E-Muhtıra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
E-Muhtıra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2007

Listeleri Okumak


Listeleri Okumak

Milletvekili adayları belli oldu. Partiler isim listelerini Yüksek Seçim Kuruluna teslim etti. DYP’nin DP’ye dönüşen adının işe yaramadığı görülüyor. 550 sandalyeli meclis için 450 isim sunabilmiş YSK’ya… Yani medya şişirmeleri, pohpohlamaları boş! Listeler ortada, düşünün ki DP Genel Bşk. Mehmet Ağar bağımsız seçildiği Elazığ’dan şimdi aday bulamıyor. Yılların Kırat’ı Antalya, Bilecik, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin illerinde eksik liste veriyor. Kamer Genç Tunceli’de 1. sırada olmasına rağmen DP’den ayrılıyor. Saffet Arıkan Bedük 2. sırayı beğenmiyor. Ağar’ın sağ kolu Bahattin Şeker çok ağır bir ithamda bulunuyor, Mümtaz Yavuz’a "Girdiğin her yeri karıştırıyorsun" diyerek bağırıyor ve DP adaylığından çekiliyor. Üstüne “ben teşkilattan şaibeli işler nedeni ile çekiliyorum” diyor. Parasal işlerden bahsediyor. DP acayip kan kaybetti ve artık Ankara da baraj sularından hiçbir yeri görünmüyor. Özellikle iç ve doğu Anadolu’dan kötü haberle gelmekte… Genel Merkezde kimsenin yüzü gülmüyor desek yeridir. Bir önceki gidişime göre moraller yer-i yekzan olmuş. Bunu Mehmet Ağar’ın yüzünden de rahatlıkla okuyabilirsiniz.

Anavatan’a hiç girmeyelim siz http://www.haber32.com/ isimli Isparta portalına girin yeter. Ne isim ne amblem değişikliği tutmadı. İsmini anan yok Anavatanının. Genel merkezinin önünde gazete ve ajanslara ait araçı bırakın normal araç bile kalmamış. Bunlar birer tespit. Olması gerekeni değil olanı yazdığım bir yazı.

MHP de işler daha sakin ve Anavatan+DYP projesinin Denize gömülmesi, işin su koy vermesi en çok MHP’nin Bahçelisini sulayacak görülüyor. Düne kadar baraj sınırlarında dolaştığı söylenen MHP artık daha rahat diyebiliriz. Listelerin açıklanmasından sonra en az gümbürtü MHP de oldu. Bu disiplinli ve itaat kültüründen gelmesiyle açıklanabilir. İşin garibi görüştüğüm bazı MHP’li milletvekili adayları şu tespiti aktardı. “bizde tüm partiler gibi kapsamlı anketler yaptırıyoruz. Baraj sorunumuz kesinlikle söz konusu değil. Biz iktidara oynuyoruz. Cumhurbaşkanlığı sürecinde halkımız hem iktidarı ‘uzlaşma aramadığı için’ hem muhalefeti ‘uzlaşmadığı ve öneri getirmediği için’ tepkilidir. Bir de MHP gazete ve televizyonlarda ne kadar az görülürse, Genel Başkanımız ne kadar az konuşursa o kadar oyumuz artıyor.” Buda şunu gösteriyor ki seçim sürecinde Bahçeli’yi yine tv. Ve gazetelerde pek göremeyeceğiz. Mülakat, ropörtaj vermeyecek gibi ama MHP işi mitinglerde bitirmeyi planlıyor. Seçim stratejisi bu yönde olacak. MHP genel merkezi arı kovanı gibi (aman Anavatan ile karıştırmayın!). Her zamanki milliyetçi yüz, sert, soğuk ama bu umutsuzluk belirtisi değil. Çünkü gözlerin içi gülüyor.

Ak Parti de büyük bir rahatlık var. Cumhurbaşkanlığı krizinin anti-demokratik bir linçe dönüşmesi ve e-muhtıra karşısında ki dik duruş halk nezdinde Akp’ye itibar kazandırdı. İşte bu rahatlık yüzünden AKP mevcut vekillerinin yarısını değiştiriyor. Listelerinde hem merkeze hemde demokratik açılımlara yön verebilecek entelektüel isimlere yer verdi. Bunun yanında tabanının sesini en fazla dikkate alan, il sıralamalarını buna göre yapan parti olmayı başardı. Fakat “seçmenle hesaplaşması sadece ertelendi” diyebiliriz. C.başı krizinin mağduru olması, AKP döneminde yapılan birçok şeyin üstüne sünger çekti. Parti seçim stratejisini C.başı mağdurluğu ve ekonomik göstergeler üzerinden yapacak görülüyor. İşin garibi rakiplerinin hiçbirisi AKP’ye aynı söylemle karşı çıkmıyor. AKP doğru söylemi yakalamış, halk kimin hangi partiden aday olduğuna bakmıyor. Cebindekine bakıyor. Zaten 2002 seçimlerinde tasfiye ettiği, üstünü çizdiği isimlerin (mesela Mesut Yılmaz) sanki heyecan uyandırıyormuş havasında medyaya yansımasına ise sadece gülüyor.

CHP’ye yerimiz kalmadı onu bir daha ki yazıya bırakırken İzmir de liste dışı kalan vekillerin 3’ünün, meclis koridorlarından, mahkeme koridorlarına yollandığı düşünülüyor.

Hakkı Ülkü: Görevi kötüye kullanmak, hakaret, asli kamu hizmetlerini geçici işçiler vasıtasıyla yürütmek.
Enver Öktem: Özel belgede sahtecilik, mal beyanında bulunmamak, 3167 sayılı yasaya muhalefet, çek yasasına muhalefet, taahhüdü ihlal.
Muharrem Toprak: Tedbirsizlik sonucu demiryolu üzerinde ölüme sebebiyet vermek. Bu arada Sedat Uzunbay ve AKP eski İl Bşk. Ali Aşlık’ı bilahare değerlendireceğiz.

4 Haziran 2007

Demokratik Çıkış


Demokratik Çıkış


Genelkurmay başkanlığı web. Sitesinde Cuma günü 23.30 gibi geç saatlerde muhtıra şeklinde yayınlanan ve e-muhtıra şeklinde ifade edilen bildirinin ardından şaşılacak gelişmeler oldu. Aslında kimse niye böyle bir şeye gerek duyuldu anlamadı. Çünkü, eğer ille de lüzum ediyorsa bunu aday belirleme öncesi yapmak daha akıllıca olurdu. Abdullah Gül gibi dış ve iç kamuoyunda olumlu karşılanan ve piyasaların dahi çıkışa geçtiği bir ortamda epey garip durdu. İşin ilginci bildiriyi yayınlayanlarda ekonomik bir kaostan çekindiklerini yayın saati ve tarihi ile gösterdiler. Cuma gecesi yani borsa, bankalar, finans merkezleri tatildeyken yayınlandı ki verim alınsın pazartesiye kadar taşlar fazla oynamadan yerine otursun diye düşünülmüş gibi… Yinede piyasalarda hatırı sayılır bir gerileme oldu. Hele hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının piyasaları rahatlatan demokrasiyi sahiplenme çıkışları olmasaydı..!

Sonunda CHP muradına erdi..! Anavatan ve DYP ise tarihleri, misyonları ile ters hareket ederek kendilerini bitirdiler. Kendilerine hiçbir sempati bırakmadılar. CHP’yi anlamak, Baykal’ı mazur görmek mümkün, Deniz Baykal hep hizipçi, gerilimden faydalanan fırsatçılığını konuşturdu. Amacı, yaklaşan seçimler öncesinde siyaseti iki kutuplu hale getirerek, laik (CHP), anti-laik (AKP) şeklinde bölmek… böylece CHP oy kaygısı yaşamayacak, belki birkaç puan bile arttırabilirdi. Gerçi onunda bu kadarını beklediğini sanmam. Anap ve Dyp ikilisi ise başbakanın Gül’ü aday göstermesinin ardından panikledikleri gerçeği, açıklamanın ardından 3 saat sonra bir araya gelmelerinden anlaşılabilir. Yoksa yan yana gelecek görünmüyorlardı. Yine de hangi akla hizmetle CHP’nin dümen suyuna gittikleri anlaşılır değil, zaten bunu seçim meydanlarında halka anlatmaları da çok zor olacak. Her iki parti de tarihlerine, misyonlarına ihanet ettiler.

En büyük hata ve beklide e-muhtırayı getiren Erkan Mumcu’nun duruşuydu. Onun tutumunu anlamak mümkün değil. Sen bu hükümette en önemli iki bakanlıkta bulundun mu? A.Gül senin hem bakan arkadaşın hem de başbakanın değimliydi? Bu adamlar bu kadar kötü ise o zaman ne diye 3 yıl birlikte çalıştın? Hani “gelin ‘YÖK ve başörtüsünü’ birlikte çözelim” diyordun. Nasıl oldu da YÖK başkanı ve eşi başörtülü diye Gül’ü istemeyen koraya katıldın? Artık hiçbir inandırıcılığınız kalmadı. Ve ben artık CHP’yi hiç saymıyorum bu partilerin gözümde pek değeri kalmadı. Bana göre Mumcu ve ekibi AKP’nin tek alternatifi, geleceğin hükümet partisi değerini kaybetmişlerdir.

Kimse “e-muhtırayı AKP hazırladı” demesin. Siyaset bir uzlaşıdır elbette… ama siyasi uzlaşılarda en büyük fedakarlıkları en çok oyu alanlar yapmaz. Neymiş “AKP uzlaşsın” yok ya? Sayın Süleyman Demirel’in dediği gibi “hiçbir fani ayağına kadar gelmiş c.başkanlığını elinin tersi ile itemez”… Şimdi bu durumda Erdoğan’ın feragati, kendisinin Çankaya isteklerini frenlemiş olması uzlaşı adına atılan bir adım değimlidir? Peki niye uzlaşı diye bağıran ve mecliste milletvekili olan, grubu bulunan partiler bir araya gelip ortak bir aday çıkarmadılar? Siyaset aynı zamanda alternatif sunmaktır. Akp’nin gösterdiği aday olmaz! İyi de sizin adayınız ya da adaylarınız nerede?

Sistemi kilitleyen muhalefettir. İktidar partisinden kim durup dururken yapılandan büyük fedakârlık bekleyebilir ki? Akp adayına oy vermeyebilir, desteklemez, oturumda eleştirel konuşmalarla tenkit edebilirdiniz ama vekilin görevi meclisi çalışır ve işlevsel tutmaktır. Kendi yazdığı (yazması gereken), çıkardığı, değiştirdiği anayasayı uygulamayı becerememiş, bunu mahkemeye sevk etmiş bir meclisin derhal yenilenmesi gerektir.

Bir iddiaya göre Mumcu ve Ağar böyle bir muhtıradan önceden haberdar oldukları için CHP’nin dümen suyunda hareket etmişlerdir. İşte bu çok daha vahim. Demek daha asker höt demeden al… Ağar’ın durumu ise traji komik bir halde… 15 dk. Önce birlikte basın açıklaması yaptığı vekili tuvalete gidecem diye yanından ayrılıyor, diğeri ben onu kollarım diye arkasından sonra ikisi de toplantı yeter sayısı iddiasına dahil! Ağar bunu mecliste odasında TV’den görüyor ve ilk tepkisi, “Aaa bu bizim Eraslan değil mi?” şimdi bu kişinin ardından 4 milletvekilinin ikisine sahip çıkamamış insana lider diyeceğiz öyle mi?

Ağustosta erken seçim (nasıl oluyorsa zaten 2 ay sonrasında var) isteyen güruh gene stratejik bir hata yapacaktır. Statükocu, jakoben, sistemin hali hazır durumundan nemalanan zihniyet ve mensupları sandığa pek gitmeyecekler. Çünkü tam cav cav sıcaklarda bu altı kuru zevat çoğunlukla mesire yerlerinde, yazlıklarında olurlar. Seçim ve sandık gibi keyf bozan şeylere tevessül ederler mi? Bana zor gibi geliyor. En kızdığım nokta ise “Akp %34 ile %65’i yönetmeye kalkıyor” söylemi, Bu kanunları AKP yapmadı;

BİR. (düzeltebilirdi ayrı). Akp’nin yerel seçimlerde aldığı oy %43
İKİ. meclisteki milletvekili ve grubu bulunan partileri toplasan ve uzlaşsan bile bu %60 eder ki %40 yine dışarıda
ÜÇ. bu adaletsiz sistemi değiştirmek adına muhalefet partilerinin kılını kıpırdatmaması ve aralarında uzlaşmamış olmaları çözüm istemediklerini gösterir
DÖRT…
Akp’nin Türk siyasal tarihinde demokrasiye dipçik darbesi karşısında takındığı tavır bir ilktir ve örneği yoktur. Bunu ayrı bir yazı konusu yapacağız. (muhtırayı yazmadım mı? Ne muhtırası bu olsa olsa bir tavsiyedir. Sizin Genelkurmayın Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olduğundan haberiniz yok mu?)


Cenk SARIGÖL