Alaattin Yüksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alaattin Yüksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2009

Den(iz)okrasi Uygulamaları (Chp İzmir)

Den(iz)okrasi

Uygulamaları

(Chp İzmir)


CHP İzmir Büyükşehir Belediye bşk. Adayının AK Parti Adayının açıklanmasından sonra resmen açıklanacağını bir çok kişiyle paylaştım. Sebeplerine gelince bunu CHP Genel Merkezi’nin politikası ve Sayın Deniz Baykal’ın siyaset tarzında aramak gereklidir.
Öncelikle şunu peşinen belirtmekte yarar var;

CHP Merkezi ve D.Baykal yek vücut bir İzmir istemiyor

Tüm Türkiye’nin bildiği gibi; İzmir, CHP’nin en güçlü olduğu Büyükşehir’e sahip il. Dolayısı ile bu büyüklük tek bir ses çıkarırsa CHP Genel Merkezi üstünde Demoklesin Kılıçı olur. Dengeleri değiştirecek bir güç olarak, gerek CHP mevcut yönetimini, gerekse Deniz Baykal saltanatını yıkabilir.

Peki Deniz Baykal İzmirde ne istiyor?

Öncelikle Büyükşehir yönetimi ile arası açık bir il yönetimi, hepsiyle limoni il Genel Meclis Üyeleri..! Aynı refleks ve siyasi duruşu gösteremeyen çeşitli duruşlar taşıyan, bölünmüş İzmir CHP. Partiye ve Deniz baykal’a bağları güçlü ama birbirine gevşek bir İzmir CHP örgütü esas amaçtır. Baykal İzmir için Akp adayının açıklanmasını bekledi. Çünkü güçlü bir AKP adayı karşısında karizması sıfır, taban desteği ve il yönetimiyle sorunlu bir Aziz Kocaoğlu kaleyi muhafazada zorlanırsa başka aday çıkarmaya tetikte... Buna karşın Aziz Kocaoğlu, Baykal’ın arzuladığı CHP İzmir için biçilmiş kaftan. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/aizi-kocaolu-tekrar-aday.html Mevcut il başkanı ve yönetimiyle arası açık. Metropol ilçe belediye başkanlarının çoğu ile sorunlu... Hatırlarsanız, Toprağı bol olsun, Ahmet Piriştina’nın vefatından sonra Büyükşehir koltuğuna heveslenen DSP geçişli metropol ilçe belediye bşk.ları vardı. Daha önceki geçişleri esnasında il yönetimine Piriştina ile gol atmışlardı. Falat Alaattin Yüksel kendi inisiyatifine bırakılan sadece iki ilçeden biri olan fakülteden sınıf arkadaşı Aziz Kocaoğlu’nu büyükşehir koltuğuna taşıdı. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/aziz-uygur-uzunbypas.html

İzmir’den uzağız! Fakat eğer Deniz Baykal, Akp’nin geçen yerel seçim kaybeden adayını Kocaoğlu ile yine geride bırakacağına kanaat getirirse Aziz bey bulunmaz Hint Kumaşıdır. Hem il yönetimiyle kavgalı hemde metropol ilçe başkanlarının çoğu ile limoni... Bu durumda Kocaoğlu adaylık için Baykal’a minnet edecektir.

Diğer yandan il yönetimi az biraz mırın kırın etsede, kendi belediye başkanlarına ulaşmak için taa Ankara CHP Genel Merkezini kullanacak! İl yönetimi Kocaoğlu’na taleplerini yaptıran Deniz Baykal’a minnetini ve bağlılığını arttırırken, Kocaoğlu tüm il muhalefetine (özellikle Kemal Karataş) rağmen kendisini aday yapan Genel Merkez taleplerini sorgulamaktan imtina edecek.

Herkesin elindeki ipleri Deniz Baykal’a sunduğu bu düzen kendine has bir Den(iz)okrasidir!

Cenk SARIGÖL

17 Kasım 2008

İsmail Uygur ve Sedat UzunBay-Kal


Uygur ve UzunBay-Kal


Baştan söyleyeyim, Torbalıda Ramazan İsmail Uygur üzerine hesap yapanlar yeni konumlarını belirlesin! O defter kapandı. Bunda sayın başkanın sağlık durumunun ciddiyetinden önce yukarda saydığım sebepler ve daha başkaları var. Uygur genel merkez ve il yönetimince dışlanan Aziz Kocaoğlu’na “Atom Karınca” lakapları takacak yakınlıkta mıdır? Siroz teşhisiyle ve buna bağlı mide kanaması sebebiyle acil getirildiği hastaneden çıkınca nekahat dönemini Sedat Uzunbay’ın Çeşme’deki yazlığında geçirdi. Tüm bunların CHP lideri Deniz Baykal tarafından bilinmediğini ve zararsız görüldüğünü kabul etsek bile, Bülent Ersoy ve M. Armağan Uzun nikâhını yine Çeşmede bir yatta (07 Temmuz 2007) kıymış olması (bilgi; http://cenksarigol.blogspot.com/2007/08/yz-karas.html ) Uygur’u genel başkanı gözünde düşürmeye yeter! Ne alaka diyeceklere hemen belirteyim.

Bülent Ersoy, CHP Genel başkanı Deniz Baykal’ı kastederek; "12 Eylül döneminde sahne yasağımın vardı. Yasağın kaldırılması için şimdi bir parti genel başkanı olan kişi (o sırada Baykal siyasi yasaklı ve avukatlık yapmaktadır) benden servet (100 milyon) istedi." İddialarında bulunmuştu. Bunun üzerine Deniz Baykal kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla Bülent Ersoy aleyhine açtığı 300 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtı. Davayı kazandı ve Ersoy’dan 15 bin ytl. Tazminat aldı. Dava sürecinden önce Ersoy ve Baykal arasında yaşanan gerginlik, atışma ve söz düellosunu bilenler, hatırlayanlar size sorabilir miyim? Devlet adamlığı ciddiyetini önemseyen, kinini diri tutan, muhalefete acımasız siyaset tarzı ile Deniz Baykal, böyle bir davada muhatabı olan Ersoy’un nikahsını kıyan ve tv ekranlarında bence rezillik söylentileri baş haber olan Armağan Uzun için pazaryerlerine dev canlı yayın ekranları kurduran Uygur ve o ekranlara Popzıtar yarışmasına SMS atma komikliği yansıyan Sedat Uzunbay’ın sizce adaylık şansı var mı?
İzmir CHP eski İl Başkanı Alaattin Yüksel’i tüm yönetimiyle görevden alan, Deniz Baykal atadığı Ekrem Bulgun’a rakip çıkan Selçuk Ayhan’ın kazanmasında en büyük paylardan birisi Sedat Uzunbay’a aittir. Özellikle Konak delegasyonu yönlendirme ve etkilermesi hem Ayhan’a seçim kazandırdı hemde prestijini arttırdı. Tüm bunlara rağmen, yani desteklediği aday il başkanlığını kazanan İzmir milletvekili sıfatıyla önce CHP Parti Meclisi dışında bırakıldı. Ardından ilk genel seçimde (22 Temmuz 2007) liste dışında kalmaktan kurtulamadı. (bkn. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/11/aziz-uygur-uzunbypas.html )
Geçen yıl tam bugün (16 Kasım 2007) CHP Genel Sekreter Yardımcısı Eşref Erdem istifa etmişti. İstifa gerekçesi ise, daha önce Önder Sav tarafından atanan, Ankara - Çankaya İlçe Başkanı Mustafa Yıldırım demokratik bir delege seçim ortamı oluşturmuş ve takdir almasına rağmen yine Önder Sav tarafından gerekçesiz görevden alınmıştı. İstifanın ardından Eşref Erdem her ne kadar Deniz Baykal karşıtı olmadığını söylesede, “Eşref Erdem Hareketi” olarak adlandırılan bir yapılanma basına yansımıştı. Bilin bakalım bu Eşref Erdem Hareketi İzmir öncü ismi kim geçiyordu? Sedat Uzunbay elbette... Hatta geçen yıl tam bu sıralar İzmir Konak CHP ilçe örgütü üyesi olan Sedat Uzunbay ve eşi Konak İlçe'nin üye listelerinde olmadıklarını öğrendiler... Tıpkı Torbalılı Emin Yıldız gibi! Diğer yandan Uzunbay bir gazeteciyle konuşmasında, “Bildiğim kadarıyla Eşref Bey bu kararını üç ay önce almıştı. Ancak açıklamasını bugün yaptı. Bu açıdan istifa nedenlerinin iyi irdelenmesi lazım" şeklinde konuşmuş. İzmir CHP kulislerinde oluşturulan il başkanlığı seçimleri ve Türkan Miçooğulları, Kemal Karataş adaylığı söylemlerine de net yanıtlar veriyordu; "Daha çok Türkanlar, Karataşlar çıkar”. Bu cevabı vererek onaylamadığını üstü kapalı belirten Uzunbay gene ters köşede kaldı. Çünkü Kemal Karataş göreve getirildi ve halen görevdeler.
Gelelim sonuça, Selçuk Ayhan’ı desteklerken “Baykalsız bir CHP” sloganını kullanan Alaattin Yüksel ile paralel hareket eden, o il kongresinde en büyük sükseyi Konak delegasyonunu yönlendirmesiyle kazandıran Uzunbay’ı nazire yapar gibi üyesi olduğu Konak ilçe örgütünde üyelikten düşüren güç, Sedat Beyi İzmir Belediye Başkan Adayı yapar mı? Deniz Baykal veya Önder Sav Eşref Erdem hareketinin İzmir ayağının başı diye yansıyan birisi için buna izin verir mi? Yada sekreterini özellin özeli konumuna taşıyan birisi için... Baykal’ın aile birliğine büyük önem verdiğini bilen bilir.
Sedat Uzunbay’ın şu sıralar isminin İzmir Belediye Başkan Adaylığı için geçmesi çok doğal. Çünkü CHP İzmir örgütü Aziz Kocaoğlu’nun üstünün çizildiğini biliyor. Buna karşın Genel Merkez ve Baykal’a teslim olmadan bir ara formül arayışı sürmektedir. Pazarlık güçlerini genel merkezlerine karşı güçlendirmek için Sedat Uzunbay ismi öne sürülüyor. Genel Merkezden gelecek olumsuz yanıtla “madem Uzunbay olmasın istemiyorsunuz, ŞU olsun' Çünki Aziz Kocaoğlu'nu istemediniz, Sdeat Uzunbay'ı önerdik, onuda kabul etmiyorsanız ? olsun..” deme cüreti kazanmak amaçları. Şu’nun şimdilik kim veya kimlere tekabül ettiği şimdilik bizde saklı kalsın. Uzunbay ile genel merkezine verem’i gösteren İzmir CHP örgütü, daha sonra öne süreceği Sıtma için plan geliştiriyor.
Tüm bu yazdıklarımızdan bizim Sedat Uzunbay’ın İzmir Büyükşehir adayı olmasını istemediğimiz gibi salakça sonuçlar çıkaranlar olabilir! Keşke olsa, CHP Genel Merkezi izin verse... Bizlerde Torbalılı olarak gurur duysak. Metropol ilçe olmanın daha ilk seçimde tadına varsak. Böylece İzmir Ak Partide Torbalı ilintili adayda ısrar edecektir. Özellikle sık sık ismi geçen ilçemizin büyük fabrikalarından Özgü-Özgörkey’in sahiplerinden ve Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgörkey’in ismi İzmir Ak Parti teşkilatında dolaşıyor. Hatta Mahmut bey federasyon başkanı olmasıyla birlikte başka bir Özgörkey dillendiriliyor Cemal Özgörkey... Yazdıklarımız, bizim öngörülerimiz, gözlemlerimiz, düşüncelerimiz, değerlendirmelerimizdir ama isteklerimiz değildir.
Torbalı’ya gelirsek, Ramazan İsmail Uygur’un son rahatsızlığı ile tekrar adaylık şansı ancak Aziz Kocaoğlu kadardır. Onun için kartlarını bu gerçeğe göre düzenlemeyenler yeniden karsınlar. CHP Torbalıda bundan sonra en çok öne çıkan isimler, Dr. İbrahim Öz, Faik Üstinol ikilisi olacaktır. Zaten Uygur’a bir doktor gözetimi şart. İş kesip atmaya gelirse İbrahim Öz’ün cerrah olduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mı?
Sayın Torbalı Belediye Başkanımız Ramazan İsmail Uygur’a geçmiş olsun dileklerimi sunarım. Tez zamanda iyileşmesi ve Allah’ın onu çoluk çocuğuna bağışlamasını dilerim.

15 Kasım 2008

Aziz Kocaoğlu ve İsmail Uygur'a UzunByPas



Aziz Kocaoğlu ve İsmail Uygur'a UzunByPas

CHP İzmir eski başkanlarından Alaattin Yüksel’in son CHP Genel Kongresinde Deniz Baykal’a bayrak açtıktan sonra yaşanan gelişmeleri 13 Ekim 2008 tarihli ve “Aziz Kocaoğlu Tekrar Aday!” başlığı bitimine ünlem işareti koyarak, değerlendirmiştik. (Tekrar okumak isteyenler, http://cenksarigol.blogspot.com/2008/10/aizi-kocaolu-tekrar-aday.html ) İlgili yazımızda kısaca değindiğimiz Torbalı belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur’un tekrar adaylığını değerlendirmemiz gerek! Üstelik bu değerlendirmeye eski milletvekilimiz Sedat Uzunbay’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığını eklemeden olmayacak.
Muhalefete tahammülsüzlüğü ile bilinen Deniz Baykal, CHP Genel Kongresinde aykırı çıkışlar yapan zamanın il başkanı Alaattin Yüksel’i kısa bir belgeçer (fax.) ile yönetim kurulu ile görevden almıştı. Yerine Ekrem Bulgun atandı. Alaattin Yüksel’in görevden alınması sürecinde önce CHP Merkez Yürütme kurulu Üyeliğinden alınan Sedat Uzunbay, 22 Temmuz Genel seçimlerinde ise listeye bile alınmadı. Tıpkı Alaattin Yüksel görevden alınınca yaptığı basın açıklamasında yanında duran, destek veren çeşitli illerden diğer milletvekillerinin listeye giremediği gibi… Bu sırada Yüksel’e en çok destek çıkanlardan birisi, Piriştina’nın vefatıyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını adeta herkesi şaşırtarak, hediye ettiği üniversiteden fakülte arkadaşı Aziz Kocaoğlu’ndan başkası değildi.
Benim Tahminimce, CHP genel başkanı Deniz Baykal, atadığı Ekrem Bulgun’un ilk CHP İzmir il kongresine gidilirken, yılların deneyimiyle çok zorlanacağını gördü. Zira Alaattin Yüksel’in görevi sırasında kendi tabanını oluşturmasından, delege ve üyelikleri şekillendirmesinden doğal ne olabilirdi ki? Kollar sıvandı… Önder Sav’ın koordinasyonuyla İzmir merkez ve ilçelerde CHP Parti Tüzüğünün 12. maddesine dayanarak, binlerce üye düşürüldü ve yenileri eklendi. (Hatırlayın: yılların CHP’lisi ve Deniz Baykal rahatsızı Emin Yıldız’ın üye olmadığını öğrenmesi ve gazetelere beyanat vermesi) Buna rağmen Alaattin Yüksel veya desteklediği adayın şansı kırılamamıştı. Deniz Baykal B Planına geçti. Buna göre güvendiği birisi, atadığı Ekrem Bulgun yönetimine karşı liste çıkaracaktı. Selçuk Ayhan bu konuda görevlendirildi. Nasılsa Alaattin Yüksel ve gururları kırılarak görevden alınan yönetim kurulu üyeleri, Ekrem Bulgun’a karşı ya liste çıkaracak ya da çıkan listeyi destekleyeceklerdi. Beklenen oldu. Deniz Baykal’ın planı tuttu. Baykal’a muhalefet eden ne kadar İzmir CHP örgütü üyesi varsa, Onun atadığı Ekrem Bulgun’un karşısında yer aldı. Diğer aday Kemal Karataş kongre sürecinde Bulgun lehinde adaylıktan çekildi. Dikkat edin kaybeden aday lehine adaylıktan çekilen Karataş şimdi CHP İzmir il başkanıdır. Sedat Uzunbay ise il başkanını belirleyen Karşıyaka ve Konak ilçe kongrelerinde delegasyonu yönlendirerek, ciddi itibar kazanmış ve Selçuk Ayhan’ı il başkanlığına taşımıştı. Deniz Baykal’ın iki kafa adamından Kemal Anadol Bulgun listesini desteklerken, Önder Sav’ın Ayhan’ı desteklediğini belirtmiştik. Peki, Parti Meclisine (PM) girecek isimleri öneren Önder Sav’ın İzmir il kongresinde aynı adayı destekledikleri Sedat Uzunbay’ı es geçmesinin anlamı nedir?
Böylece Deniz Baykal hem güvendiği bir adamı tekrar ve kendisine muhaliflerin dahi oyunu aldırarak seçtirdi. Diğer yandan Selçuk Ayhan ve sair isimlerle kendisine muhalif ne kadar isim varsa, kapalı kapılar ardında konuşulanlara varıncaya kadar öğrendi. Öğrenmekle kalmadı muhalif temizliğinin ilk etabını 22 Temmuz genel seçimlerinde tatbik etti. CHP İzmir il kongresinde Ekrem Bulgun’u destekleyen ve destekledikleri aday kaybeden tüm CHP İzmir milletvekilleri tekrar listeye girer veya seçilirken, destekledikleri aday kazanan kazanan milletvekillerinden sadece Bülent Baratalı listede yer bulabilecekti. Temizlik sadece İzmir ile sınırlı kalmadı. Alalattin Yüksel’in görevden alınmasının ertesinde ona destek vermek için basın açıklamasında haziruna yazılan diğer illerin CHP milletvekillerinin hepsi listelerde yer bulamadı. Bakın seçilemedi değil, milletvekili aday listesine bile giremediler. Bunların içine Torbalılı Sedat Uzunbay dâhildir. Komik olan ve tahminimi güçlendiren en önemli ayak ise Selçuk Ayhan’ı destekleyen milletvekilleri elenirken, Ayhan’ın milletvekilliği ile ödüllendirilmiş olmasıdır! (Bakınız; http://cenksarigol.blogspot.com/search?q=il+ba%C5%9Fkanlar%C4%B1n%C4%B1n )
Önümüzdeki 2009 Yerel Seçimlerinde temizlik harekatının ikincisini göreceğiz. Mevcut Alaattin Yüksel torpilli İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu kesinlikle tekrar aday olamaz. Aday adaylığı ile yetinecek! Buna ne Deniz Baykal nede ‘arsenikli su’ skandalları izin vermez. Biliyorsunuz
14 Ağustos 2007: Kemal Karataş, CHP İzmir İl Başkanlığı’na atandı. Belediye ve il genel meclisi toplantılarına katılacağını, sert muhalefet yapılacağını belirterek, partiye “Karataş tarzı” getireceğini söyledi. Bu ziyarette CHP’li 17 ilçe belediye başkanı, 4 ilçe başkanı, 12 belediye meclis üyesi Kocaoğlu’na eşlik etti. Lakin benim bildiğim kadarıyla Torbalı CHP’den kimse yoktu.11 Eylül 2007: Ülke gündemine oturan Tayland gezisi sonrası Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grubu’nda tartışma çıktı. İl Başkanı Karataş, Tayland gezisine katıldıkları için kınama cezası alan İmar Komisyonu üyesi 3 CHP’linin yeni komisyonlara aday olamayacağını açıkladı. Kocaoğlu ise komisyonların parti organı olmadığını aynı isimlerle çalışmak istediği yanıtını verince küfürlü gerginlik yaşandı. 30 Aralık 2007: Buca İlçe Kongresi’nde Kocaoğlu, Karataş’ı ima ederek, “Adam gibi adam olacaksın. Seçilmişinin arkasında adam gibi duracaksın” dedi. Karataş da “Efelenmek, ‘benim makamım senin makamını döver’, ‘ben seni yok sayarım’ anlayışları ‘İzmir’i istiyorum’ diyen AKP iktidarının ekmeğine yağ sürer” dedi. 17 Şubat 2008: CHP İzmir İl Kongresi’ne Genel Merkez’in desteğiyle giren Kemal Karataş, güven tazeledi. Baykal, örgüte “Küslüklere son verin. Parti siyaseti istemiyorum, toplum siyaseti yapın” talimatı verdi. Kongrede Karataş, Kocaoğlu’na delege olmadığı gerekçesiyle oy kullandırmadı. 13 Mart 2008: İzmir Büyükşehir Başkanı Aziz Kocaoğlu, altı aydır ayak basmadığı CHP İzmir İl Başkanlığı’na giderek, Kemal Karataş’ı makamında tebrik etti.24 Ekim 2008: İzmir Büyükşehir Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın İzmir'de düzenlediği basın toplantısına alınmak istenmemesi ve ardından CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş ile arasında yaşanan gerginliğe ilişkin, "Benim bir problemim yok" dedi. Aziz Kocaoğlu ve Kemal Karataş, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı Adnan Menderes Havalimanı'ndan uğurlamalarının ardından VIP salonundan ayrı ayrı çıktılar.İzmir Büyükşehir Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun niçin tekrar aday gösterilmeyeceğini sanırım iyice anlatabildik! Tabii önce CHP PM’den sonrada milletvekilliğinden bypas edilen Sedat Uzunbay’ında…Gelelim Torbalı belediye Başkan’ı İsmail Uygur’un durumuna; Baştan söyleyeyim, Torbalıda Uygur üzerine hesap yapanlar yeni konumlarını belirlesin! O defter kapandı. Bunda sayın başkanın sağlık durumunun ciddiyetinden önce yukarda saydığım sebepler ve daha başkaları var. Uygur genel merkez ve il yönetimince dışlanan Kocaoğluna “atom karınca” lakapları takacak yakınlıkta mıdır? Siroz teşhisiyle ve buna bağlı mide kanaması sebebiyle acil getirildiği hastaneden çıkınca nekahet dönemini Sedat Uzunbay’ın Çeşme’deki yazlığında geçirdi. Tüm bunların Deniz Baykal tarafından bilinmediğini ve zararsız görüldüğünü kabul etsek bile, Bülent Ersoy ve M. Armağan Uzun nikâhını yine Çeşmede bir yatta (07 Temmuz 2007) kıymış olması (bilgi; http://cenksarigol.blogspot.com/2007/08/yz-karas.html ) Uygur’u genel başkanı gözünde düşürmeye yeter! Ne alaka diyeceklere hemen belirteyim. Bülent Ersoy, CHP Genel başkanı Deniz Baykal’ı kastederek; "12 Eylül döneminde sahne yasağımın vardı. Yasağın kaldırılması için şimdi bir parti genel başkanı olan kişi (o sırada Baykal siyasi yasaklı ve avukatlık yapmaktadır) benden servet (100 milyon) istedi." İddialarında bulunmuştu. Bunun üzerine Deniz Baykal kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla sanatçı Bülent Ersoy aleyhine açtığı 300 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtı. Davayı kazandı ve Ersoy’dan 15 bin ytl. Tazminat aldı. Dava sürecinden önce Ersoy ve Baykal arasında yaşanan gerginlik, atışma ve söz düellosunu bilenler, hatırlayanlar size sorabilir miyim? Devlet adamlığı ciddiyetini önemseyen, kinini diri tutan, muhalefete acımasız siyaset tarzı ile Deniz Baykal, böyle bir davada muhatabı olan Ersoy’un nikahsını kıyan ve tv ekranlarında bence rezillik söylentileri baş haber olan Armağan Uzun için pazaryerlerine dev canlı yayın ekranları kurduran Uygur ve o ekranlara Popzıtar yarışmasına SMS atma komikliği yansıyan Sedat Uzunbay’ın sizce adaylık şansı var mı?


Cenk SARIGÖL

13 Ekim 2008

Aziz Kocaoğlu Tekrar Aday!


CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu 2009 Yerel Seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığını açıkladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna Ahmet Priştina’nın ölümü sonrası birazda siyasi atmosferin ittirmesi ile gelen Aziz Kocaoğlu bu sefer hakkıyla (halkın oyu) başkan olmak için kolları sıvamış görünüyor. Piriştinanın ölümü sonrası İzmir Büyükşehir Belediye meclisi tarafından seçilerek o koltuğa oturmuştu.

İzmir Büyükşehir Belediye Bşk. Aziz Kocaoğlu, 2004 Yerel Seçimleri öncesi Bornovada Arçelik Bayii sahibiydi. Belediye başkan adaylığıda 2004 yerel seçimlerinde Ahmet Piriştina (Toprağı Bol Olsun) DSP'yi bırakıp, (metropol 12 ilçe belediye başkanı ile) CHP'den aday olunca doğal olarak tüm alt metropol belediye başkan adaylarınıda belirlemek istemiş ve bunun için CHP Genel Merkezi ile pazarlık konusu olduğu basına yansımıştı. CHP Genel Merkezi Ahmet Piriştina’yı saflarına katmaktan mutluydu. Piriştina bu güçünü 12 metropol ilçe başkanının deklarasyonları be birlikte hareket kararı ile daha bir pekiştirmişti. Piriştina hem İzmir’in en kalabalık ailelerinden birisine mensup, hemde popülaritesi çok yüksek bir kişiydi. Karizması vardı ve basınla ilişkileri çok iyiydi. İzmirlinin sevdiği ve daha yıpranmamış çehresi kendisine yeni ufuklar açıyordu.

Piriştina üzerinde topladığı bu özelliklerle, CHP Genel Merkezini etkiliyor, İzmir gibi büyük bir kentin belediyesinin CHP’li olması iştahlarını kabartıyordu. Öte yandan Priştina’nın bağımsız aday olması veya başka partiden adaylığı söz konusu olursada kazanma şansının yüksek olduğu, bu durumda CHP’nin işinin çok çok zor olacağına kanaat getirmeşlerdi. Tüm bunlar bir araya toplandığında İzmir CHP, Ahmet Priştina ve ekibine havale edilmişti. Genel Merkezin bu tutumu doğal olarak, CHP il Yönetiminde ciddi rahatsızlıklar meydana getiriyordu. Yıllardır il yönetiminde görev alan CHP'liler, yerel seçimlerde seçilme beklentisi olanlar için tepeden inme bir DSP istilası ile hayalleri suya düşmüştü. Diğer taraftan sıkı partili il yöneticileri ise kendilerinin belirlemediği, belediye başkan adayları üzerinde erklerini yitirdiklerini, güçlerinin başka bir otoriteye kaydığını bu durumun bir adım sonrasının (DSP’den geçenlerin CHP’den seçilmesiyle) DSP’den devşirilenlerin halkın seçtikleri olarak koltuklarını isteyeceği kaçınılmazlığını seziyorlardı. En azından metropol ilçe başkan adaylarını kendileri belirleyerek, oyunda kural koyucu olduklarını göstermek ve ilerde yaşanacak bir eski DSP’liler isyanına karşı ellerini güçlendirmek azmindeydiler.

Bu durum o dönemki, il yönetiminde çok büyük çalkantılara sebep olmuştu. 'eğer biz hiçbir ilçe belediye başkanını dahi belirleyemeyeceksek, bu işi bunca süre devam ettirmenişn anlamı yok' görüşü CHP genel merkezine kadar ulaşmıştı. Böylece CHP Genel merkezi Bir elin parmakları kadar ilçede inisiyatifi Alaattin Yüksel yönetimine bıraktı. Aziz Kocaoğlu böylece il yönetimin belirlediği aday olarak önce Bornovadan Belediye Başkan Adayı, sonrasında seçilerek Başkan koltuğuna oturdu.

2004 Yerel Seçimleri üzerinden çok geçmeden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve
CHP İzmir il Başkanı Alaattin Yüksel arasındaki çatlak yüzeye vurdu. basında gün geçmiyorduki birbirlerine karşı iğneleme ve eleştiride bulunmasınlar. Her zaman olduğu gibi Deniz Baykal, muhaliflik gördüğü İzmir İl yönetiminide tasfiyeye gitti. Alaattin Yüksel ve ekibinden kurtuldu. O kadar hırslanmış ve kökten düzenleme istemişti ki Baykal, o sıralar İzmir Milletvekilliği yapan ve MYK üyesi Torbalılı Sedat Uzunbay'ı bile Yüksel ile görüştüğünü duyduğundan olsa gerek, Genel Kongrede listeye koymadı. İlk yapılan genel seçimlerdede ismi milletvekili listesinde Sedat Uzunbay ismine yer kalmamıştı!

Piriştinanın vefatından sonra silik bir isim olarak görülen Aziz Kocaoğlu'nun Büyükşehir için esamesi okunmuyordu. Daha çok Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, Büyükşehir Belediyesi meclis üyesi, Piriştina’nın eski genel sekter yardımcısı Gürkan Şenışık, Başkan vekilliğini görevini sürdüren Yusuf Ali Karaman ile Meclis Birinci Başkan Vekili Avukat Fikret Kaner’in isimleri gündemde ve basına yansıyordu. Hatta Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ ve Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak bu konuda ciddi kulisler yapmış ve İzmir'in en büyük ilçeleri olarak bunu hakları görüyordu. Fakat Piriştinanın ölümünün köprülerin altındaki çok şeyi değiştirdiğini kısa sürede anladılar. İzmir İl yönetimi ile aynı fikirde buluşan CHP Genel Merkezi, DSP transferlerinin yelkenlerini indirmek, havalarını bozmak, burunlarını sürtmek, burasının CHP çatısını olduğunu hatırlatmak istiyordu. Bağın sahipleri hendilerini göstermek, ‘eli mi yaman bey mi yaman’ gerçeğini hatırlatarak, eski çamların devrilip, bardak olduğunu görmelerini sağladılar.

Piriştina ile CHP saflarına geçen eski DSP’li başkanlar direnmeye çalıştılar. Ortak açıklamalar yaptılar. Kamuoyu oluşturmaya yeltendiler. Lakin Piriştina'nın ölümü ile ne DSP'den transfer olan 12'ler grubunun nede alt kademe transferlerin CHP İzmir İl Yönetimi karşısında tutunacak dalı kalmamıştı. Kendilerinin Ahmet Piriştinanın hatrına ve popülaritesi sayesinde CHP saflarında yer bulduklarını ve buluş sırasında yerel yönetim beklentisi olan CHP'liler, DSP devşirmelerinin kendi haklarını gaspettiğini düşündüklerini anladılar. Geri (DSP) dönmelerinin bir anlamı yoktu çünkü genel seçimde bırakın barajın altını DSP asfalt zemine adeta yapışmıştı. Kimsenin kazımak için gayret ettiği bile yoktu. Ortada kalmaktan, eldekini ve koltuğunu kaybetmektense sessizce oturmayı yeğlediler. Yapılan oylamada Grup Başkanı sıfatıyla İl Başkanı Alaattin Yüksel de oy kullandı. İlk tur oylamada Aziz Kocaoğlu 19, Cevat Durak 14, Abdül Batur 5, Muzaffer Tunçağ 1 oy aldılar...

Pirştinanın vefatından sonra CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Aziz Kocaoğlu 2009 Yerel Seçimleri için tekrar adaylığını açıkladı. Süpriz yumurta gibi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Kocaoğlu bana göre Piriştina gibi bir kişilik ve karizmanın ardından çok silik ve sinik kaldı. Yetersizliğini bilemem ama Büyükşehirde ciddi bürokratik zaaflar yaşadı. Bir çok üst düzey bürokratı yenilemesine rağmen, Priştina ekibi ve eski DSP patentli bürokratlar Kocaoğlu için ayak direttiler. En son ‘Arsenik’ olayının patlamasında Kocaoğlu’nun önce inkar etmesi sonra “önceden haberimiz vardı” demesi, susuzluk için önceden tedbir alması gerekenlerin ayak sürümelerinin faturası bu eski DSP bürokraklarının değil Kocaoğlu’nun hesabına yazıldı.

Belki kendisinin bile beklemediği şekilde piyangodan
İzmir Belediye Başkanı olan Aziz Kocaoğlu
, ölümüyle iyice totemleşen Piriştina sonrasında çalıştığı, çalışacağı bürokratları değiştirmekten, yer açmaktan imtina etti. Pek dokunamadı. Şimdi tekrar aday. Eğer belediye meclisi oyuyla (il yönetimi, genel merkez ve sınıf arkadaşı Alaattin Yüksel) gediğinin aksine bu sefer halkın önüne konan sandıklardan çıkabilirse Büyükşehir bürokratlarının yarısı masalarını boşaltacaktır! Yinede benim acizane fikrim, Kocaoğlu İzmir için son derece silik ve sönük bir adaydır. Ak Parti basınla ilişkileri iyi ve karizmatik bir aday çıkarırsa bu sefer şansı yaver gitmez.

Geçen sefer çıktığı yumurta bu kez sert bir kabuk barındırıyor! Deniz Baykal'ın muhalefete ve muhalefet yapanlara acımadığı,kinini diri tuttuğunu bilenler için Alatin Yüksel'in tasfiyesine giden süreci hatırlatmakta fayda var. 18 Şubat 2005 de bir geziden dönen ve Baykal'a muhalefet cephesinde ön sıralarda olan zamanın il başkanı Alaattin Yüksel kısa bir fax ile yönetim kuruluyla birlikte görevden alındığı bildirilmesine rağmen, büyük bir çoşkuyla karşılanmıştı. Karşılayanlar arasında Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu, Edirne Milletvekili Nejat Gencan, Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu, Manisa Milletvekili Hasan Ören, Çanakkale Milletvekili İsmail Özay, İstanbul Milletvekili Sıdıka Sarıbekir ve İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan, Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya, 17 ilçe belediye başkanı, 51 il genel meclisi üyesi vardı. bunlar bile Yüksel'i koltuğunda tutmaya yetmedi!

2007 Genel Seçimlerine geldiğimizde CHP Genel Bşk. Deniz Baykal'ın nasıl bir muhalefet tahammülsüzü olduğu ayan beyan ortaya çıktı. Çünkü partisinin genel kongresi sonrası İzmirde Alaattin Yüksel'i şavatlı şekilde karşılayanlar, Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu, Edirne Milletvekili Nejat Gencan, Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu, Manisa Milletvekili Hasan Ören, Çanakkale Milletvekili İsmail Özay, İstanbul Milletvekili Sıdıka Sarıbekir ve İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, dahil hiçbirisi 21. Dönem milletvekili bırakın seçilecek yeri listelerde bile yer bile bulamadılar. Hatta Edirnede Nejat Gencan ve Çanakkalede İsmail Özbay illerinde listesiye tekrar giremeyen tek kişilerdi. Bu karşılama töreninde harirun yazılanlar için CHPde tüm kapılar Baykal tarafından yüzlerine çarpıldı. Son genel kongre öncesinde yapılan il kongrelerinde Baykal'a kendi memleketi Antalyalı partilileri boşuna "Faşist Baykal" diye bağırmadılar. http://cenksarigol.blogspot.com/2008/01/faist-baykal-ve-zgrlk-mhp.html

O gün gazetecilerin sorularını yanıtlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, belediye başkanı olduğundan bu yana parti içerisindeki çatışmalara katılmamaya çalıştığını belirterek, "Çünkü belediye başkanı olmam bana böyle bir misyon yüklüyordu ama 35 yıllık mücadele arkadaşım, fakülte birinci sınıftan bu yana beraber yürüdüğüm, partisini iktidara taşıyan Alattin Yüksel’in sırf kurultayda başka bir adayı desteklediği ve ülkenin menfaatlerini koruğu için il başkanlığından alınmasına ölünceye kadar karşı çıkarım"demişti.

Alaattin Yüksel görevden alınınca yerine atanan Ekrem Bulgun ekibi ilk İl Kongresinde Selçuk Ayhan ekibi tarafından devrildi. Bu ekibi Önder Sav desteklerken Kemal Anadol karşı cephedeydi. Müzmin muhafet diye İzmir CHP'lilerin isimlendirdiği Kemal Karataş başta elendi. Sedat Uzunbay - Selçuk Ayhan cephesinin en aktif destekcisiydi. Selçuk Ayhan'ında Deniz Baykal oluruyla muhalefetin gazını almak, Alaattin Yüksel kalıntılarını tespitle yükümlü il başkan adayı olduğunu tahmin ediyorum. Yani aslında her ayay aday görünsede görünen aday olmaktan uzak olabilir! http://cenksarigol.blogspot.com/2007/07/her-aday-aday-mdr_19.html Buna karşın iki adayda Genel merkezin adayıydı yada Baykal ikisinede boncuk vermişti. Alaattin Yüksel'in kendisne yakın isimleri mevcut yönetim listelerini destekleyerek öne çıkmasını isteyebileceğini düşünerek, SelçukAyhan'ın listesini şekillendirmek ve önlem almak için Önder Sav görevliydi. Buna karşı Yüksel'i görevden aldığında atamayla görev verdikleri Bulgun listelerini sağlama almak için Kemal Anadol destek veren konumundaydı. fakat sanırım Kemal Anadol içine itildiği pozisyonu sahi sanmış olacakki; il Kongresinden sonraAnadol, "Biz Baykal'dan Bulgun'u desteklediğini duyduk. Bunun üzerine Ekrem Bey'in arkasında yer aldık. Genel Başkan'ın desteklediği aday kongreyi kaybettiğine göre kazanın hangi taraftan olduğunun yorumunu kamuoyuna bırakıyorum" dedi. Anadol'un bu söylediklerini yabana atmayın. Baykal planlarını genelde 2 aşamalı yapar! önce muhalefet edenler kapı önüne konur. Sonra tabanın sevdiği kendisine eyvallahı olanlar atanır. En sonundada sadece Deniz Baykal diyenler görevine devam eder... Yoksa Sedat Uzunbay'ın 2007 seçimlerinde listeye dahi alınmadığını nasıl değerlendirirsiniz? işin daha da garibiki benim tahminim. Baykal kendi adamı olarak, Yükseli görevden alarak atadığı Bulgun'a karşı rakip Çıkardığı Selçuk Ayhan'ı 2007 Milletvekili listesine aldı ve Ayhan seçildi. Esas zurnanın zırt dediği yer ise, Ayhan'ın listesi kazandığında milletvekili olarak onu destekleyen vekiller şunlardı:
Sedat Uzunbay (CHP MYK Üyesi)
Bülent Baratalı (PM Üyesi)
Türkan Miçooğlulları (PM Üyesi)
Yılmaz Kaya
Erdal Karademir

Bu İsimlerden 2007 Genel Seçimlerinde listeye girebilen Milletvekili Bülent Baratalı olurken, Ekrem Bulgun listesini destekleyen ve adayı kaybeden vekiller şöyle sıralanıyordu;
Kemal Anadol (CHP TBMM Grup Başkanvekili)
Oğuz Oyan (Genel Sekreter Yardımcısı)
Enver Öktem
Vezir Akdemir
Canan Arıtman
Ali Rıza Bodur
Abdürezzak Erten
Ahmet Ersin
olarak sıralanıyordu. Oysa desteklediği liste kaybeden milletvekillerinden 5 tanesi (Kemal Anadol, Oğuz Oyan, Canan Arıtman, Abdürezzak Erten, Ahmet Ersin) tekrar listelerde yer bulup, seçildiler. Şimdi burada bir gariplik yok mu?izmir İl kongresinde destekledikleri aday kaybeden milletvekilleri tekrar listede aday gösterilmiş. Ama destekledikleri aday il başkanı seçilenlerden sadece biri tekrar listeye alınmış ve seçilmiş...


Meramımız Deniz Baykal'ın CHP iç denge politikası ve siyasi tutumunu deşifre etmektir. O zaman CHP Genel Kongresinden ve Alaattin Yüksel'in görevden alımasına, Ekrem Bulgun'un atanması ve İl kongresinde Bulgun karşısında Selçuk Ayhan'ın seçilmesi ile 2007 Genel seçimlerinde seçilen Ayhan'ın destekçilerinin adaylıklarında oluşan tabloya bakarsak, Selçuk Ayhan ve onu destekleyenler Baykal'ın tuzağına düştüler diyebilirmiyiz. Kendilerini deşifre ettiler ve tasfiye süreci başladı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçiminde Selçukı Ayhan'ı destekleyenleri liste dışı tutan Baykal yaklaşan 2009 Yerel Seçimlerinde ne yapacak? elbette üzerinden çok uzun zaman geçti. bu başkanlar arasında Baykal ve Genel Merkezle güven tesis edenler olmuştur. Tekrar göze girenlerde. Ben yinede Selçuk Ahyan'ı destekleyen Belediye Başkanları ile Desteklemeyenleri size hatırltmak isterim;

Selçuk Ayhan'ı destekleyen ve kazandı sanılan Belediye Başkanları
-Aziz Kocaoğlu (İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı)
-Cevat Durak (Karşıyaka Belediye Başkanı)
-Sırrı Aydoğan (Bornova Belediye Başkanı)
-Ramazan İsmail Uygur (Torbalı Belediye Başkanı)
-Ergun Özgün (Menderes Belediye Başkanı)


Ekrem BUlgun'u destekleyen ve kaybetti sanılan Belediye Başkanları
-Muzaffer Tunçağ (Konak Belediye Başkanı)
-Abdül Batur (Narlıdere Belediye Başkanı)
-Ertan Avkıran (Güzelbahçe Belediye Başkanı)
-Faik Tütüncüoğlu (Çeşme Belediye Başkanı)

Milletvekillerinin başına geleni biliyoruz. 2007 Genel Seçimlerinde listede bile yer bulamadılar. bırakın o gün Alaattin Yüksel'e destek açıklamasını ben sadece o karşılamaya katıldığı için Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan, Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya ve 17 ilçe belediye başkanının tekrar aday olmasını zor görüyorum. Dikkat ederseniz Alaattin Yüksel'i destekleyenKaldıki, fakülteden sınıf arkadaşına destek için açıklama yapan, karşılamada yanında duran, sınıf arkadaşı Alaattin Yüksel sayesinde önce Bornova sonra Piriştina'nın vefatıyla hiç ismi geçmediği halde güçlü adayları eleyip, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Aziz Kocaoğlu'nun adaylığı zor!
Torbalı Belediye Başkanı Ramazan İsmail Uygur konusunda tereddütlerim var. Sedat Uzunbay ile arasının iyi olduğu, alkol sebebiyle siroz tedavisi gördükten sonra nekahat dönemini Uzunbay'ın Çeşmede bulunan yazlığında dinleneek geçirdiğini biliyoruz. Sedat uzunbay ile yakınlığı Genel merkezden ihtimal hoş görülmüyor ama Aziz Kocaoğlu'na karşı tutunduğu soğuk duruşa sıcak bakılıyor olabilir.

Özellikle belirtmeliyim ki, Aziz Kocaoğlu Belediye başkan adaylığını açıklamadı. Aday adaylığını açıkladı. Bunu ise ben bile açıklayabilirim! Kimse Aziz Kocaoğlu'nun bırakın seçilmesini, tekrar aday olmasına bile kesin gözxüyle bakmasın. Deniz Baykal muhalefitine hiç acımaması ve kinini taşımasıyla ünlü bir siyasetçimizdir. Bu köprü altından daha çok sular akıtır. Deniz Baykal hala CHP Genel Başkanı olduğuna göre geçmişte dilini sivrilten kimsenin koltukları garanti değildir!

CHP İzmir il kongresi öncesinde bazı ilçelere "seçme ve seçilme haklarıyla birlikte" yüzlerce yeni üye, Tüzüğünün 12. maddeye (...Genel Başkan’ca önerilen kişilerden;, Parti yararı açısından gerekli gördüklerinin doğrudan asil üyeliğe yazılmasına karar verebilir. Merkez Yönetim Kurulu, bu yetkisini ilgili il yönetim kurulları önerisine göre ya da ilçe ve il yönetim kurullarının görüşünü de alarak doğrudan kullanır. Bu durumda başvuru belgeleri, Üye Yazım Bürosu ile ilgili il ve ilçe başkanlıklarına gönderilir.) dayanarak bir gecede binlerce yeni üye ve eski üye iptali geldiğini düşünürsek. CHP üye, ve delegelerini değil Genel Başkanın görüşlerinin kabul edildiği bir parti olarak çırılçıplak gözükür. Aslında muhalefete tahammülsüzlük ve nefes almadan boğma yöntemi tüm Türk Sol'unun hastalığıdır. http://cenksarigol.blogspot.com/2007/06/sola-ihtiya-var.html bu hastalıktan kurtulmadığı sürece parçalı bulutlu, birbirini yiyip bitiren ve ülkeye yazık eden bir solumuz olacak! Oysa tüm gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi halkının vicdanını yansıtacak bir sol parti ve duruşa ülkemizinde hararetle ihtiyaçı var.

Siyaset göründüğü gibi kolay değil anlayacağınız. Bazen kazandı görünenler aslında kaybedecekler listesini çıkarıyordur! Siyaset kolay olsa herkez konuşmak yerine içinde olurdu. Hele CHP'de kolay, düzenli ve kurallar dahilinde yapılsa bu kadar muhalefet olmazdı...

Cenk SARIGÖL

28 Nisan 2008

İç Ses’ten Yankılar

Deniz Baykal bir kısa fax. ile seçilmil CHP İzmir il başkanını Alaattin Yüksel'i yönetimiyle birlikte görevden almıştı.



İç Ses’ten Yankılar

Başlıkta kullandığım ve size aktarmaya çalışacağım iç ses sakın benim sanmayın. Chp’nin heyecansız, devletçi, bürakratik, sosyal faşist (bu halen solcu olmayı becerebileb değerli bir duayenin terimidir) durumuna benim içimden söyleyecek hiçbirşey yok. Hatta Akp, Mhp, Bbp gibi hemen hemen Chp dışındaki tüm partilerimizin ekseri çoğunluğunun D.Baykal’dan oldukça memnundur. Bende memnunum gerek dünya görüşüm karşısındaki siyasi tutarsızlıktan, gerekse gazeteciliğimize malzeme veren militan, çelişkili, kavgacı, heran olay çıkarmaya (çatışmaya) hazır siyasetçi kimlikten.

Bu yazıyı oluştururken 32. Olağan Kongresini izliyorum partinin. İl başkanları geliyor 10 dk. Baykal’a yağ çekip gidiyor. Konuşmalarda bugüne dair birşey yok. Hepsi topluma korku (irtica, laiklik, cumhuriyet vb) verme çabasında. Elbette korku kitleleri diğer etmenlere göre daha çok harekete geçiren ve yönlendirmede kullanılan bir yöntemdir. Lakin bıktık be kardeşim, gına geldi! Yok mu sizin başka söyleyeceğiniz? Korku değil umut olabilecekmisiniz bu halka? “Cumhuriyeti biz kurduk, bağımsızlık savaşını biz verdik (doğrusu istiklal savaşıdır)” Eee ne olcak şimdi diyelimki dedikleriniz doğru. Ne yapsın bu millet? Sizden başkasına oy vermesin mi? Tek Parti mi olmak istiyorsunuz gene? Diğer partiler kapatılsın mı? Neden oy versin bu halk size ondan bahseden yok!

Aşağıdaki alıntılar C.tesi yazımızda bir türlü gelemediğimiz Ertan Ünver’in son bir yıl içinde Chp ve Baykal’ı konu ettiği yazılardan seçilmiştir. Bunlarıda Chp’liler okusun, tespitleri değerlendirsin diye aktarıyorum:

“CHP’ de D. Baykal’ a karşı olmak ve partide kalmak diye bir şey olabilir mi?.. O parti bu vatandaşa baba mirası olarak kalmadı mı?.. Yoksa siz onu gerçek CHP mi sanıyorsunuz.. Vah gariplerim vah.. Kim bilir daha ne durumlara düşecekler bunlar ve de koskoca CHP’yi o CHP sanarak ne durumlara düşürecekler?.. Gerçekten yazık yaaa; birileri şunları kendilerine getirseler bari!.. Atatürk’ün Partisinde Atatürk,D.Baykal’ınki gibi bir yönetim biçimini uygula(ya)mazdı.. Ayrıca, Atatürk’ü kimse D.Baykal’ın o küçük hesaplarının uygulandığı CHP Genel Başkanlığı makamının ilk temsilciliği ile nitelendirerek değerlendirmeye de kalkmasın.. Bu Ata’mıza karşı çok ayıp olur… D.Baykal, bütün siyasal geleceğini önümüzdeki bir yıl içindeki gelişmelerle belirlenecek bir durumdan çekip çıkarmak için hiçbir şey yapamayacak kapasitede olduğunu bir defa daha ortaya koydu..O Ricky Martin Kurultayı fiyaskosundan sonra...”“CHP Samsun ve Gaziantep İl Kongreleri tam bir utanç vesilesi oldu parti için.. Döğüş, tekme, tokat, yumruk ve sandalye... Sonrasında ise istenmeyenlerin seçileceği belli olduğu için Edirne, Çanakkale ve Denzili il kongreleri ertelendi.. En sonunda da İstanbul CHP İl Kongresinde Parti Meclisi üyesi ve Örsan Öymen oğlu, Altan Öymen’in yeğeni Örsan Öymen'e konuşma hakkı verilmedi ve susturuldu.. Öymen 'Parti içi demokrasi ayaklar altında' demiş.. Elbette isyan etmiş; CHP’ nin bu durumuna.. Denizli Kongre ertelemesine Adnan Keskin ve M. Gazala da isyan etmişler.. Ali Topuz bile muhalif (!) Olmuş CHP’ de.. Fakat bu durumların neden doğduğunu bir türlü anlamamışlar; ben söyleyeyim; şu çocuğun babasından kalan ‘CHP oyuncağını’ elinden almak istedikleri için.. Anlasınlar artık!..” (05 şubat 2008 B.Torbalı Gazetesi)

“Baştan beri söylüyorum.. CHP’nin açıldığı ve D.Baykal ile arkadaşlarının yönetimine girdiği 1992’den beri söylüyorum bunu; bu başlıkta yazılanı... Çümkü CHP ve D:Baykal birlikteliği eşyanın tabiatına aykırı.. Çünkü liderlik ve D.Baykal doğa yasasına aykırı.. Yıllarını bu konulara harcamış ve yansız bir düşünce insanı olarak söylüyorum bunu.. En az kırk sağlamasını da yapıyorum hemen ardından.. İşte size bir kaçı. Birkaç örneği, o sağlamaların; Kemal Anadol ve D. Baykal aynı partinin yönetiminde yer alıyorlarsa orada bir olmazlık var demektir.. Bu partinin CHP olması buradaki Böyle Gitmezi önleyemez.. ‘Kavgalı eve kız vermezler’ D.Baykal masalından TEK-TİP partili, TEK-TİP Baykalcı imalatına geçildi.. Fakat kavga, gürültü ve huzursuzluk hiç bitmedi; hatta azalmadı bile; tam tesine arttı.. Görevden almalar, ihraçlar, istifalar sürekli olarak yaşanmaya başladı.. Kongre-Kurultay ve seçim(ler) öncesi ile sonrası bunları iyice AZDIRDI.. CHP demek, kavga, gürültü ve huzursuzluk demektirle özdeş oldu.. neden böyle oldu?. Çünkü CHP, 1992 sonrasında CHP olmaktan çıktı.. Çünkü 1992’den beri CHP’de düşünce, tasarı, politika ve proje üretme özgürlüğü yoktur.. Hele bunları ve bunlara benzerleri, parti örgütlerinde (gençlikte-kadınlarda) seslendirme ve dillendirme Düşünülemez Olmuştur.. Yani 1992 sonrası CHP’nin 1980 öncesi CHP ile bir ilgisi ve ilintisi kalmamıştır.. Bu durum, GERÇEK CHP’lilerle, Halkın Toplamının çıkacağı 30 Mart 2009 P.tesi Günkü CHP’nin Kurtulış Yürüyüşüne Kadar... Türkiye İnsanına son sabırlarını göstermelerini öneriyorum.. Başka ne yapabilirim ki... (20 Kasım 2007 B.Torbalı Gazetesi)

“...CHP’nin içine çekildiği “hastalıklı konumu” değerlendirecek şekilde ele almıyorlar.. CHP’nin bugünkü yapısında var olan “sakatlanmışlığı” ciddi olarak değerlendir(e)miyorlar.. Yalnızca Genel Merkeze ve D.Baykal ile arkadaşlarına, yandaşlarına ve grubu ile hizbine karşı olmanın duyurulmasını yeterli görüyorlar.. O arada, birkaç sloganımsı söz söyleyerek durumu götüreceklerini sanıyorlar.. Tabii fena halde yanılıyorlar.. Oysa işin gerçek yanı ve dayandığı temel çok ciddi, çok geniş ve çok derin anlamlarla yüklü bir TÜRKİYE SORUNU OLARAK, karşımızda duruyor.. Evet, bu yalnızca CHP ve D.Baykal ile hizbi ve işgalci yönetimleri değildir.. Bir yükselen değer AKP ve R.T.Erdoğan EFSANESİ yaratmıştır ‘BU DURUM’!..” (28 ağustor 2007 B.Torbalı Gazetesi)

Seçim Sonrası değerlendirmeleri...
"G.Sekreter ve M.Özyürek 'siyasal dahisi' sökün etti ekranlara.. Türkiye’nin yeniden gülleri açtı, açıyordu D.Baykal gül goncası gibi ve pek görünmeden 'ilk döktürmesini' yaptı: BEN DEĞİL MERKEZ SAĞ ÇÖKTÜ... (Ve o çöküntüden artan oylar AKP’ye kaçmış.. O yüzden AKP kazanır gibi olmuş!.. Allahım sen bu millete ve aklı hala başında kalmış samimi CHP’lilere, sosyal demokratlara sabır ve sukunet ihsan eyle, ya Rabbim!..) Hemen sonra ‘oyumuz arttı’ türünden laflar etmez mi.. Gel de kahrolma, o ülke temeliyle yaşıt ve eşit CHP’nin..” (21 agustor 2007 B.Torbalı Gazetesi)
Ertan Ünver'in CHP'ye yıllarını vermiş bir siyasetçi ve düşünen, proje üreten bir ferdi olarak kulak kesilme zamanı gelmedi mi? Muhaliflerin konuşturlmadığı, eleştiriye tahammül edilmeyen. Parti bütçe, faaliyet onayları ve değerlendirmelerin genel başkanın konuşma süresine yada oylama süresine eşit zaman diliminde bittiği bir kongre ne kadar kongredir? bunu Aslan Sosyal Demokratlar içlerine sindirebiliyor mu? Dahası ilerisi için, normal şartlarda yani olağan süreçte AKP iktidarını bu kadroyla bu partinin alternatif olduğuna, sandıkta devirebileceklerine inanıyorlar mı? inanmıyorlarsa yada içlerinde hala demokratlık ve demokrasi kurallarında rekabet etme ahlakı bulunanlar Ünver'i ciddi şekilde okumalı ve dinlemelidir. benim için sorun yok bende Devlet Bahçeli, R.TAYYİP Erdoğan gibi kendilerinden gayet memnunum!

Cenk Sarıgöl