Veysel Eroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Veysel Eroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2008

Çev. ve Orman Bak. Prof.Dr.V.Eroğlu Röportajı II


DSİ'nin İzmir Yatırımlarıİzmir’in içme suyunda görülen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından dile getirileren “Arsenikli Su” ve diğer su ve sulama çalışmalarını Çevre Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, Basın Danışmanı Cemal Nogay’ında hazır bulunduğu bir ropörtaj sırasında yöneltti. İZSU tarafından dağıtılan buroşürlerde üstü kapalı olarak suçlanan DSİ, Gördes Barajı konusunda ve İstanbul’a nazaran İzmir’e yatırım yapılmadığı yada savsaklandığı yönünde ithamlara maruz kalan Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili iddialara Sayın Eroğlu tarafından içtenlikle cevap verildi. Röportajın ilk bölümüne http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/evre-ve-orman-bakanmz-profdrveysel.html bakabilirsiniz.

Cenk Sarıgöl: Geçen yıl su tasarrufuna ilk başlayan belediye İzmir Büyükşehir. Bu yıl arsenikli suyun tesbitinden sonra su 13 ton'a kadar 10 ykrş.'a düşürdü. Bu durum tasarruf çağrılarıyla örtüşüyor mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Ülkemizin kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar m3tür. Bu suyun %36’sına tekabül eden 40.1 milyar m3ü kullanılmaktadır. 2007 yılı itibariyle ülkemizde kişi başına düşen su miktarı 1.600 m3 olup, gelişmiş ülke ortalamalarının altında kalan bu rakam Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı anlamına gelmektedir. Suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız. Su tasarrufuna teşfik için bazı fiyatlandırma teknikleri tüm dünyada kullanılıyor. Su zengini de su fakiri de değiliz. Bu nedenle kaynaklarımızı iyi değerlendirerek suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız.

Cenk Sarıgöl: Gerçekten iller arasında bir çifte standart var mı? Mesela yıllarca İstanbul’da görev yapmanın vermiş olduğu kayırma olabilir mi?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bir şehri susuz bırakmanın faturası su temin yatırımlarının maliyetinden çok daha fazladır. Susuzluktan dolayı binaların depo yaptırması vb. salgın hastalıklar, ilaç maliyetlerini düşünün .O halde her şehre yeterli miktarda ve iyi evsafta su verilmesi şarttır.
Ben 05 Mayıs 1994 tarihinde İSKİ Genel Müdürü olduğumda bazı mahallelere 15 günde bir su verilebiliyordu. Ancak gece gündüz çalışarak İstanbul’un su meselesini kökünden çözdük. Biz su sıkıntısını ele alırken önceliği sorunlu olan illere veriyoruz. Bu anlamda öncelik, ihtiyacın aciliyetine göre belirleniyor. Su sorununu bir bütün olarak ele alıp çözümü için eylem planı hazırladık.
2008- 2012 İçme, Kullanma ve Sanayi Suyu Eylem Planı ile Türkiye genelindeki 81 il merkezinde mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulan içme, kullanma ve sanayi suyu miktarları her il merkezi için ayrı ayrı tespit edilmiştir.
Halihazırda içme uyu ihtiyacı yeterli olarak karşılanamayan il merkezleri ile yakın gelecekte içme suyu sıkıntısı yaşayabilecek il merkezlerinde yapılması gerekli yatırımlar ve maliyetleri de belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucu 81 il merkezinde adrese dayalı nüfus kayıt sistemi 2007 nüfus sayımı neticelerine göre toplam olarak 39,8 milyon kişinin yaşadığı belirlenmiştir. İl merkezlerinde hâlihazırda ihtiyaç duyulan toplam su miktarının yıllık 3,4 milyar m3 olduğu, il merkezlerine temin edilen toplam içme, kullanma ve sanayi suyu miktarının ise yıllık 4,9 milyar m3 olduğu tespit edilmiştir.

Cenk Sarıgöl: Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınızla, İzmir kent içme suyunu karşılamaya dönük ve katkı sunacak, neler yaptınız, hangi projeleri tamamladınız veya devam ettiriyorsunuz?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir Büyükşehir alanının içme-kullanma ve endüstriyel su ihtiyaçlarını karşılayacak projeleri ortaya koymak amacıyla İzmir İçme Suyu Projesi Master Plan raporu DSİ tarafından 1971 yılında yaptırılmıştır. Bu proje kapsamında Menemen Yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajından toplam 280 hm3/yıl su kullanıma sunulmuştur. Bu proje öncesinde DSİ’ce gerçekleştirilen Halkapınar Kaynakları geliştirilmesi ve bazı yeraltı suyu kuyularından elde edilen 72 hm3/yıl su ile birlikte İzmir kentine 352 hm3/yıl su sağlanmıştır.
Halen DSİ uygulama programında bulunan İzmir İçme Suyu II. Merhale Projesi kapsamında Manisa ilinde inşaatı devam eden Gördes Barajından İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir. Proje kapsamında 114 km uzunluğunda boru hattı, 365 000 m3/gün kapasiteli arıtma tesisi ve pompa istasyonu bulunmaktadır. Gördes Barajı inşaatı 2008 yılı sonunda bitirilecek ve su tutmaya başlanacaktır. Bu nedenle Arıtma Tesisi ve İletim Hattı Uygulama Projeleri İZSU’ca acilen bitirilmesi gerekmektedir. Bu iki barajımızın dışında şu anda inşaatı devam etmekte olan ve İzmir İçme suyu II. Merhale Projesi adı altında yapımı sürdürülen Gördes Barajı inşaatında 30.11.2008 tarihinde su tutulacak olup, barajın yıl sonunda bitirilmesi planlanmaktadır.
Projenin Gördes Barajından sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajından 45 hm3/yıl, Başlamış Barajından 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajından 89 hm3/yıl suyun İzmir kentine verilmesi planlanmıştır.
Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 235 hm3/yıl daha su sağlanarak 2028 yılına kadar toplam 587 hm3/yıl su temin edilmiş olacaktır.

Cenk Sarıgöl: Ödemiş Beydağ Barajı bitti. Suyun tasarruflu kullanılması adına, Tarım Bakanlığı veya Ziraat Odaları ile çalışmalarınız nasıl?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Herkesin su kullanımına özen göstermesi, bu konuda toplumsal hassasiyetin artırılması ve tasarrufa önem verilmesi lazımdır. Çünkü kişi başına düşen yıllık 1.600 m3 su miktarı dikkate alındığında “su azlığı yaşayan” bir ülke konumundadır.

Cenk Sarıgöl: Bayındır Zeytinova (Falaka) Barajı sanırım proje aşamasını geçti, nedir son durum?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: İzmir ili Bayındır ilçesi, Zeytinova Beldesi sınırlarında Falaka çayı üzerinde yer almaktadır. Planlama raporunda Burgaz Barajı olarak adlandırılan Zeytinova Barajı sulama amaçlı olup, Bayındır merkez ilçesi, Zeytinova beldesi, Buruncuk, Ergenli, Pınarlı, Turan, Yakacık, Yusuflu ve Derebaşı köylerinde 2 559 ha tarım arazisi sulanacaktır.
DSİ Genel Müdürlüğü’nce Kati Projesinin yapım işi 02.03.2007 tarihinde ihale edilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür. 2009 yılında inşaatın başlaması öngörülmektedir.

Cenk Sarıgöl: Küçük Menderes havzasında proje aşamasında yürütülen çalışmalar mevcut mu?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Planlaması ve uygulama projesi tamamlanan yatırım programında bulunan projelerimiz:
-Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ Sulaması Küçükmenderes havzası içinde yer almaktadır. Küçükmenderes Projesi Ödemiş- Beydağ sulaması ile 19 650 ha.lık alan, Beydağ barajından sulanacaktır. Ödemiş Beydağ Sulaması Yap İşlet Devret Modeli ile ihale edilmesi için Yüksek Planlama Kurulunun onayına sunulmuştur
-İzmir-Ödemiş Aktaş Barajı Aktaş deresi üzerinde yeralmaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, İlkurşun, Yusufdere, Bülbüldere, Sekiköy, Şirinköy, Yeniköy köyleri ve Kayaköy beldesinde 1 538 ha tarım arazisi sulanacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır. Fizibilite Raporu Devlet Planlama Teşkilatı’nın onayına sunulmuştur.
-İzmir-Ödemiş Rahmanlar Barajı İzmir ili Ödemiş ilçesi Rahmanlar deresi üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama ve içmesuyu amaçlı olup, Yeniceköy, Üzümlü, Ortaköy, Karadoğan ve Demircili köylerinde 1 494 ha tarım arazisi sulanacak ve Ödemiş ilçesine 9,36 hm³/yıl içme suyu sağlayacaktır. Kati proje yapım ihalesi yapılmıştır.
*Planlaması tamamlanan ve uygulama projesi devam eden projelerimiz ise;
-İzmir-Ödemiş Bademli Barajı Ödemiş ilçesi Pirinççi çayı üzerinde yer almaktadır. Baraj sulama amaçlı olup, Ödemiş ilçesine bağlı Bademli, Ovakent, Pirinççi ve Kemerler köylerinde 1 048 ha tarım arazisi sulanacaktır. 27.02.2007 tarihinde kati proje yapımı ihalesi gerçekleştirilmiştir. İşin süresi 570 (beşyüzyetmiş) takvim günüdür.
-Küçükmenderes Projesi Uladı Barajı Küçükmenderes nehrinin kolarından olan Uladı çayı üzerinde yapılması planlanan Uladı Barajı 106,0 m yüksekliğinde kum çakıl dolgu tipinde bir barajdır. Uladı barajı ile Canlı beldesi, Kızılcaavlu, Yakapınar, Çıplak, Karaveliler, Elifli, Kızılova, Çiftçigediği, Arıkbaşı, Çırpı, Hasköy, Yeniçiftlik köylerine ait brüt 4 661 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları 2007 yılı sonu itibariyle tamamlanmış olup 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
*Planlaması devam eden projelerimiz de;
-İzmir Bayındır Projesi Ergenli Barajı Ilıca deresi üzerinde yapılması planlanan Ergenli barajı sulama amaçlı olup 92 m yükseklikte, ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipinde bir barajdır. Ergenli barajı ile Bayındır Merkez İlçesi ve Yusuflu, Turan, Ergenli, Fırınlı, Karahalilli, Tokatbaşı köylerine ait brüt 3 156 ha alanın sulanması amaçlanmıştır.
Baraj planlama çalışmaları devam etmekte olup 2008 yılı sonunda tamamlanacaktır. 2009 yılı içerisinde kati projeleri yaptırılacak, ödenek ayrılması durumunda da 2010 yılında inşaatına başlanabilecektir.
Ayrıca Küçük Menderes Projesi ile Küçükmenderes nehri ana yatağı ve 34 adet yan derelerin taşkın ve rüsubat kontrolü ile Kiraz ilçesi ve 10 yerleşim yerinde 14 394 ha arazinin taşkından korunması amaçlanmıştır.
Proje kapsamında yer alan 1 adet derede yukarı havza ve mansap çalışmaları yapılarak ıslahı tamamlanmıştır. 10 adet derenin ıslah çalışmaları bütçe ödenekleri çerçevesinde devam etmektedir. Tüm yan derelerin ıslah çalışmaları tamamlandıktan sonra Küçükmenderes ana yatağında ıslahı çalışmaları tamamlanacaktır. Bu bağlamda hem küçük su işleri hem de büyük su işleri programında inşaat faaliyetleri devam etmektedir.

Cenk Sarıgöl: Son olarak İzmir ve İzmirlilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu
: Bede Egeliyim. Afyonluyum. Dolayısı ile ülkemizin her köşesi gibi Egemizin incisi İzmir için elimizden gelen ne ise yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda vatandaşlarımızın hiç şüphesi olmasın.

12 Kasım 2008

Çevre ve Orman Bakanımız Prof.Dr.Veysel Eroğlu Röportajı

DSİ'nin İzmir Yatırımları


İzmir’in içme suyunda görülen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından dile getirileren “Arsenikli Su” ve diğer su ve sulama çalışmalarını Çevre Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na, Basın Danışmanı Cemal Nogay’ında hazır bulunduğu bir ropörtaj sırasında yöneltti. İZSU tarafından dağıtılan buroşürlerde üstü kapalı olarak suçlanan DSİ, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/deerli-izmirliler.html Gördes Barajı konusunda ve İstanbul’a nazaran İzmir’e yatırım yapılmadığı yada savsaklandığı yönünde ithamlara maruz kalan Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili iddialara Sayın Eroğlu tarafından içtenlikle cevap verildi.

Cenk Sarıgöl: İzmir’de yaşanan 'arsenikli' su skandalını Büyükşehir Belediyesi önce inkar etti, sonrasında kabul etmek zorunda kaldı. Çevre ve Orman Bakanlığının bu konuda önceden bilgisi var mıydı?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: Bakanlığımız su konusunda ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda gerekli projeleri imkanlar ölçüsünde hayata geçirmektedir. İzmir ilimizin içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacı da kurumumuz tarafından bilinmekte ve diğer bütün illerimizde olduğu gibi ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmekte ve gerekli her türlü tedbir alınmaktadır.
İzmir de yaşanan sudaki arsenik paremetrelerindeki artışlarla ilgili Bakanlığımıza önceden bir bilgi verilmemiştir. DSİ içme suyu kaynaklarının su teminine yönelik çalışmaları yürütmekte olup, su kaynaklarının kirlilik tesbiti ve kontrolleri İZSU tarafından yapılmaktadır.

Cenk Sarıgöl: Geçen yıl Ankara ve İstanbul’da su kesintileri ve susuzluk yaşanırken, bu yıl Melen Çayı ve Kızılırmak projeleriyle sorunu aşmış göründüler. Peki, geçen sene sıkıntı yaşamayan İzmir bu yıl neden bu kadar zor duruma düştü? Belediye 'küresel ısınmaya' bağladı durumu. Sizin de doğal olarak yaptığınız tespitler vardır. Geçen yıla göre bu yıl yağış oranı İzmir su havzasında ne kadar düştü?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir ilimizle alakalı olarak Kurumumuz tarafından yapılan çalışmaları özetlemek gerekirse;
İzmir Büyükşehir yerleşim alanının içme-kullanma ve endüstriyel su ihtiyaçlarını karşılayacak projeleri belirlemek için, 1971 yılında DSİ tarafından “İzmir İçme suyu Projesi Master Plan Çalışması” yapılarak bir rapor hazırlanmıştır. Bu çalışma kapsamında Menemen Yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajı’ndan toplam 280 hm3/yıl su kullanıma sunulmuştur. Bu proje öncesinde DSİ’ce gerçekleştirilen Halkapınar Kaynakları geliştirilmesi ve bazı yer altı suyu kuyularından elde edilen 72 hm3/yıl su ile birlikte İzmir şehrine DSİ tarafından yapılan tesislerden 352 hm3/yıl su sağlanmıştır.

2007 yılı itibariyle İZSU’dan alınan veriler doğrultusunda Tahtalı Barajından 67,7 hm3/yıl, Göksu ve Sarıkız kaynaklarından 81,3 hm3/yıl, Menemen kaynaklarından 0,5 hm3/yıl, Halkapınar kaynaklarından 37,8 hm3/yıl, Pınarbaşı kaynaklarından 1,1 hm3/yıl olmak üzere toplam 198,4 hm3/yıl su kullanılmıştır.
2012 yılına kadar İzmir ilinin içme suyu ihtiyacı mevcut yeraltı ve yerüstü kaynakları ile karşılanacaktır.
Halen uygulama programında bulunan İzmir İçme suyu II. Merhale Projesi kapsamında Manisa ilinde inşaatı devam eden Gördes Barajı’ndan İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir. Proje kapsamında 114 km uzunluğunda boru hattı, 365 000 m3/gün kapasiteli arıtma tesisi ve pompa istasyonu bulunmaktadır. Projenin Gördes Barajı’ndan sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajı’ndan 45 hm3/yıl, Başlamış Barajı’ndan 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajı’ndan 89 hm3/yıl suyun İzmir kentine verilmesi planlanmıştır. Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 235 hm3/yıl daha su sağlanarak 2028 yılına kadar toplam 587 hm3/yıl su temin edilmiş olacaktır.
Yiğitler Barajı ilgili olarak da; kati proje yapımı DSİ Genel Müdürlüğümüzce 20.02.2007 tarihinde ihale edilmiş olup, 19.10.2008 tarihinde tamamlanacaktır.
Yağış oranlarına baktığımızda; İzmir ilinin uzun yıllar yağış ortalaması 689.9 mm dir. DMİ İzmir Bölge Müdürlüğü verilerine göre yağış yılı kabul edilen Eylül 2006- Eylül 2007 dönemi ortalaması 335.8 mm iken Ekim 2007- Eylül 2008 yağış dönemi ortalaması 559.8 mm olup, uzun yıllar ortalamasının %30 altında olduğu görülmektedir.

Cenk Sarıgöl: İzmir Büyükşehir belediyesi dağıttığı bir broşüre de üstü örtülü olarak, Hükümeti ve özellikle Çevre Orman Bakanlığı ile size bağlı DSİ için çalışmalarını engellediğinizi ima etmişler. Çamlı Barajı için Çevre Etki Değeri (ÇED) raporu ile Orman arazisi tahsisi istenmiş bakanlığınızdan..!

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: Daha öncede ifade ettiğim gibi su konusunda gerekli projeleri imkanlar ölçüsünde, ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda il ayırımı yapmaksızın hayata geçiriyoruz.
Çamlı Barajı’nın içme suyu maksatlı planlama ve kesin proje yapımı işleri için 27.01.1997 tarihinde DSİ ile İZSU arasında bir protokol imzalanmıştır. Protokol gereğince barajın inşaat işlerinin İZSU tarafından yapılması öngörülmüştür. Ancak 21.09.1999 tarihinde İZSU Çamlı Barajı’nın inşaatını yapmaktan vazgeçtiğini belirtmiştir.
İzmir’in mevcut içme suyu durumunda bu safhada ihtiyaç duyulmayan Çamlı Barajı, DSİ iş programına alınmamıştır.
İzmir’in su ihtiyacı ile alakalı 1970 yılında başlayan çalışmalarda, şehrin uzun vadeli su ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir projeksiyon ortaya konulmuş ve baraj inşaatları buna uygun olarak sürdürülmüştür.
Bugüne kadar Menemen yeraltısuyu, Balçova Barajı, Manisa ilinde bulunan Göksu ve Sarıkız kaynaklarından ve Tahtalı Barajı ile Halkapınar Kaynakları’ndan İzmir’e yılda toplam 352 hm3 su sağlanmıştır.
2012 yılına kadar İzmir ilinin içme suyu ihtiyacı mevcut yeraltı ve yerüstü kaynakları ile karşılanacaktır.
İzmir İçme Suyu II. Merhale Projesi muhtevasında Gördes Barajı’ndan İzmir’e 59 hm3/yıl içme ve kullanma suyu verilecektir.
Projenin Gördes Barajı’ndan sonraki kademesi olan Manisa ilindeki Çağlayan Barajı’ndan 45 hm3/yıl, Başlamış Barajı’ndan 42 hm3/yıl, Düvertepe Barajından 89 hm3/yıl suyun İzmir şehrine verilmesi planlanmıştır.
Proje tamamlandığında DSİ tarafından İzmir iline 2028 yılına kadar yılda toplam 587 hm3 su temin edilmiş olacaktır.
Ayrıca 10.03.2008 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Çamlı Barajı ve Baraja ait koruma mesafeleri işlenmiştir.

Cenk Sarıgöl: Bostanlı ve Değirmendere Barajları içinde bir başvuru var mı aynı hususta? Ayrıca Gördes Barajı isale hattının DSİ tarafından yapılarak süratle devreye alınmasını istiyor İzmir Büyükşehir, efendim ayak mı diriyorsunuz? Ayrıca İstanbul için bin km den su isale hattı döşeyen DSİ İzmir'e gelince 36 km. hat çekmekten aciz açıklamaları duyduk. Nedir durum?

Çev. Orm. Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: İzmir ili Karşıyaka ilçesi Bostanlı deresi üzerinde yapılması düşünülen Bostanlı Barajının 1969-1996 yılları arasında değerlendirilen akım değerlerine göre içme suyuna verilen su potansiyeli yılda 2 970 000 m3, toplam dolgu hacmi toplam dolgu hacmi 388 100 m3 olup, 2008 yılı fiyatlarıyla keşif bedeli 49 milyon YTL dir. İzmir ili Menemen ilçesi Değirmendere üzerinde yapılması düşünülen Değirmendere Barajının 1969-1996 yılları arasında değerlendirilen akım değerlerine göre içme suyuna verilen su potansiyeli yılda 5 350 000 m3, toplam dolgu hacmi 1 200 000 m3 olup, 2008 yılı fiyatlarıyla keşif bedeli 82 milyon YTL dir. Her ikisinin de arıtma ve isale hattı keşfe dahil değildir. Baraj, arıtma ve isale hattına ait uygulama projeleri yoktur. Konu ile alakalı DSİ’e bugüne kadar herhangi bir müracaat yapılmamıştır.
Değirmendere Barajı, Bostanlı Barajı Planlama Raporu ve Kati Proje Raporu İZSU tarafından 1997 yılında TEMELSU firmasına yaptırılmıştır. Bu iki barajın da yapılabilmesi için revize planlama; revize ÇED ve uygulama projeleri yapılacaktır. Daha sonra barajların inşaatı, arıtma tesisleri ve isale hatları yapılacaktır. Bunlarda yaklaşık 8-10 yıl alacaktır. Dolayısıyla bugün için acil çözüm değildir.

Ropörtajın devamı için;

http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/evre-ve-orman-bakanmz-profdrveysel_14.html

4 Haziran 2007

Küresel Sulama!


Küresel Sulama!


Yazımıza dünden devam edelim. Damlama sulama yöntemini ilk kez inceleme fırsatını K.K.T.C de bulduğumu söylemiştim. Bildiğimiz tulumba kafalarına takılan basit bir düzenek ile rüzgar gülleri yardımıyla havuzlarda toplanan su daha sonra ağaç diplerine serilen hortumlar vasıtası ile sulama işlemi yapılıyordu. Bir İstanbul (3 yıl önce) dönüşümde aynı şekilde sulamaya Manisa-Akhisar taraflarında rastladım. Geçen yıl ise epey yaygınlaştığını rüzgar güllerindin kalabalıklığından anladım. Bağ ve zeytin sulaması bu yöntemle yapılmaya başlanmış.

Bu konuda yazdıklarımızın üzerine daha önce merhabalaştığımız ama pek sohbet imkanı bulamadığımız Kemal Park geldi. Sağ olsun yazdıklarımızı doğrular ve teşvik eder şeyler söyledi. Bunu önemsedim zira kendisi Ziraat Fakültesi mezunu ve bizzat çiftçilik yapan biri olarak bizi takdir ettiğini… Kendisi sulama teknolojileri ve yöntemleri konusunda yetkin, gelişmeleri takip eden üretici. Bu konuda yardımını istedim çünkü uzmanlık alanım değil. Ayrıca ilçemizde Ziraat Fakültesi veya Ziraat Meslek Yüksek Okulu mezunu çiftçilerimiz, bölgemize ve üretim anlayışının yanlışlığına dair tespitlerini bana iletmeleri durumunda köşemde yer vermekten kıvanç duyarım.


Küresel Isınma’ sokaktaki vatandaşımızın gözlemleyebileceği boyutlara ulaştı. Oysa bu tehdit özellikle Soğuk Savaş sonrası sık sık dillendirilmeye başlamıştı. Sebepleri farklı olmakla beraber, etkisini minimize etmek için su kullanımına itina göstermeliyiz. Su en çok tarım için kullanılır. O zaman ilk önlemleri tarım da almalıyız. Ben zemin üzerine takılan dürbineler ile tarla sulanan dönemlere yetiştim. Rahmetli ninem tarla kıyılarına yaptıkları küçük bahçeleri 1m’lik açtıkları çukurlardan tenekelerle suladıklarını anlatırdı. Yani bir metrede su var. Fetrek Çayı ve Moskof Çayı hep akardı. Ortaokul yıllarımızda (1985-88) o zaman ki sınıf arkadaşlarım Engin Kurt, Basri Yıldırım, Necati Öztürk, Barış Ünal ile Moskofta az çimmedik, balık avlamadık kargıdan oltalarımızla… Sonra su seviyesi düştü. Düştükçe artezyen kuyuları derinleşti. En son Maşat (Şehitler) üstünde ki kuyumuzun 22 metre olduğunu hatırlıyorum. Bu kuyular derinleştikçe tehlike arttı. Salmastra sıkmak, kayış takmak, dürbüne havası almak için kuyuya inenlerden çok yaralanan, sakat kalan oldu. Artık artezyen çukurları kapandı. Su çıkarmakta yetersiz. Önce 30 m sonra 60m. Şimdilerde 150 m. de su sondajları pompaları var. Hatta pompalar yetersiz kalıyor dağlıç takılıyor. Su seviyesi düştükçe sulama maliyetleri yükseliyor.


Dünyanın tersine bizde su tüketimi üstten aşağı doğru gitti böylece… Sonuç: ekim ve bitkinin büyümesi için gerekli toprak tavı hep daha derine kaçtı. Zamanında ovada batak oluşmasını, ekinde su durmasını önlemek için açılan kanallar işlevini yitirdi. Öyle ki hali hazırda ki tavı kaçıran unsurlar haline geldiler. Dünya da ise su mümkün olduğunca derinden çıkarılarak, yüzey tavı korunmaya çalışıldı. Akarsulardan hazır su çekmek yerine yinede derin sondajlarla yüzey suyunun kaçmasını engellediler. Bir zamanlar 2-3 el sulama ile yetişen pamuk artık 4-5 suya yok demiyor. Geldiğimiz noktada yüzey tavını derinlere kaçırdık. Böylece yağmursuları bitirdiğimiz katmanlardan hızlı bir şekilde süzülerek geldiğimiz derinliklere ulaşıyor. Böylece suya doymayan bir toprak yapısı oluşmaya başladı.


Bu sene kurak geçecek görünüyor. Sulama sistemleri keza bu yüzden önemli. En az su ile en fazla ve tasarruflu bitki sulamayı öğrenmeliyiz. Toprak sulamadan, bitki sulamaya geçmek için geç kaldık zaten. Mesela bağcılıktan örnek verelim: modern direk asmalarınız var. Bahar başında arasını pullukla sürüp, asmanın sezon içinde orta boşluğa attığı pürçekleri (kök uzantıları) koparıyoruz. Ardından sürdüğümüz bu boşluğu gübreleyip, suluyoruz. Doğal olarak burada ot bitiyor. Sonra yine bu otları öldürmek için ızgara geçiyor, yine suluyor, gübreliyoruz. Lakin işlediğiniz, suladığınız, gübrelediğiniz yerin otlanmasını önleyemezsiniz. Bu esnada filize, çiçeğe, koruğa durmuş bağa tarım makineleri ve traktör tekerleri ile zarar veriyoruz. Üstelik ot öldürücü ilaçların kimyevi artıklarının, malımızın içine işlemesi, ek masraf yüklemesi diğer zararlarımız. Normalde dönüme 15kğ gübre gereken aynı bağ için, damlama sulama yönteminde eritilmiş veya sıvı gübre tüketimi 5-5.5kğ civarındadır. Normal sulama yöntemine göre 5/1 su tasarrufu sağlar. Toprağı değil, bitkiyi suladığınız için ara boşluğun otlanması asgaridir. Suyla buluşamayan yaban otlar fazla gelişmeyeceğinden pürçekleri koparan pulluk yerine ızgarayla rahatlıkla toprak altı edilir. Gübre direkt su ile köke verildiğinden azami fayda sağlar. Otlanma sadece asmanın kök bölgesinde olacağından çapalanması kolay ve kısa sürede yapılabilir. Salma suya nazaran, su bitki köklerine eşit oranda verileceğinden yada bu şekilde seçili sulama yapıla bilineceğinden tarlanın bir tarafı su isterken diğer tarafı yeşillenip, yapraklanmayacaktır.
Ya bu konuyu bana bırakmayın nerdesiniz Ziraat Mühendisleri?
DSİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu sık sık basına yansıyan demeçlerinde "Türkiye ne bilinen şekliyle su zengini nede su fakiridir. Dikkatli ve tasarruflu kullandığımız sürece yeterli suyumuz var" demektedir. Demekki suyumuzu tasarruflu kullancağız. Özellikle kullanılabilir suyun %70'inin Tarımsal Sulamada kullanıldığını düşünerek, tarımsal sulamaya önem vermeliyiz.

Günün Sözü:“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” N. F. Kısakürek