Mitinğler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mitinğler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2009

Torbalıda Gazetecilik ve Destek


Tehdit Kabul Edilemez

Kabul edilemez o kadar çok şey var ki... İsrail’in hastaneleri, camileri, Birleşmiş Milletler (BM) Kampı bombalaması, hedef gözetmeksizin çoluk, çocuk, yaşlı, kadın, hasta, sivil ayrımı yapmadan insan öldürmesi, uluslararası anlaşmalarla yasaklanmış bulunan fosforlu, uranyumlu ve misket bombalarını şehrin orta yerine boca etmesi, insani yardımlara, hasta nakillerine bile izin vermemesi vs. vs...

Lakin bizim başlığımızı attmamıza sebep, gazetemizde ismini gördüğünüz Hüseyin Günaydın beyin tehdit edilmesidir. “Filistin’e destek, İsrail’i tel’in” mitinginde benim gördüğüm DSP İlçe Bşk. Muhsin Yazar, Ticaret Od. Bşk. Muzaffer Sekban ve SP İlçe Bşk. Ahmet Sertcan’ın yayınlanan fotoğraflarıdır. Fotoların montaj olduğunu felan kimse iddia etmedi. Yalanlamadı. Ben böyle bir konuda gülme sebeplerini tartışmam!

Yok düşüyormuş, öteki tutmuş...
Yok beriki yanlışlıkla “Kahrolsun Filistin” demiş...
Yok diğeri fıkra anlatmış, çok komikmiş..
Bu nasıl bir motivasyon? Siz oraya Filistinlilerin acılarını paylaşmak, yaşanan dramı haykırmak için katılmadınız mı? Sebepler beni ilgilendirmez! 5 dk. Ciddi şekilde yürüyeceksiniz.. Hele belli mevkilerdeki kişilerseniz buna 100 kat fazla dikkat ederek...

Bu arada sakın yazılanlardan “Bu mitinglere katılanlar gülecekse sakın katılmasın” gibi sonuça varılmasın. Katılanlar isterse amuda kalkarak yürüsün, takla atarak iştirak etsin! Toplumun belli kesimini temsil eden insanlarsanız işin ciddiyetine daha vakuf olmanızı beklemek bizim hakkımızdır.

SP İlçe Bşk. Ahmet Sertcan’ı insan olarak çok severim. Filistin konusunda herkesten fazla gözyaşı döktüğünü, duyarlı olduğunuda bilirim. Hatta sadece bu ‘gülmeceli’ yürüyüş değil, yıllardır, İsrail zulmünü dillendirdiğini, Filistinlilerin acılarını anlattığınıda...
Haksızlık etmeyelim. Gel gelelim bunca emek, duyarlılık ağız dolusu bir gülmeyle kayboldu!

Ticaret Od. Bşk. Muzaffer Sekban’ında Filistinlilere yapılan haksızlıklara en çok üzülenlerden, konuşanlardan biri olduğu gerçektir. Hele islamın 5 şartından birisi olan ‘HAC’ görevini yeni tamamlamış biri için... O kutsal diyarda dünyanın her köşesinden gelen müminlerin kardeşlik atmosferini soluyalı daha yeni olmuşken, Filistinlilerle kardeşliği çoklardan iyi hissettiğini düşünüyorum. Mamafiğ, o gülücükler , sırıtmalar, kahkahalar yakışmadı. Yakıştıramadım.

DSP İlçe Bşk. Muhsin Yazar için birşey diyemem... Gülmüş olmuş işte... Onu azade tutmuyorum.Olayın tuzu - biberi (Aslanlar Biberi hemde) o gülücüklerin yazılması sonrası yaşananlara... Kim kime yazıyor? Hiç önemli değil! Fikirlerini açıkca toplumuyla paylaşan gazeteyi kimse tehdit edemez / etmemelidir. Nasıl bir aymazlıkla kabalaşıyorsunuz? Yaşanan olay yalan, fotoğraf montajsa ve gazeteye gönderdiğiniz bir tekzip metni varda yayınlanmadıysa hadi hafifletici sebep sayalım... ikinci vitese geçmişler diye düşünelim. Tekzip gönderdinizde yayınlanmadıysa bana gönderin gene yayınlamasınlarda görelim! Ama böyle birşey yok. Yazarı ve gazeteciyi tehtidle, şantajla susturmayı amaçlamak, telefon açıp hakaretler etmek, tiranlık, zorbalıktır. Bunu ne size yakıştırabildim nede bu ilçeye...

Şahsımca biz burada fikirlerimizi söyler, olaylara farklı perspektifler sunmaya çalışırken hiçbir maddi beklentimiz ve menfaatimiz yok. En azından ben kendimden biliyorum. Ha olsada birşey değişmez Torbalı dağ başı mı ki? Hakaretler, tehditlerle gazete yazarı sindirilmeye çalışıyor? Bu tehditlerin Hüseyin Günaydın’a yapılmış olması hiç farketmez. Gazeteci kamu görevi yapar. ortada bir yanlış varsa hep beraber karşı çıkalım. ama ortada sizin işinize gelmeyen ama doğru bir haber varsa laga luga yapmanında sizi küçültmekten başka anlam taşımadığını iyice kafanıza sokun isterim. Bugün ona biri, yarın bana bir başkası... O tehditleri ben kendime kabul ettim. Kıvırdım kıvırdım bekliyorum! Talibi kimse gelip alsın, uygun yerine sıkıştırayım...


Cenk SARIGÖL

7 Temmuz 2007

MHP Yanlışta Israr


MHP Yanlışta Israr


Israrla MHP’nin bir CHP Koalisyonunu dile getirenlere kati cevaplar vermesi gerektiğini yazdım. AKP ve MHP tabanı bölgede olmasa bile İç Anadolu da aynıdır. Şehit cenazeleri her ne kadar milliyetçilik duygularını yükseltmişse de tansiyon düşünce oylarda erime gözleniyor. Nasıl ki cumhurbaşkanlığı krizi sonrasında anketler AKP’yi %50-55 gösterirken bu olay sıcaklığını kaybettikçe erime gösterdi, aynı şey… Deniz Baykal’ı başbakan yapacak bir MHP’ye taban oy vermez. Tamam baraj sorunu şuan yok MHP’nin %11 -12 dolaylarında. Buna şimdi “kararsızım” diyenlerden gelecek olanı eklersek, % 14 civarlarında bir oyla çıkabilir sandıktan.
Sandıklar açıldığında meclisin karşısına önce meclis başkanlığı seçimi çıkacak, eğer onda da 367 diye tutturulursa çözülmemiş cumhurbaşkanlığı krizimizin üstüne GÜL gibi bir de TBMM Bşk. Krizi eklenecek. Meclisin en yaşlısı muhtemelen CHP’li Şükrü Elekdağ olacağından meclis seçene kadar o vekâlet edecek.

Benim merak ettiğim Devlet Bahçeli’nin tavrı ne olacak? Size buradan kati söylüyorum: eğer MHP c.başı krizinde mecliste olsaydı şuan barajı aşması neredeyse imkânsızdı. Çünkü Devlet Bahçeli, GÜL karşıtı cephede olacağı sinyallerini fazlasıyla verdi. Ama fiiliyatta olmadığı için parti fazla etkilenmedi. Mesela “16 mayısta c.başkanının görev süresi dolar yerine TBMM Bşk. Vekalet eder” görüşüne hararetle karşı çıkması A.N.Sezer’in rüzgarında olduğu izlenimi veriyor. Öyle ki kriz anında “c.başı tüm siyasileri bir araya toplayarak çözüm aramalıdır” bile dedi. Sanki krizin sebeplerinden birisi… Sol’un kutup isimlerinden Ecevit ve bence artık herkese malum olan siyasi görüşleri ile Sezer’e iltimas geçer, saygıda kusur etmezken, muhafazakâr ve sağ görüşlü siyasete duruşu ve tavrı şaşırtıcı…


C.başı sevdasını ise hiç anlayamadım. 260’a yakın sol militanı (pkklılar dahil) affeden ve bunların bir kısmı daha sonra tekrar eylemde yakalanan bir c. Başı bahsettiğimiz. Yani MHP’nin en hassas olduğu yer. Rektör atamalarından da bir örnek verelim. Prof. Dr. Devlet Bahçeli’nin bağlı bulunduğu Gazi Üviversitesi rektörlüğüne sayın A.N.Sezer, ülkücü bilinen ve 1064 oy alan Rıza Ayhan yerine sol kimliğiyle ön plana çıkan ve 366 oy alan Kadri Yamaç’ı atamıştı. Yine aynı Sezer “MHP DavasındaAlparslan Türkeş için İDAM İsteyecek kadar ideolojisi bilinen bir savcıyı Anayasa Mahkemesine atamıştı. Bu yüzden Bahçeli’yi ben anlamıyorum…

Devlet Bahçeli’nin politikaları birçok ülkücüyü partiden koparırken, yeni tip milliyetçileri partiye devşirmektedir. Başbuğ Türkeş ile tam zıt bir duruş sergiliyor diyebiliriz Bahçeli için! Türkeş Soğuk Savaş dönemi lideriydi. Gerçektende bir teşkilatçı, uzun vadeli planlar yapabilen önderdi. Bahçeli de daha çok popülist yaklaşımlar görüyoruz. Türkeş’in aksine adam yetiştirme misyonu yok, sermayeden yiyor. Siyasette yaptığı en büyük yanlış, elde bir var diyerek yeni seçmen kitlesi tavlamaya çıkması beklide. “Muhafazakâr – Milliyetçiler tamam” ben ulusalcılar ve sair seçmenden oy devşirmeliyim kaygısı aslında yenileri eklerken eskilerin yelken açmasına sebep veriyor. Türkeş sol eleştiriyi kıyasıya yaparken, sağ partilere temkinli yaklaşır bir abi edasıyla sanki nasihat üslubunda eleştirirdi. Sağ cephede denge rolünü benimsemişti.
En son Erzurum mitinginde yağlı ip atarak AKP’ye “Apo’yu asın” mesajı verdi. Ben tam “buna devam edilmemeli, yoksa bu halkın hafızasında kendi beceriksizliğini hatırlatır” diye düşünürken. İktidar partisinden tam da beklediğim cevaplar geldi ve Trabzon Mitinginde MHP Lideri ‘Apo’yu asmak’ lafını ağzına bile almadı. Doğruda yaptı. Çünkü siyasi rakiplerin sana “zamanında sen niye asmadın iktidardın. O zaman daha kolaydı. Daha idam kaldırılmamıştı ve idamı da sen kaldırdın. Şimdi bunun için Anayasa değişikliği lazım” dediğinde kala kala kalırsın.


Cenk SARIGÖL