeti kurtarıyor belliki..! içindeki yalan ve yanlış yönlendirmelere daha sonra değineceğiz. Projesiz buröşürle DSİ yardımı istemelerini, susuzluğu gene Küresel Isınma ile açıklamaya çalışmalarını. komik buluyorum. Küresel Isınma, bu yaz başlamadı ki,geçen yılda vardı. ondan önceki senede vardı. Bu savunmanın yetmeyeceğini gören İzmir büyükşehir ve İZSU bu sefer Çevre ve Orman Bakanlığını, Bakan Veysel Eroğlu ve DSİ (Veysel Eroğlu Bakanlığından önce DSİ Genel Md. idi) yönetimini suçladılar. Veysel Eroğlu'ndan ise ağır cevaplar geldi.

Bir kere DSİ, Belediye mücavir alanlarında izin almadan çalışma yapamaz. Üstelik yapılan çalışma bir protokol ile kurumlar arası anlaşmaya dönüştürülür. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, İzmir Belediye yetkililerinin DSi ve Bakanlığını suçlayan açıklamalarına cevap vermekte geçikmedi.

Bakan Veysel Eroğlu, "Biz kendisine ‘ne zaman istersen ara yardımcı olalım’ dedik. Kendisi, İZSU ve genel müdürleriyle birlikte makamıma geldi. İzmir’deki tüm barajlar DSİ tarafından yapıldı. Gördes Barajı 2011 yılında bitecekti, 2008’de su tutulmaya başlandı bizim çabalarımızla.. Bunun hemen projesinin bitirilmesi gerekiyor. Biz İstanbul’da 7 bin 500 kilometrelik isale hattı döşedik. Bu iş bizim için çocuk oyuncağı. İzmir, bizim canımız ciğerimiz. Belediye başkanı ‘yapamıyoruz, beceremiyoruz’ desin, biz yapalım. Kendisi yapamayınca başkasını suçlamak yanlış. Çamlı Barajı için de müracaat ettiler, ‘biz yapalım’ dediler. Onu da bitiremediler. Sonra ‘biz yapamıyoruz’ diye başvurdular. Dalga mı geçiyorlar. Zaten çalışma çevre düzeni planına işlenmiş. Ancak aradan yıllar geçtiği için bu planının da yenilenmesi gerekiyor. Arsenikle ilgili de gelsin söylesin yardımcı olalım. İzmir Ege’nin yıldızı, orayı susuz bırakmayız. Yapamıyorsa bize müracaat etsin. İsale hattı projesini İZSU yapıyor. Keşke biz yapsaydık. Ama buna rağmen biz yardıma hazırız. Gördes Barajı çalışmalarına bir sürü para gidiyor. DSİ, biliyorsunuz kent içi çalışmalara müdahale edemiyor. Belediyenin 1053 sayılı kanun çerçevesinde bize başvurması ve protokol yapılması gerekiyor." Demekki beceriksizlik, yeni değil...

Bazı gerzek sallama ve dallamaların bundan haberi olmadığından yalan yanlış şeyler ortaya çıkıyor. Bu kurumlar arası resmi sözleşme yada protokol ile Belediyeler DSİ’ye yaptığı çalışma ve hizmetlerin geri ödemesini takvime bağlar. Yani DSİ hiçbir belediyeye babasının hayrına kuyu açmaz, baraj yapmaz, şebeke, ana arter döşemez. Geri ödeme takvimi ve tahaüdü olmadan bir çalışmada yapmaz. İzmir Büyükşehir böyle bir protokol yapmamış, daha önceden görüşmelerde bulunup, karşılıklı mutabakat aramamış kalkıp, "DSİ biran evvel yapsın. ÇED Raporlarını onaylasın" deme hakkı var mı? Aynı şekilde DSİ, Belediye mücavir alanlarında izinsiz çalışma yapamadığı gibi, Belediyelerde kendi mücavire alanları dışındaki yerlerde yapacağı çalışmalarda (baraj, su kanalı, gölet, kuyu açma vb) DSİ veya ilgili kurumlardan izin alır protokol yapar. Bu yerine göre Köy Hizmetleri, Karayolları, Demiryolları, DSİ, Orman Müdürlüğü vb. olabilir.

Bu sebeplerden yani bürokratik işlemlerin sürüncemesini göz önüne alarak, belediye yönetimleri gerekli tedbirleri önceden alma yoluna gitmelidir. Siz bir sene önceki yağış miktarını biliyorsunuz, barajlardaki su düzeyindan haberdarsınız! Tüm verilere rağmen Şubat, Mart aylarında düşen yağış miktarının yetersizliğini tespit edemediniz mi? Neden yazın ortasını beklediniz. Sorun sadece “Arsenikli Su” değil. Gördükki, arsenik miktarı yüksek diye valilik kararı ile kapatılan kuyulardan öncede sonrada su kesintileri devam etti. Hatta kesintiler dayanılmaz hal alınca arsenikli olduğu için kapatılan kuyular valilik kararıyla duyuru şartına bağlanarak, tekrar açılmasına rağmen su kesintileri bitmedi.

Eğer yönettiğiniz şehire bigane ve 6-7 ay öncesini göremiyorsanız bu sizin çuvallamanız ve kabahatinizdir başkasının değil. Ülkemizde Van, Samsun, Niğde gibi daha başka illerdede arsenik miktarları yüksek yerler çıktı. Kuyular kapatıldı. Dolayısı ile uygulama sadece İzmir’e özel ve husumetten kaynaklanan bir durum değil. Tüm bunlara rağmen İzmir içme suyunda bulunan arsenik zehiri mikrogram olarak en yüksek oranlardadır.

Kanser Vakıalarındaki çok yüksek oranların bu sebepten kaynaklandığını öne sürenler var. İzmir kanser bakımından kendisine en yakın Ege iline (Afyon) 3.5 kat fazla illete yakalanmış. Şimdi safça “Afyon ve İzmir’in nüfuzu bir değil” yalaması yapacaklara baştan söyleyeyim; bu oran yüzdelik hesabına göre yapılmış.

Bastırdığın broşürlere "Değerli İzmirliler" yazdırmakla olmuyor. Çok değer veriyorsanız yaşadığınız şehrin musluklarından parasını aldığınız suyu akıtacaksınız. Gerçi bunun CHP zihniyeti ile başarılmasını zor ihtimal... "Sudaki arsenik miktarını AB Standartları seviyesine (10 mikrogram) indirin" çağrısı yapmak, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/07/su-zerinde-siyaset.html talepte bulunmak abesle iştigal olur! Adamlar daha çeşmeden düzenli su akıtamıyorki arseniğini düşürsünler. Arsenikli suyu şebekeye vererek bile su kesintilerini ortadan kaldıramadılar. Biz kalkmış, sudaki arsenik oranını kabul edilebilir seviyelere indirin diyebilelim. lafla peynir gemisi yürüyorsa devam edin bakalım Değerli İzmirliler göz boyacılığına... Hem zehirle, hemde değerli sıfatı ver. sanki bunların değerli olana düşmanlığı var! Daha ne diyeyim?

 

Fıkra: İzmir- Torbalı Fıkraları http://fikralarlatorbali.blogspot.com/ 

 Tedavi Merkezi


İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun evinden çıktığını gören acar gazeteci, hemen yanında biter.
-“Başkanım bir sonraki EXPO için çalışmalarınız varmı?” Kocaoğlu uzun uzun yaptıkarını anlatır. Acar muhabir ikinci sorusunu Konak Meydanı çevre düzenlemesi üzerine sorar, gene uzun uzun cevap veren Kocaoğlu iyice alışmıştır kayıt cihazına! Acar muhabirimiz kıvama geldiğini düşündüğü başkana asıl sorusunu yöneltir;
-“Sayın Başkan içme suyunda bulunan arsenik miktarını niçin İzmirlilerden sakladınız? Arseniğin zararları konusunda uyarmadınız?” Soru hoşuna gitmeyince oradan uzaklaşmayı yeğleyen Kocaoğlu,
-“Hükümet bize çamur atıyor. Bunlar iftiradır. Kusura bakma benim şimdi acil çıkmam lazım. Bir açılışa yetişmem gerekiyor” muhabirin Aziz Kocaoğlu’nun peşini bırakmaya niyeti yoktur;
-"Başkanım ben bu günkü programınıza gözatmıştım. Pöyle bir açılış göremedim Ne açılışı bu?" Biran evvel muhabirden uzaklaşmak isteyen Kocaoğlu resmi araçına binerken cevaplar;
-"Chp’li bir belediye meclis üyemizin yaptırdığı ‘Özel Kanser Tedavi Merkezi


Cenk SARIGÖL

21 Eylül 2008

Gurgur Dağında Su Gelir!

Arslanlar Köyü İçmesuyu

Torbalı Tarım İlçe ve Sağlık Grup Başkanlığı yetkilileri Arslanlar Köyü’nün içme suyunda aşırı miktarda demir ve metal olduğunu tespit eder. Kesin uyarı yapılır. Çeşme suyu kesinlikle içilmeyecek, çocuklara içirilmeyecek. Muhtara tebliğ edilir;

“köy camii hopörlerinden suyun içilmemesini sık sık vatandaşa duyurun. Bu su içindekiler yüzünden kansızlık yapar.”

Bir hafta sonra numüne almak için tekrar köye gelen görevliler camii minaresinden yayılan sesi hayretle dinlerler;

Değerli misafirlerimiz. Lütfen çeşmeden akan suyu içmeyin. Suyumuz kansızlık yapıyormuş. Arslanlarda kansızlık yok. Kan bol ve kanı bozuk olmadığından biz yıllardır içeriz bize birşey olmadı. Aman diyin siz dikkat edin ne olur ne olmaz! Dokunur hafazanallah” CS (Bu bir fıkradır)

Gurgur Dağında Yar Gelir!” diye bir türkü olsaydı onu uyarladım diyeydim. Bildiğim yok ve uymaz. SU ayrı, farklı hiç uymaz! Ben uyup uymadığına bakmadan koydum başlığı... Geçen yıl Torbalı Belediyesi kendi beceriksizliğinden veya iş bilmezliğinden milleti susuz bıraktı. Su işleri İZSU’ya devredilincede, sanki kendisi dünya beceri şampiyonuymuş gibi ahkam kesmeye başladı. Ahkam ne ya racon kesip İZSU Torbalı bürosunu bile bastılar. Yapılan komedidir. Beceriksizliği birbirine atma, iş bilmezliği, suçu diğerine yıkma yarışıdır. Bütün yaz aylarını susuzluğa nasıl çözüm bulacaklarını ve yaptıklarını dinleterek geçirdiler. Sonuçta millet susuzluktan kırıldı. Size burada bir çırpıda 10-15 aile sayarım, susuzluk yüzenden Torbalıdaki evinde kalmayıp, köydeki hısım-akrabasının yanında, uzaktaki kızı-oğlunun, bacanağının, kayınkardeşinin yazlığında 3-4 ay geçiren.

Geçen yıl İstanbul ve Ankara susuzluk çekti. İstanbul anlaşılabilir, muazzam bir nufuz var ve çok hızlı artıyor. Ama Ankara kendi beceriksizliğinden susuz bıraktı vatandaşını... Aynı dönemde İzmir pek sorun yaşamadı. Tasarruf tedbirleri aldıklarını ve uyguladıklarını açıkladılar. Kış aylarında harıl harıl çalışan İst. B.şehir Melen Çayı ve Ank. B.şehir Kızılırmaksuyu projelerini tamamladı. İşlerine geldiğinde ağızlarından “bilim, çağdaşlık, uygarlık, modernlik” kelimelerini düşürmeyenler, Allah lafsından yüz buranlar, işlerini kadere bıraktı. “gayret bizden, takdir Allah’tan” sözünü “yatmak bizden, takdir Allah’tan” şeklinde anladılar sanırım. Artık tasarrufu bile bıraktılar! 13 tona kadar 10 ykrş. düşürdükleri ücretlendirme ile suyun kullanımının sakıncalı olduğunu faturalara yazmamak için fatura göndermeyi kestiler. “Ne alakası var?” diyecekler ya hokkabazdır yada yardımcısı... İçme sularında kademeli ücretlendirme tasarruf sağlamak için yapılır.

Örneğin, tasarrufu teşfik için, 5 tona kadar düşük, sonra 10 tona kadar biraz daha fazla, 20 tonu geçen tonajda ise ilkilk kademe fiyatın en az 5 katı fiyatlandırma yapılır. siz sadece üzerinde "bu su içmeye elverişli değildir" yazan fatura göndermemek için suyu neredeyse bedavaya veriyorsunuz. Böylece "ücretlendirilen suyun fatura maliyetini kurtarmadığı" gerekçesine sığınarak, 4 ay fatura göndermeyecekler. Bu sırada umutları yağmur ve tarımsal sulama sezonunun bitmesiyle yükselecek su seviyesi sayesinde arsenik oranı (doğal yollardan) düşecektir! Böylece gönderilecek 4 aylık birikmiş faturalar üzerine 'suyumuz içmeye elverişsiz' yazmaya gerek kalmadan gönderilecektir. Bu bile kendi başına büyük bir çirkinliktir.

Kusura bakmayın ama hep söyledim ve yazdım. Parasını aldığı hizmeti yerine getirmeyen (ki bu hizmet tekel olarak emrindedir) yerel yönetim en beceriksiz ve adi yönetimdir. Hep özelleştime, özelleştirme denilir ya? İnanın ben bu içme suyununda belediyelerin elinden alınıp, özelleştirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Görün bak vatandaş! şebekesini kendi şirketinin dağıtım ağına abone etsin diye ne kapmanyalar yapılıyor. Hiç susuz kalıyor musunuz? Şaşal su akıtsalar şaşmam doğrusu!

Gurgur Dağında su bulduk” diye çığıranların çıkan suyun hala şebekeye verilmemiş olmasını nasıl açıklamadıklarını hayretle bekliyorum. Acaba suyun şebekeye verilmemesinin sebebi Arslanlar Köy suyunda tespit edilen aşırı demir ve metal yoğunluğundan sebep olmasın? Gurgur dediğin Arslanların kuzeybatısı. Aynı damar suyu olmaları muhtemeldir. Bu durumda içeriğinde yoğun metal barındıran tüm sular gibi çökelti havuzlarından geçmeden şebekeye veremezsin. Normal deposu bile (2 tane var gene canım ayaklı ve gömme) olmayan bir ilçenin bu işine gelmez. Alışmışlar direkt şebekeye bağlamaya.

Hani ben hep seneyede bu konuyu yazıyor olacağımı düşünüyorum diye yazıyorum ya. Sebepleri çok. Bu Gurgur Dağından Güldür Güldür su çıktı, şebekeye bağladıkmı sorun bitecek diyenler var. Zor canım be çok zor. Bir kere sizin şimdi var dediğiniz su seneye kesilebilir! Neden? Arslanlar Köyü Tarımsal Sulama Kooperatifi bu yaz elektrik borçlarından dolayı çalışmadı. İZSU’nun yeni kuyularının tam doğusunda 4 tane 5,6,8,10 inçlik kuyular bunlar. Çalıştıklarında şimdiki suyun çıkış hızıyla Torbalının su sorunu çözüldü diye düşünenlerin damağını kuruturlar!

Muhalefet partilerinden bir kısmıda akıllara ziyan şekilde iktidar partisi ilçe başkanını ve iktidarı (DSİ ve Çevre Orman Bakanlığını) suçluyor susuzluktan dolayı. Ağır olun beyler bayanlar! Önce öğrenin

DSİ, kent içi çalışmalara müdahale edemez. Belediyenin 1053 sayılı kanun çerçevesinde DSİ’ye başvurması ve protokol yapılması gerekir.

Ak Parti İlçe Başkanı Mahmut Atilla Kaya

Varmı böyle başvuru? YOK. Varda ret mi edilmiş? HAYIR. Ya azıcık insaflı olun. Eğer bunları cahillikten söylediyseniz öğrenirsiniz kolay! Ama bu kanundan haberiniz varda yumurtladıysanız “YALAKALIĞIN” bu kadarı ayıptır. Hoş uzun cevabında “sağcılık” tan başka bu şeyler konuşmayan Atilla Kaya ilgili kanundan haberdarmıydı? Peki olsaydı bunuda cevaplarını desteklemek için kullanmaz mıydı? Soruların uçu açık.

Ana sebep sonraki yazıya, büyük gündem değişikliği olmaz ise geleceğim. Mevcutta görünen ve demeçler veren adaylar bu sorunu çözemez. Teşhisleri yanlış ki tedavileri nasıl doğru olsun? Zaten Yetkileride yok artık...

Cenk SARIGÖL

6 Eylül 2008

Edi ile Büdü İzmir ve Torbalı

           Edi ile Büdü

İzmir Büyükşehir İZSU) ile Torbalı Belediyesi arasında yaşanan komediyi seyrediyor musunuz? Hacıvat ile Karagöz gibi mubarekler. Burada kim Edi, kim Büdü ayırmak zor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu daha sakin ve ÇelebiSayın Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur Hacıya gidip gelmiş olsa gölge oyunu karakterleri netleşirdi ama... Akmayan suyun kavgasını veriyor görünmeleri nasıl bir tiyatro oyunudur? Trajik, dram, trajikomik, macera, gerilim olabilir mi? Bu arada fatura tahsilatlarına devam. Merak ediyorum bu İzmir fiyatlandırması Torbalı için geçerli olacak mı? Gündemi takip edenler bilir! Büyükşehir belediyesine Sağlık Bakanlığı tarafından “su içilemez ve gıda üretiminde kullanılamaz” ibaresi konulmasını zorunlu kıldı. Arsenik miktarının normal değerlerin çok çok üstünde çıkmasından dolayı getirilen zorunluluktan, şark kurnazlığıyla kurtulmaz isteyen İzmir B.şehir bld. Su ücretlerini 0-13 metreküp arası suyun metreküpü 10 YKr olarak düşürdü. Böylece “ALINACAK SU PARASI FATURA MALİYETİNİ KARŞILAMIYOR” gerekçesi oluşturarak, fatura göndermemenin yolunu buldular! Ayrıntılı yazımız için http://cenksarigol.blogspot.com/2008/08/pabuumun-arseniki-halklar.html bakabilirsiniz.

Ağustos ayından geçerli olmak üzere konutlarda 0- 13 ton arası ton başına 1.19 YTL olan tarife 10 Yeni Kuruş'a indirildi. Ucuz tarife, arsenik arıtma sistemleri devreye girinceye kadar en az 4 ay geçerli olacak. Olacakta Torbalı’nın su işleri ve faturalandırması İZSU tarafından yapıldığına göre bizleri kapsıyacak mı acaba? Yoksa sadece arsenikli suyun fiyatını mı düşürdü bu CHP’liler? Kırmızı Örümcek zararlısı için zehir değil ki bu arsenik. İnsanlardan kendilerini zehirledikleri su için parada alınması çok ayıp olurdu zaten. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bu su işini hakkaten beceremiyor yav. Bir de millete yalan söylemedi mi CHP milletvekili Bülent Baratalı ile iğrenç bir durum doğdu. Ben asıl Ank. B.şehir Bld. Bşk. Melih Gökçek, İzmir suyundaki arsenik miktarını açıklamasa http://cenksarigol.blogspot.com/2008/07/su-zerinde-siyaset.html bunlar ne zaman açıklayacaktı onu merak ediyorum. Baştan inkar ettiler. Ardından “önceden suda arsenik miktarının yüksek olduğunu biliyorduk” dediler. Beyanı kabahatinden beter bunların. Kardeşim madem biliyordun neden bu millete sabah akşam zehirli su içirdin? Uyarmadın, hiç vicdanınız sızlamadı mı beşiktekinden, okullusuna körpeleri zehirlemeye?

Torbalı bu yazda susuzluktan kavruldu. Geçen yazda susuzdu birçok mahallemiz. Gelecek yaz gene kavrulacağını öngörmek medyumluk değil, donanım ister. Ben bu kış bile susuzluk çeken üst katlarımız olacağını tahmin ediyorum. Geçen sene belediye halkına su verememiş ve beceriksizliğini “Küresel Isınma” olgusuna atmıştı. Hatta sık sık İstanbul ve Ankara örnek gösterildi.”heryerde su sıkıntısı var” denilerek, ama ne oldu? İst. Melen Çayı Projesini tamamladı ve bu yıl kısa süreli kesintileri saymazsak, sorun yaşamadı. Ankara ise çok daha büyük bir proje tamamladı. Kızılırmak Suyu, DSİ’nin 10 yılda bir hatla getirmeyi planladığı suyu, 3 hat çekerek bir yılda getiren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bunu birde arıtmadan geçirerek şebekeye veriyordu. Ayrıca Kızılırmakta normal akışında yüksek olan arsenik oranı AB Standartlarının bile altına düşüldü. Bu yıl Ankarada susuzluk kaynaklı hiç kesinti olmadı. Siz ne yaptını bu arada? Hangi projeyi tamamladınız? İZSU’ya su işlerini devredince sorumluluğunuz kaltı mı?Torbalı Belediyemiz zabıtalarımız eşliğinde İZSU Torbalı’yı bastı. Ne kadar komik ya? Sayın Uygur açıklama yapıyor, “İZSU beceriksiz, halkımızı susuz bırakıyor, çalışmıyor” orası doğru sayın Uygur. Peki senin İZSU’ya devrettiğin belediye beceriksizde geçen yıl İZSU devrede yokken niye susuzluk çekti bu halk? Komedi filmi çevirip, Edi ile Büdü rolleri oynamanın göz boyacılık olduğunu anlamıyormuyuz biz?

Siz Torbalı Belediyesi ve Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur olarak sen zaten şarıl şarıl akan çeşmeler devretmediniz ki İZSU’ya... Diğer taraftan Torbalı’nın çektiği su sıkıntısı kesinlikle su azlığından değil. Su kaynaklarının verimli kullanılmaması ve şebeke kayıplarındandır. Linki yukarda var “Su Üstünden Siyaset” yazımızda bunu ayrıntılı yazdık. Bir daha yazmam gerektiğini anladım. Kıtlık var çünkü! Ayrıca burda biz yazdıkça bir açıklama gönderme zahmetinde bulunmayan, yazılanlarla ilgili 5-6 sene öncesinin verilerini verirken basını bilgilendirme gereği hissetmeyen Torbalı Belediyesi Basın Bürosunun ne iş yaptığını merak ediyorum. Biz halk adına çıkış arıyor, sorumlulara hesap uzatıyoruz. Okumuyormusunuz bu gazeteyi yani? Tabii ciddi işlerde yoksunuz ortada ama sulu işlere varsınız. Komediyi seviyorsunuz. Kim Edi, Kim Büdü hiç farketmez. Ortada dönen çocuk komedisini hep beraber seyrediyoruz. Keşke belediye yönetmek yerine senaryo yazıp, artizlik yapsaymışınız..!


Cenk SARIGÖL

4 Haziran 2007

Küresel Isınma ve Yapabileceklerimiz


Bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün
Fazla değil, sadece 1°C düşürün, böylece bir miktar enerji tasarrufu yapabilirsiniz. Eğer üşürseniz; ki bu ihtimal genelde yoktur, üzerinize modaya uygun bir kazak, süveter giyebilirsiniz. ( Ortalama bir aile böylece yılda atmosfere 0,4 ton CO2 verilmesini engellemiş olacağı gibi parasını da tasarruf etmiş olur.) Elektrikli cihazların ‘yarı açık’ bırakmayın
Televizyonlarımızı standby (yarı açık) konumunda bırakmak (sadece kumanda ile kapatmak) bir miktar enerjiyi gereksiz yere harcamamıza neden olur. Kumandayla kapatmak yerine oturduğumuz yerden kalkarak TV'yi üzerinden kapatabiliriz. (Ortalama bir aile böylece yılda 150 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)

Şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın
Küçük şarj cihazları kullanılmadıkları zaman bile bir miktar enerji harcarlar. Cep telefonu, PlayStation … gibi cihazlarınızı şarj etmediğinizde ya da pilleri dolduğunda şarj cihazlarını prizde bırakmayınız. (Ortalama bir aile böylece yılda 7 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)Daha fazlasını kaynatmayın
Su ısıtıcıları sizin çay ya da kahve içmeniz için gereken enerjiden çok daha fazlasını harcarlar. Eğer bir bardak içecekseniz sadece bir bardak su kaynatın daha fazlasını değil. (Ortalama bir aile böylece yılda 45 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)Çok parlak ışıkları söndürün
Gerçekten onlara ihtiyacınız yoksa lütfen onları kapatın. Zira onlar çok fazla enerji tüketirler. Eğer karanlıktan korkuyorsanız, inanın hayaletler gerçek değil. (Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur )

Duş Başlığı kullanın
Duşlar banyo yapmanız için yeterli olan suyun yarısını harcarlar ve banyo için gerekli olan suyun ısıtılmasından daha az enerji gerektirirler.(Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.)Daha verimli ampul kullanınDüşük enerji ampulleri size gereken ışığı verdikleri gibi 3 kat daha az güç harcarlar. Eğer ki bir gece kulübünde yaşamıyorsanız, tüm ampullerinizi değiştirin. (Ortalama bir aile böylece yılda 200 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)Dondurucularınızı sızdırmaz hale getirin

Dondurucular çok iyi sızdırmazlık sağlandığında en yüksek verimde çalışırlar, bu sayede havayı dondurmak için yoğun bir şekilde çalışmak zorunda kalmazlar. (Ortalama bir aile böylece bir miktar CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)Arabanızı olabildiğince az kullanınYürüyün, ata binin, koşun, paten kayın, toplu taşıma araçları kullanın ya da en kötüsü otostop yapın. Her ne durumda olursa olsun aracınızı kullanmamaya çalışın. (Ortalama bir aile böylece fazlasıyla CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)Evinizin ısısını havaya atmayın
Evinizin çatı arasını, duvarlarını, sıcak su hatlarını ve kazanı ısı kaçağına karşı izole edin. Kapı pencere ve çerçevelerinizi hava kaçaklarına karşı kontrol edin. Evinizi ılık tutun, sıcak değil ve böylece gezegenimizi biraz daha soğutmuş olursunuz. (Ortalama bir aile böylece yılda 3.8 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.)

Çamaşır yıkama sıcaklığını düşürün
Kıyafetlerinizi 40-60 derecede yıkayacağınız yerde 30 derecede yıkayın. Makineniz daha az enerji kullanmış olur ve elbiseleriniz hala parlayan beyaz renklerde kalır. (Ortalama bir aile böylece yılda 90 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)Yiyeceklerinizi kendi bölgenizden temin edin.

Yakın çevrenizdeki yiyeceklerle beslenin, dünyanın bir ucundakilerle değil, sadece çevrenizdeki yiyecekleri yemekle ölmezsiniz. Böyle bu yiyecekler dünyanın diğer uçlarından uçaklarla size taşınmaz. Sizlere 869…. Barkot kodu ile başlayan ve Türkiye de imal edilen, ürün kodlarını buraya sıkıştırmam iyi olur diye düşündüm. Hem bu milliyetçilik ve ulusalcılık damarı yüksek olanlar için güzel bir öneri! Herkes yerli malı kullanmalı.. (Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.)

* Kürel Isınmanın herkes tarafından fark edilmeye başlanması ile tüm dünya insanında bir ‘ben ne yapabilirim düşüncesi oluştu. Bana bu iletiyi atan Fatih Hüner’e teşekkür ederim.

Cenk SARIGÖL